TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Buğday

AGRONEWS - Buğday haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Buğday haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Karadeniz Buğday Fiyatı Şubatta Yükselişe Geçti Haber

Karadeniz Buğday Fiyatı Şubatta Yükselişe Geçti

S&P Global Energy bünyesindeki Platts tarafından yayımlanan rapora göre, Karadeniz bölgesini temsil eden Milling Wheat Marker (MWM) fiyatı şubat ayında ortalama 231,32 dolar/ton seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam ocak ayında görülen 227,19 dolar/ton ortalamasına göre önemli bir artışa işaret ederken, ağustos ayında kaydedilen 237,75 dolar/tondan bu yana en yüksek ortalama olarak kayda geçti. Rus limanlarında hava koşulları ihracatı zorladı Fiyatlardaki yükselişte en önemli faktörlerden biri sert kış koşulları oldu. Olumsuz hava özellikle Rusya’nın önemli ihracat noktalarından Kavkaz limanında operasyonları ciddi şekilde aksattı. Şubat ayının büyük bölümünde limandaki faaliyetler neredeyse durma noktasına gelirken, bazı sevkiyatların Novorossiisk limanına yönlendirildiği belirtildi. Platts’a konuşan bir Rus buğday tüccarı, derin deniz terminallerinde ciddi gecikmeler yaşandığını belirterek terminal sıralarındaki yoğunluğa dikkat çekti. Piyasa kaynaklarına göre Kavkaz’daki koşulların Mart ortasından sonra normalleşmesi bekleniyor. Öte yandan Rusya’nın güney bölgelerinde çiftçilerden gelen buğday arzının da düşük seyrettiği ifade ediliyor. Rusya’nın Mart sevkiyatı 3,5 milyon ton bekleniyor Tüm bu aksamalara rağmen Rusya’nın buğday ihracatının güçlü seyrini koruması bekleniyor. Rusya’nın önde gelen demiryolu lojistik şirketlerinden Rusagrotrans, şubattan devreden yüklemeler de dahil olmak üzere mart ayında toplam 3,5 milyon ton buğday sevkiyatı yapılabileceğini öngörüyor. Platts değerlendirmesine göre ise 2 Mart itibarıyla Karadeniz buğday göstergesi 235 dolar/ton seviyesinde bulunuyor.

