Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İran

AGRONEWS - İran haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İran haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hürmüz gerilimi: Tedarikte risk artıyor Haber

Hürmüz gerilimi: Tedarikte risk artıyor

ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nda tırmanan gerilim, enerji piyasalarının yanı sıra gübre ve yarı iletken tedarik zincirlerinde de yeni riskleri gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kapanmanın küresel ekonomide enerji, ticaret ve finans kanalları üzerindeki baskıyı hızla artırdığını değerlendiriyor. Kurumun mart ayında yayımladığı Orta Doğu değerlendirmesini güncelleyerek, Hürmüz kaynaklı sarsıntıların küresel bir kalkınma riskine dönüştüğü uyarısında bulunduğu belirtildi. UNCTAD verilerine göre, dünyanın en kritik deniz güzergahlarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişleri mart başından bu yana yüzde 95 geriledi. Küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin dörtte birini ve dünya gübre ihtiyacının önemli bir kısmını taşıyan bu hattaki aksama, enerji fiyatlarının yanı sıra nakliye ücretleri ve savaş riski sigorta primlerinde de keskin artışlara yol açtı. Krizin çok boyutlu etkilerini izlemek amacıyla UNCTAD, “Hürmüz Boğazı İzleme Paneli”ni hayata geçirirken, bu platform deniz taşımacılığı, gıda, enerji ve finans göstergelerini düzenli olarak güncelleyerek mevcut şokun gelişimini takip edecek. Kurum, bu platformla krizin geçmişteki Kovid-19 ve Ukrayna savaşı gibi küresel sarsıntılarla kıyaslanmasına da olanak sağlayacak. UNCTAD, gerilim bugün sona erse dahi bazı kalıcı hasarların kaçınılmaz olduğunu da vurguluyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu stratejik su yolundaki belirsizlik, ekonomi yönetimleri ve uzmanlar tarafından üç temel senaryo üzerinden takip ediliyor. “SÜVEYŞ”, “KIZILDENİZ” VE “UKRAYNA” MODELLERİ Süveyş Kanalı’nda 2021’de yaşanan “Ever Given” kazasında olduğu gibi, krizin diplomasi yoluyla hızla çözülmesi durumunda piyasalarda anında rahatlama bekleniyor. Bu senaryoda, borsaların kayıplarını hızla telafi edeceği ve akaryakıt fiyatlarının birkaç hafta içinde normal seviyelerine döneceği öngörülüyor. Ancak uzmanlar, olası bir çatışmada İran’ın petrol altyapısının zarar görmesi durumunda iyileşme sürecinin sekteye uğrayabileceği konusunda uyarıyor. Kızıldeniz’deki Husi saldırılarına benzer şekilde trafiğin uzun süre aksaması, risk priminin fiyatlara kalıcı olarak yansımasına neden olabilir. Hürmüz Boğazı’nın, Kızıldeniz’in aksine “baypas” edilebilecek güçlü bir alternatifinin bulunmaması, bu modeli küresel ekonomi için daha riskli hale getiriyor. Suudi Arabistan’ın mevcut boru hatlarının, deniz yolu kapasitesini ikame etmekte yetersiz kalması bu endişeyi tetikliyor. Krizin Rusya-Ukrayna savaşı gibi yıllara yayılması, en karamsar senaryo olarak değerlendiriliyor. Avrupa’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlar sonrası Körfez petrolüne artan bağımlılığı, Hürmüz’deki olası bir ablukayı Ukrayna savaşından daha yıkıcı hale getirebilir. Bu durumun enerji fiyatlarında kalıcı yükselişe, sanayi üretiminde maliyet krizine ve küresel arz sözleşmelerinin tamamen yeniden yazılmasına yol açabileceği belirtiliyor. GÜBRE VE YARI İLETKEN SEKTÖRÜ TEHDİT ALTINDA Orta Doğu’daki gerilim bugün sona erse dahi, küresel ekonomi için bazı kalıcı hasarlar kaçınılmaz görünüyor. Körfez kaynaklı gübre teslimatlarındaki aksamaların, mevsimsel üretim döngüsü nedeniyle tarımsal verimliliği bir yıl boyunca etkilemesi bekleniyor. Katar’da doğal gaz üretimiyle elde edilen ve çip endüstrisi için kritik öneme sahip olan asil gazların (neon, kripton, ksenon) sevkiyatındaki kesintiler, yapay zeka çiplerinin küresel arzını ciddi şekilde sekteye uğratabilir. Bu gazlar özellikle litografi ve yarı iletken üretim süreçlerinde kullanılıyor. Analistler, gerilimin düşmesi halinde borsaların neredeyse anında, akaryakıt istasyonlarının ise birkaç gün içinde rahatlayacağını öngörürken, krizin yapısal bir hal alması durumunda küresel teknoloji ve gıda arzının ağır darbe alacağını vurguluyor. KÜRESEL ÜRE ARZININ YARISI DEVRE DIŞI Asya piyasaları analisti Sadi Kaymaz, yaptığı değerlendirmede, Hürmüz Boğazı’nda tırmanan krizin enerji sektörünün ötesine geçerek kritik alanlarda ciddi tedarik kayıplarına yol açtığını vurguladı. Kaymaz, özellikle küresel tarımsal üretim için hayati öneme sahip olan üre ve gübre piyasasında büyük bir darboğaz yaşandığına dikkati çekti. Küresel üre ticaretinin yüzde 45’inin Basra Körfezi’ndeki üreticiler tarafından karşılandığını hatırlatan Kaymaz, “Bölgedeki çatışmalar nedeniyle bu üretimin yarısından fazlası tamamen devre dışı kalmış durumda. Üretimi sürdüren tesisler ise Hürmüz Boğazı’ndaki abluka sebebiyle ürünlerini dünya pazarlarına ulaştıramıyor. Şu an itibarıyla Körfez’de çok yüksek miktarda ürün mahsur kalmış vaziyette.” değerlendirmesinde bulundu. 44 GEMİ GEÇİŞ BEKLİYOR Çatışmaların başlangıcından bu yana boğazdan yalnızca 11 gübre yüklü geminin geçebildiğini belirten Kaymaz, “Geçiş yapabilen gemilerin sadece 4’ü üre taşıyordu. Halihazırda Körfez’de, yarısı üre yüklü olmak üzere toplam 44 gübre gemisi mahsur kalmış durumda. Öte yandan, azot tesislerini yeniden faaliyete geçirmek teknik olarak oldukça güç. Savaş sona erse dahi, kapasitenin eski seviyesine ulaşması ciddi bir zaman alacaktır.” ifadelerini kullandı. ÇİN’İN KISITLAMA KARARI KRİZİ DERİNLEŞTİRİYOR Küresel arzı daraltan bir diğer kritik unsurun Çin’in dış ticaret politikası olduğunu ifade eden Kaymaz, üre arzındaki daralma ve tırmanan fiyatlar nedeniyle Çin’in gübre ihracatını büyük oranda durdurduğunu belirtti. Kaymaz, bu durumun küresel tarımsal üretim ve gıda güvenliği üzerindeki baskıyı artırdığı uyarısında bulundu.

