TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akseki

AGRONEWS - Akseki haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akseki haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Antalya’da yetişiyor: kilosu 2.500 TL, kurusu servet Haber

Antalya’da yetişiyor: kilosu 2.500 TL, kurusu servet

Antalya’nın özellikle yüksek kesimlerde ve nemli ormanlık bölgelerde görülen kuzu göbeği mantarı, kısa süren hasat dönemi nedeniyle büyük ilgi görüyor. Antalya’nın Korkuteli, Elmalı ve Akseki ilçeleri başta olmak üzere birçok bölgede mantar avına çıkan vatandaş, sabahın erken saatlerinde doğaya çıkarak bu lezzetli mantarı toplamaya çalışıyor. Kuzu göbeği mantarının kurutulmuş halinin kilogram fiyatı 12 bin TL’ye kadar yükselebiliyor. Taze kuzu göbeği mantarının kilogramı ise 2000 TL’den başlıyor. DOĞAL VE DEĞERLİ BİR LEZZET Kuzu göbeği mantarı, kendine özgü aroması ve besin değeriyle Türkiye’de en çok tercih edilen mantar türleri arasında yer alıyor. Protein ve mineral açısından zengin olan bu mantar, özellikle yöresel mutfakta önemli bir yere sahip. Antalya’da restoranlar ve yerel pazarlar, sezonun başlamasıyla birlikte kuzu göbeği mantarına yoğun talep gösteriyor. Uzmanlar, mantarın doğadan bilinçli şekilde toplanması gerektiğine dikkat çekiyor. Yanlış mantar türlerinin toplanmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği belirtilirken, yalnızca deneyimli kişilerle birlikte mantar toplanması öneriliyor. Kısa süreli bulunabilirliği ve zahmetli toplanma süreci nedeniyle kuzu göbeği mantarı, pazarda yüksek fiyatlardan alıcı buluyor. Antalya’daki bazı yerel pazarlarda mantarın kilogram fiyatının sezon başında oldukça yüksek seviyelerde olduğu gözlemleniyor. Bu durum, kuzu göbeğini hem ekonomik hem de gastronomik açıdan değerli bir ürün haline getiriyor. Kuzu göbeği mantarının kurutulmuş halinin 50 gramı 712 TL’ye satılıyor. Bu hesaplama ile 1 kg kurutulmuş kuzu göbeği mantarı almak isteyen tüketicinin yaklaşık 12 bin TL ödeme yapması gerekiyor. DOĞAYLA İÇ İÇE BİR AKTİVİTE Mantar toplamak, bölge halkı için sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda doğayla iç içe vakit geçirilen keyifli bir etkinlik olarak da öne çıkıyor. Aileler ve arkadaş grupları hafta sonlarını ormanlık alanlarda geçirerek hem temiz hava alıyor hem de doğanın sunduğu bu özel lezzeti keşfetmenin heyecanını yaşıyor. YETKİLİLER UYARIYOR! Yetkililer, mantar toplamak isteyen vatandaşlara dikkatli olmaları yönünde uyarılarda bulunuyor. Özellikle zehirli mantar türleriyle karıştırılma riskine karşı bilinçsiz toplama yapılmaması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca doğaya zarar verilmemesi, mantarların kökünden sökülmemesi ve çevrenin korunması gerektiği hatırlatılıyor. Antalya’da yaklaşık birkaç hafta sürecek olan kuzu göbeği mantarı sezonunun, hem yerel ekonomiye katkı sağlaması hem de doğa turizmini hareketlendirmesi bekleniyor. KUZU GÖBEĞİ MANTARININ FAYDALARI NELERDİR? Bitkinliğe, güçsüzlüğe ve yorgunluğa karşı oldukça faydalı bir mantar türüdür. Kuzu göbeği mantarı faydaları arasında karaciğer ve kalp hastalıklarına karşı geliştirdiği koruma etkisi de yer alır. Karaciğer ve kalp sağlığını koruyan kuzu göbeği mantarı karaciğer enzimlerinin yenilenmesini sağlamaktadır. TOPLANAN KUZU GÖBEĞİ NASIL PİŞİRİLİR? Kuzu göbeği mantarının kavurması en yaygın şekilde tüketim şekli. Malzemeler: -500 gr. kuzu göbeği/göbek -2 adet soğan -1 çay bardağı zeytinyağı -1 yemek kaşığı toz kırmızı biber -Varsa 3-4 dal taze sarımsak yaprağı -Tuz *Tercihe göre 2-3 tane yumurta *Tercihe göre 1 adet limon Yapılışı: Göbek denilen mantar, bol suda yıkanır, süzülür, pişince küçüldüğü için iri iri doğranır. Yayvan bir tavada ısıtılan yağın içinde kavurmaya alınır. Soğanlar doğranır, mantar suyunu bırakıp çektikten sonra üzerine ilave edilir, soğanların diriliği gidene kadar kavurmaya devam edilir. Yemek, 30-40 dakika içinde pişmiş olur. Tercihe göre üzerine yumurta kırılabilir. Ocaktan indirmeden önce toz kırmızı biber, tuz ve doğranmış taze sarımsak yaprakları eklenir. Sıcak olarak servis edilen kuzu göbeği kavurması bazıları için etten daha lezzetlidir. Yerken üzerine limon da sıkılabilir.

