TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çiftçi

AGRONEWS - Çiftçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İran savaşı kimyasal pestisit fiyatlarını yükseltti Haber

İran savaşı kimyasal pestisit fiyatlarını yükseltti

İran savaşı ve buna bağlı olarak yükselen ham petrol fiyatları, tarımda bir kritik maliyet kalemini daha yukarı taşımaya başladı. Asya’da kimyasal pestisit fiyatları son haftalarda yükselişe geçerken, üretici şirketlerin daha yüksek fiyat beklentisiyle yeni siparişlerde frene basması, piyasada kısa vadeli arz sıkışıklığını da derinleştiriyor. Piyasadaki gelişmeleri analiz eden Bloomberg'in haberine göre, bazı tarım kimyasallarının fiyatı son haftalarda yüzde 10 ila 12 yükseldi. Hindistan’da 1 Nisan’dan itibaren yeni artışların da gündemde olduğu belirtiliyor. Çin’de de benzer bir hareket dikkat çekiyor. Ülkede yaygın kullanılan yabancı ot ilacı glifosatın fiyatı bu ay yüzde 14 yükseldi. Çin, bu üründe dünyanın önemli ihracatçıları arasında yer aldığı için buradaki fiyat hareketi yalnızca iç piyasayı değil, daha geniş bölgesel dengeyi de etkileyebilecek nitelik taşıyor. Tarım kimyasallarındaki bu yükseliş, savaşın çiftçi üzerindeki maliyet baskısını daha da artırıyor. Çünkü birçok ülkede gübre fiyatları da aynı dönemde yükselirken, Avustralya gibi yerlerde yakıt arzı da daha kırılgan hale gelmiş durumda. Böylece çiftçi aynı anda birden fazla girdide maliyet şokuyla karşı karşıya kalıyor. Nitekim Avustralya hükümeti de pazartesi günü, savaş kaynaklı aksamaların ardından gıda güvenliği ve tarımsal tedarik zincirlerini gözden geçirme kararı aldı. İnceleme kapsamında bitki koruma ürünleri ve gübre gibi kritik girdiler de yer alıyor. Bu adım, sorunun artık yalnızca ticari değil, aynı zamanda stratejik bir tarım ve gıda arz güvenliği meselesi olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Piyasalardaki belirsizliğin sürdüğünü belirten Rabobank Şanghay Kıdemli Tahıllar, Yağlı Tohumlar ve Tarımsal Girdiler Analisti Lief Chiang, petrokimya ve temel kimyasal fiyatlarındaki oynaklığın devam ettiği bir ortamda birçok pestisit şirketinin geçici olarak fiyat vermeyi durdurduğunu söylüyor. Petrol, yaygın kullanılan tarım kimyasallarının üretiminde uygun maliyetli ve kritik bir hammadde olduğu için, enerji piyasasındaki her sert hareket pestisit fiyatlarına da hızlı şekilde yansıyor. Girdi maliyetlerinin daha da yükselmesi halinde bazı üreticilerin ilaç kullanımını azaltmak zorunda kalabileceği belirtiliyor. Bu ise yalnızca çiftçinin gelirini değil, verimi, toplam tarımsal üretimi ve nihayetinde gıda fiyatlarını da etkileyebilecek bir risk anlamına geliyor.

