TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hayvancılık

AGRONEWS - Hayvancılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayvancılık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tarım ve hayvancılık Karacabey’de buluştu Haber

Tarım ve hayvancılık Karacabey’de buluştu

Tarım ve hayvancılık sektörü, 14. Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı'nda bir araya geldi. Karacabey Belediyesi öncülüğünde Ömer Matlı Kapalı Pazar Yeri’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından sektör temsilcilerini, üreticileri ve ziyaretçileri bir araya getiren fuar, 80 bine yaklaşan ziyaretçi sayısı, kapsamı ve içeriğiyle dikkat çekti. Toplam 12 bin metrekarelik alanda kurulan fuarda 200’ün üzerinde marka yer alırken, katılımcılar tarım ve hayvancılık alanındaki en yeni teknolojileri yakından inceleme fırsatı buldu. Modern tarım ekipmanlarından akıllı sulama sistemlerine, hayvancılık teknolojilerinden gıda üretim çözümlerine kadar geniş bir yelpazede ürünlerin sergilendiği fuar, sektörün gelişimine ışık tuttu. “Karacabey, Türkiye’nin en önemli üretim merkez” Tarım ve hayvancılıkla özdeşleşmiş yapısıyla bilinen Karacabey, bu büyük organizasyon sayesinde bir kez daha sektörün önemli merkezlerinden biri olduğunu ortaya koydu. Fuar kapsamında alanı ziyaret eden Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, stantları tek tek gezerek katılımcılarla ve vatandaşlarla bir araya geldi. Başkan Karabatı, Karacabey’in tarım ve hayvancılıkta Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak, “Karacabey, verimli toprakları ve güçlü üretim altyapısıyla ülkemizin tarımda lokomotif bölgelerinden biridir. Düzenlediğimiz bu fuar ile hem üreticilerimizi en yeni teknolojilerle buluşturuyor hem de sektör temsilcileri arasında güçlü iş birliklerinin kurulmasına katkı sağlıyoruz. Yoğun katılım bizleri son derece memnun etti. Önümüzdeki yıllarda fuarımızı daha da büyüterek uluslararası bir platforma taşımayı hedefliyoruz” dedi.

