TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gaziantep

AGRONEWS - Gaziantep haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gaziantep haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Yumaklı: Gıda ve Su İsrafını Önleme Çalışmaları Gaziantep’te Ele Alındı Haber

Bakan Yumaklı: Gıda ve Su İsrafını Önleme Çalışmaları Gaziantep’te Ele Alındı

Hasan Kalyoncu Üniversitesinde düzenlenen Sıfır Atık Çalıştayı Sonuç Konferansı'nda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır. Bu gıdanın üretimi için kullanılan su miktarı ise yılda yaklaşık 250 kilometreküp seviyesindedir. Bu tablo bize çok net bir gerçeği göstermektedir" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gaziantep'te Sıfır Atık Vakfı, Gaziantep Valiliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Üniversitesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı'na katıldı. Konferansta konuşan Bakan Yumaklı, gıda güvenliği, israf, kuraklık, İklim değişikliği ve sıfır atık ile ilgili önemli konulara değindi. Sürdürülebilir gıda sistemleri, su verimliliği ve israfın azaltılması yönünde küresel politikaları güçlendirmek için çabaladıklarını belirtti. "Toplantıyı ulusal politikalara entegre edilmesi yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz" Çalıştay hakkında bilgi veren Bakan Yumaklı, "Bugün; Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları'nın sonuçlarını değerlendirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Sakarya ve Muğla'nın ardından, çalıştayların üçüncü ayağı olarak bugün Gaziantep'teyiz. COP31 sürecinde 'Yerelden Ulusala: İsraf ve Atık' temasıyla düzenlenen bu toplantıyı; yerelde geliştirilen bilgi, deneyim ve çözüm önerilerinin, ulusal politikalara entegre edilmesi yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz" dedi. "Programın Gaziantep'te düzenlenmesi tesadüf değil" Çalıştayın Gaziantep'te gerçekleştirilmesinin tesadüf olmadığını belirten Bakan Yumaklı, "Gaziantep, yalnızca sanayi üretimi ve ticaret kapasitesiyle değil; tarımsal üretim gücü ve köklü gıda kültürüyle de Türkiye'nin önde gelen şehirlerinden biridir. Özellikle Antep fıstığı üretiminde, Türkiye dünyada üçüncü sırada bulunmakta, ülkemizde Antep fıstığının yaklaşık yarısı da Gaziantep'te yetiştirilmektedir. Ayrıca Gaziantep, tam 108 coğrafi işaretli ürüne sahiptir. AB coğrafi işaretli ürün sayısı ise 5'e yükselmiştir. Şehrin bu üretim kapasitesi; yüksek katma değer, kırsal istihdam, gıda sanayisi ve ihracat açısından stratejik bir alan oluşturmaktadır. Gaziantep'te tarım; işleme, depolama, ticaret ve sofraya ulaşma aşamalarını kapsayan bütüncül bir gıda ekosistemi içinde ele alınmaktadır. Bu bütüncül yapının en güçlü tamamlayıcısı ise Gaziantep'in mutfak kültürüdür. Gaziantep, UNESCO Fark Oluşturan Şehirler Ağı'na gastronomi alanında dahil edilen Türkiye'nin ilk şehridir. Bu unvan Gaziantep mutfağının, yerel üretime dayanan, mevsimine göre ürün kullanan ve israfı en aza indirmeye öncelik veren bir gelenek olduğunu da tescillemektedir. Bu yönüyle Gaziantep israfla mücadelede, sıfır atık hareketinde yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel beşiktir" ifadelerini kullandı. "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır" Dünyanın iklim değişikliği, artan kuraklık ve nüfus artışı nedeniyle su varlığı ve gıda güvenliği açısından kritik bir süreçten geçtiğine dikkati çeken Bakan Yumaklı, "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır. Bu gıdanın üretimi için kullanılan su miktarı ise yılda yaklaşık 250 kilometreküp seviyesindedir. Bu tablo bize çok net bir gerçeği göstermektedir. Gıda israfı, aynı zamanda kaynak ve en önemlisi su israfıdır. Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde, gıda ve su israfına yönelik başlatılan yaklaşımlar tam da bu sorunlara çözüm üretme iradesinin somut tezahürleridir. Bu anlayış doğrultusunda başlattığımız 'Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık' kampanyasıyla topluma verdiğimiz mesaj şudur: kayıp ve israf ortak çabayla önlenebilir ve bu dayanışma o kaybı umuda dönüştürebilir. Kampanya kapsamında yaptığımız faaliyetler aracılığıyla, kamuoyunda büyük bir farkındalık oluşturduk. Bu süreç israfla mücadelenin yalnızca mevzuatla değil; davranış değişikliğiyle mümkün olabileceğini açıkça göstermiştir. Suda sıfır kayıp ilkesiyle yürüttüğümüz su verimliliği seferberliği ise yalnızca bir kampanya değil bir zihniyet dönüşümüdür" ifadelerine yer verdi. "Sensör tabanlı sulama teknolojisiyle yüzde 40'a varan su tasarrufu sağlandı" Tarımda dijital ve sensör