TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hindistan

AGRONEWS - Hindistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hindistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hürmüz Boğazı aksaklıkları dünya çiftçilerini zorluyor Haber

Hürmüz Boğazı aksaklıkları dünya çiftçilerini zorluyor

ABD ve İsrail'in İran'a şubat sonunda saldırı başlatması ve İran'ın misilleme saldırılarıyla yaşanan gerilim, bölgenin özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji ve gübre piyasalarındaki merkezi rolü dolayısıyla tarım açısından da önem taşıyor. Enerjinin gübre üretimi ve taşımacılığında temel bir girdi olması nedeniyle, bölgedeki kesintiler ve artan risk algısı tarımsal girdi piyasalarında oynaklığa yol açıyor. Çatışma öncesinde 70-80 dolar seviyesinde seyreden petrolün 110 dolar bandına tırmandığı görülüyor. Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, ABD'de bir ay önce galon başına 3,6 dolar civarında bulunan motorinin ortalama fiyatının 5,5 doları geçmesi dikkati çekiyor. Bir yıl öncesine kıyasla da yüzde 50'den fazla artan motorinin, tarla hazırlığı, ekim, gübre uygulaması ve ürün taşımacılığı dahil olmak üzere üretimin birçok aşamasında kullanılması, enerji fiyatlarındaki artışın hem gübre üretim maliyetlerinin hem de çiftlik içi operasyon giderlerinin yükselmesine yol açıyor. Gübre fiyatları sert yükseliyor Saldırıların başlamasından bu yana, önemli bir bölümü Orta Doğu'da üretilen gübrenin fiyatı hızla yükseliyor. Sınırlı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedariki nedeniyle yaşanan tesis kapanmaları ve bakım çalışmaları, Hindistan ve Bangladeş'teki gübre üretimini de olumsuz etkiliyor. Çin'in yurt içi arz güvenliğini sağlamak amacıyla gübrede ihracat kısıtlamalarını sıkılaştırması, bahar ekim sezonu dolayısıyla yoğun talebin yaşandığı bir dönemde fiyatların daha da yukarı çıkmasına katkıda bulunuyor. Vadeli işlemlerde çatışmalar öncesindeki hafta ton başına 480 dolar civarında seyreden üre fiyatının 750 doları bulduğu görülüyor. Öte yandan, amonyak ve üreye ilişkin 2026 yılı fiyat varsayımlarını yaklaşık yüzde 25 yükselten Fitch Ratings, çatışmanın ve geçişlerdeki aksamaların ne kadar süreceğine dair belirsizliklere işaret ediyor. Kredi derecelendirme kuruluşu, Hürmüz Boğazı'ndaki kapanmanın daha uzun sürmesinin yıllık ortalama gübre fiyatı varsayımlarını daha da yukarı çekebileceği konusunda uyarıyor. Çiftçilerin manevra alanı daralıyor Amerikan Çiftlik Bürosu Federasyonunun (AFBF) analizine göre, ABD'li çiftçiler jeopolitik gerilimlerin gölgesinde ilkbahar ekim sezonuna giriyor. Gübre alımları, tarla hazırlıkları ve sezonun ilk gübre uygulamalarının halihazırda başladığı dikkate alındığında, girdi fiyatlarının aniden yükselmesi, çiftçilerin manevra alanını daraltıyor. Ülke genelindeki çiftçiler, en temel üretim girdilerinden biri olan gübre konusunda giderek artan bir belirsizlikle karşı karşıya bulunuyor. Girdi maliyetlerinin tarihsel olarak yüksek seviyelerde seyretmesi ve birçok emtia fiyatının önemli ölçüde düşmesi nedeniyle halihazırda zor durumda olan çiftçiler, gübre fiyatlarındaki oynaklığa daha az maruz kalan ürünlerin ekimine yönelmeyi de değerlendiriyor. Sezon başındaki gübre tedarik zinciri aksaklıklarının, girdi bulunabilirliği ve fiyatlar üzerinde orantısız derecede büyük etki yaratabileceği belirtiliyor. Küresel gübre arzında Orta Doğu kritik rol oynuyor AFBF'ye göre İran, amonyak üretiminde kullanılan temel ham madde olan doğal gaz açısından dünyanın en büyük rezervlerinden bazılarına sahip bulunuyor. Yaklaşık yüzde 46 azot içeren ve bitkisel üretimde merkezi rol oynayan üre, azotlu gübrelerin çoğunun temel girdisini oluşturuyor. Orta Doğu, küresel üre ihracatının yaklaşık yarısını, küresel amonyak ihracatının da yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. İran, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır'da üretilen büyük miktardaki üre, amonyak, fosfat, kükürt ve petrolün her yıl Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması nedeniyle risk yalnızca İran'ın üretimiyle sınırlı kalmıyor. Gübre piyasasının küresel ölçekte entegre olması nedeniyle, bir bölgede yaşanan arz kesintileri başka yerlerde fiyatları ve bulunabilirliği doğrudan etkiliyor. ABD gübrenin bir kısmında ithalata bağımlı ABD, gübre talebini karşılamak için hem yerli üretime hem de ithalata dayanıyor. İthalat bağımlılığı, potasyumda yaklaşık yüzde 97, azotta yüzde 18 ve fosfatta yüzde 13 seviyelerinde seyrediyor. ABD doğrudan Orta Doğu'dan büyük miktarda gübre ithal etmese bile, bölgedeki fiyat hareketleri iç piyasayı etkiliyor. Basra Körfezi kaynaklı gübrelere bağımlı Hindistan veya Brezilya gibi ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesi durumunda, küresel arz üzerindeki rekabetin artacağı ve bunun da ABD'li çiftçiler için fiyatları yukarı çekeceği ifade ediliyor. Avrupa tarım sektörüne yönelik plan üzerinde çalışıyor Avrupa Birliği'nde (AB) de tarım sektörü, Orta Doğu'daki gelişmelerden kaynaklanan enerji fiyatlarındaki hızlı artıştan doğrudan etkilenirken, üye ülkeler çiftçilerine çeşitli alanlarda destek sağlamak üzere adımlar atıyor. AB Komisyonu, çiftçilerin artan girdi maliyetlerine karşı desteklenmesi için Ortak Tarım Politikası araçlarının daha esnek kullanılabileceğine işaret ediyor. Komisyon ayrıca ithal gübreye bağımlılığı azaltmak amacıyla alternatif gübre kullanımını teşvik eden ve üretim maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen planlar üzerinde çalışıyor. AB ülkelerinin liderleri, elektrik vergilerinin düşürülmesi, şebeke ücretlerinin azaltılması ve devlet yardımlarının genişletilmesi gibi önlemleri gündeme alıyor. AB ülkeleri çeşitli önlemleri devreye alıyor İspanya, Orta Doğu'daki çatışmaların etkilerine karşı tarım ve hayvancılığı destekleyecek 877 milyon avroluk kapsamlı bir paket açıklarken, İtalya'da da çiftçilerin en önemli girdilerinden dizel yakıtta litre başına 25 sent indirim sağlanıyor. Yunanistan hükümeti tarafından duyurulan yaklaşık 300 milyon avroluk paket kapsamında çiftçilere motorin için litre başına 16 sent sübvansiyon sağlanırken, gübre alımlarında yüzde 15'e kadar destek verileceği ifade ediliyor. Fransa ise daha hedefli ve sınırlı süreli destek mekanizmalarıyla tarım sektörünü korumayı tercih ediyor. Hükümet, çiftçilere doğrudan yakıt sübvansiyonu yerine kredi imkanları, sosyal prim ertelemeleri ve vergi kolaylıkları sağlayarak maliyet baskısını hafifletmeye çalışıyor.