Antalya, Akseki’de Ev Hanımları Nar Ekşisi Üretimine Başladı Haber

Antalya, Akseki’de Ev Hanımları Nar Ekşisi Üretimine Başladı

Antalya'nın Akseki ilçesinde ev hanımları, hem sofralara lezzet katmak hem de aile bütçesine katkı sağlamak için geleneksel yöntemlerle nar ekşisi üretimine başladı. Zorlu bir süreçten geçerek hazırlanan doğal nar ekşisi, kilogramı 600 liradan alıcı buluyor. Akseki'de her yıl kış hazırlıkları kapsamında yapılan nar ekşisi mesaisi başladı. İlçede ekim ayı başlarında olgunlaşan narlar önce bahçelerden toplanıyor. Sopa yardımıyla dövülerek taneleri kabuğundan ayrılan narlar çuvallara konuluyor. Ardından özel yaptırılan küçük şırahanelerde çuvallar tepeleme yöntemiyle ezilerek nar suyu çıkarılıyor. Elde edilen nar suyu süzüldükten sonra bakır tavalarda, odun ateşinde saatlerce kaynatılıyor. Koyulaşıncaya kadar kaynatılan nar suyu, soğutularak şişelere dolduruluyor ve sofralarda kullanılmak üzere raflarda yerini alıyor. Kadınlar, tüm bu üretim sürecini dayanışma usulüyle birlikte gerçekleştiriyor. Nar ekşisi yapımının zahmetli olduğunu belirten üreticilerden Akseki'nin Alaçeşme Mahallesi'nde yaşayan 92 yaşındaki Rahime Uslu, ilçede yaşayan kadınların binbir emekle hazırladıkları nar ekşilerinin yemeklerin vazgeçilmezi olduğunu söyledi. Uslu, "Komşularımla birlikte narları ağaçlardan topluyoruz. Narları kırıp tanelerini leğenlerde biriktiriyoruz, sonra çuvallara koyup kendi yaptığımız şırahanelerde eziyoruz. Ertesi gün sabah erken saatlerde odun ateşinde 5-6 saat kaynatıyoruz. Kıvamına gelmeden ocaktan indirmeyiz. Hiçbir katkı maddesi koymuyoruz, tamamen doğal yapıyoruz. Çok zahmetli ama bir o kadar da lezzetli oluyor" dedi. Uslu, kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kalan nar ekşisini satışa sunduklarını belirterek, kilogramını 600 liradan sattıklarını ifade etti. Türkiye'de nar üretiminde önde gelen illerden biri olan Antalya'da, nar ekşisi sofraların vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alıyor. Geleneksel yöntemlerle üretilen Akseki nar ekşisi, hem doğallığı hem de lezzetiyle büyük ilgi görüyor.

