TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Birleşmiş Milletler

AGRONEWS - Birleşmiş Milletler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşmiş Milletler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Samsun, Kızılırmak Deltası’nda Mandadan Markaya Projesi Başladı Video Galeri

Samsun, Kızılırmak Deltası’nda Mandadan Markaya Projesi Başladı

Samsun'un doğal miraslarından biri olan Kızılırmak Deltası'nda manda yetiştiriciliğini modern, sürdürülebilir ve katma değerli bir yapıya kavuşturmak amacıyla "Mandadan Markaya" projesi hayata geçiriliyor. Proje ile bölgedeki geleneksel üretim, bilimsel destekle markalaşma sürecine girecek. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Yetiştirme ve Islahı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan'ın yürütücülüğünü üstlendiği projenin eğitim danışmanlığını Doç. Dr. Bakiye Kılıç yapıyor. Projenin koordinasyonu ise Ondokuzmayıs Yerel Eylem Grubu Derneği (OMYEGDER) Başkanı Tolga Eren tarafından sağlanacak. Toplam 60 bin dolar bütçeye sahip olan ve 12 ay sürecek proje, manda varlığının korunmasının yanı sıra yerel halkın gelir kaynaklarının güçlendirilmesini hedefliyor. Geleneksel üretim bilimsel destekle markalaşacak Türkiye'nin en yüksek manda varlığına sahip ili olan Samsun'da yaklaşık 26 bin 600 baş manda bulunmasına rağmen, ürünlerin markasız ve düşük katma değerle satılması üreticilerin en büyük sorunu olarak öne çıkıyor. "Mandadan Markaya" projesi kapsamında bu sorunun aşılması için akademik bilgi ile yerel deneyim bir araya getirilecek. Proje çerçevesinde Samsun'a özgü manda ürünleri için coğrafi işaret süreci başlatılacak, böylece ürünlerin kalite ve menşe güvencesi sağlanacak. Ayrıca pazar araştırmaları, ambalaj tasarımı çalışmaları ve online satış kanallarının kullanılmasıyla ürünlerin ticari değeri artırılacak. Üreticilere hijyenik sağım, doğru yemleme ve modern dölleme yönetimi gibi teknik konularda kapsamlı eğitimler de verilecek. Proje bilgilendirme toplantısı yapıldı Kızılırmak Deltası'nda manda üreticileri, proje ortaklarının ve akademisyenlerinin katılımıyla proje bilgilendirme toplantısı yapıldı. Proje hakkında konuşan Prof. Dr. Ali Kemal Ayan, "Mandadan Markaya projesi ilk olarak 2005 yılında Manda Sevdamız projesiyle başladı. Birleşmiş Milletlerin Küresel Çevre Fonu destekli bir projeydi. O projeden sonra geldiğimiz bu noktadan manda sürü sahiplerinin hem manda sayıları attı. Manda sütünden ve etinin yapılan ürünlerin çeşitlendirilmesi, pazar değerlerinin arttırılması ve marka yolcuklarının oluşturulmasıyla ilgili bir ihtiyaç ortaya çıktı. Bu ihtiyacı karşılamak için manda ile ilgili olan bütün kurumlar kuruluşların desteğiyle bu projeyi yürütmeye çalışıyoruz. Manda bu sulak alanların en önemli ekosistem mühendisleridir. Burada mandanın ekonomik öneminin yanında ekolojik bir önemi mevcuttur. Mandaya, manda üreticilerine, manda ürünlerini pazara taşıyan bir projedir" dedi. "Bu proje umuyorum mandanın o güzel ürünlerini afiyetler içerisinde yeme fırsatı verir" Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Küçük Ölçekli Projeler Türkiye Ulusal Koordinatörü Gökmen Argun, "Türkiye'de 33 yılımız. 