Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hasat

AGRONEWS - Hasat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hasat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Antalya’da üretim geleneği üç nesildir sürüyor Haber

Antalya’da üretim geleneği üç nesildir sürüyor

Antalya'nın Aksu ilçesine bağlı Boztepe Mahallesi'nde yaşayan Teslime Uçkan, kızı Nebise Tekerek ve torunu Teslime Tekerek, üç kuşaktır seracılıkla uğraşarak hem üretime hem de aile ekonomisine katkı sağlıyor. Yaklaşık 25 yıldır patlıcan üretimi yapan aile, sıcağa rağmen sabahın ilk ışıklarıyla seraya girdiklerini, gün boyu büyük emekle hasat yaptıklarını söyledi. On dönümlük serada üretim yapan aile, patlıcan sezonunun ardından yaylada domates üretimine geçiyor. Nesilden nesile aktarılan üretim kültürüyle çalışan kadınlar, tarımı sadece bir geçim kaynağı değil aynı zamanda yaşam biçimi olarak görüyor. "ÜÇ KUŞAKTIR BU MESLEĞİN İÇİNDEYİZ" Hemşirelik mezunu olduğunu ve atama beklediğini belirten Teslime Tekerek, küçük yaşlardan beri üretimin içinde yer aldığını söyledi. Tekerek, “Anneannem Teslime Uçkan, annem Nebise Tekerek, biz üç kuşaktır sera işi yapıyoruz. Sabah erken saatlerde seraya geliyoruz. Öğlen sıcak artınca kısa bir mola verip yeniden hasada devam ediyoruz” dedi. Patlıcan sezonunun ardından yaylada domates üretimine geçtiklerini anlatan Tekerek, sürekli üretimin içinde olduklarını ifade etti. “EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI BAZEN ALAMIYORUZ” İlk yıllarda sera işinin kendisine zor geldiğini ancak zamanla alıştığını söyleyen Teslime Tekerek, "İnsan kendi işi olunca severek yapıyor. Baba mesleği olduğu için ben de alıştım. Şu anda severek yapıyorum. Eğer atanamazsam çiftçiliğe devam ederim. Şu anda patlıcanın kilosu 15 lira civarında. Ama yaptığımız iş gerçekten çok zor. Sıcak, soğuk demeden çalışıyoruz. Hastalanıyoruz, tozun içinde kalıyoruz. O kadar emek veriyoruz ama emeğimizin karşılığını bazen alamıyoruz. Şu anki fiyat bir ekmek parası bile değil" diye konuştu. “SAĞLIĞIMIZ EL VERDİĞİ SÜRECE ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ” Ailenin en büyüğü olan 67 yaşındaki Teslime Uçkan ise yıllardır üretim yaptıklarını belirterek çalışmayı bırakmadığını söyledi. Kış aylarını Aksu'da, yaz aylarını ise yaylada geçirdiklerini anlatan Uçkan, "Patlıcan topluyoruz, dolama yapıyoruz. Yıllardır bu işi yapıyoruz. Genç çiftçi kadınlara Allah yardımcıları olsun diyorum. Yapacak bir şey yok, mesleğimiz bu" ifadelerini kullandı. Anne Nebise Tekerek de üretimin ailece sürdürüldüğünü belirterek, "Annem, kızım, eşim hep birlikte seracılık yapıyoruz. Üretmeyi seviyoruz. Sağlığımız el verdiği sürece çalışmaya devam edeceğiz. Bu bizim hayatımız oldu" dedi. "TARIM BİR BİLGELİK İŞİDİR" Aileyi ziyaret eden İlçe Tarım Müdürü Dilek Boğatimur ise üç kuşaktır üretim yapan kadın çiftçilerin örnek olduğunu söyledi. Tarımın kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültür olduğuna dikkat çeken Boğatimur, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Boztepe Mahallemizin üç kuşak hanımıyla bir aradayız. Bu hanımlar bana göre bilgeliğe sahip. Çünkü tarım bir bilgelik işidir. Elden ele geçer. Teslime Hanım'dan Nebise Hanım'a, Nebise Hanım'dan genç Teslime'ye geçmiş. Bunu görmek bizi çok mutlu ediyor." Seradaki çalışma şartlarının zorluğuna dikkat çeken Boğatimur, "Şu anda yaklaşık 45 derece sıcaklık var. Bu sıcaklıkta ürünlerin hazırlanıp sofralara ulaşması gerçekten takdir edilesi bir emek. İnsanlar marketten ürünü alırken belki fark etmiyor ama bu işin arkasında çok büyük bir emek var" dedi. "ÜRETMEK HAZ VEREN BİR İŞ" Kadın üreticilerin çalışma azmine hayran kaldığını ifade eden Boğatimur, "Teslime teyzemiz bize ilham veriyor. Enerjik, mutlu ve üretmeye devam ediyor. Üretmek aslında haz veren bir iş. Belki günümüzde unutulan bir duygu ama burada bunu net şekilde görüyoruz" diye konuştu. Genç Teslime'nin eğitimli bir genç olmasına rağmen tarıma değer vermesinin önemli olduğunu belirten Boğatimur, "Bugünün gençlerinden onu farklı kılan şey tarıma olan saygısı ve sevgisi. Bizi güler yüzle karşıladılar. Üretime olan bağlılıklarını görmek çok kıymetli" ifadelerini kullandı.

