TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hürmüz Boğazı

AGRONEWS - Hürmüz Boğazı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hürmüz Boğazı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hürmüz Boğazı aksaklıkları dünya çiftçilerini zorluyor Haber

Hürmüz Boğazı aksaklıkları dünya çiftçilerini zorluyor

ABD ve İsrail'in İran'a şubat sonunda saldırı başlatması ve İran'ın misilleme saldırılarıyla yaşanan gerilim, bölgenin özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji ve gübre piyasalarındaki merkezi rolü dolayısıyla tarım açısından da önem taşıyor. Enerjinin gübre üretimi ve taşımacılığında temel bir girdi olması nedeniyle, bölgedeki kesintiler ve artan risk algısı tarımsal girdi piyasalarında oynaklığa yol açıyor. Çatışma öncesinde 70-80 dolar seviyesinde seyreden petrolün 110 dolar bandına tırmandığı görülüyor. Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, ABD'de bir ay önce galon başına 3,6 dolar civarında bulunan motorinin ortalama fiyatının 5,5 doları geçmesi dikkati çekiyor. Bir yıl öncesine kıyasla da yüzde 50'den fazla artan motorinin, tarla hazırlığı, ekim, gübre uygulaması ve ürün taşımacılığı dahil olmak üzere üretimin birçok aşamasında kullanılması, enerji fiyatlarındaki artışın hem gübre üretim maliyetlerinin hem de çiftlik içi operasyon giderlerinin yükselmesine yol açıyor. Gübre fiyatları sert yükseliyor Saldırıların başlamasından bu yana, önemli bir bölümü Orta Doğu'da üretilen gübrenin fiyatı hızla yükseliyor. Sınırlı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedariki nedeniyle yaşanan tesis kapanmaları ve bakım çalışmaları, Hindistan ve Bangladeş'teki gübre üretimini de olumsuz etkiliyor. Çin'in yurt içi arz güvenliğini sağlamak amacıyla gübrede ihracat kısıtlamalarını sıkılaştırması, bahar ekim sezonu dolayısıyla yoğun talebin yaşandığı bir dönemde fiyatların daha da yukarı çıkmasına katkıda bulunuyor. Vadeli işlemlerde çatışmalar öncesindeki hafta ton başına 480 dolar civarında seyreden üre fiyatının 750 doları bulduğu görülüyor. Öte yandan, amonyak ve üreye ilişkin 2026 yılı fiyat varsayımlarını yaklaşık yüzde 25 yükselten Fitch Ratings, çatışmanın ve geçişlerdeki aksamaların ne kadar süreceğine dair belirsizliklere işaret ediyor. Kredi derecelendirme kuruluşu, Hürmüz Boğazı'ndaki kapanmanın daha uzun sürmesinin yıllık ortalama gübre fiyatı varsayımlarını daha da yukarı çekebileceği konusunda uyarıyor. Çiftçilerin manevra alanı daralıyor Amerikan Çiftlik Bürosu Federasyonunun (AFBF) analizine göre, ABD'li çiftçiler jeopolitik gerilimlerin gölgesinde ilkbahar ekim sezonuna giriyor. Gübre alımları, tarla hazırlıkları ve sezonun ilk gübre uygulamalarının halihazırda başladığı dikkate alındığında, girdi fiyatlarının aniden yükselmesi, çiftçilerin manevra alanını daraltıyor. Ülke genelindeki çiftçiler, en temel üretim girdilerinden biri olan gübre konusunda giderek artan bir belirsizlikle karşı karşıya bulunuyor. Girdi maliyetlerinin tarihsel olarak yüksek seviyelerde seyretmesi ve birçok emtia fiyatının önemli ölçüde düşmesi nedeniyle halihazırda zor durumda olan çiftçiler, gübre fiyatlarındaki oynaklığa daha az maruz kalan ürünlerin ekimine yönelmeyi de değerlendiriyor. Sezon başındaki gübre tedarik