400 üzerinde proje destekledik. Samsun şu anda bizim odak alanımız. Burada 11 tane proje destekledik. Bunlardan 1 tanesi de ‘Mandadan Markaya' projesidir. Geçmişte desteklediğimiz ‘Manda Sevdası' projesinin ikinci kademesi gibi gözüküyor. Muazzam bir çalışmanın bu aşamaya gelmesi bizi çok heyecanlandırdı. Umut ediyorum manda gerçek anlamda hem Samsun için hem Kızılırmak Deltası'ndaki çeşitliliği tanıtmak için muazzam bir fırsat olur. Mandanın o güzel ürünlerini afiyetler içerisinde yeme fırsatı verir" şeklinde konuştu. "Süt verimini yükseltmemiz lazım" Samsun Damızlık Manda Yetiştiriciler Birliği Temsilcisi İsmail Metin, "Samsun'da 2008 yılında kurulduğumuz yıllarda manda sayısı 7 bin adetti. Türkiye genelinde ise 30 bin adetti. Bakanlığımız ve üniversitemiz ile yapmış olduğumuz projelerle 2024 yılında 22 bine çıktı. Maalesef bu durum aşağıya inmeye başladı. Şu anda 19 bin manda varlığımız var. Bunların yegane sebeplerinden bir tanesi de ekonomik sıkıntılardır. Beslenme alanlarındaki yırtıcı hayvanlardan dolayı yüzde 10 yavru kaybımız var. Bu durum da manda sayısının artışını engelliyor. Markalaşma konusunda ise süt verimini arttırmamız gerekiyor. Bizim manda birliğimiz ıslah birliğidir. Türkiye genelinde 30 bin manda da ıslah projesi yürütüyoruz. Bunun 4 bin tanesi Samsun'dadır. İtalya, Türkiye'den dünyanın diğer illerinde aldığı mandaları 30 yılda ıslah etmiş. Bugün İtalya'nın süt ortalaması 9 kilodur. Önce süt ortalamasını yükseltmiş. Biz de 6 kilo bile olamadık" ifadelerini kullandı. Kadınlar ve gençler kırsal kalkınmanın merkezinde Projenin önemli hedeflerinden biri de kırsalda istihdamı artırmak olacak. Bu kapsamda 50 kadın ve genç üreticiye yönelik özel eğitimler, mentorluk çalışmaları ve destek bilgilendirmeleri gerçekleştirilecek. Engiz Kadın Girişimi Kooperatifi'nin katkılarıyla üretici örgütlenmesinin ve kooperatifleşmenin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Hedef 150 bin dolarlık gelir artışı "Mandadan Markaya" projesinin sonunda manda ürünleri için güçlü ve tanınabilir bir marka kimliği oluşturulması hedefleniyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölge üreticilerinin toplam gelirinde yaklaşık 150 bin dolarlık bir artış sağlanması bekleniyor. Yerel festivaller, tadım etkinlikleri ve sosyal medya kampanyaları aracılığıyla manda ürünlerinin hem ekolojik değeri hem de sağlık açısından faydaları kamuoyuna tanıtılacak. Yetkililer, projenin Kızılırmak Deltası'nda sürdürülebilir tarım ve hayvancılık adına örnek bir model oluşturacağını belirtti. Projenin tanıtım toplantısında ayrıca OMÜ Yerel Eylem Grubu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Erel, Bafra Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğinde görevli Cengiz Akyüz, OMÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünden Doç. Dr. Bakiye Kılıç Topuz da bir sunum yaptı. Toplantı manda ürünlerinin sunumu ile son erdi.

