TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eskişehir

AGRONEWS - Eskişehir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eskişehir haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Haber

"Tüyü var üşümez inancı yanlış"

Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin altına düşmesiyle birlikte hem sokak hayvanları hem de evcil hayvanlar için riskli bir dönem başladı. Hayvanların tüy yapısının her zaman yeterli bir yalıtım sağlamadığını ifade eden Uzman Veteriner Hekim Tuğçe Kara, özellikle suyun donmasına karşı zeytinyağı kullanımı ve kışın tıraş yapılmaması gerektiği konusunda vatandaşları uyardı. "Sokaktaki canların sularına zeytinyağı katın" Soğuk havalarda sokak hayvanlarının enerji ihtiyacının arttığını ve barınma imkanlarının kısıtlı olduğunu belirten Uzman Veteriner Hekim Tuğçe Kara, "Soğuk havalarda yapılabilecek en iyi şey, tüm hayvanlara sıcak bir ortam sağlayabilmektir. Mümkünse apartman bodrumları veya dükkanlar hayvanların ısınması için açılabilir. Bu noktada enerji ihtiyaçları arttığı için besleme sayımızı sıklaştırabiliriz. Su konusu ise çok kritik; suların donmaması adına içerisine zeytinyağı katılabilir ya da sular sık sık değiştirilebilir. İmkan varsa yalıtımlı maddelerden kulübeler yapılarak en azından ısınmaları sağlanmalıdır" şeklinde konuştu. "Kışın kesinlikle tıraş yapılmasını önermiyorum" Evdeki hayvanlar için de ısı değişimlerinin risk teşkil ettiğini söyleyen Kara, "Evler ve iş yerleri de soğuyabiliyor. Köpekler kıyafet giymeye daha yatkın olsa da, kediler pek istemeyebiliyor. Ancak tüylerin havalanması için kıyafetlerin tüm gün üzerinde kalmasını önermiyoruz. En azından soğuk gecelerde ekstra bir kıyafet tercih edilebilir. Yataklar ise kalın, yerden yüksek ve yalıtımlı olmalıdır. Özellikle kışın hasta sahiplerinin tüy dökümü nedeniyle tıraş yaptırmak istemesini kesinlikle önermiyorum. Bağışıklığı güçlendirmek için de mutlaka takviyeler kullanılmalıdır" dedi. "Tüyleri var üşümez inanışı tamamen yanlış" Her ırkın aynı dayanıklılıkta olmadığını vurgulayan Veteriner Tuğçe, "Tüyler yalıtım görevi görse de her ırkın tüy yapısı aynı değildir. Bazı ırkların tüyleri ince ve seyrek olduğu için yalıtım sorunu yaşarlar. Hayvanların tüylerini bizim kıyafetlerimiz gibi düşünebiliriz; biz nasıl mont giyince belli bir süre korunuyorsak onlar için de durum aynıdır. 'Her hayvan üşümez, donmaz' inanışı yanlıştır. Hayvanlar da donabilir ve hasta olabilirler. Vatandaşlarımız hayvanın hasta olduğunu hissettiği an mutlaka veteriner kliniği kontrolüne getirmelidir" diye belirtti.