tabanlı sulama teknolojileriyle yüzde 40'a varan su tasarrufu sağlandığını söyleyen Yumaklı, "Tarımda dijital ve sensör tabanlı sulama teknolojileriyle yüzde 40'a varan su tasarrufu sağlanmıştır. Modern sulama sistemleriyle sulanan alan oranı yüzde 33'e ulaşmıştır. Hedefimiz bu oranı yüzde 50'nin üzerine çıkarmaktır. Ayrıca suyu merkeze alan üretim planlaması ve kuraklığa karşı dayanıklı yeni türlerin geliştirilmesi, bu seferberliğin önemli yapıtaşları olmuştur. Su israfı yalnızca musluğu açık bırakmak değil üretimde, tarımda, sanayide ve şehirlerde suyu verimsiz ve plansız kullanmaktır. Evlerde gri su sistemleri, sanayide geri kazanım teknolojileri, tarımda basınçlı ve damla sulama sistemleriyle bu israfı önlemek mümkündür. Amacımız; her damlanın hesabını yapan bir toplum bilinci oluşturmaktır" şeklinde konuştu. "Gıda ve su israfının tehdit oluşturduğunu ve önlenmesinin kritik bir öncelik olduğunu vurguladık" Uluslararası Sıfır Atık Forumu'nu, 17-19 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da başarıyla gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Yumaklı, "Foruma, 100'ün üzerinde ülke temsilcisi ile 118 kurum ve kuruluş katıldı. Kamu kurumları, özel sektör, akademi, yerel yönetimler ve sivil toplum temsilcileri, sıfır atık politika ve stratejilerini İstanbul'da kapsamlı biçimde ele aldı. Bu sürecin devamında da 'Gıda ve Su İsrafını Önlemek-Geleceği Sahiplenmek' temalı yüksek düzeyli paneli İstanbul'da düzenledik. Bu toplantıda ise 15'i bakan olmak üzere, 31 ülkenin ve uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisiyle buluştuk. Gıda ve su israfının küresel geleceğimiz açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve bu sorunun önlenmesinin kritik bir öncelik olduğunu güçlü bir şekilde vurguladık. Bu toplantılar Sıfır Atık Hareketi'nin küresel merkezinin İstanbul olması yönündeki iradeyi daha da güçlendirmiştir. Ancak küresel platformlarda konuşulan hedeflerin gerçek karşılığını göreceğimiz asıl yer şehirlerimizdir. İşte bu nedenle, bugün Gaziantep'teyiz. Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda yürütülen bu çalıştaylar, ortak bir metodolojiye dayanmaktadır. Tematik masa sistemi ve sorun, çözüm, hedef ve izleme yaklaşımı sayesinde bu toplantılar, yalnızca tespit yapmakla kalmamış; uygulanabilir ve izlenebilir politika girdileri üretmiştir. Bu kapsamda her il için hazırlanacak yerel sıfır atık hedef belgeleri, yerel ihtiyaçların ulusal politika tasarımına veri sağlaması açısından son derece önemlidir" dedi. "Evsel atıktan enerji üretmek somut örneklerden biri" Gaziantep'te yürütülen yerel uygulamaların sıfır atık yaklaşımının yerel ölçekte somut ve ölçülebilir sonuçlar üretebildiğini açıkça gösterdiğini ifade eden Bakan Yutmaklı, "Yıllık yaklaşık 650 bin ton evsel atıktan elde edilen enerjiyle, yaklaşık 50 bin hanenin elektrik ihtiyacının karşılanması, atığın çevresel bir yük olmaktan çıkarılarak ekonomik bir değere dönüştürüldüğünün en somut örneklerinden biridir. ‘Geri Dönüşüm Evde Başlar' ve 'Yeşil Antep' gibi projeler, yerelde sahiplenilen bu dönüşüm iradesinin güçlü örnekleridir. Atığı kaynağında önleme, önlenemez ise katma değere dönüştürme, israfla mücadelenin temelidir. Bu yerel çabalar Türkiye'nin iklim hedefleriyle de doğrudan ilişkilidir. Atık yönetimi, döngüsel ekonomi, gıda israfını önleme ve su verimliliği bu hedefe ulaşmada öncelikli politika alanları arasında yer almaktadır. Bu mücadele merkezi idareden yerel yönetimlere, özel sektörden hane halkına her bir vatandaşımızın ortak sorumluluğudur. Bu çalıştaylar ve sonuç konferansları, COP31 süreci öncesinde Türkiye'nin sıfır atık yaklaşımını, yerel uygulamalar üzerinden, sahaya dayalı ve somut örneklerle anlatabilmesine imkan tanımaktadır. Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı'nın elde edilen çıktıları daha da güçlendireceğine, ulusal ve yerel politika bağını pekiştireceğine ve Türkiye'nin COP 31'e ev sahipliği yaptığı bu dönemde, yeşil dönüşüm hedeflerine önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Bütün çalışmalarımızda bize güçlü desteğini veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve Emine Erdoğan Hanımefendiye şükranlarımı sunuyorum. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, Sıfır Atık Vakfı'na, Gaziantep Valiliğine, Gaziantep Büyükşehir Belediyesine, üniversitelerimize ve sürece katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum" diye konuştu. Düzenlenen çalıştaya, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Haluk Kalyoncu ve akademisyenler katıldı.

