TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğa Koruma

AGRONEWS - Doğa Koruma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğa Koruma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İstilacı Türlere Karşı Yeni Yönetmelik Yürürlüğe Girdi Haber

İstilacı Türlere Karşı Yeni Yönetmelik Yürürlüğe Girdi

Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan "İstilacı Yabancı Türlerin Girişinin ve Yayılmasının Önlenmesi ile Yönetimi Hakkında Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle, istilacı yabancı türlerin biyolojik çeşitlilik, ekonomi ve insan sağlığı üzerinde meydana getirebileceği olumsuz etkilerin önlenmesi için ülkeye girişleri ve yayılmalarına dair alınacak tedbirler düzenlendi. Buna göre, istilacı yabancı türlerin ülkeye kasıtlı ve kasıtsız girişinin ve yayılımının önlenmesi ile etkin şekilde yönetilmesi için Ulusal İstilacı Yabancı Tür (UİST) Listesi oluşturulacak. Bu liste düzenli güncellenecek. Bir türün UİST Listesi'ne dahil edilebilmesi için bilimsel ve teknik kanıta dayanılarak ülke sınırları içinde yabancı tür olduğu, mevcut koşullarda ve öngörülen iklim değişikliği koşullarında karasal ve sucul ortamlarda yaşayabilir popülasyon oluşturmaya, çevrede yayılmaya veya yaşamaya elverişli olduğu tespit edilecek. UİST Listesi, belirtilen kriterlere dayanılarak Sucul İstilacı Yabancı Türler Teknik Danışma Grubu ile Karasal İstilacı Yabancı Türler Teknik Danışma Grubu tarafından hazırlanacak ve karar verilmek üzere Ulusal İstilacı Yabancı Türler Komisyonuna sunulacak. Komisyonun belirlediği UİST Listesi, Bakanlığın internet sitesinde yayımlanacak. RİSK DEĞERLENDİRMESİ YAPILACAK UİST Listesi'nin belirlenmesi için risk değerlendirmesi yapılacak. Türlerin taksonomik kimlikleri, istila geçmişi, doğal ve muhtemel yayılış alanlarının tanımlanması, muhtemel zararın maliyetinin değerlendirilmesi gibi hususlar dikkate alınacak. UİST Listesi'ndeki istilacı yabancı türler kasıtlı şekilde transit olarak taşınamayacak ve ülke sınırları içine sokulamayacak, kapalı muhafaza da dahil olmak üzere herhangi bir yerde bulundurulamayacak, kapalı muhafaza da dahil olmak üzere üretilemeyecek, büyütülemeyecek ve yetiştirilemeyecek, imha için özel tesislere taşınması hariç taşınamayacak, ticarete konu edilemeyecek, satılamayacak, trampaya konu edilemeyecek veya kullanılamayacak, çevreye salınamayacak. UİST Listesi'nde bulunan türler konusunda bilimsel ve tıbbi çalışmalar için üniversiteler, araştırma enstitüleri ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına Komisyon tarafından izin verilebilecek. Komisyon, danışma grubunun uygun görmesi halinde, UİST Listesi'ndeki türler için üstün kamu yararı ve zaruret olması durumunda istisnai faaliyet izni verebilecek. Kaçma ya da yayılma durumunda derhal acil durum planı uygulanacak. Acil eylem planları, danışma grupları tarafından hazırlanacak veya hazırlattırılacak ve Komisyon tarafından onaylanacak. UİST Listesi'nin kabul edilmesini takiben 18 ay içerisinde bu türlerin kasıtlı veya kasıtsız olarak giriş ve yayılma yollarının kapsamlı analizi gerçekleştirilecek. İstilacı yabancı türlerin miktarı, geliş yolları ve oluşabilecek muhtemel zararlar göz önüne alınarak öncelikli geliş yolları belirlenecek. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, istilacı yabancı türlerin ülke içinde varlığını tespit etmek ve yayılmasını önlemek amacıyla, UİST Listesi'nin yayımlanmasını takiben 36 ay içerisinde araştırma, izleme ya da diğer usuller yoluyla istilacı yabancı türlere ilişkin verilerin toplanması ve kayıt altına alınması için izleme sistemi kuracak. Bu türlerin kontrol altına alınması için imha önlemleri uygulanabilecek.

Maldivler İkonik Balina Köpek Balıklarını Korumak İçin Tech4Nature Projesini Başlattı Haber

Maldivler İkonik Balina Köpek Balıklarını Korumak İçin Tech4Nature Projesini Başlattı

Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN), Maldivler Cumhuriyeti Turizm ve Çevre Bakanlığı ve Huawei, Güney Ari Deniz Koruma Alanı'nın (SAMPA) yönetimini modernize etmek için yeni bir girişim başlattı. Temel saha izleme teknolojilerinden ve gerçek zamanlı iletişim araçlarından yararlanan Tech4Nature projesi, ikonik balina köpek balığı popülasyonunu korumayı ve dünya standartlarında bir turizm destinasyonunun sosyo-ekonomik baskılarını telafi etmeyi amaçlıyor. Maldivler'in en büyük deniz koruma alanı ve balina köpek balıkları (Rhinocondon typus) için küresel ölçekte önem taşıyan bir yıl boyu toplanma alanı olan SAMPA her yıl binlerce ziyaretçi çekiyor. Muazzam genişliği ve çok sayıda erişim noktası geleneksel izleme yaklaşımları için önemli bir lojistik zorluk oluşturuyor. Tech4Nature projesi deniz korucularına bir dijital gözlem ve raporlama ekipmanları paketi sağlayarak bu eksiklikleri gideriyor. Bu araçlar sahada veri toplanmasını ve iletişimi güçlendirerek daha verimli devriye atılmasını sağlıyor, turizm ve canlı türleri arasındaki etkileşimlerin izlenmesini kolaylaştırıyor ve SAMPA'nın IUCN Yeşil Listesine girme yolculuğunu desteklemek için sağlam bir veri odaklı çerçeve sunuyor. Saha kapasitesindeki bu önemli artış, koruma çabalarının hem ölçülebilir hem de şeffaf olmasını sağlarken aynı zamanda yerel halkın sağlıklı bir deniz ekosistemine bağlı olan geçim kaynaklarını da destekleyecek. Maldivler projesi, 2020 yılında başlatılan ve Huawei'nin TECH4ALL dijital katılım programı kapsamında IUCN ve Huawei tarafından ortaklaşa yürütülen küresel bir girişim olan daha geniş Tech4Nature ortaklığına katkıda bulunuyor. IUCN Korunan Alanlar Yeşil Listesi Standardı ile uyumlu olan Tech4Nature, teknolojinin etkili ve adil korumayı nasıl sağlayabileceğini gösteriyor. Maldivler Korunan Alanlar Forumu 2026'nın üst düzey kapanış töreninde proje resmen başlatıldı. Maldivler'deki ilk Tech4Nature girişimi olan SAMPA projesi, doğanın korunmasında dijital çözümlerin kullanımını yaygınlaştırmak için IUCN ve Huawei tarafından ortaklaşa yürütülen daha geniş küresel çabaların bir parçasını oluşturuyor. SAMPA'da, projenin amacı ziyaretçi yönetimini iyileştirerek, uyumluluğu geliştirerek ve bilime dayalı karar alma süreçlerini destekleyerek turizm ve koruma arasındaki dengeyi güçlendirmektir. Proje boyunca, SAMPA'nın özel deniz korucu ekibinin devriye ve yerinde hukuki yaptırım gücünü desteklemek için gerekli izleme ve iletişim ekipmanları sağlanacak. Bu da, deniz korucularının güvenli olmayan veya yasalara uygun olmayan faaliyetlere derhal müdahale etmesine, ziyaretçi güvenliğini iyileştirmesine ve balina köpek balıkları ile zararlı etkileşimleri azaltmasına olanak tanıyacak. Geliştirilmiş izleme aynı zamanda koruma alanı mevzuatına genel uyumluluğu artıracak ve SAMPA'nın yönetim ve koruma hedefleriyle uyumlu daha sürdürülebilir turizm uygulamalarını teşvik edecek. IUCN Asya Bölge Direktörü ve Okyanusya Merkez Direktörü Dr. Dindo Campilan'a kulak verelim: "Etkili koruma, korucuların sürekli saha izlemesi için gerekli araçlarla donatılmasıyla başlar. Daha iyi bir ekosistem yönetimi ve yönetişimi için gerekli temeli oluşturur. Bu da, IUCN Yeşil Liste Standardını uygularken SAMPA'nın eşsiz biyolojik çeşitliliğinin ve buna bağlı yerel geçim kaynaklarının sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla acil operasyonel boşlukları kapatmak için pragmatik bir ilk adımdır." Proje sahada uygulamaya paralel olarak etkili, adil ve iyi yönetilen koruma alanları için küresel ölçekte kabul gören bir ölçüt olan IUCN Yeşil Liste Standardı konusunda SAMPA deniz korucularının eğitilmesini de destekleyecek. SAMPA için temel bir Yeşil Liste saha değerlendirmesi yapılacak ve güçlü yönlerin, eksikliklerin ve iyileştirilmiş yönetim için öncelikli eylemlerin belirlenmesi için yapılandırılmış bir çerçeve sağlanacak. Turizm ve Çevre Bakanı Thoriq Ibrahim şunları söyledi: "Hükümet her zaman olduğu gibi korumayı ilerletme ve koruma alanlarının yönetimi için kurumsal ve yönetişim mekanizmalarını güçlendirme konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Hepimizin ortak bir vizyon ve paylaşılan sorumluluk ile bu hedef doğrultusunda birlikte çalışması çok önemli." Huawei Sri Lanka İcra Kurulu Başkanı Zhang Jinze, "2020'den bu yana Tech4Nature projelerinin başarılı sonuçlarının da gösterdiği gibi, yenilikçi teknoloji çözümleri biyolojik çeşitliliğe ve deniz ekosistemleri de dahil olmak üzere içinde bulunduğu ekosistemlere yönelik tehditlerin daha iyi anlaşılmasına ve azaltılmasına yardımcı olabilir" dedi. "Teknolojinin yanı sıra Tech4Nature küresel ortaklığının temel yaklaşımlarından biri de çözümün sürdürülebilirliğini sağlamak üzere yerel ortakların ve toplulukların proje planlama ve uygulama süreçlerine dahil edilmesidir." Girişim bugüne kadar dünya genelinde birçok ülkede 11 amiral gemisi ve uydu projesini destekleyerek mercan resiflerinin izlenmesinden yaban hayatının korunmasına ve ekosistem restorasyonuna kadar bir dizi koruma mücadelesi için özel dijital çözümler geliştirdi.

