TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Arıcılık

AGRONEWS - Arıcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arıcılık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Futbolda rekabet arıcılara yansıdı; renkli kovanlar revaçta Haber

Futbolda rekabet arıcılara yansıdı; renkli kovanlar revaçta

Hayri Soylu, yaptığı açıklamada, babadan miras arıcılıktan geçimini sağladığını belirterek, Uludağ eteklerinde yaklaşık 100 kovanda bal ürettiklerini anlattı. Arıcılığı daha iyi yerlere taşımak için bilimsel çalışmalar, farklı yöntemler geliştirdiklerini dile getiren Soylu, "Uluslaraarası arıcılık fuarlarına katılıyoruz, Uludağ Üniversitesi ile çalışıyoruz. Kaliteli, yüksek verimle üretim için çabalıyoruz" dedi. İyi bal üretimi için arıların sağlığının önem taşıdığını, bu kapsamda yaklaşık 5 yıldır üzerinde çalıştıkları kovanlarla ilgili çok güzel sonuçlar aldıklarını vurgulayan Soylu, şöyle konuştu: "Önce biz denedik. Sonra geliştirdiğimiz ısı yalıtımlı kovanlarımızdan arkadaşımıza verdik denemesi için. Rusya'da arıcılık yaptı sonra Bursa'ya geldi burada devam ediyor. 30 kovan yaptırdı bize ve 750 kilogram kestane balı üretti. 2 yıldır kullanıyor ve yaz-kış hiç arı zaiyatı vermeden üretim yapıyor." Kovanlarının ısı yalıtımlı olmasının arıların sağlığını ve rahatını koruduğunu, bal üretimini artırdığını belirten Soylu, yaz-kış taşıması da kolay olan bu kovanlarında rutubet, terlemeye bağlı hastalıklar, soğuklara bağlı ölümlerin çok yaşanmadığını anlattı. Sibirya ladini ve çevre dostu malzeme kullanıyorlar Diğer normal kovanların sadece ahşap olduğunu aktaran Soylu, şunları söyledi: "Sandviç panelli kovanlarımız ısı yatılımı sağlıyor. Polen tuzaklı kovan bunlar. Bu kovanlarda rutubet ve nem terleme oranı çok daha düşük. Sandviç paneller çevre dostu bir malzemeden yapılıyor. Diğer kovanlar genellikle çam ağacından yapıldığı için ağır oluyorlar. Biz ithal Sibirya ladini kullanıyoruz. Bunlar daha hafif oluyor. Çerçevede bile bu ladinlerden kullanıyoruz." Futbol rekabeti arıcılarda da hızlı Bursa başta olmak üzere Bitlis, Ordu, Ankara, Samsun, Gümüşhane gibi ülkenin birçok yerine kovan göndendiklerini dile getiren Soylu, yurt dışı satışlarının daha önce olduğunu, talebe göre zaman zaman sürdüğünü söyledi. Birçok arıcının tuttuğu takımın renklerini istediğini anlatan Soylu, "Renkli olmasını seviyorlar biz de ona göre yapıyoruz. Bursaspor rengini yeşil-beyazı isteyen oluyor. Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçeli olanlar takımlarının renklerinde istiyorlar. Biz talebe göre kovanı sarı-kırmızı, sarı-lacivert, siyah-beyaz boyayıp gönderiyoruz. Bazen arayanlara 'isterseniz arıları bile boyayıp göndeririz' diye espri de yapıyoruz. Özellikle rekabetin kızıştığı son günlerde takım renklerinde kovanlara talep arttı" dedi.