Annesinin kabul etmediği kuzuyu keçiler sahiplendi Haber

Annesinin kabul etmediği kuzuyu keçiler sahiplendi

Gaziantep'in İslahiye ilçesinde bir çiftlikte geçen hafta dünyaya gelen kuzular ve oğlaklar ilgi odağı oldu. İlçenin kırsal Kozdere Mahallesi'nde hayvancılık yapan çiftçi Kadir Doğan'a ait çiftlikte dünyaya gelen ve annesi tarafından reddedilen yavru kuzuya, aynı gün bir yavru dünyaya getiren keçiler "süt annelik" yapıyor. İlçede çiftçilik yapan Kadir Aslan, geçen hafta ağıldaki koyunlardan birinin doğum yaptığını görünce süt emmesi için kuzuyu annesinin altına koydu. Ancak anne koyun yeni dünyaya getirdiği kuzusunu kabul etmedi ve emzirmek istemedi. Bunun üzerine Kadir Aslan, yavru kuzuyu emzirmesi için aynı gün yavru doğuran keçilerin yanına götürdü. Yeni doğum yapan keçiler, kuzuyu kabul etti. Yavru kuzuya süt annelik yapan keçilerin kuzuyu emzirmeye başlamasıyla Kadir Aslan, bakımsız kalan yavru kuzuyu keçilerin sahiplenmesine sevindi. Kendisini sahiplenen keçinin yavrularıyla aynı sütü paylaşan yavru kuzu, 2 oğlakla da süt kardeş oldu. Keçilerin kuzuyu sahiplenmesiyle ortaya ilginç görüntüler çıktığı ağılda yeni dünyaya gelen yavru kuzu ve oğlaklarla birlikte yaşamını sürdüren kuzu, ağıldaki diğer oğlak ve kuzularla arkadaş oldu. Oğlak gibi keçilerin sütünü içen yavru kuzu annesi bildiği keçiler nereye giderse ardından gidiyor. Kendisini kabullenen keçilerle ve "süt kardeş" olduğu oğlaklarla aynı ağılda kalan kuzunun keçilerden süt içtiğini görenler ise hayretler içinde kalıyor. Keçi ve koyun gibi türlerin kendi kokusunun sinmediği hayvanları kabul etmekte zorlandıklarının altını çizen Kadir Aslan, zamanla keçinin kokusu yavru kuzuya sindikçe kabullenmesinin ve sahiplenmesinin daha kolay olacağını dile getirdi. Aslan, "Kuzuyu annesi dünyaya getirdi. Anne koyun kuzusunu sahiplenmedi ve süt vermedi. 3-4 tane keçimiz var. Biz de kuzuyu keçilerin yanına götürdük. Keçilerimizden iki tanesi kuzuyu sahiplendi ve sütünü de vermeye başladılar. Bu şekilde annesinin sahiplenmediği kuzuyu büyütüyoruz. Keçilerde kuzuya alıştı. Kuzu keçilere alıştı. Kuzu kendisini kabullenen keçileri yüzlerce keçinin içerisinde bulup sütünü içiyor. Keçiler yavru kuzuya annelik yapıyor. Kuzu da kendisini kabullenen ve sütünü veren keçileri seviyor" dedi. Keçilerin yavru kuzuya annelik yaptığını belirten Sultan Aslan ise yaklaşık iki yıl önce annesi tarafından süt verilmeyen ikiz kuzulara yine ağılındaki bir keçinin annelik yaptığını hatırlatarak, "Koyun hem sütü yoktu hem de kuzusuna annelik yapmadı. Biz de kuzumuz sütsüz ve sahipsiz kalmasın diye yeni doğum yapan keçilerimizin altına koyduk. İki keçimiz kuzuyu sahiplendi ve süt vermeye başladı. Keçiler yavru kuzuya annelik yapıyorlar. Kuzu sürünün içerisinde kendisini kabullenen keçileri bulup arkalarından bir an olsun ayrılmıyor" diye konuştu.

Gaziantep’te 1 ton 300 kilo sağlıksız sakatat ele geçirildi Haber

Gaziantep’te 1 ton 300 kilo sağlıksız sakatat ele geçirildi

Şahinbey Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği denetimlerde, halk sağlığını hiçe sayan bir işletme daha ortaya çıkarıldı. Malazgirt Mahallesi'nde merdiven altı üretim yaptığı tespit edilen bir işletmede bin 300 kilogram bağırsak, işkembe, sakatat ve iç yağa el konuldu. Ruhsatsız çalışan iş yeri kapatılırken, 264 bin TL de ceza uygulandı. Hijyen kuralları ve insan sağlığı hiçe sayıldı Denetimler sırasında işletmenin iş yeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyet gösterdiği, üretim ve çalışma ortamının son derece kirli olduğu, iş yeri genelinde yoğun şekilde fare bulunduğu, insan gıdası olarak tüketilmemesi gereken ürünlerin depolandığı tespit edildi. Ekipler tarafından yapılan kontroller sonucunda, halk sağlığı açısından büyük risk taşıyan bin 300 kilogram ürüne imha edilmek üzere el konuldu. İşletme mühürlendi, ağır ceza uygulandı Mevzuata aykırı şekilde faaliyet gösterdiği belirlenen işletme, Şahinbey Belediyesi ekipleri tarafından mühürlenerek kapatıldı. Ayrıca İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince, onaysız ve izinsiz üretim yaptığı gerekçesiyle işletmeye 264 bin 309 TL idari para cezası uygulandı. Denetimler aralıksız sürecek Yetkililer, gıda güvenliğinin sağlanması ve vatandaşların sağlıklı ürünlere ulaşabilmesi için denetimlerin artarak devam edeceğini vurgularken, vatandaşlardan şüpheli gördükleri durumları ilgili birimlere bildirmeleri çağrısında bulundu. "Vatandaşımızın sağlığı kırmızı çizgimizdir" Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, vatandaşın sağlığı ile oynamaya kalkanlara asla müsaade etmeyeceklerini belirterek, "Vatandaşlarımızın sağlığı bizim için her şeyden önce gelir. Halk sağlığını tehdit eden, hijyen kurallarını hiçe sayan ve merdiven altı üretim yapan hiçbir işletmeye asla müsamaha göstermiyoruz. Zabıta ekiplerimiz ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile birlikte denetimlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. Kimsenin insan sağlığı üzerinden kazanç elde etmesine izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Gaziantep’te Kar Yağışı Çiftçiyi Sevindirdi Haber

