Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gıda Üretimi

AGRONEWS - Gıda Üretimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Üretimi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İç Anadolu’da 13 ilde üretim seferberliği Haber

İç Anadolu’da 13 ilde üretim seferberliği

İç Anadolu Bölgesi'ndeki 13 ilde stratejik yatırım alanları için kapsamlı teşvik mekanizması devreye alındı. Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı ile üretim kapasitesinin artırılması, ithal girdilerin yerli üretimle karşılanması ve bölgesel kalkınmanın hızlandırılması hedefleniyor. Program, yatırım büyüklüğüne göre doğrudan finansal destek ve vergi avantajları sağlıyor. İşte illere göre desteklenecek öncelikli yatırım alanları... YATIRIMLARA ÇOK KATMANLI DESTEK MODELİ Program kapsamında yatırımcılara yalnızca nakdi destek değil, finansal ve yapısal avantajlar da sunuluyor. Destekler, yatırımın büyüklüğüne ve sektörüne göre farklılık gösterecek. Bu çerçevede: 301 milyon TL'ye kadar nakdi destek Yatırım tutarının yüzde 50'sine kadar vergi indirimi Sigorta primi desteği Faiz veya kar payı katkısı Yatırım yeri tahsisi ve gelir vergisi muafiyeti gibi çeşitli destekler sağlanacak. İÇ ANADOLU'DA 13 İL İÇİN STRATEJİK YATIRIM ALANLARI BELİRLENDİ Yerel Kalkınma Hamlesi kapsamında İç Anadolu'daki 13 il için sektör bazlı teşvik modeli devreye alındı, şehir şehir öncelikli yatırım alanları belirlendi. İşte İç Anadolu'da il bazlı stratejik yatırım teşvikleri… Ankara En az 1000 baş kapasiteli entegre tiftik keçisi yetiştiriciliği, buna bağlı ürünlerin üretimi, kırsal ilçelerde alternatif turizm yatırımları, tıbbi cihaz üretimi ile toz metalurjisi ve bu alana yönelik makine üretimi öncelikli alanlar arasında yer alacak. Konya Akıllı tarım teknolojileri, tarım makineleri ve ekipman üretimi, askeri araçlar ile silah ve mühimmat üretimi, motorlu taşıt parçaları ve raylı sistem araçları ile bileşen üretimi desteklenecek. Kayseri Elektrikli ev aletleri ve ölçüm cihazlarına yönelik yüksek katma değerli üretim, mobilya yan sanayi yatırımları, sivil havacılık ürünleri üretimi ve bakım merkezleri ile tıbbi cihaz üretimi öncelikli olacak. Eskişehir Endüstriyel metal şekillendirme, havacılık ve raylı sistemler için parça üretimi, test ve belgelendirme merkezleri kurulumu ile tarım makineleri aksam ve parça üretimi desteklenecek. Sivas Havacılık, raylı sistemler ve otomotiv sektörlerine yönelik mekanik ve elektrik bağlantı elemanları üretimi, optik içerikli ürünler, ulaşım araçlarına yönelik döküm parça üretimi ile yapı malzemeleri ve kimyasalları üretimi teşvik edilecek. Aksaray Endüstriyel metal teknolojilerinde katma değerli üretim, motorlu taşıt ve motosiklet parçaları, savunma sanayisine yönelik kritik bileşen ve teknik aksam üretimi öncelikli yatırım alanları arasında yer alacak. Karaman 5 yıldızlı konaklama tesisleri, fonksiyonel gıda ve yüksek katma değerli gıda bileşenleri üretimi, gıda makineleri ve endüstriyel mutfak ekipmanları ile nitelikli ambalaj ve paketleme ürünleri üretimi desteklenecek. Kırıkkale Kritik kimyasallar ve enerjetik malzemeler, petrokimya ara girdilerine dayalı ileri teknoloji üretimi, savunma sanayine yönelik metal işleme, mühimmat ve silah parçaları ile tuzdan katma değerli kimyasal üretimi öncelikli olacak. Kırşehir En az 20 dekar büyüklüğünde entegre jeotermal sera yatırımları, 4 yıldız ve üzeri termal konaklama tesisleri, tahıl ve bakliyattan katma değerli gıda üretimi ile yem katkı maddeleri üretimi desteklenecek. Nevşehir Dondurulmuş patates ve patates bazlı katma değerli ürünler, görsel-işitsel prodüksiyon altyapıları, kültür endüstrileri yatırımları ve veri merkezleri öncelikli sektörler arasında yer alacak. Niğde Gıda ve içecek makineleri üretimi, maden işleme makineleri, meyve ve sebzeden katma değerli ürün üretimi ile mikronize kalsit bazlı ürünler desteklenecek. Çankırı 4 yıldız ve üzeri konaklama tesisleri, ambalajlı doğal kaynak suyu üretimi, madenlerden katma değerli ürün üretimi ile otomotiv yan sanayi yatırımları teşvik edilecek. Yozgat Entegre jeotermal sera yatırımları, en az 500 büyükbaş kapasiteli besi ve et işleme tesisleri, bakliyattan katma değerli ürün üretimi ile paketli hazır gıda yatırımları öncelikli alanlar arasında yer alacak. BÖLGESEL ÜRETİM VE TEDARİK ZİNCİRİ GÜÇLENECEK Programın odağında, yerel üretim kapasitesini büyütmek ve dışa bağımlılığı azaltmak yer alıyor. Bölgedeki atıl kaynakların üretime kazandırılmasıyla birlikte ithal edilen ara malların yerli üretimle karşılanması hedefleniyor. Belirlenen yatırım alanlarıyla birlikte İç Anadolu'da sanayi, tarım ve hizmet sektörleri eş zamanlı olarak desteklenecek. Bu teşvik programı üretim çeşitliliğini artıracak, katma değerli sektörleri büyütecek ve bölgesel istihdama doğrudan katkı sağlayacak.

