Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Coğrafi Işaret

AGRONEWS - Coğrafi Işaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Coğrafi Işaret haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“Sarıkılçık pirinci” tartışmasına Tosya Belediyesi’nden açıklama Haber

“Sarıkılçık pirinci” tartışmasına Tosya Belediyesi’nden açıklama

Çankır'nın Ilgaz Belediye Başkanı Mehmet Öztürk, kentin Ilgaz ilçesinde yetiştirilen "sarıkılçık pirinci" için Avrupa Birliği'nden coğrafi işaret tescil belgesi almak için çalışma yürüttüklerini açıkladı. Belediye Başkanı Öztürk'ün açıklaması, "sarıkılçık pirinci"nin coğrafi işaret belgesiyle tescillendiği Kastamonu'nun Tosya ilçesinde tepkilere sebep oldu. Konuyla ilgili Tosya Belediyesi’nden yapılan açıklamada, Tosya sarıkılçık pirincinin ilçe dışındaki bölgelerde ekolojik şartlar sebebiyle aynı kalitede yetişmediğini ve bu durumun başka bölgelerde sahiplenilmesinin önüne geçtiğini dile getirildi. Tosya sarıkılçık pirincinin coğrafi işaret tesciliyle koruma altında olduğunun belirtildiği açıklamada, tescil haklarının korunması için gerekli her türlüğü hukuki sürecin titizlikle takip edileceği ifade edildi. Belediyenin açıklamasında şu bilgiler verildi: "Tosya sarıkılçık pirinci, yaklaşık 500 yıllık köklü geçmişiyle Anadolu'nun en kıymetli tarımsal miraslarından biridir. Tarihi kayıtlarda 'padişah hassı' olarak nitelendirilen bu eşsiz lezzet, 16. yüzyıldan bu yana Tosya ile özdeşleşmiş, 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla Türkiye'nin ilk çeltik fabrikasının Tosya'da kurulmasıyla birlikte bu kültür kurumsal bir kimlik kazanmıştır. Tosya sarıkılçık, maratelli, akçeltik ve yaşar pirinçleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında 12 Kasım 2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 8 Kasım 2017 tarihinde 230 tescil numarasıyla münhasıran Tosya Belediye Başkanlığı adına 'Menşe Adı' statüsünde tescil edilmiştir. Bu coğrafi işaret tescili, ürünün sadece Tosya sınırları içerisinde, Devrez Vadisi'nin sunduğu özel toprak yapısı ve kar sularıyla sulanması sonucu oluşan özgün karakterini koruma altına almaktadır. Bilimsel araştırmalar ve geçmişte yapılan saha denemeleri, sarıkılçık yerel genotipinin Tosya dışındaki ekolojik şartlarda aynı kaliteyi veremediğini, hatta hastalıklar nedeniyle tohum dahi oluşturamadığını açıkça ortaya koymuştur. Bu durum, Tosya "sarıkılçık pirinci'nin başka bölgelerce sahiplenilmesinin önündeki biyolojik en büyük engeldir. Ürünümüzün sahip olduğu düşük amiloz (karbonhidratların daha küçük parçalara bölünmesi) oranı, özgün aroması ve kendine has morfolojik yapısı, onu diğer tüm pirinç türlerinden ayıran sarsılmaz özellikleridir. Tosya Belediye Başkanlığı koordinesinde yürütülen denetim komisyonumuz; ekimden hasada, geleneksel ‘keşan’ yönteminden paketlemeye kadar olan tüm süreçleri titizlikle takip etmektedir. 2025 yılı itibarıyla Tosya'da 900 hektarlık ekim alanında gerçekleştirilen üretimle 7 bin 380 ton rekolteye ulaşılmış olup, bu veriler Tosya'nın üretimdeki gücünü ve haklılığını perçinlemektedir. Bu hukuki ve tarihi gerçekler ışığında "Tosya Sarıkılçık Pirinci" isminin ve markasının tescil dışı alanlarda kullanılmasına veya sahiplenilmesine yönelik girişimler, coğrafi işaret hukukuna aykırılık teşkil etmektedir. Belediyemiz, bu milli değerin aslına uygun şekilde korunması ve gelecek nesillere aktarılması hususundaki kararlılığını sürdürecek, tescilli haklarımızın korunması için gerekli her türlü hukuki süreci titizlikle takip edecektir."

