Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Domates

AGRONEWS - Domates haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Domates haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Antalya’da üretim geleneği üç nesildir sürüyor Haber

Antalya’da üretim geleneği üç nesildir sürüyor

Antalya'nın Aksu ilçesine bağlı Boztepe Mahallesi'nde yaşayan Teslime Uçkan, kızı Nebise Tekerek ve torunu Teslime Tekerek, üç kuşaktır seracılıkla uğraşarak hem üretime hem de aile ekonomisine katkı sağlıyor. Yaklaşık 25 yıldır patlıcan üretimi yapan aile, sıcağa rağmen sabahın ilk ışıklarıyla seraya girdiklerini, gün boyu büyük emekle hasat yaptıklarını söyledi. On dönümlük serada üretim yapan aile, patlıcan sezonunun ardından yaylada domates üretimine geçiyor. Nesilden nesile aktarılan üretim kültürüyle çalışan kadınlar, tarımı sadece bir geçim kaynağı değil aynı zamanda yaşam biçimi olarak görüyor. "ÜÇ KUŞAKTIR BU MESLEĞİN İÇİNDEYİZ" Hemşirelik mezunu olduğunu ve atama beklediğini belirten Teslime Tekerek, küçük yaşlardan beri üretimin içinde yer aldığını söyledi. Tekerek, “Anneannem Teslime Uçkan, annem Nebise Tekerek, biz üç kuşaktır sera işi yapıyoruz. Sabah erken saatlerde seraya geliyoruz. Öğlen sıcak artınca kısa bir mola verip yeniden hasada devam ediyoruz” dedi. Patlıcan sezonunun ardından yaylada domates üretimine geçtiklerini anlatan Tekerek, sürekli üretimin içinde olduklarını ifade etti. “EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI BAZEN ALAMIYORUZ” İlk yıllarda sera işinin kendisine zor geldiğini ancak zamanla alıştığını söyleyen Teslime Tekerek, "İnsan kendi işi olunca severek yapıyor. Baba mesleği olduğu için ben de alıştım. Şu anda severek yapıyorum. Eğer atanamazsam çiftçiliğe devam ederim. Şu anda patlıcanın kilosu 15 lira civarında. Ama yaptığımız iş gerçekten çok zor. Sıcak, soğuk demeden çalışıyoruz. Hastalanıyoruz, tozun içinde kalıyoruz. O kadar emek veriyoruz ama emeğimizin karşılığını bazen alamıyoruz. Şu anki fiyat bir ekmek parası bile değil" diye konuştu. “SAĞLIĞIMIZ EL VERDİĞİ SÜRECE ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ” Ailenin en büyüğü olan 67 yaşındaki Teslime Uçkan ise yıllardır üretim yaptıklarını belirterek çalışmayı bırakmadığını söyledi. Kış aylarını Aksu'da, yaz aylarını ise yaylada geçirdiklerini anlatan Uçkan, "Patlıcan topluyoruz, dolama yapıyoruz. Yıllardır bu işi yapıyoruz. Genç çiftçi kadınlara Allah yardımcıları olsun diyorum. Yapacak bir şey yok, mesleğimiz bu" ifadelerini kullandı. Anne Nebise Tekerek de üretimin ailece sürdürüldüğünü belirterek, "Annem, kızım, eşim hep birlikte seracılık yapıyoruz. Üretmeyi seviyoruz. Sağlığımız el verdiği sürece çalışmaya devam edeceğiz. Bu bizim hayatımız oldu" dedi. "TARIM BİR BİLGELİK İŞİDİR" Aileyi ziyaret eden İlçe Tarım Müdürü Dilek Boğatimur ise üç kuşaktır üretim yapan kadın çiftçilerin örnek olduğunu söyledi. Tarımın kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültür olduğuna dikkat çeken Boğatimur, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Boztepe Mahallemizin üç kuşak hanımıyla bir aradayız. Bu hanımlar bana göre bilgeliğe sahip. Çünkü tarım bir bilgelik işidir. Elden ele geçer. Teslime Hanım'dan Nebise Hanım'a, Nebise Hanım'dan genç Teslime'ye geçmiş. Bunu görmek bizi çok mutlu ediyor." Seradaki çalışma şartlarının zorluğuna dikkat çeken Boğatimur, "Şu anda yaklaşık 45 derece sıcaklık var. Bu sıcaklıkta ürünlerin hazırlanıp sofralara ulaşması gerçekten takdir edilesi bir emek. İnsanlar marketten ürünü alırken belki fark etmiyor ama bu işin arkasında çok büyük bir emek var" dedi. "ÜRETMEK HAZ VEREN BİR İŞ" Kadın üreticilerin çalışma azmine hayran kaldığını ifade eden Boğatimur, "Teslime teyzemiz bize ilham veriyor. Enerjik, mutlu ve üretmeye devam ediyor. Üretmek aslında haz veren bir iş. Belki günümüzde unutulan bir duygu ama burada bunu net şekilde görüyoruz" diye konuştu. Genç Teslime'nin eğitimli bir genç olmasına rağmen tarıma değer vermesinin önemli olduğunu belirten Boğatimur, "Bugünün gençlerinden onu farklı kılan şey tarıma olan saygısı ve sevgisi. Bizi güler yüzle karşıladılar. Üretime olan bağlılıklarını görmek çok kıymetli" ifadelerini kullandı.