Samsun, Sülünlerle Kahverengi Kokarcayla Doğal Mücadele Başlattı Video Galeri

Samsun, Sülünlerle Kahverengi Kokarcayla Doğal Mücadele Başlattı

2025 yılında Samsun ve çevre illerine doğaya bırakılan 3 bin sülün, fındık ve tarım alanlarında ciddi zararlara yol açan kahverengi kokarcaya karşı ekosistemin "doğal savaşçıları" olarak görev yapıyor. Samsun'un Tekkeköy ilçesindeki Gelemen Sülün Üretim Merkezi, kuruluşundan bu yana toplam 392 bin 720 sülünü doğaya kazandırarak Türkiye'nin biyolojik çeşitliliğine önemli katkılar sağladı. Merkezde yalnızca 2025 yılında 3 bin adet sülün üretildi ve başta Ordu, Samsun, Karabük, Sinop ve Bartın olmak üzere çeşitli illerde doğal yaşama bırakıldı. Bu sülünler özellikle kahverengi kokarcayla biyolojik mücadelede sağladıkları faydayla öne çıkıyor. "Özel olarak yetiştiriliyor" Doğa Koruma ve Millî Parklar 11. Bölge Müdürü Resul Doğan, Gelemen Sülün Üretim Merkezi'nin kuruluş amacının, Karadeniz kıyı kesimlerinde doğal olarak bulunan Kafkas sülünü popülasyonunun çevresel nedenlerle azalması üzerine türü koruma altına almak olduğunu belirtti. Sülün üretim sürecinin Mart ayında başladığını ifade eden Doğan, yumurtaların kuluçka süreçlerinin ardından civcivlerin büyütme kafesleri ve kapalı kümeslerde bakım gördüğünü, yaklaşık 17–18 haftalık gelişim döneminin sonunda doğal ortama uyum sağlayabilecek düzeye gelen bireylerin planlı şekilde doğaya salındığını aktardı. "Kapasite yıllık 15 bine çıkacak" Merkezin kuruluşundan bugüne kadar yüzbinlerce sülünün doğal yaşama bırakıldığını hatırlatan Doğan, sadece Samsun'da 67 bin 206 adet sülünün doğaya salındığını belirtti. 2026 ve sonrası hedeflere de değinen Doğan, yıllık 15 bin adet üretim kapasitesine ulaşmak istediklerini; mevcut alanın yetersiz kalması nedeniyle faaliyetlerin bakanlık tarafından Terme'de yapımı tamamlanan, yeni sülün üretme merkezine taşınacağını ifade ederek, "Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğümüz yatırım ödenekleri ve DOKAP desteğiyle yapılacak tadilatların tamamlanmasının ardından üretim kapasitesinin yıllık 15 bine adede çıkarılması mümkün olacak" dedi. "Kahverengi kokarca mücadele"€ Sülünlerin ekosisteme katkılarına dikkat çeken Doğan, yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda türün kahverengi kokarcayla beslendiğinin tespit edildiğini, bu nedenle sülünlerin tarım alanlarında zararlı popülasyonunun baskılanmasına doğal bir destek sunduğunu söyledi. Doğan, "Bilindiği üzere Kahverengi kokarca yöremizde fındık arazilerine ve tarım alanlarına ciddi zarar veriyor. Bununla ilgili Tarım ve Orman Bakanlığımız çok ciddi çalışmalar yürütmektedir. Biyolojik mücadele için Konya Selçuk Üniversitesinde ve İstanbul Polenezköy Sülün Üretme İstasyonunda yapılan bilimsel çalışmalar akabinde, bazı denemeler yapılmış ve sülünün kahverengi kokarcayla beslendiği tespitleri yapılmıştır. Sülünler, ekosistemlerin sürdürülebilirliği açısından önemli bir tür olup; böcek, larva, tohum ve çeşitli bitkisel materyallerle beslenmeleri sayesinde doğal dengenin korunmasına destekleyici katkılar sağlamaktadır. Bu kapsamda, özellikle tarımsal üretim alanlarında zararlı organizmaların baskılanmasına yönelik biyolojik mücadele süreçlerine dolaylı katkı sundukları değerlendirilmektedir" diye konuştu. Vatandaşlardan en önemli beklentilerinin doğaya bırakılan sülünlerin avlanmaması, rahatsız edilmemesi ve özellikle üreme ile adaptasyon dönemlerinde yaşam alanlarına müdahale edilmemesi olduğunu belirten Doğan, bu hassasiyetin gösterilmesinin türün doğada kalıcı bir popülasyon oluşturması için büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.