Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Genetik Miras

AGRONEWS - Genetik Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Genetik Miras haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Düzce’de yıllık 502 ton bal üretiliyor Haber

Düzce’de yıllık 502 ton bal üretiliyor

Genetik çeşitliliğin korunması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ülke genelinde yürütülen "Evcil Hayvan Genetik Kaynaklarının Korunması ve Sürdürülebilir Kullanımı Entegre Projesi" kapsamında geliştirilen Yığılca Arısı Halk Elinde Koruma Alt Projesi çerçevesinde Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü proje uzmanlarınca Yığılca ilçesinde arılıklarda denetimler ve kontroller gerçekleştirildi. Arıcılığın katkısı büyük Düzce Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan bilgilendirmede "Düzce’de 836 işletmede toplam 58 bin adet arılı kovan bulunmakta olup, yıllık ortalama 502 ton bal ve 14,5 ton balmumu üretimi gerçekleştirilmektedir. Bu üretimle il ekonomisine önemli katkı sağlanırken, 11 işletmede yıllık 19.200 adet ana arı üretimi ile arıcıların damızlık ana arı ihtiyacı da karşılanmaktadır. Evcil Hayvan Genetik Kaynaklarının Korunması ve Sürdürülebilir Kullanımı Entegre Projesine dahil olan ve sözleşme imzalayan arıcılara kovan başına ilave koruma desteği verilecektir. Projeye kayıtlı olan 49 arı yetiştiricisine 2 bin 605 kovan için toplam 1 milyon 302 bin 500 TL gen kaynağını koruma desteği verilecektir" denildi. Morfolojik, biyolojik ve genetik özellikleri ile diğer arı ırklarından ayrılan Yığılca Bal Arısı, 27 Eylül 2017 tarihinde Yığılca ilçesinde oluşturulan 15 kilometre yarıçaplı izole bölgede koruma altına alınmış, 25 Ekim 2022 tarihinde ise Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından resmi olarak tescillenmiştir. Yığılca Bal Arısı, Düzce için önemli bir genetik miras niteliği taşımakta.

Ata tohumları iklim krizine karşı umut veriyor Haber

Ata tohumları iklim krizine karşı umut veriyor

Türkiye’nin tarımsal zenginlikleri arasında yer alan yerel tohumlar, biyolojik çeşitliliğin korunması ve geleneksel üretim kültürünün yaşatılması açısından önemini koruyor. “Ata tohumu” olarak adlandırılan bu çeşitler, yetiştiği bölgenin iklimine ve çevresel koşullarına doğal uyum sağlayarak kuşaktan kuşağa aktarılmış genetik miras olarak öne çıkıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Bahçe Bitkileri Araştırmaları Daire Başkanı Doç. Dr. Davut Keleş, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, ata tohumlarının ekosistem dayanıklılığı ve toprak sağlığı açısından önemli işlev üstlendiğini belirtti. Keleş, yerel genetik kaynakların korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla Bakanlığa bağlı araştırma enstitülerinin vatandaşların desteğiyle yerel tohum toplama çalışmaları yürüttüğünü ifade etti. “2018 yılından bugüne kadar yaklaşık 300 yerel çeşit adayı incelendi, bunların 49'unun yerel çeşit olabileceği tespit edilerek tescil çalışmaları tamamlandı.” dedi. Yerel gastronomiye katkı sağlıyor Yerel üreticilerin ve vatandaşların ata tohumlarının korunmasına aktif katkı sunduğunu belirten Keleş, bu konuda toplumsal farkındalığın her geçen gün arttığını söyledi. Son yıllarda yerel tohum kullanımında belirgin artış yaşandığını kaydeden Keleş, “Bu artış temel olarak, insanların sağlıklı beslenmeye, gıda güvenliğine ve doğala dönüşe olan duyarlılığının artmasına, endüstriyel gıdalara duyulan güvensizliğe ve iklim krizinin getirdiği çevresel farkındalığa bağlanıyor.” diye konuştu. Yerel çeşitlerin lezzet ve genetik çeşitlilik bakımından önemli avantajlar sunduğunu dile getiren Keleş, ticari pazarlama ve taşımacılık açısından modern hibrit tohumlara göre daha sınırlı imkanlara sahip olabildiğini belirtti. “Yerel çeşitler gerçek performanslarını uyum sağladığı bölgelerde göstereceği için menşeinde yetiştirilmesi önem taşıyor. Bu yüzden yetiştiriciliğin yerel çeşitler açısından ekolojik kısıtı var. Ancak bu ekolojik kısıt aynı zamanda yerel gastronomi açısından çok büyük avantajlar sağlıyor. Çünkü yerele ait gastronominin oluşmasında orada yüzyıllardır yetişen çeşitlerin tat ve aroması çok büyük katkı sağlıyor.” ifadelerini kullandı. 24 farklı yerel tohum için üretim sürüyor Yerel çeşitlerin korunması amacıyla yüksek güvenlikli ulusal gen bankalarında saklanmasının önemine değinen Keleş, afet ve savaş gibi risklere karşı bu tohumların güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Araştırma enstitülerine ulaştırılan yerel çeşit adaylarının aşamalı olarak tescil sürecinden geçtiğini anlatan Keleş, şu bilgileri verdi: “Günümüzde TAGEM'in 6 araştırma enstitüsünde ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ortaklığında domates, biber, patlıcan, fasulye, kavun, şelengo, kabak, karpuz, lahana, dereotu, roka, tere olmak üzere 12 türde toplam 24 çeşitte yerel tohum üretim çalışmaları devam ediyor. 2026'da 992 bin 811 paket tohum Tarım Kredi Kooperatifleri vasıtasıyla üreticilerimizle buluşturulacak.” Ata tohumlarıyla ilgili yanlış bilinenler Keleş, ata tohumlarıyla ilgili kamuoyunda bazı yanlış inanışların bulunduğunu belirterek, bu tohumların hiçbir zaman hastalanmadığı, ilaç gerektirmediği veya her zaman daha verimli olduğu yönündeki düşüncelerin doğru olmadığını söyledi. Şekli bozuk her meyve ve sebzenin ata tohumundan üretildiği yönündeki inanışın da gerçeği yansıtmadığını ifade eden Keleş, yerel tohum ticaretinin tamamen yasak olduğu yönündeki söylemlerin de yanlış bilgilendirme içerdiğini aktardı. İklim krizine karşı dayanıklı sistemler için öneri Yerel çeşitlerin iklim krizine dayanıklı tarım sistemleri açısından önemli potansiyel taşıdığını vurgulayan Keleş, modern kültür çeşitlerinin yüksek verim hedefiyle geliştirildiğini, yerel çeşitlerin ise zorlu koşullarda daha düşük kayıpla üretim yapabilme özelliğine sahip olduğunu belirtti. “Modern kültür çeşitleri en iyi koşulda en yüksek kazanç üzerine optimize edilmişken, yerel çeşitler nesiller boyu süren doğal tozlaşmanın getirdiği genetik çeşitlilikle en kötü koşulda en az kayıp prensibiyle çalışıyor. Bu nedenle, sürdürülebilir ve iklim krizine dayanıklı gıda sistemlerinin tasarımında yerel çeşitlerin düşük verimli olarak yaftalanıp tamamen terk edilmesi değil, sahip oldukları kararlılık genlerinin modern ıslah programlarında kaynak olarak kullanılması teknik açıdan en doğru yaklaşımdır” dedi.

