Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Destekleme

AGRONEWS - Destekleme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Destekleme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TMO bu yıl çiftçilere ürün bedellerini erken ödemeyi planlıyor Haber

TMO bu yıl çiftçilere ürün bedellerini erken ödemeyi planlıyor

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, çiftçilerin ürünlerini teslim etmesinin ardından bazı senelerde 30, bazı senelerde 45 gün ödeme takvimleri olmasına karşın bu yıl paraları erken yatırmayı planladıklarını belirterek, "3 hafta ile 6 hafta arasında ödeme takvimimizi hazırlıyoruz. Üçüncü haftadan sonra üreticilerimize ödemelerimizi başlatmayı planlıyoruz" dedi. Bu yıl bereketli hasat dönemi öngördüklerini vurgulayan Güldal, son 38 yılın en fazla yağış alınan döneminin yaşandığını söyledi. Güldal, 22 milyon 750 bin ton buğday, 9 milyon ton arpa ile tarihi rekolte tahmini yapıldığını hatırlatarak, rekoltenin bu rakamların dahi üzerine çıkabileceğinin öngörüldüğünü bildirdi. Bu sene Türkiye'de dönüm başına 400 kilogramın altında bir verim öngörülmediğine işaret eden Güldal, hiç ekim yapılmayan arazilerde bile dönüm başı ciddi verim görüldüğünü anlattı. Güldal, hububat alım fiyatlarının Tarım ve Orman Bakanlığınca 2 Haziran'da açıklandığını anımsatarak, şöyle konuştu: "Hububat alım fiyatları belirlenirken sadece geçen seneki fiyatın üzerine yüzdelik oran yansıtmak anlamında çalışma olmuyor. Maliyetler elbette önemli faktör. Maliyetlerin içindeki tüm girdilerin parametreleri de değerlendiriliyor. Ayrıca, iç ve dış dünyanın fiyatları, TMO'nun regülasyon faaliyetleri kapsamında yapmış olduğu değerlendirmeler de var. Elbette, çiftçi beklentileri ve refah payı dikkate alınıyor. Verimlilik ve rekolte de bu anlamda çok değerli. Yani 300 kilogram verimle bir maliyet hesabı var, 500 kilo verimle bir maliyet hesabı var." Çiftçilerin beklediği fiyatlara oldukça yakın bir rakam açıklandığını belirten Güldal, ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığının ton başına 3 bin 14 liralık destekleme de değerlendirildiğinde yaklaşık 19 bin 514 liraya tekabül eden hububat alım değerinin ortaya çıktığını ifade etti. "20 milyon ton civarında ürün alımı ve depolaması için hazırlandık" Güldal, bu yıl 2023'ten daha fazla rekolte olacağına işaret ederek, aldıkları önlemlere ilişkin şu bilgiyi verdi: "2023'te olduğu gibi 600'ün üzerinde alım noktasını planladık. Depolama kapasitesi 10 milyon ton lisanslı depolar, 4 milyon ton TMO'nun kendi depoları, 3 milyon ton kiralama ön sözleşmesi yapılan depolar var. Eğer ihtiyaç olursa açık yığın şeklinde depolama imkanı için açık saha kiralamalarının da hazırlıklarını yaptık. 