Yer altı tarımı: 1,1 km derinlikteki madende dikey çiftlik Haber

Yer altı tarımı: 1,1 km derinlikteki madende dikey çiftlik

Dikey tarım, son yıllarda özellikle şehirleşmenin hızlanması ve tarım alanlarının daralmasıyla birlikte gıda üretiminin geleceği için en çok konuşulan çözümlerden biri hâline geldi. Kontrollü ortamda, katmanlı sistemler üzerinden yapılan bu üretim modeli; su tasarrufu, yıl boyunca üretim ve lojistik avantajlarıyla öne çıkıyor. Ancak düzenli ısıtma ve havalandırma ihtiyacından kaynaklanan yüksek enerji tüketimi, dikey tarımın önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor. Birleşik Krallık’ta temelleri atılan yeni bir proje ise dikey tarımı yerin 1.1 kilometre altına taşıyarak bu soruna oldukça sıra dışı bir çözüm getiriyor. Dünyanın En Derin Dikey Çiftliği Olacak Sheffield Üniversitesi ile Farm Urban iş birliğinde hayata geçirilen araştırma projesi kapsamında, dünyanın en derin dikey tarım tesisi kurulacak. İngiltere’nin kuzeydoğusunda, Whitby açıklarında yer alan ve aktif bir maden sahasının parçası olan Boulby Yeraltı Laboratuvarı’nda inşa edilecek bu tesis, tam 1.1 kilometre derinlikte konumlanacak. Araştırmacılar, yer altındaki bu ortamın doğal olarak stabil sıcaklık ve nem koşulları sunmasından faydalanarak, geleneksel dikey tarım tesislerinde ciddi bir yük oluşturan enerji maliyetlerini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Projede yalnızca enerji verimliliği değil, aynı zamanda bu kadar ekstrem bir derinlikte tarım yapılmasının teknik olarak mümkün olup olmadığı da test edilecek. Araştırma ekibi, başta marul gibi hızlı büyüyen ürünler olmak üzere çeşitli bitkilerin bu ortamda nasıl tepki verdiğini inceleyecek. Işıklandırma, besin döngüsü ve su kullanımı gibi kritik parametreler, kontrollü bir şekilde optimize edilerek yer altı koşullarına uygun bir üretim modeli geliştirilmeye çalışılacak. Bu Araştırma Başarılı Olursa İngiltere'deki Diğer Madenlerde de Benzer Çiftlikler Kurulabilir Elde edilecek veriler, sadece bu projeyle sınırlı kalmayacak. Araştırmanın en önemli hedeflerinden biri de Birleşik Krallık genelinde atıl durumda bulunan eski madenlerin benzer şekilde sürdürülebilir gıda üretim merkezlerine dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini ortaya koymak. Bu yönüyle proje, hem endüstriyel mirasın yeniden değerlendirilmesi hem de yerel gıda üretiminin artırılması açısından önemli bir potansiyel taşıyor. 2026 baharında başlaması planlanan ve 12 ay sürecek olan çalışma, ticari dikey tarım teknolojilerini akademik araştırmalarla bir araya getirecek. Sheffield Üniversitesi Sürdürülebilir Gıda Enstitüsü’nden uzmanların da dahil olduğu ekip, kontrollü ortam tarımı konusunda sahip oldukları bilgi birikimiyle projenin bilimsel ayağını yönetecek. Bu proje, tüm avantajlarına rağmen ekonomik sürdürülebilirliği sorgulanan dikey tarım sektörünün geleceği açısından da kritik bir test niteliği taşıyor. Yerin altı gibi alternatif üretim alanlarının gerçekten çözüm olup olamayacağı bu tür deneylerle daha net anlaşılacak. Eğer proje başarılı olursa, sadece İngiltere’de değil, dünyanın farklı bölgelerinde bulunan terk edilmiş madenler de gıda üretimi için yeniden değerlendirilebilir.

