TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avrupa Birliği

AGRONEWS - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

AB Tarım Destekleri, Hayvansal Üretim Tartışması Haber

AB Tarım Destekleri, Hayvansal Üretim Tartışması

Yeni bir rapora göre, Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Politikası (CAP) kapsamında sağlanan sübvansiyonların büyük bölümü kırmızı et ve süt ürünleri gibi yüksek sera gazı emisyonuna sahip hayvansal gıdalara gidiyor. Gıda politikaları alanında çalışan Foodrise adlı sivil toplum kuruluşunun analizine göre, 2020 yılında CAP bütçesinin yaklaşık yüzde 77’si — toplam 51 milyar euronun 39 milyar eurosu — hayvansal üretime yönlendirildi. Raporda, iklim üzerindeki etkileri bakımından en yoğun eleştirilen ürünler olan sığır ve kuzu etinin, mercimek ve fasulye gibi baklagillere kıyasla yaklaşık 580 kat daha fazla destek aldığı belirtiliyor. Süt ürünlerinin ise kuruyemiş ve tohumlara göre yaklaşık 554 kat daha fazla sübvansiyon aldığı ifade ediliyor. Et ve süt sektörü birlikte değerlendirildiğinde, meyve-sebze üretimine kıyasla 10 katın üzerinde daha fazla CAP desteği aldığı aktarılıyor. Hayvansal üretimin iklim etkisi Hayvansal kaynaklı gıdaların, AB’de gıda üretiminden kaynaklanan toplam sera gazı emisyonlarının yüzde 81–86’sını oluşturduğu; buna karşın kalorinin yaklaşık yüzde 32’sini ve proteinin yüzde 64’ünü sağladığı tahmin ediliyor. Küresel ölçekte ise gıda ve tarım sektörü, fosil yakıt yakımının ardından en büyük ikinci emisyon kaynağı olarak, toplam sera gazı salımının yaklaşık üçte birinden sorumlu. Karbon ayak izi hesaplamalarına göre 100 gramlık bir porsiyon sığır eti, yaklaşık 15,5 kg karbondioksit eşdeğeri salıma yol açabiliyor. Çevre örgütü Greenpeace’e göre dünyadaki memelilerin yaklaşık yüzde 60’ı çiftlik hayvanlarından oluşurken, yalnızca yüzde 4’ü vahşi hayvanlardan oluşuyor (geri kalan yüzde 36 insan). Kümes hayvanları ise dünyadaki kuş popülasyonunun yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor. Hayvancılığın çevresel etkisi; metan salımı (özellikle sığır yetiştiriciliği), yapay gübre kullanımı, yoğun yem ihtiyacı ve ormansızlaşma gibi birçok faktörden kaynaklanıyor. Özellikle Amazon yağmur ormanlarındaki tahribatın önemli bir bölümünün soya üretimiyle bağlantılı olduğu çeşitli araştırmalarda ortaya kondu. Ancak bu soyanın büyük kısmı doğrudan insan tüketimi için değil, hayvan yemi olarak kullanılıyor. Doğa koruma kuruluşu WWF’ye göre dünya genelinde üretilen soyanın yaklaşık yüzde 80’i hayvan yemi olarak kullanılıyor ve üretim son 20 yılda iki katına çıktı. Hayvansal üretimdeki verim kaybı da tartışmanın önemli bir boyutu. Compassion in World Farming’in raporuna göre hayvanlara verilen her 100 kalori bitkisel yem karşılığında ortalama 40 kalori süt, 12 kalori tavuk eti ve yalnızca 3 kalori sığır eti elde edilebiliyor. 'Adaletsiz sübvansiyon' eleştirisi Foodrise temsilcisi Martin Bowman, AB vergi mükelleflerinin milyarlarca eurosunun yüksek emisyonlu et ve süt üretimini desteklemek için kullanıldığını ve bunun Avrupa’nın iklim ve sağlık hedefleriyle çeliştiğini savunuyor. Bowman’a göre CAP, “sağlıklı ve sürdürülebilir, bitki ağırlıklı beslenmeye adil bir geçiş” için yeniden yapılandırılmalı. Bowman, en azından bitkisel ürünlerin CAP fonlarından daha adil bir pay alması gerektiğini ve hayvancılıktan bitkisel üretime geçmek isteyen çiftçiler için özel bir geçiş fonu oluşturulmasını öneriyor. 2024 yılında Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan AB tarımının geleceğine ilişkin “Stratejik Diyalog” raporunda da tüketicilerin bitki temelli gıdalara yöneliminin desteklenmesinin “kritik” olduğu vurgulandı. Raporda, 2026 yılına kadar AB genelinde bitki temelli gıda zincirini güçlendirecek bir Eylem Planı hazırlanması çağrısı yapıldı. Avrupa Komisyonu konuya ilişkin kamuoyuna henüz resmi bir değerlendirme yapmadı.

