TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gıda Denetimi

AGRONEWS - Gıda Denetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Denetimi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yıllık 21 milyon gıda denetimiyle rekor düzey Haber

Yıllık 21 milyon gıda denetimiyle rekor düzey

Tarımsal Öğretimin Başlamasının 180. Yılı ve Tarım Bayramı kapsamında Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde düzenlenen programda konuşan Dilber, Türkiye'de yaklaşık 730 bin gıda işletmesinin risk esaslı denetim sistemiyle kontrol edildiğini ifade etti. Her işletmenin bir risk puanı bulunduğunu belirten Dilber, "Her işletmenin bir risk puanı vardır ve bu risk puanına göre bazı işletmeler yılda beş kere denetlenirken bazı işletmelere hiç gitmesek dahi olabilir. Ancak Türkiye'de 730 bin işletme var ve biz bu işletmeleri risk bazlı denetimle denetliyoruz. Örneği somutlaştırmam gerekirse, bir kasap reyonu olan marketle sıradan bir bakkal benim için aynı değildir. Kasap reyonu olan markete 5 kere gidersem, bakkala bazen hiç uğramama dahi gerek olmayabiliyor. Çünkü işletmenin karakteri geri, sahibi titiz oluyor, senden benden daha dikkatli oluyor. Dolayısıyla bu bizim risk esaslı denetimimizin temelini oluşturuyor. Denetim rakamlarını geçiyorum ama somutlaştırmak adına söylüyorum. 81 il, 922 ilçede 8 binin üzerindeki denetçimizle biz sizlere güvenilir gıdalar sunmak için dünyadaki çoğu ülkeden daha iyi şartlarda bir gıda denetim sistemine sahibiz. Riskin oluştuğu dönemlerde sektörel denetimler yapıyoruz. Mesela bakanlık ile doğrudan ilişkisi olmasa bile bir böcek ailesinin ölmesi sonrasında sektördeki Ortaköy'de bir tane dükkan bırakmadık, her gece gittik. Ama bakın, sorumluluk böcek ilaçlamasını, biyosidal ilaçlamasını doğru yapmayan bir kişiden kaynaklıydı. Ama risk arttığı zaman, toplumsal duyarlılık hattında örnek veriyorum; Kurban Bayramı'nda, Ramazan Bayramı'nda, yılbaşı gecesinde arkadaşlarımız denetimde olabiliyorlar. Bunlara da sektörel denetim diyoruz. Biz hayvanların yediği gıdaları da denetliyoruz. Çünkü sağlıklı hayvan, sağlıklı bitki, sağlıklı toplum bakış açısına sahibiz. Denetlediğiniz şeyin içinde ne var diye sorduğunuz zaman laboratuvar hizmetleri önemli bir noktaya gelir. Bugün Türkiye'de 41 tane kamu laboratuvarının doğrudan işletmecisi Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Tarım ve Orman Bakanlığı'dır. Aynı zamanda 97 tane özel gıda kontrol laboratuvarında denetim yetkisi, kuruluş izni ve bununla ilgili tüm işlemleri bakanlık olarak bizler yapıyoruz" dedi. "Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar analiz yükü yoktur" Yıllık 222 bin numune aldıklarını belirten Dilber, "Türkiye'de ben yılda 21 milyon 200 bin analiz yapıyorum. Dünyanın hiçbir ülkesinde bu kadar analiz yükü yoktur. Avrupa Birliği'ndeki 27 ülke ve diğer ülkelerin hiçbirinde bu kadar analiz yükü yoktur. Daha da somutlaştırıyorum. Açın cep telefonlarınızı bakın. '2022 Avrupa Birliği Pestisit Raporu' diye araştırma yapın. Avrupa Birliği'nin ekonomik alanındaki ülkelerin toplam yaptığı analiz sayısı, 29 ülkenin toplam analizi 200 bindir. Bakın rakama. Benim numune sayım. Dolayısıyla pestisit analiz raporundan