Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomi

AGRONEWS - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KGF, Güneydoğu Avrupa Fonu ile iş birliğine gitti Haber

KGF, Güneydoğu Avrupa Fonu ile iş birliğine gitti

Protokol kapsamında, EFSE'nin, Türkiye'de bazı bankalar aracılığıyla yaklaşık 100 milyon euroluk kaynak sağlaması ve bu kaynağın "yeşil liste" kriterlerine uygun olarak tarım işletmelerine kullandırılması öngörülüyor. Kredi Garanti Fonu (KGF) çiftçi ve tarımsal işletmelerin finansmana erişimini güçlendirmek amacıyla işbirliği yaptı. "Sürdürülebilir Tarım Finansmanı İçin Güç Birliği Protokolü", TOBB İkiz Kuleler'de düzenlenen programla imzalandı. KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt, imza töreninde yaptığı konuşmada, yeşil liste oluşması ve tarımın bu yöntemle desteklenmesi konusunda ciddi adımlar attıklarını söyledi. Tarımdaki yeşil listenin daha önce Türkiye'de uygulanmış yöntem olmadığına dikkati çeken Kurt, "Bu, bizim hem uluslararası fonlara erişmemiz hem Türkiye'deki tarımın kalkındırılması hem sürdürülebilir tarımda israfı engelleyen, daha verimli tarım için katkı sağlayacağını ve anahtar olacağını düşündüğümüz proje" dedi. Kurt, şu an itibarıyla Tarım Kefalet Programı'nı açtıklarını, burada yaklaşık 30 milyar liralık limitin 10 bankaya tahsis edildiğini belirterek, sürdürülebilirliğin bambaşka pencere olarak önlerinde durduğunu dile getirdi. "Çiftçilerimize daha uygun şartlarla kredi verilebilecek" Projenin önemine işaret eden Kurt, şöyle konuştu: "Bu sürdürülebilir yeşil liste sayesinde Türkiye'deki bankalar uluslararası finansa erişim sağlayacak, daha uygun kaynak maliyetiyle çiftçilerimize daha uygun şartlarla kredi verebilecek. Sürdürülebilirlik noktasında farklı programlar yapmak için çalışıyoruz. Güçlü bir şekilde de bunları yapacağız. Sadece tarım tarafında değil, inşallah önümüzdeki günlerde sanayinin yeşili, karbon emisyonlarının azaltılması gibi konularda da yeni tanıtımlarımız olacak." "Türkiye tarım sektörü için oluşturacağı fırsatları görüyoruz" EFSE Portföy Yöneticisi Jasminka Begert, sürdürülebilir tarımı teşvik ettikleri bu projenin kendileri açısından özel öneme sahip olduğunu belirterek, bu kapsamda KGF ile işbirliği yapmaktan gurur duyduklarını ifade etti. Begert, sürdürülebilir tarımın finansmanını desteklerken KGF ile ortak bir vizyonu paylaştıklarını dile getirerek, "Uygulamayı hedeflediğimiz aksiyonların aciliyetinin yanı sıra Türkiye tarım sektörü için oluşturacağı fırsatları da görüyoruz. Bu hedef doğrultusunda, sürdürülebilir tarımı doğru şekilde finanse edebilmek için hem KGF'nin hem de programa katılacak bankaların teknik kapasitesini geliştirmeyi, bu şekilde çiftçilerin daha iklim akıllı, sürdürülebilir ve verimli üretimini desteklemeyi amaçlıyoruz." dedi. Konuşmaların ardından KGF Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen ile EFSE Portföy Yöneticisi Begert işbirliği protokolünü imzaladı. 100 milyon euro kaynak öngörülüyor Protokol kapsamında, EFSE'nin, Türkiye'de bazı bankalar aracılığıyla yaklaşık 100 milyon euroluk kaynak sağlaması ve bu kaynağın "yeşil liste" kriterlerine uygun olarak tarım işletmelerine kullandırılması öngörülüyor. KGF'nin ise bu kredilere eşlik edecek kefalet ürünü tasarlayarak, özellikle teminat yetersizliği yaşayan işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştırması hedefleniyor. Geliştirilecek Pilot Sürdürülebilir Tarım Kefalet Programı ile işletme sermayesi ve yatırım kredilerine yönelik kısmi kredi garantileri sağlanacak. İklim dostu teknolojiler, kaynak verimliliği ve çevresel sürdürülebilirliği destekleyen tarımsal faaliyetler teşvik edilecek. Yeşil liste kriterleri hem kredi hem de kefalet süreçlerine entegre edilerek standartlaştırılmış sürdürülebilir tarım finansmanı yaklaşımı oluşturulacak. Ayrıca, işbirliği kapsamında KGF'ye özel teknik destek programı kurgulandı. Program çerçevesinde KGF'nin kefalet ürününün tasarımı ve operasyonel süreçleri geliştirilecek. Yeşil liste KGF'nin Portföy Garanti Sistemi'ne entegre edilecek. "Yeşil liste" sürdürülebilir tarımsal faaliyetler ve yatırımlar olarak da biliniyor. Listede, protein bitkilerinin üretimi, tarımsal girdilerin verimliliği, su verimliliği, sıfır toprak işleme, organik üretim, arıcılık, döngüsel tarım, sürdürülebilir hayvancılık ve su ürünleri yetiştiriciliği gibi başlıklar yer alıyor.