Zonguldak, Akosman Ailesinin Kadınları Kestane Balı Üretiyor Haber

Zonguldak, Akosman Ailesinin Kadınları Kestane Balı Üretiyor

Zonguldak’ta yaşayan Akosman ailesinin kadınları, zorlu doğa şartlarına rağmen arıcılık mesleğini omuz omuza vererek yaşatıyor. 65 yaşındaki anne Meliha Akosman’ın tecrübesiyle yol alan kızları Esra Akosman (36) ve Nagihan Akosman Durmaz (38), dedelerinden miras kalan arıcılığı profesyonel boyuta taşıdı. Kestane ormanlarındaki kovanlarının başında gün boyu çalışan kadınlar, hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de Zonguldak kestane balını tanıtmaya çalışıyor. "Çocuklarımı arılar sokmasın diye koruyarak büyüttüm" Yıllarını arıcılığa verdiğini belirten 65 yaşındaki Meliha Akosman, çocuklarını bu meslek sayesinde büyüttüğünü ifade etti. Eşine destek olmak için başladığı meslekte kızlarının da yer almasından gurur duyduğunu belirten anne Akosman, "Çocuklarımı bu mesleğin üstünde büyüttüm, okuttum. Türkiye'nin her bir yerine gittik, yanımda oldular. O zamanlar küçüklerdi, arılar sokmasın diye onları korudum. Eşime yardım ettim. Şimdi çocuklarım büyüdü, artık onlar ev ekonomisine katkı sağlıyor" dedi. Dededen toruna geçen bir miras Zonguldak kestane balının bölge için büyük bir değer olduğunu vurgulayan 36 yaşındaki Esra Akosman ise ailenin üçüncü kuşak temsilcisi olduklarını söyledi. Arıların içinde büyüdüklerini belirten Akosman, "Zonguldak kestane ormanlarında kadın üretici olarak kestane balı üretimi yapıyoruz. Dedem arıcılıkla uğraştı, amcamlar, babam ve sonra annem de arıcılıkla uğraştı. Biz de kardeşlerimizle hep beraber arıcılığa devam ediyoruz. Şu anda aktif olarak üretimdeyiz" diye konuştu. Arılıktaki rutin işleri anne ve ablasıyla planlayarak yaptıklarını anlatan Esra Akosman, "Arılığa geldiğimizde o günkü işimizi planlıyoruz. Yazın kestane balına hazırlık döneminde kovan içi bakımlar, mumlama işlemleri ve ana arı kontrollerini yapıyoruz. Arıyı kestane balı dönemine en iyi şekilde nasıl hazırlarız, bunun çabasını veriyoruz" ifadelerini kullandı. 40 kovanla başladı, 150 kovana ulaştı Annesinin tecrübelerinden faydalanarak işi büyüttüklerini belirten 38 yaşındaki Nagihan Akosman Durmaz da 2016 yılında profesyonel üretime geçtiğini kaydetti. Kadın dayanışmasıyla üretimi artırdıklarını belirten Durmaz, şunları söyledi: "Kestane balı üreticisiyim. Bu işe profesyonel olarak 2016 yılında 40 kovan ile başladım. Şu anda 150 kovan ile üretime devam etmekteyim. Annem ve kız kardeşimle beraber bu işin içindeyiz. Küçük yaştan beri arılığın içindeyim ancak annemin tecrübelerinden yararlanarak bu kadar arıya bakabiliyorum. Birbirimize her konuda destek oluyoruz, yardımlaşarak bal üretiyoruz."