3 yıl önce açılan barajda su tükeniyor Haber

3 yıl önce açılan barajda su tükeniyor

Tepebaşı ilçesine 2022 yılında inşaatı biten 8,3 milyon metreküp depolama hacmine sahip Gündüzler Barajı dron ile havadan görüntülendi. Temelden 65 metre yüksekliğe sahip barajın tutuğu suyun oldukça azaldığı görülüyor. 72 bin dekar zirai arazinin suya sağlamak için inşa edilen Gündüzler Barajı'nın 2025 yılında belli bir döneminde çiftçiye su sağlayabildi. Bölgede çiftçilik yapan Hüseyin Fırat Ekmen'in iddiasına göre 2025 yılında yarım dönem tarıma su verebilen baraj daha sonra su yetersizliği nedeniyle kapaklarını kapattı. Su bitmesinde en büyük etkenler olarak ise yağmurun az yağması ve çiftçinin çok su isteyen ürünleri ekmesi olarak gösteriliyor. "2025 yılında sadece yarım dönem sulama yapılabildi" Konuyla alakalı konuşan çiftçi Hüseyin Fırat Ekmen, "Barajın yapımı 2022 yılında tamamlandı ve 2023 yılında faaliyete geçerek sulama yapılmaya başlandı. Ancak 2024 yılında, fotoğraflarda da gördüğünüz gibi barajın suyu tamamen bitti. 2025 yılında sadece yarım dönem sulama yapılabildi, sonrasında ise su yetersizliği nedeniyle süreç durdu. Hepimizin mahsulü tarlada yarım kaldı. Bölgemizde sulama, mahsul dönemi yarıyı biraz geçtikten sonra başlayabildi. Çiftçilerimiz genel olarak mısır, ayçiçeği ve pancar gibi su isteği yüksek ürünler ektiği için barajdaki suyumuz çok çabuk tükendi. Üstelik 7 ay boyunca bölgeye bir damla bile yağmur yağmadı; bu kuraklık susuzluğun en büyük göstergesidir. Şu anki tabloda barajın tekrar dolması biraz zor görünüyor. İnşallah yağışlar bol olur da barajımız yeniden dolar; ancak şu ana kadar yeterli yağış düşmediği için su seviyesinde bir artış olmadı" dedi.