Gaziantep’te Kar Yağışı Çiftçiyi Sevindirdi

Gaziantep’te kuraklık endişesi yaşayan çiftçilerin yüzü kar yağışıyla gülerken, çiftçi için adeta can suyu olan kar, başta Antep fıstığı ve hububat olmak üzere tarımsal ürünlerde yüksek rekolte beklentisini de artırdı. Gaziantep'te geçtiğimiz hafta belli aralıklarla etkili olan kar yağışı hafta sonu itibariyle yerini güneşli havaya bıraktı. Son yıllarda ciddi kuraklığın yaşandığı ve kuraklıktan dolayı fıstık ağaçlarının kurumaya başladığı Gaziantep’te uzun yılların ardından kar yağışı etkili oldu. Geçtiğimiz yıl kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalan ve rekoltesi düşük olan Antep fıstığı, kar yağışıyla beraber üreticinin yüzünü güldürdü. İki gün süren kar yağışı tüm çiftçilerle birlikte özellikle de fıstık üreticilerinin yüzünün gülmesine neden olurken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde "yeşil altın" olarak nitelendirilen Antep fıstığında bu yıl rekoltenin "var yılı" ve kar yağışının da rekolteyi yükselteceği tahmin ediliyor. Uzun yıllardır beklenen mevsimsel yağışların olmamasından dolayı Antep fıstığı, zeytin ve hububat gibi tarımsal ürünlerde ciddi verim ve kalite kaybının yaşandığı kentte önümüzdeki hafta sonu da kar yağışı bekleniyor. Kuraklık endişesi azaldı Geçtiğimiz yıllarda sonbahar mevsiminin çok kurak geçmesi ve barajlardaki suyun azalması nedeniyle tarım alanlarında ciddi sıkıntıların yaşandığı kentte kış mevsiminde de yeterli yağışın olmaması ciddi bir kuraklık endişesine neden oldu. Kuraklık nedeniyle meyve ağaçlarında erken açma tehlikesi baş göstermiş ve yeterli yağışın olmaması nedeniyle özellikle geçtiğimiz yıl ekili hububat alanları ve Antep fıstığı ile zeytin bahçelerinde büyük tehlikeler oluşmuştu. Kar yağışı yüzleri güldürdü Sonbahar mevsiminin çok kurak geçmesi hem çiftçiyi hem de vatandaşları ciddi anlamda endişe içine sokmuştu. Ancak geçtiğimiz günlerde belli aralıklarla iki gün kentte etkili olan kar yağışı bir nebze de olsa yüzleri güldürdü. Gaziantep’in yıllar sonra karlı havanın etkisi altına girmesi vatandaşların yanı sıra özellikle de çiftçileri çok mutlu etti. En son 1968 yılında bir metre kar kalınlığının ölçüldüğü kentte, 57 yıl sonra kar kalınlığı kent merkezinde 20, yüksek ve kırsal kesimlerde ise yarım metreyi bulması büyük bir sevince neden oldu. Kar yağışı ile birlikte Antep fıstığı ve zeytin bahçeleri başta olmak üzere hububat ekili tarlalar beyaza büründü. Antep fıstığı, zeytin bahçeleri ve hububat ekili alanların üzerini kaplayan kar, çiftçinin çok mutlu etti. Gaziantep Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Cuma Yiğit, kar yağışından dolayı çiftçilerin sevinç içinde olduğunu belirtti. "Kar yağışının çok faydası oldu" Kar yağışından dolayı çiftçilerin çok mutlu olduğunu belirten Yiğit, "Kar yağışının 2026 yılında olması bizi çok sevindirdi. Kar yılı var yılı demektir. Büyüklerimizde ‘kar yılı, var yılı’ derlerdi. İnşallah bu karın devamı gelir. 2026 yılı çiftçilerimiz için bereketli, huzurlu ve daha çok ürün alacakları bir yıl olur. 2026 yılının ilk günlerinde olduğu gibi diğer aylarda da yağış bekliyoruz. Bu kar yağışının çok faydası oldu" dedi. "Antep fıstığı ağaçlarındaki haşeratlar öldü" Kuraklık nedeniyle Antep fıstığı ağaçlarında zararlıların çoğaldığına dikkat çeken "Bu yıl kuraklıktan dolayı Antep fıstığı ağaçlarında haşerat çoğaldı. Sürekli çiftçilerimiz ilaca yükleniyordu. O da ayrı bir maliyetti. Şu anda bu karın fıstık ağaçlarına çok faydası oldu. Haşeratlar öldü. İnşallah yağış bu şekilde devam ederse karın çok faydası olur" şeklinde konuştu. "Kar yağışı çiftçi için adeta can suyu oldu" Antep fıstığında iklim değişikliği nedeniyle geçtiğimiz yıl rekolte düşüşü ve asırlık fıstık ağaçlarında da kurumalar yaşanmasının çiftçileri endişelendirdiğini belirten Yiğit, "Gaziantep’te yağışların mevsim normallerinin altında gerçekleşmesi nedeniyle kuraklık endişesi yaşayan çiftçilerimizin yüzü, bu son günlerdeki kar yağışıyla birlikte gülmeye başladı. Son yıllarda kuraklıktan ciddi anlamda etkilenen Gaziantep’te kar yağışı çiftçi için adeta can suyu oldu. Bu kar yağışı önümüzdeki yıl Antep fıstığında rekolteyi artıracaktır. İnşallah bu yılın daha verimli olacağını umut ediyoruz. Tüm çiftçilerimize hayırlı uğurlu olsun. Bereketli bir yıl dilerim" diye konuştu.