Gübre tedariği sürüyor, satışlar %25 arttı Haber

Gübre tedariği sürüyor, satışlar %25 arttı

Küresel ticaretin büyük bölümü deniz taşımacılığı üzerinden gerçekleşiyor. Hürmüz Boğazı dünya ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri. Yaşanan sıcak savaş Hürmüz Boğazı’ndan geçişi etkilediği andan itibaren dünyanın gözü petrol başta olmak üzere enerji koridorunun güvenliğine odaklansa da bu boğaz aynı zamanda bir tarım koridoru da. Nitekim Avrupa Birliği ülkeleri de hem tarım hem enerji koridoru olan bu boğazdan geçişleri ana gündemlerine alırken GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun da “Bu bölgede yaşanan gelişmeler yalnızca petrol ve doğal gaz piyasalarını değil, gübre üretiminde kullanılan birçok hammaddenin tedarik zincirini de etkileyebiliyor” dedi. Onkun, küresel gelişmelerin yakından takip edildiğini belirterek şirket faaliyetlerinin tüm tesislerde planlanan program doğrultusunda sürdüğünü ifade etti. Onkun, gübre tedariğinin kesintisiz sürdüğünü ve son dönemde yüzde 25’lik bir artışta yaşandığını kaydederek çiftçilerin de gübreyi kullanım dönemine uygun şekilde temin etmesinin piyasa dengesi açısından önem taşıdığına işaret etti. Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerinin 1.598 kooperatif ve 1 milyondan fazla çiftçi ortağı ile Türkiye’nin en yaygın tarımsal organizasyonlarından biri olduğunu hatırlatan Onkun, GÜBRETAŞ’ın bu yapı içinde stratejik bir rol üstlendiğini belirtti. Genel Müdür Aytaç Onkun, “Son dönemde yakın coğrafyada yaşanan jeopolitik gelişmeler sonucu küresel ticaret hatlarında artan riskler, enerji ve hammadde piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açarken gübre sektörü de bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. İsrail ve ABD'nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı hava saldırılarının ardından bölgede artan gerilim ve İran’ın misillemeleri sonrasında küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda riskler artmış durumda. Bölgedeki gelişmeler, gübre üretiminde kullanılan bazı ham maddelerin ve tarım ürünlerinin taşınmasında gecikmelere yol açabilecek potansiyel riskler oluşturuyor” değerlendirmesini yaptı. Hürmüz’deki riskler tedarik zincirini etkiliyor “Bazı bölgelerde ortaya çıkan güvenlik sorunları ve jeopolitik gerilimler tedarik zincirlerinde yeni riskler oluşturabiliyor” diyen Onkun, “Bölgemizde yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Tarım Kredi Kooperatifleri ortakları olan çiftçilerimizin üretim için ihtiyaç duyduğu gübre girdisinin güvenilir ve kesintisiz şekilde sağlanması en önemli önceliğimizdir” diye konuştu. Tarım Kredi Kooperatiflerinde uygulanan bazı tedbirlerin satışların durdurulduğu anlamına gelmediğini belirten Onkun, bu uygulamaların stokların etkin yönetilmesi ve kötüye kullanımın önlenmesi amacıyla gerçekleştirildiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Alınan tedbirlerin amacı, stokların etkin yönetilmesi ve üreticilerimizin ihtiyaç duydukları dönemde gübreye ulaşabilmelerini sağlamaktır. Çiftçilerimizin gübreyi kullanım dönemine uygun şekilde temin etmeleri piyasa dengesi açısından önem taşıyor.” İlkbahar için tüm planlamaları hazır Yaptığı değerlendirmede de gübre satışlarının kesintisiz sürdüğünü ifade eden Genel Müdür Aytaç Onkun, ilkbahar üretim dönemi için gerekli planlamaların tamamlandığını söyledi. Onkun, “Tarım Kredi ortaklarının ve diğer çiftçilerimizin, üreticilerimizin ihtiyacı olan gübreler için ilkbahar dönemini planladık. Çiftçilerimizden endişeye