Nesli tükenme tehlikesindeki Ankara keçileri koruma altında Haber

Nesli tükenme tehlikesindeki Ankara keçileri koruma altında

Eskişehir’in Mahmudiye ilçesinde faaliyet gösteren Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne (TİGEM) bağlı Anadolu Tarım İşletmesi, nesli tükenme tehlikesi altındaki Ankara keçileri için adeta bir yaşam kalkanı oluşturuyor. Tarihte Angora ırkı olarak bilinen ve Türk kültürüyle özdeşleşen Ankara keçileri, kış aylarında da büyük bir özenle bakılıyor. Esenbel mevkiindeki Keçicilik Şubesi’nde barındırılan bin 200 Ankara keçisinin bakımı, dondurucu soğuklara rağmen aksatılmadan sürdürülüyor. Osmanlı döneminde, 1815 yılında Sultan II. Mahmud tarafından “Çiftlikat-ı Hümayun” adıyla kurulan işletme, bugün gen kaynağı koruma görevini başarıyla yerine getiriyor. İşletmede bulunan keçilerin 550’si anaç olup, Mart ve Nisan aylarında 550 ile 600 arasında oğlak doğması bekleniyor. Ankara keçisi; et ve sütünden çok, dünyaca ünlü tiftik lifleriyle öne çıkıyor. Kaliteli kumaşların hammaddesi olan tiftik, bu özel ırkın korunmasını daha da önemli hale getiriyor. Bu nedenle işletmede genetik saflık büyük bir hassasiyetle korunuyor ve dışarıdan hayvan alımı yapılmıyor. Soğuk havalarda 5 kişilik deneyimli bir ekip, sabahın erken saatlerinden akşama kadar keçilerin bakımını sürdürüyor. Beslenmeden barınmaya, aşılama programlarından güvenliğe kadar tüm süreçler yakından takip ediliyor. Olası hastalıklar ve hayvan saldırılarına karşı işletme çevresi sürekli kontrol altında tutuluyor. Anadolu Tarım İşletmesi Müdürü Hüseyin Yılmaz, Ankara keçisinin Türk tarihindeki yerine dikkat çekerek, bu yıl 550 anaç keçiden 550-600 oğlak almayı hedeflediklerini belirtiyor. Veteriner hekim Ayhan Biçer ise temel amaçlarının tedavi değil, koruyucu hekimlik olduğunu vurguluyor. TİGEM bünyesinde yürütülen bu titiz çalışmalar sayesinde, Ankara keçisi hem genetik miras olarak korunuyor hem de gelecek nesillere güvenle aktarılıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.