Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gıda Fiyatları

AGRONEWS - Gıda Fiyatları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Fiyatları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Küresel gıda fiyatlarında Hürmüz alarmı çanları Haber

Küresel gıda fiyatlarında Hürmüz alarmı çanları

DÜNYA petrol ticaretinin beşte birinin ve sıvılaştırılmış doğalgazın önemli kısmının Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyleyen dünyanın önde gelen gıda tedarik şirketlerinden ABD merkezli Cargill CEO’su Murat Tarakçıoğlu, bölgede yaşanan gerilimin sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda sistemini de temelinden sarstığını ifade etti. Modern tarımın enerji ve gübreye mutlak bağımlı olduğunu ve Körfez ülkelerinin dünyanın küresel azot ihtiyacının yüzde 25’ini karşıladığını belirten Tarakçıoğlu, pirinç, buğday ve arpa gibi temel tarım ürünlerinin sevkiyatlarının durdurulduğunu ve bunun birçok ülkeyi etkilediğini söyledi. Tarakçıoğlu, birçok ülkeyi etkileyen bu durumun Körfez ülkelerine bağımlı olmayan Türkiye’yi ise etkilemediğini ifade etti. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in, 28 Şubat’ta İran’ın çeşitli şehirlerine yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla başlayan ve İran’ın bölgedeki ABD üsleri ile İsrail anakarasını balistik füzelerle hedef almasıyla hızla bölgesel bir askerî çatışmaya dönüşen savaşla birlikte Ortadoğu’da tırmanan gerilim, küresel gıda tedarik zincirinin en kritik noktalarından birini tehdit ediyor. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılması sadece enerji değil, tarım ürünleri ve gübre ticaretini de felç etme potansiyeli taşıyor. ENERJİ VE GÜBRE HÜRMÜZ’DEN GEÇİYOR Bölgedeki krizin dünya ekonomisine yansımalarını Hürriyet’e değerlendiren, dünyanın önde gelen gıda tedarik şirketlerinden ABD merkezli Cargill Gıda Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Murat Tarakçıoğlu, “Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçtiği ve sıvılaştırılmış doğal gazın önemli kısmının taşındığı bir deniz koridoru. ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede yaşanan gerilim, sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda sisteminin temelini sarsıyor. Çünkü modern tarım, enerji ve gübreye mutlak bağımlı ve bu iki girdi de Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor” dedi. GÜBRE TALEBİNİN EN YÜKSEK OLDUĞU DÖNEM Tarakçıoğlu’nun aktardığına göre, enerji kadar, hatta daha kritik olan başka bir sorun daha var. O da gübre. Çünkü, Hürmüz Boğazı’ndan dünya genelinde ticarete konu olan toplam gübre hacminin üçte birinden fazlası geçiyor. Aylık bazda değerlendirildiğinde, bölgeden 3 ila 3.9 milyon ton gübre sevkıyatı gerçekleşiyor. Bu miktarın 1.5 ila 1.8 milyon tonunu sülfür, 1.2 ila 1.5 milyon tonunu ise üre (azot gübresi) oluşturuyor. Katar, Suudi Arabistan ve İran, dünyanın en büyük azot gübresi ihracatçıları arasında yer alıyor. Bu üç ülke küresel azot ihracatının toplam yüzde 25’ini karşılıyor. Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması durumunda, küresel sülfür arzının yüzde 44’ü, üre arzının ise yüzde 30’u daralabilir. Sorun, zamanlaması itibarıyla de kritik. Çiftçilerin ekim sezonuna girdiği bahar ayları gübre talebinin de en yüksek olduğu dönem. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, tam bu dönemde gübre arzını kesintiye uğratmış durumda. Mısır gibi temel tarım ürünlerinde gübre arzının kısıtlanması küresel gıda tedarik zincirinin tamamına yayılabilir. DÜNYA GENELİNDE ENFLASYONU TETİKLER Bölgesel krizlerin tedarik zincirlerinde belirsizlik yarattığını belirten Tarakçıoğlu, bu tür dönemlerde, tedarik zincirlerinin esnekliğini artırarak hizmet sürekliliğini korumaya odaklandıklarını söyledi. Cargill gibi küresel gıda şirketlerinin bu tür krizleri yönetmek için kapsamlı bir strateji izlediğini belirten Tarakçıoğlu, savaşın bölgedeki olası ekonomik yansımalarını da şöyle değerlendirdi: “Savaşın etkisini çok net şekilde söyleyebilirim. Öncelikle petrolü etkiler. Körfez bölgesinden petrol akışı azaldığında fiyatlar yükselir. Petrol fiyatlarının artması demek, nakliye maliyetlerinin artması demek. Aynı zamanda petrokimya sektöründe üretilen ürünlerin fiyatları yükselir, fabrikaların maliyetleri artar ve doğalgaz fiyatları da yukarı gider. Bunların tamamı dünya genelinde enflasyonu doğrudan tetikleyen unsurlar olur. Petrole bağımlı ülkelerde ciddi krizler yaşanabilir. Özellikle petrol ithal eden Asya ülkeleri bu durumdan çok daha fazla etkilenir. Eğer Körfez’den petrol çıkışı durursa, bu ülkelerde ciddi sıkıntılar ortaya çıkabilir. Hatta bazı ülkelerde benzin kuyruklarının başladığına dair haberler görüyoruz. TÜRKİYE, KÖRFEZ’E BAĞIMLI ÜLKE DEĞİL Türkiye açısından ise tablo biraz farklı. Türkiye Körfez’e tamamen bağımlı bir ülke değil. Azerbaycan’dan gelen Bakü–Tiflis–Ceyhan hattı, Rusya’dan gelen hatlar ve Kuzey Irak’tan sağlanan tedarik var. Ayrıca Libya ve Cezayir’den de petrol geliyor. Bu nedenle Türkiye’nin enerji tedarikinde Körfez’e bağımlılığı sınırlı. Biz Akdeniz ülkesiyiz ve tedarikimizi daha çok bu hatlar üzerinden sağlıyoruz. Malezya gibi uzak bölgelerden gelen bazı ürünler Kızıldeniz üzerinden veya Afrika’nın etrafından taşındığı için maliyet ve süre artabilir, ancak Türkiye’nin genel gıda arzında ciddi bir sıkıntı beklenmez. Akdeniz’de bir savaş olmadığı sürece Türkiye’nin gıda güvenliği açısından büyük bir risk görünmüyor. Ancak Avrupa için aynı şeyi söylemek zor. Avrupa bu süreçten daha fazla etkilenebilir. GIDA FİYATLARI ARTAR MI Gıda fiyatlarında artış olup olmayacağının savaşın süresine bağlı olduğunu söyleyen Murat Tarakçıoğlu’na göre, savaşın birkaç hafta içinde sonlanması durumunda gıda fiyatlarında bir artış görülmeyebilir. Bununla birlikte gıda tedarik zincirinin enerji yoğun yapısı, risk faktörünü artıracağı görüşünde. Tarakçıoğlu, “Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi” adında yeni bir mekanizma öneriyor. Bu mekanizma, askeri bir deniz koridoru oluşturmak yerine, gıda ve gübre tankerlerine yönelik ticari geçiş düzenlemelerini koordine edecek ve İstanbul merkezli bir platform biçiminde işletilebilecek.