bahsediyorum. Yani Türkiye'de bazen doğru olmayan şekilde, aflatoksin, okratoksin ile pestisiti ayıramayan arkadaşlar internette çıkıp pestisit kalıntısını gözlüyorlar. Çoğu Avrupa Birliği ülkesinde üç tane laboratuvarla koca ülkenin adını duyarsınız, bazen bir tane laboratuvar vardır. Almanya gibi bir ülkedeki laboratuvar sayısını bilmiyorum ama 10'a, 15'e geçeceğini düşünmüyorum. Türkiye'de şu anda 41 tane kamu laboratuvarı var. Benim Bafra'da ürettiğim kapya biber Mersin'e analiz edilmeye gidiyordu. Bu sorunu çözdük. Kapya biber Mersin'e gidiyor mu? Şu an gitmiyor. Gitmiyor olmasının tek bir sebebi var. Cihazımız var, müdürümüz var, arkadaşlarımız var. Samsun'da bu analiz yapılabildiği için vatandaşın kapya biberi buradan Mersin'e gitmiyor. Bunlar büyük bir başarıdır arkadaşlar. Bu burada yapılıyor olmasa, Türkiye'de yapılıyor olmasa biberlerimiz, domateslerimiz gider, Almanya'daki Eurofins laboratuvarında analiz edilir, sonucu çıkınca ihracata izin veririz. Mikrobiyolojik analizler yapıyoruz. Bakın İstanbul'daki olay eninde sonunda döndü dolaştı, gıda kaynaklı olmadığı ortaya çıktığında işte bu gücümüz bizi ayakta tuttu. Çünkü biz laboratuvar sonuçlarında midyeciyi bir ay içeride yatırdık, adam iflas etmek noktasına geldi. Kumpirciyi yatırdık içeride ama baktık ki adam masum, tüm numuneleri tertemiz. Dolayısıyla bu güçler gerçekten kamunun gücü, sizin gücünüz, sizin gibi çalışan arkadaşların ürettiği hizmetler. Bu konuda da bakanlık olarak gayet iyi noktadayız. Türkiye'de son bir yılda 200 bin tane vatandaşımız bize ulaşmış. 'Şu gıdada şu sıkıntı var, bu gıdada bu sıkıntı var' demiş. Ama biz dikkate aldığımız 145 bin konuyu sonuçlandırmışız" diye konuştu. "Bir çocuk ziraat mühendisliği kazandıysa başsağlığı verir gibi konuşuluyor" Ziraat Fakültesi Dekanı Muharrem Özcan ise, "Her sene 3 milyonun üzerinde öğrenci ÖSYM sınavlarına giriyor. Üniversiteye yerleştirmeler oldu. Son yıllarda yerleşme oranları yüzde 100'e çıktı. Ziraat fakültelerinde de bu oranlara ulaşıldı. Ben bunun doğru bir ölçek olduğunu düşünmüyorum. Burada önemli olan öğrenci sayısı değil, gelen öğrencilerin hangi yüzdelik dilimde ve hangi profilden geldiğine bakmak lazım. Bir çocuk ziraat fakültesine yerleşmişse ailesine başsağlığı ya da teselli verir gibi konuşuluyor. En azından boşta kalmamış gibi yaklaşılıyor. Halbuki dünyanın en değerli mesleklerinden birini icra ediyoruz. Genellikle her fakültede tarımla ilgili bölümler yer alıyor. Bu durum maalesef ziraat mühendisi olarak nitelikli eleman çıktımızı olumsuz yönde etkiliyor. Fakülte açmak yerine mevcut fakültelerin altyapısını iyileştirmek, zayıf olanların ise bölüm sayılarını azaltarak daha verimli, daha ekonomik ve hem insan kaynağı hem de çıktılarının ülke ekonomisine yapacağı katkılar açısından bu yöne yönelmek gerektiğini düşünüyorum" şeklinde konuştu. Programda ayrıca OMÜ Rektörü Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz, Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Samsun Şube Başkanı Prof. Dr. Ferhat Uzun Samsun Ziraat Mühendisleri Odası Havva Yurdunuseven Bayzat da konuşma yaptı. Akademik aşama kaydeden doktor öğretim üyelerine "Biniş Takdim Töreni"yle program son buldu.

