Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Diplomasi

AGRONEWS - Diplomasi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Diplomasi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hürmüz gerilimi: Tedarikte risk artıyor Haber

Hürmüz gerilimi: Tedarikte risk artıyor

ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nda tırmanan gerilim, enerji piyasalarının yanı sıra gübre ve yarı iletken tedarik zincirlerinde de yeni riskleri gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kapanmanın küresel ekonomide enerji, ticaret ve finans kanalları üzerindeki baskıyı hızla artırdığını değerlendiriyor. Kurumun mart ayında yayımladığı Orta Doğu değerlendirmesini güncelleyerek, Hürmüz kaynaklı sarsıntıların küresel bir kalkınma riskine dönüştüğü uyarısında bulunduğu belirtildi. UNCTAD verilerine göre, dünyanın en kritik deniz güzergahlarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişleri mart başından bu yana yüzde 95 geriledi. Küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin dörtte birini ve dünya gübre ihtiyacının önemli bir kısmını taşıyan bu hattaki aksama, enerji fiyatlarının yanı sıra nakliye ücretleri ve savaş riski sigorta primlerinde de keskin artışlara yol açtı. Krizin çok boyutlu etkilerini izlemek amacıyla UNCTAD, “Hürmüz Boğazı İzleme Paneli”ni hayata geçirirken, bu platform deniz taşımacılığı, gıda, enerji ve finans göstergelerini düzenli olarak güncelleyerek mevcut şokun gelişimini takip edecek. Kurum, bu platformla krizin geçmişteki Kovid-19 ve Ukrayna savaşı gibi küresel sarsıntılarla kıyaslanmasına da olanak sağlayacak. UNCTAD, gerilim bugün sona erse dahi bazı kalıcı hasarların kaçınılmaz olduğunu da vurguluyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu stratejik su yolundaki belirsizlik, ekonomi yönetimleri ve uzmanlar tarafından üç temel senaryo üzerinden takip ediliyor. “SÜVEYŞ”, “KIZILDENİZ” VE “UKRAYNA” MODELLERİ Süveyş Kanalı’nda 2021’de yaşanan “Ever Given” kazasında olduğu gibi, krizin diplomasi yoluyla hızla çözülmesi durumunda piyasalarda anında rahatlama bekleniyor. Bu senaryoda, borsaların kayıplarını hızla telafi edeceği ve akaryakıt fiyatlarının birkaç hafta içinde normal seviyelerine döneceği öngörülüyor. Ancak uzmanlar, olası bir çatışmada İran’ın petrol altyapısının zarar görmesi durumunda iyileşme sürecinin sekteye uğrayabileceği konusunda uyarıyor. Kızıldeniz’deki Husi saldırılarına benzer şekilde trafiğin uzun süre aksaması, risk priminin fiyatlara kalıcı olarak yansımasına neden olabilir. Hürmüz Boğazı’nın, Kızıldeniz’in aksine “baypas” edilebilecek güçlü bir alternatifinin bulunmaması, bu modeli küresel ekonomi için daha riskli hale getiriyor. Suudi Arabistan’ın mevcut boru hatlarının, deniz yolu kapasitesini ikame etmekte yetersiz kalması bu endişeyi tetikliyor. Krizin Rusya-Ukrayna savaşı gibi yıllara yayılması, en karamsar senaryo olarak