Yumurta kabuğu deyip geçmeyin sanayide çok değerli Haber

Yumurta kabuğu deyip geçmeyin sanayide çok değerli

Akman, yaptığı açıklamada, dünyanın en stratejik protein kaynaklarından olan yumurtanın BM'nin de en önemli konu başlıkları arasında yer aldığını belirtti. Yıldız bileşen olarak tanımlanan yumurtanın, hayvansal protein kaynakları içinde besin değerleriyle anne sütüne en yakın olduğunu dile getiren Akman, yumurtanın fonksiyonel özellikleri en yaygın kullanılan hayvansal protein olduğuna dikkati çekti. Gıdayı toparlayıp yapıştırıyor Fonksiyonel özelliklerinin, yumurtanın tüm gıda sanayinde kullanılmasını sağladığını anlatan Akman, şöyle konuştu: "Köfte, kek, krema, çikolata, tatlılara kadar er türlü gıda ürününde yumurtayı kullanabiliyorsunuz. Kabarma, toparlama, yapıştırma özelliği var. Karbon ayak izi ne düşük proteni kaynağı. En ekonomik ve en rahat ulaşılabilen olanı. Türkiye dünyanın en önemli üreticilerinde ilk 10 arasında. Çok stratejk bir ürün. Yumurta üreticilerine çok değer vermeli ve onları iyi anlamalıyız." "Türkiye ilk 10 arasında yer almalı" Akman, yumurta sanayisinde Türkiye'nin gidecek çok yolunun bulunduğunu belirterek, "Yumurta sanayisinde Türkiye dünyada ilk 50 ülke arasına bile giremiyor. Dünyanın ilk 10 arasındaki üreticilerine bakarsanız hepsi yumurta sanayisinde de ilk 10 arasında ama biz 50 arasında değiliz." dedi. Gelecek 5-10 yıl arasında sadece 30 üreticinin Türkiye toplam yumurta üretiminin yüzde 75'ini yapacak gibi göründüğünü aktaran Akman, yumurta üretimi kadar ihracatının da çok önemli olduğunu söyledi. Gıda güvencesi bakımından korumacı politikaların hiçbir faydasının olmadığını vurgulayan Akman, "Korumacı politikalar, arz ve talep şoklarını artırıyor ve uzun vadede piyasanın dengesizliğini artıyor. İhracatın artması arz ve talep dengesini uzun vadede dengeler." diye konuştu. Akman, yumurtanın kırıldığı andan itibaren sanayisinin başladığını dile getirerek, şöyle devam etti: "Sanayi, yumurtayı kırar pastörize sıvı yumurta üretir. Arkasından bu ürünlerin türevlerine doğru hızlı gider. Raf ömrünü 1-2 yıla kadar uzatabilir. Yumurta tozu, diğer ülkelerdeki gibi süt tozuna benzer lisanslı depoculuk kapsamına alınabilir. Yumurta tozu üretimi arttığı zaman çiftçinin refahını kesinlikle artırır, arz ve talep esnekliği artar, fiyat istikrarı sağlanır. Yumurta sanayisinin gelişimi bu yüzden çok önemli. 10 yıl önce toplam üretimin sadece yüzde 1'i yumurta sanayisinde işleniyordu. Gelişmiş pazarlarda yüzde 25-30 arasında. Günümüzde ise Türkiye'de yüzde 8'e ulaştı. 25 ve 30'lara çıkması lazım ve gidecek daha çok yolumuz var." "Kabuk deyip geçmeyin" Yumurtanın pastörize sıvısı ve tozunun yanı sıra kabuğunun da sanayi açısından çok değerli olduğuna dikkati çeken Akman, "Yumurta kabuğundaki zardan kolojen üretilir. Yumurta kabuğundan biyoplastik elde edilebilir. Polipropilenin en önemli dolgu maddesidir. Yumurta kabuğu, boya sanayisinde ve inşaatta kullanılır. Gübre olarak değerlendirilebilir. Asidik topraklarda asidin düşürülmesi için kirecin ikamesi olarak kullanılabilir. Yemde değerledirilebilir. Haşlanmış yumurtanın kabuğu çok çok değerlidir, haşlanmış zar çok daha yüksek değerlere satılabilir" dedi. Sanayinin yumurtayı daha değerli hale getireceğini belirten Akman, "Yumurtanın fiyatı 1 lira ise sanayisindeki ürünlerle yumurtayı en az 4 liraya satabilirsiniz. Yani 4 kat katma değer sağlayabilirsiniz. Potansiyelimiz var, üretimimiz bol." diye konuştu.