Yayla mevsimi geldi tereyağı denetimleri arttı Haber

Yayla mevsimi geldi tereyağı denetimleri arttı

Denetimlerde hijyenik gereklilikler ve etiket kontrolleri yapılarak, yayla tereyağı olarak satışa sunulan ürünlerden 23 adet numune alınarak ilgili laboratuvarlara gönderildi. Konuyla ilgili bilgi veren Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürü İsa Kaplan, denetimlerin hız kesmeden sürdüğünü belirterek "Bilindiği üzere gıda zincirinin tüm aşamalarında tüketici sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sağlanması Bakanlığımızın sorumluluğundadır. Bu kapsamda denetim etkinliğinin daha da artırılması amacıyla 'Ürün Bazlı /Tereyağı' satış işletmelerinde denetimler yapılmıştır. Denetimlerde hijyenik gereklilikler ve etiket kontrolleri yapılarak, satışa sunulan tereyağı ürünlerinden 23 adet numune alınarak ilgili laboratuvarlara gönderilmiştir" dedi. Kaplan, laboratuvar analiz sonuçlarına göre uygunsuz çıkan ürünler ve işletmeler hakkında 5996 sayılı kanun gereği yasal işlemler uygulanacağını söyleyerek özelikle ürünlerde tüketiciyi aldatmaya yönelik taklit ve tağşiş olup olmadığı yönünde incelemelerin yapıldığını vurguladı. Gerçekleştirilen ürün bazlı denetimlerin yıl boyunca artarak devam edeceğini kaydeden Kaplan, "Denetimlerde uygunsuzluk tespit edilen ürün ve işletmelerle ilgili olarak 5996 Sayılı Kanun kapsamında yasal işlemler uygulanacaktır. Halk sağlığını korumak amacıyla gıda işletmelerine yönelik denetimlerimiz büyük bir titizlik ve hassasiyetle devam edecektir. Bu nedenlerle tüketicilerimizin üzerinde etiket bilgileri olmayan tereyağı, peynir, süt vb. ürünlerini kesinlikle satın almamalı" diye konuştu. Kaplan, denetimlerin hız kesmeden devam ettiğini belirterek vatandaşlardan gelecek bildirimlerin son derece önemli olduğu, vatandaşların gıda ile ilgili karşılaştıkları her türlü olumsuzlukta ALO 174 Gıda ihbar hattından ve 05011740174 numaralı Whatsapp ihbar hattına bildirebileceklerini sözlerine ekledi.