Tarım Kredi et fiyatları için Trakya’ya 4 milyarlık tesis kuruyor Haber

Tarım Kredi et fiyatları için Trakya’ya 4 milyarlık tesis kuruyor

Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Hüseyin Aydın, ilkbahar sezonu öncesinde tüm hazırlıkları tamamladıklarını belirterek, özellikle küresel gerilimlerin tedarik zincirini etkilememesi için önceden önlem aldıklarını söyledi. ABD ve İsrail’in İran ile savaşı öncesinde ihtiyaç duyulan gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçirildiğini ifade eden Aydın, “İlkbahar sezonuna bütün stoklarımız hazırdı. Gübrede herhangi bir sorun bulunmuyor” dedi. Trakya’ya 4 milyar liranın üzerinde dev yatırım Hayvancılık alanında büyük bir yatırım planladıklarını açıklayan Aydın, Trakya bölgesinde 1200 dönümlük arazi üzerine kurulacak yeni tesis için 4 milyar liranın üzerinde kaynak ayrıldığını söyledi. Söz konusu yatırımın bölgedeki üretim kapasitesini ciddi ölçüde artırması bekleniyor. Yeni yatırım planı 300 milyon doları aşıyor Tarım Kredi’nin grup şirketleri bünyesinde bugüne kadar yaklaşık 800 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdiğini belirten Aydın, buna ek olarak 300 milyon doların üzerinde yeni yatırım planlandığını duyurdu. Bu yatırımların üretim, sanayi ve tarımsal kalkınma alanlarında önemli katkı sağlaması hedefleniyor. “Razi, Türkiye’nin yurt dışındaki en büyük sanayi yatırımı” İran’daki Razi Petrokimya Tesisi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Aydın, buranın Türkiye’nin yurt dışındaki en büyük sanayi yatırımı olduğunu vurguladı. Aydın, tesisin sadece ticari değil, stratejik ve diplomatik bir öneme de sahip olduğunu belirterek, “İranlılar bize satarken iki ülke arasındaki ilişkiler iyi olsun diye de satmıştı. Buradan çıkarken devletle görüşmeden ‘Aldım çantamı gidiyorum’ diyemezsiniz” ifadelerini kullandı.