İran savaşı kimyasal pestisit fiyatlarını yükseltti Haber

İran savaşı kimyasal pestisit fiyatlarını yükseltti

İran savaşı ve buna bağlı olarak yükselen ham petrol fiyatları, tarımda bir kritik maliyet kalemini daha yukarı taşımaya başladı. Asya’da kimyasal pestisit fiyatları son haftalarda yükselişe geçerken, üretici şirketlerin daha yüksek fiyat beklentisiyle yeni siparişlerde frene basması, piyasada kısa vadeli arz sıkışıklığını da derinleştiriyor. Piyasadaki gelişmeleri analiz eden Bloomberg'in haberine göre, bazı tarım kimyasallarının fiyatı son haftalarda yüzde 10 ila 12 yükseldi. Hindistan’da 1 Nisan’dan itibaren yeni artışların da gündemde olduğu belirtiliyor. Çin’de de benzer bir hareket dikkat çekiyor. Ülkede yaygın kullanılan yabancı ot ilacı glifosatın fiyatı bu ay yüzde 14 yükseldi. Çin, bu üründe dünyanın önemli ihracatçıları arasında yer aldığı için buradaki fiyat hareketi yalnızca iç piyasayı değil, daha geniş bölgesel dengeyi de etkileyebilecek nitelik taşıyor. Tarım kimyasallarındaki bu yükseliş, savaşın çiftçi üzerindeki maliyet baskısını daha da artırıyor. Çünkü birçok ülkede gübre fiyatları da aynı dönemde yükselirken, Avustralya gibi yerlerde yakıt arzı da daha kırılgan hale gelmiş durumda. Böylece çiftçi aynı anda birden fazla girdide maliyet şokuyla karşı karşıya kalıyor. Nitekim Avustralya hükümeti de pazartesi günü, savaş kaynaklı aksamaların ardından gıda güvenliği ve tarımsal tedarik zincirlerini gözden geçirme kararı aldı. İnceleme kapsamında bitki koruma ürünleri ve gübre gibi kritik girdiler de yer alıyor. Bu adım, sorunun artık yalnızca ticari değil, aynı zamanda stratejik bir tarım ve gıda arz güvenliği meselesi olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Piyasalardaki belirsizliğin sürdüğünü belirten Rabobank Şanghay Kıdemli Tahıllar, Yağlı Tohumlar ve Tarımsal Girdiler Analisti Lief Chiang, petrokimya ve temel kimyasal fiyatlarındaki oynaklığın devam ettiği bir ortamda birçok pestisit şirketinin geçici olarak fiyat vermeyi durdurduğunu söylüyor. Petrol, yaygın kullanılan tarım kimyasallarının üretiminde uygun maliyetli ve kritik bir hammadde olduğu için, enerji piyasasındaki her sert hareket pestisit fiyatlarına da hızlı şekilde yansıyor. Girdi maliyetlerinin daha da yükselmesi halinde bazı üreticilerin ilaç kullanımını azaltmak zorunda kalabileceği belirtiliyor. Bu ise yalnızca çiftçinin gelirini değil, verimi, toplam tarımsal üretimi ve nihayetinde gıda fiyatlarını da etkileyebilecek bir risk anlamına geliyor.