Nesli tehlike altındaki 1200 Ankara keçisi özenle korunuyor Haber

Nesli tehlike altındaki 1200 Ankara keçisi özenle korunuyor

Eskişehir'de faaliyet gösteren Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) bünyesindeki Anadolu Tarım İşletmesi'nde özenle bakılan nesli tehlike altındaki bin 200 Ankara keçisinin kış bakımı titizlikle devam ederken bu yıl 550 ile 600 oğlak doğması bekleniyor. Nesli tükenme tehlikesi altında olan tarihte Angora ırkı olarak bilinen, halk arasında Ankara keçisinin ırkı Mahmudiye ilçesinde faaliyet gösteren, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) bünyesindeki Anadolu Tarım İşletmesi'nde koruma altında. Gen kaynağı büyük bir titizlikle korunan Ankara keçilerinin bakımı kışın da büyük bir titizlikle sürdürülüyor. Tiftik keçisi olarak da bilinen küçükbaşlar, Esenbel mevkiindeki Keçicilik Şubesi'nde bakılıyor. 1815 yılında Osmanlı döneminde Sultan 2. Mahmud tarafından "Çiftlikat-ı Hümayun" olarak faaliyetlerine başlayan işletmede 550'si anaç olmak üzere toplamda bin 200 baş Ankara keçisi bulunuyor. Türklerin Anadolu'ya beraberinde getirdikleri ve tarih boyunca Türklerle özdeşleşen Ankara keçilerinin eti ve sütünden daha çok ziyade kürkünden yapılan kaliteli kumaş ile ön plana çıkıyor. Mart ve Nisan ayında doğum yapan Ankara keçilerinden 550-600 oğlak doğması bekleniyor. Dondurucu soğuklarda 5 kişilik ekip bin 200 keçiye gözü gibi bakıyor Eksi seviyelerde düşen hava sıcaklıklarında 5 kişilik ekip bin 200 Ankara keçisinin üzerinden gözlerini adeta bir an bile ayırmıyorlar. Sabah saat 07.00'da başlayan bakım mesaisi akşama gün boyu kademe kademe devam ediyor. Müdürlüğün bilgisi dahlinde hastalılara karşı aylık ve yıllık periyotlarda aşılanan keçiler için tüm riskler minimize ediliyor. Hastalık gibi sürüye zarar verebilecek hayvan saldırılarına karşıda Keçicilik Şubesi'nin çevresi anbean gözetleniyor. "550-600 yeni yavru almayı hedefliyoruz" Anadolu Tarım İşletmesi Müdürü Hüseyin Yılmaz, "Nesli tükenmekte olan Ankara Keçisi, Türklerin Anadolu'ya gelişiyle beraber getirdikleri ve tarih boyunca Türklerle özdeşleşmiş çok özel bir hayvandır. Bu keçi türü, özellikle kıymetli tiftiğiyle ön plana çıkmaktadır. Süt verimi düşük olduğu ve eti halk arasında çok tercih edilmediği için sadece tiftik amaçlı yetiştirilmektedir. Bu nedenle nesli tükenme tehlikesi altındadır ve genetik yapısının korunması büyük önem taşımaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığımıza bağlı TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) bünyesinde, uzun yıllardır işletmemizde koruma amacıyla yetiştirilmektedir. Şu an işletmemizde toplam bin 200 hayvanımız mevcuttur; bu yıl 550 ana başı keçiyi yavru almak üzere tekeye verdik. Mart-Nisan aylarındaki doğum sezonunda yaklaşık 550-600 yeni yavru almayı hedefliyoruz" dedi. "5 aylık gebelik süresi sonunda yavrularımızı almayı bekliyoruz" İşletmedeki çalışmalar ve keçilerin bakımı hakkında işletmede görevli veteriner hekim Ayhan Biçer, "İşletmemizdeki bin 200 keçinin bakımı 5 kişilik bir ekip tarafından titizlikle yürütülmektedir. Mesai sabah saat 07.00'de kesif ve kaba yemlerin verilmesiyle başlar, akşam 17.00 civarında yemler yenilenir. İki ay sürecek teke katımının ardından, 5 aylık gebelik süresi sonunda yavrularımızı almayı bekliyoruz. Ankara Keçisi, Türkiye'deki toplam keçi popülasyonunun sadece yüzde 2 buçuğunu oluşturmaktadır. Genetik saflığı korumak adına işletmemize dışarıdan kaynağı belirsiz hayvan girişi kesinlikle yapılmamaktadır. Her yıl tekeler ve keçiler, genetik özelliklerine bakılarak özenle seçilmekte; Ankara Keçisi özelliğini tam yansıtmayan hayvanlar sürüden çıkarılmaktadır. Ayrıca temel amacımız hayvanları hastalandıktan sonra tedavi etmek değil, korumaktır. Bu doğrultuda Genel Müdürlüğümüzün bilgisi dâhilinde, teknik personelimiz tarafından aylık ve yıllık aşı programları eksiksiz bir şekilde uygulanmaktadır" ifadelerini kullandı.

Nesli tükenme tehlikesindeki Ankara keçileri koruma altında Haber

Nesli tükenme tehlikesindeki Ankara keçileri koruma altında

Eskişehir’in Mahmudiye ilçesinde faaliyet gösteren Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne (TİGEM) bağlı Anadolu Tarım İşletmesi, nesli tükenme tehlikesi altındaki Ankara keçileri için adeta bir yaşam kalkanı oluşturuyor. Tarihte Angora ırkı olarak bilinen ve Türk kültürüyle özdeşleşen Ankara keçileri, kış aylarında da büyük bir özenle bakılıyor. Esenbel mevkiindeki Keçicilik Şubesi’nde barındırılan bin 200 Ankara keçisinin bakımı, dondurucu soğuklara rağmen aksatılmadan sürdürülüyor. Osmanlı döneminde, 1815 yılında Sultan II. Mahmud tarafından “Çiftlikat-ı Hümayun” adıyla kurulan işletme, bugün gen kaynağı koruma görevini başarıyla yerine getiriyor. İşletmede bulunan keçilerin 550’si anaç olup, Mart ve Nisan aylarında 550 ile 600 arasında oğlak doğması bekleniyor. Ankara keçisi; et ve sütünden çok, dünyaca ünlü tiftik lifleriyle öne çıkıyor. Kaliteli kumaşların hammaddesi olan tiftik, bu özel ırkın korunmasını daha da önemli hale getiriyor. Bu nedenle işletmede genetik saflık büyük bir hassasiyetle korunuyor ve dışarıdan hayvan alımı yapılmıyor. Soğuk havalarda 5 kişilik deneyimli bir ekip, sabahın erken saatlerinden akşama kadar keçilerin bakımını sürdürüyor. Beslenmeden barınmaya, aşılama programlarından güvenliğe kadar tüm süreçler yakından takip ediliyor. Olası hastalıklar ve hayvan saldırılarına karşı işletme çevresi sürekli kontrol altında tutuluyor. Anadolu Tarım İşletmesi Müdürü Hüseyin Yılmaz, Ankara keçisinin Türk tarihindeki yerine dikkat çekerek, bu yıl 550 anaç keçiden 550-600 oğlak almayı hedeflediklerini belirtiyor. Veteriner hekim Ayhan Biçer ise temel amaçlarının tedavi değil, koruyucu hekimlik olduğunu vurguluyor. TİGEM bünyesinde yürütülen bu titiz çalışmalar sayesinde, Ankara keçisi hem genetik miras olarak korunuyor hem de gelecek nesillere güvenle aktarılıyor.