değerlendiriliyor. Avrupa’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlar sonrası Körfez petrolüne artan bağımlılığı, Hürmüz’deki olası bir ablukayı Ukrayna savaşından daha yıkıcı hale getirebilir. Bu durumun enerji fiyatlarında kalıcı yükselişe, sanayi üretiminde maliyet krizine ve küresel arz sözleşmelerinin tamamen yeniden yazılmasına yol açabileceği belirtiliyor. GÜBRE VE YARI İLETKEN SEKTÖRÜ TEHDİT ALTINDA Orta Doğu’daki gerilim bugün sona erse dahi, küresel ekonomi için bazı kalıcı hasarlar kaçınılmaz görünüyor. Körfez kaynaklı gübre teslimatlarındaki aksamaların, mevsimsel üretim döngüsü nedeniyle tarımsal verimliliği bir yıl boyunca etkilemesi bekleniyor. Katar’da doğal gaz üretimiyle elde edilen ve çip endüstrisi için kritik öneme sahip olan asil gazların (neon, kripton, ksenon) sevkiyatındaki kesintiler, yapay zeka çiplerinin küresel arzını ciddi şekilde sekteye uğratabilir. Bu gazlar özellikle litografi ve yarı iletken üretim süreçlerinde kullanılıyor. Analistler, gerilimin düşmesi halinde borsaların neredeyse anında, akaryakıt istasyonlarının ise birkaç gün içinde rahatlayacağını öngörürken, krizin yapısal bir hal alması durumunda küresel teknoloji ve gıda arzının ağır darbe alacağını vurguluyor. KÜRESEL ÜRE ARZININ YARISI DEVRE DIŞI Asya piyasaları analisti Sadi Kaymaz, yaptığı değerlendirmede, Hürmüz Boğazı’nda tırmanan krizin enerji sektörünün ötesine geçerek kritik alanlarda ciddi tedarik kayıplarına yol açtığını vurguladı. Kaymaz, özellikle küresel tarımsal üretim için hayati öneme sahip olan üre ve gübre piyasasında büyük bir darboğaz yaşandığına dikkati çekti. Küresel üre ticaretinin yüzde 45’inin Basra Körfezi’ndeki üreticiler tarafından karşılandığını hatırlatan Kaymaz, “Bölgedeki çatışmalar nedeniyle bu üretimin yarısından fazlası tamamen devre dışı kalmış durumda. Üretimi sürdüren tesisler ise Hürmüz Boğazı’ndaki abluka sebebiyle ürünlerini dünya pazarlarına ulaştıramıyor. Şu an itibarıyla Körfez’de çok yüksek miktarda ürün mahsur kalmış vaziyette.” değerlendirmesinde bulundu. 44 GEMİ GEÇİŞ BEKLİYOR Çatışmaların başlangıcından bu yana boğazdan yalnızca 11 gübre yüklü geminin geçebildiğini belirten Kaymaz, “Geçiş yapabilen gemilerin sadece 4’ü üre taşıyordu. Halihazırda Körfez’de, yarısı üre yüklü olmak üzere toplam 44 gübre gemisi mahsur kalmış durumda. Öte yandan, azot tesislerini yeniden faaliyete geçirmek teknik olarak oldukça güç. Savaş sona erse dahi, kapasitenin eski seviyesine ulaşması ciddi bir zaman alacaktır.” ifadelerini kullandı. ÇİN’İN KISITLAMA KARARI KRİZİ DERİNLEŞTİRİYOR Küresel arzı daraltan bir diğer kritik unsurun Çin’in dış ticaret politikası olduğunu ifade eden Kaymaz, üre arzındaki daralma ve tırmanan fiyatlar nedeniyle Çin’in gübre ihracatını büyük oranda durdurduğunu belirtti. Kaymaz, bu durumun küresel tarımsal üretim ve gıda güvenliği üzerindeki baskıyı artırdığı uyarısında bulundu.