Antalya’dan Hollanda’ya Kardelen İhracatı Başlıyor Haber

Antalya’dan Hollanda’ya Kardelen İhracatı Başlıyor

Antalya'nın Akseki ilçesi Çimi köyünde Tarım ve Orman Bakanlığının 2015 yılında başlattığı proje kapsamında oluşturulan üretim parsellerinden, bu yıl 293 bin 400 adet "Galanthus Elwesii" türü kardelen soğanı sökülerek Hollanda’ya ihraç edilecek. Kardelen üretimi ve ihracatını gerçekleştiren Mehmet Oğuz, doğayı koruma amaçlı üretim yapıldığını ve bu sayede bölgedeki kardelen varlığının sürdürülebilir hale getirildiğini belirtti. Bakanlık İzniyle Üretim ve İhracat Kardelen ihracatı yapan Mehmet Oğuz, 2015 yılında Tarım ve Orman Bakanlığından aldıkları izinle kendi arazilerinde kardelen soğanı üretimine başladıklarını söyledi. 2016 yılında damızlık parseller oluşturarak ihracata uygun üretim yaptıklarını belirtti. Kotaya Göre Söküm Yapılıyor Daha önce kaçak yollarla yapılan doğadan sökümün önüne geçmek amacıyla Bakanlık tarafından kota uygulamasına geçildiğini aktaran Oğuz, üretim parsellerinden sadece belirlenen miktarda söküm yapıldığını vurguladı. Tohumdan Yumru Soğan Üretimi Çimi Mahallesi'ndeki arazilerinde 2 milyon 500 bin tohumdan yaklaşık 600 bin adet yumru soğan elde ettiklerini ifade eden Oğuz, bitkilerin hem kökten hem de tohumdan çoğalarak doğayı koruduklarını belirtti. Çimi Yaylası'nda Kardelenler Yok Oluyor Bilinçsiz ve kaçak sökümler nedeniyle Çimi Yaylası'ndaki kardelenlerin büyük oranda yok olduğunu söyleyen Oğuz, Tarım Bakanlığına yapılan başvuru sonucu doğadan sökümün 5 yıl süreyle yasaklandığını hatırlattı. Üretimde Başarı: 250 Kilogram Tohumla Başladı 2016 yılında 250 kilogram tohumla başladıkları üretim sürecinde bugün 600 binin üzerinde büyük boy kardelen soğanı elde ettiklerini belirten Oğuz, doğaya da sürekli olarak elek altı ürünlerin bırakıldığını kaydetti. Çimi Yaylası Türkiye'nin En Kaliteli Kardelenini Yetiştiriyor Çimi Yaylası'nın fiziksel koşulları sayesinde Türkiye'nin en kaliteli kardelen soğanlarının burada yetiştiğini ifade eden Oğuz, Toroslar’ın diğer bölgelerindeki kardelenlerin Çimi Yaylası kadar iyi kalitede olmadığını dile getirdi. Bilinçli Üretimle Doğaya Destek Geçtiğimiz yıl 2 milyon 500 bin kardelen tohumu toprakla buluşturduklarını belirten Oğuz, file üzerinde yapılan bilinçli ekim sayesinde ürünlerin sağlıklı şekilde büyüdüğünü söyledi. Kardelen Soğanlarının Sökümüne 5 Yıl Yasak Çimi, Çanakpınar ve Sadıklar mahalle muhtarlarının başvurusu sonucunda Tarım ve Orman Bakanlığı, bölgede kardelen soğanlarının doğadan sökümünü 5 yıl süreyle yasakladı. Ayrıca kaçak sökümlere karşı ciddi cezai yaptırımlar uygulanacağı Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile duyuruldu.