Artvin Bal Çalıştayı’nda Prof. Kandemir: “Arı yoksa hayat yok” Haber

Artvin Bal Çalıştayı’nda Prof. Kandemir: “Arı yoksa hayat yok”

"Artvin'in altın değeri bal" temasıyla Nihat Gökyiğit Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Bal Çalıştayı" düzenlendi. Çalıştayda konuşma yapan Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Kandemir, Türkiye'nin, doğal kaynakları, biyolojik çeşitliliği ve ekosistem zenginliğiyle dünyanın sayılı ülkelerinden biri olduğunu söyledi. Avrupa'da yaklaşık 2 bin bitki türü bulunduğunu ifade eden Kandemir, "Türkiye'de bu sayı 12 bin civarındadır. Üstelik bunun yaklaşık 3 bin 500'ü endemiktir. Bu zenginlik arıcılık açısından da büyük bir avantajdır" diye konuştu. Artvin'in Macahel bölgesinde uzun yıllar arıcılık üzerine çalışmalar yaptığını dile getiren Kandemir, buranın bilimsel yolculuğa başladığı yer olduğunu vurguladı. Kafkas arısının tescil sürecine ilişkin geçmiş yıllarda yaptıkları çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi veren Kandemir, şu değerlendirmede bulundu: "Bu çalışmalar sadece bir kez yapılıp bırakılacak çalışmalar değil, süreklilik gerektirir. Biz de bu sürekliliği sağladık. 1998'de elde ettiğimiz verilerle, 2023'te yapılan çalışmaların sonuçlarının büyük ölçüde örtüştüğünü görüyoruz. Bu ne demek? Kafkas arısının Artvin'de, özellikle Camili bölgesinde genetik olarak korunmaya devam ettiğini gösterir. Bu bizim için son derece önemli bir başarıdır. Bugün şunu gururla söyleyebilirim, dünyada yerli arı ırkını en iyi koruyan ülkelerden biri Türkiye'dir. Neden koruyoruz? Çünkü arı yoksa tarım, gıda ve hayat yok. Bizim hedefimiz sadece Kafkas arısını değil, Türkiye'deki tüm yerli genetik kaynakları korumaktır. Çünkü bu sadece arıcılık meselesi değil, aynı zamanda bir gelecek meselesidir." Vali Vekili İsmail Erdoğan ise Artvin'in zengin florası, Macahel Biyosfer Rezerv Alanı ve ekolojik çeşitliliği ile arıcılık faaliyetleri açısından ülkenin en önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Artvin'de 2 bin 700'den fazla bitki türü bulunması ve endemik türlerin fazlalığının arıcılıkta bölgeye önemli avantajlar sunduğunu belirten Erdoğan, "Hatila" ve "Arhavi kestane" ballarına coğrafi işaret tescili aldığını, "Kabaca", "Macahel" ve "Ardanuç Yeşil" bal çeşitlerine de coğrafi işaret alınması çalışmalarının devam ettiğini anlattı. Saf Kafkas arı ırkının Artvin balını hem kalite hem de özgünlük açısından ayrı bir noktaya taşıdığını ifade eden Erdoğan, "Geçtiğimiz yılın verilerine göre, 112 bin civarında aktif koloni bulunmaktadır. Yıllık 1400 tona yaklaşan üretimiyle Artvin balı şehrimizde önemli bir ekonomik değer oluşturmaktadır" dedi. Artvin Ticaret Borsası Başkanı Osman Akyürek de Artvin balının ulusal ve uluslararası alanda daha güçlü bir marka haline gelmesi için çaba sarf ettiklerini söyledi. Valilik koordinesinde, Artvin Çoruh Üniversitesi, Artvin Ticaret ve Sanayi Odası, Artvin Ticaret Borsası ile Arı Yetiştiricileri Birliği işbirliğiyle organize edilen çalıştayda, Kafkas arısının gen merkezi olan Artvin'de sektörün gelişmesi için yapılması gerekenler ele alındı. Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Aslı Özkırım'ın yönettiği çalıştay, çevresel sorunlar ve verim, balda kalite ve gıda güvenliği ile pazarlama konularındaki sunumlarla tamamlandı.