kapılmamalarını rica ediyorum. Tarım Kredi Kooperatifleri dün olduğu gibi bugün de çiftçilerimizin yanında olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı. Gübre satışları durmadı, aksine arttı Son günlerde kamuoyunda gübre satışlarının durdurulduğu yönünde ortaya atılan iddialara ilişkin ise Onkun, Tarım Kredi Kooperatiflerinde satışların kesintisiz sürdüğünü söyledi. Onkun, yılbaşından bu yana Tarım Kredi gübre satışlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 arttığını belirterek şunları söyledi: “Normal şartlarda Tarım Kredi Kooperatiflerinin günlük gübre satışı yaklaşık 10 bin ton civarındaydı. Savaşın başladığı ilk günlerde sektördeki diğer satıcıların satışlarını durdurması veya yavaşlatmasıyla oluşan gübre ihtiyaçlarının karşılanmasını görevini de Tarım Kredi üstlendi. Talep ciddi şekilde arttı ve günlük satışlarımız 20 bin tonun üzerine çıktı. Buna rağmen etkin stok yönetimi sayesinde çiftçilerimizin ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyoruz.” Çevreci ve modern tesis yatırımları devam ediyor Şirketin yatırımları hakkında da bilgi veren GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun, “Yarımca Limanı’ndaki tesislerimizde yürüttüğümüz yatırım projesi kapsamında depo, idari bina ve operasyon ofislerinin inşasına devam edildiğini belirtmek isterim. Bu yatırımla birlikte tesiste çevre dostu ve modern depolama altyapısını devreye almayı, ara nakliye maliyetlerini azaltmayı ve gübre tedarik zincirinin kritik halkalarından biri olan depolama faaliyetlerini daha verimli hale getirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca İzmir tesislerimizde yürütülen modernizasyon çalışmalarını tamamladık; sıvı ve toz gübre üretim tesislerimiz artık daha modern ve verimli. GÜBRETAŞ’ın üretim ve Ar-Ge kapasitesi, Tarım Kredi ailesinin geniş saha gücüyle birleştiğinde çiftçimiz için güçlü bir sinerji ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu. Ar-Ge ile 33 yeni ürün geliştirdi Genel Müdür Aytaç Onkun, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte organomineral gübreler, biyostimülantlar ve bitki besleme ürünlerine olan talebin arttığını ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu: “2023’ten bu yana organomineral gübreler, biyostimülantlar, sıvı bitki besleme ürünleri ve özel formülasyonlu verim artırıcı çözümlerden oluşan 33 yeni ürünü çiftçilerimizle buluşturduk. Bu kadar kısa sürede bu ölçekte ürün geliştirmek güçlü bir Ar-Ge kapasitesinin ve ekip çalışmasının sonucudur. Amacımız yalnızca ürün sayısını artırmak değil, teknoloji ve inovasyonla çiftçilerimizin ürünlerinden aldığı verimliliği artıracak çözümler geliştirmektir.” “Tarım ve Orman Bakanlığımız gerekli önlemleri alıyor” Küresel belirsizliklerin yaşandığı bu süreçte devlet kurumlarının da gerekli tedbirleri aldığını belirten GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun, özellikle Tarım ve Orman Bakanlığının gübre tedariği konusunda süreci yakından takip ettiğini söyledi. Onkun şu bilgiyi verdi: “Tarım ve Orman Bakanlığımız küresel gelişmelerin tarımsal üretimimizi olumsuz etkilememesi için gerekli tedbirleri almaya devam ediyor. Bakanlığımızla koordineli şekilde özellikle yurt dışından ilave gübre tedarikine yönelik çalışmalarımız da sürüyor. Türkiye güçlü bir tarımsal üretim kapasitesine sahip. Küresel dalgalanmalara rağmen gübre tedariğinin sürdürülebilir şekilde yönetildiğini görüyoruz. GÜBRETAŞ olarak biz de güçlü lojistik altyapımız ve kurumsal yapımızla bu süreci başarıyla yöneten şirketlerden biriyiz.”