20 milyon ton civarında ürünün alımı ve depolaması için hazırlandık." Alım öngörülerini de paylaşan Güldal, 10 milyon ton buğday, 3 milyon ton arpanın TMO'ya arz edilmesini beklediklerini ancak kendilerini bununla sınırlamadıklarını ve gerekli hazırlıkları yaptıklarını bildirdi. Bu yıl hasadın yağışlardan dolayı bir miktar geciktiğini, yaklaşık 20 gün, bir aylık kaymanın söz konusu olduğunu vurgulayan Güldal, havaların ısınmasıyla veya sıcaklıkların devam etmesiyle beraber tüm bölgelerde hasadın aynı anda yoğunlaşacağını söyledi. Güldal, 2026 yılı hasat döneminde TMO'ya arz edilecek tüm ürünleri alabilecek hazırlıkları yaptıklarına dikkati çekerek, randevu aldığı gün ürünlerini getiren üreticilerin gün içinde işlemlerinin tamamlanacağını bildirdi. "Arz güvenliğinde herhangi bir problem olmayacak" Güldal, ödeme planlamalarını yaptıklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Artık üreticilerimiz haziran ayının ilk haftasında TMO'nun referans alım fiyatlarının kamuoyuyla paylaşılacağını biliyorlar. Bu sene hem alım hem de satış fiyatlarımızı açıkladık. Bunu niye yaptık? Hem ticaret erbabı, tüm sanayici, ihracatçı ve özellikle de üreticilerimiz hasat sonu hububat fiyatlarının göstergesini şimdiden öngörebilsinler ve ona göre de planlamalarını yapsınlar diye. Bizim bazı senelerde 30 gün, bazı senelerde 45 gün ödeme takvimimiz oluyor. Bu hiçbir zaman 45 gün sonra ödeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Bu yıl 3 hafta ile 6 hafta arasında ödeme takvimimizi hazırlıyoruz. Üçüncü haftadan sonra üreticilerimize ödemelerimizi başlatmayı planlıyoruz. TMO'ya çok yüksek miktarda ürün gelebileceğini ve önemli miktarda stok oluşturacağımızı tahmin ediyoruz. Üreticilerimize mahcup olmamak için en geç 45 gün içinde ödeme takvimi diyoruz." Güldal, stok durumuna da değinerek, yıla önemli bir stok devriyle girdiklerini, bu sene yüksek rekolteyle bunun üzerine ilave olacağını söyledi. Dolayısıyla Türkiye'de arz güvenliğinde herhangi bir problem yaşanmayacağını vurgulayan Güldal, "Özellikle dış piyasalarda hububat fiyatlarının çok düşük seyretmesi dolayısıyla Türkiye 4 yıldan beri yüzde 130 gümrük vergisi uygulamasıyla hem üretimimizi hem üreticilerimizi koruma altına almıştır ve bu yıl da yüzde 130 gümrük vergisi uygulaması devam ediyor" dedi. Üreticilere "alım fiyatlarının altında piyasaya ürün arz etmeyin" uyarısı Güldal, üreticilere de tavsiyelerde bulunarak, şunları kaydetti: "Üreticilerimizin TMO'nun açıklamış olduğu alım fiyatlarının altında fiyatla piyasaya ürün arz etmemelerini tavsiye ediyorum. Bu, referans fiyat, taban fiyat olarak kabul edilmelidir. Üreticilerimizin de hassas olmalarını, dikkatli olmalarını tavsiye ediyoruz. Bu fiyatın altında alıcı olursa onlara satmalarını hiçbir şekilde tavsiye etmiyoruz, önermiyoruz. Bu fiyatın korunması lazım. Üreticilerimize, ziraat odası başkanlarımıza, sivil toplum kuruluşlarımıza üreticiyi yönlendirmek, uyarmak için bizimle beraber görev düşüyor. Piyasanın bizim fiyatlar ve üzerinde şekillenmesi ülkemiz ve üreticilerimiz için daha sağlıklı olacaktır."