Papaya hasadı başladı: kilosu 90 TL’ye çıktı Haber

Papaya hasadı başladı: kilosu 90 TL’ye çıktı

Antalya'nın Alanya ilçesinde son yıllarda yaygınlaşan tropikal meyve üretiminde papaya hasadı başladı. İlçeye bağlı Güney Mahallesi'nde 15 dönümlük arazide yetiştirilen papayalar, özenle toplanarak iç ve dış pazara gönderiliyor. Kilogram fiyatı 80 ile 90 TL arasında değişen meyveye talep her geçen gün artıyor. Alanya'nın Güney mahallesinde tropikal meyve papaya hasadına başladı. Seralarda yetiştirilen papayalar, dalında olgunlaştıktan sonra dikkatlice toplanıyor. Hasat sırasında zarar görmemesi için özel meyve kılıflarına yerleştirilen ürünler, ardından kasalara dizilerek hale sevk ediliyor. Üreticiler, özellikle turistik bölgelerde ve büyükşehirlerde papayaya olan ilginin arttığını belirtiyor. Üretici Ümmügülsüm Kayacı (50), yıllar önce yerleştikleri Alanya'da tropikal meyve üretimine yöneldiklerini söyledi. Kayacı, "Evlendikten sonra Alanya'ya yerleştik. Güney Mahallesi'nde tropikal meyve üretimi yapıyoruz. Papaya hasadı başladı. Gördüğünüz gibi meyveleri toplayıp paketleyerek hale gönderiyoruz. Şu anda kilogram fiyatı 80 ila 90 TL arasında değişiyor. Herkesi papaya yemeye davet ediyorum" dedi. Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu ise papayaya olan talebin hızla arttığını vurguladı. Hüddoğlu, "Papaya hasadımız başladı ve yoğun bir talep var. Bu talep her geçen gün artıyor. Çünkü papaya çok sağlıklı bir meyve. Bölgemizde üretim hızla yayılıyor. Papayanın birçok çeşidi var ancak özellikle 'Alanya bal papayası' aroması yüksek ve en tatlı türlerden biri. Tüketicilere bunu tavsiye ediyoruz" diye konuştu. Papayanın sadece taze tüketimde değil, mutfakta da geniş kullanım alanı bulduğunu belirten Hüddoğlu, yeşil papayanın özellikle yemeklerde tercih edildiğini ifade etti. Hüddoğlu, "Yeşil papaya mutfaklarda kızartma, balık yemekleri ve farklı tariflerde kullanılıyor. Son dönemde turşu ve sirke yapımında da ciddi bir artış var. Bu da ürüne olan talebi artırıyor. Ayrıca pastaneler ve dondurmacılar da papayaya yoğun ilgi gösteriyor. Özellikle turistik bölgelerde papayalı dondurma oldukça popüler hale geldi" dedi. Papayanın sağlık açısından da önemli bir meyve olduğuna dikkat çeken Hüddoğlu, "Glikemik indeksi düşük olduğu için şeker hastaları rahatlıkla tüketebilir. Yaz aylarında karpuz ve kavun gibi şeker oranı yüksek meyveler yerine papaya tercih edilebilir. Ayrıca parkinson hastaları ve mide rahatsızlığı olan vatandaşlar da bu ürüne yoğun ilgi gösteriyor. Talep arttıkça üretim de artmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı. Bölgede üreticilerin yüzünü güldüren papaya, hem ekonomik getirisi hem de artan tüketici talebiyle Alanya tarımında önemli bir yer edinmeye devam ediyor.