AB’de tarımda dijital dönüşüm Haber

AB’de tarımda dijital dönüşüm

Avrupa Birliği'nin (AB) tarım sektörü, jeopolitik gerilimler, iklim değişikliği ve çiftçi protestoları ile zorlu bir dönemden geçerken üretimini ve dayanıklılığını akıllı tarım ve dijital teknolojilerle artırmaya çalışıyor. "Tarımda Dijital Çağ" başlıklı dosya haberi kapsamında derlediği bilgilere göre, 450 milyonu aşan nüfusa sahip AB'de 9,1 milyon çiftlik yer alıyor. AB tarım sektöründeki çeşitli faaliyetlerde yaklaşık 17 milyon kişi çalışıyor. AB ülkelerinde çiftçiler, 157 milyon hektar arazi kullanırken bu, AB'nin toplam alanının yüzde 38'ini oluşturuyor. AB'deki çiftliklerin yaklaşık yüzde 93'ü aile çiftliği sınıfına giriyor. AB ülkeleri, tarımı hayati sektör olarak görüyor ve bu alana Ortak Tarım Politikası (CAP) aracılığıyla ciddi ölçüde AB kaynağı sağlıyor. Çiftçiler, doğrudan desteklere ek olarak, kırsal alan, iklim eylemi ve doğal kaynak yönetimi için de farklı program ve imkanlardan yararlanıyor. Mevcut Birlik bütçesi kapsamında çiftçilere yılda 38 milyar avro kadar doğrudan ödeme, 13 milyar avro kırsal kalkınma desteği ve 3 milyar avro civarında ürün desteği sunuluyor. AB'nin tarım ürünlerinde toplam ticaret hacmi de yıllık 400 milyar avroyu buluyor. AB, bu ticarette 50 milyar avroya yakın fazla veriyor. - Tarımdaki sınamalar AB tarımı, son dönemde iklim değişikliği, ekonomik sürdürülebilirlik ve düzenleyici baskılar odaklı, kritik ve birbirine bağlı zorluklarla karşılaşıyor. Tarımda artan girdi maliyetleri, kuraklık ve sel gibi şiddetli hava olayları, düşük gelir ve karmaşık çevresel şartlar, başlıca sorunlar olarak sıralanıyor. Küresel çatışmaların tarım ürünlerindeki tedarik zincirlerini, yakıt ve gübre maliyetlerini etkilemesi de önemli sorunlar arasında yer alıyor. - Tarım yeniden şekilleniyor Son dönemde AB ülkelerindeki tarımsal üretim, akıllı tarım ve dijital teknolojilerle yeniden şekilleniyor. Verimlilik, sürdürülebilirlik ve çevresel etki arasında denge kurmayı hedefleyen AB, son yıllarda akıllı tarım uygulamalarını yaygınlaştırarak sektörde dönüşüme hız vermek istiyor. Tarımsal üretimin, dijitalleşme, yapay zeka, robotik sistemler ve uydu tabanlı izleme teknolojileri sayesinde geleneksel yöntemlerin ötesine taşınarak daha öngörülebilir ve çevre dostu yapıya kavuşturulması amaçlanıyor. AB'nin Yeşil Mutabakat ve Tarladan Sofraya Stratejisi kapsamında desteklediği akıllı tarım uygulamaları, hem büyük hem de küçük ölçekli çiftliklerde etkin biçimde kullanılıyor. Akıllı tarımın temelinde veriye dayalı karar alma süreçleri yer alıyor. Bu kapsamda toprak nemi, besin değerleri, sıcaklık, bitki sağlığı ve hava koşulları gibi parametreler, sensörler, dronlar ve uydu sistemleri aracılığıyla sürekli izleniyor. Elde edilen veriler, çiftçilere hangi tarlaya ne kadar su verileceğinden hangi ürünün ne zaman hasat edileceğine kadar pek çok konuda yol gösteriyor. Bu uygulamalar, artan iklim baskıları ve gıda güvenliği risklerine karşı Avrupa tarımının en önemli güvenceleri arasında görülüyor. - Uydular ve sensörler devreye alındı Aynı zamanda AB projeleri kapsamında tarım arazileri detaylı şekilde haritalandırılıyor. Uydu görüntüleri ve yer sensörlerinden elde edilen bilgilerle toprak yapısı analiz edilerek gübreleme ve sulama işlemleri optimize edilebiliyor. Böylece hem girdi maliyetleri düşürülüyor hem de çevresel etkiler azaltılıyor. AB destekli projelerde zararlılara karşı pestisit kullanımını azaltacak akıllı yönetim sistemleri de önemli yer tutuyor. Yapay zeka destekli robotik tuzaklar sayesinde tarlalardaki zararlıların popülasyonu gerçek zamanlı takip ediliyor. Yeni sistemler sayesinde gereksiz ilaçlamanın önüne geçilmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması hedefleniyor. AB'de geliştirilen dijital araçlar, su yönetimi, hayvan sağlığı takibi ve iklim verilerinin analizi gibi alanlarda da çiftçilere destek sunuyor. - AB'de çiftçilerin yüzde 93'ü en az bir bilgi teknolojisi kullanıyor AB Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi'nin "AB tarımında dijitalleşmenin durumu: Çiftlik anketlerinden elde edilen bilgiler" başlıklı çalışması, teknolojinin Avrupa tarımını nasıl değiştirdiğine dair bilgi sunuyor. Bu çalışmaya göre, AB'de çiftçilerin yüzde 93'ü en az bir bilgi teknolojisi veya yazılım aracı kullanıyor. Çiftçilerin yüzde 79'u ürün odaklı dijital teknolojilerden, yüzde 83'ü de hayvancılık sektörüne özgü dijital araçlardan yararlanıyor. Tarımsal üretimdeki yeni teknolojileri benimsemenin temel itici güçleri arasında verimlilik artışı, uzun vadeli maliyet tasarrufu, düzenleyici baskılar ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi yer alırken kurulum maliyetinin yüksekliği ve sınırlı beceriler, önemli engeller olmaya devam ediyor. Ayrıca Avrupalı çiftçilerin büyük çoğunluğu, dijitalleşmenin sektöre ekonomik faydalar sağlayacağına, çevresel kazanımlar getireceğine ve sosyal etkilerinin olumlu olacağına inanıyor. Diğer taraftan, yeni teknolojiler ve uygulamalara rağmen akıllı tarım ekipmanlarının maliyeti, özellikle küçük çiftçiler için önemli bir engel oluşturabiliyor. Bu nedenle özellikle bitkisel veya hayvansal üretime özgü "daha pahalı" teknolojiler daha az benimseniyor. Bu kapsamda, Avrupa'da tarım dijital dönüşüm yaşarken yüksek maliyetler, bu sürecin önünde engel olmaya devam ediyor.

