Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çukurova

AGRONEWS - Çukurova haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çukurova haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bereketli ovalarda hasat başladı, kilosu 25 TL’den satılıyor Haber

Bereketli ovalarda hasat başladı, kilosu 25 TL’den satılıyor

Türkiye'nin en bereketli tarım arazilerinin bulunduğu Çukurova'da, karpuz hasadı başladı. Ülkenin karpuz ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini karşılayan kentte, tarlalarda yoğun hasat mesaisi yaşanıyor. Kamyonlara yüklenen karpuzlar, Türkiye'nin dört bir yanına gönderilmeye başlandı. Kentin deniz kıyısındaki Karataş ilçesine bağlı Kapı Mahallesi’nde başlayan hasatta, rekolte beklentisinin yüksek olduğu belirtildi. Yaklaşık 125 bin dekar alanda gerçekleştirilen üretimde, bu sezon 800 bin ton rekolte elde edilmesinin beklendiği kaydedildi. Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, karpuzun kilosunun tarlada 25 TL olduğunu belirterek, fiyatların arza göre inişli-çıkışlı olabileceğini söyledi. 'GEÇ EKİM BAŞLADI AMA ERKEN HASAT YAPILDI' Karpuz hasadının henüz ovada geniş ölçekte başlamadığını belirten Cahit İncefikir, "Karpuz hasadı yer yer başladı. Düşünüldüğü gibi belirli alanda toplama başlamadı. Fakat dar bir alanda olgunlaşmış karpuz hasadı başladı. Karpuz ekimi, kış aylarında yaşanan sel ve dolu felaketlerinden dolayı geç başladı. Özellikle yağmurlarla beraber çiftçi, karpuz ekimini geç yaptı. Karpuzun hasadını da erken yapabilenler oldu. Periyodik olarak hasadın ilk kademesi başladı diyebiliriz. Tarlada 25 TL fiyatıyla başlayan karpuz, arz talep dengesine göre, ürünü pazarlara sunulmasına, tezgahlara indirilmesine ve piyasaya bağlı olarak fiyatlar borsa gibi inişli çıkışlı şekilde belirleniyor. Önümüzdeki günlerde hasadın artması ya da azalmasına bağlı olarak fiyatlarda değişkenlik olabilir" dedi. 'ÜRÜNLER BELİRLİ OLGUNLUĞA ERİŞİNCE HASAT EDİN' Üretici ve tüketicilere karpuz uyarılarda bulunan İncefikir, "Önemle söylememiz gereken, karpuzun belirli bir olgunluğa ulaşması gerektiğidir. Şeker oranının artması, rengini almış olması, kıvama gelmiş olması gerekmektedir. Ham toplanıp tüketiciye ulaştırılırsa, insanları almaktan vazgeçirir. Üreticinin zararına oluyor ve tüketim azalıyor. Eğer erken ekilmiş, hasat dönemine gelmiş ve yeterli olgunluğa ulaşmış karpuzlar varsa, sözünü ettiğimiz yağışlardan önce ekimi yapılmış ürünlerse bunların hasadı yapılabilir. Ancak bunun ne kadar alanda olduğunu da tam olarak bilmiyoruz. Çok geniş bir alan olduğunu da tahmin etmiyoruz. Eğer karpuz belirli bir olgunluğa, aroma ve tat oranına ulaşmışsa toplanabilir" diye konuştu.