Yaşanan verim kaybı kiraz, kayısı ve erikte fiyatları etkiledi Video Galeri

Yaşanan verim kaybı kiraz, kayısı ve erikte fiyatları etkiledi

Meyve fiyatlarındaki artıştan sorumlu tutulmalarının yanlış olduğunu belirten Denizlili halciler, meyve fiyatlarındaki artışın sorumlusunun haller değil, üretimdeki verim kaybı ve plansızlık olduğunu savundu. Denizli Sebze Meyve Komisyoncular Derneği (DEMESKO) Başkanı Halil Öztürk, sebze ve meyve fiyatlarındaki artışla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Denizli Hali’nde basın mensuplarıyla bir araya gelen Öztürk, kamuoyunda hallerin fiyat artışlarının sebebiymiş gibi gösterilmesinin doğru olmadığını vurguladı. "Kiraz, kayısı ve erikte yüzde 65 verim kaybı yaşandı" Bu yılın Şubat ve Nisan aylarında yaşanan soğuk hava ve dolu etkilerinin meyve rekoltesini ciddi şekilde etkilediğini belirten Başkan Öztürk, "Kiraz, erik ve kayısı gibi sert çekirdekli meyvelerde yüzde 60 ile yüzde 65 arasında verim kaybı yaşandı. Bu da doğal olarak fiyatlara yansıdı. Örneğin kiraz, halde 200-220 TL bandında işlem görüyor. Ancak pazarda ve markette bu fiyat üç-dört katına çıkabiliyor. Özellikle sosyal medyada yer alan 'kirazın tanesi 10 TL' gibi haberler kamuoyunu meşgul etti. Fakat bu fiyatların haldeki satış fiyatlarıyla ilgisinin yok. Önümüzdeki dönemde elma ve limon fiyatlarında da artış bekleniyor. Elmada da benzer şekilde yüzde 60 ile 65 arasında verim düşüşü öngörülüyor. Bu da kış aylarında elma fiyatlarının 100 TL seviyelerine çıkmasına neden olabilir. Limon ise şu anda üreticiden 70-80 TL’ye çıkıyor, halde ise 80-90 TL bandında işlem görüyor. Tüketiciye yansıması ise 120-150 TL’ye kadar ulaşabiliyor" dedi. "Hal yasası tek başına çözüm değil" Sebze ve meyve fiyatlarındaki artışın sadece hallerle ilişkilendirilmesinin yanlış olduğunu vurgulayan Başkan Öztürk, " Türkiye’de tüketilen sebze ve meyvenin yalnızca yüzde 25 ile 30’u hallerden geçiyor. Hal böyleyken biz nasıl piyasayı tek başımıza belirleyebiliriz? 2012 yılında yürürlüğe giren 5957 sayılı Hal Yasası, beklendiği gibi fiyatları düşürmedi. O dönem 'meyve-sebzede fiyat yüzde 25 düşecek' denmişti ama tam tersi oldu. Hallerin suçlanması kolay bir yol ama yanlış bir yönlendirme" dedi. "Tarımda planlama şart" Tarım politikalarında planlama eksikliği olduğunu vurgulayan Öztürk, çözüm önerilerini de şöyle sıraladı: "Tarım Bakanlığı ve ilgili kurumlar, üretimin planlı bir şekilde yapılmasını sağlamalı. Hangi bölgede ne kadar ürüne ihtiyaç varsa ona göre üretim yapılmalı. Ayrıca üreticiye doğal afetlere karşı koruma sağlayacak destekler verilmeli. Üretici üretsin, ama pazarlama işini profesyonel yapılar yapsın. Kooperatifler, birlikler ve mevcut haller bu iş için en uygun yapılardır. Meyve-sebze fiyatlarındaki artışın tek sorumlusu haller değildir. Bizler bu işin sadece bir parçasıyız. Sorunun çözümü üretimde, planlamada ve desteklemededir. Lütfen algılara değil, gerçeklere bakalım."

Başkan Gündüz: "Türkiye’de en ucuz meyve ve sebzeyi Elazığlılar yiyor" Video Galeri

Başkan Gündüz: "Türkiye’de en ucuz meyve ve sebzeyi Elazığlılar yiyor"