Adana, Şalgam Suyu İçin AB Tescilinde Sona Geldi Haber

Adana, Şalgam Suyu İçin AB Tescilinde Sona Geldi

Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 2020 yılında coğrafi işaret tescili alan Adana şalgamının, Avrupa Birliği nezdinde de tescillenmesi için Adana Ticaret Odası tarafından çalışma yürütüldü. Bu kapsamda 19 Nisan 2023'te yapılan başvuru, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda 21 Kasım 2025 tarihinde uygun bulundu. Şehirdeki şalgam üreticileri, Avrupa Birliği tescil başvurusu kabul edilen ürünle ilgili askı sürecinin olumlu sonuçlanmasını ise heyecanla beklemeye başladı. İhlas Haber Ajansı muhabirine açıklamada bulunan Büyük Usta & Serfressh Şalgam Kurumsal Satış Müdürü Özgür Pehlivan, Adana şalgamının 2020 yılında coğrafi işaretle tescillendiğini hatırlatarak, "Bu tescil, Adana şalgamının geleneksel üretim yöntemlerine uygun şekilde yapıldığının göstergesidir. Şimdi ise Adana Ticaret Odası öncülüğünde Avrupa Birliği tescili için önemli bir aşamaya gelinmiştir" dedi. "Bizler için büyük bir gurur" Avrupa Birliği tescilinin, ürünün uluslararası alanda korunması anlamına geldiğini vurgulayan Pehlivan, "Bu tescil, Adana'nın tanıtımına büyük katkı sağlayacak ve şalgamın yurt dışındaki marketlerde daha kolay konumlandırılmasına imkan tanıyacaktır. Yerel ürünlerin dünyaya açılması bizler için büyük bir gurur" ifadelerini kullandı. "Kış ayları satışlar artıyor" Kış aylarında bağışıklık sistemini destekleyici ürünlere ilginin arttığına da değinen Pehlivan, "Şalgam satışları özellikle kış aylarında artış gösteriyor. Katkısız ve doğal şalgama olan talep her geçen gün yükseliyor. Türkiye'de içecek kategorisinde talebi giderek artan şalgamın, dünya genelinde de sevilerek tüketilen bir içecek olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Herkesi Adana'nın bu tescilli lezzetini tüketmeye davet ediyoruz" diye konuştu.

Araştırmacı Kavuncu Dede Ata Tohumlarını Yaşatıyor Haber

Araştırmacı Kavuncu Dede Ata Tohumlarını Yaşatıyor

Denizli’de yaşayan 76 yaşındaki elektrik-elektronik mühendisi Halit Tekin, emekliliğini sıradan bir dinlenme dönemi olarak değil, ata tohumlarını kurtarma mücadelesi olarak geçiriyor. Bölge halkının “Araştırmacı Kavuncu Dede” diye tanıdığı Tekin, kaybolmaya yüz tutmuş yerel kavun çeşitlerini yeniden canlandırmak için yıllardır sabırla çalışıyor. Meslek hayatı boyunca devreler, sistemler ve verimlilik üzerine çalışan Tekin, emekli olduktan sonra çocukluk hayali olan tarıma yöneldi. Ancak klasik üretim yöntemlerinin dışına çıkarak, her ekimi bir deney, her tohumu ise bilimsel bir araştırma konusu olarak ele aldı. Acıpayam ilçesi ve çevresindeki deneme alanlarında onlarca farklı kavun çeşidi yetiştirdi. Özellikle coğrafi işaret tesciline sahip Acıpayam kavunu üzerine yoğunlaşan Tekin, ürünlerin yalnızca tadına değil, tüm teknik özelliklerine odaklanıyor. Şeker oranı, kabuk dayanıklılığı, raf ömrü ve aroma yoğunluğu gibi verileri tek tek kayıt altına alarak, en doğru sonucu elde etmeyi hedefliyor. Ata tohumlarının korunmasının milli bir görev olduğunu vurgulayan Tekin, “Mühendislikte kalite ve verim neyse, tarımda da odur. Atalarımızdan kalan o gerçek lezzetleri, genetiği bozulmadan geleceğe aktarmak istiyorum” sözleriyle çalışmalarının amacını anlatıyor. Ürettiği kavunları Denizli–Acıpayam kara yolu kenarındaki tezgâhında satışa sunan Tekin, yoldan geçenlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Tezgahtaki “Araştırmacı Kavuncu” yazısını merak edenler, hem hikâyeyi dinliyor hem de ata tohumlarından yetişen kavunları satın alıyor.

