TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Arıcılık

AGRONEWS - Arıcılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arıcılık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Anavarza Bal’dan “Yaşasın Arılar” departmanı Haber

Anavarza Bal’dan “Yaşasın Arılar” departmanı

Her yıl milyonlarca arı kolonisi; iklim değişikliği, yanlış tarım uygulamaları ve ekosistem kaybı nedeniyle yok oluyor. Arıyı ekosistemin kilit taşı olarak gören Anavarza Bal, bu kaybı yavaşlatmak ve doğanın döngüsünü korumaya yardımcı olmak adına stratejik ve kurumsal bir yapı kurdu. “Yaşasın Arılar Departmanı” arılarla ilgili küresel koruma protokollerini Türkiye’ye entegre etmek için çok yönlü çalışmalar yürütecek. Departman aynı zamanda, saha uygulamaları, tedarik zinciri eğitimleri, akademik iş birlikleri ve etki ölçümleme süreçleriyle arıcılık ekosistemi için; kalıcı, etkisi ölçülebilir ve raporlanan bir yapı kurmayı hedefliyor. Küresel ölçekte azalan arı popülasyonu, yalnızca bal üretimini değil; tarımsal üretimi, gıda güvenliğini ve ekonomik sürdürülebilirliği de doğrudan etkiliyor. Dünya genelinde gıda üretiminin yaklaşık yüzde 35’i arıların sağladığı polinasyon sayesinde gerçekleşiyor. Buna karşın iklim değişikliği, pestisit kullanımı ve ekosistem kaybı nedeniyle bazı bölgelerde arı kolonilerinde yüzde 30-50 arası kayıplar raporlanıyor. Ayrıca, küresel ölçekte arıların tarıma sağladığı tozlaşma hizmetinin yıllık ekonomik değerinin yaklaşık 500 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Can Sezen: Arıları yaşatmak geleceği korumaktır’ Anavarza Bal Genel Müdürü Can Sezen, departmanın kuruluşuna ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Arılar yalnızca üretimin bir parçası değil, yaşamın sürdürülebilirliğinin temel taşıdır. Türkiye, ballı bitki çeşitliliği açısından dünyada öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Bu mirasın korunması, arı popülasyonunun devamlılığıyla doğrudan bağlantılı. Arıları korumadan tarımı, tarımı korumadan gıdayı, gıdayı korumadan geleceği korumak mümkün değil. ‘Yaşasın Arılar Departmanı’nı işte bu sorumluluğu sistemli, kalıcı ve ölçülebilir şekilde üstlenmek için kurduk. Amacımız, arıların ihtiyaçlarını gören ve onların haklarını sahada savunan kurumsal bir model oluşturmak.” Yaşasın Arılar Departmanı’nın çalışma alanları arasında şunlar bulunuyor: ● Küresel Standartlarda Koruma: Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü ve BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) protokollerini temel alarak, Türkiye’deki arı refahı standartlarını yükseltecek faaliyetler hayata geçirmek. ● Arıcı Eğitimleri ve Teknoloji Desteği: Tedarik zincirindeki arıcılara, arı haklarını ve sağlığını merkeze alan modern üretim teknikleri eğitimi vermek. ● Akademik İş Birlikleri: Üniversiteler ve STK’larla ortaklık kurarak arı ölümlerinin önüne geçecek biyoçeşitlilik projeleri planlamak. ● Arı Hakları Diplomasisi: Toplumda arı farkındalığı yaratmak ve arıların ekosistemdeki haklarını savunmak adına kamuoyu bilgilendirme çalışmaları yürütmek.

