Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ar-Ge

AGRONEWS - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sunar Yatırım Ar-Ge merkezi mısırın geleceğini şekillendiriyor Haber

Sunar Yatırım Ar-Ge merkezi mısırın geleceğini şekillendiriyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı, sektöründe ilk ve tek olan Ar-Ge Merkezine yatırımlarını her geçen gün artırarak inovasyon çalışmalarını sürdüren şirket, üretim tesisine giren her mısır tanesini yüzde 100 değerlendirerek, ürettiği mısır nişastası ve türevleriyle gıda sektörü dışında da ürünün kullanımını destekliyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuya ilişkin açıklamasında; "İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor" dedi. Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor. Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürütüyor. Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç eden Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı. Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezi bir rol oynuyor. Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor.

Mersin’de akıllı tarım yatırımları hız kazandı Haber

Mersin’de akıllı tarım yatırımları hız kazandı

Tarımda teknoloji üre­ten merkez haline gelen Mersin Agropark, yeni Ar-Ge alanları, atölye tipi yapı­lar ve yüksek katma değerli üre­tim hedefleriyle Çukurova’nın tarımda ilerlemesine öncülük ediyor. Mersin Agropark Ge­nel Müdürü M. Murat Hocagil, bölgenin tarım teknolojilerinde Türkiye’nin örnek merkezlerin­den biri olmayı hedeflediklerini söyleyerek, odak tarım modeliy­le katma değerli üretimi amaç­ladıklarını kaydetti. Tarım, gıda ve teknolojiyi ay­nı çatı altında buluşturan Mer­sin Agropark, yürüttüğü Ar-Ge projeleri, üniversite-sanayi iş birlikleri ve yeni yatırım plan­larıyla bölgenin tarımsal dönü­şümüne katkı sağlamaya devam ediyor. Yaklaşık 800 dekarlık alanda faaliyet gösteren Agro­park’ta bugün 15 firma tarafın­dan 19 ayrı proje yürütülürken, özellikle akıllı tarım, biyotekno­loji, yapay zeka destekli üretim sistemleri ve topraksız tarım uygulamaları öne çıkıyor. “Tarım ve teknolojiyi aynı merkezde buluşturuyoruz” Agropark’ın kuruluş amacı­na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hocagil, üniversiteler, araştırmacılar ve özel sektörün ortak çalışma kültürüyle önemli bir ekosistem oluşturduklarını söyledi. Hocagil, “Tarım ve gıda sektö­ründe Ar-Ge yapmak isteyen gi­rişimciler için güçlü bir altyapı oluşturduk. Üniversitelerin bilgi birikimini özel sektörün üretim gücüyle buluşturarak yenilikçi projelerin ortaya çıkmasına kat­kı sağlıyoruz. Mersin Agropark bugün sadece bölgenin değil, Türkiye’nin önemli tarım tekno­lojisi merkezlerinden biri haline gelmiştir” dedi. Agropark bünyesinde yürütü­len projelerin büyük bölümünü akıllı tarım uygulamaları, biyo­teknoloji çalışmaları ve sürdürü­lebilir üretim modelleri oluştu­ruyor. Sensör destekli sistemler, otomasyon teknolojileri, dijital tarım uygulamaları ve yapay ze­ka tabanlı çözümlerle üretimde verimliliğin artırılması hedefle­niyor. Hocagil, biyoteknoloji ala­nında hastalıklara dayanıklı yeni türlerin geliştirilmesi, bitki ısla­hı ve yeni tohum çalışmaları yü­rütüldüğünü belirterek, modern sera teknolojileriyle daha az su kullanılarak yüksek verimli üre­tim yapılabildiğini kaydetti. “Odak tarım modeliyle katma değerli üretim hedefliyoruz” Mersin Agropark’ın bölgesel üretim potansiyeline göre şekil­lenen “odak tarım” modeli üze­rinde çalıştığını vurgulayan Ho­cagil, Mersin ve Çukurova’nın lojistik gücü, iklim avantajı ve üretim kapasitesinin yüksek katma değerli ürünlerle değer­lendirilmesi gerektiğini söyledi. Narenciye, muz, seracılık ürünleri ile tıbbi ve aromatik bitkilerin öncelikli alanlar ara­sında yer aldığını belirten Hoca­gil, akıllı sera sistemleri ve top­raksız tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla hem ve­rimliliğin hem de ihracat kapa­sitesinin artırılmasının hedef­lendiğini ifade etti. Yeni hedef: Atölye tipi Ar-Ge alanları Agropark’ın büyüme hedefle­rine ilişkin de bilgi veren Hocagil, mevcut projelerin artık yalnız­ca ofis ve tarımsal araziyle sınırlı kalmadığını, uygulama ve proto­tip geliştirme alanlarına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Bu kap­samda yeni genişleme çalışmala­rının sürdüğünü belirten Hoca­gil, mevcut yerleşkenin kuzey bö­lümünde farklı büyüklüklerde 11 adet atölye tipi yapı planlandığı­nı açıkladı. Söz konusu alanlar­da büyük ölçekli makine tasarımı, prototip üretimi ve teknik Ar-Ge çalışmalarının yürütülebilece­ğini ifade eden Hocagil, “Tarım teknolojileri geliştiren girişim­cilerin ihtiyaçlarına daha güçlü cevap verecek bir altyapı oluştu­ruyoruz. Bu yatırımlar sayesinde bölgemizin teknoloji üretim ka­pasitesi daha da güçlenecek” diye konuştu.