Hürmüz Krizi, Küresel Tarım Ticaretini Tehdit Ediyor Haber

Hürmüz Krizi, Küresel Tarım Ticaretini Tehdit Ediyor

İran’daki savaş artık yalnızca enerji piyasalarının değil tarım sektörünün de meselesi haline geldi. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan tıkanma; gübreden tahıla, şekerden pirince kadar kritik ürünlerde sevkiyatları yavaşlatıyor, navlun ve sigorta maliyetlerini sıçratıyor. Tarım piyasaları, pandemi sonrası en ciddi arz testiyle karşı karşıya. Körfez, hem tahıl ithalatının hem de azot bazlı gübre ihracatının önemli bir geçiş noktası. Uzayan bir çatışma; üretim maliyetlerini artırarak verimi düşürebilir, fiyatlara kalıcı bir “savaş primi” ekleyebilir. Küresel tarım ticaretinin önemli geçiş noktalarından Hürmüz’de tanker ve kuru yük gemilerinin rota değiştirmesi, teslim sürelerini haftalarca uzatıyor. Buğday en çok etkilenen ürün olmaya devam ederken, mısır orta düzeyde risk altında. Soya fasulyesinin ise doğrudan ticaret aksamalarından ziyade gübre ve enerji piyasaları aracılığıyla dolaylı olarak etkilenmesi muhtemel. İran, Irak ve Suudi Arabistan'ı da içeren Körfez bölgesi, ithal buğdaya büyük ölçüde bağımlı. Sevkiyatlarda gecikme yalnızca fiyatları değil, ekim planlarını ve stok yönetimini de etkiliyor. Yükselen petrol fiyatları biyoyakıt talebiyle tetiklenerek bitkisel yağ ve şeker piyasalarına ek talep yaratıyor; bu da gıda enflasyonuna yeni bir cephe açıyor. Piyasalarda oluşan “savaş primi”, pandemi sonrası normalleşmeye çalışan tedarik zincirlerini yeniden kırılgan hale getiriyor. Ürün bazında risk haritası ■ GÜBRE: Körfez ülkeleri küresel azotlu gübre ticaretinin yüzde 40-50’sini karşılıyor. Hürmüz’deki aksamalar üre ve amonyak sevkiyatını zorluyor. Yükselen fiyatlar özellikle mısır ve buğday gibi azot yoğun ürünlerde maliyet baskısını artırabilir. Uzun süreli bir aksama, Brezilya, Hindistan, Güney Asya ve AB'nin bazı bölgeleri gibi ithalata bağımlı büyük bölgelerde gübre bulunabilirliğini önemli ölçüde azaltabilir. ■ ŞEKER: Rafine beyaz şeker primi 107 $/tonla zirveye çıktı. Dubai’deki büyük rafinerilerin ham maddeyi Boğaz üzerinden temin etmesi arz daralması riskini büyütüyor. Yüksek petrol fiyatları Brezilya’da etanol üretimini teşvik ederek küresel şeker arzını daha da sıkılaştırabilir. ■ SOYA ÜRÜNLERİ: Soya yağı, artan petrol fiyatları ve biyoyakıt talebiyle son iki buçuk yılın zirvesini test etti. Soya küspesinde ise İran’ın önemli ithalatçı olması nedeniyle ticaret akışları hassas. ABD-Çin hattındaki siyasi gerilim, küresel soya ticaretini yeniden şekillendirebilir. ■ PİRİNÇ (BASMATİ): Yaklaşık 400 bin ton Hint basmati pirinci limanlarda ve yolda bekliyor. Navlun iki katına çıkarken yeni sözleşmeler durdu. Ortadoğu talebindeki kesinti fiyatları aşağı çekerken, lojistik düğüm çözülemezse arz-talep dengesi hızla tersine dönebilir. ■ BUĞDAY: Körfez ve Kuzey Afrika ithalata yüksek bağımlı. Hürmüz ve Kızıldeniz rotalarındaki riskler transit sürelerini uzatıyor. Fonların pozisyon kapaması fiyatlarda oynaklığı artırdı; kalıcı aksama fiyatları yukarı itebilir. Şu sıralar kile başına fiyat Chicago vadeli işlemlerinde 5.7 doların hemen altında. ■ MISIR: İran, Brezilya mısırının büyük alıcılarından. Sevkiyatta aksama, Brezilya’nın hasat döneminde ticaret dengesini zorlayabilir. Artan gübre maliyetleri üretim planlarını da etkileyebilir. Vadeli işlemlerde fiyatlar 4,30 dolar civarında. Rusya, İran’a buğday ithalatını askıya aldı ABD ve İsrail’in saldırıları sonrası Rusya’nın İran’a tahıl sevkiyatları geçici olarak durdu. İran, sezon için planlanan Rus buğdayının büyük bölümünü alsa da Karadeniz ve Hazar üzerinden yeni yüklemeler askıya alındı. Navlun ve sigorta primlerindeki artış ödeme kanallarını da zorlaştırıyor. Analistler, sevkiyatların yeniden başlamasını beklese de belirsizlik sürüyor.

Yağışlarla birlikte 2026 hasadında rekor beklentisi Haber

Yağışlarla birlikte 2026 hasadında rekor beklentisi

Türkiye, uzun yılların ardından en yağışlı kış mevsimlerinden birini tamamlarken, artan yağış miktarı baraj doluluk oranlarını yukarı taşıdı. Tarım arazilerinde toprağın suya doyması ise üretimde yüksek verim beklentisini güçlendirdi. Barajlar doldu, göller canlandı Yağışlı hava yalnızca barajlara değil, kuraklık baskısı altındaki göllere de olumlu yansıdı. Marmara Bölgesi’nde Uluabat Gölü’nün seviyesi yükselirken, Sapanca Gölü’nde kısmi bir toparlanma kaydedildi. Ege’de Marmara Gölü ile Belevi Gölü yeniden su tutmaya başladı. İç Anadolu’da ise kuraklığın sembolleri arasında gösterilen Küçük Göl, Beyşehir Gölü ve Eğirdir Gölü’nde su seviyelerinde artış gözlendi. Uzmanlar, mevcut tabloya rağmen suyun hem tarımsal üretimde hem de bireysel tüketimde tasarruflu kullanılması gerektiğine dikkat çekiyor. Rekolte beklentisi güçlendi Türkiye Gazetesi'nin haberiene göre, tarım uzmanı Mine Ataman, son dört ayda uzun yıllar sonra ilk kez bu ölçüde yağış görüldüğünü belirterek, “Bu yağışlar barajları doldurdu, tarım için son derece sevindirici bir tablo oluştu. Bu yıl toprağın suyu var. Bu da özellikle buğday ve tahıllarda çok güçlü bir rekolte beklentisi anlamına geliyor. Eğer mart ve nisan aylarında don yaşanmazsa, Türkiye 2026’da son yıllarda görmediğimiz bir verim seviyesine ulaşabilir” dedi. Kuraklık tehdidi tamamen bitmedi Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ise yağışların mevsim sonuna doğru yoğunlaşmasının taşkın riskini artırdığına işaret etti. Yıldız, “Yağışlar arttı ancak bu, kuraklık tehdidinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Kar yağışları Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da artmasına rağmen batı bölgelerde istenilen seviyede değil. Bahar yağışlarının seyri belirleyici olacak” değerlendirmesinde bulundu. Taşkın riskine karşı önlemler artırıldı Yoğun yağışlar nedeniyle Meriç ve Tunca nehirlerinde su seviyesi taşma noktasına yaklaşırken, sel ve su baskınlarına karşı ekipler teyakkuz halinde bekliyor. Küçük sulama göletlerinin dolması ise ekili alanlar açısından tarihi bir verim beklentisini beraberinde getirdi.