Türkiye, 3 ürünle dünya şampiyonu: En kaliteli tarım lezzetleri Haber

Türkiye, 3 ürünle dünya şampiyonu: En kaliteli tarım lezzetleri

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2025 verilerine göre; Türkiye, tam 7 stratejik üründe dünya üretiminin zirvesine yerleşerek rakipsizliğini ilan etti. Listenin başında, yabancıların tadına hayran kaldığı ve sofralarından eksik etmediği şu "şampiyon" ürünler yer alıyor: Fındık: Dünya üretiminin yarısından fazlası tek başına Türkiye tarafından karşılanıyor. Yıllık 650 bin tonluk üretimle en yakın rakibi İtalya'ya devasa bir fark atan Türkiye, küresel fındık pazarının hakimi konumunda. Kiraz: Dünyadaki her dört kirazdan biri Türkiye'de yetişiyor. 736 bin tonu aşan üretimiyle Türkiye, Şili ve ABD gibi ülkeleri geride bırakarak liderlik koltuğuna oturdu. İncir: Yıllık 356 bin tonluk üretimle "cennet meyvesi" olarak bilinen incirde Türkiye, dünya birinciliğini kimseye kaptırmadı. Listede Başka Hangi Gurur Tabloları Var? Şampiyonluk sadece bu üç ürünle sınırlı değil. Türkiye; kayısı (750 bin ton), ayva, haşhaş tohumu ve keçiboynuzu üretiminde de dünya genelinde birinci sırada yer alıyor. 22 Ürünle İlk Üçteyiz Türkiye'nin tarımdaki başarısı sadece birinciliklerle sınırlı kalmıyor; toplamda 22 farklı ürünle dünyada ilk üç sırada yer alarak küresel gıda arz güvenliğinin anahtarı haline geldi. İkincilikler: Salatalık ve vişne üretiminde dünya ikincisiyiz. Üçüncülükler: Antep fıstığı, mandalina, şeftali, ıspanak, nohut, elma, karpuz, kavun, zeytin ve domates gibi sofraların vazgeçilmezlerinde dünya üçüncüsü olarak dev pazarlara yön veriyoruz. 38,5 milyon hektarlık tarım alanı ve modern üretim teknikleriyle Türkiye, 2026 yılında da dünyanın "tarım ambarı" olma unvanını başarıyla taşıyor. Yabancı yatırımcıların ve tüketicilerin gözdesi olan bu lezzetler, Türkiye'nin ihracat gücünün en büyük motoru olmaya devam edecek. PEKİ DÜNYANIN EN İYİ BİBERLERİNİ BİLİYOR MUSUNUZ? TÜRKİYE'NİN O BİBERİ LİSTEYE DAMGA VURDU! İşte gastronomi dünyasında taşları yerinden oynatan ve sofralarımızın baş tacı olan o listenin detayları... 20- Shishito / Japonya 3.8 puan 19- Cayenne / Fransa 3.8 puan 18- Jalapeños / Meksika 3.9 puan 17- Scotch Bonnet /Jamaika 3.9 puan 16- Prik kee noo / Tayland 3.9 puan 15- Poblano / Meksika 3.9 puan 14 - Piment d'Espelette / Fransa 4 puan 13- Malagueta / Brezilya 4 puan 12- Kashmiri mirch / Hindistan 4 puan 11- Ancho chile / Meksika 4 puan 10- Chile de arbol / Meksika 4 puan 9- Urfa biberi / Türkiye 4.1 puan 8- Guajillo chile / Meksika 4.1 puan 7- Chipotle / Meksika 4.1 puan 6- Pementos de Padrón / İspanya 4.2 puan 5- Piperiá Florínis / Yunanistan 4.3 puan 4 - Ají panca / Peru 4,3 puan 3- Ají limuzin / Peru 4.3 puan 2- Rocoto biberi / Peru 4.4 puan 1- Aji amarillo / Peru 4.6 puan