Diyarbakır Mezopotamya Tarım ve Hayvancılık Fuarı’na yoğun ilgi Haber

Diyarbakır Mezopotamya Tarım ve Hayvancılık Fuarı’na yoğun ilgi

Diyarbakır'da düzenlenen 17. Mezopotamya Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Diyarbakır Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'nde 21 Nisan'da başlayan 17. Mezopotamya Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı'nda 300 marka ve 120 firma stant açtı. İki bölümden oluşan fuarın gıda kısmında kahvaltılık ürünler, soslar ile çeşitli yiyecek ve içecekler yer alırken, tarım bölümünde traktörler, tarım dronları ve tarla ekipmanları sergileniyor. Geçen yıl 126 bin kişinin ziyaret ettiği fuara bu yıl 185 binden fazla kişinin katılması bekleniyor. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Erdal Avşar, fuarla ilgili yaptığı açıklamada, "Amacımız, tarımın daha da gelişmesi ve çiftçilerimizin teknolojiyle buluşmasını sağlamak. Özellikle dron teknolojileri ve traktörlere entegre edilen yeni sistemler fuarımızda dikkat çekiyor. Toplamda 300 marka ve 120 firmanın katılımıyla fuarımız gerçekleşiyor. Bu yıl yağışların bol olduğu bir dönemden geçiyoruz. Umarım fuarımızla birlikte çok daha verimli bir yıl olur. Geçtiğimiz yıl fuarımızı 126 bin ziyaretçi ziyaret etti. Bu yıl ise 180 bin ziyaretçi bekliyoruz. Fuarımızın başta çiftçilerimiz olmak üzere, üreticilerimiz ve tarım sektöründe faaliyet gösteren tüm firmalar için hayırlı olmasını diliyorum. Tüm bölge insanını, özellikle Diyarbakırlı hemşehrilerimizi fuarımıza davet ediyoruz. Fuarımız 2125 Nisan tarihleri arasında her gün sabah 09.00'dan akşam 17.00'ye kadar ziyaretçilere açıktır" dedi.