Tarım Kredi Kooperatifleri’nden 3 şirkete halka arz Haber

Tarım Kredi Kooperatifleri’nden 3 şirkete halka arz

Tarım Kredi Holding iş­tiraklerinden Tarım Kredi Yem, Tarım Kredi Süt ve Tarım Kredi Koop Mar­ket halka arza hazırlanıyor. Ta­rım Kredi Kooperatifleri Bir­liği Genel Müdürü Hüseyin Aydın, holding bünyesindeki 3 şirketin halka arz edileceği­ne dikkat çekerek, “İlk aşama­da Tarım Kredi Süt’ü ve sonra­sında, yine 2026 yılı içerisin­de Tarım Kredi Yem’i halka arz etmeyi planlıyoruz. Yaklaşık 2 bin 350 mağazaya ulaşan ve 1 milyar dolarlık değeri aşan Ta­rım Kredi Koop Market’in yüz­de 25’lik bölümünün halka ar­zını ise 2027’de planlıyoruz” dedi. 4 yılda 800 milyon dolarlık yatırım Tarım Kredi Holding’e bağlı 19 şirkette yatırımların da hız­lanacağını ifade eden Aydın, “Son 4 yılda altın, gübre, süt, yem, yağ, lojistik, hayvancılık, et ürünleri sektörlerine yöne­lik toplam 800 milyon dolar­lık yeni veya yenileme yatırımı yaptık. Bu yatırımlar artarak ve hızlanarak devam edecek” dedi. Fabrikalar modernize edildi Aydın, “Gübretaş Maden’in Bilecik’te ki altın madeni için bugüne kadar 253 milyon do­larlık yatırım yapıldı. Koop Market’in depolar ve mağaza­ları için 162 milyon dolar, De­nizli’deki süt fabrikasının alı­mı ve modernizasyonu için 77 milyon dolar, Afyon, Kırklareli ve Balıkesir’deki yağ fabrikala­rı için 43 milyon dolar, 10 ildeki yem fabrikaları için 33 milyon dolarlık yatırım yaptık. Tabi ki yatırımlarımızın karşılığını da alıyoruz. Örneğin TK Süt bün­yesinde yaklaşık 1 milyar liraya satın alınan markanın piyasa değeri 12 milyar liraya ulaştı” şeklinde konuştu. Hayvancılık, yem ve altın­da yeni yatırımların yapılaca­ğını dile getiren Aydın, “Altın tesislerimizde faz 2 yatırımı­na başladık. Ayrıca faz 1’de de kapasite artırıcı bir yatırımı­mız olacak Bu iki yatırım 193 milyon dolara mal olacak. Aynı şekilde, bu yıl içinde, yem sek­töründe de 23 milyon dolarlık yeni ve yenileme yatırımları­mız olacak. Hayvancılıkta da 17 milyon dolarlık bölümünü bu yıl devreye alacağımız, Kırk­lareli’ndeki bin 200 dönüm­lük alanda, çiftlik kurulumu, modernizasyon ve yenileme yatırımı olacak. Hayvancılı­ğın gelişimine katkı sunacağı­nı düşündüğümüz, endüstriyel hayvancılık, ırk ıslahına da ola­nak sağlayacak bu projenin ta­mamı 100 milyon dolara mal olacak” dedi. “Gıda dışı ürünler de satılacak” Aydın, Türkiye’nin en büyük gıda tedarikçisi olduklarını, ge­çen yıl 20 milyar liranın üze­rinde maliyetle 40 farklı ürün aldıklarını, Tarım Kredi KOOP Marketlerde 2 bin kadar ürün sattıklarını, marketin gün­lük müşteri sayısının yaklaşık 900 bini aştığını dile getirerek, “Depo ve dükkan kiraları çok yüksek. Bu nedenle depo alım­larına ağırlık vereceğimiz bir dönem olacak” bilgilerini ak­tardı. Market sayısı için bir sı­nır koymadıklarını dile getiren Aydın, “Şu anda 2 bin 350 ma­ğazamız var. Yanısıra bin 598 kooperatifte de standlarımız bulunuyor. Yaklaşık bin bakkal da ürünlerimizin satışını ay­nı fiyatla yapıyor. Mağaza sa­yısında, kısa dönemde 5 binle­ri aşmayı planlıyoruz. Ayrıca, sadece gıda satışıyla marketle­rin ayakta kalması çok zor. Na­sıl ayakta kalıyoruz? Satış nok­tasına sahip olmak çok büyük bir avantaj. Gıda dışı ürünlerde büyük kar marjları var. Biz şim­diye kadar o bölüme girmemiş­tik, yavaş yavaş o alana da gire­ceğiz” dedi. Dükkan başına ci­roda rakiplerden iyi durumda olduklarını ve şube sayısında büyümeye devam edeceklerini de bildiren Aydın, “İnternetten satış yapmayı da düşünüyoruz. Tabi onu yapabilmek için dağı­tım kanalı, lojistik gibi alanlar­da da yatırım yapacağız” diye