Meyve sebze halinde dikkat çeken gelişme Haber

Meyve sebze halinde dikkat çeken gelişme

Antalya ve İstanbul hallerinde işlem gören 10 sebze ve meyvenin fiyatı son bir yılda ortalama yüzde 97 artarken, üreticiye yansıyan artış yalnızca yüzde 36,09’da kaldı. Türkiye’nin üretim üssü Antalya’da fiyatların İstanbul’a kıyasla daha hızlı yükselmesi, hal esnafı ve çiftçi açısından dikkat çeken bir tablo ortaya koydu. Fiyat artışı üreticiye yansımadı Hal fiyatları ile üretici fiyatı arasındaki makasın açılması, fiyat oluşumunun yalnızca arz-talep dengesiyle açıklanamayacağını bir kez daha gözler önüne serdi. Geçen yıl kuraklık ve don nedeniyle rekolte düşerken, bu yıl hava koşullarının iyi seyretmesine rağmen fiyatların yüksek kalması çelişki yarattı. En büyük artış kokteyl domateste Son bir yılda fiyatı en fazla artan ürün kokteyl domates oldu. Antalya halinde geçen yıl 15-38 lira arasında satılan ürün, 20 Nisan itibarıyla 100-220 liraya çıktı. Artış oranı yüzde 567’ye ulaştı. İstanbul halinde ise aynı ürün 60-80 liradan 160-215 liraya yükselirken artış yüzde 169 olarak gerçekleşti. Antalya’da artış daha sert Üretimin merkezi Antalya’da birçok üründe fiyat artışının İstanbul’dan daha yüksek olması dikkat çekti. Normal domates: 10-30 liradan 50-120 liraya çıktı (yüzde 300 artış) İstanbul’da aynı ürün: 35-50 liradan 50-155 liraya yükseldi (yüzde 210 artış) Sivri biberde ise İstanbul Antalya’yı geçti: İstanbul: 45-55 liradan 80-145 liraya (yüzde 164 artış) Antalya: 30-50 liradan 60-110 liraya yükseldi Bazı ürünlerde düşüş var Fiyat artışlarının aksine patates, soğan ve çilekte gerileme yaşandı. Antalya’da patates: 15-23 liradan 10-20 liraya düştüİstanbul’da patates: 17-23 liradan 17-29 lira aralığına geldiHalde file 1000 liraya dayandı 10 üründen oluşan sebze-meyve sepetinin maliyeti İstanbul’da 1000 liraya yaklaştı. Geçen yıl: 383-508 lira Bu yıl: 576-999 lira (yüzde 97 artış) Antalya’da ise aynı sepet: Geçen yıl: 243-462 lira Bu yıl: 443-890 lira (yüzde 93 artış) Antalya halinde yaşanan bu tablo, hem hal esnafı hem de üretici açısından ciddi bir dengesizliğe işaret ediyor. Fiyatlar hızla yükselirken üreticinin aynı oranda kazanamaması, zincirdeki maliyet ve fiyat oluşum süreçlerinin yeniden tartışılmasına neden oluyor.