Gaziantep, Kış Hastalıklarına Karşı Doğal Ürünlere Talep Arttı Haber

Gaziantep, Kış Hastalıklarına Karşı Doğal Ürünlere Talep Arttı

Gaziantep'te grip ve nezle gibi kış hastalıklarından korunmak için organik ve doğal ürünleri tercih eden vatandaşlar, aktarlarda yoğunluk oluşturdu. Son günlerde havaların iyice soğuması ve kar yağışının etkili olmasıyla organik ürünlerin olduğu aktarlarda satışlar arttı. Grip kaynaklı salgın hastalıklardan korunmak için doğal yöntemleri tercih eden vatandaşlar, aktarların yolunu tuttu. Kış mevsimi ile birlikte bağışıklık sistemlerini güçlendirmek isteyen ve daha çok doğal ürünleri tercih eden vatandaşlar, soğuk algınlığına yakalanmamak için çeşitli bitkilerin karıştırılarak hazırlandığı kış çayının tüketilmesini öneren aktarları tercih ediyor. Vatandaşların en çok tercih ettiği ürünler kış çayları Özellikle soğuk algınlığı, öksürük ve grip gibi hastalıklara bitkisel çözümler arayan vatandaşların en çok tercih ettiği ürünler arasında ise kuşburnu, ıhlamur, zencefil, zerdeçal, hatmi çiçeği, tarçın ve ada çayı bulunuyor. Soğuk algınlığına karşı bünyesini doğal yollarla güçlendirmek isteyen vatandaşlar, aktarlarda yoğunluk oluşturmaya devam ederken, aktarlar ise vatandaşlar için çeşitli bitkilerden oluşan kış çayı önerisinde bulunuyor. "Doğal ürünler, tedavi edici özelliğiyle ilgi görüyor" Tarihi Almacı Pazarı'nda bitkisel ürün satışı yapan aktar Bülent Bilici, 10 bitkinin karışımıyla yaptıkları kış çayına rağbetin çok fazla arttığını dile getirdi. Kış çayının tedavi edici özelliğinin olduğunu ve birçok solunum yolu enfeksiyonuna da iyi geldiğini belirten Bilici, "Şu an ciddi bir yoğunluk var. Havalar kuru gidiyor. Kuru öksürük, grip, nezle şeklinde bize şikayetlerle çok gelen oluyor. Biz tabi ki ilk önce müşterimize hastanelere gitmesini öneriyoruz. Alternatif olarak bizler de burada müşterimize destek veriyoruz. Şimdi genelde bize kuru öksürük, grip ve burun akıntısı şikayetiyle gelen müşterilerimiz var. Biz burada elimizden geldiğince kendileri tedavi etmeye çalışıyoruz. Kuru öksürükle alakalı genelde dut veriyorum. Dutu kaynatıyorlar, içiyorlar. Kış çayımız var, kendi karışımlarımız var. Müşterilerimize polenli ve arı sütlü karışımlardan veriyoruz. Şu an en çok ıhlamur satılıyor, tarçın gidiyor. Kış çayımız içinde tarçın, karanfil, hibiskus, gül, melisa ve papatya var. 10-15 çeşit karışım şeklinde çayımız çok gidiyor. Artı macun veriyorum. Genelde ‘ciğerde balgam var, ciğerim çok ağrıyor' diye gelen müşterilerimiz var. Onunla alakalı propolisli ürünlerimiz var, onlardan veriyoruz. ‘Eklemlerim ağrıyor, hiç halim yok' diyen müşterilerimize de daha farklı bizim kendi yaptığımız o rahatsızlıklarla alakalı karışımlardan veriyoruz" dedi. "Ciddi bir hastalık yoğunluğu var, insanlar alternatif ürünlere yöneliyor" Organik ürünler satan Hurşit Aktaş ise özellikle son 2 haftadır satışların arttığını belirterek, "Ciddi bir salgın var, ciddi bir hastalık yoğunluğu var. İnsanlar alternatif ürünlere yöneliyor. Bu alternatif ürünler için de Gaziantep çok zengin bir coğrafyaya sahip. Gerçekten çok fazla ürünümüz var. Gerek zahter olsun, gerek ıhlamur ve ada çayı gibi zengin çeşidimiz var. İnsanlar da bu çeşitlere yöneliyorlar. Gerçekten faydalarını gören insanlar da çok. Ama her şeyde olduğu gibi bu doğal ürünleri bilinçli tüketerek insanlar faydalanabilirler. Çünkü bilinçsiz değil. Bazıları günde bir öğün içiyor, ‘ben bunun şifasını görmedim' diyor. Doğal ürünleri daha iyi şifa alabilmeleri için azar azar günde 3-5 porsiyon şeklinde tüketmeleri gerekiyor. Biz de insanları aktarlara davet ediyoruz. Gerek bizi ve gerek diğer esnaflarımızı da ziyaret edip bu konuda bilgi alabilirler. Yani bilinçlenerek doğal ürünleri tüketsinler. Her şeyi dengeli bir şekilde tüketsinler. İnsanları bu konuda bilinçli olmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bitkisel ilaçları kullanmayı tercih ediyorum" Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte artan salgın hastalıklardan korunmak için bitkisel ürünleri tercih ettiğini belirten vatandaşlardan Mustafa Hodu da, "Sıvılaştırılmış macun halinde bazı doğal ilaçlar kullanıyorum, onlarla korunmaya çalışıyorum. Genelde tarçın ve ada çayı içiyorum. Bu tür bitkisel ilaçları kullanmayı tercih ediyorum" diye konuştu.