At ve eşek eti haberleri Adanalıları rahatsız etti Haber

At ve eşek eti haberleri Adanalıları rahatsız etti

Adana'da son günlerde ele geçirilen ve tespit edilen at, eşek etleriyle ilgili çıkan haberler, hem kasapları hem kebapçıları hem de vatandaşları rahatsız ediyor. Adanalılar, denetimlerin daha sık yapılmasını istedi. Tarım ve Orman Bakanlığı hile yapan firmaların listesini belirli periyotlarda güncelliyor. En son 23 Mayıs'ta yayınlanan listede hile yapan firmalar ve ürünleri tek tek paylaşılırken, mide bulandıran detaylar da yer aldı. Adana'nın Seyhan ilçesinde hizmet veren "Can Et" adlı işletmenin 'dana' diye 'at ve eşek eti' sattığı belirtildi. Ayrıca geçtiğimiz hafta İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Yüreğir ilçesinde tek tırnaklı hayvana ait olduğu belirlenen 3 ton bozulmuş ve mühürsüz kırmızı et ele geçirdi. İl Tarım Müdürlüğü ekiplerince, at eti olduğu değerlendirilen ete el konulurken, 2 şüpheli hakkında işlem başlatıldı. Mart ayında da at, eşek eti kemikleri bulunmuştu Kebabın başkenti Adana'da geçtiğimiz mart ayında ise Yüreğir ilçesine bağlı Bahçelievler Mahallesi'nde dere yatağında çok sayıda at ve eşek kemiği bulunmuştu. Ancak bazı işletmelerin yaptığı yanlışlar nedeniyle kentteki birçok esnafın işi kötüye gitti ve vatandaşlar kebapçılara, kasaplara karşı ön yargılı davranmaya başladı. "Adana'nın ismini kötülemeye kimsenin hakkı yok" Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Yağmur, "Maalesef bütün olumsuzluklar Adana'nın Yüreğir ilçesinde çıkıyor. Zabıtanın görevini yapmasını istiyoruz. Zabıta eğer görevini yapamıyorsa bize devretsin, Tarım İl Müdürlüğü'ne devretsin. Bu operasyonları sadece Tarım İl Müdürlüğü'nün, jandarmanın veya polisin yapmasıyla olmuyor. Bir grup kurulmalı ve Adana'yı tertemiz hale getirmeliyiz. Kebap denildiği zaman akla gelen yer Adana'dır. Adana'nın ismini kötülemeye kimsenin hakkı yok" dedi. "At etinin rengi pembe olur" At etinin pembe ve sulu olduğuna vurgu yapan Yağmur, "Vatandaşlarımızdan özellikle mühürsüz et almamalarını istiyoruz. Kasapta mühürsüz et varsa bize bildirilmeli. Bizim turistleri Adana'ya çekmemiz lazım ama bu çıkan görüntülerle Adana hiç hoş karşılanmıyor. Vatandaşların at, eşek etini gözle ayırt etmeleri zor. Mutlaka etlerini tanıdığı bildiği yerlerden almalılar. Kebabı bilindik yerlerde yesinler. At etinin rengi pembe olur ve o et sulu olur. Pişerken dahi ateşi söndürür" diye konuştu. "Bu işten çok mağduruz, şok baskın yapılsın istiyoruz" Kebapçı esnafından Güngör Güler ise şehirdeki çoğu kebapçının bilindik kasaplardan et aldığını söyledi. Güler, "Bu tarz haberlerden biz çok mağduruz. Biz esnaflarımızın her gün denetlenmesini istiyoruz. Depolara şok baskın yapılsın istiyoruz. Bu işten çok mağduruz. Hem işimizi düşürüyor hem de Adana'nın ismi kötüleniyor. Bizler kebapçıyız ama dışarıda yemeğe gittiğimizde bizlerin dahi aklında soru işareti oluyor. Biz bunu düşünüyoruz, müşteriler de bunu düşünüyor. Bu baskınlar, denetimler sıklaştırılmalı" şeklinde konuştu. "Adana et ile kebap ile meşhur" Almanya'dan Adana'ya gelen Ertan Çiftçi ise, "Bu tarz haberler çıktığında üzülüyoruz. Denetimlerin arttırılmasını istiyoruz. Almanya'dan kebap yemeğe geldik, Adana et ile kebap ile meşhur ama bu haberler bizi üzüyor" ifadelerini kullandı. Vatandaşlardan İbrahim Kayıran da, "Ben bildiğim yerlerden et alıp bildiğim yerlerden kebap yiyorum. Yetkililer sık sık denetim yapmalı. Bu haberler herkesi etkiliyor. Bu tarz olayların önüne ancak denetimler sıklaşırsa geçilir" diyerek düşüncelerini aktardı.