zinciri aksaklıklarının, girdi bulunabilirliği ve fiyatlar üzerinde orantısız derecede büyük etki yaratabileceği belirtiliyor. Küresel gübre arzında Orta Doğu kritik rol oynuyor AFBF'ye göre İran, amonyak üretiminde kullanılan temel ham madde olan doğal gaz açısından dünyanın en büyük rezervlerinden bazılarına sahip bulunuyor. Yaklaşık yüzde 46 azot içeren ve bitkisel üretimde merkezi rol oynayan üre, azotlu gübrelerin çoğunun temel girdisini oluşturuyor. Orta Doğu, küresel üre ihracatının yaklaşık yarısını, küresel amonyak ihracatının da yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. İran, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır'da üretilen büyük miktardaki üre, amonyak, fosfat, kükürt ve petrolün her yıl Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması nedeniyle risk yalnızca İran'ın üretimiyle sınırlı kalmıyor. Gübre piyasasının küresel ölçekte entegre olması nedeniyle, bir bölgede yaşanan arz kesintileri başka yerlerde fiyatları ve bulunabilirliği doğrudan etkiliyor. ABD gübrenin bir kısmında ithalata bağımlı ABD, gübre talebini karşılamak için hem yerli üretime hem de ithalata dayanıyor. İthalat bağımlılığı, potasyumda yaklaşık yüzde 97, azotta yüzde 18 ve fosfatta yüzde 13 seviyelerinde seyrediyor. ABD doğrudan Orta Doğu'dan büyük miktarda gübre ithal etmese bile, bölgedeki fiyat hareketleri iç piyasayı etkiliyor. Basra Körfezi kaynaklı gübrelere bağımlı Hindistan veya Brezilya gibi ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesi durumunda, küresel arz üzerindeki rekabetin artacağı ve bunun da ABD'li çiftçiler için fiyatları yukarı çekeceği ifade ediliyor. Avrupa tarım sektörüne yönelik plan üzerinde çalışıyor Avrupa Birliği'nde (AB) de tarım sektörü, Orta Doğu'daki gelişmelerden kaynaklanan enerji fiyatlarındaki hızlı artıştan doğrudan etkilenirken, üye ülkeler çiftçilerine çeşitli alanlarda destek sağlamak üzere adımlar atıyor. AB Komisyonu, çiftçilerin artan girdi maliyetlerine karşı desteklenmesi için Ortak Tarım Politikası araçlarının daha esnek kullanılabileceğine işaret ediyor. Komisyon ayrıca ithal gübreye bağımlılığı azaltmak amacıyla alternatif gübre kullanımını teşvik eden ve üretim maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen planlar üzerinde çalışıyor. AB ülkelerinin liderleri, elektrik vergilerinin düşürülmesi, şebeke ücretlerinin azaltılması ve devlet yardımlarının genişletilmesi gibi önlemleri gündeme alıyor. AB ülkeleri çeşitli önlemleri devreye alıyor İspanya, Orta Doğu'daki çatışmaların etkilerine karşı tarım ve hayvancılığı destekleyecek 877 milyon avroluk kapsamlı bir paket açıklarken, İtalya'da da çiftçilerin en önemli girdilerinden dizel yakıtta litre başına 25 sent indirim sağlanıyor. Yunanistan hükümeti tarafından duyurulan yaklaşık 300 milyon avroluk paket kapsamında çiftçilere motorin için litre başına 16 sent sübvansiyon sağlanırken, gübre alımlarında yüzde 15'e kadar destek verileceği ifade ediliyor. Fransa ise daha hedefli ve sınırlı süreli destek mekanizmalarıyla tarım sektörünü korumayı tercih ediyor. Hükümet, çiftçilere doğrudan yakıt sübvansiyonu yerine kredi imkanları, sosyal prim ertelemeleri ve vergi kolaylıkları sağlayarak maliyet baskısını hafifletmeye çalışıyor.