ZONGULDAK, KESTANE BALINDA İKİ YIL ÜST ÜSTE ALTIN ÖDÜL ALDI Video Galeri

ZONGULDAK, KESTANE BALINDA İKİ YIL ÜST ÜSTE ALTIN ÖDÜL ALDI

Zonguldak'ta yaşayan Akosman çifti, 9 yıl önce 40 kovanla başladıkları arıcılık yolculuğunda "Kestane balının diyarı Zonguldak" sözünü uluslararası arenada kanıtladı. Saflık ve kalite göstergesi olan prolin değeri dünya standartlarının üzerinde çıkan Zonguldak kestane balı, önce Londra'da ardından Paris'te düzenlenen uluslararası yarışmalarda iki yıl üst üste ‘altın bal' ödülüne layık görüldü. Kilimli ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Muhammet Akosman, dedesinden ve ailesinden devraldığı arıcılık mesleğini akademik eğitimle birleştirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arıcılık Bölümü'nden mezun olan Akosman, 2016 yılında kendi işletmesini kurdu. Devlet desteğiyle 40 kovanla başladığı üretimini, eşiyle birlikte her yıl büyüttü. Muhammet Akosman, üretim sürecini ve elde edilen başarıyı şu sözlerle anlattı: "Zonguldak bölgesinde kestane balı ve arı ürünleri üreticisiyim. Dededen gelen bir mesleğimizi devam ettiriyoruz. Zonguldak bölgesi endemik bitkiler var. Özellikle kestane balı dünya standartlarının üzerinde bir bal ve kalitesi de bu kadar yüksek. Biz bu balı iyi bir şekilde üretmeye çalışıyoruz. Arıcılığa çok önem veriyoruz. Önem verdiğimiz için en iyi sonuçları elde ettik. 2024 senesinde Londra'da Altın Bal Ödülü almıştık. 2025 üretimi üretimde ise bu sefer Paris'e Uluslararası Bal Yarışması'na katıldık." "İki sene peş peşe ödül almak gurur verici" Akosman, iki yıl üst üste kazanılan altın ödüllerin kendileri ve Zonguldak için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. 2024 yılında Londra, 2025 yılında da Paris'te ödül aldıklarını söyleyen Akosman, "Bu yarışmayla da birlikte yine iki sene iki üst üste altın balı ödülünü almış olduk. Yani bu konuda çok mutluyuz, gururluyuz hatta. 2025 senesinde ürettiğimiz kestane balıyla Paris'e bu sefer yarışmaya katıldık. Yine uluslararası arenada Paris'te altın ödülünü aldık. 2 sene peş peşe altın ödülünü almak, Zonguldak'a bu ödülü getirmek çok güzel. Bizim için çok gurur verici bir olay." "Bu bal antioksidan bakımından çok zengin" Zonguldak kestane balının farkını analiz sonuçlarının net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Akosman, balın sağlık açısından da çok özel bir ürün olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bu balı almamızın, bu ödülü almamızın sebeplerinden biri Zonguldak'ın dünya standartlarının üzerinde bir kestane balının olması. Bu bal antioksidan bakımından çok yüksek. Hatta dünya standartlarında en üstün en fazla antioksidan kestane balında var. Bunun yanında kestane balı bağışıklığı yükseltir. Akciğer rahatsızlıklarında ve üst solunum rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinmektedir." "Yer altı elması kömür, yer üstü elması kestane balı" Zonguldak'ın hem yeraltı hem de yerüstü zenginliklerine dikkat çeken Akosman, şu ifadeleri kullandı: "Hatta