Samsun, Kızılırmak Deltası’nda Mandadan Markaya Projesi Başladı Video Galeri

Samsun, Kızılırmak Deltası’nda Mandadan Markaya Projesi Başladı

Samsun'un doğal miraslarından biri olan Kızılırmak Deltası'nda manda yetiştiriciliğini modern, sürdürülebilir ve katma değerli bir yapıya kavuşturmak amacıyla "Mandadan Markaya" projesi hayata geçiriliyor. Proje ile bölgedeki geleneksel üretim, bilimsel destekle markalaşma sürecine girecek. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Yetiştirme ve Islahı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan'ın yürütücülüğünü üstlendiği projenin eğitim danışmanlığını Doç. Dr. Bakiye Kılıç yapıyor. Projenin koordinasyonu ise Ondokuzmayıs Yerel Eylem Grubu Derneği (OMYEGDER) Başkanı Tolga Eren tarafından sağlanacak. Toplam 60 bin dolar bütçeye sahip olan ve 12 ay sürecek proje, manda varlığının korunmasının yanı sıra yerel halkın gelir kaynaklarının güçlendirilmesini hedefliyor. Geleneksel üretim bilimsel destekle markalaşacak Türkiye'nin en yüksek manda varlığına sahip ili olan Samsun'da yaklaşık 26 bin 600 baş manda bulunmasına rağmen, ürünlerin markasız ve düşük katma değerle satılması üreticilerin en büyük sorunu olarak öne çıkıyor. "Mandadan Markaya" projesi kapsamında bu sorunun aşılması için akademik bilgi ile yerel deneyim bir araya getirilecek. Proje çerçevesinde Samsun'a özgü manda ürünleri için coğrafi işaret süreci başlatılacak, böylece ürünlerin kalite ve menşe güvencesi sağlanacak. Ayrıca pazar araştırmaları, ambalaj tasarımı çalışmaları ve online satış kanallarının kullanılmasıyla ürünlerin ticari değeri artırılacak. Üreticilere hijyenik sağım, doğru yemleme ve modern dölleme yönetimi gibi teknik konularda kapsamlı eğitimler de verilecek. Proje bilgilendirme toplantısı yapıldı Kızılırmak Deltası'nda manda üreticileri, proje ortaklarının ve akademisyenlerinin katılımıyla proje bilgilendirme toplantısı yapıldı. Proje hakkında konuşan Prof. Dr. Ali Kemal Ayan, "Mandadan Markaya projesi ilk olarak 2005 yılında Manda Sevdamız projesiyle başladı. Birleşmiş Milletlerin Küresel Çevre Fonu destekli bir projeydi. O projeden sonra geldiğimiz bu noktadan manda sürü sahiplerinin hem manda sayıları attı. Manda sütünden ve etinin yapılan ürünlerin çeşitlendirilmesi, pazar değerlerinin arttırılması ve marka yolcuklarının oluşturulmasıyla ilgili bir ihtiyaç ortaya çıktı. Bu ihtiyacı karşılamak için manda ile ilgili olan bütün kurumlar kuruluşların desteğiyle bu projeyi yürütmeye çalışıyoruz. Manda bu sulak alanların en önemli ekosistem mühendisleridir. Burada mandanın ekonomik öneminin yanında ekolojik bir önemi mevcuttur. Mandaya, manda üreticilerine, manda ürünlerini pazara taşıyan bir projedir" dedi. "Bu proje umuyorum mandanın o güzel ürünlerini afiyetler içerisinde yeme fırsatı verir" Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Küçük Ölçekli Projeler Türkiye Ulusal Koordinatörü Gökmen Argun, "Türkiye'de 33 yılımız. 