Küresel Tarım Emtia Fiyatları Yükselişe Geçti Haber

Küresel Tarım Emtia Fiyatları Yükselişe Geçti

Küresel tarım emtia piyasalarında yön yeniden yukarı döndü. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırıları artırabileceğine dair açıklamaları, savaşın uzayabileceği endişesini artırırken, tahıl ve yağlı tohum fiyatlarında yükselişi tetikledi. Chicago Board of Trade’de en aktif işlem gören buğday kontratı gün içinde yüzde 1,4’e kadar yükselirken, soya yağı fiyatları da yüzde 1,5 artış kaydetti. Mısır ve soya fasulyesinde de yukarı yönlü hareket dikkat çekti. Bloomberg'in haberine göre, fiyatlardaki artışta enerji piyasasındaki gelişmeler belirleyici oldu. Trump’ın açıklamaları sonrası petrol fiyatları sert yükselirken, bu durum tarımsal emtiayı da doğrudan etkiledi. Özellikle soya yağı gibi ürünlerin biyoyakıt üretiminde hammadde olarak kullanılması, yüksek petrol fiyatlarıyla birlikte bu ürünleri daha cazip hale getirdi. Trump, Orta Doğu’daki çatışmalara ilişkin yaptığı konuşmada net bir çözüm takvimi sunmazken, ABD’nin önümüzdeki iki ila üç hafta içinde İran’a 'çok sert' saldırılar düzenleyebileceğini ifade etti. Öte yandan savaşın sona ermesine 'çok yakın' olunduğunu da dile getirdi. Trump'ın bu çelişkili açıklamaları, piyasalarda belirsizliği artırdı. Ayrıca Trump, savaş öncesinde dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik somut bir plan da ortaya koymadı. Bu durum, enerji ve gübre tedarikine yönelik risklerin devam edeceği beklentisini güçlendirdi. Piyasa uzmanlarına göre tarım emtia fiyatları büyük ölçüde petrol piyasasını takip ediyor. Cornucopia Agri Analytics stratejisti Tobin Gorey, tahıl fiyatlarındaki artışın enerji fiyatlarına kıyasla daha sınırlı kaldığını ancak piyasanın Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması nedeniyle enerji ve gübre arzında sıkılaşma riskini fiyatladığını belirtiyor. Son fiyatlamalara göre buğday, Singapur saatiyle 12:50 itibarıyla yüzde 1,1 artışla bushel başına 6,04 dolara yükseldi. Soya yağı ise yüzde 1,4 değer kazanarak pound başına 68,06 cent seviyesine çıktı. Genel tabloda, Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin uzaması halinde enerji fiyatları üzerinden tarım piyasalarına yansıyan baskının sürmesi bekleniyor. Bu da önümüzdeki dönemde tahıl ve yağlı tohum fiyatlarında oynaklığın yüksek kalacağına işaret ediyor.

Üre gübresinde kriz derinleşti: Ton fiyatı 34 bin TL’ye çıktı Haber

Üre gübresinde kriz derinleşti: Ton fiyatı 34 bin TL’ye çıktı

Ortadoğu’da yayılan savaş dalgası, küresel gübre piyasalarını altüst etti. Katar’ın enerji tesislerine yönelik füze saldırıları ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla tetiklenen kriz, Türkiye’de üre gübresinin maliyetini rekor seviyeye taşıdı. Çiftçiyi zor bir bahar dönemi bekliyor. Katar’da Rafineri Vuruldu, Doğalgaz Fiyatları Patladı 18 Mart gecesi Katar’ın devasa enerji kompleksi Ras Laffan’a düzenlenen füze saldırısı, küresel enerji piyasalarında şok etkisi yaptı. İran’ın misilleme listesinde yer alan 305 bin varil kapasiteli rafinerinin hasar görmesiyle birlikte, Avrupa’nın en likit doğalgaz merkezi olan Hollanda TTF fiyatları bir gecede %30’dan fazla artarak 72 €/MWh seviyesine fırladı. Bu rakam, Ocak 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Hürmüz Kapandı, Sevkiyat Durdu Dünya LNG üretiminin %25’ini tek başına karşılayan Katar’ın üretim ve sevkiyat kapasitesinin darbe alması, azotlu gübrelerin ana ham maddesi olan doğalgaz arzını kilitledi. ABD/İsrail ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı’nı kapatma noktasına gelmesiyle, birçok küresel üreticiye giden LNG akışı tamamen durdu. Mısır Üre Fiyatlarında "Yüzde 50" Şoku Savaşın başlamasıyla birlikte 480 $/ton FOB seviyelerinde olan Mısır granül Üre fiyatları, arz güvenliğinin ortadan kalkmasıyla 720 $/ton FOB rakamına ulaştı. Sadece 20 gün içerisinde yaşanan %50’lik bu devasa artış, ithalatçı ülkeleri ve son kullanıcı olan çiftçiyi doğrudan vurdu. Türkiye İçin Acı Tablo: Tonu 34.000 TL! Küresel piyasalardaki bu yükseliş, Türkiye iç piyasasına çok daha ağır bir maliyet tablosu olarak yansıdı. Gübre fiyatına eklenen; yüksek navlun giderleri, antrepo ve paketleme maliyetleri, ara nakliye ve işçilik masrafları, GTS barkod ve yasal yükümlülükler, güncel döviz kuruyla birleştiğinde üre gübresinin yurt içi maliyetini 34.000 TL/Ton seviyesine çıkardı. Tarımsal Üretimde "Maliyet Krizi" Kapıda Üre gübresindeki bu kontrolsüz yükseliş, sadece gübre sektörünü değil, ekmekten yağa kadar tüm gıda zincirini tehdit ediyor. Gübre maliyetlerinin bu seviyelerde kalması durumunda, çiftçinin üretim iştahının azalması ve gıda enflasyonunun yeni bir rekor kırması bekleniyor.