Yem bitkileri üretimi planlı üretim sistemine dahil edildi Haber

Yem bitkileri üretimi planlı üretim sistemine dahil edildi

Küresel iklim değişikliğinden nüfus artışına, bölgesel çatışmalardan enerji arz güvenliğine kadar pek çok riskin sektörleri çok boyutlu şekilde etkilediğini belirten Yumaklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen çok yönlü diplomasi trafiğinin bu süreçte Türkiye'nin gücünü ve etkinliğini artırdığına işaret etti. Gıda arz güvenliğinin teminatı olan üretim zincirinde sürekliliği sağlamak amacıyla stok yönetiminden tedarik planlamasına kadar birçok unsuru hayata geçirdiklerini, hayvancılığın gıda arz güvenliği içerisinde önemli bir başlık olduğunu belirten İbrahim Yumaklı, "Son 23 yılda büyükbaş hayvan varlığımızdaki artış yüzde 78, küçükbaş hayvan varlığımızdaki artış yüzde 81, kırmızı et üretimindeki artış yüzde 170, süt üretiminde yüzde 167, tavuk eti üretiminde yüzde 302." diye konuştu. Yeni Hayvancılık Yol Haritası'nı açıkladıklarını ve 2024-2028 dönemini kapsayan üretim planlamasını başlattıklarını hatırlatan Yumaklı, planlama dönemi başlangıcından bugüne kadar büyükbaş hayvan sayısının yüzde 6,8, küçükbaşın yüzde 10,5, kanatlı eti üretiminin ise yüzde 20 arttığını dile getirdi. Yem bitkileri üretimini planlı üretim kapsamına aldık Bakan Yumaklı, yem ham maddesi arzını güçlendirmek için sektörle çalıştıklarını söyledi. Uygun havzalarda dane mısır üretimini yaygınlaştırmak amacıyla destek miktarını yüzde 30 artırdıklarını belirten Yumaklı, soyanın da üretim planlaması kapsamına alındığını ve özel olarak desteklendiğini, soyada ikinci ürün üretimine hem planlama hem de temel destek ödemesi sağladıklarını kaydetti. İbrahim Yumaklı, sektörden, soya üretiminde sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılmasına öncülük etmelerini beklediğini dile getirerek yerli üretimin artırılmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Yem bitkileri üretimini planlı üretim kapsamına aldıklarını belirten İbrahim Yumaklı, 2026 üretim yılından itibaren ilk defa yulaf, çavdar ve tritikale gibi önemli yem ham maddelerinin dane üretimini de planlı üretim desteği kapsamına aldıklarının bilgisini verdi. Yem sanayisinin son 20 yılda istikrarlı büyüme gösterdiğini vurgulayan Yumaklı, Türkiye'nin karma yem üretiminde Avrupa'da birinci, dünyada yedinci sırada olduğunu, 2025 yılı itibarıyla karma yem işletme sayısının 1718, yıllık üretim kapasitesinin 30,7 milyon ton olduğunu dile getirdi. Yem fiyatlarındaki her sarsıntının, vatandaşın sütüne, etine ve ekmeğine doğrudan etki ettiğine işaret eden Bakan Yumaklı, şöyle konuştu: "Küresel gelişmeleri bahane ederek, rasyonel olmayan fahiş fiyat artışlarına giden işletmeler için de herhangi toleransımız olmayacak. Nasıl ki sektörün her ihtiyacı olduğu anda bu ülkenin kredisinden desteğine kadar sağlanması gereken ne varsa imkanları zorlayarak bunları oluşturuyorsak, aynı şekilde rasyonel olmayan davranışları da dikkatle takip etmeye devam edeceğiz. Ticaret Bakanlığımızla bu tedarik zincirinin anlık olarak takip edildiğini ifade etmek istiyorum. Çok yaygın olmamakla beraber yoğun şikayet aldığımız bölgeler var, 'Yeminizi benden almazsanız ürününüzü almam, aldırtmam' gibi dayatmaların kabul edilebilir bir tarafı olmadığını ifade etmek istiyorum. İşini doğru yapanların hakkını teslim etmemiz gerekir. Sektörün büyük çoğunluğunu oluşturan bu işletmelerimize de gösterdikleri duyarlı davranış için teşekkür ediyorum." İnsanımızın menfaatine olacak her şeyi mikroda da makroda da yapmaktan çekinmeyeceğiz Bakan Yumaklı, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından aylık tahsis edilen arpa miktarlarının yarısına yakınının yem sanayisine kullandırıldığını belirterek yine TMO tarafından şubat ayından itibaren stoklardaki yerli mısırın makul fiyatlarla kanatlı sektörüne ve yem sanayisine satışa açıldığını ve bugüne kadar sektöre yaklaşık 1 milyon ton mısırın teslim edildiğini dile getirdi. Bu yıl da 31 Temmuz'a kadar yem sanayisinin mısıra daha rahat ulaşması için 3 milyon tona kadar ithalatta Gümrük Vergisi'ni yüzde 5'e düşürdüklerini belirten Yumaklı, "Makro planda doğruya, ülke adına faydaya ulaşmaya çalışıyorsunuz. Global dünyada her türlü enstrümanı doğru şekilde kullanmak zorundasınız. Bütün bunların içerisinden birkaç tanesini cımbızlayıp bunu bu ülkenin bir zafiyeti olarak göstermek, en hafif tabiriyle art niyettir. Biz ülkemizin insanının menfaatine olacak her şeyi mikroda da makroda da yapmaktan çekinmeyeceğiz. Bu konuda üreticimizle, sanayicimizle hep birlikte omuz omuza bu uygulamaları gerçekleştireceğiz." ifadelerini kullandı. Bakanlık olarak hiçbir uygulamayı masa başında planlamadıklarını, bunun altyapı çalışmasının tamamını yine sektörlerle yaptıklarını kaydeden Yumaklı, yılda 30 bin kontrol yaparak, güvenilir olmayan veya haksız rekabete yol açan uygulamaların piyasaya arzına izin vermeyeceklerini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.