Muratpaşa’da Tarım Arazileri Afet Ve Maliyet Baskısında Haber

Muratpaşa’da Tarım Arazileri Afet Ve Maliyet Baskısında

Antalya'nın kalbi Muratpaşa, her ne kadar modern şehirleşmenin merkezi olsa da, köklü bir tarım geleneğini de içinde barındırıyor. Ancak 2026 yılı itibarıyla, ilçedeki tarım arazileri hem şehirleşme baskısı hem de son aylarda yaşanan doğal afetlerle zorlu bir sınav veriyor. Muratpaşa, özellikle Güzeloba, Yamansaz ve Erman bölgelerinde hala aktif olarak tarım yapılan alanlara sahip. İlçede geleneksel tarımın yanı sıra belediye destekli kentsel tarım projeleri de öne çıkıyor. Örtü Altı Üretim (Sera): Özellikle kış aylarında sofralarımıza gelen domates, biber ve patlıcan, Muratpaşa'nın sahil kesimlerindeki seralarda yetişmeye devam ediyor. Narenciye: Antalya'nın sembolü olan portakal, limon ve mandalina bahçeleri, yapılaşmaya rağmen Muratpaşa'nın bazı bölgelerinde hala varlığını koruyor. Kentsel Tarım ve Hububat: Muratpaşa Belediyesi'nin başlattığı proje ile boş parsellerde buğday ve mısır ekimi yapılıyor. Hasat edilen ürünler un ve bulgur yapılarak halka dağıtılıyor. Süs Bitkileri: İlçede ihracata yönelik kesme çiçek (karanfil vb.) üretimi de önemli bir yer tutuyor. 2026'da Çiftçinin Gündemi: Afetler ve Artan Maliyetler Şubat 2026 itibarıyla Muratpaşa ve çevre ilçelerdeki çiftçiler, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. İşte üreticinin çözüm bekleyen temel sorunları 1. Doğal Afetlerin Vurduğu Ağır Darbe Son haftalarda Antalya genelinde etkili olan hortum, fırtına ve aşırı yağışlar, Muratpaşa'daki sera alanlarında da ciddi hasara yol açtı. Seraların plastik örtüleri parçalanırken, su baskınları nedeniyle ürünler dalında çürümeye başladı. Hasar tespit çalışmalarına göre, binlerce dönüm sera alanı üretim dışı kalma riskiyle karşı karşıya. 2. Su Krizi ve Sondaj Maliyetleri İlçedeki tarım alanları büyük oranda yeraltı sularına bağımlı. Ancak su seviyelerinin düşmesi ve elektrik fiyatlarındaki artış, sulama maliyetlerini katladı. Yetkililer, merkezi bir sulama sistemine geçilmemesi halinde bölgedeki küçük aile işletmelerinin sürdürülebilir olmadığını vurguluyor. 3. Girdi Maliyetleri ve Fiyat İstikrarsızlığı Çiftçiler; gübre, ilaç ve mazot fiyatlarının döviz bazlı artışından şikayetçi. Tarlada 10-15 TL olan domatesin, aracı ve lojistik masraflarıyla markette 80-100 TL bandına çıkması, üreticinin "Biz kazanamıyoruz, tüketici pahalı yiyor" isyanına neden oluyor. 4. Şehirleşme Baskısı Muratpaşa'nın hızla büyümesi, tarım arazilerinin imara açılması baskısını artırıyor. Genç neslin tarımdan uzaklaşarak hizmet sektörüne kayması, ilçede "çiftçi nüfusunun yaşlanması" sorununu da beraberinde getiriyor.