Gübre tedariği sürüyor, satışlar %25 arttı Haber

Gübre tedariği sürüyor, satışlar %25 arttı

Küresel ticaretin büyük bölümü deniz taşımacılığı üzerinden gerçekleşiyor. Hürmüz Boğazı dünya ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri. Yaşanan sıcak savaş Hürmüz Boğazı’ndan geçişi etkilediği andan itibaren dünyanın gözü petrol başta olmak üzere enerji koridorunun güvenliğine odaklansa da bu boğaz aynı zamanda bir tarım koridoru da. Nitekim Avrupa Birliği ülkeleri de hem tarım hem enerji koridoru olan bu boğazdan geçişleri ana gündemlerine alırken GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun da “Bu bölgede yaşanan gelişmeler yalnızca petrol ve doğal gaz piyasalarını değil, gübre üretiminde kullanılan birçok hammaddenin tedarik zincirini de etkileyebiliyor” dedi. Onkun, küresel gelişmelerin yakından takip edildiğini belirterek şirket faaliyetlerinin tüm tesislerde planlanan program doğrultusunda sürdüğünü ifade etti. Onkun, gübre tedariğinin kesintisiz sürdüğünü ve son dönemde yüzde 25’lik bir artışta yaşandığını kaydederek çiftçilerin de gübreyi kullanım dönemine uygun şekilde temin etmesinin piyasa dengesi açısından önem taşıdığına işaret etti. Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerinin 1.598 kooperatif ve 1 milyondan fazla çiftçi ortağı ile Türkiye’nin en yaygın tarımsal organizasyonlarından biri olduğunu hatırlatan Onkun, GÜBRETAŞ’ın bu yapı içinde stratejik bir rol üstlendiğini belirtti. Genel Müdür Aytaç Onkun, “Son dönemde yakın coğrafyada yaşanan jeopolitik gelişmeler sonucu küresel ticaret hatlarında artan riskler, enerji ve hammadde piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açarken gübre sektörü de bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. İsrail ve ABD'nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı hava saldırılarının ardından bölgede artan gerilim ve İran’ın misillemeleri sonrasında küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda riskler artmış durumda. Bölgedeki gelişmeler, gübre üretiminde kullanılan bazı ham maddelerin ve tarım ürünlerinin taşınmasında gecikmelere yol açabilecek potansiyel riskler oluşturuyor” değerlendirmesini yaptı. Hürmüz’deki riskler tedarik zincirini etkiliyor “Bazı bölgelerde ortaya çıkan güvenlik sorunları ve jeopolitik gerilimler tedarik zincirlerinde yeni riskler oluşturabiliyor” diyen Onkun, “Bölgemizde yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Tarım Kredi Kooperatifleri ortakları olan çiftçilerimizin üretim için ihtiyaç duyduğu gübre girdisinin güvenilir ve kesintisiz şekilde sağlanması en önemli önceliğimizdir” diye konuştu. Tarım Kredi Kooperatiflerinde uygulanan bazı tedbirlerin satışların durdurulduğu anlamına gelmediğini belirten Onkun, bu uygulamaların stokların etkin yönetilmesi ve kötüye kullanımın önlenmesi amacıyla gerçekleştirildiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Alınan tedbirlerin amacı, stokların etkin yönetilmesi ve üreticilerimizin ihtiyaç duydukları dönemde gübreye ulaşabilmelerini sağlamaktır. Çiftçilerimizin gübreyi kullanım dönemine uygun şekilde temin etmeleri piyasa dengesi açısından önem taşıyor.” İlkbahar için tüm planlamaları hazır Yaptığı değerlendirmede de gübre satışlarının kesintisiz sürdüğünü ifade eden Genel Müdür Aytaç Onkun, ilkbahar üretim dönemi için gerekli planlamaların tamamlandığını söyledi. Onkun, “Tarım Kredi ortaklarının ve diğer çiftçilerimizin, üreticilerimizin ihtiyacı olan gübreler için ilkbahar dönemini planladık. Çiftçilerimizden endişeye