Kuveyt Türk, tarım için 100 milyar liralık finansman hedefliyor Haber

Kuveyt Türk, tarım için 100 milyar liralık finansman hedefliyor

Kuveyt Türk'ün tarım sektörüne özel çözüm ve hizmetleriyle ekosisteme katkı sağlamaya devam ettiği bildirildi. Bu kapsamda banka, 2026'da çiftçilere yönelik ürün ve hizmetleriyle tarım sektörüne 100 milyar lira finansman sağlamayı hedefliyor. Kuveyt Türk KOBİ Bankacılığından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Abdurrahman Delipoyraz, tarımı yalnızca üretimin değil, Türkiye'nin gıda güvenliğinin, kaynak verimliliğinin ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmasının stratejik alanlarından biri olarak gördüklerini belirtti. Delipoyraz, çiftçilerin sezonluk nakit akışına uygun finansman çözümleriyle dijitalleşme ve sahada erişim kolaylığı sağlayan modelleri önceliklendirdiklerini vurgulayarak, "2025'te tarıma sağladığımız finansmanı yüzde 100 oranında artırdık. 2024'te 25 milyar lira olan fon büyüklüğümüzü 50 milyar liraya çıkardık. 2026'da ise fon büyüklüğümüzü 100 milyar liraya çıkararak güçlü büyümemizi ve tarım sektörüne desteğimizi sürdürmeyi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı. Bu yıl itibarıyla 61 bin çiftçi müşterileri bulunduğuna dikkati çeken Delipoyraz, Uzaktan Müşteri Edinimi ve dijital yenilikleri yardımıyla 100 bin çiftçi müşterilerine hizmet sunmayı hedeflediklerini aktardı. Bu kapsamda daha fazla çiftçiye ulaşmak için Konya Tarım Fuarı'nın kendileri için özel bir buluşma olduğuna işaret eden Delipoyraz, şunları kaydetti: "Fuar süresince çiftçilerimize sunduğumuz özel avantajlarla Kuveyt Türk ürünleriyle buluşmalarını sağladık. Bu kapsamda Geleceğin Süper Bankacıları (GSB) ekiplerimiz, yerinde kimlik doğrulama desteğiyle müşterilerimize hızlı ve güvenli hesap açılışı gerçekleştirdi. Bunun yanı sıra avantajlı kar payı oranları, indirimler, kampanyalar ve Self Nokta çözümümüzle müşterilerimizin ürün ve hizmetlerimizi deneyimlemelerini sağladık. Önümüzdeki dönemde de bu ürünlerimizle daha fazla çiftçimize ulaşacağız."

Niğde’de tarım teknolojisinde yapay zeka dönemi Haber

Niğde’de tarım teknolojisinde yapay zeka dönemi

Niğde Valisi Nedim Akmeşe, tarımın artık sadece kas gücüyle değil; bilgi, teknoloji ve veriyle yönetilen stratejik bir alan olduğunu belirterek, az kaynakla fazla üretim hedefine teknolojiyi etkin kullanarak ulaşılacağını vurguladı. Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME) Başkanı Abdulkadir Karagöz, otonom sistemlerin verimlilik üzerindeki çarpıcı etkisini verilerle paylaştı. Karagöz, “Yapay zekaya dayalı otonom çiftlikte inek başına yılda 14 ton süt üretimi var. Türkiye ortalaması olan 2 tonu 10 tona çıkardığımızda, 20 milyon ton sütü 10 milyon yerine 2 milyon inekle üretebiliyoruz. Biz; dişi sperma kullanan, embriyo transferi yapan, yapay zekaya dayalı bu teknolojik atılımları yönetebilecek genç arkadaşlarımız olsun istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Üniversitelerle imzalanan protokoller kapsamında kurulacak otonom çiftliklerin birer eğitim merkezine dönüşeceğini belirten Karagöz, dijital tarıma yönelmek isteyen gençlere 15 ila 30 günlük sertifikalı ve ücretsiz eğitimler verileceğini duyurdu. Bu tesisler sayesinde gençlerin modern teknolojileri kullanarak tarımsal üretimi bilgisayar ve telefonları üzerinden yönetebilmeleri hedefleniyor. Türkiye'nin tarımsal hasılasını son 20 yılda 3 kat artırarak 75 milyar dolara çıkardığına dikkat çeken Karagöz, gıda ve hayvancılık ihracatının 35 milyar dolara ulaştığını hatırlattı. Küresel krizler ve pandemi döneminde gıda güvenliğinin öneminin anlaşıldığını belirten Karagöz, “Bugün bizim kendi kendine tam manasıyla yeten, tam bağımsız bir gıda, tarım ve hayvancılık ekosistemine ihtiyacımız var. Gençlerimiz modern teknolojileri kullanmak suretiyle bu tam bağımsızlık yolunda işi üstlenecekler.” diyerek sözlerini tamamladı.