Elazığ Sebze ve Meyve Komisyoncular Dernek Başkanı Rıza Gündüz, "Türkiye’de Adana ve Mersin dahil en ucuz meyve ile sebzeyi Elazığlılar yiyor. Bunu ispat etmeye de her zaman hazırım. Adana’da sivri biber Elazığ’dan 10-15 lira daha fazla. Sivri biber Adana’da çıkmasına rağmen burada daha ucuz" dedi. Elazığ Sebze ve Meyve Komisyoncular Dernek Başkanı Rıza Gündüz, yaşanan don olayından sonra Elazığ’daki sebze ve meyve fiyatları hakkında açıklamalarda bulundu. Türkiye genelinde don olaylarından dolayı meyvede biraz sıkıntı olduğunu belirten Başkan Gündüz, "Sebzelerde herhangi bir sıkıntı yok. Biber ve salatalık fiyatları düştü. Domates biraz pahalı o da yeni mahsul seraların başlamasından kaynaklıdır. Birkaç güne kadar domates de bollaştıkça onun da fiyatı düşecektir. Meyve fiyatları da ufak ufak düşmeye başladı. Elazığ’da don olayından dolayı meyve fiyatları biraz yüksek olacak ama kavun ve karpuz yeriz. Türkiye’de Adana ve Mersin dahil en ucuz meyve ve sebzeyi Elazığlılar yiyor. Bunu ispat etmeye de her zaman hazırım. Adana’da sivri biber Elazığ’dan 10-15 lira daha fazla. Sivri biber Adana’da çıkmasına rağmen burada daha ucuz. Bizim buraya fazla mal geliyor. Elimizde bırakmak istemediğimiz için fiyatlar uygun oluyor. Salatalık üreticilerimiz bize; siz dışarıdan getiriyorsunuz, bizim burada ürünümüz para etmiyor diyor. Biz de kendilerinin düşmanı olmadığımızı Elazığ’da yetişen salatalığın buraya yetmediğini söyledik. Biz Elazığ’a dışarıdan salatalık getirmezsek salatalığın fiyatı 60 liraya kadar yükselir. Bu da tüketiciye yansıyacak. Elazığlı salatalık üreticilerimiz müsterih olsun, birkaç güne dışarı da üretilen salatalık bitecek. Biz yine kendilerinden alacak. Ben bir söz verdim, bu sene don olayından dolayı Elazığlılara fazla fiyat yansıtmayacağız. Kiraz Tokat’tan gelecek kilosu 100 liraysa 110 liraya satacağız. 140 liraya kesinlikle satmayacağız. Tekrar iddia ediyorum, Türkiye’de en ucuz meyve ve sebzeyi Elazığ yiyor" ifadelerini kullandı.

