TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bm

AGRONEWS - Bm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sertifikalı tohum üretimi 1,3 milyon tonu aştı Haber

Sertifikalı tohum üretimi 1,3 milyon tonu aştı

Tarım ve Orman Bakanlığı verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye'de sertifikalı tohum çalışmaları, yüksek verim ve kalite hedefiyle Bakanlık denetiminde, özel sektör ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından yürütülüyor. Sertifikalı tohumlar, Bakanlıktan "Tohumculuk Kuruluşu Belgesi" almış özel firmalar ve TİGEM tarafından, tohum yetiştirici belgesi sahipleriyle sözleşmeli olarak üretiliyor. Tohumlar tarla incelemesi, hasat sonrası numune alma, laboratuvar analizleri ve etiketleme aşamalarından geçerek sertifikalandırılıyor. Tarımsal üretimin tüm aşamalarında verimlilik ve kaliteyi önceliklendiren Türkiye, sertifikalı tohum ihracatını artırmak ve yerli tohum kullanımını yaygınlaştırarak tarımsal verimliliği en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor. Türkiye, bu alandaki çalışmalara hızla devam ederken, üretimdeki artış oranlarıyla, tohum ve tohum geliştirme konusunda dünyada otorite ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Sertifikalı buğday tohumu üretimi rekor kırdı Bu doğrultuda, 2015 yılında 896 bin 298 ton olan sertifikalı tohum üretimi, yüzde 50,7 artışla 1 milyon 350 bin 627 tona ulaştı. Türkiye'de, 2015'te 484 bin 204 ton olan sertifikalı buğday tohumu üretimi, geçen yıl yüzde 32,3 artarak tüm zamanların rekorunu kırdı ve 640 bin 829 tonla en yüksek seviyesine çıktı. Sertifikalı arpa tohumu üretimi, 2015 yılında Türkiye'de 125 bin 18 ton seviyesindeyken, 2025 yılında yüzde 31,8 artarak 164 bin 835 tona yükseldi. Ülkede, sertifikalı mısır tohumu üretimi 2015 yılında 56 bin 671 ton iken geçen yıl yüzde 5,5 azalarak 53 bin 534 ton, çeltik tohumu üretimi 2015 yılında 8 bin 945 ton seviyesindeyken yüzde 32,1 artışla 11 bin 818 ton, patates tohumu üretimi 2015 yılında 175 bin 397 ton iken yüzde 106,6 artışla 362 bin 331 ton olarak hesaplandı. Sertifikalı nohut tohumu üretimi 2015 yılında 2 bin 305 ton seviyesindeyken yüzde 702,3 artışla 18 bin 494 tona, kuru fasulye tohumu üretimi 2015 yılında 109 ton iken yüzde 1773 artışla 2 bin 42 tona, mercimek tohumu üretimi 1140 ton iken yüzde 1046 artışla 13 bin 64 olarak kayıtlara geçti. "Üretimdeki yükseliş, sektörün eriştiği kapasiteyi gösteriyor" Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Yönetim Kurulu Başkanı Kayhan Yıldırım, Türkiye'de sertifikalı tohum üretimine ilişkin açıklamalarda bulundu. Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yayımlanan rapora göre, 2050 yılına kadar bugünden daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacağını aktaran Yıldırım, bütün bu süreçlerin merkezinde, tohumculuk sektörünün yer aldığını anlattı. Yıldırım, sertifikalı tohum üretimindeki yükselişe işaret ederek, sektörün, teknik altyapı, üretim gücü ve kurumsal birikimindeki gelişime dikkat çekti. Bu yükselişin, Türkiye'nin tohumculukta kendi üretim gücünü daha da sağlamlaştırdığını kaydeden Yıldırım, özellikle 2020 sonrasında yüksek üretim seviyesine ulaşıldığını ve 2022 yılında kaydedilen 1 milyon 361 bin 336 tonluk üretimin, sektörün eriştiği kapasiteyi ortaya koyduğunu vurguladı. "İsrail'den tohum almıyoruz" Çiftçilerin, sertifikalı tohum kullanma alışkanlığının artırılmasının, sektör açısından büyük önem taşıdığına dikkati çeken Yıldırım, şunları kaydetti: "Sertifikalı tohum üretimindeki tablo, sektörümüzün son 10 yılda istikrarlı biçimde büyüdüğünü açıkça ortaya koymaktadır. 2015 yılında 896 bin ton seviyesinde olan üretimin, 2025 itibarıyla 1 milyon 350 bin tonun üzerine çıkması, üretim altyapımızın, teknik kapasitemizin ve sektörümüzün kurumsal birikiminin önemli ölçüde güçlendiğini göstermektedir. Bu artış, yalnızca miktarsal bir büyüme değil, aynı zamanda Türkiye'nin tohumculukta kendi üretim gücünü tahkim ettiğinin de somut göstergesidir." Yıldırım, Türkiye'nin, İsrail'den tohum aldığı iddialarına da değinerek, "Türkiye, tohumculukta güçlü ülkelerden birisi haline geldi. 117 ülkeye tohum ihraç ediyoruz. İsrail'den tohum almıyoruz, yerli üretim kapasitemizle, iç talebi büyük oranda karşılayabiliyoruz." ifadelerini kullandı.