Şeker sektöründe kritik eşik: maliyet 47 TL, satış 30 TL oldu Haber

Şeker sektöründe kritik eşik: maliyet 47 TL, satış 30 TL oldu

Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, katıldığı bir televizyon programında şeker pancarı tarımı ve sektörün geleceğine dair çarpıcı uyarılarda bulundu. Şeker sektörünün şu an kritik bir noktada olduğunu ifade eden Akay, doğru politikalar uygulanmazsa hem tarımın hem de çiftçinin telafisi güç zararlar göreceğini söyledi. "Sektör Artık Bir Mücadele Alanı" Şeker pancarının Türkiye için stratejik bir ürün olduğunun altını çizen Başkan Akay, sektörde ayakta kalmanın artık sürekli bir mücadele gerektirdiğini belirtti. Tüm çalışmaların üretici odaklı yürütüldüğünü hatırlatan Akay, çiftçinin geleceği için yoğun çaba sarf ettiklerini dile getirdi. Maliyet Uçurumu: Üretici Zararına Satıyor Başkan Akay’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici nokta ise finansal tablo oldu. Gübre, mazot ve diğer girdi maliyetlerindeki artışın üreticiyi nefessiz bıraktığını belirten Akay, rakamlarla tehlikeyi özetledi: Ortalama Maliyet: 47 TL/kg Mevcut Satış Fiyatı: 30 - 35 TL/kg Akay, "Satış fiyatlarının maliyetin bu denli altında kalması, sektörün geleceği için en büyük tehdittir. Bu dengesizlikle üretimin devamlılığı sağlanamaz," uyarısında bulundu. NBŞ ve Kayıt Dışı Üretim Tehdidi Pancar şekerinin sadece maliyetle değil, haksız rekabetle de boğuştuğunu belirten Akay; kimyasal tatlandırıcılar, nişasta bazlı şeker (NBŞ) ve denetimsiz kayıt dışı üretimlerin pazarı bozduğunu vurguladı. Kota dışı üretimlerin neden olduğu dengesizliğin, dürüst üreticiyi cezalandırdığını ifade etti. Çözüm İçin 5 Acil Madde Başkan Hüseyin Akay, sektörün içine düştüğü bu darboğazdan çıkması için somut çözüm önerilerini şu başlıklarla sıraladı: Girdi Maliyetleri: Gübre ve mazot gibi temel kalemlerde üretici desteklenerek maliyetler aşağı çekilmeli. Fiyat İstikrarı: Şeker satış fiyatları, maliyet-kar dengesi gözetilerek acilen revize edilmeli. Sıkı Denetim: Kimyasal tatlandırıcı kullanımı sınırlandırılmalı ve kayıt dışı üretimle tavizsiz mücadele edilmeli. Modern Teknikler: Sulama sistemleri ve verimlilik artırıcı yöntemler yaygınlaştırılmalı. Ar-Ge ve Yerli Tohum: Şeker pancarında dışa bağımlılığı azaltacak yerli tohum çalışmaları hızlandırılmalı.