Tarımda dijital uygulamalar yeni imkanlar sunuyor Haber

Tarımda dijital uygulamalar yeni imkanlar sunuyor

Gelinen noktada dijitalleşme her alanda hız kazanırken, tarım sektöründe de bu yönde atılan adımlarla, hem vatandaşların hem de üreticilerin zaman kaybından kurtulmasının sağlanması ve daha da bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede devreye alınan mobil uygulamalarla, tarım alanındaki birçok işlem ilgili dairelere gitmeden gerçekleştirilebilirken, böylece hem kamunun hem de üreticinin iş yükünün azaltılmasına imkan sağlanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2023 yılında devreye alınan "Tarım Cebimde" mobil uygulaması, herhangi bir kayıt süreci gerektirmeden, üreticilere yapmak istediği işlemlere cep telefonları üzerinde çok kısa bir sürede erişim kolaylığı sunuyor. Bakanlık personeli tarafından geliştirilen ve tarımsal üretimde bürokrasiyi azaltmak ve verimliliği artırmak amacıyla hayata geçirilen söz konusu uygulama, tüm mobil marketlerden ücretsiz olarak indirilebiliyor. Uygulama, 1 milyon 360 binden fazla indirme sayısına ulaşarak, tarımda dijitalleşme alanında yeni bir dönem başlatırken, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere birçok konuya da erişim imkanı tanıyor. Söz konusu işlemlere yönelik dijital bir çözüm sunan uygulama, verimli, şeffaf ve sürdürülebilir bir tarım için de olanak sağlıyor. "Tarım Cebimde" uygulaması, 16 modüllü yapısıyla üreticinin tüm ihtiyaçlarını tek bir merkezde toplayan bir ekosistem oluştururken, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS), hayvansal üretim, arıcılık ve balıkçılık gibi sekmeleriyle bu alanlarda faaliyet gösteren üreticilerin işlemlerini daha hızlı yapmalarına olanak sunuyor. Kurbanlık hayvanların bilgilerine ulaşılabiliyor Sürekli güncellenerek yeni modüllerin eklendiği uygulamada üreticiler, ÇKS bilgileriyle, parsel konumlarını, beyan durumlarını ve desteklenen ürün bilgilerini dijital ortamda görürken, bu kapsamda fiziki başvuru zorunluluğu da ortadan kalkıyor. Hayvansal üretim modülüyle, hayvanların doğum, ölüm ve küpe bildirimleri ile aşı kayıtları mobil ortama taşınırken, hayvan varlığı da anlık olarak takip edilebiliyor. Arıcılık modülü kapsamında işletme, arılık ve kovan bilgilerini dijital plaka sistemiyle entegre ederek, arıcılık faaliyetlerini kayıt altına alabiliyor. Balıkçılık modülüyle de ruhsat bilgileri ve amatör balıkçılık belgelerine dijital olarak erişim sağlanarak, kayıt süreçlerinin şeffaf yönetilmesine imkan tanınıyor. Tarımsal Sulama modülü sayesinde ise kullanıcılar, arazilerinin bulunduğu il, ilçe, mahalle, arazi, bitki, toprak ve sulama yöntemini girerek, en uygun sulama zaman programını oluşturabiliyor. Uygulamayı kullanan vatandaşlar, Kurban Bayramı kapsamında satın alacakları kurbanlık hayvanların bilgilerine de ulaşabiliyor. Bu kapsamda kurbanlık hayvanların küpe numaraları girilerek, büyükbaş ve küçükbaşla ilgili detaylar ve aşı bilgileri öğrenilebiliyor. Güvenilir Gıda, Evcil Hayvan, Kent Tarımı, Avcılık, Milli Parklar gibi modüllerin de yer aldığı uygulama, Bakanlığın diğer dijital servisleriyle tam entegre çalışarak, üreticiye geniş bir hizmet yelpazesi de sunuyor. Karekod uygulamasıyla vatandaşlar da gıda denetimlerine dahil oluyor Güvenilir gıdaya ulaşmak için tüketicilerin gıda işletmelerinin denetim durumunu takip etmesini sağlayan "Gıda İşletmelerinde Karekod Uygulaması" da "Tarım Cebimde" uygulamasına entegre edilerek, 2024'te hayata geçirildi. Bu kapsamda, market, kasap, manav gibi satış yerleri ile restoran, kafe, yemekhane gibi toplu tüketim yerlerinde, karekod uygulaması zorunlu hale geldi. Bu doğrultuda, Bakanlıkça hazırlanan ve her bir işletmeye özel karekod içeren görsel, gıda işletmelerince tüketicilerin görebileceği bir yerde sergileniyor. Tüketiciler de görsel üzerinde yer alan karekodu mobil cihazlarındaki "Tarım Cebimde" uygulaması üzerinden, "Güvenilir Gıda" sekmesinden, "İşletme Denetim Sorgulama"yı seçerek, sorgulatabiliyor ve söz konusu işletmeye ait kayıt/onay numarası, unvan, adres ve işletmede yapılan en son denetim tarihi bilgilerine ulaşabiliyor. Karekod bulundurmayan işletmelere, idari yaptırım uygulanıyor. Böylece, tüketiciler de denetim sürecine dahil olurken, tüketicilerin güvenilir gıdaya ulaşma hakkının kendileri tarafından takip edilebilirliği sağlanıyor. Bir sonraki aşamada da denetlenen yerlerin denetim sonuçlarının uygulamadan görülebilmesi için çalışmalar devam ediyor.