Antalya’da Sel Zararı 3 Milyar TL’ye Ulaşabilir Haber

Antalya’da Sel Zararı 3 Milyar TL’ye Ulaşabilir

Antalya'da son dönemde art arda yaşanan sel, hortum ve fırtına nedeniyle birçok bölgede özellikle sera alanlarında büyük zarar oluştu. 14 bin hektar alanda zarar meydana geldiğini belirten Ziraat Mühendisleri Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, "Şu ana kadar hasar tespiti yapılan sera ve bahçelerdeki maddi zarar 1 milyar TL, 500 milyon TL de TARSİM ekiplerinin tespiti var. Bu 14 bin hektarlık alandaki hasar tespitleri henüz tamamlanmadı ve devam ediyor. Toplamda 3 milyar TL'yi bulacağını tahmin ediyoruz" dedi. Antalya'nın örtü altı tarımın yoğun olduğu Kaş, Demre, Kumluca, Finike, Kemer, Serik, Aksu, Manavgat, Alanya ve Gazipaşa gibi ilçelerinde geçen bir ayda çeşitli zamanlarda yaşanan şiddetli yağış, fırtına, hortum ve sel felaketleri nedeniyle ciddi miktarda zarar oluştu. Birçok seranın yıkıldığı ve plastik örtülerinin yırtıldığı felaket sonrasında hem seralar hem içindeki biber ve domates gibi ürünler zarar gördü. Ziraat Mühendisleri Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, seralar ve bahçelerde oluşan hasar boyutlarıyla ilgili çok hızlı çalışmalar yapıldığını belirterek, "Bir yandan tarım eksperleri, diğer yandan Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüz hasar tespiti çalışmalarına katıldı. Oldukça yaygın ve geniş bir sahada hasarımız var. Bunların bir kısmı sera, bir kısmı da açık. 2 bin 519 çiftçimizin 14 bin hektar alanında hasar belirlendi. Şu ana kadar hasar tespiti yapılan sera ve bahçelerdeki maddi zarar 1 milyar TL, 500 milyon TL de TARSİM ekiplerinin tespiti var. Bu 14 bin hektarlık alandaki hasar tespitleri henüz tamamlanmadı ve devam ediyor. Toplamda 3 milyar TL'yi bulacağını tahmin ediyoruz" dedi. “Bazı seralar girilebilecek halde değil” Sel basan seralara yoğun çamur nedeniyle girilemediğinden hasar tespitlerinin tamamlanamadığını aktaran Ebru Kaçın, "Ekipler sel, su baskını yaşanan seralarda hasar işlemlerini tamamlamadılar, gün veriyorlar. Çünkü bazı seralar girilebilecek halde değil henüz. Girdiğimiz zaman batabiliriz. O yüzden hasar çalışmasını sağlıklı yapabilmek adına TARSİM eksperleri hasarlarını henüz tamamlamadı. 20- 25 gün daha sürer. Tamamladıkları zaman ortaya daha net rakamlar çıkacaktır. Tabii il genelindeki bu zararın sebebi tek yağış değil, 3- 4 seferde çok yüksek miktarda yağış aldık" diye konuştu. Sele maruz kalan ürünler hastalandı Sel suları nedeniyle yoğun yağış alan seralardaki bitkilerin öldüğü ve hastalandığını kaydeden Ebru Kaçın, "Yoğun su baskını olan yerlerde patojenler bitkiyi etkiliyor ve hastalık başlıyor. Örneğin domateste kirpiklerine kadar çıkan bir hastalık zararı söz konusu. Bu ürünlerin artık pazar değeri oldukça düştü. İhracata gitme şansı hiç yok. Raf ömrünü kaybetti. Şu saatten sonra bu ürünler ancak salçalık olarak değerlendirilebilir" dedi. Su tahliye desteği talebi Sel felaketlerinde suların çok hızlı şekilde tahliyesinin önemli olduğuna işaret eden Kaçın, TARSİM'den sigortanın bir kısmının sel, su baskını hasarı gerçekleştikten sonra üreticiye bedel olarak ödenmesinin tekrar değerlendirilmesini istiyoruz. Çünkü sel, su baskını girdikten sonra bu suyun hızlı bir şekilde seradan ve alandan uzaklaştırılması gerekir. Bunun için üretici hızlı bir şekilde tekrar işçilik yapıyor. Pompa buluyor, bir şekilde o suyu, betonu kırıyor, bir şekilde o suyu oradan uzaklaştırıyor. Bunun için de TARSİM'den kapsamını geliştirmesini istiyoruz" diye konuştu. “Suyun çok kaldığı noktalarda ağaçlarım öldü” Aksu ilçesi Karaçalı bölgesinde serada domates üretimi yapan çiftçi İsa Rüzgar, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kayıtlı TARSİM sigortalı üretim yaptığını belirterek, "O gün sabah 07.00 sıralarında geldik. Seranın baş tarafı kanal, etrafı komple çevre betonu ve su yükselmeye başladı. Kanallarımız işlenmediği için su yükseldi. Önlem aldık, kapıların ağzını doldurduk, şişirdik. Su yükseldi de yükseldi. Bir süre sonra komple girdi. Betona kadar su çıktı. Ondan sonra 5 su motoru kurdum. 24 saatte suyu tahliye ettim. Tam 24 saatte. Suyun çok kaldığı noktalarda ağaçlarım öldü. Sonrasında daha çok zorlandık. 11 kişi, 12 kişi ilaç attık. Mecbur toplamak zorundaydım. Bir şey vereceğinden değil de mecbur emeğimi almak lazımdı. Bu ürünler çöp. İçinde sağlam kalan ağaçlar da var ama el arabası gitmiyor hiçbir şekilde. 80- 100 metre omuzda tek tek getiriyoruz" dedi.