konuştu. “Zarar etmiyoruz, kârlıyız” Kurumun zarar ettiğine yö­nelik eleştirilere de yanıt veren Aydın, “Biz faaliyet zararı et­miyoruz. Biz bir grubuz ve bu grubun konsolide bilançosu­na bakmak gerek. Stoklarımızı doğru yönetiyoruz. Bir şirketin güçlü olup olmadığını nereden anlarsınız, öz kaynaklardan. Öz kaynağı yüzde 45 artırmı­şız. 2025 yılında yaklaşık 18 milyar liralık kâr ettik” değer­lendirmesinde bulundu. Razi’yi tek başımıza yönetmiyoruz Aydın, Gübretaş’ın İran’daki iştiraki Razi tesislerinin sahi­bi olmadıklarını, büyük ortak pozisyonunda bulunduklarını ifade ederek, “Ama büyük or­tak olmak Razi’yi tek başımı­za yönetiyoruz anlamına gel­miyor” dedi. Razi’nin yüzde 48,8’inin kendilerine ait oldu­ğunu vurgulayan Aydın, yüzde 48›in üzerinde payı olan ortak­ların yönetime iki üye, kendile­rinin ise üç üye sokabildiği bil­gisini vererek, «Ama üç üyeyle toplanamıyoruz ve karar ala­mıyoruz. Dolayısıyla aslın­da iki üye, üç üyeyi yönetiyor. Çok kırılgan bir yer. Bizim dı­şımızda 5 ayrı ortak var” dedi. Razi Fabrikası’nın yorgun ve yaşlı olduğunu vurgulayan Ay­dın, şunları söyledi: “Fabrika­nın yenilenmesi lazım. Bura­da üretilmeyen hemen hemen hiçbir şey yok. Üre, amonyum sülfat, sülfürik asit yani her şey var. 9 ayrı üretim ünitesi bulu­nuyor. Fakat asıl sorun, İran’da doğal gaz bedava, kışın doğal gaz yeteri kadar çıkartılmadı­ğı için yerin altından, kışın kı­sıtlama uygulanıyor. Bizim 90 gün ürün alamadığımız za­manlar oluyor. Fabrikayı aldı­ğımız zaman doğal gaz fiyatla­rı gübre üreten diğer ülkelerle mukayese ettiğiniz zaman çok dipteyken şimdi doğal gaz fi­yatları da yükselmiş. Razi, Tür­kiye’nin yurt dışındaki en bü­yük sanayi yatırımıdır. Burası İran gibi bu coğrafyada rekabet ettiğimiz bir ülkededir. İranlı­lar bize satarken iki ülke ara­sındaki ilişkiler iyi olsun diye de satılmış. Buradan çıkarken devletle görüşmeden, ‘Aldım çantamı gidiyorum’ diyemez­siniz. Savaş öncesi gittik, isti­şarelerimizi yaptık, devletimiz ‘Çıkabilirsiniz’ dedi bize. Ama şimdilik devam ediyoruz.” İran›daki tesiste 2 bin 500 kişi çalıştığını dile getiren Ay­dın, “Ara verdiğimiz üretime bir an önce başlamayı istiyo­ruz. Enerji konusunda doğal gaz ile çalışan gaz türbini ko­nusunda alternatif enerji yatı­rımı planlıyoruz. Bugünkü ha­li ile bile kıymetli olan tesisin yaptırımların kalkması halin­de çok daha kıymetli hale gele­ceğini düşünüyoruz” dedi. Savaşta tesisimiz çok az hasar gördü Aydın, söz konusu tesisten yüksek bir temettü aldığına ilişkin iddialara da yanıt vererek, temettünün şirket kar ettiğinde alınabileceğini söyledi. Genel kurulda huzur hakkı ve temettüye ilişkin alınmış kararlar bulunduğuna işaret eden Aydın, “Burada benim bir dahlim yok, düzenleme bu şekilde yapılmış. Temettüyü ortaklar alıyor. Çalışanlar ise prim alıyor. Son 3 senedir biz buradan çok az para kazanmış durumdayız. Savaşta tesisimiz çok az hasar gördü. Buradan para kazanılmadı ki bir prim dağıtılsın. Türkiye’de 18 şirkette görev yapsan dahi sadece bir tane huzur hakkı alabiliyorsun” ifadelerini kullandı. Kendilerinin özel yasaları olduğuna işaret eden Aydın, “Özel yasada diyor ki, ‘Yönetim Kurulu asgari ücret çarpı 4 alır’, bir şirketten alırsın. Biz geldiğimiz zaman genel müdür ne alıyorsa, sendika yüzde kaç bizden zam aldıysa, personel hangi zammı alıyorsa biz de onu alıyoruz” diye konuştu. Gübre sorunu yok… Aydın, “İlkbahar sezonu için gübre stoklarımızı yapmıştık. ABD ve İsrail’in İran ile savaşı öncesinde de hazırlıklarımızı tamamlamıştık, ihtiyacımız olan gemileri Hürmüz’den geçirmiştik. Şu anda gübre sorunu yok” dedi.