Küresel gübre piyasasında kritik eşik Haber

Küresel gübre piyasasında kritik eşik

Hindistan’ın gerçekleştirdiği büyük ölçekli üre ithalat ihalesinin tamamlanmasına rağmen, uluslararası gübre piyasalarında önemli bir fiyat hareketi yaşanmadı. Piyasada oluşan ilk değerlendirmelere göre, ihale sonucu beklendiği kadar güçlü bir etki oluşturmadı ve üre fiyatları stabil bir seyir izledi. Sektör kaynaklarına göre ihale sonrası oluşan fiyat seviyeleri, mevcut piyasa beklentileriyle büyük ölçüde örtüşüyor. Analizde, uluslararası piyasalardaki gelişmeler KY Agro Media verileri temel alınarak değerlendirildi. Hindistan’ın üre ihalesinde 2 milyon tonun üzerinde alım Hindistan’da RCF tarafından 18 Şubat’ta açılan ithalat ihalesinde satın alınacak üre miktarı netleşti ve kabuller kapatıldı. 31 Mart’a kadar sevkiyat kapsamında; Doğu Hindistan (ECI) için 512 dolar/ton CFR fiyatıyla 1 milyon 307 bin 750 ton, Batı Hindistan (WCI) için 508 dolar/ton CFR fiyatıyla 834 bin 550 ton üre siparişi verildi. Böylece toplam sipariş miktarı 2 milyon 142 bin 300 tona ulaşarak, teklif verenlerin teyit ettiği miktarın yaklaşık 35 bin ton üzerine çıktı. Ancak bu yüksek alıma rağmen küresel piyasada fiyatların sınırlı tepki vermesi dikkat çekti. İran’dan Türkiye’ye üre satışı İhalenin tamamlanmasının ardından İran’da faaliyet gösteren üre üreticisi Pardis, Mart sevkiyatı için yeni satışlar gerçekleştirdi. 50 bin tonluk iki ayrı anlaşmayla toplam 100 bin ton granül üre, 430 dolar/ton FOB fiyatından satıldı. Sevkiyatların Mart ayının ilk yarısı ve sonunda yapılacağı, her iki kargonun da Türkiye’ye gönderileceği bildirildi. Bu hafta İran granül üresi için Türkiye’ye yönelik son tekliflerin ise 470–475 dolar/ton CFR seviyesinde olduğu ifade ediliyor. Üreticiler aynı fiyat bandında buluştu Satışların, üreticilerin belirlediği hedef fiyatlarla uyumlu olduğu görülüyor. Pardis’in taban fiyatı: 430 dolar/ton FOB. Diğer üreticilerin teklifleri: yaklaşık 428 dolar/ton FOB. Bu durum, piyasada şu aşamada arz ve fiyat dengesinin korunduğunu gösteriyor. Doğalgaz akışı başladı, üretim yeniden arttı Geçen hafta doğalgaz arzının yeniden başlamasıyla birlikte birçok üre üreticisi üretime geri döndü. Sektör kaynaklarına göre; bazı üreticiler yeniden üretime başladı. en az iki üretici %100 kapasiteyle çalışıyor. Bu gelişme de kısa vadede gübre piyasalarında fiyatların stabil kalmasında etkili oldu. Asıl risk: Orta Doğu’da olası savaş senaryosu Piyasa analizlerine göre asıl belirsizlik jeopolitik risklerden kaynaklanıyor. ABD ile bölgedeki gerilim nedeniyle Orta Doğu’da olası bir çatışma ihtimali gübre piyasalarında yakından izleniyor. Olası bir savaş durumunda; üre fabrikalarının yeniden kapanması, Orta Doğu’dan küresel piyasaya arzın kesilmesi, buna bağlı olarak üre fiyatlarında sert yükseliş yaşanması gündeme gelebilir. Uzmanlar, bu nedenle küresel gübre piyasasında dengelerin kısa sürede değişebileceğine dikkat çekiyor.