Mersin’de akıllı tarım yatırımları hız kazandı Haber

Mersin’de akıllı tarım yatırımları hız kazandı

Tarımda teknoloji üre­ten merkez haline gelen Mersin Agropark, yeni Ar-Ge alanları, atölye tipi yapı­lar ve yüksek katma değerli üre­tim hedefleriyle Çukurova’nın tarımda ilerlemesine öncülük ediyor. Mersin Agropark Ge­nel Müdürü M. Murat Hocagil, bölgenin tarım teknolojilerinde Türkiye’nin örnek merkezlerin­den biri olmayı hedeflediklerini söyleyerek, odak tarım modeliy­le katma değerli üretimi amaç­ladıklarını kaydetti. Tarım, gıda ve teknolojiyi ay­nı çatı altında buluşturan Mer­sin Agropark, yürüttüğü Ar-Ge projeleri, üniversite-sanayi iş birlikleri ve yeni yatırım plan­larıyla bölgenin tarımsal dönü­şümüne katkı sağlamaya devam ediyor. Yaklaşık 800 dekarlık alanda faaliyet gösteren Agro­park’ta bugün 15 firma tarafın­dan 19 ayrı proje yürütülürken, özellikle akıllı tarım, biyotekno­loji, yapay zeka destekli üretim sistemleri ve topraksız tarım uygulamaları öne çıkıyor. “Tarım ve teknolojiyi aynı merkezde buluşturuyoruz” Agropark’ın kuruluş amacı­na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hocagil, üniversiteler, araştırmacılar ve özel sektörün ortak çalışma kültürüyle önemli bir ekosistem oluşturduklarını söyledi. Hocagil, “Tarım ve gıda sektö­ründe Ar-Ge yapmak isteyen gi­rişimciler için güçlü bir altyapı oluşturduk. Üniversitelerin bilgi birikimini özel sektörün üretim gücüyle buluşturarak yenilikçi projelerin ortaya çıkmasına kat­kı sağlıyoruz. Mersin Agropark bugün sadece bölgenin değil, Türkiye’nin önemli tarım tekno­lojisi merkezlerinden biri haline gelmiştir” dedi. Agropark bünyesinde yürütü­len projelerin büyük bölümünü akıllı tarım uygulamaları, biyo­teknoloji çalışmaları ve sürdürü­lebilir üretim modelleri oluştu­ruyor. Sensör destekli sistemler, otomasyon teknolojileri, dijital tarım uygulamaları ve yapay ze­ka tabanlı çözümlerle üretimde verimliliğin artırılması hedefle­niyor. Hocagil, biyoteknoloji ala­nında hastalıklara dayanıklı yeni türlerin geliştirilmesi, bitki ısla­hı ve yeni tohum çalışmaları yü­rütüldüğünü belirterek, modern sera teknolojileriyle daha az su kullanılarak yüksek verimli üre­tim yapılabildiğini kaydetti. “Odak tarım modeliyle katma değerli üretim hedefliyoruz” Mersin Agropark’ın bölgesel üretim potansiyeline göre şekil­lenen “odak tarım” modeli üze­rinde çalıştığını vurgulayan Ho­cagil, Mersin ve Çukurova’nın lojistik gücü, iklim avantajı ve üretim kapasitesinin yüksek katma değerli ürünlerle değer­lendirilmesi gerektiğini söyledi. Narenciye, muz, seracılık ürünleri ile tıbbi ve aromatik bitkilerin öncelikli alanlar ara­sında yer aldığını belirten Hoca­gil, akıllı sera sistemleri ve top­raksız tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla hem ve­rimliliğin hem de ihracat kapa­sitesinin artırılmasının hedef­lendiğini ifade etti. Yeni hedef: Atölye tipi Ar-Ge alanları Agropark’ın büyüme hedefle­rine ilişkin de bilgi veren Hocagil, mevcut projelerin artık yalnız­ca ofis ve tarımsal araziyle sınırlı kalmadığını, uygulama ve proto­tip geliştirme alanlarına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Bu kap­samda yeni genişleme çalışmala­rının sürdüğünü belirten Hoca­gil, mevcut yerleşkenin kuzey bö­lümünde farklı büyüklüklerde 11 adet atölye tipi yapı planlandığı­nı açıkladı. Söz konusu alanlar­da büyük ölçekli makine tasarımı, prototip üretimi ve teknik Ar-Ge çalışmalarının yürütülebilece­ğini ifade eden Hocagil, “Tarım teknolojileri geliştiren girişim­cilerin ihtiyaçlarına daha güçlü cevap verecek bir altyapı oluştu­ruyoruz. Bu yatırımlar sayesinde bölgemizin teknoloji üretim ka­pasitesi daha da güçlenecek” diye konuştu.