Tunceli, Hava Arslan’ın Seracılık Projesiyle Üretimde Yükselecek Haber

Tunceli, Hava Arslan’ın Seracılık Projesiyle Üretimde Yükselecek

Yıllarca Fransa'da yaşayan ve doğduğu topraklara dönerek tarıma başlayan Hava Arslan, Tunceli'de sera kurmaya hazırlanıyor. Arslan, bakanlık destekli projeyle kentteki üretim ve istihdama büyük katkı sağlamayı hedefliyor. Fransa'da uzun yıllar eğitim ve çalışma hayatını sürdüren Paris Sorbonne Üniversitesi mezunu Hava Arslan (62), pandemi döneminde şehir hayatını bırakarak Elazığ'ın Karabörk köyüne yerleşmiş ve tarıma yönelmişti. Arslan şimdi ise deneyim ve birikimini Tunceli'ye taşıyarak profesyonel bir sera kurmak için çalışıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı destekli proje kapsamında Mazgirt ilçesine bağlı Göktepe köyünde seracılık faaliyeti başlatmaya hazırlanan Arslan, kentteki üretim ve istihdama büyük katkı sağlamayı hedefliyor. Tunceli'nin istihdam konusunda ciddi bir potansiyeli olduğunu aktaran Hava Arslan, "Tunceli için de bazı projeler geliştirmek istedim. Avrupa Birliği'nden gelen hibe programlarını takip ederek bir seracılık projesi teklifi verdim. İyi bir dosya hazırladım. Tunceli'nin Mazgirt ilçesine bağlı Göktepe Köyünde bir araziyi kullanacağım. Projem oldukça iyi bir proje ve stratejik bir noktada. Burada amacım Göktepe Köyünden Elazığ il sınırına kadar seracılığı geliştirmek. Çünkü Tunceli ne yazık ki meyve ve sebze konusunda çoğunlukla Adana, Antalya, Mersin'e bağımlı bir şehir. Burada yapmak istediğim, Tunceli'nin sebze ve meyve konusunda dış şehirlere bağımlılığını tamamen kesmek. Tunceli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Tarım ve Orman Bakanlığı, TKDK destekleriyle şu an hakikaten çok iyi ilerliyorum. İleride Göktepe köyünden başlayarak Akpazar'a doğru diğer köylerin seracılık konusunda ilerlemelerini sağlamak istiyorum. Erzincan bu konuda çok iyi bir örnek teşkil ediyor. Gerçekten çok başarılı seracılık projelerine imza attılar, yüzlerce dönüm seralar kuruldu. Aynı şeyi ben Tunceli'nin Mazgirt ilçesi çerçevesinde gerçekleştirmek istiyorum. Yakında protokol imzalayacağız" dedi. Tunceli'deki aşırı göçü durdurmak için çalıştığını ifade eden Arslan, "Biz Tunceli olarak bir senedir TKDK projelerinden faydalanıyoruz. Burada, ‘Tunceli'deki aşırı göçü nasıl durdurabiliriz' diye düşünüyorum. Tunceli tarım sektöründe çok ciddi istihdam oluşturabilir. Gençlerin kötü gidişatını durdurabilmemiz için örneğin 20 dönümlük bir serada 60 istihdam sağlanabiliyorsa, 20 dönümden 10 sera kurarsak, 600 kişiye istihdam sağlamış ve 600 aileyi doyurabilecek hale geliyoruz. Şu an Dünya Bankası ve Avrupa Birliği Tunceli'ye pozitif ayrımcılık yaptı. Oldukça fazla hibeler vermek üzereler. Bunu takip eden herkes biliyor ki Dünya Bankası'ndan büyükbaş hayvancılık için 10 milyon dolara kadar paralar gelecek, bunlar rezerve edilmiş durumda. Yani öz sermayeniz olduğu takdirde yüzde 70-80 civarında hibelerle çok rahat bir şekilde projeler geliştirebilirsiniz" şeklinde konuştu.