Türkiye İle Birleşik Krallık STA Görüşmelerinde Kritik Aşama Haber

Türkiye İle Birleşik Krallık STA Görüşmelerinde Kritik Aşama

Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) kapsamının genişletilmesine yönelik müzakerelerde kritik bir aşamaya gelindi. Bloomberg HT’de Ceren Dilekçi Köseoğlu’nun sunduğu programa konuk olan Avrupa Türk Markalar Birliği Başkanı Vehbi Keleş, görüşmelerde dördüncü tura geçildiğini ve sürecin hızlı ilerlediğini söyledi. Keleş, iki tarafın da anlaşmanın güncellenmesi konusunda istekli olduğunu belirterek, “Umarım bu yıl sonu her şey tamamlanır ve önümüzdeki yılın ilk aylarında yeni serbest ticaret anlaşması devreye girer” dedi. Hedef: 2027’de yeni anlaşmanın yürürlüğe girmesi Brexit sonrası Birleşik Krallık’ın yeni ticaret ağları oluşturmaya yöneldiğini hatırlatan Keleş, Londra yönetiminin Güney Kore, İsviçre ve Körfez ülkeleriyle de temas halinde olduğunu ifade etti. Türkiye ile yürütülen müzakerelerin ise dördüncü tura ulaştığını kaydetti. Mevcut anlaşmanın ağırlıklı olarak mal ticaretini kapsadığını vurgulayan Keleş, yeni dönemde özellikle tarım ve hizmet sektörlerinin öne çıkacağını dile getirdi. Tarafların hedefinin, 2027’nin ilk aylarında güncellenmiş anlaşmayı devreye almak olduğu belirtildi. Türkiye–Birleşik Krallık Ticaret Hacmi 35 Milyar Dolara Yaklaştı Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ticaret hacmi 2025 yılı itibarıyla güçlü seyrini sürdürüyor. Türkiye verilerine göre iki ülke arasındaki mal ticareti hacmi 24 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Keleş’in aktardığı bilgilere göre, Türkiye’nin Birleşik Krallık’a ihracatı 16,7 milyar dolar, Birleşik Krallık’ın Türkiye’ye ihracatı ise 7,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Hizmet ticaretinin de dahil edilmesiyle birlikte toplam ticaret hacminin 32 milyar dolara yaklaştığı görülüyor. 2024 yılında yaklaşık 7 milyar dolar olan hizmet ticaretinin, 2025’te 8 milyar dolar seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor. Bu seviyelerin, iki ülke arasındaki ticarette rekor düzeylere işaret ettiği değerlendiriliyor. Öte yandan Birleşik Krallık verileri, ticaret hacminin daha yüksek bir tablo ortaya koyduğunu gösteriyor. İngiliz istatistiklerine göre mal ticareti hacmi 27,2 milyar dolara ulaşmış durumda. Buna yaklaşık 8 milyar dolar seviyesinde olduğu tahmin edilen hizmet ticareti eklendiğinde, toplam ticaret hacminin 35 milyar dolar düzeyine yaklaştığı görülüyor. Bu veriler ışığında genel tablo, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ekonomik ilişkilerin son yılların en güçlü seviyelerine ulaştığını ortaya koyuyor. Hangi sektörler öne çıkıyor? Son dönemde en hızlı artışın yaşandığı sektörler arasında gıda ve kuru gıda ürünleri, kablo ve elektrik kabloları, yedek parçalar ile elektrikli ve elektronik ev eşyaları yer alıyor. Tekstil sektöründe ise maliyet artışlarına bağlı olarak düşüş gözlendiği belirtildi. Buna karşın genel tabloya bakıldığında iki ülke arasındaki ticaretin olumlu bir seyir izlediği ifade edildi. Tarımda 5 milyar dolarlık potansiyel Birleşik Krallık’ın yıllık toplam ithalatının yaklaşık 947 milyar dolar olduğunu belirten Keleş, bunun yaklaşık 100 milyar dolarının gıda ithalatından oluştuğunu söyledi. Türkiye’nin bu pastadan aldığı payın yaklaşık 1 milyar dolar ve yüzde 1 seviyesinde olduğunu kaydetti. Bu oranın yüzde 5’e çıkması halinde Türkiye’nin Birleşik Krallık’a gıda ve tarım ihracatının 5 milyar dolara ulaşabileceğini ifade eden Keleş, güncellenmiş STA’nın bu açıdan önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı. 40 milyar dolar hedefi gerçekçi mi? Türkiye ile Birleşik Krallık arasında orta vadede 40 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi bulunuyor. Keleş, hizmet sektörünün de tam olarak hesaba katılmasıyla mevcut seviyenin zaten 35 milyar dolara yaklaştığını belirterek, 40 milyar dolar hedefinin “ulaşılabilir” olduğunu söyledi. Birleşik Krallık’ın yıllık ithalat hacminin 950 milyar dolara yaklaştığını hatırlatan Keleş, Türkiye’nin bu pastadan aldığı payın yüzde 2 seviyesinde kaldığını ifade etti. Bu oranın yüzde 5 ve üzerine çıkması halinde ticaret hacminin 70 milyar dolara kadar yükselebileceğini dile getirdi. Hindistan rekabeti Keleş, Birleşik Krallık’ın Hindistan ile imzaladığı yeni ticaret anlaşmasının Türkiye açısından rekabet baskısı oluşturduğunu söyledi. Birleşik Krallık’ta yaklaşık 254 bin ithalatçı firma bulunduğunu belirten Keleş, Türkiye’den yaklaşık 14 bin firmanın bu pazarda aktif olduğunu kaydetti. Hindistan yanı sıra Güney Kore, İsviçre ve Körfez ülkeleriyle yapılacak anlaşmaların da rekabeti artıracağını belirten Keleş, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki güncellenmiş STA’nın bir an önce tamamlanmasının önemine dikkat çekti.