Tarım sayımında sona gelindi Haber

Tarım sayımında sona gelindi

Tarım politikalarının belirlenmesinde önemli rol oynayan verilerin derlenmesi amacıyla geçen yıl temmuz ayında başlatılan genel tarım sayımında son aşamaya gelindi. TÜİK ile Bakanlık işbirliğinde Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı genel tarım sayımında alan çalışması büyük oranda bitirildi. Çalışmanın hedef kitlesinde yer alan yaklaşık 4,2 milyon üretici ve çiftçinin yüzde 96'sı ile anket yapıldı. Kalan yüzde 4'lük kesimin büyük bölümünü, ulaşılamayan ve vefat gibi nedenlerle görüşme yapılamayanlar oluşturdu. Sayım kapsamında tarımsal işletmenin yasal statüsü, yöneticisi, arazi kullanımı, tasarruf şekli, sulama durumu, hayvan varlığı, alet ve makine kullanımı ile diğer getirici faaliyetleri gibi birçok yapısal konuda detaylı bilgi derlendi. Geçen yıl temmuz ayından beri yürütülen veri toplama sürecinde aktif rol oynayan sayım bürolarının görevi, 30 Ocak itibarıyla sona erdi. TÜİK bölge müdürlüklerinde görev yapan yaklaşık 300 kısmi süreli proje personeli tarafından kalan az sayıda anket için telefonla görüşme yöntemiyle veri derlenmesine devam ediliyor. - Üç tema için araştırma yapılacak Bu yılın ilk yarısında sahadan derlenen verilerin analizi ve kalite kontrol çalışmalarının yapılması, ikinci yarısında da temel sonuçların kamuoyu ile paylaşılması planlanıyor. Ayrıca, nisan ve mayıs aylarında Genel Tarım Sayımı Projesi kapsamında örnekleme yoluyla üç ayrı tematik araştırmanın yürütülmesi hedefleniyor. "Tarımsal iş gücü", "tarımda teknoloji kullanımı", "hayvan barınakları, gübre ve toprak yönetimi" temalarında yürütülecek araştırmalara ait sonuçların 2027 yılı içinde yayımlanması öngörülüyor.