Tarsus’ta topraksız serada ilk çilek hasadı başladı Haber

Tarsus’ta topraksız serada ilk çilek hasadı başladı

Tarsus’ta tarımın geleceğine dair dikkat çeken bir adım, ilk hasatla birlikte somut bir başarıya dönüştü. Tarsus Belediyesi tarafından hayata geçirilen Hidroponik Sera Tesisi’nde ilk çilekler toplandı. Böylece kentte yalnızca yeni bir üretim dönemi başlamadı, aynı zamanda suyu koruyan, verimi artıran ve sosyal fayda üreten yeni bir tarım modeli de sahaya inmiş oldu. 2165 metrekarelik alanda kurulan serada 30 bin kök çilek üretimi yapılıyor. Topraksız tarım yöntemiyle gerçekleştirilen üretimde, hindistan cevizi kabuğundan elde edilen kokopit kullanılıyor. Tam otomasyonla yönetilen sistem ve damlama sulama yöntemi sayesinde klasik üretime göre çok daha az su tüketiliyor. Bu da projeyi, iklim krizi ve su kıtlığı tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde daha da önemli hale getiriyor. Verilere göre geleneksel yöntemlerde benzer ölçekte üretim için yaklaşık 600 ton su kullanılırken, bu serada aynı üretim yalnızca 60 ton suyla gerçekleştirilebiliyor. Bu fark, hem tarımda kaynak verimliliğini hem de sürdürülebilir üretim anlayışını gözler önüne seriyor. Tesiste yetiştirilen “Petaluma” cinsi çilekler ise iri yapısı, aroması ve lezzetiyle öne çıkıyor. Üretimde iyi tarım uygulamalarının esas alınması da projenin yalnızca verim değil, kaliteli ve güvenilir gıda üretimi açısından da iddialı olduğunu ortaya koyuyor. İlk hasat programına Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç’ın yanı sıra, yerel kurum temsilcileri, eğitim yöneticileri, meclis üyeleri, muhtarlar ve öğrenciler de katıldı. Etkinlik, tarımsal üretimin sadece tarlada değil, eğitim ve yerel kalkınma başlıklarıyla birlikte ele alındığı yeni yaklaşımın da vitrini oldu. Başkan Ali Boltaç, projenin yalnızca bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına da yanıt verdiğini vurgulayarak, sağlıklı ve erişilebilir gıdaya ulaşmanın önümüzdeki dönemin en kritik meselelerinden biri olacağını söyledi. Su ve gıdanın artık stratejik başlıklar haline geldiğine dikkat çeken Boltaç, üretimin yeni yollarını açtıklarını ifade etti. Projede öğrencilerin de sürece dahil edilmesi, serayı yalnızca üretim alanı olmaktan çıkarıp aynı zamanda uygulamalı bir eğitim merkezine dönüştürüyor. Tarım lisesi öğrencilerinin bu süreçte yer almasıyla teorik bilgi, doğrudan sahada deneyime dönüşüyor. İlk hasattan elde edilen ürünlerin doğrudan vatandaşlarla paylaşılacak olması da projenin toplumsal yönünü güçlendiriyor. Sonraki hasatlardan sağlanacak gelirin ise yeni üretim alanları oluşturmak ve istihdam yaratmak için kullanılacağı belirtiliyor. Bu yaklaşım, üretimin kendi içinde büyüyen ve kendini besleyen bir yapıya kavuşmasını hedefliyor. Projenin en dikkat çekici ayaklarından biri de kadınlara yönelik boyutu. Seraların artırılmasındaki temel amaçlardan birinin kadın istihdamı olduğunu belirten Boltaç, kadınların üretim sürecine doğrudan katılımını önemsediklerini, isteyen kadınlara kendi seralarını kurmaları için destek verileceğini ifade etti. Tarsus’ta ilk meyvesini veren bu model, yalnızca çilek üretimiyle sınırlı bir başarı olarak görülmüyor. Bu tesis, suyu koruyan, bilgiyi pratiğe dönüştüren, kadınları üretime dahil eden ve yerel kalkınmayı büyüten yeni nesil belediyecilik anlayışının tarımdaki güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