Futbolda rekabet arıcılara yansıdı; renkli kovanlar revaçta Haber

Futbolda rekabet arıcılara yansıdı; renkli kovanlar revaçta

Hayri Soylu, yaptığı açıklamada, babadan miras arıcılıktan geçimini sağladığını belirterek, Uludağ eteklerinde yaklaşık 100 kovanda bal ürettiklerini anlattı. Arıcılığı daha iyi yerlere taşımak için bilimsel çalışmalar, farklı yöntemler geliştirdiklerini dile getiren Soylu, "Uluslaraarası arıcılık fuarlarına katılıyoruz, Uludağ Üniversitesi ile çalışıyoruz. Kaliteli, yüksek verimle üretim için çabalıyoruz" dedi. İyi bal üretimi için arıların sağlığının önem taşıdığını, bu kapsamda yaklaşık 5 yıldır üzerinde çalıştıkları kovanlarla ilgili çok güzel sonuçlar aldıklarını vurgulayan Soylu, şöyle konuştu: "Önce biz denedik. Sonra geliştirdiğimiz ısı yalıtımlı kovanlarımızdan arkadaşımıza verdik denemesi için. Rusya'da arıcılık yaptı sonra Bursa'ya geldi burada devam ediyor. 30 kovan yaptırdı bize ve 750 kilogram kestane balı üretti. 2 yıldır kullanıyor ve yaz-kış hiç arı zaiyatı vermeden üretim yapıyor." Kovanlarının ısı yalıtımlı olmasının arıların sağlığını ve rahatını koruduğunu, bal üretimini artırdığını belirten Soylu, yaz-kış taşıması da kolay olan bu kovanlarında rutubet, terlemeye bağlı hastalıklar, soğuklara bağlı ölümlerin çok yaşanmadığını anlattı. Sibirya ladini ve çevre dostu malzeme kullanıyorlar Diğer normal kovanların sadece ahşap olduğunu aktaran Soylu, şunları söyledi: "Sandviç panelli kovanlarımız ısı yatılımı sağlıyor. Polen tuzaklı kovan bunlar. Bu kovanlarda rutubet ve nem terleme oranı çok daha düşük. Sandviç paneller çevre dostu bir malzemeden yapılıyor. Diğer kovanlar genellikle çam ağacından yapıldığı için ağır oluyorlar. Biz ithal Sibirya ladini kullanıyoruz. Bunlar daha hafif oluyor. Çerçevede bile bu ladinlerden kullanıyoruz." Futbol rekabeti arıcılarda da hızlı Bursa başta olmak üzere Bitlis, Ordu, Ankara, Samsun, Gümüşhane gibi ülkenin birçok yerine kovan göndendiklerini dile getiren Soylu, yurt dışı satışlarının daha önce olduğunu, talebe göre zaman zaman sürdüğünü söyledi. Birçok arıcının tuttuğu takımın renklerini istediğini anlatan Soylu, "Renkli olmasını seviyorlar biz de ona göre yapıyoruz. Bursaspor rengini yeşil-beyazı isteyen oluyor. Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçeli olanlar takımlarının renklerinde istiyorlar. Biz talebe göre kovanı sarı-kırmızı, sarı-lacivert, siyah-beyaz boyayıp gönderiyoruz. Bazen arayanlara 'isterseniz arıları bile boyayıp göndeririz' diye espri de yapıyoruz. Özellikle rekabetin kızıştığı son günlerde takım renklerinde kovanlara talep arttı" dedi.