Eskişehir’de Kurban Bayramı öncesi fahiş fiyat denetimi Haber

Eskişehir’de Kurban Bayramı öncesi fahiş fiyat denetimi

Eskişehir Ticaret Müdürlüğü ekiplerince 15 büyükşehirle eş zamanlı olarak kentte fahiş fiyat ile fiyat etiket denetimleri gerçekleştirildi. Eskişehir’deki denetimlerde Kurban Bayram öncesi Odunpazarı ilçesi Mustafa Kemal Atatürk Caddesi’nde bulunan markette gerçekleştirilen denetimlerde, etiket fiyatları kontrol edilirken, buradaki fiyatlarla kasadaki fiyatların uyuşup uyuşmadığı denetlendi. "Fiyat etiket denetimlerimiz yoğun şekilde sürmektedir" Denetimlerle alakalı Eskişehir Ticaret Müdürü Cemil Kürkçü, "Bakanlığı olarak temel gıda ürünlerine yönelik fahiş fiyat ile fiyat etiket denetimlerimiz yoğun şekilde sürmektedir. Denetimlerde ürünlerde fahiş fiyat olup olmadığına, ürünün etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasında fark bulunup bulunmadığına, birim fiyatı, ürün fiyatının son değişim tarihi gibi bilgilere bakılmaktadır. Ayrıca son 2-3 ay içerisindeki fiyat hareketleri ve bugünkü fiyat hareketlerini karşılaştırıp, burada bir anormallik gördüğümüzde Bakanlığımızdaki Haksız Fiyat Değerlendirme Kuruluna gönderiyoruz. Orada da bu firmaya farklı tutarlarda idari para cezaları uygulanmaktadır. Meyve sebze reyonunda da ürünlerin menşei ve geliş fiyatı bilgisi Hal Kayıt Sistemi HKS üzerinden kontrol edilmektedir. Bu denetimlerimiz sadece tüketicimizin korunmasına yönelik değil, dürüst, basiretli esnaf ve tacirlerimizin de haklarını korumaya yöneliktir. Vatandaşlarımız şikayetlerini Alo 175 HFA Mobil uygulamasına ve Ticaret İl Müdürlüklerine yapabilirler" dedi.