Prof. Dr. Aslan: Haber

Prof. Dr. Aslan: "Doğayı Korumak Gelecek Nesillere Borcumuz"

VAN (İHA) - Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, doğayı korumanın tüm canlılar için bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilan edilen 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü kapsamında Türkiye’de de farkındalık etkinlikleri düzenleniyor. Prof. Dr. Aslan, merkez olarak 2012’den beri yaban hayatını koruma çalışmaları yürüttüklerini belirterek, doğanın tüm canlıların ortak yaşam alanı olduğuna işaret etti. Ekolojik dengenin korunmasında çeşitli kurumlarla iş birliği içinde çalıştıklarını söyleyen Prof. Dr. Aslan, "Doğal hayat denilince, insan eli değmemiş, bozulmamış yapıdan bahsediyoruz. Tabiat bütün canlıların ortak yaşam alanıdır. Eğer bizler doğayı tahrip eder ve sulak alanları yok edersek ekosisteme zarar vermiş oluyoruz. Bu doğa bizlere emanettir. Bu doğal mirası gelecek nesillere bozulmadan teslim etmek zorundayız. Bunu da hiçbir değişiklik yapmadan gelecek nesillere aktarmalıyız" ifadelerini kullandı. Tarım ve sanayi devrimiyle doğanın büyük zarar gördüğüne dikkat çeken Aslan, "Yaşanabilir bir dünyadan uzaklaşmak üzereyiz. Kaybettiğimiz değerleri kaybettikten sonra farkına vardık. Oysaki elimizdeki değerleri kaybetmeden farkında olmamız gerekiyor. Bu yüzden sulak alanlarımızı, nehirlerimizi ve göllerimizi korumalıyız" dedi.

Haber

"Tarımın Kadın Yıldızları" Projesi Altın Ödülün Sahibi

İSTANBUL (İHA) - Türkiye’nin önde gelen dondurulmuş gıda markası SuperFresh, "Tarımın Kadın Yıldızları" projesiyle, tarımda fırsat eşitliği sağlama hedefini sürdürüyor. Bu proje, Smarties Awards 2024’te MEA bölgesinde "Çeşitlilik ve Kapsayıcılık" kategorisinde altın ödül kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Bu ödül, projeye kazandırılan 14. ödül oldu. SuperFresh’in 2022’de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteğiyle başlattığı "Tarımın Kadın Yıldızları" projesi, Smarties Awards 2024’te "Amaç Odaklı Pazarlama" kategorisinin Çeşitlilik ve Kapsayıcılık dalında altın ödül aldı. Bu ödül, proje bu dal özelinde kazandırılan yedinci ödül olarak kaydedildi. "Tarımın Kadın Yıldızları" projesi, aldığı diğer ödüllerle de dikkat çekti. Bu yıl, Toplumsal Fayda Ödülleri’nde "Tarımda Topluma Değer Katan Proje" ödülünü, The Stevie Awards for Women in Business’te bronz ödülü, Digital Communication Awards 2024’te "Sürdürülebilir İletişim" alanında bronz ödülünü ve İstanbul Marketing Awards’ta "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" kategorisinde en iyi proje ödülünü kazandı. Ayrıca, SuperFresh'in bünyesinde bulunduğu Kerevitaş, Fast Company Türkiye'nin "En Yenilikçi 50 Şirket" listesine girdi. Kerevitaş CMO’su Gülizar Öcal Doğan yaptığı konuşmada, "Türkiye'nin en büyük tarımsal hammadde tedarikçilerinden biri olarak tarımın özellikle kadınlar açısından büyük bir potansiyel barındırdığının farkındayız. Raporlar, Türkiye'de tarım sektöründe 2 milyona yakın kadının bulunduğunu ve bu alanda çalışan kadınların yüzde 78'inin ailesine ait tarlalarda ücret almadan çalıştığını ortaya koyuyor. Bu tespitten hareketle biz de tarım sektöründeki kadın iş gücünün potansiyelini açığa çıkarmak ve fırsat eşitliği sağlamak üzere harekete geçtik. Tarım ve Orman Bakanlığımızın destekleriyle 2022 yılında ‘Tarımın Kadın Yıldızları' projesini başlattık. Bu projeyle tohum seçiminden hasada kadar her aşamada uzman ziraat mühendislerimizle sözleşmeli kadın çiftçilerin yanlarında oluyoruz" dedi. Konuşmasını, "Sürdürülebilir tarım alanında verdiğimiz teşviklerin yanı sıra kadın çiftçilerimizi yapay zeka, finansal okuryazarlık, ekolojik okuryazarlık ve girişimcilik eğitimleriyle destekliyoruz. Projeye dahil olan kadınlarımızın verimliliği artırmak için yapay zekâyı kullanmaya başladığını, üretimle ilgili karmaşık maliyet hesaplamalarını rahatlıkla yaptığını, verilen destekle kızlarını ziraat mühendisi olarak okuttuğunu görüyoruz. Ne mutlu bize ki kısa zamanda dikkat çeken ve ilham veren bir yolculuğa dönüşen projemiz geçtiğimiz sene Birleşmiş Milletler'de düzenlenen özel oturumda tüm dünyaya örnek gösterildi. Başarılarımızla sadece Türkiye'de değil globalde de prestijli kurumlar tarafından 14 ödüle layık görüldük. Kerevitaş için çok kıymetli bir proje olan Tarımın Kadın Yıldızları'nı önümüzdeki dönemde daha da büyüterek, kadınlarımızı desteklemeye devam edeceğiz" sözleriyle sürdürdü.