Tarım ve gıda için 'kriz masası' kurulsun önerisi Haber

Tarım ve gıda için 'kriz masası' kurulsun önerisi

Başta tarım olmak üzere bir çok disiplinde araştırmalar yapan bilim insanlarının bir araya geldiği Tarımsal Bilgi Platformu, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla bozulan küresel dengelerin Türkiye’ye tarım ve gıda güvencesi alanında etkisinin azaltılması amacıyla 11 maddeden oluşan bir önlemler dizisi hazırladı. Kısa ve orta vadede(3 ay/9 ay) alınabilecek önlemlerin toplumsal kaygının azaltılması ve çiftçinin karar verme süreçlerinin rahatlatılması açısından önemine değinilen raporda, Türkiye’nin öncelikli olarak bir kriz masası oluşturması gerektiği belirtildi. Raporda öne çıkan bir başka önemli husus ise Rusya Ukrayna savaşındaki Tahıl Koridoruna benzer, Enerji Gıda Tarım Koridoru oluşturması gerektiği vurgulandı. Tarımsal Bilgi Platformu tarafından, karar alma mekanizmasına yol gösterici nitelikle hazırlanan 11 maddelik öneriyi içeren rapor şöyle: 1. “Enerji, Gıda ve Tarım Kriz Masası” kurulsun Hazine ve Maliye, Tarım ve Orman, Enerji, Ticaret, Ulaştırma Bakanlıkları, BOTAŞ, TMO, EPDK TC Merkez Bankası, TC Ziraat Bankası ve TZOB günlük verilerle ve yüksek reflekslerle aynı masa etrafında toplanmalı-çalışmalı; mazot, gübre, yem, elektrik, sulama, navlun-lojistik ve temel gıda fiyatları için erken uyarı sistemi kurulmalıdır. Avrupa Birliği savaş kaynaklı enerji ve gıda fiyatları oynaklığı karşısında dağınık kurum tepkisi yerine merkezî koordinasyon oluşumu ile süreci izliyor. 2. “Kaygı Yönetim Birimi” oluşturulsun Üretici, tüketici, tarım-gıda sektör bileşenleri, lojistik tedarikçileri, vd. savaşın yarattığı fiyatlar, darboğazlar karşısında büyük kaygı içindedirler. Geleceğin belirsizliği bu kaygıyı daha da artırıyor. Toplumu rahatlatacak, sektöre güven verecek, kaygıları azaltacak bir birimin oluşturulması, sürekli kamuoyu bilgilendirmesi üretimin devamlılığı ve sektörel dinamizm asından gereklilik gösteriyor. 3. Çiftçiye “Üretim Hedefli Destek Paketleri” verilsin Savaş süreci ve devamındaki 2-3 yılda bitkisel üretimde bulunan, hayvancılık faaliyeti içinde yer alan çiftçilere sulama, enerji-elektrik, akaryakıt, gübre, pazara erişim desteklerinde bulunulması ve gıda fiyatlarını dizginleyici bir planlama yapılması hedeflenmelidir. Ayrıca, geniş tabanlı vergi indirimi ve çiftçi borçlarını erteleme-faizlerinden vazgeçme gibi sürükleyici desteklerle de bunlar güçlendirilebilir. ÇKS’ye ve/veya üretici örgütlerine kayıtlı üreticilere ekili alan, ürün deseni ve sulama yoğunluğuna göre dijital mazot iadesi yapılabilir ve desteklerin doğrudan üretime yansıması sağlanabilir. Gübre ve mazot fiyatlarındaki aşırı artışın etkisini hafifletmek için tarımsal destek bütçesi ivedi olarak yükseltilmeli, İlkbahar-Yaz dönemi ekimlerde gübre ihtiyacı düşük olan baklagiller, yem bitkileri gibi ürünlerin üretimini teşvik için destekler artırılmalıdır. Tarımsal desteklerin zamanında ödenmesi üretim motivasyonunu koruyacaktır. Stratejik ürünlerde ihracatın sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı ithalat yapılması arz dengesini destekleyecek ve fiyat şoklarına dirençliliği artıracaktır. 4. “Gübre İçin Tedarik Çeşitlendirmesine” gidilmelidir FAO’ya göre savaş gübre ve enerji tedarik sistemlerini bozmuştur. Üre fiyatları hızla yükseliyor. Türkiye’de Hindistan, Rusya, Belarus, Fas ve Endonezya gibi alternatif kaynaklara yöneldiğini aktarıyor. Türkiye’de de özellikle üre ve DAP’ta kaynak tedarik kanallarının çeşitlendirmesine gitmelidir. Burada liman önceliği, geçici gümrük/vergisel esneklik ve kamu koordinasyonunda toplu alım mekanizması kurulmalı ve spekülatif kazançlar denetlenmelidir. Ayrıca geleceğin belirsizliği ve fiyat hareketliliği karşısında kritik yazlık ekim ve bakım dönemi için mevsimlik üre, DAP ve yem hammaddesi stokunu hedeflemeli ve oluşturmalıdır. Yerli gübre üretiminin artırılması, alternatif gübre uygulamalarının yaygınlaştırılması ve hayvansal atıkların değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Ürün deseni daha az girdi gerektiren yapıya dönüştürülmelidir. 