Sürdürülebilir Tarımda 25 Yıllık Deneyim: Sibel Elbir Haber

Sürdürülebilir Tarımda 25 Yıllık Deneyim: Sibel Elbir

Ziraat mühendisi olarak 25 yıldır tarımda sürdürülebilirlik için çalıştığını belirten Sibel Elbir, 10 yıl önce kurduğu Canbel Tarım Ürünleri ve Danışmanlık şirketiyle üreticiler ile markalar ve ihracatçılar arasında sürdürülebilir bağlar kurduğunu söyledi. Elbir, şirketin, 10 yılda 25 şehirde 23 bin kişiye eğitim verdiğini, çiftçilerin 5 bin iyi tarım sertifikası, 7 bin 800 sürdürülebilir tarım standardı belgesi almasını sağladığını bildirdi. Teknik danışmanlık yaptığı dönemde üreticilerin ne üreteceklerine bir türlü karar veremediklerini gördüğünü ifade eden Sibel Elbir, “Bunun sonucunda da ya çok kazanıyorlardı ya da hiç kazanamıyorlardı. Çok kazandıran bir ürün bir sonraki sene zarar ettirebiliyordu. Bir standartta üretim yapmak karar mekanizmasını geliştiriyor. O yüzden 2016’da bu konuda çalışmak üzere kendi şirketimi kurdum. Sürdürülebilir tarım üzerine çalışıyoruz. İşimiz sertifikasyon danışmanlığı, sürdürülebilirlik ya da sera gazı raporlamasıyla sınırlı değil. Bunlar var ama aynı zamanda sistem kuruyoruz. Yani tedarik zincirinde bir yönetim sistemi oluşturup onun çalışır halde devamlılığını sağlamaya çalışıyoruz. Sertifikalar ve denetimler bunların ne kadar doğru olduğunu, uyup uymadığını kanıtlayan kısımlar” dedi. Sürdürülebilirlik biraz da markaların, büyük firmaların çiftçiye biraz daha yaklaşabilmesi ve üretimin sürekliliği için çıktığını anlatan Elbir, “Marka ‘ne kadar sürdürülebilir’ diye soruyor, market ‘ne kadar güvenli’ diye soruyor, çiftçi ‘ben kaça satacağım, ne kadar kar edeceğim’ diye soruyor. Büyük marketler doğrudan çiftçiyle çalışmanın yollarını arıyorlar. Bunlar da sürdürülebilirlik projeleri ile mümkün olabiliyor. Biz bu tarz projelerin kurulumunu yapıp yönetiyoruz ya da kurulmuş olan projelerin yönetimini, raporlamalarını yapıyoruz” diye konuştu. “3 bine yakın çiftçi ile çalışıyoruz” Klasik danışmanlıktan biraz daha farklı bir sistemlerinin olduğunu dile getiren Elbir, “Müşterilerimiz bize daha çok referans yoluyla geliyorlar. Çalıştıkları üreticilerin belirli standartlara uygun üretim yapar hale getirilmesini istiyorlar. Daha çok tekstil ve gıda tedarik zincirleri ile çalışıyoruz. 