Tarlada veda: Üreticinin en çok bıraktığı tarım ürünü hangisi? Haber

Tarlada veda: Üreticinin en çok bıraktığı tarım ürünü hangisi?

Türkiye genelinde ekiliş alanları en çok daralan ürünleri ve üreticinin yeni rotasını analiz ediyoruz.Pamuk ve şeker pancarında alan daralması Son yılların tarımsal verileri incelendiğinde, "beyaz altın" olarak bilinen pamuk ve sanayi bitkilerinin başında gelen şeker pancarı, ekim alanlarında en çok dalgalanma yaşayan ve yer yer terk edilen ürünlerin başında geliyor. Özellikle Ege ve Çukurova bölgelerinde bir dönemin vazgeçilmezi olan pamuk, yüksek gübre ve ilaç maliyetlerinin yanı sıra dünya borsalarındaki fiyat belirsizlikleri nedeniyle yerini mısır veya meyve bahçelerine bırakıyor. Üreticiler, birim alandan alınan verim yüksek olsa da toplam masrafın satış fiyatıyla dengelenemediği noktalarda, stratejik de olsa bu ürünlerden uzaklaşmayı tercih ediyor. İş gücü çıkmazı: Tütün ve el hasadı ürünleri Küçük aile işletmelerinin bel kemiği olan tütün ve el ile hasat edilen bazı sebze türleri, "iş gücü maliyeti" engeline takılıyor. Yüksek Maliyet: Hasat döneminde çalıştırılacak işçi bulunamaması veya işçi ücretlerinin toplam gelirin yarısından fazlasına ulaşması, üreticiyi bu zahmetli üretim kollarından çekilmeye zorluyor. Mekanizasyon Şartı: Makineli hasada uygun olmayan çeşitler, her geçen yıl yerini tam otomasyonla hasat edilebilen mısır, buğday veya ayçiçeği gibi ürünlere bırakıyor. Su kısıtı ve mısırdan kaçış Geleneksel olarak en çok tercih edilen ürünlerden biri olan mısır, son yıllarda yer altı sularının azalmasıyla birlikte bazı havzalarda "istenmeyen ürün" kategorisine girmeye başladı. Bakanlığın su kısıtı olan bölgelerde mısır desteklemelerini azaltması veya kısıtlaması, üreticileri mısırdan vazgeçerek sorgum-sudan otu melezi veya arpa gibi daha az su tüketen alternatiflere yönlendiriyor. Bu durum, sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel zorunlulukların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Üreticinin yeni rotası: Meyve bahçeleri ve yağlı tohumlar Terk edilen geleneksel ürünlerin boşluğunu ise daha çok yağlı tohumlar (ayçiçeği, kanola) ve çok yıllık meyve bahçeleri dolduruyor. Özellikle zeytin, fıstık ve ceviz gibi bir kez dikildikten sonra uzun yıllar ürün veren ve iş gücü ihtiyacı yıl geneline yayılan yatırımlar, üretici için daha güvenli bir liman olarak görülüyor. Sürdürülebilirlik için planlı üretim Ürünlerin terk edilmesi, ulusal gıda arz güvenliği açısından bazı riskleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, çiftçinin bir üründen vazgeçmemesi için "yaratmak" kelimesine sığınmadan, sadece maliyetlerin düşürülmesi ve sözleşmeli üretim modellerinin yaygınlaştırılması hayati önem taşımaktadır. 2026 üretim planlamasında, hangi ürünün terk edildiği kadar, yerine konulan ürünün toprak ve su kaynaklarıyla ne kadar uyumlu olduğu, tarımsal geleceğimizi belirleyen en temel unsur olacaktır.