J.P. Morgan, Tarımda İklim Riskine Dikkat Çekti Haber

J.P. Morgan, Tarımda İklim Riskine Dikkat Çekti

ABD merkezli yatı­rım bankası J.P. Mor­gan’ın ‘İklim Sezgisi: Gıda Güvenliği: Isınan Bir Dünyada Tarım ve Gıdanın Geleceği’ başlıklı çalışması yayınlandı. Çalışmadan der­lenen bilgilere göre, mevcut nüfus artışı ve tüketim eği­limlerinin devam etmesi ha­linde dünyada, 2010’a kıyas­la yüzde 80 daha fazla besin enerjisi üretilmesi gerekiyor. Ekilebilir arazilerin yakla­şık yarısı tarımsal faaliyetler için kullanılırken, ihtiyaç du­yulan besin enerjisinin tarım dışı arazilere ekim yapılarak karşılanamayacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla talebin karşı­lanması için inovasyon ve et­kin yönetimin birlikte uygu­lanması gerekiyor. Tarımsal üretimdeki artış 1960’lardan bu yana sanayi­leşme ve verimliliği yüksel­ten tarımsal teknolojilerle sağlandı. Bu artışta Çin, Hindis­tan ve Brezilya öne çıkarken ABD ve AB sınırlı kaldı. Ara­zi, gübre, makine gibi tarım­sal girdilerle toplam çıktılar­da da artış yaşandı. ‘Toplam faktör verimliliği’ olarak ad­landırılan girdiler ile çıktılar arasındaki fark zamanla arttı ve birim başına daha az kay­nak kullanılarak daha fazla üretim yapılmaya başlandı. Toprakta bozulmalar yaşanıyor Çalışmaya göre, toplam faktör verimliliğini tehdit eden dört temel çevresel risk toprak bozulması ve erozyon, su kalitesi ve miktarında­ki azalma, pestisit direnci ve yeni zararlıların ortaya çık­ması ile iklim değişikliğinin bölgesel iklim koşullarını de­ğiştirmesi oldu. Toprak sağlığına ilişkin göstergeler, küresel tarım bölgelerinde bozulmalar ya­şandığını gösteriyor. Orga­nik karbon kaybı ve üst top­rak erozyonunun, son yıl­lardaki üretim düşüşleriyle bağlantılı olduğu bilinirken, ABD’de mısır üretim bölge­lerindeki kayıplar yüzde 6’ya ulaştı. AB’de ise tarım top­raklarının yüzde 60-70’inin bozulduğu ve bunun yıllık yaklaşık 50 milyar euroluk maliyete yol açtığı tahmin ediliyor. Öte yandan, su kaynakla­rındaki bozulmanın sürmesi üretkenliği azaltabilir, mali­yetleri artırabilir ve uzun va­dede arazi varlıklarının de­ğerini baskı altına alabilir. Yer altı suyu seviyelerinin düştüğü bölgelerde tarımsal kredi geri ödeme gecikmele­ri artıyor. Gıda fiyatlarında artış yaşanıyor Çalışmada sonuçlarına yer verilen raporlar, gıda fiyatla­rındaki artışın temel neden­lerinden biri olarak aşırı ha­va olaylarını gösteriyor. Birleşik Krallık’ta yağışlı bir kışın