37 firmaya hizmet veriyoruz. Bunların ürün aldığı 3 bine yakın çiftçimiz var. Yüzde 60’ı pamuk olmak üzere patates, turunçgiller, elma, kışlık sebzeler, baharat, kornişon, domates, pırasa gibi çok çeşitli ürünlere yönelik hizmet veriyoruz” dedi. Şimdiye kadar 25 ilde bin 75 eğitim programı düzenlediklerine dikkat çeken Sibel Elbir, “5 bin 25 tarım işçisine, 18 bine yakın çiftçiye eğitim verdik. 5 bin iyi tarım sertifikası, 7 bin 800 sürdürülebilir tarım standardı uyguladığımız çiftçi var. Türkiye geneline hizmet sunuyoruz. Gitmediğimiz Karadeniz bölgesi ve İstanbul çevresi kaldı. Şirkette 4 kişiyiz ama dışarıdan aldığımız hizmetlerle bu rakam çok artıyor. Şehir dışında bize hizmet veren arkadaşlarımız var” diye konuştu. Sundukları hizmetler sayesinde çiftçilerin risk analizi ve risk yönetimi yapabildiklerini söyleyen Elbir, “Çünkü biz sadece onların evraklarını tamamlayıp geçmiyoruz. Yılı gözden geçirme toplantıları yapıyoruz, karar vermelerini sağlıyoruz. Tarımda dört dörtlük bir karar mümkün değil. Çünkü su, genel ekonomi, doğal afetler gibi pek çok etken var. Yine de daha bilinçli bir üretim kararı vermelerine destek oluyoruz. Tarımdaki en büyük sorunlardan biri doğru veri. Biz üretim alanları, girdi maliyetleri, işçi ücretleri, karlılıklar, şehirlere ve bölgelere göre farklılıklar gibi doğrulanabilir veriler topluyoruz. Üretim modelleri, dijitalleşme gibi konularda çalışmalar yapıyoruz. Üretici ile markalar ve ihracatçılar arasında sürdürülebilir bağ kuruyoruz” dedi. "Mayıs ayında zirve düzenleyeceğiz" Bu yıl Tarladan Dünyaya Dönüşüm ismiyle iki günlük bir zirve düzenleyeceklerini anlatan Sibel Elbir, “Tarlayı değiştirmeden tarımda hiçbir şeyi değiştiremeyiz. Bu yıl 13-14 Mayıs tarihlerinde gerçekleştireceğimiz zirvenin ana teması pamukta dönüşüm olacak. Her yıl yapıp farklı bir konuyu işleyeceğiz. Zirvede çoğu üretici olmak üzere yurt içi ve yurt dışından katılımcılar olacak. Benim hayalim Türkiye’nin sürdürülebilirlikte yazılmış standartlara uyan değil, o standartları koyan bir ülke olması” diye konuştu.