Aydın Çam Fıstığı Avrupa Birliği’nden Coğrafi İşaret Tescili Aldı Haber

Aydın Çam Fıstığı Avrupa Birliği’nden Coğrafi İşaret Tescili Aldı

Türkiye’nin önemli tarım kentlerinden Aydın’ın uluslararası alandaki tarımsal gücü artarken, son olarak Aydın Çam Fıstığı da Avrupa Birliği’nde tescillenen ürünler arasına katıldı. Aydın Ticaret Borsası tarafından 24 Ağustos 2023’te Avrupa Birliği’ne yapılan menşe adı koruması başvurusu, başarıyla sonuçlandı. Başvuru sürecini tamamlayan Aydın Çam Fıstığı, 2 Haziran 2025 itibarıyla Resmi Gazete’de yayımlanarak Avrupa Birliği tarafından tescillenen 33. ürün oldu. Böylece zeytin ve incir gibi önemli ürünlerin arasına katılarak, uluslararası alanda tanınırlığını ve kalitesini pekiştirdi. Hasadın tamamlanmasıyla birlikte kozalak işleme tesislerinde yoğun mesai dönemi başlarken, Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de işletmeleri denetleyerek süreç hakkında bilgi aldı. Aynı zamanda, Aydın Çam Fıstığı’nın tanıtımına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu. Müdürlük tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: > “İlimiz, çam fıstığı üretimindeki öncülüğünü bir adım daha ileri taşıyarak, Aydın Çam Fıstığı’nı 2 Haziran 2025 tarihi itibarıyla Avrupa Birliği coğrafi işaret tescil sistemi kapsamında tescillemiştir. Bu önemli başarı, yerli ürünümüzün uluslararası tanınırlığını ve kalitesini dünyaya göstermektedir.” Aydın’da çam fıstığı üretimi başta Koçarlı olmak üzere Bozdoğan, Söke, Karpuzlu, Çine ve Yenipazar ilçelerinde yoğun olarak gerçekleştiriliyor ve bölgesel tarım ekonomisine ciddi katkı sağlıyor. Bu kapsamda Aydın İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Altıntaş, Koçarlı’daki çam fıstığı işleme tesislerinden birini ziyaret etti. Tesis sahibi Serkan Karatosun, işletmenin faaliyetleri hakkında bilgi verdi ve yetkililerle karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu.