Türkiye’de gıda arzında sorun yok Haber

Türkiye’de gıda arzında sorun yok

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, bölgedeki gelişmelere rağmen Türkiye’de gıda arz güvenliği sorunu bulunmadığını belirtti. Bakan Yumaklı, "Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi"ndeki konuşmasında, son yıllarda konjonktürün getirdiği olayların zirve yaptığına değinerek, Türkiye'nin bölgesindeki olaylara rağmen güvenli bir liman olduğunu söyledi. Yumaklı, bölgede gerçekleşen olaylar neticesinde tarımsal üretim konusunda ülkeler için bir gıda arz güvenliği konusu olduğunu bildirdi. Üretim kabiliyeti olmayan ya da üretim kabiliyeti sınırlı olan ülkeler için gıda arz güvenliği olduğunu anlatan Yumaklı, "Türkiye'nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur. İkincisi tarımsal üretim girdileri. Yani ülkemizdeki tarımsal üretimin zamanlamalarını herkes biliyor. Bu dönemde hangi gübre türlerinin kullanılacağını da biliyor. Biz 12 Gün Savaşında aslında bunun nelere mal olabileceğini düşünüp bunun üzerinden tedbirlerimizi gözden geçirmiştik ve daha ilk andan itibaren bunun aksiyonunu da aldık hızlıca. Ne yaptık? Zaten stoklarımızı takip ediyorduk ancak bunu güçlendirme adına ilk etapta Ticaret Bakanlığımızla birlikte bir karar aldık. Bazı ülkelere biz gümrük vergisi uyguluyorduk. Gübreler konusunda hemen hızlıca onları sıfıra indirdik" diye konuştu. Yumaklı, ikinci konu olarak antrepolarda yer alan farklı ülkelere transit olarak gitmesi mümkün olan gübrelerin ve gübre ham maddelerin de yurt içine gelmesini sağladıklarını dile getirdi. Üçüncü olarak ise HSBC önünde o dönemde bir patlama olduğunu ve bir gübre türünün yasaklandığını anımsatan Yumaklı, "Bütün gübrelerin takip sistemleri çok net bir şekilde oturduğu için onun da üretiminin serbest bırakılmasını sağladık. Bunların hepsi mevcudun üzerine arzla ilgili genişlemeyi sağlamak adınaydı daha rahat hareket edebilme adına. Dolayısıyla bugün özellikle gittiği herhangi bir yerde istediği o gübre türünü bulma konusunda herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil. Sadece burada ya biz bir ikinci piyasa oluşturalım işte bunları alıp sonra da farklı fiyatlarla satarız düşüncesinde olanlar hariç. Onlar zaten bizim konumuz değil" şeklinde konuştu. "Bölgesel olayların Türkiye için etkileri minimumda kalacak" Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, ilgili bakanlılar olarak bölgede gerçekleşen olaylarla alakalı ilgili kamuoyu bilgilendirmelerini sıkça yaptıklarına işaret ederek, bazı kesimlerin bu açıklamalar yapılmıyormuş gibi farklı söylemler geliştirildiğini belirtti. Yumaklı, söylemlere ilişkin olarak şunları söyledi: "Bir sektör temsilcisi diyor ki meyve ve sebze fiyatları 4-5 kat artacak. Bir başka dernek açlık kapıda diyor. Bakın ben çok özür dileyerek hazirundan bu müptezellere şunu söylüyorum, cürmünüz kadar yerinizi yakarsınız. Bu ülkenin üreticisine bu ülkenin insanına bu haksızlığı yapmaya hiç kimsenin ne haddi var ne de hakkı var. Bizim üreticimiz en zor zamanlarında bu ülkede tarlasından, bağından, bahçesinden geri durmamış insanlardır. Onların moralini, motivasyonunu kıracak, bu tür şeyleri söylemenin ne anlamı var? Yani hiç kimseye faydası olmayan, gerçek olmayan bu tür söylemler içinde herhalde gerekli işlemlere ilgili birimler yapacaktır." Yumaklı şöyle devam etti: "Yine bunun dışında bir konu var, 'hemen derhal mazot ve gübre