Antalya Hallerinde Aralık Ayı Domates, Meyve Ve Sebze Endeksleri Açıklandı Haber

Antalya Hallerinde Aralık Ayı Domates, Meyve Ve Sebze Endeksleri Açıklandı

Antalya Ticaret Borsası, 2025 yılı Aralık ayına ilişkin hal endekslerini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, meyve ve sebzeye ait işlem miktar ve fiyat endeksleri, hem bir önceki aya hem de geçen yılın aynı ayına göre farklı yönlerde değişim gösterdi. Buna göre, domates miktar endeksi yıllık bazda yüzde 4,94 artarken, fiyat endeksi yüzde 16,04 yükseldi. Meyvede işlem miktarı yıllık yüzde 10,34 azalmasına rağmen, fiyat endeksi yüzde 50,96 artış gösterdi. Sebzede ise işlem miktar endeksi yıllık yüzde 19,81 artarken, fiyat endeksi yüzde 7,34 oranında geriledi. Aylık bazda miktar arttı Aralık ayında miktar endeksi aylık bazda domateste yüzde 5,21, meyvede yüzde 4,59 ve sebzede yüzde 2,61 artış kaydetti. Yıllık bazda ise domates ve sebzede artış görülürken, meyvede azalış yaşandı. Aralık ayı yıllık miktar endeksleri domates ve meyvede ortalama seviyelerde, sebzede ise ortalamanın üzerinde gerçekleşti. Yıllık fiyat endeksleri domates ve meyvede ortalama civarında, sebzede ise ortalamanın altında kaldı. Miktar-fiyat dengesi dikkat çekti Aralık ayında domates fiyat endeksi yıllık bazda yüzde 16,04 artış gösterdi. Bu artış, işlem miktarındaki yüzde 4,94’lük artışa rağmen gerçekleşti. Meyvede ise işlem miktarındaki yıllık yüzde 10,34’lük düşüş, fiyat endeksinin yüzde 50,96 oranında yükselmesinde etkili oldu. Sebzede yıllık bazda işlem miktar endeksinin yüzde 19,81 artmasına karşılık, fiyat endeksinin yüzde 7,34 düşmesi, arz artışının fiyatları baskıladığını ortaya koydu. Son yedi yıl ortalamasıyla karşılaştırma Son yedi yılın aralık ayı verileri dikkate alındığında, domates, meyve ve sebzede satış miktar endekslerinin ortalama civarında seyrettiği görüldü. Aynı dönemde domates fiyat endeksi ortalamanın üzerinde gerçekleşirken, meyve ve sebze fiyat endeksleri ortalama seviyelerde kaldı. Aylık bazda dikkat çeken değişimler Aralık ayında domates işlem miktar endeksi aylık yüzde 5,21 artarken, işlem fiyat endeksi yüzde 49,75 yükseldi. Bu artış, son yedi yılın aralık ayları içinde işlem miktarında dördüncü, işlem fiyatında ise ikinci en büyük artış olarak kaydedildi. Meyvede işlem miktar endeksi aylık yüzde 4,59 artış gösterirken, işlem fiyat endeksi yüzde 4,48 düşüş yaşadı. Bu sonuçla, işlem miktarı son yedi yılın aralık ayları içinde altıncı en büyük artış, işlem fiyatı ise ikinci en büyük azalış olarak kayıtlara geçti. Sebzede ise aralık ayında işlem miktar endeksi aylık yüzde 2,61, işlem fiyat endeksi ise yüzde 39,72 arttı. Son yedi yılın aralık ayları dikkate alındığında, sebzede işlem miktarı beşinci en büyük artış, işlem fiyatı ise ikinci en büyük artış olarak gerçekleşti.