Meyve sebze halinde dikkat çeken gelişme Haber

Meyve sebze halinde dikkat çeken gelişme

Antalya ve İstanbul hallerinde işlem gören 10 sebze ve meyvenin fiyatı son bir yılda ortalama yüzde 97 artarken, üreticiye yansıyan artış yalnızca yüzde 36,09’da kaldı. Türkiye’nin üretim üssü Antalya’da fiyatların İstanbul’a kıyasla daha hızlı yükselmesi, hal esnafı ve çiftçi açısından dikkat çeken bir tablo ortaya koydu. Fiyat artışı üreticiye yansımadı Hal fiyatları ile üretici fiyatı arasındaki makasın açılması, fiyat oluşumunun yalnızca arz-talep dengesiyle açıklanamayacağını bir kez daha gözler önüne serdi. Geçen yıl kuraklık ve don nedeniyle rekolte düşerken, bu yıl hava koşullarının iyi seyretmesine rağmen fiyatların yüksek kalması çelişki yarattı. En büyük artış kokteyl domateste Son bir yılda fiyatı en fazla artan ürün kokteyl domates oldu. Antalya halinde geçen yıl 15-38 lira arasında satılan ürün, 20 Nisan itibarıyla 100-220 liraya çıktı. Artış oranı yüzde 567’ye ulaştı. İstanbul halinde ise aynı ürün 60-80 liradan 160-215 liraya yükselirken artış yüzde 169 olarak gerçekleşti. Antalya’da artış daha sert Üretimin merkezi Antalya’da birçok üründe fiyat artışının İstanbul’dan daha yüksek olması dikkat çekti. Normal domates: 10-30 liradan 50-120 liraya çıktı (yüzde 300 artış) İstanbul’da aynı ürün: 35-50 liradan 50-155 liraya yükseldi (yüzde 210 artış) Sivri biberde ise İstanbul Antalya’yı geçti: İstanbul: 45-55 liradan 80-145 liraya (yüzde 164 artış) Antalya: 30-50 liradan 60-110 liraya yükseldi Bazı ürünlerde düşüş var Fiyat artışlarının aksine patates, soğan ve çilekte gerileme yaşandı. Antalya’da patates: 15-23 liradan 10-20 liraya düştüİstanbul’da patates: 17-23 liradan 17-29 lira aralığına geldiHalde file 1000 liraya dayandı 10 üründen oluşan sebze-meyve sepetinin maliyeti İstanbul’da 1000 liraya yaklaştı. Geçen yıl: 383-508 lira Bu yıl: 576-999 lira (yüzde 97 artış) Antalya’da ise aynı sepet: Geçen yıl: 243-462 lira Bu yıl: 443-890 lira (yüzde 93 artış) Antalya halinde yaşanan bu tablo, hem hal esnafı hem de üretici açısından ciddi bir dengesizliğe işaret ediyor. Fiyatlar hızla yükselirken üreticinin aynı oranda kazanamaması, zincirdeki maliyet ve fiyat oluşum süreçlerinin yeniden tartışılmasına neden oluyor.

Balon balığına darbe: 50 milyonluk zarar engellendi Haber

Balon balığına darbe: 50 milyonluk zarar engellendi

Antalya başta olmak üzere Akdeniz ve Ege kıyılarında hızla yayılan istilacı balon balığına karşı yürütülen mücadelede önemli sonuçlar elde edildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteklediği avcılık çalışmaları kapsamında 2025 yılı sonuna kadar yüz binlerce balık avlanarak, türün çoğalmasının önüne geçildi. Geçen yıl rekor av Balon balığıyla mücadelede en dikkat çekici sonuç 2025 yılında ortaya çıktı. Balıkçılar yalnızca geçen yıl 291 bin 547 balon balığı yakaladı. Bu sayede yaklaşık 21 milyon 866 bin yeni balığın ekosisteme dahil olması engellendi. Böylece son yılların en yüksek av miktarına ulaşıldı. 6 yılda 50 milyonluk etki 2020 yılında başlatılan teşvik uygulamasıyla 2025 sonuna kadar toplam 665 bin 41 balon balığı avlandı. Yapılan hesaplamalara göre bu avcılık faaliyetleri sayesinde yaklaşık 50 milyon balığın deniz ekosistemine girişi engellendi. Uzmanlar, bu rakamın ekosistemin korunması açısından kritik olduğunu vurguluyor. Yıllara göre artış dikkat çekti Veriler, mücadelede özellikle son yıllarda ciddi bir ivme yakalandığını ortaya koydu. 2020: 46 bin 192 balık 2021: 9 bin 886 balık 2022: 48 bin 193 balık 2023: 79 bin 703 balık 2024: 189 bin 520 balık 2025: 291 bin 547 balık Her yıl artan av miktarıyla birlikte engellenen balık sayısı da katlanarak yükseldi. Teşvikler devam ediyor Bakanlık, balon balığının popülasyonunu kontrol altında tutmak için 2026 yılında da desteklemeye devam ediyor. Buna göre benekli balon balığı (Lagocephalus sceleratus) için 100 bin adede kadar kuyruk başına 35 lira, diğer türler için ise 200 bin adede kadar 10 lira ödeme yapılacak. Ekonomiye kazandırılacak Zehirli olması nedeniyle tüketimi mümkün olmayan balon balığının, ilaç, deri ve tekstil sektörlerinde değerlendirilerek ekonomiye kazandırılması için çalışmalar sürüyor. Ruhsatlı ve donanımlı balıkçı tekneleri aracılığıyla yürütülen avcılık faaliyetlerinin önümüzdeki dönemde de artırılması hedefleniyor.