Yurt dışından gelen 2 bin tondan fazla patates virüslü çıktı Haber

Yurt dışından gelen 2 bin tondan fazla patates virüslü çıktı

Alınan bilgiye göre, son 2 ay içerisinde Akdeniz üzerinden gemilerle Mersin limanına tonlarca tohumluk patates geldi. Gelen patatesler Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü İnspektörleri (bitki sağlığı kontrolü görevlisi) tarafından kontrol edildi. Yapılan kontrollerde İskoçya menşeli 850 ton tohumluk, Hollanda menşeli 4 ayrı sevkiyatta 585 ton 400 kilogramı tohumluk bin 152 ton 150 kilogram, Almanya menşeli 150 ton patateste 'Potato leafroll polerovirus' (Yaprak kıvırcıklığı virüsü) ve 'Tobacco rattle tobravirus (Tütün çıngırak virüsü) tespit edildi. Tespit edilen ekseriya tohumluk toplam 2 bin 223 ton 150 kilogram patates geldiği ülkelere geri gönderildi. Üretimde Türkiye kendi kendine yetiyor Yurt dışından gelen patateslerin virüslü çıkması dikkat çekerken, Türkiye'deki üretim miktarının yeterli olup olmadığını da akıllara geldi. Fazla verim alınması, besin değerinin yüksekliği, sindiriminin kolaylığı, kullanım alanının geniş olması, her iklimde yetişmesi açısından hemen hemen bütün dünya ülkeleri tarafından üretilip tüketilen patateste Türkiye 15'inci sırada yer alıyor. Türkiye'de son 5 yılda üretimi 1 milyon artan patateste yıllık hasadın 6 milyon tona yaklaştığı öğrenildi. En çok üretim ise 750 bin tondan fazla ürün ile Niğde başta olmak üzere sırasıyla Kayseri, Afyonkarahisar, İzmir, Konya, Sivas, Nevşehir, Aksaray, Bitlis ve Adana'da gerçekleştiriliyor. 10 ilde 6 milyon ton patatesin yaklaşık 5 milyon tonu üretiliyor. Kişi başına tüketiminin 52 kilograma kadar çıktığı patateste Türkiye'nin üretiminin kendinin yetecek kadar olduğu öğrenildi. Türkiye'de üretilen patatesin yeterlilik derecesinin yüzde 103,6 olması nedeniyle düşük miktarda da olsa ihraç edildiği belirtildi. Zaman zaman farklı ülkelerden Türkiye'ye gelen patateslerin genelde tohumluk olarak ülkeye getirildiği öğrenilirken, bu miktarın üretimin yanında yüzde birlerde olduğu ifade edildi. "Patates tohumunu kendimiz üretiyoruz, dışarıdan gelmesine hiç gerek yok" Patates üretimin yoğun olduğu iller arasında yer alan Adana'da Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Doğan, "Patates tohumunu biz kendimiz üretiyoruz, dışardan gelmesine hiç gerek yok. Çoğu tohumu üretiyoruz, bazı tohumlar yurt dışından geliyor" dedi. Patatesin İç Anadolu Bölgesi olmak üzere birçok yerde tohumluk patates üretildiğine de dikkat çeken Doğan, "Eğer yurt dışında yeni bir çeşit üretilmişse birim alandan verim çok alınıyorsa, virüslü olmamak kaydıyla ülkemize getirebilinir. Nasıl bizim ülkemizden giden ürünler pestisitten geri dönüyorsa bunların da ülkemize mutlaka girmemesi gerekiyor. Bunlar girdiğinde diğer ürünlerimize bulaşacağı için biz burada sıkıntıya gireriz" ifadelerini kullandı.

Zabıta ekiplerinin, fahiş fiyat ve etiket denetimleri sürüyor Haber

Zabıta ekiplerinin, fahiş fiyat ve etiket denetimleri sürüyor

Halk sağlığını koruma adına farklı iş kollarına yönelik denetim faaliyetlerini ara vermeksizin sürdüren İnegöl Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri sahada girmedik iş yeri bırakmıyor. Bu kapsamda zabıta ekipleri son olarak kent genelindeki marketlerde kapsamlı bir denetim gerçekleştirdi. Denetimlerde; hijyen kuralları, ürünlerin son kullanma tarihleri, fiyat etiketlerinin uygunluğu, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, teraziler ve genel düzenlemeler olmak üzere tüm detaylarla ilgili incelemeler titizlikle yapılıyor. Şehirdeki tüm marketleri mercek altına alan ekipler, özellikle zincir marketlerde raflardaki ürünlere kadar tek tek kontrol ederek inceledi. Kurallara uymayan işletmelere yönelik de gerekli uyarılar yapılarak yasal işlem başlatıldı. Zabıta Müdürlüğünden denetimlere ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "İnegöl Belediyesi Zabıta Müdürlüğü olarak 7 gün 24 saat sahadayız. Amacımız ilçe halkının güvenle alışveriş yapabileceği, hijyenik ve sağlıklı ortamlarda hizmet alabileceği bir şehir ortamı sağlamak. Bu nedenle özellikle gıda sektörü alanında devam eden denetimlerimizde son olarak marketlerde kapsamlı bir denetim yapıldı. Zabıta Müdürlüğü olarak halkımızın huzur ve esenliği için her alanda çalışmalarımız ve denetimlerimiz devam etmektedir." Öte yandan İnegöl Belediyesi tarafından denetimlerin aynı kararlılıkla devam etmesinin yanında vatandaşların da karşılaştıkları olumsuz durumları 153 Çözüm Merkezine ve Zabıta Müdürlüğü’ne bildirmeleri çağrısında bulunuldu.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.