Son 30 yılda afetlerle 3,8 trilyon dolarlık mahsul kaybedildi Haber

Son 30 yılda afetlerle 3,8 trilyon dolarlık mahsul kaybedildi

Merkezi Roma'da bulunan FAO, "Afetlerin tarım ve gıda güvenliği üzerindeki etkisi" başlığıyla, felaketlerin tarımsal üretime etkilerini değerlendiren bir rapor yayınladı. Rapora göre, son 30 yılda meydana gelen afetler nedeniyle tahmini olarak 3,8 trilyon dolarlık tarım mahsulü ve hayvancılık ürünü kaybedildi. Bunun, yıllık ortalama 123 milyar dolara veya yıllık küresel tarımsal gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 5'i olan bir kayba tekabül ettiği belirtildi. Raporda, son 30 yılda, tahıl kaybının yıllık ortalama 69 milyon ton düzeyinde olduğu, bu sayının, Fransa’nın 2021’deki tüm tahıl üretimine karşılık geldiği aktarıldı. Bu sayıyı, yıllık ortalama 40 milyon ton kayıpla meyve, sebze ve şeker ürünlerinin takip ettiği kaydedildi. Et, süt, yumurta gibi hayvancılık ürünlerinde ise yıl başına ortalama kaybın 16 milyon ton olduğu belirtildi. Raporda, toplam en fazla ekonomik kaybı yaşayan bölge olarak Asya öne çıkarken, bunu Afrika, Avrupa ve Amerika’nın takip ettiği kaydedildi. Ayrıca, balıkçılık, su ürünleri ve ormancılık gibi alt sektörlerdeki zararlara ilişkin sistematik verilerin mevcut olması halinde belirtilen rakamın daha yüksek olabileceği de ifade edildi. Raporda görüşlerine yer verilen FAO Genel Direktörü Çü Dongyü, "Tarım, doğal kaynaklara ve iklim koşullarına derin bağımlılığı sebebiyle felaket riskine en yüksek düzeyde maruz kalan ve en savunmasız sektörlerden biridir. Bu rapor, tarım-gıda sistemlerindeki riskleri proaktif şekilde ele alma fırsatlarını gösterirken, afet riski yönetimini yaygınlaştırmanın yollarını arıyor." ifadelerini kullandı.