Antalya’dan Hollanda’ya Kardelen İhracatı Başlıyor Haber

Antalya’dan Hollanda’ya Kardelen İhracatı Başlıyor

Antalya'nın Akseki ilçesi Çimi köyünde Tarım ve Orman Bakanlığının 2015 yılında başlattığı proje kapsamında oluşturulan üretim parsellerinden, bu yıl 293 bin 400 adet "Galanthus Elwesii" türü kardelen soğanı sökülerek Hollanda’ya ihraç edilecek. Kardelen üretimi ve ihracatını gerçekleştiren Mehmet Oğuz, doğayı koruma amaçlı üretim yapıldığını ve bu sayede bölgedeki kardelen varlığının sürdürülebilir hale getirildiğini belirtti. Bakanlık İzniyle Üretim ve İhracat Kardelen ihracatı yapan Mehmet Oğuz, 2015 yılında Tarım ve Orman Bakanlığından aldıkları izinle kendi arazilerinde kardelen soğanı üretimine başladıklarını söyledi. 2016 yılında damızlık parseller oluşturarak ihracata uygun üretim yaptıklarını belirtti. Kotaya Göre Söküm Yapılıyor Daha önce kaçak yollarla yapılan doğadan sökümün önüne geçmek amacıyla Bakanlık tarafından kota uygulamasına geçildiğini aktaran Oğuz, üretim parsellerinden sadece belirlenen miktarda söküm yapıldığını vurguladı. Tohumdan Yumru Soğan Üretimi Çimi Mahallesi'ndeki arazilerinde 2 milyon 500 bin tohumdan yaklaşık 600 bin adet yumru soğan elde ettiklerini ifade eden Oğuz, bitkilerin hem kökten hem de tohumdan çoğalarak doğayı koruduklarını belirtti. Çimi Yaylası'nda Kardelenler Yok Oluyor Bilinçsiz ve kaçak sökümler nedeniyle Çimi Yaylası'ndaki kardelenlerin büyük oranda yok olduğunu söyleyen Oğuz, Tarım Bakanlığına yapılan başvuru sonucu doğadan sökümün 5 yıl süreyle yasaklandığını hatırlattı. Üretimde Başarı: 250 Kilogram Tohumla Başladı 2016 yılında 250 kilogram tohumla başladıkları üretim sürecinde bugün 600 binin üzerinde büyük boy kardelen soğanı elde ettiklerini belirten Oğuz, doğaya da sürekli olarak elek altı ürünlerin bırakıldığını kaydetti. Çimi Yaylası Türkiye'nin En Kaliteli Kardelenini Yetiştiriyor Çimi Yaylası'nın fiziksel koşulları sayesinde Türkiye'nin en kaliteli kardelen soğanlarının burada yetiştiğini ifade eden Oğuz, Toroslar’ın diğer bölgelerindeki kardelenlerin Çimi Yaylası kadar iyi kalitede olmadığını dile getirdi. Bilinçli Üretimle Doğaya Destek Geçtiğimiz yıl 2 milyon 500 bin kardelen tohumu toprakla buluşturduklarını belirten Oğuz, file üzerinde yapılan bilinçli ekim sayesinde ürünlerin sağlıklı şekilde büyüdüğünü söyledi. Kardelen Soğanlarının Sökümüne 5 Yıl Yasak Çimi, Çanakpınar ve Sadıklar mahalle muhtarlarının başvurusu sonucunda Tarım ve Orman Bakanlığı, bölgede kardelen soğanlarının doğadan sökümünü 5 yıl süreyle yasakladı. Ayrıca kaçak sökümlere karşı ciddi cezai yaptırımlar uygulanacağı Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile duyuruldu.