5. “Yem ve Hayvancılık Kırmızı Hat” desteği oluşturulmalıdır Enerji ve gübre şoku, yem ve nakliye maliyetleri hayvancılığı derinden etkiliyor. Bu nedenle hayvancılıktaki kırılganlığın önüne geçmek için özellikle gıda güvencesini önceleyen süt ve besi hayvancılığına yönelik yem kredisi, yem hammaddesi ithalatında hızlandırılmış gümrük, faiz sübvansiyonu ve soğuk zincir elektrik ve akaryakıt desteği sağlanmalıdır. 6. “Buğday, Arpa, Mısır ve Bakliyatta İç Stok” oluşturulmalıdır Bu, TMO üzerinden güven verici iç stoklama politikası ile uygulamaya koyulmalıdır. Panik alımları ve stokçuluk piyasada fiyatları bozar, yükseltir. Türkiye’de temel gıdalarda düzenli iç stok oluşturulmalı ve stok bilgisi de paylaşılmalıdır. TMO satış takvimini önden ilan etmeli ve gerekirse belirli ürünlerde piyasaya kontrollü ürün vererek beklenti enflasyonunun belini kırmalıdır. 7. “Enerji ve Gıda-Tarım Ticaret Koridoru” oluşturmalıdır Bu her şeyden önce lojistik ve sigorta maliyetlerine karşı bir önlemdir. Savaş riski ve nakliye sigortası ve Hürmüz Boğazı geçiş maliyetleri büyük sorun haline gelmiştir. Türkiye gübre, yem hammaddesi, akaryakıt ve tahıl için öncelikli navlun-finansman-depolama-sigorta destekli bir “enerji ve gıda-tarım ticaret koridoru” oluşturmalıdır. Bunun için gerekiyorsa da kamu bankaları üzerinden kısa ve orta vadeli ticaret finansmanı sağlanmalıdır. 8. “Dar Gelirliler İçin Gıda Sepeti Destek Paketi” oluşturulmalıdır Dar gelirli tüketici için temel gıda sepetinde hedefli destek, okul beslenmesi, belediye tedarik ağları ve kooperatif satış kanalları genişletilmelidir. Çünkü enerji ve girdi şoku yalnızca çiftçiyi değil, tüketiciyi de vuruyor ve bundan dolayı iki tarafı aynı anda koruyan paketler devreye konulmalıdır. Bu aynı zamanda gıda enflasyonuna karşı sosyal politikanın bir gereğidir. 9. “Belediyelerde Acil Destek Karşılama Merkezleri” oluşturulmalıdır Savaş koşullarının getirdiği üretim ve tüketim koşullarının zorlaşması ve belirsizleşmesi nedeniyle belediyelere daha fazla sorumluluk düşmektedir. Özellikle gıda tedarikinde, su temininde, ulaşım koşulların sürekliliğinde, yaşlılara bakımda, tarımsal girdi sağlanmasında belediyelerin sadece kendi bütçeleri ile değil merkezi hükümetin kaynak aktarımı yoluyla hizmetlerini artırması ve çeşitlendirmesi sağlanmalıdır. Artan akaryakıt zamları ve fiyatları karşısında toplu ulaşımda çok daha fazla devreye girmeli ve vatandaşı yönlendirici rol oynamalıdır. 10. “Tarımsal Üretim ve Ürünler Güvence” altına alınmalıdır Türkiye son yıllarda iklim değişikliğinden kaynaklı üretim şokları yaşamaktadır. Çiftçinin kayıpları artmaktadır, tüketici daha yüksek fiyatlarla tarımsal ürünlere erişim sağlayabilmektedir. Savaş ortamında çiftçinin kendisini ve ürünlerini güvende hissedebilmesi için önümüzdeki 2-3 yıl sürecince bitkisel üretim ve hayvancılığa yönelik TARSİM uygulamaları yayınlaştırılmalıdır. TARSİM, içinden geçtiğimiz bu zor süreçte sadece ÇKS’ye kayıtlılık temelinde tüm üretim alanları için sigorta uygulamalarına gitmeli ve devlet eliyle prim desteğinde bulunulmalıdır. 11. “Kısa-Orta-Uzun Vadeli Şoklara Dirençli Stratejiler” geliştirilmelidir Şimdiye kadar ortaya konulan acil önlem paketlerine dayanarak ortaya konulan kısa-orta-uzun vadeli politikalarda şunlar ön plan çıkmaktadır; Kısa vadede temel öncelik üretimin devamlılığı ve çiftçinin gelir güvencesidir. Savaşın etkisiyle artan enerji fiyatları gübre ve mazot maliyetlerini yükseltmiş, çiftçinin kararlarını doğrudan etkilemiştir. Bu nedenle girdi desteklerinin artırılması, çiftçi borçlarının ertelenmesi ve uygun finansman mekanizmalarının devreye alınması kritik önemdedir. Desteklerin zamanında ödenmesi üretim güvencesi için önemlidir. Temel stratejik ürünlerde ihracatın sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı ithalat yapılması arz dengesini destekleyecektir. Ulusal stok yönetiminin güçlendirilmesi de fiyat dalgalanmalarını sınırlamak açısından gereklidir.