Tarım Kredi’de gübre tartışması ve görevden alma iddiası Haber

Tarım Kredi’de gübre tartışması ve görevden alma iddiası

Çiftçinin en zor gününde "kara gün dostu" olması beklenen Tarım Kredi Kooperatifleri’nde (TKK) sular durulmuyor. Hafta sonu aniden durdurulan gübre satışları ve ardından yapılan iki ayrı zam, bardağı taşıran son damla oldu. Başkent kulislerinde, Genel Müdür Hüseyin Aydın’ın görevden alındığına dair iddialar yüksek sesle konuşulmaya başlandı. GÜBRE KRİZİ SONUN BAŞLANGICI MI OLDU? Edinilen bilgilere göre, Tarım Kredi’nin son dönemdeki "piyasa odaklı" tavrı ve kriz anlarında çiftçiyi korumak yerine özel bir ticari firma gibi hareket etmesi, hem Tarım Bakanlığı’nda hem de Beştepe'de rahatsızlığa neden oldu. Özellikle gübre satışlarının bir gecede askıya alınması ve ardından "karne" benzeri bir izin sistemiyle satışların kısıtlanması, üreticiden gelen tepkilerin doğrudan Cumhurbaşkanlığına ulaşmasına neden oldu. "YANILTICI BİLGİ" İDDİASI GÜNDEMDE Kulislerdeki en çarpıcı iddia ise çok daha vahim. Tarım Kredi yönetiminin, yaşanan gübre krizi ve stok durumuna dair Cumhurbaşkanlığına "yanıltıcı bilgiler" sunduğu ileri sürülüyor. Bakanlığın "stoklarda sorun yok" açıklamasına rağmen TKK’nın satışları durdurması, yönetimdeki koordinasyon kopukluğunu ve "bilgi kirliliğini" tescillediği şeklinde yorumlanıyor. MECLİS VE BEŞTEPE ŞİKAYET YAĞMURUNA TUTULDU Tarım Kredi’nin çiftçiyi mağdur eden bu tutumu siyasetin de bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Muhalefetin yanı sıra iktidar milletvekillerine de seçim bölgelerinden "Gübre alamıyoruz, önümüzü göremiyoruz" şikayetlerinin yağdığı belirtiliyor. Çiftçi kuruluşu olan bir yapı, kriz anında neden satışları askıya alır? "Bölge birliği izni" şartı, çiftçiyi yıldırmak ve süreci yönetememek mi demektir? Hüseyin Aydın döneminde Tarım Kredi, ana misyonu olan "üreticiyi destekleme" görevinden tamamen mi uzaklaştı? TARIM KREDİ BU İDDİA İLE ÇALKALANIYOR Ankara kulislerinde Hüseyin Aydın’ın yönetim tarzı ve krizleri yönetemediğine yönelik eleştiriler gündemdeyken, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin Hüseyin Aydın’ın görevden alındığına dair iddialarla çalkalanıyor olması dikkat çekiyor. Tarım Kredi Kooperatifleri ve iştiraki olan marketler zincirindeki yönetim krizini, rakamlar ve özel raporlarla mercek altına aldık. İşte ses getiren o dosya haberlerimiz: Tarımsal Ürün Pazarlama Tarladan sofraya denmişti: Tarım Kredi Marketler’de gerçek tablo (Kuruluş amacından uzaklaşan fiyat politikaları ve sahadaki gerçeklerin analizi.) Çiftçiye 'kaynak yok', markete 6,3 milyar nakit! Üreticinin parası zarara gitti (Üreticiye gitmesi gereken kaynakların market zararını kapatmak için nasıl kullanıldığının belgeleri.) Tarım Kredi Marketler neden zarar ediyor? Rakamlar gerçeği ortaya koydu (Milyarlarca liralık zararın perde arkasındaki yönetim hataları ve işletme giderleri.)