ben her zaman şu cümleyi kullanıyorum. Bizim Zonguldak'ın yeraltı elması kömürse yerüstü elması da kestane balıdır. Yani bu cümleyi her yerde vurguluyoruz. Çünkü Zonguldak bizim için çok değerli. Kestane balımız da değerli. Bu şekilde üretime güzel bir şekilde devam etmeye çalışıyoruz." Bal analizlerinde özellikle prolin ve diastaz değerlerine önem verdiklerini belirten Akosman, elde edilen sonuçları da ayrıntılarıyla paylaştı. Akosman, "Biz tahlile bal gönderdiğimizde analizi okumak çok önemli. Analizde dikkat ettiğimiz konular var. Prolin ve diastaz sayıları. Yani bunlar arının bal attığı değerdir. Yani insanın baldan aldığı faydadır. Bunlar dünya standartlarının çok üstünde çıkıyor bizim kestane balında. Ortalama 1.500 üstü. Hatta Londra'da ödül aldığımızda 1.980 rakamlarını yakaladık. 2025'te ise 1.500 üzeri prolin değerleri 45-50 arası diastaz. Yani baldan aldığımız kalite ve fayda çok üst seviyeler seviyelerde" dedi. "Hedefimiz Zonguldak kestane balını tanıtmak" Geleneksel arıcılıkla modern yöntemleri birleştirdiklerini belirten Akosman, hedeflerini şu sözlerle anlattı: "Biz dededen gelen arıcılığı devam ettiriyoruz. Şu an Muğla Üniversitesi Arıcılık bölümünden mezun oldum. Yani kültürel yöntemle bir yandan şu anki modern arıcılığı birleştirip en kaliteli arı ürünlerini üretmeye özen gösteriyorum. Bundan sonraki sürecimiz Zonguldak kestane balını bir yerlere taşımak, tanıtmak ve diğer arı ürünleriyle birlikte Zonguldak'ta güzel bir marka olmak." Piyasada balda tağşişin yaygın olduğuna da dikkat çeken Akosman, üretim anlayışlarını şu sözlerle ifade etti: "Çünkü biliyorsunuz şu an birçok yerde balda tağşiş yani kalitesizlik çok var. Biz en iyi ürünü üretip kendi çocuklarımıza getirebildiğimiz balları ve arı ürünlerini birçok ailenin sofrasına getirmek. Çünkü kestane balı normal sofralık bir bal değildir. Sabah aç karnına tatlı kaşığı yenen yani sağlık amacıyla tüketebileceğimiz bir üründür. En iyi bir şekilde yapıp arıcılığımızı en iyi bir şekilde balımızı üretip bunu bu şekilde müşterimize ve piyasaya sunmaya çalışıyoruz." Eşi Sevgi Akosman da arıcılığın yaşamlarının merkezinde olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Arının içerisindeyiz. Kestane balı üretimi yapıyoruz. Eşimle tanıştığımdan beri arıcılığın içerisindeyim. Gezginci arıcılık yapıyoruz aslında ama asıl mesleğimiz kestane balı. Kestane balının şifalarından biraz bahsetmek istiyorum. Antioksidan etkisi var, bağışıklık etkisi var. O yüzden kestane balını tüm dünyaya tavsiye ediyoruz." Zonguldak kestane balının farkını vurgulayan Sevgi Akosman, iki yıl üst üste alınan ödüllerin önemine dikkat çekerek konuşmasını şöyle tamamladı: "Bizim kestane balımızın diğer kestane bağlarından farkını söylemek istiyorum. 2024 yılında Londra'da 2025 yılında da Paris'te ödül aldık. Dünyanın en iyi kestane balını ürettik. Eşimle birlikte arıcılığı severek yapıyoruz. Tüm kadın üreticilere arıcılığı tavsiye ediyorum. Kadınların yapamayacağı hiçbir şey yoktur."