Adana’da kahve tarımında ilk adım atıldı Haber

Adana’da kahve tarımında ilk adım atıldı

Bereketli toprakları, mikroklima iklim özellikleri ve yüksek tarımsal potansiyeliyle Türkiye’nin ambarı konumunda olan Çukurova’da, ezber bozacak tarihi bir adım atıldı. Adana’da yüksek katma değerli ürünlerin çeşitlendirilmesi ve alternatif üretim modellerinin geliştirilmesi amacıyla kahve üretimine yönelik ilk deneme dikimi resmi olarak gerçekleştirildi. Adana tarımında bir ilk olan bu vizyoner projede, kentin ilk kahve fidanı Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt tarafından toprakla buluşturuldu. Adana'da Kahve Yetiştiriciliği Dönemi: Seralar Kahve Kokacak! Girişimci üreticilerin desteklenmesi ve geleneksel ürünlerin dışına çıkılarak çiftçinin gelir standardının yükseltilmesi hedeflenen projede, deneme üretimi ilk etapta kontrollü sera ortamında başlayacak. İlk fidan dikim merasiminde önemli açıklamalarda bulunan Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, üreticilerin yenilikçi vizyonuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Üreticimiz, işletmesindeki serasının bir bölümünü tamamen kahve fidanlarına ayırarak büyük bir vizyon ortaya koyuyor. Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak biz de teknik ekibimiz ve özel eğitimlerimizle bu sürecin arkasında olacağız, üreticimize tam destek vereceğiz. Hedefimiz büyük; Çukurova'nın bu bereketli topraklarında yetişen 'Adana Kahvesini' önce tüm Türkiye’ye, ardından da dünyaya yaymak istiyoruz." Neden Kahve? Çukurova Çiftçisi İçin Ne Anlama Geliyor? Dünya genelinde kahve tüketiminin hızla artması ve küresel iklim kaymaları, mikroklimaya sahip Akdeniz havzasında tropikal ve yarı tropikal ürünlerin yetiştirilmesini cazip hale getirdi. Adana'da başlatılan bu deneme üretimi başarılı olduğu takdirde: -Çiftçiler dönüm başına çok daha yüksek katma değerli bir kazanç kapısı elde edecek. -Sera üretiminde girdi maliyetlerine karşı yüksek gelirli alternatif bir pazar doğacak. -Türkiye'nin ithal ettiği milyarlarca dolarlık kahve pazarında yerli üretim hamlesi başlayacak. Yeni Bir Üretim Hikayesi Filizleniyor Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen deneme çalışmalarının, fidanların gelişim süreçlerine göre ilerleyen dönemlerde açık sahaya uyarlanıp uyarlanamayacağı da takip edilecek. Çukurova’nın verimli topraklarında filizlenen bu yeni üretim hikayesi, şimdiden tüm tarım dünyasında büyük bir merak ve heyecan uyandırmış durumda.

Tarlada veda: Üreticinin en çok bıraktığı tarım ürünü hangisi? Haber

Tarlada veda: Üreticinin en çok bıraktığı tarım ürünü hangisi?