Samsun’da tarım ve hayvancılığa 3 milyar TL’den fazla destek Haber

Samsun’da tarım ve hayvancılığa 3 milyar TL’den fazla destek

Samsun Valiliği, il genelinde tarımsal üretimin artırılması, üreticilerin desteklenmesi ve gıda arz güvenliğinin sağlanması amacıyla yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü açıkladı. Verimli Bafra, Çarşamba, Vezirköprü ve Ladik ovalarıyla Türkiye'nin önemli tarım merkezlerinden biri olan Samsun'da, alın teri ve emeğin toprağın bereketiyle buluştuğu vurgulandı. Valilikten yapılan açıklamada, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün, Tarım ve Orman Bakanlığı destekleri ve valilik koordinasyonunda, tarımsal üretimde verimlilik ve kaliteyi artırmaya yönelik faaliyetlerine aralıksız devam ettiği belirtildi. Edinilen bilgiye göre, Samsun'da toplam 380 bin hektar tarım arazisi bulunuyor. Bunun 285 bin hektarında ise Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kayıtlı 77 bin 242 çiftçi üretim gerçekleştiriyor. Destekler 20232025 yılları arasında bitkisel üretime yönelik desteklemeler kapsamında çiftçilere toplam 2,33 milyar TL ödeme yapıldı. Kahverengi kokarca ile mücadele kapsamında 19 milyon TL bütçe ayrılırken, 60 bin yapının ilaçlanması için 24 bin litre biyosidal ürün ve 900 litre bitki koruma ürünü temin edildi. Ayrıca 26 bin 400 feromon tuzağı alınırken, biyolojik mücadele kapsamında 300 bin samuray arıcığı doğaya salındı. Mera alanlarına yönelik çalışmalar kapsamında 157 bin dekar alanın tespit, tahdit ve tahsis işlemleri tamamlanırken, 71 proje ile 68 bin 557 dekar mera alanında ıslah çalışması yapıldı. 3 bin 715 dekar alanı kapsayan 6 projenin ise devam ettiği öğrenildi. Bitkisel üretimde modern yöntemlerin yaygınlaştırılması amacıyla örtü altı yetiştiriciliği ve bal çiçeği ayçiçeği projeleri başta olmak üzere toplam 116 milyon TL bütçeli projeler hayata geçirildi. Hayvancılığa 525 milyon TL destek Hayvancılık alanında çiftçilere 525 milyon TL destek sağlanırken, sektörün ihracata katkısı da dikkat çekti. Bu kapsamda hayvancılık sektöründe 14,8 milyon dolar, su ürünleri sektöründe ise 283 milyon dolar ihracat gerçekleştirildi. Hayvan sağlığı çalışmaları kapsamında 3,58 milyon hayvan aşılanırken, 661 bin büyükbaş ve küçükbaş hayvana küpeleme yapıldı. Ayrıca 177 bin suni tohumlama ve 5,4 milyon sağlık taraması gerçekleştirildi. Uygulanan biyogüvenlik tedbirleri sonucunda 12 işletme hastalıktan ari işletme belgesi aldı. 365 kişiye istihdam sağlandı Su ürünleri alanında Türkiye'de önde gelen iller arasında yer alan Samsun'da 169 bin ton avcılık, 41 bin ton ise yetiştiricilik üretimi gerçekleştirildi. Son üç yılda su ürünleri alanında 11 bin 518 denetim yapıldı. Gıda güvenliği kapsamında 188 denetçi tarafından 66 bin 853 denetim gerçekleştirilirken, 6 bin 379 numune alınarak analiz edildi. Kırsal kalkınma destekleri kapsamında bireysel sulama sistemlerine yönelik 36 projeye 1,9 milyon TL hibe desteği sağlanarak 142 kişiye istihdam oluşturuldu. Ekonomik ve altyapı yatırımları kapsamında ise 200 projeye 71,7 milyon TL hibe desteği verilerek 365 kişiye istihdam sağlandı. Eğitim çalışmaları çerçevesinde düzenlenen 4 bin 920 faaliyete 139 bin 567 çiftçi katıldı.