Zonguldak, Akosman Ailesinin Kadınları Kestane Balı Üretiyor Haber

Zonguldak, Akosman Ailesinin Kadınları Kestane Balı Üretiyor

Zonguldak’ta yaşayan Akosman ailesinin kadınları, zorlu doğa şartlarına rağmen arıcılık mesleğini omuz omuza vererek yaşatıyor. 65 yaşındaki anne Meliha Akosman’ın tecrübesiyle yol alan kızları Esra Akosman (36) ve Nagihan Akosman Durmaz (38), dedelerinden miras kalan arıcılığı profesyonel boyuta taşıdı. Kestane ormanlarındaki kovanlarının başında gün boyu çalışan kadınlar, hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de Zonguldak kestane balını tanıtmaya çalışıyor. "Çocuklarımı arılar sokmasın diye koruyarak büyüttüm" Yıllarını arıcılığa verdiğini belirten 65 yaşındaki Meliha Akosman, çocuklarını bu meslek sayesinde büyüttüğünü ifade etti. Eşine destek olmak için başladığı meslekte kızlarının da yer almasından gurur duyduğunu belirten anne Akosman, "Çocuklarımı bu mesleğin üstünde büyüttüm, okuttum. Türkiye'nin her bir yerine gittik, yanımda oldular. O zamanlar küçüklerdi, arılar sokmasın diye onları korudum. Eşime yardım ettim. Şimdi çocuklarım büyüdü, artık onlar ev ekonomisine katkı sağlıyor" dedi. Dededen toruna geçen bir miras Zonguldak kestane balının bölge için büyük bir değer olduğunu vurgulayan 36 yaşındaki Esra Akosman ise ailenin üçüncü kuşak temsilcisi olduklarını söyledi. Arıların içinde büyüdüklerini belirten Akosman, "Zonguldak kestane ormanlarında kadın üretici olarak kestane balı üretimi yapıyoruz. Dedem arıcılıkla uğraştı, amcamlar, babam ve sonra annem de arıcılıkla uğraştı. Biz de kardeşlerimizle hep beraber arıcılığa devam ediyoruz. Şu anda aktif olarak üretimdeyiz" diye konuştu. Arılıktaki rutin işleri anne ve ablasıyla planlayarak yaptıklarını anlatan Esra Akosman, "Arılığa geldiğimizde o günkü işimizi planlıyoruz. Yazın kestane balına hazırlık döneminde kovan içi bakımlar, mumlama işlemleri ve ana arı kontrollerini yapıyoruz. Arıyı kestane balı dönemine en iyi şekilde nasıl hazırlarız, bunun çabasını veriyoruz" ifadelerini kullandı. 40 kovanla başladı, 150 kovana ulaştı Annesinin tecrübelerinden faydalanarak işi büyüttüklerini belirten 38 yaşındaki Nagihan Akosman Durmaz da 2016 yılında profesyonel üretime geçtiğini kaydetti. Kadın dayanışmasıyla üretimi artırdıklarını belirten Durmaz, şunları söyledi: "Kestane balı üreticisiyim. Bu işe profesyonel olarak 2016 yılında 40 kovan ile başladım. Şu anda 150 kovan ile üretime devam etmekteyim. Annem ve kız kardeşimle beraber bu işin içindeyiz. Küçük yaştan beri arılığın içindeyim ancak annemin tecrübelerinden yararlanarak bu kadar arıya bakabiliyorum. Birbirimize her konuda destek oluyoruz, yardımlaşarak bal üretiyoruz."