Buğdayın yabani ataları beklenenden daha nadir çıktı Haber

Buğdayın yabani ataları beklenenden daha nadir çıktı

Gelişmiş makine öğrenimi ve iklim modellerini kullanan araştırmacılar, buğday, arpa ve çavdar gibi ürünlerin atalarının 12.000 yıl önce Ortadoğu’da, daha önce düşünüldüğünden muhtemelen çok daha dar bir alana yayıldığını gösterdi. Bu durum, erken bitki evcilleştirmesi ve tarımın coğrafyasına dair geleneksel varsayımlara meydan okuyor. Open Quaternary dergisinde yayımlanan yeni bir çalışmada araştırmacılar, Batı Asya’da erken tarımla yakından ilişkili 65 yabani bitki türünün olası eski coğrafi yayılış alanlarını yeniden kurguladı. Bunlar arasında, 10.000 yıldan daha uzun zaman önce tarım devrimini ateşleyen buğday, arpa, çavdar, mercimek ve diğer ürünlerin yabani ataları da yer alıyor. Çalışmanın baş yazarı Joe Roe, “İlk tarım toplumları yaklaşık 12.000 yıl önce Ortadoğu’da kuruldu. Bunu, arkeologların kazılarda ortaya çıkardığı eserlerden, tohumlardan ve hayvan kemiklerinden biliyoruz. Ancak bu bölgelerdeki doğal arka plan bitki örtüsü hakkında pek az şey biliyoruz. Bu da Neolitik insanların daha sonra evcilleştirdikleri bitkileri tam olarak nerede bulduklarını da bilmediğimiz anlamına geliyor” diyor. (İlgili: Buğday Ne Zaman Evcilleştirildi? Buğdayın Tarihçesi ve Kökeni) Roe, “Yeni verilerimize göre, modern tarım için buğday, çavdar ve arpa gibi en önemli bitkilerden bazılarının ataları beklediğimiz yerlerde yetişmiyordu ve ayrıca düşündüğümüz kadar geniş bir alana yayılmamıştı” diye ekliyor. Roe ile ortak yazar, arkeobotanikçi Amaia Arranz-Otaegui, birçok erken ürün atasının Levant’ın Akdeniz kıyılarında yoğunlaşmış göründüğünü bulduklarında şaşırdıklarını söylüyor. Bu durum, Geç Buzul Çağı’nın oldukça sert iklimi sırasında bu bölgenin bir tür “sığınak” işlevi görmüş olabileceğini düşündürüyor. Arranz-Otaegui, “Bu, birçok yabani ürünün oldukça soğuk ve kurak koşullara iyi uyum sağladığını ve ilk tarım topluluklarının yerleştiği daha sıcak ve daha nemli iklimin gelişiyle birlikte mutlaka yayılışlarını genişletmediklerini gösteriyor” diyor. Bu bulgular bir araya geldiğinde, dünyanın en erken tarım bitkilerinin bir zamanlar nerelerde yetiştiğine ve topluluklar toplayıcılıktan tarıma geçerken içinde yaşadıkları manzara türlerine dair şimdiye kadarki en net tabloyu sunuyor. Yöntemsel bir atılım Çalışma aynı zamanda araştırmacıların geçmiş ekosistemleri nasıl modellediği konusunda önemli bir ilerlemeye de işaret ediyor. Araştırmacılar, belirli bitki türlerinin bugün nerelerde yetiştiğine dair büyük ve açık veri setlerini, geçmiş küresel iklime ilişkin gelişmiş bilgisayar simülasyonlarıyla birleştirerek, eski bitkilerin muhtemelen nerelerde yetiştiğini gösteren ayrıntılı haritalar oluşturabildi. Arranz-Otaegui, “Temelde, IPCC’nin gelecekteki iklimimizi öngörmek için kullandığı iklim simülasyonlarının aynısını kullandık; sadece tersine çevirdik ve bunları bu bitkilerin hangi çevre türlerine uyum sağladığını modelleyen bir makine öğrenimi modeliyle birleştirdik” diyor. Araştırmacılara göre bu modelleme yaklaşımı, erken tarımın ekolojik bağlamını anlamak için yeni bir kanıt hattı sunuyor. Çünkü gömülme, insan faaliyeti ve buluntu toplama yanlılıkları nedeniyle çarpıtılabilen arkeolojik korunuma dayanmadığından, antik bitki çevrelerine dair bağımsız ve tamamlayıcı bir tablo sağlıyor. İki yazar sonuç olarak, “Bu, dünyanın ilk çiftçilerinin arkasındaki ekolojik zemine açılan tamamen yeni bir pencere sunuyor” diyor.