Bungalovlar için yeni yönetmelik gündemde, Erdoğan'dan talimat Haber

Bungalovlar için yeni yönetmelik gündemde, Erdoğan'dan talimat

Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkındaki Yönetmelik Resmi Gazete'de yayınlandı. 4 Nisan 2026 tarihli yönetmelik sonrası yıkılmasına kesin gözüyle bakılan tarım arazilerindeki kaçak yapılar için yeni yönetmelik çalışması yapılacak. BAKANLAR KONUYU YENİDEN ELE ALACAK NTV Muhabiri Ahmet Örs, son AK Parti MKYK toplantısında konunun gündeme geldiğini anlatırken, “Mevcut yapıların yıkılması gibi amaç olmadığı açıklanmıştı. AK Parti MKYK üyeleri, sorunu ve eleştirileri gündeme getirdi. ‘Yeni yönetmelik nedeniyle binlerce kişi mağdur olabilir’ denildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan talimat verdi, 'yeni yönetmeliği çalışın gerekli düzenlemeleri yapın” dedi." bilgisini paylaştı. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı konuyu yeniden ele alacak. Mevcut yapılara para cezası kesilmesi, yapım halinde olanların yıkımı, bu yapıların tümünün sisteme kayıt edilmesi ve yeni yapılara artık izin verilmemesi gibi düzenlemeler gündeme gelebilir. Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkındaki Yönetmelik Resmi Gazete'de yayınlanması sonrasında, sayıları sürekli artan bağ evi, hobi bahçesi, konteyner evler ve bungalov gibi yapılar için yıkım başladı. Bu yapılar hemen yıkılacak, verilen sürede yıkılmazsa suç duyurusunda bulunulacak, devlet yıkımı yaparsa masrafını tahsil edecek. Zeytinliklere bina veya başka tesis yapımı da yeniden düzenlendi. Üzerinde dönüm başına 28 ile 55 adet zeytin olan arazi dikili tarım arazisi olarak kabul edildi. Yönetmelikte, tarım arazilerine yapılacak her türlü yapı için izin vermek üzere yeni bir kurul oluşturulması, mevcut yasalara aykırı yapıların valilikler tarafından yıkılması ve bu yıkım ücretinin belediyelerin bütçesinden kesilmesine yönelik maddeler dikkat çekiyor. EN AZ 5 DÖNÜM ARAZİ GEREKLİ Bağ evi için en az 5 dönüm arazi gerekecek ve 30 metrekareden büyük yapıya izin verilmeyecek. 30 metrekare tabanlı iki katlı bina inşa etmek mümkün olacak. Bir parselde sadece 1 ev yapılabilecek. Bir aile aynı bölgede sadece bir adet bağ evi yapabilecek. Dikili arazide 30 metrekare bina için ise 1 dönüm yeterli olacak. YIKIM 1 AY İÇİNDE BAŞLIYORDU Yönetmeliği göre, yıkım kararı olan yapıların yıkımına bir ay içinde başlanacak, belediyeler yıkmazsa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yıktıracak, yıkım masrafları belediyelerin bütçelerinden doğrudan kesilecek. Ayrıca, tarım arazilerinde izin verilecek yapılar için öncelikle alternatif yer bakılacak, yani bir tarla sahibi tarlasında bağ evine izin almak isterse bu binayı öncelikle başka bir yere yapıp yapamayacağına bakılacak. Yönetmelik, tarla gibi, tarım arazileriyle, üzerinde ağaç bulunan arazilerin kullanım koşullarını yeniden tanımladı. Tarım arazilerine yapılacak her türlü yapılar için, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan izin alınması gerekecek. KURUL İZNİ GEREKECEK Yönetmeliğe göre, “toprak koruma kurulu” adı altında yeni bir yapı oluşturulacak. Bağ evi, “Tarımsal faaliyetin yapılması için ihtiyaç duyulan ve tarımsal üretimi artırıcı etkisi olan, doğal yapıyı bozmayacak şekilde inşa edilen yapı” olarak tanımlandı. Yönetmelikte, tarım arazilerine yapılabilecek tarımsal amaçlı yapılar şöyle tarif edildi; -Toprak koruma ve sulamaya yönelik altyapı tesisleri, entegre nitelikte olmayan hayvancılık ve su ürünleri üretim ve muhafaza tesisleri ile zorunlu olarak tesis edilmesi gerekli olan müştemilatı, -Mandıra, üreticinin bitkisel üretime bağlı olarak elde ettiği ürünü için ihtiyaç duyacağı yeterli boyut ve hacimde depolar, un değirmeni, tarım alet ve makinelerinin muhafazasında kullanılan sundurma ve çiftlik atölyeleri, seralar, tarımsal işletmede üretilen ürünün özelliği itibarıyla hasattan sonra iki saat içinde işlenmediği takdirde ürünün kalite ve besin değeri kaybolması söz konusu ise bu ürünlerin işlenmesi için kurulan tesisler ile Bakanlık tarafından tarımsal amaçlı olduğu kabul edilen entegre nitelikte olmayan diğer tesisler Bu tür bina ve tesislerin yapımı için, belediye