Defne Yaprağı Hasadı Akseki Köylüsüne Gelir Kapısı Oldu Haber

Defne Yaprağı Hasadı Akseki Köylüsüne Gelir Kapısı Oldu

Antalya'nın Akseki ilçesinde orman köylüleri için önemli bir geçim kaynağı olan defne yaprağı, ilaç, gıda, kimya, boya ve kozmetik sektörlerinde kullanılarak yurt dışına ihraç ediliyor. Bu yıl hasadı yapılan 300 ton defne yaprağı, özellikle Amerika ve Avrupa pazarına gönderildi. 100 Aile Geçimini Defne Hasadından Sağlıyor Akseki'nin Sinanhoca Mahallesi'nde ocak ve şubat aylarında yaklaşık 4 hafta süren defne yaprağı hasadı, köyde yaşayan yaklaşık 100 aileye gelir sağlıyor. Akseki Orman İşletme Müdürlüğü'nden alınan izinle yapılan hasat, doğal ortamda yetişen defne ağaçlarından gerçekleştiriliyor. Köylüler, dik yamaçlarda ve kayalık alanlarda zorlu şartlarda topladıkları defne yapraklarını traktörlerle köy meydanına taşıyor. Defne Yaprağı İhracata Gidiyor Toplanan defne yaprakları, İzmir’deki firmalar tarafından kilosu 19,30 liradan satın alınıyor. Firmalar tarafından işlenen ürünler, başta ilaç ve kozmetik sektörü olmak üzere birçok alanda kullanılmak üzere Amerika ve Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor. Ortalama 5 kişilik bir aile, sezon boyunca yaklaşık 50 bin lira gelir elde ediyor. “Bu Yıl Rekor Hasat Gerçekleşti” Sinanhoca Mahallesi Muhtarı Erol Büyükarslan, bu sezon geçmiş yıllara göre en yüksek rekolteye ulaşıldığını belirterek, "Bu yıl 300 ton defne yaprağı topladık. Üstelik kilosunu 19 lira 30 kuruştan satabildik, köy halkı için çok iyi bir gelir oldu" dedi. Akseki Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileri ise özel ağaçlandırma sahalarının 1987 yılından bu yana koruma altında olduğunu ve kesim işlemlerinin belirlenen bölgelerde dönüşümlü olarak yapıldığını ifade etti. “Defne Köylünün En Büyük Geçim Kaynağı” Defne kesimi yapan Hasan Hüseyin Arslan, bu yılki hasattan memnun olduklarını belirterek, "Ailece çalışıyoruz ve önemli bir gelir elde ediyoruz. 100’den fazla aile bu işten ekmek yiyor" dedi. Fatma Büyükarslan ise defne yaprağının köy halkı için vazgeçilmez bir gelir kaynağı olduğunu vurgulayarak, "Tüccarlar köyümüze kadar gelip ürünlerimizi alıyor. Günde yaklaşık bir ton defne kesiyoruz ve aile bütçemize büyük katkı sağlıyoruz" diye konuştu. Hasat edilen defne yaprakları, işlenerek dünya pazarına açılırken, Akseki köylüsü için ekonomik bir can suyu olmaya devam ediyor.