FAO, Küresel Tahıl Stok Oranı Zirveye Çıkıyor Haber

FAO, Küresel Tahıl Stok Oranı Zirveye Çıkıyor

FAO, küresel tahıl stoklarının tüketime oranının 2025/26 sezonunda yüzde 31,8’e yükselmesinin beklendiğini bildirdi. FAO’ya göre bu oran, 2001’den bu yana görülen en yüksek seviye olacak. FAO, 2025 küresel tahıl üretim tahminini bu ay yüzde 0,7 (19,9 milyon ton) artışla 3 milyar 23 milyon ton seviyesine yükseltti. FAO’ya göre bu revizyon, daha önce öngörülen rekor üretim beklentisini güçlendirdi. Buğdayda “tüm zamanların zirvesi” sinyali FAO, yukarı yönlü revizyonun ana nedeninin Arjantin, Kanada ve Avrupa Birliği’nde beklenenden yüksek buğday verimleri olduğunu bildirdi. Bu gelişme, dünya buğday üretimini yeni bir tüm zamanlar zirvesine taşıdı. Küresel iri taneli tahıl üretim tahmini de sınırlı ölçüde yukarı çekilerek yeni bir zirve seviyesine yerleşti. Revizyonda, Çin ve ABD’den gelen güncel veriler doğrultusunda mısır ekim alanının daha geniş olacağı ve verimin beklentilerin üzerinde seyredeceği öngörüsü etkili oldu. Ayrıca Avustralya ve Kanada’da arpa üretimine ilişkin yukarı yönlü düzeltmeler de rekor görünümü destekledi. Pirinçte rekor: 2025/26 tahmini 561,6 milyon ton FAO, 2025/26 pirinç üretim tahminini Aralık ayına göre 2,9 milyon ton artırdı. Revizyonun büyük kısmı Hindistan kaynaklı gerçekleşti. FAO, bunun hem ülkedeki 2024/25 hasadına ilişkin daha yüksek resmi değerlendirmelerle hem de devam eden sezonda Rabi ekimlerinin güçlü seyriyle uyumlu olduğunu belirtti. Küçük artışların Nepal, Nijerya ve bazı diğer ülkelerden geldiği; buna karşılık Filipinler’de fırtınaların verimi düşürmesi ve Venezuela’da tarihsel üretim revizyonları nedeniyle aşağı yönlü düzeltmeler yapıldığı aktarıldı. Sonuç olarak dünya pirinç üretiminin 2025/26’da 561,6 milyon ton (öğütülmüş bazda) olacağı, bunun yıllık bazda yüzde 2 artış ve tüm zamanların en yüksek seviyesi anlamına geldiği kaydedildi. Büyümeyi Bangladeş, Brezilya, Çin, Hindistan ve Endonezya sürüklerken; Madagaskar, Pakistan, Tayland ve ABD’deki daralmaların bu artışı sınırladığı belirtildi. 2026 mahsul görünümü: Kuzey yarımkürede buğday, güneyde mısır odağı FAO, 2026 mahsul beklentilerinde özellikle buğday ve mısıra dikkat çekti: AB: 2026 buğday ekim alanında sınırlı artış sinyali var. Şubat-Nisan döneminde yakın ortalama yağış ve elverişli hava koşullarıyla verimin 5 yıllık ortalamanın üzerinde, ancak geçen yılki “olağanüstü” seviyenin altında kalabileceği öngörülüyor. Birleşik Krallık: Ekim niyetleri buğday alanının hafif artabileceğine işaret ediyor. Gerekçe olarak elverişli ekim koşulları ve buğday fiyatlarının arpa-yulaf gibi alternatiflere göre daha cazip olması gösteriliyor. Rusya: Buğday ekim alanı yıllık bazda sınırlı düşüş gösteriyor. Toprak nemindeki kısıt ve olağandışı sıcaklık oynaklığı verim beklentilerini baskılıyor. Hindistan: Yüksek iç fiyatlarla rekor kışlık buğday ekimi bekleniyor. Kuzey üretim bölgelerinde süren elverişli hava nedeniyle 2026 görünümü pozitif. ABD: Düşük fiyatlar kışlık buğday ekimini hafif azaltırken, son iki aydaki normalden kurak koşullar bazı ana üretim bölgelerinde ürün durumunu zayıflattı. Güney yarımkürede ise iri taneli tahıllarda hasadın 2026’nın ikinci çeyreğinde başlaması bekleniyor: Arjantin: Şubat ayında bazı merkez bölgelerde kuraklık öngörüsüne rağmen, geçen yılın düşük ekim alanından sert toparlanma ve genel olarak iyi koşullar nedeniyle mısır üretimi artabilir. Brezilya: Güçlü iç/dış talep toplam ekim alanını yeni zirveye taşıyabilir. Ancak soya ekimindeki gecikme “safrinha” mısır ekimini öteleyebilir. Güney Afrika: Mısır alanı yüzde 3 arttı. Önümüzdeki aylarda beklenen ortalama-üstü yağış, verim beklentilerini destekliyor. 