veya il özel idaresine başvuru yapılacak. İMARA AÇILMA ENGELLENECEK Yönetmeliğe göre, dikili tarım arazisi vasfı kazanan araziler ile Bakanlık birimleri tarafından sınıfı dikili tarım arazisi olarak tespit edilen arazinin ağaç, ağaççık ve çalı türlerinin ekonomik ömrü tamamlanmadan toprak, topografik özellikler, verim, doğal afet, hastalık veya diğer mücbir sebepler dışında beş yıl süre ile sınıfı değiştirilemeyecek. Yönetmelikte, “Güneş enerjisi santrali kurulacak alanın arazi sınıfının kuru marjinal tarım arazisi olması zorunlu olup, bu sınıf dışındaki arazilerdeki talepler hiçbir şekilde Kurul gündemine alınmaz.” da denildi. KAÇAK YAPILARI BAKANLIK YIKACAK Tarım arazilerine inşaat edilen kaçak yapıların tümü yıkılacak. Ayrıca, bu yasaya aykırı durum tarlanın tapu kaydına da işlenecek. Yönetmelikte, “Aykırılık tespit edilmesi halinde, bakanlığın veya valiliğin talebi üzerine, tapu müdürlüğüne yapılacak yazılı bildirim üzerine taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine “5403 sayılı Kanunun amacı dışında kullanılmıştır.” şeklinde belirtme yapılır. Aykırılığın giderildiğine dair Bakanlık veya valilik tarafından tapu müdürlüğüne bildirim yapılmadan beyanlar hanesindeki belirtme terkin edilmez.” ifadesine yer verildi. 1 AY İÇİNDE YIKILMASI GEREKİYOR, TARLA ESKİ HALİNE GETİRİLECEK Yönetmeliğe göre, izin başvurusu yapmayan veya izin talepleri uygun görülmeyenlere, izinsiz bütün yapılarını yıkması ve araziyi tarımsal üretime uygun hale getirmesi için iki ay süre verilecek. Süre içinde yapı yıkılmazsa idari para cezaları uygulanacak. Yönetmelikte şöyle denildi: -İzinsiz bütün yapıların yıkılması ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi gerektiği belediyelere veya il özel idarelerine bildirilir. İlgili belediye veya il özel idaresi, bir ay içinde yıkımı yapar veya yaptırır, arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesini sağlar. Yapılan masraflar Bakanlıkça karşılanır. -Bakanlık birimleri, arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi için yapılan yıkım ve temizleme masraflarını, sorumlulardan genel hükümlere göre tahsil eder. -Hakkında yıkım kararı alınmış olmasına rağmen bir ay içinde belediye veya il özel idarelerince yıkılmayan yapılar, Bakanlıkça yıkılabilir veya yıktırılabilir. Arazi tarımsal üretime uygun hale getirilir. Masraflara ait fatura/faturalar ödenmek üzere yıkımı yapmayan belediye veya il özel idaresine gönderilir. Yıkım ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilme masrafları yüzde 100 fazlası ile ilgili belediye veya il özel idaresinden tahsil edilir. ARAZİLERİ PARSELLEYİP SATANA SUÇ DUYURUSU Bağ evi ve bungalov amaçlı olarak tarım arazilerine küçük parsellere bölük satanlar da yönetmeliğe göre cezalandırılacak. Yönetmelikte, bu konuda şöyle denildi: “Tarım arazilerini, tescili mümkün olmayan fiili hisseler oluşturarak arazinin hisselere tekabül ettiği kabul edilen kısımlarının zilyetliğini, bir özel hukuk tüzel kişisinin faaliyeti kapsamında bu tüzel kişiyle üyelik veya ortaklık ilişkisi kurarak devretmek veya bu işlere aracılık etmek suretiyle arazinin bütünlüğünün bozulmasına ve amacı dışında kullanılmasına sebebiyet verenler hakkında Kanunun 21 inci maddesi uyarınca ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur.” HANGİ BİNALAR TARIMSAL AMAÇLI YAPI SAYILDI? Yönetmeliğe göre şu binalar tarımsal amaçlı yapı: İpek böcekçiliği üretim alanı, at üretimi veya yetiştiriciliği yapılan hara, deve kuşu üretim tesisi, üreticinin bitkisel üretimden elde ettiği ürünü için ihtiyaç duyduğu tarımsal amaçlı depo, solucan ve solucan gübresi üretim tesisi, yumru köklü bitkilerin yıkama tesisi, ilçe sınırları içinde üretilen hububat, çeltik, ceviz ve ayçiçeği ürünleri kurutma tesisi, islim ünitesi, muz sarartma ünitesi, hayvan içme suyu göleti, ürün işleme tesisleri hariç olmak üzere Ar-Ge konusunda yetkili olan kamu kurumuna sunulacak proje kapsamında tarımsal Ar-Ge olduğu belirtilen tesisler, fide ve fidan üretim tesisleri, tarımsal amaçlı teleferik, bağ evi, sahipsiz hayvan barınakları, tarımsal amaçlı yapının müştemilatı olarak çatı güneş enerjisi santrali (GES) ile sulama amaçlı GES."