FAO, Küresel Tahıl Stok Oranı Zirveye Çıkıyor Haber

FAO, Küresel Tahıl Stok Oranı Zirveye Çıkıyor

FAO, küresel tahıl stoklarının tüketime oranının 2025/26 sezonunda yüzde 31,8’e yükselmesinin beklendiğini bildirdi. FAO’ya göre bu oran, 2001’den bu yana görülen en yüksek seviye olacak. FAO, 2025 küresel tahıl üretim tahminini bu ay yüzde 0,7 (19,9 milyon ton) artışla 3 milyar 23 milyon ton seviyesine yükseltti. FAO’ya göre bu revizyon, daha önce öngörülen rekor üretim beklentisini güçlendirdi. Buğdayda “tüm zamanların zirvesi” sinyali FAO, yukarı yönlü revizyonun ana nedeninin Arjantin, Kanada ve Avrupa Birliği’nde beklenenden yüksek buğday verimleri olduğunu bildirdi. Bu gelişme, dünya buğday üretimini yeni bir tüm zamanlar zirvesine taşıdı. Küresel iri taneli tahıl üretim tahmini de sınırlı ölçüde yukarı çekilerek yeni bir zirve seviyesine yerleşti. Revizyonda, Çin ve ABD’den gelen güncel veriler doğrultusunda mısır ekim alanının daha geniş olacağı ve verimin beklentilerin üzerinde seyredeceği öngörüsü etkili oldu. Ayrıca Avustralya ve Kanada’da arpa üretimine ilişkin yukarı yönlü düzeltmeler de rekor görünümü destekledi. Pirinçte rekor: 2025/26 tahmini 561,6 milyon ton FAO, 2025/26 pirinç üretim tahminini Aralık ayına göre 2,9 milyon ton artırdı. Revizyonun büyük kısmı Hindistan kaynaklı gerçekleşti. FAO, bunun hem ülkedeki 2024/25 hasadına ilişkin daha yüksek resmi değerlendirmelerle hem de devam eden sezonda Rabi ekimlerinin güçlü seyriyle uyumlu olduğunu belirtti. Küçük artışların Nepal, Nijerya ve bazı diğer ülkelerden geldiği; buna karşılık Filipinler’de fırtınaların verimi düşürmesi ve Venezuela’da tarihsel üretim revizyonları nedeniyle aşağı yönlü düzeltmeler yapıldığı aktarıldı. Sonuç olarak dünya pirinç üretiminin 2025/26’da 561,6 milyon ton (öğütülmüş bazda) olacağı, bunun yıllık bazda yüzde 2 artış ve tüm zamanların en yüksek seviyesi anlamına geldiği kaydedildi. Büyümeyi Bangladeş, Brezilya, Çin, Hindistan ve Endonezya sürüklerken; Madagaskar, Pakistan, Tayland ve ABD’deki daralmaların bu artışı sınırladığı belirtildi. 2026 mahsul görünümü: Kuzey yarımkürede buğday, güneyde mısır odağı FAO, 2026 mahsul beklentilerinde özellikle buğday ve mısıra dikkat çekti: AB: 2026 buğday ekim alanında sınırlı artış sinyali var. Şubat-Nisan döneminde yakın ortalama yağış ve elverişli hava koşullarıyla verimin 5 yıllık ortalamanın üzerinde, ancak geçen yılki “olağanüstü” seviyenin altında kalabileceği öngörülüyor. Birleşik Krallık: Ekim niyetleri buğday alanının hafif artabileceğine işaret ediyor. Gerekçe olarak elverişli ekim koşulları ve buğday fiyatlarının arpa-yulaf gibi alternatiflere göre daha cazip olması gösteriliyor. Rusya: Buğday ekim alanı yıllık bazda sınırlı düşüş gösteriyor. Toprak nemindeki kısıt ve olağandışı sıcaklık oynaklığı verim beklentilerini baskılıyor. Hindistan: Yüksek iç fiyatlarla rekor kışlık buğday ekimi bekleniyor. Kuzey üretim bölgelerinde süren elverişli hava nedeniyle 2026 görünümü pozitif. ABD: Düşük fiyatlar kışlık buğday ekimini hafif azaltırken, son iki aydaki normalden kurak koşullar bazı ana üretim bölgelerinde ürün durumunu zayıflattı. Güney yarımkürede ise iri taneli tahıllarda hasadın 2026’nın ikinci çeyreğinde başlaması bekleniyor: Arjantin: Şubat ayında bazı merkez bölgelerde kuraklık öngörüsüne rağmen, geçen yılın düşük ekim alanından sert toparlanma ve genel olarak iyi koşullar nedeniyle mısır üretimi artabilir. Brezilya: Güçlü iç/dış talep toplam ekim alanını yeni zirveye taşıyabilir. Ancak soya ekimindeki gecikme “safrinha” mısır ekimini öteleyebilir. Güney Afrika: Mısır alanı yüzde 3 arttı. Önümüzdeki aylarda beklenen ortalama-üstü yağış, verim beklentilerini destekliyor. 