Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğa Dostu

AGRONEWS - Doğa Dostu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa Dostu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Samsun’da kadın çiftçilere ilaçsız tarım eğitimi verildi Haber

Samsun’da kadın çiftçilere ilaçsız tarım eğitimi verildi

Samsun'un Bafra ilçesinde, Birleşmiş Milletler Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı (UNDP GEF SGP) desteğiyle yürütülen "Doğada Denge, Üründe Kalite" projesi kapsamında kadın çiftçilere uygulamalı tarım eğitimleri verildi. Kimse Geride Kalmasın Sürdürülebilirlik Derneği tarafından Bafra kırsalındaki Evrenuşağı ve Sürmeli mahallelerinde yürütülen proje çerçevesinde düzenlenen etkinliklerde, kadın çiftçilere ilaçsız tarım yöntemleri anlatıldı. Dernek Başkanı ve proje yürütücüsü Figen Ar, AA muhabirine, projenin amacının biyoçeşitliliği korumak, pestisit kullanımını azaltmak ve doğa dostu üretim yöntemlerini yaygınlaştırmak olduğunu söyledi. Proje kapsamında özellikle kadın çiftçiler, çocuklar ve gençlerde farkındalık oluşturmayı hedeflediklerinin altını çizen Ar, "Pestisit kullanımının yerine faydalı böceklerin kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Bu sayede hem üretimde kaliteyi artırmayı hem de doğayı korumayı hedefliyoruz" dedi. Ar, proje ortaklarının ise Bafra Dönüşüm Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, Bafra Sürmeli Köyü Kalkındırma ve Dayanışma Derneği (SÜRDER) ve Başkent Üniversitesi olduğunu sözlerine ekledi. Proje danışmanlarından İsmail Karaca ise sahada yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi vererek, üreticilerin bahçe ve seralarında uygulamalı eğitimler gerçekleştirildiğini anlattı. Karaca, "Seralarda zararlı ve faydalı böcekleri izlemek amacıyla farklı renklerde yapışkan tuzaklar kullandık. Meyve bahçelerinde ise feromon tuzakları kurarak hem eğitim verdik hem de uygulama yaptık. Ayrıca tozlaşmayı artırmak amacıyla arılarla ilgili çalışmalar gerçekleştirdik." diye konuştu. SÜRDER Başkanı Aşire Yılmaz da eğitimlerin çiftçiler açısından faydalı olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti.