Torosların şifa dağıtan adamı Haber

Torosların şifa dağıtan adamı

Torosların 800 ila bin 800 rakımlarındaki tepelerinden bitkileri toplayarak adeta şifa dağıtan adam, 81 ilden sipariş alarak müşterilerine kargo ile yağlarını ulaştırıyor. Abdullah Güven, Orman İşletme Müdürlüğünden aldığı izinle yazın 800 ila bin 200 metre rakımlı Toros Dağlarında kekik, şalba, andız, mersin, ardıç, defne, menengiç, çam, biberiye, rezdene, kantaron, ısırgan otu ve su nanesi gibi bir çok bitkileri topluyor. Daha önce bu otları topladıktan sonra kurutup sattığını belirten Güven, eskiden ilkel yöntemle kekik, elma yağı, defne yağı, andız yağı, su nanesi yağı sıkmaya başladığını, şimdi ise daha gelişmiş yöntemle yaptırdığı kazanlarda bu işi yapmaya devam ettiğini söyledi. “En fazla kekik yağı çıkarıyorum. En çok satılan yağ kekik yağı” En fazla kekik yağı çıkardığını ve en fazla da satışının kekik yağı satışı olduğunu anlatan Güven, “Yağ çıkarmak oldukça zahmetli ve zor bir iştir. Toroslarda yetişen bitkilerin ayrı bir lezzeti ve şifası vardır. İnsanlara faydalı olmaya çalışıyoruz. Bunun için de memnunuz. Yaptığımız yağların içinde en fazla kekik yağı üretiyoruz. Kekik yağının satışı daha çok. İnsanlar kekik yağını daha fazla tüketiyorlar” dedi. “Kazana yüz kilogram bitkiden ortalama bir litre yağ çıkar” Güven, “Yağ çıkarmanın oldukça zahmetli bir iş olduğunu söyleyen Güven, “Kazana yüz kilogram bitki atıyorum. Bitkilerden yüz kilogramdan bir litre yağ çıkarıyorum. Ben bu yağı çıkarırken köylülerden de topladıkları bitkileri satın alıyorum. Yağı çıkarmak için sabahın erken saatlerinde kazanın altını yakarak başlıyorum. 4 saatte yağ çıkmaya başlıyor. Bir 4 saat daha devam ediyor. Yaklaşık 8 saatte işlem tamamlanıyor” ifadelerine yer verdi. “35 çeşit yağ çıkarıyor” Her geçen gün yeni yağ çeşitleri çıkardığını söyleyen Güven, “Her geçen gün başka bitkilerden yağ çeşitlerimi çoğaltıyorum. Kekik, nane, adaçayı elma, andız, ardıç, katran sedir, lavanta, mersin, defne yaprak, defne tohum, sarı kantaron, rezene, çörek otu, çöğre menengiç, çam, okaliptüs, biberiye, susam, bamya, üzüm çekirdeği, acı badem, tatlı badem, ısırgan otu, keten tohumu, karanfil, yer fıstığı, Hindistan, cevizi, ceviz, aspir, haşhaş, nar çekirdeği, yer fıstığı ve hardal” yağı olmak üzere 35 çeşit yağ çıkartıyorum. Bu bitkilerin bazılarını Akseki’de ekmeye başladılar. Lavanta özellikle Akseki ve İbradı bölgesinde bol miktarda yetiştirenler var. Bu dağlarda ne yetişirse bunların yağını çıkarmak için uğraşıyorum. Başka başka bitkilerden denemeler yaparak çeşitlerimi arttırıyorum” dedi. “Akseki’nin kekiği çok etkili” Akseki’de yetişen kekiklerin çok kıymetli olduğunu anlatan Güven, “Örneğin kekik yağı oldukça faydalı bir yağdır. Bizim yöremizde yetişen kekiklerin yağı incelenmiştir. Akseki’li Akdeniz Üniversitesinden emekli Prof.Dr. Oktay Yeğen tarafından yaklaşık 40 yıl çalışma yapmış ve incelemiştir. Almanya’da da çalışma yapmıştır. Bunun Türkiye’nin her yerinden almış olduğu numunelerinden en iyisinin Akseki’de yetiştiğini söylemiştir. Biz ondan aldığımız bilgiye göre bizim yöremizin kekik ve diğer bitkilerin aromaları çok güzel oluyor. Buradaki iklim çok farklıdır” diye konuştu. “Kazanda yağ 4 saatte çıkar” Kazana attığı bitkilerin 4 saatte yağ çıkarma işlemlerinin yapıldığını söyleyen Güven, “Kazanlara 80-100 kilogram attığımız bitkilerde var. 300 kilo attığımız bitkilerde vardır. Yapraklı türler atarsak 70-80 kilo atarız. Dövülmüş olursa bu 100-120 kiloya kadar çıkabiliyor. Bitkiyi 100-120 derece arasında kaynatıyoruz. Bir saatte vermeye başlıyor. 3 saat vermeye devam ediyor ve toplam 4 saatte yağını tamamen alıyoruz” “Her yağın ayrı bir şifası var” Çıkarmış olduğu 35 çeşit yağın ayrı ayrı faydaları olduğunu belirten Güven, “Örneğin kekik yağı, üşütmeye ve virüslere karşı faydalıdır. Lavanta yağı uykusuz kaldığınız zamanlar gece burnunuza sürdüğünüz zaman rahat uyursunuz. Kokusu güzeldir. Nane yağı bulantı giderir, ağız yaralarına iyi gelir. Okaliptüs yağının ise hem nefes açıcı ve sinek kovucudur. Ardıç yağı nefes darlığı ve eklem ağrılarına çok iyi gelir. Menengiç yağı vücut direncini arttırır, bağışıklık sistemini güçlendirir, idrar yollarına faydalı, bağırsaklardaki mikrobu öldürerek kansere iyi geliyor. İyileşenleri çok gördüm. Her birinin ayrı ayrı faydaları var. Saymakla bitmez. Alanlar sürekli bizden alırlar. Bizim yağlarımız doğal olduğu için doğal yağları halk daha çok seviyor. Satışlarımız iyi. Türkiye’nin her yerine sipariş üzerine gönderiyoruz. Vatandaşlara şifa dağıttığımız için oldukça mutluyuz” diye konuştu. Mahalle halkından Mustafa Kurum, “Akseki’nin doğal ürünleri, kekik yağı, teğnil yağı, andız, püse, karacaotlam, yağı, çöğre yağı gibi bir çok şifalı bitkiden elde edilen yağların hepsi doğaldır. Bunların yağını alıp kullanıyoruz. Bu yağlar bir çok dertlere şifadır” diye konuştu.