Mısır ithalatında fiyat istikrarı için tarife kontenjanı açıldı Haber

Mısır ithalatında fiyat istikrarı için tarife kontenjanı açıldı

Sınırlı miktarda ürünün ithalatına yönelik bu uygulama, ürünün hasat dönemi başlamadan önce, 1 Ağustos itibarıyla sona erecek ve mısır ithalatında gümrük vergisi yüzde 130 olarak uygulanmaya devam edecek Kanatlı hayvan eti başta olmak üzere, muhtelif gıda ürünlerinin üretiminde önemli bir girdi olan mısırda arz güvenliği ve fiyat istikrarının korunması amacıyla 20 Nisan-31 Temmuz döneminde geçerli tarife kontenjanı açıldı. Konuya dair Cumhurbaşkanı Kararı ile Mısır İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanmasına İlişkin Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, Bakanlığın, piyasaların doğru yönlendirilerek spekülatif fiyatların önlenmesi, temel gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması ve ülke ihtiyacının yerli üretim yoluyla karşılanabilmesi amacıyla üretici ve tüketici refahını birlikte gözeterek ilgili kurum ve kuruluşlarla koordineli biçimde ticaret politikasının tüm araçlarını etkin kullandığı ve gerekli tedbirleri aldığı ifade edildi. - Ağustosta sona erecek Bu çerçevede, Tarım ve Orman Bakanlığının talebi üzerine, vatandaşların temel tüketim maddelerinden kanatlı hayvan eti üretiminde önemli bir girdi olan mısırın, muhtelif gıda ürünlerinin imalinde de kullandığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Mısırda, yem sektöründe yaşanan büyüme nedeniyle artan tüketim ile uluslararası gelişmelerin de etkisiyle dünya fiyatlarında yaşanan yükseliş eğilimi dikkate alınarak, arz talep dengesi ve fiyat istikrarının korunmasını teminen, yerli üretimin tüketimi karşılamada yetersiz kaldığı miktarın 3 milyon tonluk kısmı için, 20 Nisan-31 Temmuz 2026 tarihlerinde kullanılmak üzere yüzde 5 gümrük vergili tarife kontenjanı açılmıştır. Yerli mısır üreticilerimizin korunmasını teminen, sınırlı miktarda ürünün ithalatına yönelik bu uygulama, ürünün hasat dönemi başlamadan önce, 1 Ağustos itibarıyla sona erecek ve mısır ithalatında gümrük vergisi yüzde 130 olarak uygulanmaya devam edecektir." Açıklamada, Ticaret Bakanlığının, başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlarla istişare halinde piyasada oluşan arz, talep ve fiyat düzeyini yakından takip ederek gerekli düzenlemeleri zamanında hayata geçirmeye kararlılıkla devam edeceği bildirildi.