kapılmamalarını rica ediyorum. Tarım Kredi Kooperatifleri dün olduğu gibi bugün de çiftçilerimizin yanında olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı. Gübre satışları durmadı, aksine arttı Son günlerde kamuoyunda gübre satışlarının durdurulduğu yönünde ortaya atılan iddialara ilişkin ise Onkun, Tarım Kredi Kooperatiflerinde satışların kesintisiz sürdüğünü söyledi. Onkun, yılbaşından bu yana Tarım Kredi gübre satışlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 arttığını belirterek şunları söyledi: “Normal şartlarda Tarım Kredi Kooperatiflerinin günlük gübre satışı yaklaşık 10 bin ton civarındaydı. Savaşın başladığı ilk günlerde sektördeki diğer satıcıların satışlarını durdurması veya yavaşlatmasıyla oluşan gübre ihtiyaçlarının karşılanmasını görevini de Tarım Kredi üstlendi. Talep ciddi şekilde arttı ve günlük satışlarımız 20 bin tonun üzerine çıktı. Buna rağmen etkin stok yönetimi sayesinde çiftçilerimizin ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyoruz.” Çevreci ve modern tesis yatırımları devam ediyor Şirketin yatırımları hakkında da bilgi veren GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun, “Yarımca Limanı’ndaki tesislerimizde yürüttüğümüz yatırım projesi kapsamında depo, idari bina ve operasyon ofislerinin inşasına devam edildiğini belirtmek isterim. Bu yatırımla birlikte tesiste çevre dostu ve modern depolama altyapısını devreye almayı, ara nakliye maliyetlerini azaltmayı ve gübre tedarik zincirinin kritik halkalarından biri olan depolama faaliyetlerini daha verimli hale getirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca İzmir tesislerimizde yürütülen modernizasyon çalışmalarını tamamladık; sıvı ve toz gübre üretim tesislerimiz artık daha modern ve verimli. GÜBRETAŞ’ın üretim ve Ar-Ge kapasitesi, Tarım Kredi ailesinin geniş saha gücüyle birleştiğinde çiftçimiz için güçlü bir sinerji ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu. Ar-Ge ile 33 yeni ürün geliştirdi Genel Müdür Aytaç Onkun, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte organomineral gübreler, biyostimülantlar ve bitki besleme ürünlerine olan talebin arttığını ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu: “2023’ten bu yana organomineral gübreler, biyostimülantlar, sıvı bitki besleme ürünleri ve özel formülasyonlu verim artırıcı çözümlerden oluşan 33 yeni ürünü çiftçilerimizle buluşturduk. Bu kadar kısa sürede bu ölçekte ürün geliştirmek güçlü bir Ar-Ge kapasitesinin ve ekip çalışmasının sonucudur. Amacımız yalnızca ürün sayısını artırmak değil, teknoloji ve inovasyonla çiftçilerimizin ürünlerinden aldığı verimliliği artıracak çözümler geliştirmektir.” “Tarım ve Orman Bakanlığımız gerekli önlemleri alıyor” Küresel belirsizliklerin yaşandığı bu süreçte devlet kurumlarının da gerekli tedbirleri aldığını belirten GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun, özellikle Tarım ve Orman Bakanlığının gübre tedariği konusunda süreci yakından takip ettiğini söyledi. Onkun şu bilgiyi verdi: “Tarım ve Orman Bakanlığımız küresel gelişmelerin tarımsal üretimimizi olumsuz etkilememesi için gerekli tedbirleri almaya devam ediyor. Bakanlığımızla koordineli şekilde özellikle yurt dışından ilave gübre tedarikine yönelik çalışmalarımız da sürüyor. Türkiye güçlü bir tarımsal üretim kapasitesine sahip. Küresel dalgalanmalara rağmen gübre tedariğinin sürdürülebilir şekilde yönetildiğini görüyoruz. GÜBRETAŞ olarak biz de güçlü lojistik altyapımız ve kurumsal yapımızla bu süreci başarıyla yöneten şirketlerden biriyiz.”