Amasya’nın İki Lezzeti AB Tescili Yolunda Haber

Amasya’nın İki Lezzeti AB Tescili Yolunda

AMASYA (İHA) - Amasya’nın sembol ürünleri arasında yer alan misket elması ve çiçek bamyası, Avrupa Birliği (AB) coğrafi işaret tescili almak için başvuru sürecine girdi. İki bin yıllık geçmişe sahip elma ile yörede "çeyrek altın" olarak bilinen çiçek bamyası, uluslararası tanınırlık kazanma yolunda. Amasya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Murat Kırlangıç, "Amasya çiçek bamyasının ardından Amasya misket elması için de Avrupa Birliği coğrafi işaret başvurusunu yaptık. 2026 yılı içinde ikisinin de tescilinin geleceğini düşünüyoruz" açıklamasında bulundu. ELMA 2 BİN YILLIK, BAMYA ÇEYREK ALTIN GİBİ DEĞERLİ Arkeolojik kazılara göre 2 bin yıldır yetiştirilen ve kırmızı-yeşil görünümüyle dikkat çeken Amasya misket elması, sadece lezzetiyle değil, sağlık açısından da önemli faydalarıyla öne çıkıyor. Çiçek bamyası ise yüksek besin değeri ve değişmeyen ekonomik değeri nedeniyle "çeyrek altın" olarak adlandırılıyor. AB TESCİLİ DAHA GENİŞ PAZARLARA AÇILMALARINI SAĞLAYACAK Amasya İl Tarım ve Orman Müdürü Gürol Çetin, coğrafi işaret tescilinin ürünlerin tanınırlığını artıracağını belirterek, "Birçok yerde satılan elmalar farklı olmalarına rağmen ‘Amasya misket elması' denilerek satılıyor. Amasya misket elmasının sindirimden tutun da cilt güzelliğine kadar birçok faydası var. Bu elmayı bir defa yiyen diğer elmalarla olan farkını çok net anlayabilir" dedi. "ÇİÇEK BAMYASI ETTEN DAHA BESLEYİCİ" Sabah erken saatlerde toplanıp ip dizilerek kurutulan çiçek bamyası, özellikle Konya ve çevresindeki düğün sofralarının vazgeçilmezi. Çetin, "Besin değeri olarak neredeyse etten daha yüksek. Türkiye'nin Çiçek bamyası ihtiyacını büyük oranda Amasya'mız karşılıyor" diye konuştu. "GRAM ALTINLA YARIŞIYOR" Misket elmasının kilosu 60 TL iken, çiçek bamyasının kuru hali 3 bin TL’yi buluyor. Esnaf Ömer Balkar, "Bamyanın fiyatı çok yükseldi. Gram altınla yarışıyor. Taşova bamya pazarında toptan kilosu 2 bin 800 TL'den satılıyor. Perakende fiyatı ise 3 bin TL'nin üzerinde" dedi.

Türk Tavuğu Avrupa Sofralarına Giriyor Haber

Türk Tavuğu Avrupa Sofralarına Giriyor

BURSA (İHA) - Avrupa Birliği’nin ileri işlenmiş tavuk eti ürünlerine onay vermesiyle, Türkiye’den AB’ye şinitzel, nugget ve tavuk döneri ihracatının önü açıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yürüttüğü yoğun çalışmalar sonucunda, Türkiye’deki kanatlı eti işleme tesisleri, AB’ye ısıl işlem görmüş tavuk eti ihraç edebilecek yetkiyi aldı. Türkiye’nin beyaz et sektöründeki öncü firmalarından Hastavuk, kısa süre içinde Avrupa pazarına ileri işlenmiş tavuk ürünleri ihraç etmeye başlayacaklarını duyurdu. Firmanın Genel Müdürü Müfit Yavuz, 2024 yılında sektör ihracatının 3,8 milyar dolara ulaştığını belirterek, en büyük ihracat pazarının 630 milyon dolarla Irak olduğunu vurguladı. Yavuz, bölgedeki siyasi ve ekonomik belirsizliklerin sektör için zorluk yarattığını ancak yeni pazar arayışlarının hız kesmeden devam ettiğini ifade etti. Sektörde üretimi artırmak için yeni kümeslere ihtiyaç duyulduğunu belirten Yavuz, kırsal bölgelerde üretimin teşvik edilmesi ve devlet desteğinin sağlanması gerektiğini söyledi. Yükselen maliyetlerin pazarlardaki rekabeti zorlaştırdığını dile getiren Yavuz, kur politikasının ihracatçıları destekleyici olması gerektiğini vurguladı. AB’ye ihracatın yıllardır bürokratik engeller nedeniyle gerçekleşemediğini ancak artık bu sorunun aşıldığını belirten Yavuz, "Çok yakında ileri işlenmiş ürünlerle sektörel bazda AB'ye giriş yapmış olacağız. Avrupa'ya şinitzel, nugget ve tavuk döneri gibi ileri işlenmiş katma değerli tavuk ürünlerimizi yedireceğiz" dedi. Hastavuk’un AB, Japonya, Rusya, Çin ve Suudi Arabistan gibi önemli pazarlara açılmayı hedeflediğini belirten Yavuz, şirketin Japonya ile 2017’de yaptığı anlaşmanın ardından Türk tavuğunun bu pazarda yer edindiğini hatırlattı. Rusya’nın Türkiye’den ithalat yapmadığını ancak Çin ile bürokratik süreçlerin devam ettiğini söyleyen Yavuz, Suudi Arabistan’ın ise 2024’te yalnızca Hastavuk’a ihracat izni verdiğini ifade etti. Yavuz, "Avrupa'dan Uzak Doğu'ya uzanan bir coğrafyada firmamızı tanıtmak, Türk tavuğunun dünya sofralarında yer almasını sağlamak, sektöre ve ülkemize hizmet etmek için çabalarımız var. İşletme verimliliğini arttıracak yatırımlarla üreten, üretirken büyüme yaklaşımını benimseyen, dünya için, ülkesi ve halkı için çalışmayı amaç edinen bir firma olarak var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.