Çiftçi Borç Yükü Altında Üretimde Zorlanıyor Haber

Çiftçi Borç Yükü Altında Üretimde Zorlanıyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe 2025 yılının üreticiler için çok zor geçtiğini belirtti. Gürer, “Kuraklık, düşük alım fiyatları ve ithal girdiler nedeniyle çiftçi, üretici ve besici borçlanarak üretim yapmaya çalışıyor. Tarım sektörü geçen yıl toplam 42 milyon TL borçlandı ve borç ödeyemeyen birçok çiftçi icralık oldu” dedi. İcra daireleri tarım piyasasına döndü Gürer, borçların artmasıyla icra dairelerinin adeta birer tarım piyasasına dönüştüğünü ifade etti. 26 Şubat 2026 itibarıyla icralık olan tarım envanterinde 60 traktör, 5 bin 249 tarla, 7 besi damı, 352 bağ ve 24 tarım makinesi yer alıyor. Gürer, “Sadece traktör değil, iflas eden işletmelerin tohum ve zirai ilaçları bile hacizle satılıyor. Çiftçi, üretici ve besici borçlar nedeniyle tarımın dışında kalmamalı” diye konuştu. Günlük borç artışı endişe verici CHP’li vekil, tarım borçlarının son bir yılda %42,7 oranında arttığını açıkladı. “Her gün ortalama 1 milyar 15 milyon TL yeni borç yükü çiftçilerin omuzlarına biniyor. 2024 yılında tarım sektörü 868 milyar TL borçla kapandı. 2025’in ilk yılı itibarıyla 239 milyar TL borç eklendi. Bu, bir yılda çiftçiye yüklenen 370 milyar TL’yi gösteriyor” dedi. İthalat bağımlılığı ve savaş riskleri Gürer, ithale dayalı gıda temininin risklerini de vurguladı. “İhtiyaç duyulan temel gıda ürünlerinde dışa bağımlılık, savaş ve kriz dönemlerinde ciddi riskler yaratıyor. Bunun yerine yerli üretimi artıracak politikalar uygulanmalı, planlı üretim ile tarım sektörünün sürdürülebilirliği sağlanmalı” diye konuştu. CHP’li vekil, devletin tarım kesimine finansal destek sağlaması ve borçların faizlerini silerek hacizleri durdurması gerektiğini belirtti. “2026 Tarım Kanunu’na göre finansman desteği 772 milyar TL olmalıydı, ancak 168 milyar TL olarak açıklandı. Mazot, gübre ve yem maliyetleri artarken, borç yükü çiftçiyi üretimden uzaklaştırıyor” dedi. Gürer, üreticilerin yanında olunması ve planlı tarım politikalarının uygulanmasının önemine dikkat çekti.