2025/26’da kullanım 2,938 milyar tona çıkıyor FAO, 2025/26 sezonunda dünya tahıl kullanımının 61,8 milyon ton (yüzde 2,2) artarak 2 milyar 938 milyon tona ulaşacağını öngördü. Artışın ana sürükleyicisi mısır kullanımında yüzde 3 yükseliş. Bunun yanısıra buğday, sorgum ve arpa kullanımında da artış bekleniyor. FAO, mısır kullanımındaki revizyonun özellikle Mısır’da kanatlı sektöründeki hızlı genişleme ile sığır ve su ürünleri faaliyetlerindeki büyüme ile ABD’de etanol üretiminde mısır talebinin güçlenmesi nedeniyle yapıldığını belirtti. Buna karşın arpa ve sorgum kullanımında aşağı yönlü düzeltmelerin artışı kısmen dengelediği aktarıldı. Buğday kullanımının Aralık’a göre 0,8 milyon ton yükseltildiği ancak yine de 2025/26’da yıllık yüzde 1,5 artış beklendiği ifade edildi. Pirinçte ise Hindistan, Pakistan ve Viet Nam’da gıda dışı kullanım beklentilerinin yükselmesiyle dünya pirinç kullanımının 2025/26’da 554,9 milyon tonla rekor seviyeye çıkacağı, bunun yüzde 2,7 artış anlamına geldiği kaydedildi. Stoklar güçleniyor FAO, 2026 sezon kapanışı itibarıyla dünya tahıl stok tahminini 10,9 milyon ton artırarak, stokların açılış seviyesine göre 67,6 milyon ton (yüzde 7,8) büyüyeceğini öngördü. Tüm ana tahıl türlerinde stokların artması beklenirken, özellikle büyük üretici ve ihracatçı ülkelerde rekor hasatların güçlü ihracata rağmen envanterleri büyüttüğü belirtildi. Mısır stokları: 28,7 milyon ton (+%10) artış; büyümenin büyük kısmı Brezilya ve ABD kaynaklı. Arpa stokları: 4,6 milyon ton (+%16,8) artış; ana sürükleyici AB’de birikim. Buğday stokları: 21,7 milyon ton (+%6,9) artış; başlıca ihracatçılar Arjantin, Kanada ve AB’de artış öngörülüyor; Çin ve Hindistan’da da birikim bekleniyor. Pirinç stokları: 2025/26 sonunda 217,7 milyon ton ile yeni zirve; Aralık tahminine göre 900 bin ton daha yüksek. Artışın ana nedeni Hindistan rezerv beklentisinin yukarı revize edilmesi. Bu çerçevede FAO, küresel tahıl stok/kullanım oranının 2025/26’da yüzde 31,8’e yükselmesini ve bunun 2001’den beri en yüksek seviye olmasını bekliyor. Tahıl ticareti sınırlı artışta: 501 milyon ton Dünya tahıl ticaretinin 2025/26 döneminde (Temmuz-Haziran) 501,0 milyon tona çıkması ve 2024/25’e göre 17,6 milyon ton (yüzde 3,6) artması bekleniyor. İri taneli tahıl ticareti: 235,6 milyon ton, yıllık +%2,6. Çin, Mısır ve İran’ın mısır alımlarını artırması bekleniyor. Buğday ticareti: 204,8 milyon ton, önceki sezona göre +12,0 milyon ton ancak 2023/24 rekorunun 6,5 milyon ton altında. Arjantin, Avustralya, AB ve Rusya’nın pazar payını geri kazanması; Kanada’nın satışlarının ise gerilemesi öngörülüyor. Çin talebi zayıf kalırken, İran, Özbekistan ve bazı ithalatçılarda iç ihtiyaçlar nedeniyle yukarı yönlü revizyon yapıldı. Pirinç ticareti: 2026 takvim yılında 60,6 milyon ton, 2025’e göre %0,6 düşüş. Asya’da ithalat kesintilerinin sürmesi beklenirken, Afrika başta olmak üzere diğer bölgelerde talebin daha güçlü olacağı tahmin ediliyor.