Hürmüz Boğazı aksaklıkları dünya çiftçilerini zorluyor Haber

Hürmüz Boğazı aksaklıkları dünya çiftçilerini zorluyor

ABD ve İsrail'in İran'a şubat sonunda saldırı başlatması ve İran'ın misilleme saldırılarıyla yaşanan gerilim, bölgenin özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji ve gübre piyasalarındaki merkezi rolü dolayısıyla tarım açısından da önem taşıyor. Enerjinin gübre üretimi ve taşımacılığında temel bir girdi olması nedeniyle, bölgedeki kesintiler ve artan risk algısı tarımsal girdi piyasalarında oynaklığa yol açıyor. Çatışma öncesinde 70-80 dolar seviyesinde seyreden petrolün 110 dolar bandına tırmandığı görülüyor. Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, ABD'de bir ay önce galon başına 3,6 dolar civarında bulunan motorinin ortalama fiyatının 5,5 doları geçmesi dikkati çekiyor. Bir yıl öncesine kıyasla da yüzde 50'den fazla artan motorinin, tarla hazırlığı, ekim, gübre uygulaması ve ürün taşımacılığı dahil olmak üzere üretimin birçok aşamasında kullanılması, enerji fiyatlarındaki artışın hem gübre üretim maliyetlerinin hem de çiftlik içi operasyon giderlerinin yükselmesine yol açıyor. Gübre fiyatları sert yükseliyor Saldırıların başlamasından bu yana, önemli bir bölümü Orta Doğu'da üretilen gübrenin fiyatı hızla yükseliyor. Sınırlı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedariki nedeniyle yaşanan tesis kapanmaları ve bakım çalışmaları, Hindistan ve Bangladeş'teki gübre üretimini de olumsuz etkiliyor. Çin'in yurt içi arz güvenliğini sağlamak amacıyla gübrede ihracat kısıtlamalarını sıkılaştırması, bahar ekim sezonu dolayısıyla yoğun talebin yaşandığı bir dönemde fiyatların daha da yukarı çıkmasına katkıda bulunuyor. Vadeli işlemlerde çatışmalar öncesindeki hafta ton başına 480 dolar civarında seyreden üre fiyatının 750 doları bulduğu görülüyor. Öte yandan, amonyak ve üreye ilişkin 2026 yılı fiyat varsayımlarını yaklaşık yüzde 25 yükselten Fitch Ratings, çatışmanın ve geçişlerdeki aksamaların ne kadar süreceğine dair belirsizliklere işaret ediyor. Kredi derecelendirme kuruluşu, Hürmüz Boğazı'ndaki kapanmanın daha uzun sürmesinin yıllık ortalama gübre fiyatı varsayımlarını daha da yukarı çekebileceği konusunda uyarıyor. Çiftçilerin manevra alanı daralıyor Amerikan Çiftlik Bürosu Federasyonunun (AFBF) analizine göre, ABD'li çiftçiler jeopolitik gerilimlerin gölgesinde ilkbahar ekim sezonuna giriyor. Gübre alımları, tarla hazırlıkları ve sezonun ilk gübre uygulamalarının halihazırda başladığı dikkate alındığında, girdi fiyatlarının aniden yükselmesi, çiftçilerin manevra alanını daraltıyor. Ülke genelindeki çiftçiler, en temel üretim girdilerinden biri olan gübre konusunda giderek artan bir belirsizlikle karşı karşıya bulunuyor. Girdi maliyetlerinin tarihsel olarak yüksek seviyelerde seyretmesi ve birçok emtia fiyatının önemli ölçüde düşmesi nedeniyle halihazırda zor durumda olan çiftçiler, gübre fiyatlarındaki oynaklığa daha az maruz kalan ürünlerin ekimine yönelmeyi de değerlendiriyor. Sezon başındaki gübre tedarik zinciri aksaklıklarının, girdi bulunabilirliği ve fiyatlar üzerinde orantısız derecede büyük etki