Türk buğday sektörü için kapsamlı yol haritası geliştirildi Haber

Türk buğday sektörü için kapsamlı yol haritası geliştirildi

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünden (FAO) yapılan açıklamaya göre, BM Türkiye Mukim Koordinatörlüğü koordinasyonunda, FAO, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) ve Dünya Gıda Programı (WFP) ortaklığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliğiyle yürütülen "Türk Buğday Sektörü İçin Tedarik Zinciri Analizi: Dayanıklı Bir Gıda Sisteminin Oluşturulması" isimli projede sona gelindi. Proje ortakları ve paydaşlarının katıldığı kapanış toplantısında, proje kapsamında Türkiye'nin en önemli buğday üretim alanlarında aylar süren çalışmalar sonucunda hazırlanan raporun özet sonuçları paylaşıldı. FAO Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu, buğdayın mısırdan sonra dünyada en çok üretilen ürün olduğuna dikkati çekti. Gutu, 2 milyar insan için önemli bir geçim kaynağı ve aynı zamanda dünya nüfusunun yüzde 35'inin temel gıda kaynağı buğdayın stratejik bir ürün olduğunu vurgulayarak, "Buğday tedarik zinciri bazı zorluklarla karşı karşıya. Kovid-19 pandemisi, Rusya-Ukrayna savaşı ve son depremler bu zorluklardan sadece birkaçı... Proje, buğday sektörünün sosyoekonomik durumunun bir değerlendirmesini yapıyor ve sonuç raporu önemli bulgular içeriyor, karar vericiler için bazı ayrıntılı tavsiyeler sunuyor." ifadelerini kullandı. WFP Program Sorumlusu Mahmut Arslan da bir BM işbirliği çalışması olan projenin ortak bir çaba ve taahhüdün ürünü olduğunu belirterek, "Uzun ve zorlu bir sürecin ardından ortaya konan rapor herkes için yol gösterici. Proje, sektördeki herkesin geçim kaynaklarının iyileştirilmesi için bir yol haritası teşkil edecektir." değerlendirmesinde bulundu. BM Türkiye Mukim Koordinatörü Alvaro Rodriguez, dünyada istikrarsızlığın devam ettiği bir süreçte, bu projeyle ülke düzeyinde gıda güvenliği istikrarını sağlamak için önemli bir çalışmanın gerçekleştirildiğini kaydetti. Rodriguez, "Zor zamanlardan geçiyoruz. Sürdürülebilir kalkınma amaçlarımıza ulaşmak için giden yolda, işler aslında çok da yolunda gitmiyor. Fakat küresel anlamda durum çok iyi gözükmese bile, Türkiye'deki gelişmeler açısından ümitliyim." açıklamasını yaptı. Uluslararası Mısır ve Buğday Geliştirme Merkezi (CIMMYT) Kıdemli Genel Müdür Danışmanı Ravi Prakash Singh ise şu değerlendirmelerde bulundu: "Türkiye'deki buğday programları uluslararası buğday ıslahı çalışmalarına büyük katkı sağladı. Türkiye'deki buğday sektörünün böylesine kapsamlı ve işbirliğine dayalı bir değerlendirmesini görmek harika. Projenin ortaya koyduğu bulgular çok heyecan vericiydi. Bu tür ortak çalışmalar sadece Türkiye'de değil, tüm bölgede buğday sektöründe hedeflenen amaçlara ulaşmak için kritik önem taşıyor. Araştırma ve geliştirme toplulukları olarak birlikte çalışabilirsek, 400 bin kişiyi daha besleyebilecek yıllık yüzde 2 veya daha fazla verim artışı elde edebiliriz. Bu nedenle, bölgede buğday üretimini artırmak için işbirliğine dayalı çok sektörlü girişimler geliştirmeliyiz." "Proje bölgedeki diğer ülkeler için de iyi bir örnek teşkil ediyor" ​Tarım ve Orman Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış ilişkiler Genel Müdürü Ahmet Volkan Güngören de gıda güvenliğinin barış ve istikrar için kritik önemde olduğunu vurgulayarak, "Açlığın olduğu bir bölgede huzur ve istikrarın sürdürülebilir olması mümkün değildir. BM sürdürülebilir kalkınma fonu tarafından fon sağlanan bu projenin çıktıları, bulguları ve önerileri bütün paydaşlar için güçlü bir yol haritası sunmaktadır." ifadelerini kullandı. FAO Kıdemli Tarım Uzmanı Fazıl Düşünceli ise proje çıktılarından bazı veri ve bulguları katılımcılarla paylaştı. Buğdayın ulusal güvenlik politikalarının bir parçası olarak görüldüğüne dikkati çeken Düşünceli, şunları kaydetti: "Proje bölgedeki diğer ülkeler için de iyi bir örnek teşkil ediyor. Bu çalışma, Türkiye'nin güçlü teknik, kurumsal ve endüstriyel kapasiteye sahip olduğunu da ortaya koymuştur. Türkiye'nin bu potansiyeli, Kuzey Afrika'dan Orta Asya'ya kadar olan bölgede buğday sektörünün gelişmesi için geniş bir fırsat sunmaktadır. Bu nedenle, ortaya çıkan zorlukların üstesinden gelmek için buğday sektörünün dayanıklılığını ve kırsal nüfusun geçim kaynaklarını artırmak için benzer projeler kesinlikle dikkate alınmalıdır."

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.