Başvurular açıldı: Küçükbaş Hayvan Desteği rehberi Haber

Başvurular açıldı: Küçükbaş Hayvan Desteği rehberi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi'ne başvurular başladı. Projeyle küçükbaş hayvan varlığının artırılması, kırsalda üretimin güçlendirilmesi, hayvancılıkta sürdürülebilirliğin desteklenmesi, gençler ile kadınların üretime daha fazla katılımının sağlanması ve meraya dayalı üretimin daha karlı hale getirilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında, Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü (HAYGEM) koordinasyonunda Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) ait küçükbaş hayvanlar üreticilere verilecek. Projeye ilişkin merak edilen 10 soru ve cevapları şöyle: 1- Projeye kimler başvurabilecek? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gerçek kişiler kapsamda bulunuyor. Projeye işletmesi olan veya olmayan herkes başvuruda bulunabilecek. Halen küçükbaş yetiştiriciliği yapanlarda 31 Aralık 2025 tarihli TÜRKVET verilerine göre en fazla 105 dişi anaç (450 gün ve üzeri yaştaki) küçükbaş hayvan olma şartı aranacak. 106 ve üzeri dişi anaç küçükbaş hayvanı olan işletmelerin başvuruları kabul edilmeyecek. İşletmesi olmadığı halde başvuruda bulunan ve hak sahibi olan kişiler, kendilerine TİGEM tarafından hayvan alımıyla ilgili bilgilendirme yapıldıktan sonra 5 iş günü içinde başvuruda bulundukları yerde istenilen kapasitede işletme açmak zorunda olacak. Aynı haneden sadece bir yetiştirici başvuru yapabilecek. 2- Başvurular nereye yapılacak? Proje başvuruları, hak sahibinin işletmesinin bulunduğu, işletmesini açacağını beyan ettiği yerdeki il-ilçe tarım ve orman müdürlüklerine gerçekleştirilecek. 3- Kimlere öncelik tanınacak? Kadınlar ve gençler, engelliler, şehit yakınları ve gaziler, veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri ile birinci derece tarımsal amaçlı örgüt üyelerine öncelik verilecek. 4- Başvuruda hangi belgeler isteniyor? Hak sahiplerinden başvuru dilekçesi ve formu, nüfus cüzdanı fotokopisi talep edilecek. Öncelik tanınanlar arasında bulunulması durumunda da buna ilişkin belge istenecek. 5- Proje hangi yıllarda uygulanacak? Proje, hayvancılık yol haritasının hedefleri ve eylemleri kapsamında 2026-2028 döneminde uygulanacak. 3 yıllık program dahilinde 150 bin küçükbaş hayvanın üreticilere uygun şartlarda verilmesi planlanıyor. 6- Proje kapsamında ne kadar küçükbaş hayvan verilecek? Hak sahiplerine 95 baş dişi ve 5 baş erkek olmak üzere 100 küçükbaş hayvan TİGEM tarafından temin edilecek. Hayvanlar 1 yıllık TARSİM sigortası Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılarak teslim edilecek. 7- Küçükbaş hayvanlar için başka destek olacak mı? Hayvanların tesliminden sonraki aydan başlamak üzere 12 ay boyunca, üç ayda bir hayvan başına 150 lira olmak üzere 450 lira bakım ve besleme gideri bedeli ödenecek. 8- Proje kapsamında kredi kullanılabilecek mi? Hak sahibi üreticiler, Ziraat Bankasından yüzde 100 faiz indirimine kadar "temel hayvancılık kredisi" kullanabilecek. Geri ödemeler, 2 yıla kadar ödemesiz olmak üzere toplam 5 veya 7 yıl vade seçenekleriyle planlanabilecek. 9- Hayvan teslimine ne zaman başlanacak? Başvurular 30 Nisan'a kadar yapılabilecek. TİGEM tarafından, puan sırasına göre hak sahipleri bilgilendirilerek bu yılın ikinci yarısından itibaren hayvanların teslimine başlanacak. 10- Küçükbaş hayvanların ırkları neye göre belirlenecek? Dağıtımlar, Türkiye'nin bölgesel yetiştiricilik gerçekleri dikkate alınarak, yöre, iklim ve mera yapısına uygun damızlık küçükbaş ırkları üzerinden planlanacak.