ardından patates fi­yatları Ocak-Şubat 2024’te yüzde 22 arttı. AB’de zeytin­yağı fiyatları 2022-23 ku­raklığının etkisiyle Ocak 2024’te yüzde 50 yükselir­ken, ABD’nin batısındaki ku­raklık sonrası Kasım 2022’de sebze fiyatları yüzde 80 ar­tış gösterdi. Japonya’da ise ağustostaki sıcak hava dalga­sının ardından Eylül 2024’te pirinç fiyatları yüzde 48 yük­seldi. “İklim değişikliği toprak sağlığını doğrudan etkiliyor” Konuyla ilgili açıklamada bulunan Türkiye Toprak Bi­limi Derneği Üyesi Prof. Dr. Erhan Akça, toprağın tuttu­ğu su miktarıyla dünyanın en büyük tatlı su gölü olarak ni­telendirilebileceğini söyledi. Akça, “Dünya bir döngüler sistemi dolayısıyla toprağın nem içeriği kaybolunca yani bu döngülerdeki en ufak bo­zukluğa yol açtığınızda sis­tem bozuluyor” dedi. Gıda üretimi yenilikçi tarımla artırılabilir Yenilikçi tarım faaliyetlerinin olumlu etkileri olduğu­na dikkati çeken Türkiye Toprak Bilimi Derneği Üyesi Prof. Dr. Erhan Akça, “Sulamayı ölçülere göre yapmak, dron ve doğru gübre kullanmak çok güzel. Kimyasal, sente­tik ve aşırı su girdikçe bozulmalar yaşandı. İç Anadolu’da ba­zen mısıra 24 saat su veriyorlar ama bir sensör koyduğunuz­da 6 saatin yettiğini görüyorsunuz. Eğer uygun su ve gübre ile biyolojik kökenli malzemeler kullanırsanız yenilikçi tarım desteklediğimiz bir yaklaşım. Gıda üretimini 20-30 yılda yüzde 50-60 arttırmamız lazım ama topraklar bitiyor bunu yenilikçi tarımla yükseltebiliriz. Yani 1 litre suy­la 10 kilo ürün elde etmek de var, 2 kilo ürün elde etmek var. Yenilikçi tarım 1 kilo suyla 10 kilo ürün elde ettiği için biz bunları des­tekliyoruz” diye konuştu. Metrekare başına 100 litre azalacak Toprak sağlığındaki bozulmaların belli böl­gelerde gözlemlene­bileceğinin altını çizen Akça, “Hem kendi ça­pımızda hem ulusla­rarası projelerde iklim projeksiyonları yapı­yoruz. Türkiye ve dün­yada en çok Akdeniz ikliminde olan ülkeler yani Akdeniz havzası etkilenecek. Tropik ormanlar çok verimli gözüküyor ama top­raklar asidik olduğu için oradaki çoğu be­sin elementleri yeter­sizdir, kalsiyumsuz­dur. Projeksiyonlara göre, 1 derecelik artış­ta Akdeniz sahilimiz biraz etkileniyor. Ama 2 derecede Aydın’dan Osmaniye’ye, kıyı hat­tından Mardin, Şırnak tarafına olan bölgeler çok etkilenecek. Met­rekareye düşen yağış yaklaşık 100 milimet­re, yani metrekare ba­şına 100 litre azalacak. Bu da 100 metreka­relik evinize yılda 10 ton daha az yağmur gele­cek anlamı­nı taşıyor” dedi.