Eskişehir, Tıbbi Aromatik Bitkide Türkiye Merkezi Oldu Haber

Eskişehir, Tıbbi Aromatik Bitkide Türkiye Merkezi Oldu

Dünyanın farklı noktalarından 220'nin üzerinde tıbbi aromatik bitki çeşidinin bir araya getirildiği Eskişehir, bu alanda Türkiye'nin en zengin genetik kaynak merkezi olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 7 yıl önce Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ve Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü iş birliği ile başlatılan proje çerçevesinde çalışma yapıldı. Dünyanın farklı noktalarından toplanan 220'nin üzerinde tıbbi aromatik bitki, Eskişehir Orman Fidanlığı Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Merkezi'nde bir araya getirildi. Merkezin, Türkiye'deki başka hiçbir fidanlıkta olmayan düzeyde çeşitlilik sunmasıyla öne çıktığı belirtildi. Bitkilerin gıda, ilaç ve kozmetik gibi birçok sektörde kullanıldığı ifade edildi. "Türkiye'nin hemen hemen hiçbir fidanlığında bulunmayan bir sayı" Tıbbi aromatik bitkiler üzerine çalışmalar yapan ESOGÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Duran Katar, konuyla ilgili bilgilendirmede bulundu. Prof. Dr. Katar, "Türkiye'nin farklı yerlerinden, hatta yurt dışından da bir kısmı olmak üzere 220'nin üzerinde tıbbi aromatik bitki türünü Eskişehir Orman Fidanlığı'nda topladık ve 40 dekarlık bir alanda bu bitkilerin genetik kaynaklarını oluşturduk. Daha sonra bu bitkilerin tanıtılması amacıyla yine Orman Fidanlığı'nın dış tarafında 40 dönümlük bir parsel oluşturuldu. Bu tıbbi bitkiler öğrenciler, üreticilerin ve halktan görmek isteyen bireylerin ziyaretine açıldı. Bitkiler sadece Eskişehir için değil, Türkiye'nin birçok iline de üretim amaçlı tohum, fide ve fidan geliştirilerek verilebiliyor. Halkımızın bunlardan kendisi üreterek temiz ve kalıntısız şekilde faydalanması gerekiyor. Organik olmasa bile en azından iyi tarım uygulamalarıyla üretim yapan firmalardan temin edilecek tıbbi aromatik bitkilerin sağlıklı bir yaşam için hem gıda hem çay olarak kullanılmasını öneriyoruz" dedi. Eskişehir, Tıbbi Aromatik Bitkide Türkiye Merkezi Oldu Genetik çeşitlilik itibarıyla Türkiye'nin en zengin tıbbi aromatik genetik kaynak merkezinin Eskişehir'de olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Katar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tıbbi aromatik bitkiler gelecekte kozmetik sanayinde kullanıldığı gibi aynı zamanda gıdaların raf ömrünü uzatmak için ve işlenmiş gıdaların kullanılabilir şekilde raflarda tutulabilmesi için de kullanılıyor. Baharat olarak kullanılıyor. Çay olarak dünyanın her tarafında kullanıldığı gibi hem beşeri hem de zoonoz hastalıkları için bitkisel kökenli ilaçların geliştirilmesinde de kaynak oluşturuyor. Bu alanda bir altyapı oluşturma özelliğine sahip genetik kaynaklar barındırıyoruz."