Tarım Teknolojileri Kümelenmesi: 40 otonom çiftlik kuracak Haber

Tarım Teknolojileri Kümelenmesi: 40 otonom çiftlik kuracak

Tarım ve hayvancılıkta yerli teknolojileri öne çıkaran Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME), yapay zekaya dayalı 40 otonom çiftlik projesini eylüle kadar hayata geçirecek. TÜME'nin hikayesi, "Gıdada Tam Bağımsız Türkiye" vizyonuyla teknoloji geliştiren markaları, akademisyenleri, üreticileri, gençleri ve çocukları aynı platformda birleştiren bir yapı olarak TEKNOFEST 2025'te başladı. Gıdada arz güvenliğini güçlendirmeyi, gençleri yeniden üretimin merkezine taşımayı amaçlayan TÜME, toprağın değerini teknolojiyle yükseltmeyi hedefliyor. TÜME Genel Sekreteri Sinan Yavuz, 2025 TEKNOFEST'te gençlerden çok talep gördüklerini söyledi. Gençleri yeniden üretimin merkezine taşıma amacıyla hayata geçirmeyi planladıkları yapay zeka destekli otonom çiftlik projesi hakkında bilgi veren Yavuz, "YÖK, üniversitelerimiz ve TÜME işbirliğiyle yapay zekaya dayalı 20 otonom çiftlik projemizi hibe olarak üniversitelerimize sağlayacağız. Ayrıca 20 gencimize kendi köylerinde, bölgelerinde yapay zekaya dayalı otonom çiftlik kuracağız. Gençlerimizi belirledik. İnşallah eylül ayının sonuna kadar üniversitelerimizde yapacağımız eğitim ve AR-GE çiftliklerimizi tamamlıyor olacağız." diye konuştu. Yavuz, 2026 TEKNOFEST'e kadar 40 genci bu alanda desteklemiş olacaklarını ifade etti. - "Bu sektöre gönlünü verecek heyecanlı gençlerimizi davet ediyoruz" Yavuz, bu projede ilk yıl hedefin 40 genç olduğunu, daha sonraki yıl bu sayıyı 400'e çıkarmayı amaçladıklarını vurguladı. Gençlere üretim çağrısında bulunan Yavuz, şöyle konuştu: "Gıdada Tam Bağımsız Türkiye' mottosuyla yapay zekaya dayalı, dijitalin ve teknolojinin ciddi manada yer aldığı bu yeni modelle gençlerimizi üretime davet ediyoruz. TÜME olarak bu gençlerimizi tespit etmek, eğitmek, donatmak, desteklemek ve yatırımcılarla buluşmak üzere gençlerimize bu konuda yardım sağlamaya, onların yanında olmaya çalışıyoruz. Bu alanda çalışmalar yapan, tecrübe sahibi ve tecrübe edinmek isteyen gençler olmasını istiyoruz. Bu sektöre gönlünü verecek, teknolojiye, yapay zekaya dayalı bu yeni modelle tarımsal üretim yapacak heyecanlı gençlerimizi davet ediyoruz." Yavuz, gençlerin "tume.org.tr" üzerinden kendilerine ulaşabileceğini ve başvuru yapabileceğini kaydetti.