Mersin’de hasat başladı, fiyatlar 200 TL’ye kadar geriledi Haber

Mersin’de hasat başladı, fiyatlar 200 TL’ye kadar geriledi

Türkiye'nin yaş sebze ve meyve üretiminde ilk sıralarda yer alan Mersin'de örtü altının yanı sıra açıkta da hasatlar başlıyor. Mart ayında örtü altında hasadına başlanan erikler açıkta da olgunlaştı. İlk çıktığında tadımlık olan ve özellikle aşeren hamile kadınlar tarafından fiyatı pahalı olduğu için tane ile satın alınan erikte fiyatlar düştü. Örtü altında hasatta kilogramı yaklaşık 10 bin TL sınırına dayanan erik, açıkta hasatla 200 ile 800 TL arasında satılmaya başladı. "HASATTAN MEMNUNUZ" Örtü altındaki hasadın sora ermesiyle açık alanda erik hasadının başladığını ifade eden üretici Ali Bezgin, "Keben mahallesinde örtü altı ve açık alanda erik üretimi yapıyorum. Hem örtü altında nem de açık alanda hasadımız devam ediyor. 12 dönüm örtü altından 15 ton erik hasadı yaptım" dedi. Bu yıl hava şartlarının olumsuz geçmesinden dolayı açık alanda erik hasadına yaklaşık bir ay geç başladıklarının altını çizen Bezgin, "Şuan 12 dönümlük açık alanda erik hasadına başladım. Buradan da 15 ton civarı hasat bekliyoruz. Şuan hasat edilen eriklerimizi ebadına göre 200 ile 800 lira arasında değişen fiyatlardan satıyoruz. Havaların iyileşmesiyle birlikte erikler büyümeye başladı. Hasattan memnunuz" diye konuştu. "8 BİN 500 TON ÜRETİM BEKLENİYOR" Göksu Vadisi'nde üretici Murat Temur ise açık alanda hasadına başlanan eriklerin, Ankara, İstanbul başta olmak üzere bir çok ile gönderildiğini, ihracatta ise Arap ve Avrupa Ülkelerine yollandığını söyledi. Temur, bölgede açıkta başlayan hasadın ilk olarak birkaç bahçede başladığını, Nisan ayı sonu itibari ile tam hasada başlanacağını kaydetti. Bu yıl ilçe genelinde açıkta 6 bin 500 dönüm, örtü altında ise 800 dönümde yaklaşık 8 bin 500 ton üretim yapılacağını tamin ettiklerini aktaran Temur, erik üretiminin Göksu Vadisi'nde Keben başta olmak üzere Sabak, Bükdeğirmeni, Karakaya, Karahacılı, Evkafçiftliği, Kargıcak, İmambekirli, Ortaören, Kabasakallı, Atayurt, Atakent ve Taşucu mahallelerinde yapıldığını ifade etti. Silifke'de yetişen can eriğinin gerek erkenci olmasından, gerekse görünümü ve lezzeti ile tüketiciler tarafından yoğun bir şekilde talep gördüğünü vurgulayan Temur, eriğin getirisi dolayısıyla ilginin sürekli arttığını ve üretim alanının da buna bağlı olarak genişlediğini sözlerine ekledi. Sabahın erken saatlerinde bahçelere gelen tarım işçileri de, erik toplayarak hem aile bütçesine katkı sağladıklarını, hem de üreten akrabalarına yardımcı olmaya çalıştıklarını dile getirdi.

TÜİK verilerine göre zam şampiyonu limon oldu Haber

TÜİK verilerine göre zam şampiyonu limon oldu

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Şubat 2026 verilerine göre limonda üretici fiyatları dikkat çekici şekilde yükseldi. Verilere göre limonun üretici fiyatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 410 artarken, aralık ayına kıyasla yüzde 79 yükseldi. Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) kapsamında açıklanan veriler, tarım sektöründe genel artışa işaret ederken limondaki yükselişin ortalamanın çok üzerinde gerçekleştiğini ortaya koydu. Tarım-ÜFE’de genel artış sınırlı kaldı TÜİK verilerine göre Tarım-ÜFE, yıllık bazda yüzde 40,10, aylık bazda yüzde 0,21 arttı. Yılın ilk iki ayındaki artış yüzde 8,69 olurken, 12 aylık ortalamalara göre artış yüzde 38,97 olarak hesaplandı. Bu tablo, genel tarım ürünlerinde artışın daha sınırlı kaldığını, limon gibi bazı ürünlerde ise arz kaynaklı sert fiyat sıçramalarının yaşandığını gösterdi. Rekoltedeki düşüş fiyatları yukarı taşıdı Limon üretiminde yaşanan düşüş, fiyat artışının temel nedenlerinden biri olarak öne çıktı. TÜİK’in bitkisel üretim tahminine göre 2024 yılında 1 milyon 730 bin ton olan rekolte, geçen yıl yaklaşık yüzde 35 azalarak 1 milyon 128 bin tona geriledi. Arzdaki bu daralma, özellikle kış aylarında piyasaya giren ürün miktarını sınırlayarak fiyatların hızla yükselmesine neden oldu. Fiyatlar aylara göre dalgalı seyretti Geçen yıl eylül ve ekim aylarında tarladan çıkış fiyatı yaklaşık 30 TL seviyesinde olan limon, kasım ayında 38 TL’ye yükseldi. Aralık ayında hasadın artmasıyla fiyatlar 29 TL’ye geriledi. Ancak ocak ayında yeniden yükselişe geçen fiyatlar 40 TL’nin üzerine çıktı. Şubat ayında ise ocak ayına göre yüzde 29 artış yaşanarak fiyatlar daha da yukarı taşındı. Piyasada arz-talep dengesi belirleyici oldu Uzmanlar, limon fiyatlarındaki sert artışın temelinde arz-talep dengesizliği olduğunu belirtiyor. Üretimdeki düşüş ve depolama koşulları gibi faktörler, fiyatların kısa sürede katlanmasına yol açtı. Önümüzdeki dönemde yeni hasat ve üretim planlamasının fiyatlar üzerindeki etkisinin belirleyici olacağı ifade edilirken, tüketici fiyatlarına yansımanın da devam edebileceği değerlendiriliyor.