MAHMUDİYE’ NİN İLK ARİ İŞLETMESİ SERTİFiKALANDIRILDI Haber

MAHMUDİYE’ NİN İLK ARİ İŞLETMESİ SERTİFiKALANDIRILDI

Mahmudiye ilçesinde bulunan hayvancılık işletmesi Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürü , Mahmudiye İlçe Tarım ve Orman Müdürü ve görevli Veteriner Hekimler tarafından ziyaret edilerek ’Hastalıktan Ari İşletme Sertifikası’ işletme sahibine teslim edildi. Hastalıktan ari işletme sayısının artmasıyla çiftlikten sofraya sağlıklı gıda arzı sağlanacağını, zoonoz hastalıkların önüne geçilerek halk sağlığının korunacağını ve ekonomik kayıpların azaltılarak sürülerin daha sağlıklı büyüyeceğini belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ari işletmelere yönelik desteklerinin devam ettiğini; karantina ünitesine sahip, kayıtlı ve tüberküloz ile bruselloz gibi hastalıklardan arındırılmış sürü bulunduran işletmelerin sertifika almaya hak kazandığını dile getirdi. Sağlıklı hayvanlardan elde edilen gıdaların halk sağlığı için temel unsur olduğunun altını çizdi. İşletme sahibi uzun yıllar yurt dışında çalıştıktan sonra memleketinde modern ve örnek bir hayvancılık işletmesi kurmak amacıyla yola çıktığını, İl Müdürlüğü’nün Kırsal Kalkınma desteklerinden yararlanarak tesisini hayata geçirdiğini belirtti. İlçe müdürlüğünde görevli veteriner hekimlerin yönlendirmeleriyle sertifika almaktan büyük gurur duyduğunu ifade etti. Mahmudiye’de ari statüye ulaşan bu işletme ile birlikte, Eskişehir genelinde 6 ilçede toplam 35 işletme Hastalıktan Ari İşletme Sertifikası almaya hak kazandı. İl Müdürlüğü, bu sayının artırılması için çalışmaların sürdüğünü bildirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulanan yeni destekleme modeli kapsamında, ari işletmelerde doğan dişi buzağılara temel desteğe ilave dört kat, üretilen süt için ise süt primine ek üç kat destek sağlanıyor. Ayrıca bankalar tarafından hayvancılık kredilerinde faiz indirimleri uygulanırken, IPARD ve Kırsal Kalkınma projelerinde ari işletmelere öncelik veriliyor.

Eskişehir'deki lavanta bahçesinde Haber

Eskişehir'deki lavanta bahçesinde "Makasını getir, çiçeğini götür"