Arıcılıkta alarm: Arıcılar yaşlanıyor, gençler bu işe sıcak bakmıyor Haber

Arıcılıkta alarm: Arıcılar yaşlanıyor, gençler bu işe sıcak bakmıyor

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde zengin çiçek florasına rağmen, iklim şartları nedeniyle arıcılar bal üretiminde istenilen verimi alamıyor. Trabzon'da yalnızca kestane ve orman gülü balı üretilebiliyor; ancak bu ürünlerde de çeşitli sorunlar dikkat çekiyor. Üretimde yaşanan sıkıntılar arıcılığı zorlarken, sektörde genç kuşağın ilgisizliği ve yaylalardaki betonlaşma gibi çevresel sorunlar da eklenince arıcılık her geçen gün kan kaybediyor. Trabzon Arı yetiştiricileri Birliği Başkanı Yusuf Aksoy, bu sene bal hasadının tatmin edici olmadığını bununda farklı sebeplere kaynaklandığını kaydederek, "Bu seneki hasat tatmin edici değil; son on yıl içerisinde vasat bir sezon olarak değerlendirilebilir. Çok verimli bir yıl geçmedi" dedi. Aksoy, Doğu Karadeniz'deki doğal çiçek çeşitliliğine rağmen, iklimsel engeller nedeniyle bölge arıcıları Gümüşhane, Bayburt, Erzurum ve Van gibi illere giderek üretim yapmaya çalıştığını belirterek, "Doğu Karadeniz Bölgesi'nde çiçek florası mevcut; ancak iklimsel şartlardan dolayı arıcılarımız bu zenginlikten yeterince yararlanamıyor. Bu nedenle arıcılarımız Zigana Dağı'nı aşarak Gümüşhane, Bayburt, Erzurum ve Van gibi illere gitmek zorunda kalıyor. Trabzon'da yalnızca orman gülü ve kestane balı üretilebilmektedir. Ancak orman gülü balı, içeriğinde bulunan toksik maddeler nedeniyle henüz yasal olarak onaylanmamış ve üretimi yasaklanmıştır. Kestane balında ise son yıllarda ortaya çıkan gal arısı, çiçeklenmeyi engellediği için verimi ciddi şekilde düşürmektedir. Oysa kestane balı, antioksidan özelliği sayesinde özellikle öksürük gibi akciğer hastalıklarına karşı besleyici bir üründür ve en değerli ballarımız arasında yer almaktadır" diye konuştu. Bu seneki hasat tatmin edici değil Bu yıl bal hasadının verimli geçmediğini ifade eden Aksoy, "Geçen yıl oldukça kötü bir sezon geçirmiştik. Bu yıl bazı bölgeler geçen seneye göre daha iyi olsa da, bazı yerlerde durum daha da geriledi. Özellikle yağış almayan, sıcak rüzgârların estiği ve kırağı düşen alanlarda bal oluşumu olumsuz etkilendi. Genel olarak bu seneki hasat tatmin edici değil; son on yıl içerisinde vasat bir sezon olarak değerlendirilebilir. Çok verimli bir yıl geçmedi" dedi. Yeni nesil sıcak bakmıyor Yeni neslin arıcılığa pek sıcak bakmadığını belirten Aksoy, "Arıcılık genellikle ek bir iş olarak görülüyor. Ana mesleğinin yanında arıcılık yapmaya çalışanlar var. Ancak arıcı sayımız fazla değil ve yıllar içinde azalma yaşanıyor. Son dört yıldır görevdeyim ve bu süre zarfında 200'ün üzerinde yeni üye kaydettim; buna rağmen üye sayımızı bir türlü bin 500'ün üzerine çıkaramadık. Arıcılık yapanlar arasında yaşlıların oranı yüksek. Yaşlandıkça sağlık sorunları nedeniyle işi bırakıyorlar. Yeni nesil ise bu işe çok sıcak bakmıyor. Yine de bazı gençler eğitim alarak büyük çapta arıcılığa adım atıyor. Öte yandan arı sokmasından çekinen gençler bu işe mesafeli yaklaşıyor. Genellikle ailesinde arıcılık yapan bireyler bu alana yöneliyor diye konuştu. Bal ihracatı darbe aldı 2012 yılında ihraç edilen bazı balların geri çevrilmesiyle ihracat darbe aldığını hatırlatan Aksoy, "2012 yılında ihracat konusunda olumsuz bir deneyim yaşandı. Yurt dışına gönderilen bazı ballar hatalı bulunarak geri çevrildi. Bu olaydan sonra ihracatımızda düşüş yaşandı. NMR cihazı henüz tam kapasiteyle devreye giremedi. Bu cihaz tam olarak faaliyete geçtiğinde, bal ihracatında artış bekliyoruz. Trabzon Arıcılar Birliği olarak şu anda bir pazarlama ağı kurma çalışması içerisindeyim. Amacım, Trabzon'daki arıcılarımızın ürettiği balı Türkiye genelinde pazarlayacak bir sistem oluşturmak. Bu doğrultuda çeşitli görüşmeler yürütüyorum" dedi. Yaylalarda betonlaşma arıcılığı tehdit ediyor Yaylalarda hızla artan betonlaşma ve baraj projeleri arıcılığın geleceğini tehdit ettiğine dikkat çeken Aksoy, "Yaylalarda betonlaşmanın artması, çiçek açacak alanların azalmasına neden oluyor. Bu durum arıların yararlanabileceği sahaların daralmasına ve dolayısıyla arıcılığın olumsuz etkilenmesine yol açıyor. Ayrıca barajların çoğalması da arıcılığı etkiliyor çünkü bu yapılaşma, iklim şartlarını değiştirerek ekolojik dengeyi bozuyor. Betonlaşma genel anlamda ekolojik dengenin bozulması demektir. Geçen yıl da bu nedenle ciddi arı kayıpları yaşadık; şahsen benim de kayıplarım oldu. Ekolojik dengenin bozulması, arı sağlığının tehdit altında olması anlamına geliyor" diye konuştu.