Antep Fıstığında Hasat Tamamlandı, Rekolte Düşüşte Haber

Antep Fıstığında Hasat Tamamlandı, Rekolte Düşüşte

Gaziantep'te 'yeşil altın' olarak bilinen Antep fıstığında hasat sezonu son toplanan fıstıklarla birlikte sona erdi. İlkbaharda yaşanan zirai don, büyüme döneminde kuraklık ve son olarak meyvenin gelişme sürecindeki yüksek sıcaklığın vurduğu Antep fıstığında yok yılının da etkisiyle rekolte büyük oranda düştü. Gaziantep'te fıstık yetiştiricilerinin bin bir zahmetle yetiştirdikleri Antep fıstığı hasadı son toplanan fıstıklarla birlikte sona erdi. Antep fıstığı üretiminde önemle bir yere sahip olan Gaziantep'te fıstık bu yıl rekoltesiyle çiftçileri üzdü. Türkiye genelinde yaşanan kuraklıktan dolayı yeterli yağış düşmediği için yaşanan verim ve rekolte kaybı zirai don etkisi ile birlikte üreticileri daha çok endişelendirdi. Yok yılını yaşayan Antep fıstığını zirai don ve aşırı sıcaklık da vurdu Bu sene ‘yok yılı'nın yanı sıra son yıllarda yaşanan kuraklığın etkilediği Antep fıstığını zirai don ve aşırı sıcaklık da vurdu. Fıstık yetiştiricilerinin bin bir emek ve zahmetle yetiştirdikleri, kentin önemli geçim kaynaklarından olan ve "yeşil altın" olarak da adlandırılan Antep fıstığında yapılan son hasatla sezon tamamlandı. Vazgeçilmez lezzetler arasında Geçtiğimiz yıllarda yüksek getirisi nedeniyle üreticinin büyük rağbet gösterdiği başta Gaziantep, Kilis ve Şanlıurfa olmak üzere Türkiye'deki birçok ilde yetiştirilen Antep fıstığı, baklava başta olmak üzere bölgeye ait birçok yemekten tatlıya kadar hemen her alanda mutfakların değişmez lezzetleri arasında yer alıyor. Kullanım amacına göre farklı dönemlerde hasat edilen, Temmuz ayının ortalarında başlayan ve eylül ayının sonuna kadar devam eden Antep fıstığı hasadını ekim ayına bırakan çiftçiler de oldu. Temmuz ayında başlayan hasat sezonu Ekim ayı ile sona erdi Bu yıl "yok yılı" olduğundan dolayı geçen yıla göre rekoltede yüzde 80 civarında bir düşüşün yaşandığı tahmin edilen Antep fıstığında hasat dönemi toplanan fıstıkların ardından sona erdi. Hasada temmuz ayında baklava yapımında kullanılan "boz" fıstığın hasadı ile başlayan üreticiler, Eylül ayının başından itibaren başladıkları "kırmızı ben" fıstığı hasadını tamamlayarak sezonu tamamladı. "Tekin Antep fıstığı" çeşidinde son hasat yapıldı Oğuzeli ilçesinin kırsal Uğurova Mahallesi'nde "tekin Antep fıstığı" çeşidi yetiştiriciliği yapan Ali Rıza Özdemir de son hasadını yaptı. Antep fıstığı çeşitlerinden en erken olgunlaşan çeşit olan, yazı uzun ve sıcak olan bölgelerde yetişen "tekin Antep fıstığı" çeşidinin hasadı için işçiler sabah saatlerinde gruplar halinde bahçelere giderek ağaçların altlarına branda açıp, dallardan elleriyle tek tek fıstıkları salkımıyla birlikte topladı. "Kuraklık verimi düşürdü" Son Antep fıstığı hasadını yapan çiftçileri ziyaret eden Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, geçen yıla oranla Antep fıstığında bu yıl rekoltenin düşük olduğunu söyledi. Bu yılın çok kurak geçtiğini belirten Sağlam, "Gaziantep ilimizde biliyorsunuz 3 milyon 468 bin dekar bir tarımsal alanımız var. Bunun 2 milyon 200 bin dekarı meyvecilikle kaplı. Bu 2 milyon 200 bin dekar alanın 1 milyon 430 bin dekarı da Antep fıstığıyla tarım yapılmaktadır. Dolayısıyla geçtiğimiz yıl 1 milyon 430 bin dekar da yaklaşık 175 bin ton civarı bir rekoltemiz gerçekleşmişti. Oğuzeli ilçesinde ve Gaziantep genelinde 2025 yılı biraz kurak geçti ama bu hasat yaptığımız bahçe şu anda sulanabilen bir bahçe ve bundan dolayı maşallah meyvelerde de verimliyiz. Ama geçtiğimiz yıla göre bu yıl yağış rakamlarına baktığımızda bugüne kadar yağan yağış miktarımız 199 kilo ve bu çok anormal bir kuraklık. Geçtiğimiz yıl 700 mililitre bir yağış varken bir önceki yılların ortalamasına baktığımızda 400-450 kilo olan bir yağış varken 2025 yılı içerisinde şu anda 199 mililitredir" dedi. "Kuraklıktan dolayı 50 bin ton gibi bir rekolte tahmin ediyoruz" Fıstık hasadının tamamlandığını söyleyen Sağlam, "Antep fıstığında bu yıl kuraklıktan dolayı rekolte düşüklüğü bekliyoruz. Fiyatlarda da bir yükselme olacak. 2025 rekoltesinde 50 bin ton gibi bir rekolte tahmin ediyoruz ama hasat tamamlandığında rekolte o zaman tam net çıkacak. Antep fıstığı ilimiz için önemli bir üründür. Buğdayın konumu nasıl önemliyse Antep fıstığı da Gaziantep için o kadar önemli ve sadece üretimde değil sanayide de fabrikalarda hem işleniyor, pazarlanıyor. Şanlıurfa'da, Siirt'te de Antep fıstığı var ama Gaziantep'ten pazarlanması önemli ve kentin genel geçim kaynağı Antep fıstığı üzerinden yapılmaktadır" diye konuştu. Kuraklık yetiştiriciyi sulu tarıma yönlendirdi Fıstık yetiştiricisi Ali Rıza Özdemir ise Antep fıstığında normalde iki yılda bir ürün alındığını, yaşanan kuraklık nedeniyle yeni çeşit arayışına girdiklerini ve kuraklık nedeniyle sulu tarıma geçtiklerini ifade etti.