Kozmetik ve kimya sanayinde kullanılan lavantanın hasadını yapan, morun her tonunu barındıran bahçede bol bol fotoğraf çekinen turistler, oraklarla hasat ettikleri lavantaları ise yanlarında götürüyor. Eskişehir'de yaşayan Erhan İnan, Odunpazarı ilçesine bağlı kırsal Akçakaya Mahallesi'nde bulunan tarım arazisine 5 yıl önce lavanta ekmeye karar verdi. 20 boyunca kökü toprakta kalabilen, lavantanın bu yılki hasadı başladı. İşçi yerine arazisini ziyaret eden misafirlerin hasat ettiği lavanta bahçesindeki etkinliğe yoğun katılım gerçekleşti. Orak yardımıyla toplanan lavantaları, toplayan misafirler yanlarında götürdüler. Sapları ile birlikte işlenen 100 kilodan 2 litre yağ elde edilen lavantaların seyrine doyumsuz manzarasında özellikle çiftler fotoğraf çekinmeyi ihmal etmedi. Morun her tonunu barındıran bahçede hasat yağan misafirler lavantadan yapılan gazoz, bal, sirke, parfüm gibi ürünleri inceledi. Lavanta toplayan turist ve misafirler fotoğraflanırken, ortaya kartpostallık görüntüler çıktı. "Gün batımını yakalamak isteyen fotoğrafçılar, akşam saatlerinde yoğun çekim yapıyor" Lavanta bahçesi sahibi Erhan İnan, etkinlikle alakalı, "Gördüğünüz gibi, bu tarlamızdaki lavantaları beş yıl önce ektik. Burası normalde kuru tarım yapılan, kurak, taşlı ve kireçli toprakların bulunduğu, verimin düşük olduğu bir bölge. Alternatif ürün olarak lavantayı tercih ettik ve denedik. Toprak tahlilleri sonucunda lavantanın toprağımıza uygun olduğunu gördükten sonra ektik. Başarılı olduk. Çiçeklerimiz beşinci yılında ve hâlâ gençlik dönemindeler. Lavanta, kozmetik ve kimya sanayinde kullanılan, çok yönlü bir bitki. Bölgemiz, Beşikköy Şelale Mesire Alanı yolunda, yoğun trafiğin olduğu bir yerde. Bu nedenle insanlar bizi tercih ediyor; yol üstünde olmamız ve bu deneyimi yaşamak istemeleri nedeniyle buraya geliyorlar. Çok şaşırıyorlar. "Eskişehir'de lavanta yetişiyor mu?" diyorlar. Başlangıçta bu merakla geliyorlar. Normalde lavanta görmek için Isparta, Kuyucak ya da Burdur'daki Salda Gölü taraflarına gidiyorlardı. "Çok yakınımızda varmış," diyerek olumlu tepkiler veriyorlar. Burası, evlenme tekliflerinden sünnet düğünlerine, normal düğün çekimlerinden açık alan fotoğraf çekimlerine kadar pek çok etkinlik için tercih ediliyor. Özellikle gün batımını yakalamak isteyen fotoğrafçılar, akşam saatlerinde yoğun çekim yapıyor. Bu yola çıkarken zaten bunları hedefleyerek bir yol çizmiştik. Maliyetler getirisinin üzerine çıktığı için bu sene çiçeklerimizin büyük bir bölümünü tarlada bırakmak zorunda kaldık. Bu yüzden, çiçekleri tarlada bırakacağımıza bir etkinlik düzenlemeye karar verdik. "Makasını getir, çiçeğini götür" adıyla ücretsiz bir etkinlik başlattık. İnsanlar buraya geliyor, kendi çiçeklerini kesiyor, önce fotoğraflarını çektiriyor ve mutlu bir şekilde ayrılıyor" dedi. "Elimizde gördüğünüz gibi lavantaları evimize" Boş vaktini ailesiyle birlikte doğada geçirmeyi sevdiğini belirten ve lavanta bahçesindeki hasat etkinliğini sosyal medyadan gördüğünü belirten 34 yaşındaki İlker Gümüş, "Instagram'da karşıma çıktı. Hafta sonu tatilini değerlendirelim dedik. Bizim için güzel oldu, gayet keyifli. Hasat zamanına denk gelmemiz de iyi oldu. Elimizde gördüğünüz gibi lavantaları evimize, arabamıza koyup değerlendireceğiz. Özellikle buranın ücretsiz olması çok güzel bir şey. Hoşumuza gitti. Zaten yorumları okuyarak gelmiştik. Gerçekten doğayla iç içe, çok güzel bir deneyim. Kokusu nasıl? Mükemmel, gerçekten harika. Zaten araçlarımızda ya da oda kokularında lavanta kullanıyorduk, ama bunu birebir hissetmek çok daha güzel. Çok memnunuz, gerçekten harika. Bu tarz doğayla iç içe etkinliklerin artmasını isteriz. Hele şu zamanlarda, orman yangınlarından sonra gerçekten çok isteriz" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin en lezzetli domatesleri Eskişehir'de yetişiyor Haber