200 kovanlı tırıyla 2 bin rakıma kadar çıkıp çiçek çiçek dolaşıyor Haber

200 kovanlı tırıyla 2 bin rakıma kadar çıkıp çiçek çiçek dolaşıyor

Antalya'nın Manavgat ilçesinde yaşayan bal üreticisi Hüseyin Tepe, geliştirdiği "mobil arıcılık sistemi" ile mesleği arıcılık olan personelleri tarafından Toros Dağlarının yüksek rakımlarında gezerek doğal bal elde ediyor. Güneş panelleri ile kendi elektriğini üretme özelliğine de sahip olan tırda, güvenlik kameraları, uydu sistemi, internet, araç takip sistemi, raylı çelik kovan sistemi, bal sağma ünitesi, bal dinlendirme ünitesi, su tankı, ilaçlama tankı, arı peteklerini muhafaza deposu, jeneratör ve yangın söndürme tüpleri bulunuyor. Park edildiği sırada arazi şartlarına göre aracın dengede durmasını sağlayan mekanik sistem de bulunan tırda, hareket halinde kötü hava şartlarından arıların zarar görmemesini sağlayan raylı kayar branda sistemi de devreye giriyor. Sistem, güneş panellerinden elektrik üretilemediği durumda ise jeneratörün devreye girmesine imkan sağlıyor. Kışın arıları muhafaza etmek için ısıtma sisteminin de yer aldığı tırda, ayrıca iki insanın rahatlıkla yaşayabileceği yatak ve yaşam malzemelerinin bulunduğu bir oda bulunuyor. Sezonda elde edilen ve analiz için laboratuvara gönderilen bal, gerekli incelemenin ardından paketlenerek satışa hazır hale getiriliyor. Mobil arıcılık sistemi bulunan tırda görev yapan arıcı Mahmut Baş, "Gezici mobil arı tırı sistemiyle sürekli olarak rakım ve konum değiştirdiklerini söyledi. Baş, "Tırımız Nisan ayından Manavgat'ta ilk sıfır rakımdan 500 rakıma çıkıyoruz, ardından bin rakıma, bu şekilde 2 bin 500 rakımlı Toros Dağlarına kadar çıkıyoruz. Her çıktığımız rakımda çiçeği yakalayabiliyoruz. Doğal bir iş yapmış oluyoruz ve şeker vermeden organik bal üretmiş oluyoruz. Mobil arıcılık sistemli tırımız ile Antalya'nın Manavgat ilçesinden Mayıs ayında Konya'nın Bozkır ilçesi Harman Pınarı mevkiine arıları güçlendirmek için getiriyoruz. Haziran ayında ise Konya'nın Bozkır ilçesi Han Miyarı mevkiine getiriyoruz. Burada arılarımız kekik, geven, kızılcık, sakar yonca, taş kekiği, yer kekiği olmak üzere bin bir çeşit çiçekten bal yapıyor. Sırlamayan kovanları süzme bal yapıyoruz ve iki yere analize gönderiyoruz. Analiz yaptırmadan satışa sunmuyoruz. Kışın ise yine Antalya'nın Manavgat ilçesine