Yağışlarla birlikte 2026 hasadında rekor beklentisi Haber

Yağışlarla birlikte 2026 hasadında rekor beklentisi

Türkiye, uzun yılların ardından en yağışlı kış mevsimlerinden birini tamamlarken, artan yağış miktarı baraj doluluk oranlarını yukarı taşıdı. Tarım arazilerinde toprağın suya doyması ise üretimde yüksek verim beklentisini güçlendirdi. Barajlar doldu, göller canlandı Yağışlı hava yalnızca barajlara değil, kuraklık baskısı altındaki göllere de olumlu yansıdı. Marmara Bölgesi’nde Uluabat Gölü’nün seviyesi yükselirken, Sapanca Gölü’nde kısmi bir toparlanma kaydedildi. Ege’de Marmara Gölü ile Belevi Gölü yeniden su tutmaya başladı. İç Anadolu’da ise kuraklığın sembolleri arasında gösterilen Küçük Göl, Beyşehir Gölü ve Eğirdir Gölü’nde su seviyelerinde artış gözlendi. Uzmanlar, mevcut tabloya rağmen suyun hem tarımsal üretimde hem de bireysel tüketimde tasarruflu kullanılması gerektiğine dikkat çekiyor. Rekolte beklentisi güçlendi Türkiye Gazetesi'nin haberiene göre, tarım uzmanı Mine Ataman, son dört ayda uzun yıllar sonra ilk kez bu ölçüde yağış görüldüğünü belirterek, “Bu yağışlar barajları doldurdu, tarım için son derece sevindirici bir tablo oluştu. Bu yıl toprağın suyu var. Bu da özellikle buğday ve tahıllarda çok güçlü bir rekolte beklentisi anlamına geliyor. Eğer mart ve nisan aylarında don yaşanmazsa, Türkiye 2026’da son yıllarda görmediğimiz bir verim seviyesine ulaşabilir” dedi. Kuraklık tehdidi tamamen bitmedi Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ise yağışların mevsim sonuna doğru yoğunlaşmasının taşkın riskini artırdığına işaret etti. Yıldız, “Yağışlar arttı ancak bu, kuraklık tehdidinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Kar yağışları Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da artmasına rağmen batı bölgelerde istenilen seviyede değil. Bahar yağışlarının seyri belirleyici olacak” değerlendirmesinde bulundu. Taşkın riskine karşı önlemler artırıldı Yoğun yağışlar nedeniyle Meriç ve Tunca nehirlerinde su seviyesi taşma noktasına yaklaşırken, sel ve su baskınlarına karşı ekipler teyakkuz halinde bekliyor. Küçük sulama göletlerinin dolması ise ekili alanlar açısından tarihi bir verim beklentisini beraberinde getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.