2025/26’da kullanım 2,938 milyar tona çıkıyor FAO, 2025/26 sezonunda dünya tahıl kullanımının 61,8 milyon ton (yüzde 2,2) artarak 2 milyar 938 milyon tona ulaşacağını öngördü. Artışın ana sürükleyicisi mısır kullanımında yüzde 3 yükseliş. Bunun yanısıra buğday, sorgum ve arpa kullanımında da artış bekleniyor. FAO, mısır kullanımındaki revizyonun özellikle Mısır’da kanatlı sektöründeki hızlı genişleme ile sığır ve su ürünleri faaliyetlerindeki büyüme ile ABD’de etanol üretiminde mısır talebinin güçlenmesi nedeniyle yapıldığını belirtti. Buna karşın arpa ve sorgum kullanımında aşağı yönlü düzeltmelerin artışı kısmen dengelediği aktarıldı. Buğday kullanımının Aralık’a göre 0,8 milyon ton yükseltildiği ancak yine de 2025/26’da yıllık yüzde 1,5 artış beklendiği ifade edildi. Pirinçte ise Hindistan, Pakistan ve Viet Nam’da gıda dışı kullanım beklentilerinin yükselmesiyle dünya pirinç kullanımının 2025/26’da 554,9 milyon tonla rekor seviyeye çıkacağı, bunun yüzde 2,7 artış anlamına geldiği kaydedildi. Stoklar güçleniyor FAO, 2026 sezon kapanışı itibarıyla dünya tahıl stok tahminini 10,9 milyon ton artırarak, stokların açılış seviyesine göre 67,6 milyon ton (yüzde 7,8) büyüyeceğini öngördü. Tüm ana tahıl türlerinde stokların artması beklenirken, özellikle büyük üretici ve ihracatçı ülkelerde rekor hasatların güçlü ihracata rağmen envanterleri büyüttüğü belirtildi. Mısır stokları: 28,7 milyon ton (+%10) artış; büyümenin büyük kısmı Brezilya ve ABD kaynaklı. Arpa stokları: 4,6 milyon ton (+%16,8) artış; ana sürükleyici AB’de birikim. Buğday stokları: 21,7 milyon ton (+%6,9) artış; başlıca ihracatçılar Arjantin, Kanada ve AB’de artış öngörülüyor; Çin ve Hindistan’da da birikim bekleniyor. Pirinç stokları: 2025/26 sonunda 217,7 milyon ton ile yeni zirve; Aralık tahminine göre 900 bin ton daha yüksek. Artışın ana nedeni Hindistan rezerv beklentisinin yukarı revize edilmesi. Bu çerçevede FAO, küresel tahıl stok/kullanım oranının 2025/26’da yüzde 31,8’e yükselmesini ve bunun 2001’den beri en yüksek seviye olmasını bekliyor. Tahıl ticareti sınırlı artışta: 501 milyon ton Dünya tahıl ticaretinin 2025/26 döneminde (Temmuz-Haziran) 501,0 milyon tona çıkması ve 2024/25’e göre 17,6 milyon ton (yüzde 3,6) artması bekleniyor. İri taneli tahıl ticareti: 235,6 milyon ton, yıllık +%2,6. Çin, Mısır ve İran’ın mısır alımlarını artırması bekleniyor. Buğday ticareti: 204,8 milyon ton, önceki sezona göre +12,0 milyon ton ancak 2023/24 rekorunun 6,5 milyon ton altında. Arjantin, Avustralya, AB ve Rusya’nın pazar payını geri kazanması; Kanada’nın satışlarının ise gerilemesi öngörülüyor. Çin talebi zayıf kalırken, İran, Özbekistan ve bazı ithalatçılarda iç ihtiyaçlar nedeniyle yukarı yönlü revizyon yapıldı. Pirinç ticareti: 2026 takvim yılında 60,6 milyon ton, 2025’e göre %0,6 düşüş. Asya’da ithalat kesintilerinin sürmesi beklenirken, Afrika başta olmak üzere diğer bölgelerde talebin daha güçlü olacağı tahmin ediliyor.