desteği verin'. Konudan ne kadar uzak olduklarının da en büyük göstergesi bu. Zaten veriliyor, 2024 Eylül'de devreye aldığımız üretim planlamasının en önemli başlıklarından bir tanesi de desteklerin yeniden yapılandırılması konusuydu ve mazot ve gübreyi çıpa alan bir destekleme sistemiydi. O günlerde bizim için öngörülen rakam işte diyelim ki 10 lira ama şimdi bu maliyetler 15 lira arttıysa biz onu elbette ki dikkate alacağız ama bu destek zaten var. Ya yokmuş gibi söylemenin ne anlamı var?" İkinci olarak piyasayı regüle eden kurumlar olduğunu ve bu kurumların da zaman zaman stratejik ürünler için alım fiyatları açıklaması olduğuna dikkati çeken Yumaklı, bu bölgesel olaylar neticesinde de bu maliyetlerin tamamının elbette dikkate alınacağını bildirdi. Bakan Yumaklı, bölgesel olayların Türkiye'yi etkileyeceğini ama bunun Türkiye için etkilerinin minimumda kalacağını belirterek, "Bunun için gece gündüz uğraşıyoruz. Türkiye bütün bunları yönetebilecek kabiliyete ve kapasiteye sahip bir ülke. Tabii bütün risklerin tamamını bugün için konuşuyoruz ancak biz bakanlık olarak bugün değil eylül ayından itibaren yeni başlayacak olan tarımsal üretim dönemi için hazırlanıyoruz şu anda. Bugün için problemimiz yok. Yine söylüyorum, biz önümüzdeki tarımsal üretim dönemine hazırlanıyoruz. Elbette ki bütün konjonktürel konular neyse neyi öngörüyorsak, neyi risk olarak görüyorsak bütün bunları tamamen masaya yatırarak bunlara karar veriyoruz." ifadelerini kullandı. Rusya-Ukrayna Savaşı'nda olduğu gibi küresel gıda arz güvenliğini etkileyecek durumda Türkiye'nin üzerine düşeni yapmakta hazır olduğunu aktaran Yumaklı, bu konuların da masada olduğunu ve gerektiği zaman aksiyon alabilecek hazırlıkta olduklarını bildirdi. "Geçtiğimiz yıl hepimizi üzen tarımsal üretim gerilemesini misliyle geri alacağız" Bakan Yumaklı, bu yıl için yağışların çok iyi gitmesi, özellikle de kar yağışlarının beklediklerinin de üzerinde gelmesinin kendilerini çok mutlu ettiğini ifade etti. Yumaklı, geçen senenin iki problemi olduğuna değinerek, "Bir tanesi zirai don konusuydu. Şubat ve nisan ayında iki farklı ve çok ağır zirai don yaşadık. Yani meyvelere çok büyük hasar verdi. Sakın ağaçlarınızı kesmeyin dedik, onlara nasıl bakım yapılacağı konusunu birlikte çalışacağız dedik. Hamdolsun ağaçlarımızı da kurtardık. O zirai don konusunda yaklaşık 46,5 milyar lira üreticilerimize destek verdik 16 üründe. Daha sonrasında ikinci bir darbede kuraklıktan geldi. Geçtiğimiz yıl son 50 küsur yılın en kurak yılıydı. Bütün bunların hepsi çok ciddi bir şekilde tarımsal üretimi etkiledi ancak o kadar ağır tabloya rağmen bu ülkenin güçlü üretim altyapısı ve güçlü kurumları sayesinde herhangi bir büyük problem olmadan bu süreci geçirdik" yorumunu yaptı. "Geçtiğimiz yılın yağışlarından hareket edecek olursak bu yıl yağışlar geçtiğimiz yıla göre yüzde 85 arttı." diyen Yumaklı, şunlara dikkati çekti: "Yani tersinden bakarsak geçtiğimiz yılın ne kadar kötü olduğunu da buradan anlayabiliriz ama uzun yıllar ortalamasına göre de yüzde 22 arttı. Bu şu demek; hamdolsun barajlarımızla ilgili bir problem yok. Ekilmiş alanların sulama ihtiyacını pas geçtik. Dolayısıyla bu anlamda üreticilerimizin sulama maliyetlerinden bir tasarrufu oldu. Şimdi nisan ve mayıs yağışlarını da mutedil bir şekilde alırsak gerçekten geçtiğimiz yıl o hepimizi üzen tarımsal üretim gerilemesini misliyle geri alacağız."