Avrupa’da Kuş Sayıları Alarm Veriyor: Tarım Etkisi Büyük Haber

Avrupa’da Kuş Sayıları Alarm Veriyor: Tarım Etkisi Büyük

Science dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, Kuzey Amerika’daki kuş popülasyonları son 40 yılda %15 azaldı. Benzer tablo Avrupa genelinde de yaşanıyor ve bu durum onlarca yıldır sürüyor. Euronews Green, neler yaşandığını ve bunun yalnızca kuşların çok ötesinde neden önemli olduğunu anlamak için BirdLife Europe Bilim, Tür ve Alan Koruma Bölümü Başkanı Anna Staneva ile konuştu. Kuş popülasyonlarındaki keskin düşüş Veriler, bilim insanlarının Avrupa genelindeki kuş popülasyonlarını sistematik biçimde izlemeye başladığı 1980’lerden bu yana toplanıyor. “Avrupa’da da kuş sayıları oldukça hızlı bir şekilde azalıyor” diyor Staneva. En ağır darbeyi, bir zamanlar kırsalı dolduran serçeler, tarla kuşları ve kızkuşları gibi tarım arazisi kuşları aldı. “Elimizdeki veriler, özellikle tarım kuşlarında, Avrupa genelinde son kırk yılda düşüşlerin neredeyse %60’a ulaştığını tutarlı biçimde gösteriyor” diye açıklıyor Staneva. Söz konusu olan yalnızca tarım arazisi türleri değil. Orman kuşları, su kuşları, uzun mesafe göçmenleri... Kayıplar her yerde. Orta Avrupa’nın bazı bölgelerinde, eskiden sık görülen küçük, keskin bakışlı bir yırtıcı olan kızıl sırtlı örümcekkuşunun sayısı yalnızca 30 yılda %92’nin üzerinde azaldı. Tarım, kuşların dostu değil İklim değişikliği, mevsimlerin zamanlamasını değiştirerek kuşların üremek için kullandığı işaretleri altüst ettiği için kuş popülasyonlarının azalmasında kısmen sorumlu. Ancak en büyük etken çok daha dünyevi. “Sayısız çalışma, Avrupa’daki kuşlar için en büyük ve en önemli tehditlerden birinin yoğun tarım olduğunu tutarlı biçimde ortaya koyuyor” diyor Staneva. Modern endüstriyel tarım, yaban hayatının uyum sağlayamayacağı bir hız ve ölçekte kırsal alanları baştan aşağı değiştirdi. Çitler söküldü. Bir zamanlar tarlalar arasında bir tür habitat mozaiği oluşturan nadas alanları, yerini uçsuz bucaksız, çıplak monokültürlere bıraktı. Bir de kimyasallar var. Staneva’ya göre pestisitler ve gübreler “kuşlara doğrudan zarar vermekle kalmıyor, üreme kapasitelerini ve popülasyonlarının varlığını sürdürebilmesini de etkiliyor”. Sorunun bir kısmı dolaylı ama yıkıcı. Pestisitler, peyzaj genelindeki böcekleri ve diğer omurgasızları yok ettiğinde, yavrularını beslemek için ebeveyn kuşların ihtiyaç duyduğu gıdayı da ortadan kaldırmış oluyor. Kuşların sağlığı, insan sağlığıyla bağlantılı Doğanın birçok unsurunda olduğu gibi, insan sağlığı da yaban hayatıyla iç içe geçmiş durumda. “Kuşlar, çevrenin sağlığının çok iyi bir göstergesidir” diyor Staneva. “Çok büyük sayılarda kuş kaybederken... ekosistemdeki bazı işlevleri de kaybediyoruz ve bunlar, gıda üretimiyle ve ekosistemimizin iklim değişikliğine uyum sağlama kapasitesiyle bağlantılı.” Kuşlar, artık büyük ölçüde fark etmediğimiz pek çok işi bizim için yapıyor. Tarım zararlılarını yiyorlar. Tohum yayıyorlar. Sistemin işlemesini sağlıyorlar. Onlar ortadan kaybolduğunda bu hizmetler de yok oluyor ve biz de en başta bu düşüşe yol açan pestisitlere daha fazla bağımlı hale geliyoruz. Ölçülmesi daha zor olan bir insan maliyeti de var. Araştırmalar, doğada bulunmanın – hatta yalnızca kuş seslerini duymanın bile – stresi ve kaygıyı azalttığını tutarlı biçimde gösteriyor. Kırsal alanlarımız sessizleştikçe bu durum sadece kuşlar için değil, bizim için de kötüleşiyor. “Kuş sayılarındaki azalmadan bahsederken, bunun çevrenin genel sağlık durumunun bir göstergesi olduğunu akılda tutmamız gerekiyor” diyor Staneva. Doğa dostu politikalara ihtiyaç var İyi haber şu ki koruma çalışmalarının işe yaradığını biliyoruz. Akbabalar yeniden Avrupa semalarına döndü. Tepeli pelikanlar toparlanıyor. Zaman ve kaynak ayrıldığında, hedefe yönelik çalışmalar türleri yok olmanın eşiğinden geri getirebiliyor. Ancak bu zaferler hâlâ küçük ve dağınık. Staneva, krizin sistemik olduğunun altını çiziyor. “Genel düşüş... sorunun sadece bölgesel olmadığını, sistemik bir sorun olduğunu gösteriyor.” Bunu düzeltmek, temel olarak gıdayı nasıl ürettiğimizi değiştirmek anlamına geliyor. “Gıdamızı üretme biçimimizde, toprağı işleyişimizde sistemik ve dönüştürücü bir değişime” ihtiyaç olduğunu söylüyor. Avrupa’nın elinde bazı araçlar var: Ortak Tarım Politikası, doğa dostu tarımı destekliyor; 2030’a kadar AB topraklarının ve denizlerinin %20’sini eski haline getirmeyi hedefleyen yeni Doğa İyileştirme Yasası da bunlardan biri. Ancak hükümetlerin bunları ne ölçüde hayata geçireceği ayrı bir soru. “Ülkelerin, daha fazla doğa dostu önlemi uygulamak için güçlerini birleştirmesi gerekiyor” diyor Staneva, “çünkü doğa dostu oldukça insan sağlığı açısından da daha yararlı olacaklar.”

Diyarbakır’da Çiftçiler İçin 76 Milyon TL’lik Destek Haber

Diyarbakır’da Çiftçiler İçin 76 Milyon TL’lik Destek

DİYARBAKIR (İHA) - Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından hayata geçirilen projeler, 6 bin 500 çiftçinin üretimine katkı sağladı. Projelerin toplam maliyetinin 76 milyon TL olduğu açıklanırken, çalışmaların odak noktasında su kaynaklarının verimli kullanımı, susuz arazilerin sulanması ve kırsal ekonominin canlandırılması yer aldı. DOĞA DOSTU SULAMA KANALLARI Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Velat Özer, projeler kapsamında GAP Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile iş birliği yapıldığını belirtti. Bu kapsamda, 40 kilometrelik açık ve kapalı sulama kanalları inşa edildi. Özellikle kırsal alanda bin 500 çiftçi bu kanallardan yararlandı. Özer, projelerin çevre dostu bir anlayışla yürütüldüğünü vurgulayarak, "Bu kanalları yaparken, doğadaki canlıları da düşündük. Dünyada yaşanan iklim krizi ve gıda krizi göz önünde bulundurularak, doğal dengeyi korumak adına kaynak sularından faydalandık" dedi. YEREL EKONOMİYE VE KÖY YAŞAMINA DESTEK Projelerin yerel ekonomiyi güçlendirmekle kalmayıp, kırsalda yaşayan yurttaşların köylerine dönmesini teşvik etmeyi amaçladığını ifade eden Özer, 2025 yılı için daha fazla hizmet sunmayı planladıklarını belirtti. Özer, çiftçilerle birlikte aracısız üretim süreçlerini hayata geçirmeyi amaçladıklarını açıkladı. Hedeflerinin, kırsaldaki üretimi artırarak yerel ekonomiyi desteklerken tarımsal sürdürülebilirliği sağlamak olduğunu ekledi. 76 MİLYON TL’LİK YATIRIM 76 milyon TL bütçeyle gerçekleştirilen projelerle, Diyarbakır’da tarımsal üretimin artırılması ve kırsal alanların kalkınması hedefleniyor. Özer, projelerin kırsal kalkınmayı destekleyerek bölge halkına daha iyi yaşam koşulları sunacağını dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.