Antalya’da Sel Zararı 3 Milyar TL’ye Ulaşabilir Haber

Antalya’da Sel Zararı 3 Milyar TL’ye Ulaşabilir

Antalya'da son dönemde art arda yaşanan sel, hortum ve fırtına nedeniyle birçok bölgede özellikle sera alanlarında büyük zarar oluştu. 14 bin hektar alanda zarar meydana geldiğini belirten Ziraat Mühendisleri Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, "Şu ana kadar hasar tespiti yapılan sera ve bahçelerdeki maddi zarar 1 milyar TL, 500 milyon TL de TARSİM ekiplerinin tespiti var. Bu 14 bin hektarlık alandaki hasar tespitleri henüz tamamlanmadı ve devam ediyor. Toplamda 3 milyar TL'yi bulacağını tahmin ediyoruz" dedi. Antalya'nın örtü altı tarımın yoğun olduğu Kaş, Demre, Kumluca, Finike, Kemer, Serik, Aksu, Manavgat, Alanya ve Gazipaşa gibi ilçelerinde geçen bir ayda çeşitli zamanlarda yaşanan şiddetli yağış, fırtına, hortum ve sel felaketleri nedeniyle ciddi miktarda zarar oluştu. Birçok seranın yıkıldığı ve plastik örtülerinin yırtıldığı felaket sonrasında hem seralar hem içindeki biber ve domates gibi ürünler zarar gördü. Ziraat Mühendisleri Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, seralar ve bahçelerde oluşan hasar boyutlarıyla ilgili çok hızlı çalışmalar yapıldığını belirterek, "Bir yandan tarım eksperleri, diğer yandan Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüz hasar tespiti çalışmalarına katıldı. Oldukça yaygın ve geniş bir sahada hasarımız var. Bunların bir kısmı sera, bir kısmı da açık. 2 bin 519 çiftçimizin 14 bin hektar alanında hasar belirlendi. Şu ana kadar hasar tespiti yapılan sera ve bahçelerdeki maddi zarar 1 milyar TL, 500 milyon TL de TARSİM ekiplerinin tespiti var. Bu 14 bin hektarlık alandaki hasar tespitleri henüz tamamlanmadı ve devam ediyor. Toplamda 3 milyar TL'yi bulacağını tahmin ediyoruz" dedi. “Bazı seralar girilebilecek halde değil” Sel basan seralara yoğun çamur nedeniyle girilemediğinden hasar tespitlerinin tamamlanamadığını aktaran Ebru Kaçın, "Ekipler sel, su baskını yaşanan seralarda hasar işlemlerini tamamlamadılar, gün veriyorlar. Çünkü bazı seralar girilebilecek halde değil henüz. Girdiğimiz zaman batabiliriz. O yüzden hasar çalışmasını sağlıklı yapabilmek adına TARSİM eksperleri hasarlarını henüz tamamlamadı. 20- 25 gün daha sürer. Tamamladıkları zaman ortaya daha net rakamlar çıkacaktır. Tabii il genelindeki bu zararın sebebi tek yağış değil, 3- 4 seferde çok yüksek miktarda yağış aldık" diye konuştu. Sele maruz kalan ürünler hastalandı Sel suları nedeniyle yoğun yağış alan seralardaki bitkilerin öldüğü ve hastalandığını kaydeden Ebru Kaçın, "Yoğun su baskını olan yerlerde patojenler bitkiyi etkiliyor ve hastalık başlıyor. Örneğin domateste kirpiklerine kadar çıkan bir hastalık zararı söz konusu. Bu ürünlerin artık pazar değeri oldukça düştü. İhracata gitme şansı hiç yok. Raf ömrünü kaybetti. Şu saatten sonra bu ürünler ancak salçalık olarak değerlendirilebilir" dedi. Su tahliye desteği talebi Sel felaketlerinde suların çok hızlı şekilde tahliyesinin önemli olduğuna işaret eden Kaçın, TARSİM'den sigortanın bir kısmının sel, su baskını hasarı gerçekleştikten sonra üreticiye bedel olarak ödenmesinin tekrar değerlendirilmesini istiyoruz. Çünkü sel, su baskını girdikten sonra bu suyun hızlı bir şekilde seradan ve alandan uzaklaştırılması gerekir. Bunun için üretici hızlı bir şekilde tekrar işçilik yapıyor. Pompa buluyor, bir şekilde o suyu, betonu kırıyor, bir şekilde o suyu oradan uzaklaştırıyor. Bunun için de TARSİM'den kapsamını geliştirmesini istiyoruz" diye konuştu. “Suyun çok kaldığı noktalarda ağaçlarım öldü” Aksu ilçesi Karaçalı bölgesinde serada domates üretimi yapan çiftçi İsa Rüzgar, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kayıtlı TARSİM sigortalı üretim yaptığını belirterek, "O gün sabah 07.00 sıralarında geldik. Seranın baş tarafı kanal, etrafı komple çevre betonu ve su yükselmeye başladı. Kanallarımız işlenmediği için su yükseldi. Önlem aldık, kapıların ağzını doldurduk, şişirdik. Su yükseldi de yükseldi. Bir süre sonra komple girdi. Betona kadar su çıktı. Ondan sonra 5 su motoru kurdum. 24 saatte suyu tahliye ettim. Tam 24 saatte. Suyun çok kaldığı noktalarda ağaçlarım öldü. Sonrasında daha çok zorlandık. 11 kişi, 12 kişi ilaç attık. Mecbur toplamak zorundaydım. Bir şey vereceğinden değil de mecbur emeğimi almak lazımdı. Bu ürünler çöp. İçinde sağlam kalan ağaçlar da var ama el arabası gitmiyor hiçbir şekilde. 80- 100 metre omuzda tek tek getiriyoruz" dedi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.