Gaziantep’te tarım ve hayvancılık fuarı düzenlenecek Haber

Gaziantep’te tarım ve hayvancılık fuarı düzenlenecek

Gaziantep'te düzenlenecek olan "16. Tarım, Tarım Teknolojileri ve Hayvancılık Fuarı (GAPTARIM)" 1 Nisan'da ziyaretçilere kapılarını açacak. Gaziantep Sanayi Odası'ndan (GSO) yapılan açıklamaya göre, GSO ve Akort Fuarcılık iş birliğinde, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Gaziantep Ticaret Odası, Gaziantep Ticaret Borsası, Gaziantep Ziraat Odası, Gaziantep Ziraat Mühendisleri Odası ve Tabit'in desteğiyle düzenlenecek olan fuar, Ortadoğu Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Fuarda, tarım makineleri, ekipmanları ve aksesuarları, traktör ve ekipmanları, biçerdöver, çapa makinesi ve diğer makine üreticileri, iş makineleri, ürün işleme makineleri, ürün ambalajlama, paketleme makineleri, ürün depolama makineleri ve sistemleri, solar enerji ve yazılım ürün grupları yer alacak. Yaklaşık 250 firma ve 500 markanın temsil edileceği fuarda, farklı illerinden gelen firmaların ürünleri sergilenecek. Açıklamada görüşlerine yer verilen GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, fuarın tarım ve sanayi entegrasyonunun güzel örneklerinden olduğunu belirterek üreticilerin rekabet gücünü artıracak teknolojilerin tanıtılmasına imkan sağladıklarını ifade etti. Akort Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Akkaya da GAPTARIM Fuarı'nın sektörün geleceğini şekillendiren bir platform olarak konumlandırdıklarını belirtti. Fuar, 1-4 Nisan tarihlerinde 10.00 ile 18.00 saatleri arasında düzenlenecek.

Diyarbakır’da tarım ve hayvancılık toplantısı Haber

Diyarbakır’da tarım ve hayvancılık toplantısı

Diyarbakır’da 2125 Nisan 2026 tarihleri arasında yapılacak "17. Mezopotamya Tarım Hayvancılık Fuarı" öncesi geçekleşen toplantıya, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Erdal Avşar, Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan, 17 ilçe tarım müdürü, 11 ziraat oda başkanı, fuar yetkilileri katıldı. Toplantıda kentin tarım ve hayvancılık sektöründeki mevcut tablo tüm yönleriyle değerlendirilirken, sektörün gelişimi için ortak adımların atılması konusunda görüş birliğine varıldı. Toplantıda konuşan DTSO Başkan Yardımcısı Erdal Avşar, Diyarbakır’ın güçlü tarım potansiyeline rağmen mevcut durumun yeterli olmadığını vurguladı. Avşar, amaçlarının tarım ve hayvancılık sektörünün tüm paydaşlarını aynı masa etrafında buluşturmak olduğunu belirterek, "Kamu kurumlarımız, sektör temsilcilerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımızla verimli bir görüş alışverişi yaptık. Önümüzdeki süreçte düzenlenecek tarım fuarının daha güçlü geçmesi için katılımın artırılması ve iş birliklerinin geliştirilmesi yönünde ortak bir irade ortaya çıktı" dedi. Aylık toplantı yapma kararı alındı Tarım alanındaki istişare mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çeken Avşar, toplantıda Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan’ın kurumda gerçekleştirdikleri aylık değerlendirme toplantılarına sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerinin de dahil edilmesi yönündeki önerinin kabul gördüğünü aktardı. Avşar, "Bu model hayata geçtiğinde tarım ve hayvancılık politikalarının sahadaki gerçek ihtiyaçlara daha uygun şekilde şekilleneceğine inanıyoruz. Diyarbakır yaklaşık 7 milyon dönüm ekilebilir araziye sahip çok önemli bir tarım kentidir. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki, mevcut potansiyelimize rağmen tarımın bulunduğu nokta yeterli değildir. Bu yalnızca çiftçilerimizin tercihlerinden değil, tarım politikalarının bütüncül şekilde ele alınmamasından kaynaklanmaktadır" diye konuştu. Avşar, bölgede yüksek su tüketimi gerektiren ürünlerin yaygınlaşmasının yeraltı su kaynakları üzerinde baskı oluşturduğunu, mazot, gübre ve ilaç maliyetlerindeki artışın ise üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Avşar, şöyle devam etti: "Çiftçi son yıllarda beklediği geliri elde edemiyor. Bu durum kırsalda nüfusun azalmasına ve tarımsal üretimin zayıflamasına yol açıyor. Kırsalda yaşamı güçlendirecek sosyal politikalara ihtiyaç var. Taşımalı eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesi ve köy okullarının yeniden aktif hale getirilmesi, nüfusun yerinde tutulması açısından kritik önemdedir." "Tarım ve hayvancılık birlikte planlanmalı" Tarıma dayalı sanayinin kırsalda gelişmesini sağlayacak düzenlemelerin önemine de değinen Avşar, üretimin katma değere dönüşmesi için yerinde yatırımların önünün açılması gerektiğini belirtti. Avşar, "Organize Sanayi Bölgeleri elbette gereklidir ancak tarımsal üretimin yapıldığı alanlarda tarıma dayalı tesislerin kurulmasının önü açılmalıdır. Tarım ve hayvancılık birbirinden ayrı düşünülemez. Bu iki alan birlikte planlanmalıdır" şeklinde konuştu. Gelişmiş ülkelerde üretimin veri temelli planlandığını hatırlatan Avşar, Türkiye’de ise çoğu zaman bireysel kararlarla üretim yapıldığını ifade ederek, "Üretici yıl başında ne ekeceğini ve yıl sonunda ne kazanacağını bilmelidir. Arztalep dengesi bilimsel verilerle planlanmalıdır. Bu nedenle ulusal ölçekte veri temelli üretim planlaması yapılması ve çiftçi temsilcilerinin sürece dahil edilmesi şarttır" şeklinde konuştu. Avşar, Diyarbakır’da alternatif ürün çeşitliliğinin artırılması, suyu koruyan üretim modellerinin geliştirilmesi ve kooperatifçilik anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarım politikalarının A’dan Z’ye gözden geçirilmesi, üreticinin desteklenmesi, kırsalda yaşamın güçlendirilmesi ve tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi hem Diyarbakır’ın hem de ülkemizin geleceği açısından stratejik bir zorunluluktur. DTSO olarak tüm paydaşlarla birlikte çözüm üretmeye ve tarımın hak ettiği noktaya gelmesi için çalışmaya kararlıyız."