Tarımda Kimyasal Kullanımı Konusunda Uzmanlardan Uyarı Haber

Tarımda Kimyasal Kullanımı Konusunda Uzmanlardan Uyarı

KONYA (İHA) - Türkiye'nin tarımsal üretim merkezi Konya Ovası'nda, hububat üreticilerine pestisitlerin doğru ve bilinçli kullanımı konusunda uyarılar yapıldı. Uzmanlar, yanlış uygulamaların tarım ürünlerinin ihracatında sorunlara yol açabileceğini belirtti. Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, pestisitlerin yanlış kullanımı nedeniyle tarım ürünlerinin gümrüklerde geri çevrildiğini ve aflatoksin gibi sorunların yanlış depolama koşullarından kaynaklandığını ifade etti. "Öncelikle aflatoksin kaynaklı ürünlerin pestisitlerle herhangi bir alakası yoktur. Gıda ürünlerinde saklama şartlarından kaynaklı problemler oluşmasından dolayı geri dönme söz konusu oluyor. Ürünlerin küflenmesinden kaynaklı geri dönmeler bunlar" diyen Kırkgöz, hasattan sonra uygun depolama ve taşıma koşullarının önemine dikkat çekti. PESTİSİT KULLANIMINDA BİLİNÇ ŞART Kırkgöz, tarımsal ilaçların zamanında ve doğru dozlarda kullanılması gerektiğini vurgulayarak, iklim değişikliğinin hastalık ve zararlı popülasyonlarının yayılma dönemlerini etkilediğini belirtti. Ayrıca, "Ziraat mühendisi meslektaşlarımız genelde arazilerde yaptığı çalışmalarda ilaçların yarılanma ömürlerine göre kullanım tavsiyelerini yapmakta. Tabii iklim değişikliğiyle beraber hastalıkların ve zararlıların da popülasyonları ve çıkma dönemlerinde de değişiklikler meydana geldi. Son günlerde hastalıkların biraz daha geç dönemlerde yaşanması, çiftçilerimizin ilaçları biraz daha geç, hasat tarihlerine yakın kullanmalarına neden oldu. Bu tarz sıkıntılar dönemsel olarak yaşanabiliyor. Tabii burada önemli olan bu konularda çiftçilerin bilinçlendirilmesi" diye ekledi. Çiftçilerin ziraat mühendisleriyle çalışarak bilinçlenmesi gerektiğini ve Tarım Bakanlığı'nın bu konuda eğitimler düzenlediğini dile getirdi. PESTİSİT KULLANIMI AZALIYOR Avrupa Birliği’nin imzaladığı Yeşil Mutabakat kapsamında pestisit kullanımını azaltma çalışmaları devam ederken, Türkiye'de de bu yönde adımlar atılıyor. Ancak pestisitler olmadan tarımsal üretimde ciddi verim kayıplarının yaşanabileceğine dikkat çeken Kırkgöz, bu kimyasalların zamanında ve dengeli kullanıldığında sorun yaratmayacağını belirtti. Tarım ilacı satıcısı Süleyman Tokgöz ise, çiftçilere doğru dozajda ilaç önerdiklerini ve arazi kontrolleri yaparak ürünleri takip ettiklerini söyledi. Fazla kullanılan ilaçların sorunlara yol açabileceğini, ancak destekleyici ürünlerle bu zararların telafi edilebileceğini ifade etti.