Antalya, Gıda İsrafına Karşı Bilinçlendirme Toplantısı Düzenledi Haber

Antalya, Gıda İsrafına Karşı Bilinçlendirme Toplantısı Düzenledi

Antalya'da düzenlenen 'Tarım Gündem' toplantısında israfa dikkat çekildi. Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, üretilen gıdanın 3'te 1'i çöpe giderken, dünyada 1 milyar insanın yatağa aç girdiğini söyledi. Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) iş birliğinde düzenlenen "Tarım Gündem" programının konukları Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu ile Tüketici Konfederasyonu Başkan Vekili ve Tüketici Merkezi Başkanı İbrahim Güllü oldu. Antalya Ticaret Borsası Basın Danışmanı Vahide Yanık'ın sunduğu programda, 16 Ekim Dünya Gıda Günü nedeniyle gıda üretimi, güvenli gıda, gıdaya erişim konuları gündeme geldi. Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, FAO'nun Dünya Gıda Günü'nün bu yılki temasını "Daha iyi gıdalar ve daha iyi bir gelecek için el ele" olarak belirlediğini belirterek, sadece gıdaya değil iyi gıdaya erişimin önemine dikkat çekti. Türkiye'nin tarım potansiyelinin yüksek olduğunu ancak sürdürülebilirlik politikalarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Manavoğlu, "Mesela su kaynaklarımızı bilinçsizce tüketiyoruz. Sulama sistemlerinde teknolojiyi yeterince kullanmıyoruz. Bu durum gelecekte gıda üretimimizi olumsuz etkileyecek" dedi. "Sağlıklı beslenme bir insan hakkıdır" diyen Manavoğlu, pandemi, iklim değişikliği ve savaşlar nedeniyle gıdanın öneminin daha fazla hissedildiğini, üretimin teşvik edilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini ifade etti.

Balparmak’ın C4 Metodu Çam Balı İhracatında Yeni Dönem Başlattı Haber

Balparmak’ın C4 Metodu Çam Balı İhracatında Yeni Dönem Başlattı

Çam Balına Özel Analiz Yöntemi Balparmak, Ar-Ge çalışmaları sonucu geliştirdiği C4 metodu sayesinde Türkiye’nin çam balı ihracatında yaşanan sorunların önüne geçti. Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, “Çam balı, Türkiye’ye özgü değerli bir ürün. Avrupa’nın yanlış analiz metodunu kullanması nedeniyle ballarımız gümrüklerden dönüyordu. Ar-Ge ekibimizin dört yıllık çalışmasıyla çam balına özel bir analiz metodu geliştirdik ve Avrupa’da kabul ettirdik,” dedi. İhracatta Hedef Büyük C4 metodunun kullanıma sunulmasıyla çam balı ihracatında %30’luk bir artış öngören Balparmak, 2025 yılı için 5 milyar TL ciro hedefliyor. Altıparmak, “İhracatımızı fason üretimden çıkararak, markalarımızı büyütecek şekilde planlıyoruz,” diye ekledi. İnovasyon ve Eğitimle Geleceği Şekillendiriyor 1986’dan bu yana sektörde Ar-Ge’ye öncülük eden Balparmak, ürünlerini 833 parametrede analiz eden laboratuvarlarıyla kaliteyi garanti ediyor. Ayrıca Balparmak Arıcılık Akademisi, arıcılara eğitim vererek verimliliği artırmayı amaçlıyor. Altıparmak, “Son 5 yılda arıcı sayısı her yıl %10 azalıyor. Devlet desteği şart,” dedi. Taklit ve Tağşişe Karşı Mücadele Balparmak, sahte bal üretiminin sektördeki en büyük sorun olduğunu vurguladı. Altıparmak, “Doğal balın maliyeti bile piyasadaki sahte balların fiyatından yüksek. Sahteciliği engellemek için denetimler artırılmalı,” ifadelerini kullandı. Şeffaflık ve İleri Teknolojiyle Liderlik 25 dakikada sahte balı tespit eden bir sistem geliştiren Balparmak, analiz süreçleriyle sektörde şeffaflığa önem veriyor. Gıda alanındaki yenilikçi Ar-Ge merkezleriyle Avrupa’nın lider kuruluşlarından biri olarak gösteriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.