Nisan ayında üretici-market fiyat farkı en fazla havuçta görüldü Haber

Nisan ayında üretici-market fiyat farkı en fazla havuçta görüldü

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, nisan ayı üretici market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişimleri değerlendirdi. Araştırmanın verilerini paylaşan Bayraktar, "Nisan ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 256 ile havuçta görüldü. Havuçtaki fiyat farkını yüzde 230 ile marul, yüzde 222 ile kuru soğan, yüzde 219 ile kuru fasulye ve yüzde 216 ile nohut takip etti. Havuç 3,6 kat, marul 3,3 kat, kuru soğan, kuru fasulye ve nohut 3,2 kat fazlaya satıldı. Üreticide 14 lira olan havuç 50 liraya, 12 lira 50 kuruş olan marul 41 liraya, 33 lira olan kuru fasulye 106 liraya, 32 lira olan nohut 100 liraya markette satıldı. Nisan ayında fiyatı en fazla artan ürün markette havuç, üreticide kuru kayısı olurken, fiyatı en fazla düşen ürün hem markette hem üreticide salatalık oldu" dedi. "Nisan ayında markette 39 ürünün 28'sinde fiyat artışı görüldü" Market fiyatlarına değinen Bayraktar, "Nisan ayında markette 39 ürünün 28'sinde fiyat artışı, 11'inde ise fiyat azalışı görüldü. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 43 ile karnabahar oldu. Karnabahardaki fiyat artışını yüzde 28 ile havuç, yüzde 22 ile maydanoz, yüzde 20 ile limon ve yüzde 17 ile marul takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 36 ile salatalık oldu. Salatalıktaki fiyat düşüşünü yüzde 30 ile patlıcan, yüzde 28 ile domates, yüzde 22 ile sivri biber ve yüzde 12 ile kabak izledi" ifadelerini kullandı. "Nisan ayında üreticide 31 ürünün 8'sinde fiyat artışı oldu" Üretici fiyatlarındaki değişimlerden de bahseden Bayraktar, "Nisan ayında üreticide 31 ürünün 8'sinde fiyat artışı olurken, 17'sinde fiyat düşüşü görüldü. 6 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 59 ile salatalıkta görüldü. Salatalıktaki fiyat düşüşünü yüzde 42 ile patlıcan, yüzde 41,5 ile kuru soğan, yüzde 27 ile sivribiber, yüzde 26 ile domates ve yüzde 21 ile limon izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 100 ile kuru kayısıda görüldü. Kuru kayısıdaki fiyat artışını yüzde 33 ile fındık, yüzde 31 ile elma, yüzde 13 ile Antep fıstığı izledi" dedi. "Kayısı üreticisinin elinde yüzde 10 civarında ürün kaldığı düşünülüyor" Üretici fiyat değişiminin nedenlerini sıralayan Bayraktar, "Yaşanan zirai don afetinden etkilenen meyvelerin başında gelen kayısıda üretici fiyatları artış gösterdi. Kayısı üreticisinin elinde yüzde 10 civarında ürün kaldığı tahmin ediliyor. Bu nedenle üretici fiyatında görülen bu önemli artışın üretici gelirine yansıması düşük oldu. Nisan ayında havaların sıcak gitmesi sonucu birim alandan alınan verim arttı. Bu da salatalık, patlıcan, sivri biber ve domatesin arzını artırarak üretici fiyatlarının düşmesine neden oldu. Kuru soğanda ise Çukurova bölgesinde ekim alanlarının artması ve bu yıl havaların soğuk geçmesi nedeniyle yüksek rekolte beklentisi var. Bu nedenle ilk hasat döneminde kilosu 18-20 liralardan satılan kuru soğanın fiyatı 7-8 liralara kadar düştü. İç Anadolu Bölgesi'nde ise depolarda üreticiye ait kuru soğan çok az miktarda kaldı ve sezon kapandı" şeklinde konuştu. "Antep fıstığındaki fiyat artışının sebebi kuraklık" Yaşanan zirai donun fındık fiyatını artırdığını vurgulayan Bayraktar, "Antep fıstığındaki fiyat artışının sebebi ise bölgede etkili olan kuraklık oldu. 2025 sezonunda yaşanan don felaketi, meyve henüz dalda çiçekteyken üreticimizin kaderini belirlemeye başladı. Donun etkisiyle elma ağaçlarında beklenen verim düştü, üreticinin elinde kalan son ürünler de depolarda tükendi. Limon sezonunun sonlarına gelinirken, yaşanan don afeti ve ihracat kısıtlamalarının ardından alınan erteleme kararı limon piyasasında da önemli bir duraklama oluşturdu. Öncelikle ihracatın kısıtlanması, ardından bu kısıtlamanın 15 Mayıs'a kadar ertelenmesi, piyasayı olumsuz etkiledi. Şu anda üreticilerimiz, alım satım faaliyetlerinin neredeyse durma noktasına geldiğini belirtiyor" dedi. "Girdi fiyatlarında yıllık bazda en fazla artış elektrikte oldu" Nisan ayı aylık ve yıllık girdi fiyatlarında yaşanan değişimlerden bahseden Bayraktar, "Girdi fiyatlarında yıllık bazda en fazla artış elektrikte oldu. Ziraat odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre nisan ayında mart ayına göre DAP gübresi yüzde 1,9, amonyum nitrat gübresi yüzde 0,7 oranında artış gösterdi. Buna karşın amonyum sülfat gübresi yüzde 1,6, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1,3, ÜRE gübresi yüzde 0,1 oranında düştü. Geçen yılın nisan ayına göre son bir yılda ÜRE gübresi yüzde 35,7, DAP gübresi yüzde 34,3, amonyum nitrat gübresi yüzde 32,7, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 30,5, amonyum sülfat gübresi ise yüzde 21,6 oranında arttı. Süt yemi yüzde 3,1, besi yemi yüzde 3,2, son bir yılda besi yemi yüzde 25,5, süt yemi ise yüzde 25 oranında arttı. Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 47,8 oranında artarken, tarım ilacı fiyatları da yüzde 14,94 oranında arttı. Nisan ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 2,9 oranında düşmesine rağmen yıllık yüzde 10,1 oranında arttı. Girdi fiyatlarında yıllık bazda en fazla artış yüzde 47,8 oranıyla elektrikte görüldü" ifadelerine yer verdi