Tarım Teknolojileri Kümelenmesi: 40 otonom çiftlik kuracak Haber

Tarım Teknolojileri Kümelenmesi: 40 otonom çiftlik kuracak

Tarım ve hayvancılıkta yerli teknolojileri öne çıkaran Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME), yapay zekaya dayalı 40 otonom çiftlik projesini eylüle kadar hayata geçirecek. TÜME'nin hikayesi, "Gıdada Tam Bağımsız Türkiye" vizyonuyla teknoloji geliştiren markaları, akademisyenleri, üreticileri, gençleri ve çocukları aynı platformda birleştiren bir yapı olarak TEKNOFEST 2025'te başladı. Gıdada arz güvenliğini güçlendirmeyi, gençleri yeniden üretimin merkezine taşımayı amaçlayan TÜME, toprağın değerini teknolojiyle yükseltmeyi hedefliyor. TÜME Genel Sekreteri Sinan Yavuz, 2025 TEKNOFEST'te gençlerden çok talep gördüklerini söyledi. Gençleri yeniden üretimin merkezine taşıma amacıyla hayata geçirmeyi planladıkları yapay zeka destekli otonom çiftlik projesi hakkında bilgi veren Yavuz, "YÖK, üniversitelerimiz ve TÜME işbirliğiyle yapay zekaya dayalı 20 otonom çiftlik projemizi hibe olarak üniversitelerimize sağlayacağız. Ayrıca 20 gencimize kendi köylerinde, bölgelerinde yapay zekaya dayalı otonom çiftlik kuracağız. Gençlerimizi belirledik. İnşallah eylül ayının sonuna kadar üniversitelerimizde yapacağımız eğitim ve AR-GE çiftliklerimizi tamamlıyor olacağız." diye konuştu. Yavuz, 2026 TEKNOFEST'e kadar 40 genci bu alanda desteklemiş olacaklarını ifade etti. - "Bu sektöre gönlünü verecek heyecanlı gençlerimizi davet ediyoruz" Yavuz, bu projede ilk yıl hedefin 40 genç olduğunu, daha sonraki yıl bu sayıyı 400'e çıkarmayı amaçladıklarını vurguladı. Gençlere üretim çağrısında bulunan Yavuz, şöyle konuştu: "Gıdada Tam Bağımsız Türkiye' mottosuyla yapay zekaya dayalı, dijitalin ve teknolojinin ciddi manada yer aldığı bu yeni modelle gençlerimizi üretime davet ediyoruz. TÜME olarak bu gençlerimizi tespit etmek, eğitmek, donatmak, desteklemek ve yatırımcılarla buluşmak üzere gençlerimize bu konuda yardım sağlamaya, onların yanında olmaya çalışıyoruz. Bu alanda çalışmalar yapan, tecrübe sahibi ve tecrübe edinmek isteyen gençler olmasını istiyoruz. Bu sektöre gönlünü verecek, teknolojiye, yapay zekaya dayalı bu yeni modelle tarımsal üretim yapacak heyecanlı gençlerimizi davet ediyoruz." Yavuz, gençlerin "tume.org.tr" üzerinden kendilerine ulaşabileceğini ve başvuru yapabileceğini kaydetti.