yaratabileceği belirtiliyor. Küresel gübre arzında Orta Doğu kritik rol oynuyor AFBF'ye göre İran, amonyak üretiminde kullanılan temel ham madde olan doğal gaz açısından dünyanın en büyük rezervlerinden bazılarına sahip bulunuyor. Yaklaşık yüzde 46 azot içeren ve bitkisel üretimde merkezi rol oynayan üre, azotlu gübrelerin çoğunun temel girdisini oluşturuyor. Orta Doğu, küresel üre ihracatının yaklaşık yarısını, küresel amonyak ihracatının da yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. İran, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır'da üretilen büyük miktardaki üre, amonyak, fosfat, kükürt ve petrolün her yıl Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması nedeniyle risk yalnızca İran'ın üretimiyle sınırlı kalmıyor. Gübre piyasasının küresel ölçekte entegre olması nedeniyle, bir bölgede yaşanan arz kesintileri başka yerlerde fiyatları ve bulunabilirliği doğrudan etkiliyor. ABD gübrenin bir kısmında ithalata bağımlı ABD, gübre talebini karşılamak için hem yerli üretime hem de ithalata dayanıyor. İthalat bağımlılığı, potasyumda yaklaşık yüzde 97, azotta yüzde 18 ve fosfatta yüzde 13 seviyelerinde seyrediyor. ABD doğrudan Orta Doğu'dan büyük miktarda gübre ithal etmese bile, bölgedeki fiyat hareketleri iç piyasayı etkiliyor. Basra Körfezi kaynaklı gübrelere bağımlı Hindistan veya Brezilya gibi ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesi durumunda, küresel arz üzerindeki rekabetin artacağı ve bunun da ABD'li çiftçiler için fiyatları yukarı çekeceği ifade ediliyor. Avrupa tarım sektörüne yönelik plan üzerinde çalışıyor Avrupa Birliği'nde (AB) de tarım sektörü, Orta Doğu'daki gelişmelerden kaynaklanan enerji fiyatlarındaki hızlı artıştan doğrudan etkilenirken, üye ülkeler çiftçilerine çeşitli alanlarda destek sağlamak üzere adımlar atıyor. AB Komisyonu, çiftçilerin artan girdi maliyetlerine karşı desteklenmesi için Ortak Tarım Politikası araçlarının daha esnek kullanılabileceğine işaret ediyor. Komisyon ayrıca ithal gübreye bağımlılığı azaltmak amacıyla alternatif gübre kullanımını teşvik eden ve üretim maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen planlar üzerinde çalışıyor. AB ülkelerinin liderleri, elektrik vergilerinin düşürülmesi, şebeke ücretlerinin azaltılması ve devlet yardımlarının genişletilmesi gibi önlemleri gündeme alıyor. AB ülkeleri çeşitli önlemleri devreye alıyor İspanya, Orta Doğu'daki çatışmaların etkilerine karşı tarım ve hayvancılığı destekleyecek 877 milyon avroluk kapsamlı bir paket açıklarken, İtalya'da da çiftçilerin en önemli girdilerinden dizel yakıtta litre başına 25 sent indirim sağlanıyor. Yunanistan hükümeti tarafından duyurulan yaklaşık 300 milyon avroluk paket kapsamında çiftçilere motorin için litre başına 16 sent sübvansiyon sağlanırken, gübre alımlarında yüzde 15'e kadar destek verileceği ifade ediliyor. Fransa ise daha hedefli ve sınırlı süreli destek mekanizmalarıyla tarım sektörünü korumayı tercih ediyor. Hükümet, çiftçilere doğrudan yakıt sübvansiyonu yerine kredi imkanları, sosyal prim ertelemeleri ve vergi kolaylıkları sağlayarak maliyet baskısını hafifletmeye çalışıyor.