In Antalya, carob molasses is considered a cure-all Haber

In Antalya, carob molasses is considered a cure-all

In Akseki district of Antalya, located in the Taurus Mountains, molasses is made from cones collected from carob trees." "Andız pekmezi", which is widely known as a panacea, is sold at 200 TL per kilogram. "Andız pekmezi", which has been widely produced in Akseki since old times, continues to be produced in Kuyucak Neighborhood of Akseki. Halil Erdoğan, who makes molasses, said they collect ripe cones from carob trees, crush them in a crusher, and soak them in a fermentation house for 2 days. "It boils at 120 degrees Celsius" Erdoğan, who said that after taking the syrup of soaked cones, they pour them into pans, "We prepare for molasses making the day before. We wake up at 03:00 at night. We heat the bottoms of the pans we have prepared with hot fire. We boil the syrups in the pans at about 120 degrees Celsius. Of course, making this molasses is not easy. It is quite difficult. It boils for hours. We boil it for about 15 hours. After boiling for 15 hours, we lower the pans by following its consistency. One kilogram of molasses is produced from five kilograms. It is really difficult to make this molasses. I produce about 2 tons of carob molasses annually," he said. "A natural remedy source of the Taurus Mountains" Erdoğan, who explained that they collect the raw material of carob molasses from places 1,500-2,000 meters high in the Taurus Mountains, said, "The obtained molasses is completely natural. There is no mixture in it. It is known that carob molasses is good for many diseases such as hemorrhoids, anemia, stomach, lung, liver, rheumatism, diabetes, urinary tract infection, asthma. This molasses is a source of remedy," he said.

Antalya’da her derde deva andız pekmezi Haber

Antalya’da her derde deva andız pekmezi

Her derde deva olarak bilinen pekmezin kilogramı 200 TL’ye satılıyor. Akseki’de eski yıllardan beri yaygın olarak üretilmekte olan andız pekmezi, Akseki’nin Kuyucak Mahallesi’nde üretimi devam ediyor. Pekmez yapan Halil Erdoğan, andız ağaçlarının olgunlaşan kozalaklarını topladıklarını, kırma makinesinde kırdıktan sonra 2 gün süreyle Şıra hanede ıslatıldığını söyledi. “120 derece kızgın ateşte kaynıyor” Şırahanede ıslanan kozalakların şırasını aldıktan sonra tavalara döktüklerini söyleyen Erdoğan, “Pekmez yapımına geçmek için bir gün öncesinden hazırlıklarımızı yapıyoruz. Gece saat 03.00’te kalkıyoruz. Hazırlamış olduğumuz tavaların altını kızgın ateşle ateşliyoruz. Tavalardaki şıraları yaklaşık 120 derece ısıda kaynatıyoruz. Tabii ki bu pekmezi yapması kolay değil. Oldukça zordur. Saatlerce kaynıyor. Yaklaşık 15 saat kaynatıyoruz. 15 saat kaynattıktan sonra kıvamını takip ederek tavaları indiriyoruz. 5 kilodan bir kilo pekmez çıkar. Gerçekten bu pekmezi yapmak zordur. Yıllık olarak 2 ton andız pekmezi üretiyorum" dedi. "Torosların doğal şifa kaynağı" Andız pekmezinin ham maddesini Toros Dağları’nda bin 500-2 bin metre rakımlı yerlerden topladıklarını anlatan Erdoğan, "Elde edilen pekmez tamamen doğaldır. İçinde herhangi bir karışım bulunmuyor. Andız pekmezinin, basur, kansızlık, mide, akciğer, karaciğer, romatizma, şeker hastalığı, idrar yolları iltihabı, astım gibi birçok hastalığa iyi geldiği biliniyor. Bu pekmez, şifa kaynağı" ifadelerini kullandı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.