Gübre tedariği sürüyor, satışlar %25 arttı Haber

Gübre tedariği sürüyor, satışlar %25 arttı

Küresel ticaretin büyük bölümü deniz taşımacılığı üzerinden gerçekleşiyor. Hürmüz Boğazı dünya ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri. Yaşanan sıcak savaş Hürmüz Boğazı’ndan geçişi etkilediği andan itibaren dünyanın gözü petrol başta olmak üzere enerji koridorunun güvenliğine odaklansa da bu boğaz aynı zamanda bir tarım koridoru da. Nitekim Avrupa Birliği ülkeleri de hem tarım hem enerji koridoru olan bu boğazdan geçişleri ana gündemlerine alırken GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun da “Bu bölgede yaşanan gelişmeler yalnızca petrol ve doğal gaz piyasalarını değil, gübre üretiminde kullanılan birçok hammaddenin tedarik zincirini de etkileyebiliyor” dedi. Onkun, küresel gelişmelerin yakından takip edildiğini belirterek şirket faaliyetlerinin tüm tesislerde planlanan program doğrultusunda sürdüğünü ifade etti. Onkun, gübre tedariğinin kesintisiz sürdüğünü ve son dönemde yüzde 25’lik bir artışta yaşandığını kaydederek çiftçilerin de gübreyi kullanım dönemine uygun şekilde temin etmesinin piyasa dengesi açısından önem taşıdığına işaret etti. Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerinin 1.598 kooperatif ve 1 milyondan fazla çiftçi ortağı ile Türkiye’nin en yaygın tarımsal organizasyonlarından biri olduğunu hatırlatan Onkun, GÜBRETAŞ’ın bu yapı içinde stratejik bir rol üstlendiğini belirtti. Genel Müdür Aytaç Onkun, “Son dönemde yakın coğrafyada yaşanan jeopolitik gelişmeler sonucu küresel ticaret hatlarında artan riskler, enerji ve hammadde piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açarken gübre sektörü de bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. İsrail ve ABD'nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı hava saldırılarının ardından bölgede artan gerilim ve İran’ın misillemeleri sonrasında küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda riskler artmış durumda. Bölgedeki gelişmeler, gübre üretiminde kullanılan bazı ham maddelerin ve tarım ürünlerinin taşınmasında gecikmelere yol açabilecek potansiyel riskler oluşturuyor” değerlendirmesini yaptı. Hürmüz’deki riskler tedarik zincirini etkiliyor “Bazı bölgelerde ortaya çıkan güvenlik sorunları ve jeopolitik gerilimler tedarik zincirlerinde yeni riskler oluşturabiliyor” diyen Onkun, “Bölgemizde yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Tarım Kredi Kooperatifleri ortakları olan çiftçilerimizin üretim için ihtiyaç duyduğu gübre girdisinin güvenilir ve kesintisiz şekilde sağlanması en önemli önceliğimizdir” diye konuştu. Tarım Kredi Kooperatiflerinde uygulanan bazı tedbirlerin satışların durdurulduğu anlamına gelmediğini belirten Onkun, bu uygulamaların stokların etkin yönetilmesi ve kötüye kullanımın önlenmesi amacıyla gerçekleştirildiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Alınan tedbirlerin amacı, stokların etkin yönetilmesi ve üreticilerimizin ihtiyaç duydukları dönemde gübreye ulaşabilmelerini sağlamaktır. Çiftçilerimizin gübreyi kullanım dönemine uygun şekilde temin etmeleri piyasa dengesi açısından önem taşıyor.” İlkbahar için tüm planlamaları hazır Yaptığı değerlendirmede de gübre satışlarının kesintisiz sürdüğünü ifade eden Genel Müdür Aytaç Onkun, ilkbahar üretim dönemi için gerekli planlamaların tamamlandığını söyledi. Onkun, “Tarım Kredi ortaklarının ve diğer çiftçilerimizin, üreticilerimizin ihtiyacı olan gübreler için ilkbahar dönemini planladık. Çiftçilerimizden endişeye kapılmamalarını rica ediyorum. Tarım Kredi Kooperatifleri dün olduğu gibi bugün de çiftçilerimizin yanında olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı. Gübre satışları durmadı, aksine arttı Son günlerde kamuoyunda gübre satışlarının durdurulduğu yönünde ortaya atılan iddialara ilişkin ise Onkun, Tarım Kredi Kooperatiflerinde satışların kesintisiz sürdüğünü söyledi. Onkun, yılbaşından bu yana Tarım Kredi gübre satışlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 arttığını belirterek şunları söyledi: “Normal şartlarda Tarım Kredi Kooperatiflerinin günlük gübre satışı yaklaşık 10 bin ton civarındaydı. Savaşın başladığı ilk günlerde sektördeki diğer satıcıların satışlarını durdurması veya yavaşlatmasıyla oluşan gübre ihtiyaçlarının karşılanmasını görevini de Tarım Kredi üstlendi. Talep ciddi şekilde arttı ve günlük satışlarımız 20 bin tonun üzerine çıktı. Buna rağmen etkin stok yönetimi sayesinde çiftçilerimizin ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyoruz.” Çevreci ve modern tesis yatırımları devam ediyor Şirketin yatırımları hakkında da bilgi veren GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun, “Yarımca Limanı’ndaki tesislerimizde yürüttüğümüz yatırım projesi kapsamında depo, idari bina ve operasyon ofislerinin inşasına devam edildiğini belirtmek isterim. Bu yatırımla birlikte tesiste çevre dostu ve modern depolama altyapısını devreye almayı, ara nakliye maliyetlerini azaltmayı ve gübre tedarik zincirinin kritik halkalarından biri olan depolama faaliyetlerini daha verimli hale getirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca İzmir tesislerimizde yürütülen modernizasyon çalışmalarını tamamladık; sıvı ve toz gübre üretim tesislerimiz artık daha modern ve verimli. GÜBRETAŞ’ın üretim ve Ar-Ge kapasitesi, Tarım Kredi ailesinin geniş saha gücüyle birleştiğinde çiftçimiz için güçlü bir sinerji ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu. Ar-Ge ile 33 yeni ürün geliştirdi Genel Müdür Aytaç Onkun, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte organomineral gübreler, biyostimülantlar ve bitki besleme ürünlerine olan talebin arttığını ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu: “2023’ten bu yana organomineral gübreler, biyostimülantlar, sıvı bitki besleme ürünleri ve özel formülasyonlu verim artırıcı çözümlerden oluşan 33 yeni ürünü çiftçilerimizle buluşturduk. Bu kadar kısa sürede bu ölçekte ürün geliştirmek güçlü bir Ar-Ge kapasitesinin ve ekip çalışmasının sonucudur. Amacımız yalnızca ürün sayısını artırmak değil, teknoloji ve inovasyonla çiftçilerimizin ürünlerinden aldığı verimliliği artıracak çözümler geliştirmektir.” “Tarım ve Orman Bakanlığımız gerekli önlemleri alıyor” Küresel belirsizliklerin yaşandığı bu süreçte devlet kurumlarının da gerekli tedbirleri aldığını belirten GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun, özellikle Tarım ve Orman Bakanlığının gübre tedariği konusunda süreci yakından takip ettiğini söyledi. Onkun şu bilgiyi verdi: “Tarım ve Orman Bakanlığımız küresel gelişmelerin tarımsal üretimimizi olumsuz etkilememesi için gerekli tedbirleri almaya devam ediyor. Bakanlığımızla koordineli şekilde özellikle yurt dışından ilave gübre tedarikine yönelik çalışmalarımız da sürüyor. Türkiye güçlü bir tarımsal üretim kapasitesine sahip. Küresel dalgalanmalara rağmen gübre tedariğinin sürdürülebilir şekilde yönetildiğini görüyoruz. GÜBRETAŞ olarak biz de güçlü lojistik altyapımız ve kurumsal yapımızla bu süreci başarıyla yöneten şirketlerden biriyiz.”