400 üzerinde proje destekledik. Samsun şu anda bizim odak alanımız. Burada 11 tane proje destekledik. Bunlardan 1 tanesi de ‘Mandadan Markaya' projesidir. Geçmişte desteklediğimiz ‘Manda Sevdası' projesinin ikinci kademesi gibi gözüküyor. Muazzam bir çalışmanın bu aşamaya gelmesi bizi çok heyecanlandırdı. Umut ediyorum manda gerçek anlamda hem Samsun için hem Kızılırmak Deltası'ndaki çeşitliliği tanıtmak için muazzam bir fırsat olur. Mandanın o güzel ürünlerini afiyetler içerisinde yeme fırsatı verir" şeklinde konuştu. "Süt verimini yükseltmemiz lazım" Samsun Damızlık Manda Yetiştiriciler Birliği Temsilcisi İsmail Metin, "Samsun'da 2008 yılında kurulduğumuz yıllarda manda sayısı 7 bin adetti. Türkiye genelinde ise 30 bin adetti. Bakanlığımız ve üniversitemiz ile yapmış olduğumuz projelerle 2024 yılında 22 bine çıktı. Maalesef bu durum aşağıya inmeye başladı. Şu anda 19 bin manda varlığımız var. Bunların yegane sebeplerinden bir tanesi de ekonomik sıkıntılardır. Beslenme alanlarındaki yırtıcı hayvanlardan dolayı yüzde 10 yavru kaybımız var. Bu durum da manda sayısının artışını engelliyor. Markalaşma konusunda ise süt verimini arttırmamız gerekiyor. Bizim manda birliğimiz ıslah birliğidir. Türkiye genelinde 30 bin manda da ıslah projesi yürütüyoruz. Bunun 4 bin tanesi Samsun'dadır. İtalya, Türkiye'den dünyanın diğer illerinde aldığı mandaları 30 yılda ıslah etmiş. Bugün İtalya'nın süt ortalaması 9 kilodur. Önce süt ortalamasını yükseltmiş. Biz de 6 kilo bile olamadık" ifadelerini kullandı. Kadınlar ve gençler kırsal kalkınmanın merkezinde Projenin önemli hedeflerinden biri de kırsalda istihdamı artırmak olacak. Bu kapsamda 50 kadın ve genç üreticiye yönelik özel eğitimler, mentorluk çalışmaları ve destek bilgilendirmeleri gerçekleştirilecek. Engiz Kadın Girişimi Kooperatifi'nin katkılarıyla üretici örgütlenmesinin ve kooperatifleşmenin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Hedef 150 bin dolarlık gelir artışı "Mandadan Markaya" projesinin sonunda manda ürünleri için güçlü ve tanınabilir bir marka kimliği oluşturulması hedefleniyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölge üreticilerinin toplam gelirinde yaklaşık 150 bin dolarlık bir artış sağlanması bekleniyor. Yerel festivaller, tadım etkinlikleri ve sosyal medya kampanyaları aracılığıyla manda ürünlerinin hem ekolojik değeri hem de sağlık açısından faydaları kamuoyuna tanıtılacak. Yetkililer, projenin Kızılırmak Deltası'nda sürdürülebilir tarım ve hayvancılık adına örnek bir model oluşturacağını belirtti. Projenin tanıtım toplantısında ayrıca OMÜ Yerel Eylem Grubu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Erel, Bafra Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğinde görevli Cengiz Akyüz, OMÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünden Doç. Dr. Bakiye Kılıç Topuz da bir sunum yaptı. Toplantı manda ürünlerinin sunumu ile son erdi.