Dicle’de 2025’te üzüm, badem ve ceviz üretimi dikkat çekti Haber

Dicle’de 2025’te üzüm, badem ve ceviz üretimi dikkat çekti

Kaymakamlığın resmi sosyal medya hesaplarında paylaşılan verilere göre, Dicle'de 2025 yılında 23 ton 100 kilogram buğday, 13 bin 500 ton üzüm, 66 ton ceviz, 9 bin 649 ton arpa, 4 bin 190 ton mercimek, 340 ton badem ve 22 bin ton süt üretimi yapıldı. Açıklamada, "Dicle ilçesinde 2025'teki tarımsal üretimde, ülke ekonomisine yaklaşık 2 milyar liralık katkı sağlandı. 364 dekar alanda yem bitkisi ekimi yapan 34 çiftçiye toplam 88 bin 804,00 lira destekleme ödemesi yapıldı. İlçede hayvan sağlığı ve yetiştiriciliği faaliyetleri dahilinde buzağı destekleme, kuzu-oğlak desteği ve arıcılık desteklemeleri kapsamında bin 647 işletmeye toplam 12 milyon 168 bin 788,00 lira destekleme yapıldı. 2 bin 501 çiftçiye 19 milyon 890 bin lira mazot ve gübre desteği yapıldı. 185 çiftçiye 1 milyon 131 bin 172,00 lira sertifikalı tohum desteği yapıldı. 310 çiftçiye 5 milyon 157 bin 782,00 lira hububat baklagil fark ödemesi desteği yapıldı. 38 çiftçiye 80 bin 972 lira organik tarım desteği yapıldı. 2 çiftçiye 4 bin 302,00 lira katı organik-organominarel gübre desteği yapıldı. 34 çitçiye 88 bin 804,00 lira yem bitkileri desteklemesi yapıldı. 81 çiftçiye 2 milyon 188 bin 536,00 lira zirai don desteklemesi yapıldı" denildi. Dicle İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2025 yılı faaliyet çalışmalarına da yer verilen açıklamada, "İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü çalışmaları kapsamında 2025 yılında Dicle'de av yasağı döneminde 40 olmak üzere, 74 balıkçılık ve su ürünleri denetimi gerçekleştirildi. Yapılan denetimler sonucunda 5 bin metre ağ ele geçirildi. Ele geçirilen 75 kilogram canlı balık, doğal yaşam alanları olan suya bırakıldı. İlçede yapılan gıda ve yem denetimleri kapsamında 6 gıda üretim işletmesine 19 denetim, 52 gıda satış işletmesine 99 denetim, 53 gıda toplu tüketim işletmesine 106 denetim, 10 yem işletmesine 10 denetim gerçekleştirildi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün 2025 yılı eğitim faaliyetleri kapsamında inceleme gezileri, kurs, toplantı ve tarla günleri olmak üzere toplamda 120 faaliyet gerçekleştirildi ve bu faaliyetlerde bin 400 çiftçiye ulaşıldı'' ifadelerine yer verildi. Dicle Kaymakamlığı, İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün 2025 yılı faaliyet çalışmalarına ilişkin verileri de paylaştı. Kaymakamlığın paylaştığı verilere göre; Dicle İlçe Nüfus Müdürlüğünün çalışmaları kapsamında 2025 yılında 8 bin 571 adet işlem yapıldı. Yapılan işlemlerin ortalama süresi 4 dakika olarak kaydedildi. İlçede 3 bin 655 adet kimlik kartı başvurusu yapıldı. Kimlik kartı değişim oranı yüzde 98 olarak kaydedildi. Bin 217 adet sürücü belgesi başvurusu yapıldı. Sürücü belgesi değişim oranı yüzde 98 olarak kaydedildi. 413 pasaport başvurusu yapıldı. 178 kişi adreste nüfus hizmeti aldı. Dicle Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü çalışmaları kapsamında 2025 yılında açılan 5 kursa 330 kişi katıldı. 787 öğrenciye yetenek taraması yapıldı. Okullarda spora ilk adım kapsamında 177 öğrenciye eğitim verildi. İlçedeki sporcu kartı ve lisans sayıları toplamı 577 olarak kaydedildi. 90 öğrenci eğitim yönetim siteminde kurs gördü. 2025 yılında ilçede 4 turnuva düzenlendi. Düzenlenen kurumlar arası voleybol, liseler arası erkek voleybol, liseler arası kız voleybol, ortaokullar arası futbol turnuvalarına 22 takım katıldı. 2025 yılında Dicle Tapu Müdürlüğünde toplam 7 bin 302 adet işlem yapıldı. 2025'teki işlem artış oranı yüzde 5 olarak kaydedildi. Toplam 8 milyon 534 bin 810 lira harç tahsilatı yapıldı. Toplam harç tahsilatı artış oranı yüzde 59.85 olarak kaydedildi. Yapılan işlemlerin aynı gün bitirilme oranı yüzde 93.71, elektronik arşive aktarma oranı ise yüzde 96 oldu. İlçe Müftülüğünün 2025 yılı faaliyet çalışmaları verilerine göre 50 adet bin liralık alışveriş kartı dağıtımı yapıldı. 2025 yılında 74 adet kurban vekaleti yapıldı. 105 aileye kurban eti ve 8 koli gıda yardımı yapıldı. İlçedeki okul öğrencileriyle sosyal etkinlik, oyun yarışmaları, camide kitap okuma etkinlikleri, rehabilitasyon merkezi ziyareti, şiir okuma ve resim çizme yarışması yapılıp dereceye giren ilk 3 öğrenciye hediyeleri taktim edildi. 8 vatandaş kutsal topraklara gönderilirken, yaz Kur'an kursuna bin 756 öğrenci katıldı. 40 aileye toplamda 200 adet kıyafet yardımı yapıldı. Camilerimizde Gazze için 100 bin lira toplandı.