Türkiye genelinde ekiliş alanları en çok daralan ürünleri ve üreticinin yeni rotasını analiz ediyoruz.Pamuk ve şeker pancarında alan daralması Son yılların tarımsal verileri incelendiğinde, "beyaz altın" olarak bilinen pamuk ve sanayi bitkilerinin başında gelen şeker pancarı, ekim alanlarında en çok dalgalanma yaşayan ve yer yer terk edilen ürünlerin başında geliyor. Özellikle Ege ve Çukurova bölgelerinde bir dönemin vazgeçilmezi olan pamuk, yüksek gübre ve ilaç maliyetlerinin yanı sıra dünya borsalarındaki fiyat belirsizlikleri nedeniyle yerini mısır veya meyve bahçelerine bırakıyor. Üreticiler, birim alandan alınan verim yüksek olsa da toplam masrafın satış fiyatıyla dengelenemediği noktalarda, stratejik de olsa bu ürünlerden uzaklaşmayı tercih ediyor. İş gücü çıkmazı: Tütün ve el hasadı ürünleri Küçük aile işletmelerinin bel kemiği olan tütün ve el ile hasat edilen bazı sebze türleri, "iş gücü maliyeti" engeline takılıyor. Yüksek Maliyet: Hasat döneminde çalıştırılacak işçi bulunamaması veya işçi ücretlerinin toplam gelirin yarısından fazlasına ulaşması, üreticiyi bu zahmetli üretim kollarından çekilmeye zorluyor. Mekanizasyon Şartı: Makineli hasada uygun olmayan çeşitler, her geçen yıl yerini tam otomasyonla hasat edilebilen mısır, buğday veya ayçiçeği gibi ürünlere bırakıyor. Su kısıtı ve mısırdan kaçış Geleneksel olarak en çok tercih edilen ürünlerden biri olan mısır, son yıllarda yer altı sularının azalmasıyla birlikte bazı havzalarda "istenmeyen ürün" kategorisine girmeye başladı. Bakanlığın su kısıtı olan bölgelerde mısır desteklemelerini azaltması veya kısıtlaması, üreticileri mısırdan vazgeçerek sorgum-sudan otu melezi veya arpa gibi daha az su tüketen alternatiflere yönlendiriyor. Bu durum, sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel zorunlulukların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Üreticinin yeni rotası: Meyve bahçeleri ve yağlı tohumlar Terk edilen geleneksel ürünlerin boşluğunu ise daha çok yağlı tohumlar (ayçiçeği, kanola) ve çok yıllık meyve bahçeleri dolduruyor. Özellikle zeytin, fıstık ve ceviz gibi bir kez dikildikten sonra uzun yıllar ürün veren ve iş gücü ihtiyacı yıl geneline yayılan yatırımlar, üretici için daha güvenli bir liman olarak görülüyor. Sürdürülebilirlik için planlı üretim Ürünlerin terk edilmesi, ulusal gıda arz güvenliği açısından bazı riskleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, çiftçinin bir üründen vazgeçmemesi için "yaratmak" kelimesine sığınmadan, sadece maliyetlerin düşürülmesi ve sözleşmeli üretim modellerinin yaygınlaştırılması hayati önem taşımaktadır. 2026 üretim planlamasında, hangi ürünün terk edildiği kadar, yerine konulan ürünün toprak ve su kaynaklarıyla ne kadar uyumlu olduğu, tarımsal geleceğimizi belirleyen en temel unsur olacaktır.

Adana, Mandalina Fiyatı 15 TL’den 8 TL’ye Düştü Haber

Adana, Mandalina Fiyatı 15 TL’den 8 TL’ye Düştü

Türkiye'nin önemli üretim merkezlerinden Adana'da bahçede 15 TL'den başlayan mandalinanın fiyatı 8 TL'ye kadar düştü. Üretimin merkezlerinden Çukurova'da bir çok üründe hasat sürüyor. Sonbahar ve kış aylarının vitamin deposu mandalina, rekoltesiyle üreticiyi sevindirdi. Dalında 15 TL'den alıcı bulan ancak şuanda 8 TL'ye kadar gerileyen mandalina, mevsimin en uygun fiyatlı meyvesi oldu. Kozan ilçesi Bucak bölgesinde hasat tüm hızıyla sürerken, işçiler sabahın ilk ışıklarından itibaren yoğun mesai yapıyor. Bu yıl kuraklık ve don nedeniyle portakal ile limonda rekolte düşerken, mandalina da hem üreticinin hem de narenciye işçilerinin yüzünü güldürdü. 10 dönümlük bahçede hasat yapan Mehmet Kopçak, "Mandalinanın ilk hasadına 15 TL'den başlamıştık, şu anda 8 TL'ye düştü. Rekolte güzel ama diğer narenciye ürünleri, özellikle limon ve portakal, bu yıl çok az. Bucak bölgesi Adana'da portakal denilince akla gelen, tescilli lezzetleriyle bilinen önemli bir üretim merkezi. Mandalina ise bölgeye özgü aromasıyla yoğun talep görüyor. 20 kişiyle bahçede 580 kasa hasat yaptık. Ancak mandalina dalında 8 TL'ye düşünce tüccarlar kesim yaptırmakta zorlanıyor, biz de iş bulmakta zorlanıyoruz" dedi. Hasatta çalışan tarım işçilerinden Meryem Durmuş ise "Sabah 6'da mesaimiz başlıyor, 8 saat boyunca hasat yapıyoruz. Bu yıl mandalina hasadı çok güzel geçti. Don vurduğu için işsiz kalırız diye korktuk ama Rabbim rızkımızı verdi" diye konuştu. Bir diğer işçi Ayşe Kocakaplan da, "580 kasa doldurduk, soğuktan dolayı ürün olmaz diye düşünüyorduk ama çok güzel mandalina oldu" ifadelerini kullandı.