Dünyanın En Küçük 5 İnek Irkı Haber

Dünyanın En Küçük 5 İnek Irkı

Küçükbaş sığır ırkları, özellikle sınırlı araziye veya bütçeye sahip aile çiftlikleri için ideal olarak görülüyor. Büyük ineklerin aksine çok fazla yem, bakım ya da alan gerektirmiyorlar. Üstelik sıcak ve zorlu iklim koşullarına dayanıklı olduklarından iklim değişikliğine uyumlu tarım modellerinde de öne çıkıyorlar. Uzmanlar, bu ırkların sadece "sevimli" olmadığını, aynı zamanda pratik, ekonomik ve çevre dostu olduğunu vurguluyor. İŞTE DÜNYANIN EN KÜÇÜK 5 İNEK IRKI Vechur Hindistan'ın Kerala bölgesinden gelen Vechur ineği, dünyanın en küçük inek ırkı olarak biliniyor. Boyu 90 cm'yi geçmeyen bu minik inek, A2 beta-kazein içeren, normal süte göre daha kola sindirilen sütüyle ünlü... Az yemle beslenebiliyor, hastalıklara dayanıklı ve sıcak iklimda rahatlıkla yaşıyor. Bu yüzden Güney Hindistanlı çiftçilerin gözdesi. Somba Benin ve Togo gibi ülkelerde görülen Somba inekleri, küçük ama inanılmaz dayanıklı. Zor şartlarda, kurak topraklarda bile yaşamlarını sürdürebiliyorlar. Yerel halk için hem süt kaynağı hem de geçim desteği. Batı Afrika'da, tarımın zor olduğu bölgelerde hayatta kalma gücüyle tanınıyorlar. Panda İneği Adını siyah-beyaz pandaya benzeyen tüylerinden alan Panda inekleri, sevimlilikleriyle ünlü. Genellikle hobi çiftliklerinde veya hayvanat bahçelerinde bakılıyorlar. Süt ya da et üretimi için değil, görsel cazibeleri ve sakin karakterleri nedeniyle tercih ediliyorlar. Punganur Hindistan'ın Andhra Pradesh eyaletine özgü Punganur ineği, dünyadaki en küçük süt ırklarından biri. Boyu 70-90 cm arasında değişiyor ama yağlı, besin değeri yüksek sütüyle ünlü. Ghee ve tereyağı üretiminde sıkça kullanılıyor. Az su ve otla idare edebilmesi sayesinde kurak bölgeler için ideal bir tür. Minyatür Zebu Kısa bacakları ve küçük hörgücüyle tanınan Mini Zebu, Güney Asya kökenli bir ırk. Artık ABD'de de küçük çiftliklerde popüler hale geldi. Az süt vermesine karşın sıcağa dayanıklı ve kolay bakımlı olduğu için hobi çiftçileri tarafından tercih ediliyor.