Aksulu Çiftçi Domatesini Dalında Çürümeye Terk Etti Haber

Aksulu Çiftçi Domatesini Dalında Çürümeye Terk Etti

Fiyat krizi serada üretimi durdurdu Antalya’nın Aksu ilçesinde, Türkiye’nin en büyük örtü altı üretim merkezlerinden biri olan bölgede kokteyl domates üreticileri krizde. Aksu Yurtpınar Mahallesi’nde 5 dekarlık serasında üretim yapan 20 yıllık çiftçi Mustafa Güvendir, maliyetin altında kalan fiyatlar nedeniyle domatesini dalında çürümeye bıraktı. "15 TL’ye satıyoruz, markette 70 TL" Sezon başında 70 TL’ye satılan kokteyl domatesin şu an halde sadece 15 TL’den alıcı bulduğunu belirten Güvendir, “Maliyet en az 30-35 TL. Bir kilo naylon 100 TL olmuş. 15 TL’ye domates satarsam, kaç kilo satarak bir kilo naylon alacağım?” diyerek yaşadığı çıkmazı anlattı. Fiyatların bu şekilde sürmesi durumunda üretim yapmanın sürdürülemez olduğunu vurguladı. "İhracatçılar da ilgilenmiyor" Bir buçuk aydır hasat yapmadığını belirten Güvendir, domateslerini hale gönderdiğini ancak ihracatçıların ilgisiz kaldığını, iç piyasada ise fiyatların dibe vurduğunu söyledi. İlk defa kokteyl domateste bu kadar derin bir krizle karşılaştığını ifade eden çiftçi, seracılığı bırakma noktasına geldiğini dile getirdi. "Çocuğumun geleceği için çiftçiliği bırakacağım" Üretimin sürdürülebilirliğinin kalmadığını belirten Güvendir, “Ya çiftçiliği bırakacağım ya da başka bir geçim yolu arayacağım. Çünkü çocuğumun geleceğini düşünmek zorundayım” dedi. Market fiyatlarıyla hal fiyatları arasındaki uçuruma da dikkat çekerek, “Aradaki farkı kim yiyor?” diyerek tepki gösterdi. "Bugün çiftçisini hor gören, yarınını zor görür" Destek alamayan üreticinin tarımdan çekileceğini belirten Güvendir, gıda güvenliğinin de tehlikeye gireceğini vurguladı. “Çiftçiye sahip çıkılmazsa sadece tarım değil, ülkenin geleceği de tehlikeye girer. Bugün çiftçisini hor gören, yarınını zor görür” sözleriyle yetkililere çağrıda bulundu.

Alanya’da Muşmula Hasadı Başladı: Üretim Az, Fiyatlar Yükseliyor Haber

Alanya’da Muşmula Hasadı Başladı: Üretim Az, Fiyatlar Yükseliyor

Ağaçlardan Sofraya Uzanan Emek Alanya’da halk arasında “muşmula” olarak adlandırılan malta eriği hasadı başladı. Zorlu doğa koşullarında ağaçlardan toplanan meyveler, üreticiler tarafından özenle paketlenip Alanya hal pazarına gönderiliyor. Buradan da iç piyasa ve ihracatla yurt dışına ulaştırılıyor. Fiyatlar 100-150 TL Arasında Alanya’da 5 dönüm arazide muşmula üreten Muzaffer Yıldız, hasada bir ay önce başladıklarını belirterek, “Kilogram fiyatını 100-150 TL’den hale gönderiyoruz” dedi. Yıldız’ın ailesinden Mehmet Yıldız ise 7 yaşından bu yana hasada katıldığını belirtti ve “Bazı toplayıcıların çatlak ürün katması piyasayı zedeliyor ama şimdilik para kazanıyoruz” ifadelerini kullandı. Üretim Azalıyor, Nedeni İşçilik Maliyeti Alanya Avokadocular Birliği Başkanı Hilmi Sevilgen, malta eriğinin üretiminin her geçen yıl azaldığını vurguladı. “Alanya’ya özgü sarı renkli muşmula üretimi işçilik maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle azalıyor. Ancak bu ürün hem sağlığa faydalı hem de ekonomik değeri yüksek,” dedi. Çağrı: Üretimden Vazgeçmeyin Sevilgen, mevcut üreticilere seslenerek, “Malta eriği çeşit açısından zengin bir ürün. Üreticilerimiz bu ürünü bırakmasın, üretime devam etsin,” çağrısında bulundu. Alanya’da hem ekonomik katkı hem de geleneksel üretim açısından önemli olan muşmula için üreticiler kararlı olsa da, destek olmazsa üretimin geleceği tehlikede.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.