ZONGULDAK, KESTANE BALINDA İKİ YIL ÜST ÜSTE ALTIN ÖDÜL ALDI Video Galeri

ZONGULDAK, KESTANE BALINDA İKİ YIL ÜST ÜSTE ALTIN ÖDÜL ALDI

Zonguldak'ta yaşayan Akosman çifti, 9 yıl önce 40 kovanla başladıkları arıcılık yolculuğunda "Kestane balının diyarı Zonguldak" sözünü uluslararası arenada kanıtladı. Saflık ve kalite göstergesi olan prolin değeri dünya standartlarının üzerinde çıkan Zonguldak kestane balı, önce Londra'da ardından Paris'te düzenlenen uluslararası yarışmalarda iki yıl üst üste ‘altın bal' ödülüne layık görüldü. Kilimli ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Muhammet Akosman, dedesinden ve ailesinden devraldığı arıcılık mesleğini akademik eğitimle birleştirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arıcılık Bölümü'nden mezun olan Akosman, 2016 yılında kendi işletmesini kurdu. Devlet desteğiyle 40 kovanla başladığı üretimini, eşiyle birlikte her yıl büyüttü. Muhammet Akosman, üretim sürecini ve elde edilen başarıyı şu sözlerle anlattı: "Zonguldak bölgesinde kestane balı ve arı ürünleri üreticisiyim. Dededen gelen bir mesleğimizi devam ettiriyoruz. Zonguldak bölgesi endemik bitkiler var. Özellikle kestane balı dünya standartlarının üzerinde bir bal ve kalitesi de bu kadar yüksek. Biz bu balı iyi bir şekilde üretmeye çalışıyoruz. Arıcılığa çok önem veriyoruz. Önem verdiğimiz için en iyi sonuçları elde ettik. 2024 senesinde Londra'da Altın Bal Ödülü almıştık. 2025 üretimi üretimde ise bu sefer Paris'e Uluslararası Bal Yarışması'na katıldık." "İki sene peş peşe ödül almak gurur verici" Akosman, iki yıl üst üste kazanılan altın ödüllerin kendileri ve Zonguldak için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. 2024 yılında Londra, 2025 yılında da Paris'te ödül aldıklarını söyleyen Akosman, "Bu yarışmayla da birlikte yine iki sene iki üst üste altın balı ödülünü almış olduk. Yani bu konuda çok mutluyuz, gururluyuz hatta. 2025 senesinde ürettiğimiz kestane balıyla Paris'e bu sefer yarışmaya katıldık. Yine uluslararası arenada Paris'te altın ödülünü aldık. 2 sene peş peşe altın ödülünü almak, Zonguldak'a bu ödülü getirmek çok güzel. Bizim için çok gurur verici bir olay." "Bu bal antioksidan bakımından çok zengin" Zonguldak kestane balının farkını analiz sonuçlarının net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Akosman, balın sağlık açısından da çok özel bir ürün olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bu balı almamızın, bu ödülü almamızın sebeplerinden biri Zonguldak'ın dünya standartlarının üzerinde bir kestane balının olması. Bu bal antioksidan bakımından çok yüksek. Hatta dünya standartlarında en üstün en fazla antioksidan kestane balında var. Bunun yanında kestane balı bağışıklığı yükseltir. Akciğer rahatsızlıklarında ve üst solunum rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinmektedir." "Yer altı elması kömür, yer üstü elması kestane balı" Zonguldak'ın hem yeraltı hem de yerüstü zenginliklerine dikkat çeken Akosman, şu ifadeleri kullandı: "Hatta