Küresel gıda fiyatlarında Hürmüz alarmı çanları Haber

Küresel gıda fiyatlarında Hürmüz alarmı çanları

DÜNYA petrol ticaretinin beşte birinin ve sıvılaştırılmış doğalgazın önemli kısmının Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyleyen dünyanın önde gelen gıda tedarik şirketlerinden ABD merkezli Cargill CEO’su Murat Tarakçıoğlu, bölgede yaşanan gerilimin sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda sistemini de temelinden sarstığını ifade etti. Modern tarımın enerji ve gübreye mutlak bağımlı olduğunu ve Körfez ülkelerinin dünyanın küresel azot ihtiyacının yüzde 25’ini karşıladığını belirten Tarakçıoğlu, pirinç, buğday ve arpa gibi temel tarım ürünlerinin sevkiyatlarının durdurulduğunu ve bunun birçok ülkeyi etkilediğini söyledi. Tarakçıoğlu, birçok ülkeyi etkileyen bu durumun Körfez ülkelerine bağımlı olmayan Türkiye’yi ise etkilemediğini ifade etti. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in, 28 Şubat’ta İran’ın çeşitli şehirlerine yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla başlayan ve İran’ın bölgedeki ABD üsleri ile İsrail anakarasını balistik füzelerle hedef almasıyla hızla bölgesel bir askerî çatışmaya dönüşen savaşla birlikte Ortadoğu’da tırmanan gerilim, küresel gıda tedarik zincirinin en kritik noktalarından birini tehdit ediyor. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılması sadece enerji değil, tarım ürünleri ve gübre ticaretini de felç etme potansiyeli taşıyor. ENERJİ VE GÜBRE HÜRMÜZ’DEN GEÇİYOR Bölgedeki krizin dünya ekonomisine yansımalarını Hürriyet’e değerlendiren, dünyanın önde gelen gıda tedarik şirketlerinden ABD merkezli Cargill Gıda Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Murat Tarakçıoğlu, “Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçtiği ve sıvılaştırılmış doğal gazın önemli kısmının taşındığı bir deniz koridoru. ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede yaşanan gerilim, sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda sisteminin temelini sarsıyor. Çünkü modern tarım, enerji ve gübreye mutlak bağımlı ve bu iki girdi de Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor” dedi. GÜBRE TALEBİNİN EN YÜKSEK OLDUĞU DÖNEM Tarakçıoğlu’nun aktardığına göre, enerji kadar, hatta daha kritik olan başka bir sorun daha var. O da gübre. Çünkü, Hürmüz Boğazı’ndan dünya genelinde ticarete konu olan toplam gübre hacminin üçte birinden fazlası geçiyor. Aylık bazda değerlendirildiğinde, bölgeden 3 ila 3.9 milyon ton gübre sevkıyatı gerçekleşiyor. Bu miktarın 1.5 ila 1.8 milyon tonunu sülfür, 1.2 ila 1.5 milyon tonunu ise üre (azot gübresi) oluşturuyor. Katar, Suudi Arabistan ve İran, dünyanın en büyük azot gübresi ihracatçıları arasında yer alıyor. Bu üç ülke küresel azot ihracatının toplam yüzde 25’ini karşılıyor. Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması durumunda, küresel sülfür arzının yüzde 44’ü, üre arzının ise yüzde 30’u daralabilir. Sorun, zamanlaması itibarıyla de kritik. Çiftçilerin ekim sezonuna girdiği bahar ayları gübre talebinin de en yüksek olduğu dönem. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, tam bu dönemde gübre arzını kesintiye uğratmış durumda. Mısır gibi temel tarım ürünlerinde gübre arzının kısıtlanması küresel gıda tedarik zincirinin tamamına yayılabilir. DÜNYA GENELİNDE ENFLASYONU TETİKLER Bölgesel krizlerin tedarik zincirlerinde belirsizlik yarattığını belirten Tarakçıoğlu, bu tür dönemlerde, tedarik zincirlerinin esnekliğini artırarak hizmet sürekliliğini korumaya odaklandıklarını söyledi. Cargill gibi küresel gıda şirketlerinin bu tür krizleri yönetmek için kapsamlı bir strateji izlediğini belirten Tarakçıoğlu, savaşın bölgedeki olası ekonomik yansımalarını da şöyle değerlendirdi: “Savaşın etkisini çok net şekilde söyleyebilirim. Öncelikle petrolü etkiler. Körfez bölgesinden petrol akışı azaldığında fiyatlar yükselir. Petrol fiyatlarının artması demek, nakliye maliyetlerinin artması demek. Aynı zamanda petrokimya sektöründe üretilen ürünlerin fiyatları yükselir, fabrikaların maliyetleri artar ve doğalgaz fiyatları da yukarı gider. Bunların tamamı dünya genelinde enflasyonu doğrudan tetikleyen unsurlar olur. Petrole bağımlı ülkelerde ciddi krizler yaşanabilir. Özellikle petrol ithal eden Asya ülkeleri bu durumdan çok daha fazla etkilenir. Eğer Körfez’den petrol çıkışı durursa, bu ülkelerde ciddi sıkıntılar ortaya çıkabilir. Hatta bazı ülkelerde benzin kuyruklarının başladığına dair haberler görüyoruz. TÜRKİYE, KÖRFEZ’E BAĞIMLI ÜLKE DEĞİL Türkiye açısından ise tablo biraz farklı. Türkiye Körfez’e tamamen bağımlı bir ülke değil. Azerbaycan’dan gelen Bakü–Tiflis–Ceyhan hattı, Rusya’dan gelen hatlar ve Kuzey Irak’tan sağlanan tedarik var. Ayrıca Libya ve Cezayir’den de petrol geliyor. Bu nedenle Türkiye’nin enerji tedarikinde Körfez’e bağımlılığı sınırlı. Biz Akdeniz ülkesiyiz ve tedarikimizi daha çok bu hatlar üzerinden sağlıyoruz. Malezya gibi uzak bölgelerden gelen bazı ürünler Kızıldeniz üzerinden veya Afrika’nın etrafından taşındığı için maliyet ve süre artabilir, ancak Türkiye’nin genel gıda arzında ciddi bir sıkıntı beklenmez. Akdeniz’de bir savaş olmadığı sürece Türkiye’nin gıda güvenliği açısından büyük bir risk görünmüyor. Ancak Avrupa için aynı şeyi söylemek zor. Avrupa bu süreçten daha fazla etkilenebilir. GIDA FİYATLARI ARTAR MI Gıda fiyatlarında artış olup olmayacağının savaşın süresine bağlı olduğunu söyleyen Murat Tarakçıoğlu’na göre, savaşın birkaç hafta içinde sonlanması durumunda gıda fiyatlarında bir artış görülmeyebilir. Bununla birlikte gıda tedarik zincirinin enerji yoğun yapısı, risk faktörünü artıracağı görüşünde. Tarakçıoğlu, “Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi” adında yeni bir mekanizma öneriyor. Bu mekanizma, askeri bir deniz koridoru oluşturmak yerine, gıda ve gübre tankerlerine yönelik ticari geçiş düzenlemelerini koordine edecek ve İstanbul merkezli bir platform biçiminde işletilebilecek.