Türkiye'nin en lezzetli domatesleri Eskişehir'de yetişiyor

Eskişehir'in Akdeniz'i olarak bilinen Sarıcakaya ilçesinde yetişen ve halk arasında Sakar domatesi olarak anılan domatesin geçen yılki hasadında, çiftçinin yüzünü güldürmüştü. Türkiye'nin dört bir yanına satılan domates, oldukça tercih ediliyor. Sıcaklıklardan dolayı sabah saat 05.00'da hasat edilmeye başlanan domateslerin yetiştiği seraların içerisi 70 derece sıcaklığı bulabiliyor. Bu yıl da verimden umutlu olan çiftçiler, olgunlaşınca toplanacak olan domatesin hasadı için hazırlıklarını tamamladı. İlçede 3 bin dekar örtü altında yetişen domateste bu sene beklenen verim ise 25 bin ton. Sarıcakaya Kaymakamı Tarık Orhan, domates toplayıp üreticiden bilgi aldı. "Seralarda sıcaklık 70 dereceye kadar ulaşabiliyor" İlçenin ünlü domatesi hakkında konuşan Sarıcakaya Kaymakamı Tarık Orhan, "Sarıcakaya domatesimiz, halk arasında "Sakar domatesi" olarak bilinir. İlçemizde yaklaşık 3 bin dekar örtü altı, yani sera alanında üretim yapılıyor. Bu sene üreticilerimize verdiğimiz desteklerle birlikte yaklaşık 25 bin ton üretim bekliyoruz. Bu miktarın artacağını umuyorum. Evet, üreticilerimiz bu konuda oldukça tecrübeli, biz de onların deneyimlerinden faydalanıyoruz. Sabahın erken saatlerinde, sıcaklığın daha düşük olduğu vakitlerde, saat 05:00-06:00 gibi üreticilerimiz hasada başlıyor ve 09:00-10:00 gibi bitiriyor. Öğleden sonra, akşama doğru kısa bir süre daha hasat yapılıyor. Öğlen saatlerinde hasat yapılmıyor, çünkü bilenler bilir, seralarda sıcaklık 70 dereceye kadar ulaşabiliyor. Bu yüzden böyle bir çözüm yolu bulunmuş durumda" dedi. "Antalya domatesiyle yan yana koyun, yiyin" Uzun yıllardır çiftçilik yapan Mustafa Ay ise yetiştirdiği domatesin lezzeti konusunda iddialı olduğuna dikkat çekti. Hasat hakkında konuşan Ay, "Yeşillik olarak roka, maydanoz, tere, dereotu; sebze olarak domates, patlıcan, biber, yani hemen her çeşit burada yetişiyor. Buradan çıkan ürünler genellikle İstanbul ve Ankara pazarlarına gidiyor. Eskişehir pazarı da alıyor, ama asıl büyük pazarlar İstanbul ve Ankara. Lezzete bakın, Antalya domatesiyle yan yana koyun, yiyin, lezzetine bakın. Çok teşekkür ederiz, geldiğiniz için sağ olun, Allah razı olsun. Ayaklarınıza, ellerinize sağlık. Domatesimizi gördü, çayımızı gördü, inşallah bize de bir faydası olur. Evet, kendisi domatesi topladı, gördü, çiftçinin çilesini gördü. Bu bizim için çok iyi oldu. Şu ağrı, sizin gelmenizle biraz hafifledi. Zaten genelde onu yapıyoruz, makasla kesiyoruz. Evet, aynen öyle. Kokusu da gerçekten güzel, domateslerimizin kokusu bir başka. Topraktan mı bilmiyorum, ama domateslerimizin lezzeti bir başka. Sarıcakaya domatesi bu., "Sakar domatesi" dediğimde her şey değişiyor" dedi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.