Aydın, İncir Döneriyle Yerel Ürünü Markaya Dönüştürüyor Video Galeri

Aydın, İncir Döneriyle Yerel Ürünü Markaya Dönüştürüyor

Aydın'ın en önemli tarım ürünlerinden biri olan incir, dünya genelinde büyük ilgi görürken, incirin tüketimini artırmak ve kentin marka değerini yükseltmek amacıyla uzun yıllardır çalışmalar yürüten Tuğba Kuruyemiş'in 25 yıl önce Türkiye'de ilk kez ürettiği "incir döneri" vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Dünyada incir üretiminde lider konumda bulunan Aydın'da, incirin farklı alanlarda kullanılmasını sağlamak amacıyla birçok yenilikçi ürün geliştiriliyor. İncir cipsinden incir kolonyasına kadar geniş bir yelpazede değerlendirilen coğrafi işaretli Aydın inciri, yerel ekonomiye katkı sunarken, Tuğba Kuruyemiş de geliştirdiği 35 çeşit incir ürünüyle hem kentin tanıtımına hem de incir tüketiminin artmasına önemli katkı sağlıyor. Firmanın 25 yıl önce AR-GE çalışmaları sonucunda ortaya çıkardığı "İncir Döneri" ise hem görüntüsü hem lezzetiyle dikkat çekiyor. Geliştirme sürecinin ardından son halini alan ve döner formunda hazırlanan incir döneri ise hem görüntüsüyle hem de lezzetiyle dikkat çekiyor. Tuğba Kuruyemiş Bölge Müdürü Hasan Hüseyin Yörük; "Aydın'ımızın simgesi olan incirimizi birçok üretim departmanlarında ve bantlarda kullanmaktayız. İncirle alakalı 35 ayrı çeşit ürün çalışmaktayız. 2000 yılında incir döneri ile beraber Türkiye Geliştirme Ödülü'nü aldık. İnciri genç nesillere, çocuklarımıza daha nasıl sevdirebiliriz, tüketimi daha nasıl artırabiliriz adıyla yapılan AR-GE çalışmalarımız sonucunda Türkiye'de ilk incir döneri üretimine başladık ve çok sevildi. 25 yıl olmasına rağmen hala müşterilerimiz arayıp sorduğu bir ürünümüz. İncirimizi, cevizli incir, tahinli, çikolatalı incir, incir drajesi, metal kutularda olan Aydın Zeybekli incirlerimiz ve birçok daha incir çeşitlerimizi mağazalarımızda sunmaktayız" dedi.