Son 30 yılda afetlerle 3,8 trilyon dolarlık mahsul kaybedildi Haber

Son 30 yılda afetlerle 3,8 trilyon dolarlık mahsul kaybedildi

Merkezi Roma'da bulunan FAO, "Afetlerin tarım ve gıda güvenliği üzerindeki etkisi" başlığıyla, felaketlerin tarımsal üretime etkilerini değerlendiren bir rapor yayınladı. Rapora göre, son 30 yılda meydana gelen afetler nedeniyle tahmini olarak 3,8 trilyon dolarlık tarım mahsulü ve hayvancılık ürünü kaybedildi. Bunun, yıllık ortalama 123 milyar dolara veya yıllık küresel tarımsal gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 5'i olan bir kayba tekabül ettiği belirtildi. Raporda, son 30 yılda, tahıl kaybının yıllık ortalama 69 milyon ton düzeyinde olduğu, bu sayının, Fransa’nın 2021’deki tüm tahıl üretimine karşılık geldiği aktarıldı. Bu sayıyı, yıllık ortalama 40 milyon ton kayıpla meyve, sebze ve şeker ürünlerinin takip ettiği kaydedildi. Et, süt, yumurta gibi hayvancılık ürünlerinde ise yıl başına ortalama kaybın 16 milyon ton olduğu belirtildi. Raporda, toplam en fazla ekonomik kaybı yaşayan bölge olarak Asya öne çıkarken, bunu Afrika, Avrupa ve Amerika’nın takip ettiği kaydedildi. Ayrıca, balıkçılık, su ürünleri ve ormancılık gibi alt sektörlerdeki zararlara ilişkin sistematik verilerin mevcut olması halinde belirtilen rakamın daha yüksek olabileceği de ifade edildi. Raporda görüşlerine yer verilen FAO Genel Direktörü Çü Dongyü, "Tarım, doğal kaynaklara ve iklim koşullarına derin bağımlılığı sebebiyle felaket riskine en yüksek düzeyde maruz kalan ve en savunmasız sektörlerden biridir. Bu rapor, tarım-gıda sistemlerindeki riskleri proaktif şekilde ele alma fırsatlarını gösterirken, afet riski yönetimini yaygınlaştırmanın yollarını arıyor." ifadelerini kullandı.