Osmangazi Belediyesi, Ata Tohumlu Sebzeler Kent Lokantası’nda Haber

Osmangazi Belediyesi, Ata Tohumlu Sebzeler Kent Lokantası’nda

Osmangazi Belediyesi iştiraki Gazi Tarım A.Ş. tarafından ata tohumundan kimyevi gübre ve tarım ilacı kullanılmadan üretilen sebzelerden yapılan yemekler Kent Lokantası’nda uygun fiyatla vatandaşlara sunuluyor. Osmangazi Belediyesinin tarımsal kalkınmanın desteklenmesi ve kentin üretim potansiyelinin arttırılması hedefiyle kurduğu Gazi Tarım A.Ş, mayısta yapılan protokol çerçevesinde Osmanlı döneminden bu yana tarım sektörüne önemli katkılar sunan Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde 10 dönümlük bir alanda deneme üretimlerine başladı. Burada yerel tohum çeşitlerinin üretilip vatandaşlara sunulması, geliştirilmesi ve korunması amacıyla çalışmalar yürüten Gazi Tarım, ürettiği doğal sebzelerin de Kent Lokantası mutfağına gönderiyor. Kent lokantasına yaz aylarında domates ve patlıcan gönderen Gazi Tarım, kış mevsiminde pırasa ve ıspanak tedarik ediyor. Gazi Tarım A.Ş. Genel Müdürü Arca Atay, liseyle işbirliği içinde iyi tarım uygulamalarıyla sebze ürettiklerini belirterek, öğrencilerin de pratik eğitimine destek olduklarını anlattı. Yanmış hayvan gübresi kullandılar tarım ilacın damlasını sokmadılar Atay, 10 dönümlük bir arazide üretim yaptıklarını ifade ederek, şunları söyledi: "10 dönümde domates, biber, karpuz, kavun, mısır, patlıcan, kabak, bezelye, ıspanak gibi 110 çeşit bitkinin deneme üretimlerini yapıyoruz. Toprak çok güzel ve verimli. Buradaki üretimimizin en önemli kısmı, herhangi bir kimsayal kullanılmıyor olması. Kimyevi gübre ve tarım ilacı kullanmadık. Yanmış hayvan gübresi kullanıyoruz. Böcekler için ilaç hiç kullanmadık, herhangi bir mücadele yapmadık. Çünkü bir ekosistem var ve bu ekosistem içinde bilindiği üzere böcekler varsa onları tüketen diğer böcekler de var. Tarım ilacı kullanırsanız hepsini öldürüyorsunuz. Bırakırsanız onlar birbiriyle mücadele ediyor, doğa dengesini buluyor." Üretimi yerel tohumlarla yaptıklarına dikkati çeken Atay, "Bunların standart üretimi vardır ama lezzetli ürün verir. Hibrit kadar verimli değildir ancak 30 yıl önceki domates gibi kokar, 30 yıl önceki salatalık ya da biber gibi lezzetli olur. Bizim Kent Lokantası'na gönderdiğimiz ürünlerle yapılan yemeğin lezzeti o yüzden farklı oluyor. Doğal üretiliyor evet ama yemeğinde o yıllar öncesinin tadını bulabiliyor insanlar" dedi. Kış sebzelerine ıspanak ile başladıklarını ve şimdi pırasa göndereceklerini anlatan Atay, "Salı günü pırasa yemeği çıkacak. Sonra yine ıspanak devam edecek. Eski lezzette ev yemeğini özleyenleri bekleriz. Bakla ve bezelyelerimiz yetişiyor, baharda ata tohumundan ürettiğimiz bu ürünlerimiz Kent Lokantası'nda olacak" ifadesini kullandı. Günlük bine yakın kişi yemek yiyor Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ise menüsünde zeytinyağlılar, et yemekleri, çorbalar ve tatlılar gibi farklı seçenekler bulunan Kent Lokantası'nda günlük bine yakın kişinin yemek yediğini belirterek, yöresel malzemelerle hazırlanan yemeklerin lezzetli ve uygun fiyatlı olduğunu aktardı. Aydın, Bursa'nın kalbinde, tam ortasında kalan Osmanlı mirası verimli topraklarda yetiştirilen sebzelerin ata tohumundan üretildiğini kaydederek, "Sağlıklı üretim yapıyoruz. Kimsayal kullanılmayan doğal sebzeler. İnsanlar da lezzetini özlediği tatları uygun fiyata tüketsin istiyoruz. Ev yemeği tadında, ata tohumunun sunduğu eskiye özlemi gideriyoruz. " diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.