Hürmüz Krizi, Küresel Tarım Ticaretini Tehdit Ediyor Haber

Hürmüz Krizi, Küresel Tarım Ticaretini Tehdit Ediyor

İran’daki savaş artık yalnızca enerji piyasalarının değil tarım sektörünün de meselesi haline geldi. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan tıkanma; gübreden tahıla, şekerden pirince kadar kritik ürünlerde sevkiyatları yavaşlatıyor, navlun ve sigorta maliyetlerini sıçratıyor. Tarım piyasaları, pandemi sonrası en ciddi arz testiyle karşı karşıya. Körfez, hem tahıl ithalatının hem de azot bazlı gübre ihracatının önemli bir geçiş noktası. Uzayan bir çatışma; üretim maliyetlerini artırarak verimi düşürebilir, fiyatlara kalıcı bir “savaş primi” ekleyebilir. Küresel tarım ticaretinin önemli geçiş noktalarından Hürmüz’de tanker ve kuru yük gemilerinin rota değiştirmesi, teslim sürelerini haftalarca uzatıyor. Buğday en çok etkilenen ürün olmaya devam ederken, mısır orta düzeyde risk altında. Soya fasulyesinin ise doğrudan ticaret aksamalarından ziyade gübre ve enerji piyasaları aracılığıyla dolaylı olarak etkilenmesi muhtemel. İran, Irak ve Suudi Arabistan'ı da içeren Körfez bölgesi, ithal buğdaya büyük ölçüde bağımlı. Sevkiyatlarda gecikme yalnızca fiyatları değil, ekim planlarını ve stok yönetimini de etkiliyor. Yükselen petrol fiyatları biyoyakıt talebiyle tetiklenerek bitkisel yağ ve şeker piyasalarına ek talep yaratıyor; bu da gıda enflasyonuna yeni bir cephe açıyor. Piyasalarda oluşan “savaş primi”, pandemi sonrası normalleşmeye çalışan tedarik zincirlerini yeniden kırılgan hale getiriyor. Ürün bazında risk haritası ■ GÜBRE: Körfez ülkeleri küresel azotlu gübre ticaretinin yüzde 40-50’sini karşılıyor. Hürmüz’deki aksamalar üre ve amonyak sevkiyatını zorluyor. Yükselen fiyatlar özellikle mısır ve buğday gibi azot yoğun ürünlerde maliyet baskısını artırabilir. Uzun süreli bir aksama, Brezilya, Hindistan, Güney Asya ve AB'nin bazı bölgeleri gibi ithalata bağımlı büyük bölgelerde gübre bulunabilirliğini önemli ölçüde azaltabilir. ■ ŞEKER: Rafine beyaz şeker primi 107 $/tonla zirveye çıktı. Dubai’deki büyük rafinerilerin ham maddeyi Boğaz üzerinden temin etmesi arz daralması riskini büyütüyor. Yüksek petrol fiyatları Brezilya’da etanol üretimini teşvik ederek küresel şeker arzını daha da sıkılaştırabilir. ■ SOYA ÜRÜNLERİ: Soya yağı, artan petrol fiyatları ve biyoyakıt talebiyle son iki buçuk yılın zirvesini test etti. Soya küspesinde ise İran’ın önemli ithalatçı olması nedeniyle ticaret akışları hassas. ABD-Çin hattındaki siyasi gerilim, küresel soya ticaretini yeniden şekillendirebilir. ■ PİRİNÇ (BASMATİ): Yaklaşık 400 bin ton Hint basmati pirinci limanlarda ve yolda bekliyor. Navlun iki katına çıkarken yeni sözleşmeler durdu. Ortadoğu talebindeki kesinti fiyatları aşağı çekerken, lojistik düğüm çözülemezse arz-talep dengesi hızla tersine dönebilir. ■ BUĞDAY: Körfez ve Kuzey Afrika ithalata yüksek bağımlı. Hürmüz ve Kızıldeniz rotalarındaki riskler transit sürelerini uzatıyor. Fonların pozisyon kapaması fiyatlarda oynaklığı artırdı; kalıcı aksama fiyatları yukarı itebilir. Şu sıralar kile başına fiyat Chicago vadeli işlemlerinde 5.7 doların hemen altında. ■ MISIR: İran, Brezilya mısırının büyük alıcılarından. Sevkiyatta aksama, Brezilya’nın hasat döneminde ticaret dengesini zorlayabilir. Artan gübre maliyetleri üretim planlarını da etkileyebilir. Vadeli işlemlerde fiyatlar 4,30 dolar civarında. Rusya, İran’a buğday ithalatını askıya aldı ABD ve İsrail’in saldırıları sonrası Rusya’nın İran’a tahıl sevkiyatları geçici olarak durdu. İran, sezon için planlanan Rus buğdayının büyük bölümünü alsa da Karadeniz ve Hazar üzerinden yeni yüklemeler askıya alındı. Navlun ve sigorta primlerindeki artış ödeme kanallarını da zorlaştırıyor. Analistler, sevkiyatların yeniden başlamasını beklese de belirsizlik sürüyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.