Ordu, Kivi Hasadıyla Ekonomiye 520 Milyon TL Katıyor Haber

Ordu, Kivi Hasadıyla Ekonomiye 520 Milyon TL Katıyor

Ordu'da fındıktan sonra üreticilere önemli oranda gelir sağlayan tescilli Ordu kivisinde hasat başladı. Kivinin, il ekonomisine yaklaşık 520 milyon TL katkı sağlaması hedefleniyor. Gülyalı ilçesi Turnasuyu Mahallesi'nde İbrahim Yeşilyurt adlı üreticinin bahçesinde kivi hasadı başladı. Hasat programına katılan Ordu Valisi Muammer Erol, Ordu kivisine İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün girişimleriyle 2019 yılında coğrafi işaret alındığını hatırlatarak, "Üreticilerimizin Ordu Kivisinin pazar değerini koruyarak marka değerine zarar vermemeleri adına kivilerini tam olgunluğa erişmiş halde hasat etmeleri gerekmektedir. Ordu Kivisi' marka değerinin korunması için erken hasattan kaçınılmalıdır" dedi. İlin ekonomisine yaklaşık 520 milyon TL katkı İl Tarım ve Orman Müdür Bayram Ay ise programda yaptığı konuşmada, "İlimizde kivi üretiminin arttırılması amacıyla birçok proje uygulanmıştır. Bu kapsamda gerek Bakanlığımız kaynakları, gerekse yerel kaynaklar kullanılarak son yıllarda yaklaşık bin dekar yeni modern kivi bahçeleri kurularak kivi alanımız yaklaşık 4 bin dekara çıkarılmıştır. Yıllar itibarı ile değişiklik gösteren rekoltemizin 2025 yılında yaklaşık 6 bin 500 ton olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. Elde edilen bu rekolte ile ilimiz ekonomisine bu yıl yaklaşık 520 milyon TL katkı sağlanmış olacaktır. Yeni tesis edilen bahçelerimizin de tam verime geçmesi ile birlikte rekoltemiz daha da yükselecektir" diye konuştu. Kivi üreticisi İbrahim Yeşilyurt, 8 dönüm alanda 20-25 ton kivi üretimi gerçekleştirdiğini kaydetti. Programda Vali Muammer Erol, Gülyalı Kaymakamı Mehmet Zortul, Gülyalı Belediye Başkanı Medet Sipahi, İl Tarım ve Orman Müdür Bayram Ay, Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Öner, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Perşembe Ziraat Odası Başkanı Arslan Soydan ile Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça kivi hasadı gerçekleştirdi.

Manisa, Köprübaşı’nda Dört Mevsim Çilek Hasadı Sürüyor Haber

Manisa, Köprübaşı’nda Dört Mevsim Çilek Hasadı Sürüyor

Manisa'nın Köprübaşı ilçesinde çilek üretimi dört mevsim aralıksız sürüyor. Kasım ayında kilosu 150 liraya alıcı bulan Köprübaşı çileği, aroması ve tescilli markasıyla üreticinin yüzünü güldürürken ilçe ekonomisine de büyük katkı sağlıyor. İlçede yaklaşık 4 bin dekar alanda yetiştirilen çilekler, bahar ve yaz aylarının ardından kış mevsiminde de hasat edilmeye devam ediyor. Bin bir zahmetle toplanan çilekler, Manisa'nın yanı sıra çevre il ve ilçelerdeki pazarlarda tüketiciyle buluşuyor. Kasım ayında da üretimini sürdüren çilek üreticisi Murat Yıkıncı, örtü altında 9 dekar alanda üretim yaptığını belirterek, "Köprübaşı çileği hem açık arazide hem de sera altında yetişiyor. Fiyatlar sezonuna göre gayet iyi. Kilosu 150 liradan başlıyor, toptancının ilgisi de güzel. Yüzümüz gülüyor, cebimiz para görüyor. İlçemizde dört mevsim çilek hasadı yapılabiliyor. Köprübaşı çileği artık markalaşmış bir ürün" dedi. Köprübaşı çileğinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret belgesi ile tescillendiğini hatırlatan Yıkıncı, ürünün yıl boyunca aranır hale geldiğini vurguladı. Köprübaşı İlçe Tarım ve Orman Müdürü Alptekin Sağıroğlu ise çilek üretiminin ilçe ekonomisinde büyük payı olduğunu belirterek, "Toplam 4 bin dekarda yaklaşık 500 üreticimiz çilek yetiştiriyor. Kış sezonunda üretimi artırmak için tünel sera çalışmalarını genişletiyoruz. Köprübaşı çileği tadı, aroması ve kalitesiyle fark oluşturuyor. Çiftçilerimize her türlü teknik desteği vermeye devam ediyoruz. Allah kazançlarını bereketli eylesin" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.