Antep fıstığı tezgahlarda yerini aldı Haber

Antep fıstığı tezgahlarda yerini aldı

Gaziantep'te Antep fıstığı hasadı başladı. Hasatla birlikte toplanan fıstıklar tezgahlarda yerini aldı. Ancak bu yıl "yok yılı" olması nedeniyle fıstık ağaçlarında ürün az çıktı. Verimin düşük olması fiyatlara da yansıdı. Tezgâhlara inen fıstığın kilogramı 500 TL'den satışa sunuldu. Üreticiler, fıstığın az olması nedeniyle fiyatların yüksek seyrettiğini belirtirken, gelecek yılın "var yılı" olacağını ve rekoltede artış beklendiğini ifade etti. "Gaziantep'te bu yıl Antep fıstığında ciddi bir rekolte düşüşü yaşanıyor" Gaziantep'te esnaflık yapan Elif Derbent, "Gaziantep'te bu yıl Antep fıstığında ciddi bir rekolte düşüşü yaşanıyor. Çiftçiler ve esnaflar, "yok yılı" nedeniyle fıstık ağaçlarının neredeyse boş kaldığını söylüyor. Normal şartlarda tarlasından 2 tona yakın fıstık elde eden üreticiler, bu yıl ürün miktarını bile söyleyemeyecek durumda. Hatta bazı çiftçiler yüz binlerce lira zarar ettiklerini dile getiriyor. Bir üretici, bu yıl 500 bin lira zarar ettiğini, ilk kez kendi tüketimi için bile dışarıdan yaş fıstık almak zorunda kaldığını anlattı" dedi. "Fiyatlar da bu tabloya paralel olarak rekor seviyelere çıktı" Fiyatların bu yıl yüksek olduğunu söyleyen Derbent, "Fiyatlar da bu tabloya paralel olarak rekor seviyelere çıktı. Geçen yıl 160 TL'den başlayan yaş fıstık, Kasım ayına kadar 300 TL'ye yükselmişti. Bu yıl ise fiyatlar 1000 TL'den başladı. Esnaf, yüksek fiyatlar nedeniyle 700 TL'den satışa başlamış olsa da bugünlerde yaş fıstığın kilosu 500 TL seviyesinde. Ancak üreticiler, bu rakamın daha da aşağıya düşmesini beklemiyor. Çünkü talep hiçbir zaman bitmiyor; bin liradan satışa çıkmasına rağmen alıcı bulunabiliyor" ifadelerini kullandı. "Yalnızca Antep'te değil, Türkiye'nin birçok bölgesinde benzer bir tablo yaşanıyor" Bu yıl ürünlerde azalma olduğunu belirten Derbent, "Yalnızca Antep'te değil, Türkiye'nin birçok bölgesinde benzer bir tablo yaşanıyor. Malatya'da kayısı, Karadeniz'de fındık, Ege'de zeytin üretiminde de kayıplar büyük. Üreticiler, bu yılın genel anlamda "yok yılı" olduğunu vurguluyor. Çiftçiler, fıstık ağaçlarına gerekli tüm bakımı yaptıklarını; ilaçlamadan gübreye, sürümden sulamaya kadar hiçbir masraftan kaçınmadıklarını belirtiyor. Ancak yağışların düzensizliği, don olayları ve değişen iklim şartları nedeniyle ağaçların yeterli ürün vermediğini ifade ediyorlar. Bu durum da fiyatların sert şekilde yükselmesine yol açtı" diye konuştu.