Avdagiç: Haber

Avdagiç: "Vize Sorunu İş Dünyasının Önünde Engel Olmamalı"

İSTANBUL (İHA) - İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İTO Olağanüstü Meclis Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türk iş dünyasını etkileyen vize engellerine dair önemli açıklamalarda bulundu. Avdagiç, "Vize konusunun Türkiye’nin ve Türk iş dünyasının üzerinde Demokles’in kılıcı gibi kullanılmasını şiddetle kınıyoruz. Bu konuyu tüm boyutlarıyla AB ülke yetkilileriyle görüşmelerimize taşıyor, gerekeni açık şekilde söylüyoruz" dedi. Avdagiç, vize meselesinin uluslararası ticarette bir engel olmaktan çıkmasının, Türk iş dünyasının potansiyelini daha da yukarı taşıyacağını vurgulayarak, bu konuda Avrupa Birliği yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade etti. İTO, TÜRK FİRMALARINI DÜNYAYA TAŞIYOR 2024 yılında 47 fuar organizasyonu düzenlediklerini belirten Avdagiç, bu fuarların 32’sinde milli katılımın İTO tarafından sağlandığını ve Türk ekonomisinin bu tür etkinliklerle daha geniş ufuklara açıldığını söyledi. 2025 yılı için ise 38 fuarın şimdiden takvime alındığını ifade eden Avdagiç, Hindistan, Çin, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerde yeni ticari fırsatlar yaratmayı hedeflediklerini ekledi. İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ VE TEKNOPARK İSTANBUL İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin, 23 yıllık geçmişiyle 85 farklı uyruktan 9 binin üzerinde öğrenciye ev sahipliği yaptığını ifade eden Avdagiç, üniversitenin uluslararası öğrenciler ve mezunlarla büyümeye devam ettiğini belirtti. Teknopark İstanbul’un savunma sanayii ve ileri teknoloji alanındaki projelerle ülkenin gururu olmaya devam ettiğini söyleyen Avdagiç, burada 500’den fazla aktif Ar-Ge firmasının 10 binin üzerinde personelle 900’e yakın proje yürüttüğünü kaydetti. BTM İLE GİRİŞİMCİLİĞE BÜYÜK DESTEK Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi’nin (BTM) 2024 yılında binin üzerinde girişim ve bin 500’e yakın girişimciye destek verdiğini dile getiren Avdagiç, bu girişimcilerin yüzde 25’inin kadınlardan oluştuğunu, kadın girişimci oranını artırmayı hedeflediklerini söyledi. TURİZM VE KONGRE BAŞARILARI İTO’nun İstanbul’un marka değerini artırmak için turizmde önemli işlere imza attığını ifade eden Avdagiç, 2024 yılında 69 uluslararası kongrenin şehre kazandırıldığını ve destek sağlandığını belirtti. 2025 yılı için ise 14, 2026 yılı için 3 uluslararası kongrenin planlandığını duyurdu. 2025’TE YENİ YATIRIMLAR YOLDA 2025 yılında, sosyal tesislerin geliştirilmesi ve yeni projelerin hayata geçirilmesi gibi yatırımların süreceğini açıklayan Avdagiç, "Vakıf olarak hem üniversitemiz başta olmak üzere çeşitli hayır çalışmaları yapıyor, hem 819 bin üyemizin istifade edeceği sosyal tesisler açıyoruz, hem de iktisadi işletmelerimizi profesyonel bir şirket gibi yönetip hayri faaliyetlerimiz için kaynak oluşturuyoruz" dedi.

Egeli Kuru Meyve İhracatçıları Hindistan’ı Hedef Pazara Aldı Haber

Egeli Kuru Meyve İhracatçıları Hindistan’ı Hedef Pazara Aldı

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Hindistan pazarına odaklanarak 10-15 Şubat 2025 tarihleri arasında Mumbai’de “Türk Kuru Meyve ve Mamulleri Sektörel Ticaret Heyeti” organize etmeye hazırlanıyor. Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen bu etkinlikte, Türk kuru meyve firmaları Hindistan’ın önde gelen alıcıları, toptancıları ve perakendecileriyle iş görüşmeleri yapacak. Hedef Hindistan Pazarında Yüzde 20 Pay Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Türk kuru meyve sektörünün tanıtımı için Hindistan’daki büyük market zincirlerinin ve sektörle ilgili kurumların ziyaret edileceğini belirtti. Hindistan’ın kuru üzüm, kayısı, incir ve Antep fıstığı ithalatının yıllık 464 milyon dolara ulaştığını ve Türkiye’nin 2023 yılında Hindistan’a 7 milyon dolarlık kuru meyve ihracatı yaptığını açıkladı. Hedeflerinin Hindistan pazarında ilk etapta yüzde 10, orta vadede ise yüzde 20 pazar payına ulaşmak olduğunu ifade etti. TURQUALITY Projesi ve Fuar Katılımı Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Hindistan’ı Çin ve Rusya ile birlikte hedef pazar olarak belirleyerek Turkish Dried Fruits Turquality Projesi kapsamında etkinlikler düzenliyor. Ayrıca, MEWA India 2025 Global Nuts and Dried Fruits Fuarı’nda Türk kuru meyveleri için tadım ve tanıtım etkinlikleri yapılması planlanıyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.