götürüyoruz. Eğer çam olursa tırımızı alıp Muğla tarafına gidiyoruz. Tırın en güzel özelliği gece görüş kamerası, güvenlik kamerası gibi her türlü sistem bulunmaktadır" ifadelerini kullandı. "Çiçek neredeyse biz oradayız" Baş, "Gittiğimiz yerlerde verim yoksa, tırımızı çalıştırıp çiçek nerede ise biz orada oluyoruz. Baktık burada verim yok geziyoruz, bakıyoruz. Nerede verim varsa oraya gidiyoruz. Çiçek olduğu müddetçe Türkiyenin her yerine dolaşıyoruz. Mesela gelecek sene Sivas'a gitmeyi düşünüyoruz" dedi. "Tırda 200 kovan bulunuyor" Özel yapılan tırda 200 kovan bulunduğunu söyleyen Baş, "Tırımız toplam 200 kovan bulunuyor. Her birinin içlerisi 20'şer tane çıta alır. Arılarımızı kışın haziran ayının ortalarına kadar beslemeye alıyoruz. Haziran ayının 15'de arıları beslemeyi kesiyoruz. Doğada ne varsa biz onu alıyoruz. Bu doğaya bakar bu 3 tonda olabilir 500 kilo da olabilir. Kesinlikle şeker vermeyiz. Ballarımız analize girer. Müşterilerimize bu şekilde sunuyoruz. "Bu yıl bizim yüzümüz bal hasadından güldü Yüzlerinin bu yıl bal haşatından güldüğünü ve mutlu olduklarını belirten Baş, "Bu yıl Allah'a şükür çok güzel verim oldu. Geçen yıla göre çok güzel verim oldu. Geçen yıl kurak geçmişti. Bu yıl mevsim normallerinde gitti. Gevenin üzerine yağmur yağmadı. Geçen yıl yağmurlu geçti. Bu yıl yüzde 25 oranında bir artış var. Bu arılara şeker versek 20 tondan fazla bal alırız. Ama biz beslemeyi Haziran ayının 15'de kesiyoruz. Arı bala döndüğünde beslemeyi kesinlikle kesiyoruz ve doğal bal alıyoruz. Yarım saatte tırın kapaklarını kapatıp buradan gidiyoruz. Yükleme derdimiz yok. Mesela buranın rakımı 2 bin metre. Çiçek nerede varsa biz oradayız. Kovan yükleme derdimiz yok. Her şey modern" dedi. "Yerdeki kovanlar için ayılara karşı önlem alıyoruz" Yüksek rakımlı yaylalarda arıların çok olduğunu ve bu yıl 16 arı kovanının zarar gördüğünü dikkat çeken Baş, "Ayılardan korumak için elektrik çit çektirdik. Tepelere alarm ve sensor kurdurduk. Sensor akşam en ufak bir harekette hemen devreye girer ve hem sesli alarm verir hem de lambalar yanar. Akşam elektrikli çit devre girer. Bölgede ayı çok. Çözümü bunda bulduk. Bu yaz 16 kovanımıza zarar verdi. Şu anda bir sıkıntımız yok ama bir ay sonra ayılar aç kaldığı zaman mutlaka aşağılara inecek. Hayvanı imha etmek yasak" ifadelerini kullandı.