Küresel Tarım Emtia Fiyatları Yükselişe Geçti Haber

Küresel Tarım Emtia Fiyatları Yükselişe Geçti

Küresel tarım emtia piyasalarında yön yeniden yukarı döndü. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırıları artırabileceğine dair açıklamaları, savaşın uzayabileceği endişesini artırırken, tahıl ve yağlı tohum fiyatlarında yükselişi tetikledi. Chicago Board of Trade’de en aktif işlem gören buğday kontratı gün içinde yüzde 1,4’e kadar yükselirken, soya yağı fiyatları da yüzde 1,5 artış kaydetti. Mısır ve soya fasulyesinde de yukarı yönlü hareket dikkat çekti. Bloomberg'in haberine göre, fiyatlardaki artışta enerji piyasasındaki gelişmeler belirleyici oldu. Trump’ın açıklamaları sonrası petrol fiyatları sert yükselirken, bu durum tarımsal emtiayı da doğrudan etkiledi. Özellikle soya yağı gibi ürünlerin biyoyakıt üretiminde hammadde olarak kullanılması, yüksek petrol fiyatlarıyla birlikte bu ürünleri daha cazip hale getirdi. Trump, Orta Doğu’daki çatışmalara ilişkin yaptığı konuşmada net bir çözüm takvimi sunmazken, ABD’nin önümüzdeki iki ila üç hafta içinde İran’a 'çok sert' saldırılar düzenleyebileceğini ifade etti. Öte yandan savaşın sona ermesine 'çok yakın' olunduğunu da dile getirdi. Trump'ın bu çelişkili açıklamaları, piyasalarda belirsizliği artırdı. Ayrıca Trump, savaş öncesinde dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik somut bir plan da ortaya koymadı. Bu durum, enerji ve gübre tedarikine yönelik risklerin devam edeceği beklentisini güçlendirdi. Piyasa uzmanlarına göre tarım emtia fiyatları büyük ölçüde petrol piyasasını takip ediyor. Cornucopia Agri Analytics stratejisti Tobin Gorey, tahıl fiyatlarındaki artışın enerji fiyatlarına kıyasla daha sınırlı kaldığını ancak piyasanın Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması nedeniyle enerji ve gübre arzında sıkılaşma riskini fiyatladığını belirtiyor. Son fiyatlamalara göre buğday, Singapur saatiyle 12:50 itibarıyla yüzde 1,1 artışla bushel başına 6,04 dolara yükseldi. Soya yağı ise yüzde 1,4 değer kazanarak pound başına 68,06 cent seviyesine çıktı. Genel tabloda, Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin uzaması halinde enerji fiyatları üzerinden tarım piyasalarına yansıyan baskının sürmesi bekleniyor. Bu da önümüzdeki dönemde tahıl ve yağlı tohum fiyatlarında oynaklığın yüksek kalacağına işaret ediyor.