Tarlada veda: Üreticinin en çok bıraktığı tarım ürünü hangisi? Haber

Tarlada veda: Üreticinin en çok bıraktığı tarım ürünü hangisi?

Türkiye genelinde ekiliş alanları en çok daralan ürünleri ve üreticinin yeni rotasını analiz ediyoruz.Pamuk ve şeker pancarında alan daralması Son yılların tarımsal verileri incelendiğinde, "beyaz altın" olarak bilinen pamuk ve sanayi bitkilerinin başında gelen şeker pancarı, ekim alanlarında en çok dalgalanma yaşayan ve yer yer terk edilen ürünlerin başında geliyor. Özellikle Ege ve Çukurova bölgelerinde bir dönemin vazgeçilmezi olan pamuk, yüksek gübre ve ilaç maliyetlerinin yanı sıra dünya borsalarındaki fiyat belirsizlikleri nedeniyle yerini mısır veya meyve bahçelerine bırakıyor. Üreticiler, birim alandan alınan verim yüksek olsa da toplam masrafın satış fiyatıyla dengelenemediği noktalarda, stratejik de olsa bu ürünlerden uzaklaşmayı tercih ediyor. İş gücü çıkmazı: Tütün ve el hasadı ürünleri Küçük aile işletmelerinin bel kemiği olan tütün ve el ile hasat edilen bazı sebze türleri, "iş gücü maliyeti" engeline takılıyor. Yüksek Maliyet: Hasat döneminde çalıştırılacak işçi bulunamaması veya işçi ücretlerinin toplam gelirin yarısından fazlasına ulaşması, üreticiyi bu zahmetli üretim kollarından çekilmeye zorluyor. Mekanizasyon Şartı: Makineli hasada uygun olmayan çeşitler, her geçen yıl yerini tam otomasyonla hasat edilebilen mısır, buğday veya ayçiçeği gibi ürünlere bırakıyor. Su kısıtı ve mısırdan kaçış Geleneksel olarak en çok tercih edilen ürünlerden biri olan mısır, son yıllarda yer altı sularının azalmasıyla birlikte bazı havzalarda "istenmeyen ürün" kategorisine girmeye başladı. Bakanlığın su kısıtı olan bölgelerde mısır desteklemelerini azaltması veya kısıtlaması, üreticileri mısırdan vazgeçerek sorgum-sudan otu melezi veya arpa gibi daha az su tüketen alternatiflere yönlendiriyor. Bu durum, sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel zorunlulukların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Üreticinin yeni rotası: Meyve bahçeleri ve yağlı tohumlar Terk edilen geleneksel ürünlerin boşluğunu ise daha çok yağlı tohumlar (ayçiçeği, kanola) ve çok yıllık meyve bahçeleri dolduruyor. Özellikle zeytin, fıstık ve ceviz gibi bir kez dikildikten sonra uzun yıllar ürün veren ve iş gücü ihtiyacı yıl geneline yayılan yatırımlar, üretici için daha güvenli bir liman olarak görülüyor. Sürdürülebilirlik için planlı üretim Ürünlerin terk edilmesi, ulusal gıda arz güvenliği açısından bazı riskleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, çiftçinin bir üründen vazgeçmemesi için "yaratmak" kelimesine sığınmadan, sadece maliyetlerin düşürülmesi ve sözleşmeli üretim modellerinin yaygınlaştırılması hayati önem taşımaktadır. 2026 üretim planlamasında, hangi ürünün terk edildiği kadar, yerine konulan ürünün toprak ve su kaynaklarıyla ne kadar uyumlu olduğu, tarımsal geleceğimizi belirleyen en temel unsur olacaktır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.