Gaziantep fıstığında hasat başladı Haber

Gaziantep fıstığında hasat başladı

Gaziantep başta olmak üzere Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde yetiştirilen Antep fıstığının hasadına başlandı. Tam olgunlaşmamış iç fıstığa Gaziantep'te ve bölgede "yeşil altın" ismi veriliyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde "yeşil altın" olarak nitelendirilen ve bu sezon "yok yılı" nedeniyle rekoltenin düşük olması beklenen fıstığın anavatanı Gaziantep'te Antep fıstığının ilk mahsulü olan "boz" fıstık hasadı başladı. Gaziantep'te fıstık yetiştiricilerinin bin bir zahmetle yetiştirdikleri Antep fıstığında baklavalık "boz" fıstığın toplanmasıyla başlayan hasat "kırmızı ben" hasadı ile devam ediyor. Fıstığın kilosu bu sene 250 TL'den satılırken geçen sene ise 100 TL'den satılıyordu. Antep fıstığı hasadı için yoğun mesai harcanıyor Türkiye`nin önemli Antep fıstığı üretim merkezlerinden olan Gaziantep'te çiftçiler, kentin eşsiz lezzeti olan baklavada kullanılan ve "boz" olarak adlandırılan fıstığın hasadı için yoğun mesai harcıyor. Eşsiz lezzeti ve ekonomik değeriyle öne çıkan Antep fıstığı hasadı için sabahın erken saatlerinde fıstık bahçelerinin yolunu tutan çiftçiler, 40 derece sıcaklık altında gün boyu fıstık topluyor. Baklavada kullanılan ve "boz" fıstık olarak adlandırılan çeşidin hasadına başlanırken sabah saatlerinde gruplar halinde fıstık bahçelerine giden çiftçiler, yaklaşık 10 saat çalışıyor. Ağaçların altlarına branda açtıktan merdiven ile ağaçların üstüne çıkan çiftçiler, dallarda elleriyle tek tek fıstıkları salkımlarından kırarak topluyor. Brandaların üzerine dökülen fıstıklar ardından çuvallara dolduruluyor. Traktörlere yüklenen fıstıklar, daha sonra ise salkımlarından ayrıştırılmak üzere fıstık işletme tesislerine götürülüyor. Antep fıstığında bu yıl rekolte düşük Şehitkamil ilçesinin kırsal Bozobası Mahallesi'nde fıstık hasadına başlayan çiftçiler, geçen yıla oranla Antep fıstığında bu yıl rekoltenin düşük olduğunu söyledi. Antep fıstığı hasadının başladığını söyleyen çiftçiler, normal Antep fıstığına göre hasadı yaklaşık bir ay önce yapılan yağlı ve yeşil renkte olan boz fıstığın daha çok baklavada kullanıldığını bildirdi. "Çiftçi fiyattan memnun" Antep fıstığında rekoltenin geçen yıla göre düşük olduğunu ancak satış fiyatlarındaki artışın çiftçilerin yüzünü güldürdüğünü belirten çiftçilerden İbrahim Böke, "Bu sene fıstıkta rekolte düşük olduğu için genelde 3'te bir mahsul var. Rekolte düşük olduğu için erken topluyoruz. Fıstık iki ayrı dönemde hasat edilir. İlk olarak ‘boz' olarak toplanır. İkinci defa ise ‘kırmızı beng' olarak toplanır. Bu sene rekolte düşük olduğu için herkes fıstığı ‘boz' olarak topluyor. Çevremizdeki fıstık bahçelerinin sahiplerini hasada başladığı için bizde bu sene hasada erken başladık. Fıstığın ‘boz' olarak toplanması baklavacıların işine geliyor. Çiftçi belki fıstığın az olmasından yakınabilir ama fiyatından şikayetçi olamaz. Çünkü bu yıl fiyatlar bir nevi oturdu" dedi. "Fiyatlar çiftçinin yüzünü güldürdü" Geçen sene 100 TL'ye satılan boz fıstık bu sene yok yılı dolayısıyla 250 TL'ye kadar çıktı. Rekoltedeki düşüşe bağlı olarak Antep fıstığı fiyatlarının arttığını belirten Hayri Böke de, "Bu sene rekolteden memnun değiliz. Geçen yıla göre 3'te bir oranında fark var. Geçen sen 3'te 3 ürün alındı. Bu sene ise 3'te bir oranında fıstık var. Rekolte düşük ama fiyatların yüksek olması bizi memnun etti. Bu fiyatları beklemiyorduk. Gerçekten de fiyatlar çiftçiyi memnun etti. Bu yıl fiyatlar çiftçinin yüzünü güldürdü" diye konuştu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.