Murana manda ırkı ile süt verimi 2 bin litreye ulaştı Haber

Murana manda ırkı ile süt verimi 2 bin litreye ulaştı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç, 1935 yılında faaliyetlerine başlayan enstitünün TAGEM'e bağlı olarak ArGe çalışmalarına devam ettiğini söyledi. Koyunculuk enstitüsü olmalarına rağmen manda konusunda da yaklaşık 30 yıldır önemli çalışmalar yürütüldüğüne dikkat çeken Kılınç, "Yıllardır süren önemli bir proje üzerinde çalışıyoruz. Anadolu mandası ile Hindistan'ın süt verimi yüksek Murrah ırkı sütçü mandaları melezlenme yoluyla yeni bir ırk elde edilmesi amaçlanıyor. Anadolu mandalarında yağ oranı korunarak süt veriminin artırılmasına yönelik bir proje" dedi. Anadolu mandalarında sütlerin yağ oranının iyi olduğunu belirten Kılınç, laktasyon dönemi süt veriminin 800900 litre civarında olduğunu, en iyi ihtimalle bin litreye ulaşabildiğini anlattı. Enstitüde yürütülen projede melezleme ile elde edilen mandalarda 2 bin litre ortalamalarını yakaladıklarını dile getiren Kılınç, "Bu artışı sağlarken süt yağı oranını koruduk. Hem yağlı hem yüksek verimde süt veren mandaları üretmeyi başardık" ifadesini kullandı. Mandaların ülke ve özellikle yerelde hayvancılıkla uğraşanlar için önemli bir ırk olduğunu vurgulayan Kılınç, şunları söyledi: "Değerli sütü hem besleyici hem de bizim damak tadımıza uygun. Tarım ve Orman Bakanlığının destekleriyle azalma eğiliminde olan manda sayısı öncelikle korundu ve sonra artırıldı. Bu zamana kadar yaptığımız çalışmalarda, makalelerde ve konferanslarda Anadolu mandası ile Murrah ırkı melezlemesini Murana olarak nitelendirdik. Irk çalışmaları uzun yıllar alıyor. Çalışmalar sonuca ulaştığında yeni ırk mandanın adı Murana olacak."

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.