Samsun'da Su Ürünleri Üretiminde Büyük Başarı Haber

Samsun'da Su Ürünleri Üretiminde Büyük Başarı

SAMSUN (İHA) - Samsun’da 2024 yılı boyunca avcılık ve yetiştiricilik yoluyla 65 bin 210 ton su ürünleri üretildi. İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, bu üretimin 12 bin 231 tonunun ihraç edilerek 49 milyon 975 bin 451 dolar ve 34 milyon 964 bin 616 avro döviz kazandırdığını belirtti. SAMSUN’UN STRATEJİK KONUMU VE ALTYAPISI Samsun, limanları, kalifiye elemanları, modern balıkçı tekneleri ve geniş altyapısıyla Karadeniz’de su ürünleri üretiminde lider bir rol oynuyor. 2024 yılında avcılık yoluyla 51 bin 536 ton, yetiştiricilik yoluyla ise 13 bin 674 ton ürün elde edildi. Samsun’daki 39 yetiştiricilik tesisi, yıllık 22 bin 990 ton kapasiteyle Türk somonu ve alabalık gibi değerli ürünlerin üretiminde ön planda yer aldı. Denizde hamsi, palamut, mezgit, istavrit, barbun gibi balıkların yanında çaça balığı avcılığı; iç sularda ise sazan, sudak, yayın, turna ve tatlı su levreği gibi balıkların yakalandığı belirtildi. Sağlam, "Ülkemiz ve ilimiz için önem arz eden Kızılırmak ve Yeşilırmak Deltalarında bulunan balık gölleri ve lagün gölleri çevrelerinde önemli tıbbi sülük potansiyeli mevcuttur. Bölgemizden avcılık yolu ile toplanan tıbbi sülükler belirli bir kota dahilinde yurtdışına ihraç edilmektedir" diyerek balıkçılığın tıp sektöründe kullanımıyla da kazanç getirdiğini ekledi. BALIKÇILIK İHRACATIYLA GELEN KAZANÇ Karadeniz’den avlanan hamsi ve deniz salyangozu ile yetiştirilen Türk somonu ve levrek gibi ürünler, Avrupa Birliği, Japonya, Rusya, Güney Kore, ABD ve Çin başta olmak üzere birçok ülkeye ihraç ediliyor. 2024 yılında Samsun’dan toplam 12 bin 231 ton balık ürünü ihraç edilerek ülkeye milyonlarca dolarlık döviz girdisi sağlandı. DENETİMLERDE SIKI KONTROL İlde 2024 yılında gerçekleştirilen denetimlerde yasa dışı avlanma faaliyetlerine karşı sıkı önlemler alındı. Konuyla ilgili konuşan Sağlam, "5 adet su ürünleri kontrol teknemiz mevcuttur. Denetim ekiplerimizce 2024 yılında perakende balık satış yerlerinde bin 398, balıkçı barınakları, nakil araçları, yol güzergahları, deniz ve balıkçı gemilerinde bin 696 adet, iç sularda 655, soğuk hava depolarında 94, balık halinde 133 adet, işleme tesislerinde 134 ve yetiştiricilik tesislerinde 182 olmak üzere toplam 4 bin 292 adet su ürünleri denetimi gerçekleştirilmiştir. Su ürünleri denetim ekipleri 2024 yılında yaptığı denetimlerle kaçak avcılığa geçit vermemiştir. Bu kapsamda yapılan denetimlerde yasadışı avlanılarak yakalanan balıklara el konularak sosyal hizmetler kurumlarına bağış yapılmış, bağışı yapılamayan ürünler ise balık unu ve yağı fabrikalarına satışı yapılarak balık yemi yapımında kullanılmıştır. Yasadışı av araçlarının ise imhası sağlanmıştır. Kurallara uymayan 101 balıkçı/işletmeciye 2 milyon 104 bin 382 TL idari para cezası uygulanmıştır" açıklamasında bulundu. SAMSUN’DA YETİŞTİRİCİLİK ARTIYOR Su ürünleri yetiştiriciliği, Samsun’da son 20 yılda 12 kat artış gösterdi. 2024’teki üretim kapasitesinin önümüzdeki yıllarda yeni tesislerle daha da artması bekleniyor. Sağlam, küresel ısınma ve aşırı avlanmanın etkileri nedeniyle yetiştiriciliğin daha da önem kazanacağını vurguladı. Samsun, modern teknolojisi ve uluslararası standartlara uygun üretimiyle hem yerel hem de küresel pazarda dikkat çekmeye devam ediyor.