ben her zaman şu cümleyi kullanıyorum. Bizim Zonguldak'ın yeraltı elması kömürse yerüstü elması da kestane balıdır. Yani bu cümleyi her yerde vurguluyoruz. Çünkü Zonguldak bizim için çok değerli. Kestane balımız da değerli. Bu şekilde üretime güzel bir şekilde devam etmeye çalışıyoruz." Bal analizlerinde özellikle prolin ve diastaz değerlerine önem verdiklerini belirten Akosman, elde edilen sonuçları da ayrıntılarıyla paylaştı. Akosman, "Biz tahlile bal gönderdiğimizde analizi okumak çok önemli. Analizde dikkat ettiğimiz konular var. Prolin ve diastaz sayıları. Yani bunlar arının bal attığı değerdir. Yani insanın baldan aldığı faydadır. Bunlar dünya standartlarının çok üstünde çıkıyor bizim kestane balında. Ortalama 1.500 üstü. Hatta Londra'da ödül aldığımızda 1.980 rakamlarını yakaladık. 2025'te ise 1.500 üzeri prolin değerleri 45-50 arası diastaz. Yani baldan aldığımız kalite ve fayda çok üst seviyeler seviyelerde" dedi. "Hedefimiz Zonguldak kestane balını tanıtmak" Geleneksel arıcılıkla modern yöntemleri birleştirdiklerini belirten Akosman, hedeflerini şu sözlerle anlattı: "Biz dededen gelen arıcılığı devam ettiriyoruz. Şu an Muğla Üniversitesi Arıcılık bölümünden mezun oldum. Yani kültürel yöntemle bir yandan şu anki modern arıcılığı birleştirip en kaliteli arı ürünlerini üretmeye özen gösteriyorum. Bundan sonraki sürecimiz Zonguldak kestane balını bir yerlere taşımak, tanıtmak ve diğer arı ürünleriyle birlikte Zonguldak'ta güzel bir marka olmak." Piyasada balda tağşişin yaygın olduğuna da dikkat çeken Akosman, üretim anlayışlarını şu sözlerle ifade etti: "Çünkü biliyorsunuz şu an birçok yerde balda tağşiş yani kalitesizlik çok var. Biz en iyi ürünü üretip kendi çocuklarımıza getirebildiğimiz balları ve arı ürünlerini birçok ailenin sofrasına getirmek. Çünkü kestane balı normal sofralık bir bal değildir. Sabah aç karnına tatlı kaşığı yenen yani sağlık amacıyla tüketebileceğimiz bir üründür. En iyi bir şekilde yapıp arıcılığımızı en iyi bir şekilde balımızı üretip bunu bu şekilde müşterimize ve piyasaya sunmaya çalışıyoruz." Eşi Sevgi Akosman da arıcılığın yaşamlarının merkezinde olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Arının içerisindeyiz. Kestane balı üretimi yapıyoruz. Eşimle tanıştığımdan beri arıcılığın içerisindeyim. Gezginci arıcılık yapıyoruz aslında ama asıl mesleğimiz kestane balı. Kestane balının şifalarından biraz bahsetmek istiyorum. Antioksidan etkisi var, bağışıklık etkisi var. O yüzden kestane balını tüm dünyaya tavsiye ediyoruz." Zonguldak kestane balının farkını vurgulayan Sevgi Akosman, iki yıl üst üste alınan ödüllerin önemine dikkat çekerek konuşmasını şöyle tamamladı: "Bizim kestane balımızın diğer kestane bağlarından farkını söylemek istiyorum. 2024 yılında Londra'da 2025 yılında da Paris'te ödül aldık. Dünyanın en iyi kestane balını ürettik. Eşimle birlikte arıcılığı severek yapıyoruz. Tüm kadın üreticilere arıcılığı tavsiye ediyorum. Kadınların yapamayacağı hiçbir şey yoktur."