Coğrafi işaretli balın hasadı başladı, kilosu 1500 TL Haber

Coğrafi işaretli balın hasadı başladı, kilosu 1500 TL

İçeriğinde doğal şekerler, vitaminler, mineraller ve antioksidanlar bulunan coğrafi işaretli Ardahan balının hasadı başladı. Kafkas arılarının eşsiz floralara sahip yüksek rakımlı dağlarda yetişen çiçeklerden alınan polenlerle elde edilen Ardahan balı, süzüldükten sonra eşsiz bir şifa ortaya çıkarıyor. Ardahan Kafkas Arısı Üretim Eğitim ve Gen Merkezi Müdürü Sinan Aydın, "Kafkas Arısı Gen merkezi Müdürlüğü olarak Ardahan ilindeki arıcıları ziyaret edip, bal hasat döneminde özellikle hasat kontrolünü yapıp, hasatla ilgili detaylı bilgileri arıcılarımıza veriyoruz" dedi. Aydın, bugün bu işi hem teknik olarak hem de kapasite noktasında başıyla yapan Ardahan'ın en büyük arıcılarından bir olan arıcı Cüneyt Mostura'yı arılığında ziyaret ettiklerini söyledi. Aydın, Ardahan balının değeri hem kirlilikten uzak olması hem de Kafkas arısı gibi özel bir ırktan elde edildiği için çok önemli olduğunu söyleyerek, "Ardahan ili, Kafkas arısının gen merkezi olduğu için dünyadaki 4 tane ırktan bir tanesi. Dolayısıyla gerek dil uzunluğu, gerek sakinliği, gerekse propolis verimi ve bal verimi noktasında Türkiye'deki damızlık noktasında büyük ihtiyaç duyulan önemli bir bal arısı ırkından bir tanesi. 2025 yılı verim noktasında tahminlerin üzerinde gerçekleşti. 2025 yılında hem arı sağlığı noktasında gerekse bal verimi noktasında Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir bal sağımı gerçekleşti. Dolayısıyla 2025 yılı Ardahan arıcılığı için gayet verimli bir sezon oldu. Çünkü ilimiz yaklaşık 1800 bitki türünün var olduğu ve kimyasal ve biyolojik kirliliğin neredeyse yok denecek kadar kimyasal gübrenin kullanılmadığı, dolayısıyla böyle Türkiye'deki nadir coğrafyalardan bir tanesi. Ardahan balının da değeri hem kirlilikten uzak olması hem de Kafkas arısı gibi özel bir ırktan elde edilmesi çok önemli'' diye konuştu. Ardahan Merkeze bağlı Kazlıköy'de arıcılık yapan Arıcı Cüneyt Mostura ise, ata dede mesleği olan bu işi 2010 yılında Ardahan Üniversitesi arıcılık bölümünden mezun olduktan sonra başladığını söyleyerek, ''Yaklaşık 1000 koloni ile çalışmaktayım. Burada bal üretimi ve ilkbahar aylarında arı satışı yapıyorum. 2025 sezonu Ardahan için çok iyi bir sezon olarak geçti'' şeklinde konuştu.

Hakiki bal donup kristalize olur' Haber

Hakiki bal donup kristalize olur'

Ardahan Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı İlhan Evliyaoğlu, yağışların ardından güneşin yüzünü göstermesiyle çerçevelerde bal akışının başladığını söyledi. Şu anda sezonun içerisinde olduklarını söyleyen Evliyaoğlu, sezonun Ardahan'da kısa olduğunu, bu nedenle bölgede tek sağım yapılması gerektiğini söyledi. Evliyaoğlu, ''Bal süzümü çerçevenin dörtte üçü sırlandıktan sonra sağım yapılmalı. O zaman baldaki su oranı bitmiş ve gözenekler sırla kapandığı zaman bal hazır ve yenecek hale gelmiş olur. Üreticilerimizi uyarıyoruz; sakın gözü açık olan gözeneklerdeki balı süzmeyin. Bunlar su oranı oluşmamış ballardır ve erken sürede bozulmuş olur'' diye konuştu. Tüketicilere 'ana arı' uyarısı Ana arı ihtiyacını karşılamak isteyen üreticileri sertifika konusunda da uyaran Evliyaoğlu, "Ana arı üreticileri anayı sattıkları zaman fatura kesilmek zorunda. Çünkü bunlar bakanlık sertifikalı ana arı üreticileridir. Ve ana arı aldıkları zaman ana arı kafesinin üzerinde kaşesi olmak zorunda. Kaşesiz ana arıları almayın, çünkü bunlar sahte arılardır. Dışarıdan gelen sahte arılar ilimizde bulunan Kafkas arı ırkımızı bozmakta. Ana arı almak isteyenler Ardahan Gen Merkezi Müdürlüğüne ve Arıcılar Birliğine haber vermeleri durumunda biz ihtiyaç olan talebi karşılayabiliriz. Çok dikkatli olun ve ucuz ana arıları almayın. Ve kafes üzerinde kaşesi olmayan ana arıları almayın. Biz buradan arıcılarımızı uyarıyoruz'' dedi. Evliyaoğlu, bal sağımına Ağustos'un 10'u itibarıyla başlanacağını söyleyerek, bal almak isteyen tüketicilere bizzat arıcılara ulaşmaları uyarısında bulundu. Evliyaoğlu, "Ardahan balı sağımdan bir ay sonra kristalize olup donar ve krem halini alır. Sakın buna şeker demeyin. Rakımın yüksek oluşu nedeniyle çiçek balı donmalı. Biz donmuş balın tüketilmesini tavsiye ediyoruz'' dedi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.