Depremler Türkiye tarımının %20'sinin zarar görmesine neden oldu Haber

Depremler Türkiye tarımının %20'sinin zarar görmesine neden oldu

BM Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) yaptığı yazılı açıklamada, depremin "etkilenen bölgelerde mahsuller, çiftlik hayvanları, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği dahil olmak üzere tarımın yanı sıra kırsal altyapıda ciddi hasara neden olduğu” saptamasında bulundu. Depremlerin bölgede yaşayan 15,73 milyon insanı ve ülkenin gıda üretiminin yüzde 20'sinden fazlasını etkileyen önemli tarım illerini etkilediği belirtilen açıklamada, "Türkiye'nin 'Bereketli Hilali' olarak bilinen depremin vurduğu bölge, tarımsal gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 15'ini oluştururken, ülkenin tarım ihracatının yaklaşık yüzde 20'sine katkıda bulunuyor.” denildi. Açıklamada, depremin altyapı, hayvancılık ve mahsullerde 1,3 milyar dolar hasara ve tarım sektöründe 5,1 milyar dolar kayba neden olduğu bildirildi. FAO: Yardımlar artırılmalı Deprem meydana geldiği bölgelerde binaların yıkıldığı, ekinler harap ve hayvanların telef olduğu kaydedilen açıklamada, doğal felaketin ayrıca zarar görmemiş çiftlik hayvanları için yem ve aşı kıtlığı yarattığı ve özellikle hasat mevsimi yaklaşırken, tarımsal personel eksikliğinin ortaya çıktığı uyarısı yapıldı. Birleşmiş Milletler (BM), Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye'nin tarımsal üretiminin yüzde 20'sinden fazlasının zarar görmesine neden olduğunu duyurdu. BM Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) yaptığı yazılı açıklamada, depremin "etkilenen bölgelerde mahsuller, çiftlik hayvanları, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği dahil olmak üzere tarımın yanı sıra kırsal altyapıda ciddi hasara neden olduğu” saptamasında bulundu. BM: Depremlerin Türkiye'ye maliyeti 100 milyar doları geçecek Depremlerin bölgede yaşayan 15,73 milyon insanı ve ülkenin gıda üretiminin yüzde 20'sinden fazlasını etkileyen önemli tarım illerini etkilediği belirtilen açıklamada, "Türkiye'nin 'Bereketli Hilali' olarak bilinen depremin vurduğu bölge, tarımsal gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 15'ini oluştururken, ülkenin tarım ihracatının yaklaşık yüzde 20'sine katkıda bulunuyor.” denildi. Açıklamada, depremin altyapı, hayvancılık ve mahsullerde 1,3 milyar dolar hasara ve tarım sektöründe 5,1 milyar dolar kayba neden olduğu bildirildi. FAO: Yardımlar artırılmalı Deprem meydana geldiği bölgelerde binaların yıkıldığı, ekinler harap ve hayvanların telef olduğu kaydedilen açıklamada, doğal felaketin ayrıca zarar görmemiş çiftlik hayvanları için yem ve aşı kıtlığı yarattığı ve özellikle hasat mevsimi yaklaşırken, tarımsal personel eksikliğinin ortaya çıktığı uyarısı yapıldı. Türkiye’de kırsal alanlarda 900 bin kişiye nakit, canlı hayvan ve tarım ekipmanı sağlamak için şubat ayında 25 milyon dolarlık bir yardım çağrı yapıldığını hatırlatan FAO, Türkiye'de depremden etkilenen bölgelere yardımın 112 milyon dolara çıkarılmasını istedi. Deprem bölgesinde nüfusun üçte biri hayatta kalabilmek için tarıma bağlı FAO Direktörü Viorel Gutu, Tohum sezonu için son tarih yaklaşıyor. Çiftçilere acilen gübre ve fide konusunda yardımcı olmak gerekiyor. Bu yıl üretim seviyelerini korumak için ortadaki tek şans bu.” dedi. FAO'ya göre, depremden etkilenen bölgelerdeki nüfusun üçte birinden fazlası hayatta kalabilmek için tarıma bağlı. BM'ye göre depremlerin Türkiye'ye faturası 103 milyar doların üzerinde. Kaynak: Euronews

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.