Ceyhan Nehri, Kirlilik Nedeniyle Yüzlerce Balığın Ölümüne Neden Oldu Haber

Ceyhan Nehri, Kirlilik Nedeniyle Yüzlerce Balığın Ölümüne Neden Oldu

Adana'da Çukurova'nın verimli topraklarını sulayan ve birçok canlıyı barındıran Ceyhan Nehri aşırı derecede kirlenince yüzlerce balık telef oldu. 5 ay önce Adana Büyükşehir Belediyesine ait arıtma tesisi olmak üzere toplam 11 tesise 10 milyon 30 bin TL idari ceza uygulanmıştı. Kahramanmaraş'tan başlayıp 509 kilometrelik bir alana uzanarak, Akdeniz'de İskenderun Körfezi'ne dökülen ve tarımsal faaliyetlerde kullanılarak Çukurova'ya can suyu veren Ceyhan Nehri'ndeki kirlilik önlenemiyor. Nehre Adana'nın Yüreğir ilçesi Yakapınar Mahallesi'nde aynı noktadan iki yerden simsiyah akan atık su karışması dikkat çekiyor. Atığın karıştığı noktada nehrin suyu iki renge bürünüyor. Fabrika atıklarının nehre karıştığı iddiası nedeniyle Yüreğir ilçesinde nehre kıyısı olan birçok mahallede yaşayanlar sorunun çözülmemesinden şikayet etti. Mahalle sakinlerinden Hüseyin Saka, "Atıklar nehrimize akıyor. Nehirde balık kalmadı. Balıklar, bitkiler sürekli zarar görüyor. Bu su ile herkes tarım yapıyor. Yağmur yağmadığı için bahçeler Ceyhan Nehri ile sulanıyor. Şu an nehir çok kirli" dedi. Mahalle sakinlerinden Timur Emre ise, "Nehir nedeniyle köy de kokuyor, burası da çok kötü kokuyor. Hem balıklar ölüyor hem de tarım arazileri zehirleniyor. Birçok kez şikayetçi olduk, konuyu herkes biliyor ama kimse bir şey yapmıyor" diye konuştu. 5 ay önce 10 milyon TL ceza kesilmişti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekipleri geçtiğimiz mayıs ayında Ceyhan Nehri'ndeki kirlilikle ilgili Ceyhan ve Seyhan havzalarında geniş kapsamlı denetim yapmıştı. Ekiplerin 91 tesisteki denetimleri sonucu 5'i Adana Büyükşehir Belediyesi'ne ait arıtma tesisi olmak üzere toplam 11 tesise 10 milyon 30 bin TL idari ceza uygulanmıştı. Denetimlerde Adana Büyükşehir Belediyesi'nin Seyhan, Kozan, Yüreğir ve Karataş atık su arıtma tesislerinin çevre izin belgelerinin de bulunmadığı da belirlenmişti. 10 milyon cezanın 4 milyon 346 bin TL'si Adana Büyükşehir Belediyesi'ne kesilmişti.