Kars’ta kavılca ununa yoğun ilgi Haber

Kars’ta kavılca ununa yoğun ilgi

Kars’ın Susuz ilçesine bağlı İncesu köyünde Kavılca unu üretimi yapan Bülent Pezük’ü Kaymakam Muhammed Emin Tutal, beraberindeki İlçe Tarım ve Orman Müdürü Gülten Özşirvan ve İncesu köyü muhtarı Abdulkadir Eker ile birlikte, ziyaret etti. Kaymakam Muhammed Emin Tutal, kavılca unu üretimi yapan Pezük’ten üretim hakkında bilgi aldı. Tutal, üretici Bülent Pezük’e çalışmalarında kolaylıklar diledi. Öte yandan yaklaşık 13 bin yıllık geçmişe sahip olan Kavılca buğdayı, genetiği değişmemiş nadir ata tohumları arasında yer alıyor. Kars’ın yüksek rakımlı ve sert iklim koşullarında yetişen bu özel buğdaydan elde edilen un, katkı maddesi içermemesi ve doğal üretim süreciyle dikkat çekiyor. "Besin değeri yüksek, glisemik indeksi düşük" Kavılca ununun lif, protein, mineral ve antioksidan açısından zengin olduğu, düşük glisemik indeksine sahip olması nedeniyle kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olan Kavılca unu, özellikle diyabet hastaları ve sağlıklı beslenmek isteyenler tarafından tercih ediliyor. Ayrıca uzun süre tok tutma özelliği sayesinde diyet listelerinde de yer buluyor. Kavılca buğdayının modern buğday türlerine göre daha düşük gluten oranına sahip olması, sindirimi kolaylaştırıyor. Bu özelliğiyle mide ve bağırsak hassasiyeti olan bireyler için daha uygun bir alternatif olarak görülüyor. Alerjik reaksiyon riskinin de daha düşük olduğu ifade ediliyor. Kendine has aroması ve yoğun tadıyla bilinen Kavılca unu, ekmek, erişte, mantı, kek ve kurabiye gibi birçok üründe kullanılıyor. Taş değirmenlerde öğütülerek elde edilen un, geleneksel yöntemlerle üretilmesi sayesinde lezzetini ve besin değerini koruyor. Kavılca buğdayına olan ilginin artması, Kars’taki yerel üreticilere de ekonomik katkı sağlıyor. Üreticiler, Kavılca tarımının yaygınlaşmasıyla hem ata tohumlarının korunacağını hem de bölge ekonomisinin güçleneceğini belirtiyor. Sağlıklı ve doğal ürünlere yönelimin arttığı günümüzde, Kars’ın kadim mirası Kavılca unu, sofralardaki yerini her geçen gün daha da sağlamlaştırıyor.

Pazaryeri’nde Arpa Ve Buğday Hasadı Çiftçiyi Sevindirdi Haber

Pazaryeri’nde Arpa Ve Buğday Hasadı Çiftçiyi Sevindirdi

Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde arpa ve buğday hasadı başladı. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar nedeniyle erken olgunlaşan ürünler, bu yıl hem verimi hem de kalitesiyle çiftçilerin yüzünü güldürdü. Pazaryeri ilçesine bağlı kırsal Gümüşdere Mahallesi başta olmak üzere birçok mahallede ve köylerde başlayan hasat çalışmalarında dönüm başına 500 ila 600 kilogram ürün elde edildi. Ambarların dolup taştığı köylerde, çiftçiler bu yılki mahsulden son derece memnun olduklarını dile getirdi. Ürünlerin önemli bir kısmı Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) gönderilmek üzere yola çıktı. Pazaryeri İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre ilçe genelinde yaklaşık 60 bin dekar alanda arpa ve buğday ekimi yapıldı. Bu rakam, bölge tarımı açısından oldukça önemli bir üretim hacmini işaret ediyor. Öte yandan, hasat sezonunun sıcak ve kurak hava şartlarında gerçekleşmesi nedeniyle İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, biçerdöverle yapılan hasat sırasında yangın riskine karşı önlemler aldı. Biçim yapılan her alanda su tankeri veya yangın söndürücü bulundurulması zorunlu hale getirildi. Tarım yetkilileri ve köy muhtarları, biçerdöver operatörlerini ve üreticileri dikkatli olmaları konusunda uyardı. Alınan bu tedbirlerle, muhtemel arazi yangınlarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Pazaryeri’nde bu yılki hasat hem üreticiler hem de bölge ekonomisi adına umut verici bir tablo ortaya koydu. Gümüşdere köyünde çiftçilik yapan 25 yaşındaki genç çiftçi İlyas Muhammed Dur, "Köyümüzde arpa ve buğday hasadımız başladı. Ekiz, masaccio cinsi buğdaylarımızdan dönüme 5 yüz ile 6 yüz kilo arası verim aldık. Ürünlerimizi hasat sonrası Toprak Mahsulleri Ofisi'ne teslim edeceğiz. Herkese hayırlı ve bereketli hasatlar dilerim" diye konuştu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.