Avdagiç: Haber

Avdagiç: "Vize Sorunu İş Dünyasının Önünde Engel Olmamalı"

İSTANBUL (İHA) - İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İTO Olağanüstü Meclis Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türk iş dünyasını etkileyen vize engellerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Avdagiç, "Vize konusunun Türkiye’nin ve Türk iş dünyasının üzerinde Demokles’in kılıcı gibi kullanılmasını şiddetle kınıyoruz. Bu konuyu tüm boyutlarıyla AB ülke yetkilileriyle görüşmelerimize taşıyor, gerekeni açık şekilde söylüyoruz" dedi. Avdagiç, vize meselesinin uluslararası ticarette bir engel olmaktan çıkmasının, Türk iş dünyasının potansiyelini daha da yukarı taşıyacağını vurgulayarak, bu konuda Avrupa Birliği yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade etti. İTO, TÜRK FİRMALARINI DÜNYAYA TAŞIYOR 2024 yılında 47 fuar organizasyonu düzenlediklerini belirten Avdagiç, bu fuarların 32’sinde milli katılımın İTO tarafından sağlandığını ve Türk ekonomisinin bu tür etkinliklerle daha geniş ufuklara açıldığını söyledi. 2025 yılı için ise 38 fuarın şimdiden takvime alındığını ifade eden Avdagiç, Hindistan, Çin, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerde yeni ticari fırsatlar yaratmayı hedeflediklerini ekledi. İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ VE TEKNOPARK İSTANBUL İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin, 23 yıllık geçmişiyle 85 farklı uyruktan 9 binin üzerinde öğrenciye ev sahipliği yaptığını ifade eden Avdagiç, üniversitenin uluslararası öğrenciler ve mezunlarla büyümeye devam ettiğini belirtti. Teknopark İstanbul’un savunma sanayii ve ileri teknoloji alanındaki projelerle ülkenin gururu olmaya devam ettiğini söyleyen Avdagiç, burada 500’den fazla aktif Ar-Ge firmasının 10 binin üzerinde personelle 900’e yakın proje yürüttüğünü kaydetti. BTM İLE GİRİŞİMCİLİĞE BÜYÜK DESTEK Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi’nin (BTM) 2024 yılında binin üzerinde girişim ve bin 500’e yakın girişimciye destek verdiğini dile getiren Avdagiç, bu girişimcilerin yüzde 25’inin kadınlardan oluştuğunu, kadın girişimci oranını artırmayı hedeflediklerini söyledi. TURİZM VE KONGRE BAŞARILARI İTO’nun İstanbul’un marka değerini artırmak için turizmde önemli işlere imza attığını ifade eden Avdagiç, 2024 yılında 69 uluslararası kongrenin şehre kazandırıldığını ve destek sağlandığını belirtti. 2025 yılı için ise 14, 2026 yılı için 3 uluslararası kongrenin planlandığını duyurdu. 2025’TE YENİ YATIRIMLAR YOLDA 2025 yılında, sosyal tesislerin geliştirilmesi ve yeni projelerin hayata geçirilmesi gibi yatırımların süreceğini açıklayan Avdagiç, "Vakıf olarak hem üniversitemiz başta olmak üzere çeşitli hayır çalışmaları yapıyor, hem 819 bin üyemizin istifade edeceği sosyal tesisler açıyoruz, hem de iktisadi işletmelerimizi profesyonel bir şirket gibi yönetip hayri faaliyetlerimiz için kaynak oluşturuyoruz" dedi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.