Fırıncılar Federasyonu Başkanı Balcı, Ekmek Fiyatlarında Zam Yok Haber

Fırıncılar Federasyonu Başkanı Balcı, Ekmek Fiyatlarında Zam Yok

Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, yeni yılın ilk gününde ekmek, simit fiyatları ve fırıncıların sorunlarına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın toplantı salonunda düzenlenen basın açıklamasında konuşan Balcı, ekmek fiyatlarının belirlenmesinde etkisi olan un ve maya fiyatlarına, marketler tarafından yapılan ekmek iadelerine ilişkin konuştu. Balcı, 2026 yılında vatandaşın temel gıdası olan ekmekte henüz zam yapmayı düşünmediklerini söyledi. Balcı, "29 Aralık’ta federasyon binamızda yapılan basın toplantısında maalesef ülke genelinde yanlış anlaşılan konuya değinmek ve açıklık getirmek istiyorum. Ekmek fiyatında artış olmayacak diye bir basın toplantısı yapılması gerekmiyor. Fakat yeni kanun ile ilgili ulusal basın bizi sürekli aradığı için bu açıklamayı yaparken ekmek fiyatları konusunda halkımızın merakını gidermek ve askeri ücrette fiyat artışı olduğu için en son 2025 yılının sekizinde ayında bir fiyat değişikliği olduğundan dolayı bir değişiklik olacak mı? olmayacak mı? diye halkımızı bilgilendirmek istedik. Kanundan bahsederek yeni düzenleme illerde itiraz komisyonu, uzlaşma komisyonu olarak değişti. Dolayısıyla üç kişiden oluşan komisyon yanılmıyorsam 6 kişiden oluşuyor. Bunlarda 4’ü idare 2’si de esnaf temsilcisi. Konuna göre simit ve ekmek fiyatı konusunda da görüşünün olumlu olması gerekiyor. Bununla ilgili basını bilgilendirdik ve devamında biz bugüne kadar ki çalışmalarımızda Ticaret Bakanlığı ile müşterek bir arada karar veriyorduk, bunu kanuna koymuş oldular, fırıncı esnafının bundan bir endişe duyması gerekmiyor. Zaten fırıncı esnafı bu güne kadar halkımızı temel gıda maddesi olan ekmek konusunda yapılması gerekeni yapıyor. Halkımıza en ucuz şekilde kaliteli, hijyenli şekilde üretilen ekmeği vermek için ne yapılması gerekiyorsa yapıyor" dedi. "Ekmek fiyatında henüz herhangi bir değişiklik yok" 29 Aralık tarihinde basın mensuplarına yaptığı açıklamalardan söz eden Balcı, "2025 yılının sekizinci ayında fiyat değişikliği olduğunda ekmeğin kilogram fiyatı 75 lira olduğunu asgari ücretin artmasıyla birlikte o gün 900 lira olan un fiyatının 950, bin, bin 150 liraya çıkmasına rağmen maya fiyatının 600 liradan 970 liraya çıkmasına rağmen 2026 yılında sevindirici bir haber veriyoruz ekmek fiyatında henüz herhangi bir değişiklik yok. Daha sonra ilgili bakanlıkla görüşme yaparak ne olacağı konusunda karar vereceğiz en makul şekilde. Bunun dışında fırıncı esnafı üzerine düşen görevi yapıyor, her türlü fedakarlığı yapıyor. 2023 yılında tarım bakanlığında destekleme yaptı yüzde 13 yüzde 17,5 ekmek fiyatı değişti. 2024 yılında ülke genelinde yüzde 25 değişti, 2024 yılının son 6 ayındaki fiyat artışı 2025’e kaldığı için 2025 yılında yüzde 50 olarak değişiklik oldu, dolayısıyla son 2 yıla baktığınızda ekmek fiyatının ortalaması olarak yüzde 37,5 değiştiğini görüyoruz. Son 3 yılı baz alırsanız bu da yüzde 30’a denk geliyor. Ekmek fiyatları Türkiye enflasyonuna göre çok uygun seyretmiş oluyor. Kimse bizim esnafımızın üzerine taşıyamayacağı yük yüklemeye kalkamasın dedik. Zincir marketlerin ekmek iadesi hususunda kendilerine çeki düzen vermesi gerekiyor. Zincir marketlere benim esnafım 150 ekmek götürüp ertesi gün 40-50 ekmek geri aldığında bunu yasayla yönetmek mümkün değil. Eğer çeki düzen vermezlerse bu konuda yaptırım neyse yapmak zorunda kalırız" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.