Çukurova 5 Yıl Sonra Sıfır Günü Kuraklığıyla Karşı Karşıya Haber

Çukurova 5 Yıl Sonra Sıfır Günü Kuraklığıyla Karşı Karşıya

Güney Kore'de yapılan bir araştırmada Çukurova bölgesinin 5 yıl sonra ‘Sıfır Günü Kuraklığı' ile yüzleşeceğinin açıklanması tarımsal üretim yapanları ve mühendisleri endişelendirdi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Türkiye'de Tatlısu kaynaklarının yüzde 77'si tarımsal üretimde kullanılıyor. Bu sezonu atlattık ama önümüzdeki sezon için beklenen kar yağışı olmazsa daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız.Damlama sulama sistemlerini devreye almamız gerekiyor" dedi. Son yıllarda artan iklim değişikliği etkileri tüm dünyayı etkisi altına alırken su kıtlığı hat safhaya ulaştı. Özellikle Türkiye'de birçok il su kıtlığı çekerken Türkiye tarımının başkenti Çukurova bölgesinde de yaşanan su kıtlığı tarımsal üretimi olumsuz etkiledi.Güney Kore'de yapılan bir araştırmaya göre iklim değişikliğinin hızlandırıcı etkisiyle Adana ve Mersin 2030'da, İstanbul ve Diyarbakır ise 2050'de, içme suyunun tükeneceği gün anlamına gelen ‘Sıfır Günü Kuraklığı' ile yüzleşmesi bekleniyor. "Damlama sulama sistemlerine geçilmeli" Araştırma sonuçlarını değerlendiren Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Yıllardır Çukurova ve Türkiye'nin tamamında kuraklık olduğunu belirtiyoruz. Artık bu kuraklık kendisini ciddi bir şekilde gösteriyor. Türkiye olarak toplam tatlısu kaynaklarımızın yüzde 77'sini tarımda, yüzde 13'ünü üretim ve enerjide, yüzde 10'unu ise evlerde kullanmaktayız. Bu yüzde 77 çok büyük bir rakam. Çukurova ve Türkiye'nin tamamında damlama sulama sistemlerinin hiç zaman kaybetmeden devreye alınması gerekmektedir" ifadelerini kullandı. "Beklenen kar yağışı olmazsa daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız" Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından su kıtlığı nedeniyle Çukurova'da ikinci ürün ekiminin bu sene yasaklandığına dikkat çeken Doğan, "Üstü açık kanallardan tarla ve bahçeler sulanırken hep kaçaklar ve komşu çiftçilerin tarlalarına su kaçmakta. Dünyada en güzel 3 ovadan birine sahibiz ve bu su kanallarının da üstünün kapanması lazım. Bizim Çukurova'da 365 gün suya ihtiyacımız var. Ürünlere su verilmezse verim kaybımız oluyor. Bu yıl 15 Eylül'e kadar suyumuz vardı. Sonbaharda yağan yağmurlarla suyumuz bu günlere kadar geldi. Bu sezonu atlattık ama önümüzdeki sezon için beklenen kar yağışı olmazsa daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız" şeklinde konuştu. Ziraat Mühendisi Tuğçe Tuzcu, "Güney Koreli bilim insanlarının yaptığı araştırmada Çukurova bölgesinin 2030 yılında tamamen susuz kalacağı bildirilmiş. Özellikle yer altı su kaynaklarının korunmasının ve denetlenmesini sağlamalıyız. Sürdürülebilir sulama sistemlerine karşı çiftçileri bilinçlendirmeliyiz" diye konuştu. "Gereksiz su kullanımından muhakkak kaçınılmalı" Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Oğuz Şahin ise "Adana bölgesi yarı kurak bir bölge. Burası su kıtlığının yaşanabileceği bir bölge. Yapılan araştırmalarda barajların bu kıtlığa çözüm olmayacağı ortaya çıkmakta. Yeraltı sularının korunması lazım. Büyük barajların ve göllerin olması su kıtlığı olmayacağı anlamına gelmez. Yağmur yağınca yeraltı su kaynakları doluyor gibi bir algı var ancak yeraltı su kaynakları hızlı boşalır, yavaş dolar. Yeraltı su kaynaklarının vahşi sulamadan çıkartılarak, damlama sulama sistemlerine geçilmeli. Bireysel olarak da insanların alması gereken tedbirler var. Gereksiz su kullanımından muhakkak kaçınılmalı" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.