Arıcılıkta alarm: Arıcılar yaşlanıyor, gençler bu işe sıcak bakmıyor Haber

Arıcılıkta alarm: Arıcılar yaşlanıyor, gençler bu işe sıcak bakmıyor

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde zengin çiçek florasına rağmen, iklim şartları nedeniyle arıcılar bal üretiminde istenilen verimi alamıyor. Trabzon'da yalnızca kestane ve orman gülü balı üretilebiliyor; ancak bu ürünlerde de çeşitli sorunlar dikkat çekiyor. Üretimde yaşanan sıkıntılar arıcılığı zorlarken, sektörde genç kuşağın ilgisizliği ve yaylalardaki betonlaşma gibi çevresel sorunlar da eklenince arıcılık her geçen gün kan kaybediyor. Trabzon Arı yetiştiricileri Birliği Başkanı Yusuf Aksoy, bu sene bal hasadının tatmin edici olmadığını bununda farklı sebeplere kaynaklandığını kaydederek, "Bu seneki hasat tatmin edici değil; son on yıl içerisinde vasat bir sezon olarak değerlendirilebilir. Çok verimli bir yıl geçmedi" dedi. Aksoy, Doğu Karadeniz'deki doğal çiçek çeşitliliğine rağmen, iklimsel engeller nedeniyle bölge arıcıları Gümüşhane, Bayburt, Erzurum ve Van gibi illere giderek üretim yapmaya çalıştığını belirterek, "Doğu Karadeniz Bölgesi'nde çiçek florası mevcut; ancak iklimsel şartlardan dolayı arıcılarımız bu zenginlikten yeterince yararlanamıyor. Bu nedenle arıcılarımız Zigana Dağı'nı aşarak Gümüşhane, Bayburt, Erzurum ve Van gibi illere gitmek zorunda kalıyor. Trabzon'da yalnızca orman gülü ve kestane balı üretilebilmektedir. Ancak orman gülü balı, içeriğinde bulunan toksik maddeler nedeniyle henüz yasal olarak onaylanmamış ve üretimi yasaklanmıştır. Kestane balında ise son yıllarda ortaya çıkan gal arısı, çiçeklenmeyi engellediği için verimi ciddi şekilde düşürmektedir. Oysa kestane balı, antioksidan özelliği sayesinde özellikle öksürük gibi akciğer hastalıklarına karşı besleyici bir üründür ve en değerli ballarımız arasında yer almaktadır" diye konuştu. Bu seneki hasat tatmin edici değil Bu yıl bal hasadının verimli geçmediğini ifade eden Aksoy, "Geçen yıl oldukça kötü bir sezon geçirmiştik. Bu yıl bazı bölgeler geçen seneye göre daha iyi olsa da, bazı yerlerde durum daha da geriledi. Özellikle yağış almayan, sıcak rüzgârların estiği ve kırağı düşen alanlarda bal oluşumu olumsuz etkilendi. Genel olarak bu seneki hasat tatmin edici değil; son on yıl içerisinde vasat bir sezon olarak değerlendirilebilir. Çok verimli bir yıl geçmedi" dedi. Yeni nesil sıcak bakmıyor Yeni neslin arıcılığa pek sıcak bakmadığını belirten Aksoy, "Arıcılık genellikle ek bir iş olarak görülüyor. Ana mesleğinin yanında arıcılık yapmaya çalışanlar var. Ancak arıcı sayımız fazla değil ve yıllar içinde azalma yaşanıyor. Son dört yıldır görevdeyim ve bu süre zarfında 200'ün üzerinde yeni üye kaydettim; buna rağmen üye sayımızı bir türlü bin 500'ün üzerine çıkaramadık. Arıcılık yapanlar arasında yaşlıların oranı yüksek. Yaşlandıkça sağlık sorunları nedeniyle işi bırakıyorlar. Yeni nesil ise bu işe çok sıcak bakmıyor. Yine de bazı gençler eğitim alarak büyük çapta arıcılığa adım atıyor. Öte yandan arı sokmasından çekinen gençler bu işe mesafeli yaklaşıyor. Genellikle ailesinde arıcılık yapan bireyler bu alana yöneliyor diye konuştu. Bal ihracatı darbe aldı 2012 yılında ihraç edilen bazı balların geri çevrilmesiyle ihracat darbe aldığını hatırlatan Aksoy, "2012 yılında ihracat konusunda olumsuz bir deneyim yaşandı. Yurt dışına gönderilen bazı ballar hatalı bulunarak geri çevrildi. Bu olaydan sonra ihracatımızda düşüş yaşandı. NMR cihazı henüz tam kapasiteyle devreye giremedi. Bu cihaz tam olarak faaliyete geçtiğinde, bal ihracatında artış bekliyoruz. Trabzon Arıcılar Birliği olarak şu anda bir pazarlama ağı kurma çalışması içerisindeyim. Amacım, Trabzon'daki arıcılarımızın ürettiği balı Türkiye genelinde pazarlayacak bir sistem oluşturmak. Bu doğrultuda çeşitli görüşmeler yürütüyorum" dedi. Yaylalarda betonlaşma arıcılığı tehdit ediyor Yaylalarda hızla artan betonlaşma ve baraj projeleri arıcılığın geleceğini tehdit ettiğine dikkat çeken Aksoy, "Yaylalarda betonlaşmanın artması, çiçek açacak alanların azalmasına neden oluyor. Bu durum arıların yararlanabileceği sahaların daralmasına ve dolayısıyla arıcılığın olumsuz etkilenmesine yol açıyor. Ayrıca barajların çoğalması da arıcılığı etkiliyor çünkü bu yapılaşma, iklim şartlarını değiştirerek ekolojik dengeyi bozuyor. Betonlaşma genel anlamda ekolojik dengenin bozulması demektir. Geçen yıl da bu nedenle ciddi arı kayıpları yaşadık; şahsen benim de kayıplarım oldu. Ekolojik dengenin bozulması, arı sağlığının tehdit altında olması anlamına geliyor" diye konuştu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.