Gürsu'da GÜRTAM ile Tarımsal Dönüşüm Başlıyor Haber

Gürsu'da GÜRTAM ile Tarımsal Dönüşüm Başlıyor

BURSA (İHA) - Bursa’nın verimli Gürsu Ovası’nda tarımsal dönüşümün öncüsü olan Gürsu Belediyesi, Gürsu Tarımsal Araştırmalar Merkezi’ni (GÜRTAM) kurarak önemli bir projeye imza atıyor. AR-GE Müdürlüğü çatısı altında başlatılan bu proje, su kıtlığı ve sulama sistemlerinin yetersizliği, tarımsal sanayinin gelişmemiş olması, sanayi kaynaklı çevre kirliliği, mevsimlik işçilerin barınma sorunları, markalaşma eksikliği ve fiyat regülasyonunun sağlanamaması gibi temel problemlere çözüm getirmeyi hedefliyor. GÜRTAM kapsamında AB hibe destekleri ile Ticaret Borsası, Ekolojik Yaşam Parkı, Kompost Tesisi, Endüstriyel Meyve Kurutma Tesisi, Sera OSB, Akıllı Tarım Sistemleri ve analiz laboratuvarları gibi projeler başlatılacak. Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, Gürsu Ovası’nı korumak ve tarımı geliştirmek için detaylı projeler üzerinde çalıştıklarını belirtti. Bursa Teknik Üniversitesi Teknoparkı ile iş birliği yapılarak Akıllı Sulama, Tarla ve Sera Takip Sistemi, Soğuk Hava Depoları Akıllı Takip ve İklimlendirme Sistemi gibi uygulamalar hayata geçirildi. Ağaköy Kooperatifi’nde pilot olarak başlatılan soğuk hava depoları takip sistemi, ürünlerin ideal koşullarda saklanmasını sağlayarak hem enerji tasarrufu hem de maliyet avantajı sunuyor. Başkan Işık, Gürsu’nun tarım ve gıda teknolojilerinde öncü bir bölge haline geldiğini vurgulayarak, "Hibe Şampiyonu Gürsu Belediyesi olarak yeni projemiz için son derece heyecanlıyız. Umarız tarımımız için en iyisini el birliği ile yapacağız" dedi.

Türkiye, 39 Milyon Ton Tahıl Üretimiyle İhracatta Zirvede Haber

Türkiye, 39 Milyon Ton Tahıl Üretimiyle İhracatta Zirvede

ANTALYA (İHA) - Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Antalya Serik'te düzenlenen "Türkiye ve Dünyada Lisanslı Depoculuk ve Hububat Piyasaları Kongresi"nde Türkiye’nin tahıl üretimindeki başarısını ve gelecek hedeflerini paylaştı. Yumaklı, "2024’te 39 milyon ton tahıl ürettik, un ihracatında dünya 1’incisi, makarna ihracatında ise 2’ncisiyiz. Üretim planlamasını 3'er yıllık yapıyoruz. 3 yılın sonunda 2028’de hububat üretimimizde yüzde 13'lük artış sağlamayı hedefliyoruz" dedi. TÜRKİYE’NİN HUBUBAT BAŞARISI Türkiye, 23,9 milyon hektar tarım alanının yüzde 48’inde hububat üretimi yapıyor. 2024 yılında 39 milyon tonluk üretime ulaşan Türkiye, arpada dünyada 5’inci, buğdayda 9’uncu, mısırda 16’ncı ve çeltikte 43’üncü sırada yer alıyor. Bakan Yumaklı, sulama yatırımları ve Ar-Ge çalışmaları sayesinde üretim kapasitesinde önemli artışlar sağlandığını vurguladı. UN VE MAKARNA İHRACATINDA ZİRVE Güçlü tarım sanayisi ile yalnızca kendi üretimini değil, çevre ülkelerden gelen tarımsal ürünleri de işleyen Türkiye, un ihracatında dünya lideri, makarna ihracatında ise ikinci sırada bulunuyor. 2023’te 31 milyar dolar olan gıda ihracatının, 2024’te 32 milyar doları aşması bekleniyor. LİSANSLI DEPOCULUKTA BÜYÜK ADIMLAR Lisanslı depoculuk sistemindeki gelişmelere dikkat çeken Bakan Yumaklı, Türkiye’nin 12,2 milyon ton depolama kapasitesine ulaştığını açıkladı. Bu sistem sayesinde yıllık yaklaşık 23 milyar liralık ürün israfının önlendiğini ve depolama kayıplarının yüzde 10-30 oranında azaldığını söyledi. Yumaklı, üreticilere sıfır faizli işletme kredileri ve analiz ücreti destekleriyle finansal kolaylık sağlandığını da aktardı. GELECEK HEDEFLERİ 2025 yılına kadar TARSİM kapsamının genişletilmesi, prim indirimleri ve yeni destekleme modelleri ile üreticilere daha fazla olanak sunulması planlanıyor. Bakan Yumaklı, 2028 yılına kadar hububat üretiminde yüzde 13’lük bir artış hedeflediklerini açıkladı. BÖLGESEL TARIM MERKEZİ TÜRKİYE 186 ülkeye 2 bin 200 farklı ürün ihraç eden Türkiye, jeopolitik konumunu kullanarak bölgesel bir tarım merkezi olma yolunda ilerliyor. Kongreye, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanı sıra LİDAŞDER Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Genç, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Ticaret Bakan Yardımcısı Volkan Ağar ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.