Üre gübresinde kriz derinleşti: Ton fiyatı 34 bin TL’ye çıktı Haber

Üre gübresinde kriz derinleşti: Ton fiyatı 34 bin TL’ye çıktı

Ortadoğu’da yayılan savaş dalgası, küresel gübre piyasalarını altüst etti. Katar’ın enerji tesislerine yönelik füze saldırıları ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla tetiklenen kriz, Türkiye’de üre gübresinin maliyetini rekor seviyeye taşıdı. Çiftçiyi zor bir bahar dönemi bekliyor. Katar’da Rafineri Vuruldu, Doğalgaz Fiyatları Patladı 18 Mart gecesi Katar’ın devasa enerji kompleksi Ras Laffan’a düzenlenen füze saldırısı, küresel enerji piyasalarında şok etkisi yaptı. İran’ın misilleme listesinde yer alan 305 bin varil kapasiteli rafinerinin hasar görmesiyle birlikte, Avrupa’nın en likit doğalgaz merkezi olan Hollanda TTF fiyatları bir gecede %30’dan fazla artarak 72 €/MWh seviyesine fırladı. Bu rakam, Ocak 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Hürmüz Kapandı, Sevkiyat Durdu Dünya LNG üretiminin %25’ini tek başına karşılayan Katar’ın üretim ve sevkiyat kapasitesinin darbe alması, azotlu gübrelerin ana ham maddesi olan doğalgaz arzını kilitledi. ABD/İsrail ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı’nı kapatma noktasına gelmesiyle, birçok küresel üreticiye giden LNG akışı tamamen durdu. Mısır Üre Fiyatlarında "Yüzde 50" Şoku Savaşın başlamasıyla birlikte 480 $/ton FOB seviyelerinde olan Mısır granül Üre fiyatları, arz güvenliğinin ortadan kalkmasıyla 720 $/ton FOB rakamına ulaştı. Sadece 20 gün içerisinde yaşanan %50’lik bu devasa artış, ithalatçı ülkeleri ve son kullanıcı olan çiftçiyi doğrudan vurdu. Türkiye İçin Acı Tablo: Tonu 34.000 TL! Küresel piyasalardaki bu yükseliş, Türkiye iç piyasasına çok daha ağır bir maliyet tablosu olarak yansıdı. Gübre fiyatına eklenen; yüksek navlun giderleri, antrepo ve paketleme maliyetleri, ara nakliye ve işçilik masrafları, GTS barkod ve yasal yükümlülükler, güncel döviz kuruyla birleştiğinde üre gübresinin yurt içi maliyetini 34.000 TL/Ton seviyesine çıkardı. Tarımsal Üretimde "Maliyet Krizi" Kapıda Üre gübresindeki bu kontrolsüz yükseliş, sadece gübre sektörünü değil, ekmekten yağa kadar tüm gıda zincirini tehdit ediyor. Gübre maliyetlerinin bu seviyelerde kalması durumunda, çiftçinin üretim iştahının azalması ve gıda enflasyonunun yeni bir rekor kırması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.