Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İtalya

AGRONEWS - İtalya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İtalya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Yumaklı: Tarıma 938 milyar TL destek Haber

Bakan Yumaklı: Tarıma 938 milyar TL destek

Bakan Yumaklı, Kastamonu'da Ilgaz Dağı'ndaki bir otelde düzenlenen "Uluslararası Çiftçi Örgütleri Çalıştayı ve Forumu"nda yaptığı konuşmada, foruma Kırgızistan, Tacikistan, İtalya, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Hindistan'dan üretici birliklerinin katıldığını söyledi. Tarımsal üretimin sadece üretim faaliyeti olmanın ötesine geçtiğini belirten Yumaklı, "Tarımsal üretimin ulusal güvenliğin, ekonomik istikrarın ve toplumsal refahın temel dayanaklarından biri haline geldiği hepimizin malumudur. Ancak içinde bulunduğumuz ve yeni normal olarak tariflediğimiz tepkiler tarım sektörünü derinden ve çok boyutlu risklerle yüzleştirecek etkiye sahip durumda." diye konuştu. Bu risklerin başında küresel iklim krizi geldiğine dikkati çeken Yumaklı, "Bunun en sert etkisini geçtiğimiz yıl ülkemizde zirai don hadisesinde yaşadık. Bu yıl da geçtiğimiz yılın vermiş olduğu tedirginlikle hava olaylarını takip ettik. Bu hafta, geçtiğimiz haftanın başından itibaren büyük bir risk içeriyordu. Zirai dona karşı ne yapılması gerekiyorsa onları yaptılar. Sıcaklık değişiklikleri de bizim beklediğimiz kadar büyük oranda gerçekleşmedi. Genel itibarıyla zirai don hadisesi yaşanmadı ancak lokal olarak bazı yerlerde oldu. Bu da üretimimizi büyük ölçüde etkileyecek bir unsur taşımıyor çok şükür." ifadelerini kullandı. Kuraklığın son dönemde önemli bir sorun olmaya devam ettiğini anlatan Yumaklı, "Bir de madalyonun diğer yüzü var. O da kuraklık. Bir taraftan zirai donu, diğer taraftan kuraklığı konuşuyoruz. Küresel iklim değişikliğinin iki önemli etkisi. Her bir derecelik artışın tarımsal üretimde yüzde 8'lik kayba sebep olduğuna dair veriler var. Bu tablo hem çiftçilerimizin hem gıda sistemlerimizin sellerle, kuraklıkla, hastalıklarla, zararlılarla daha fazla mücadele edeceği bir dönemi bize gösteriyor." dedi. Yumaklı, savaşın tarım ve ekonomiye önemli etkileri bulunduğuna işaret ederek, şöyle devam etti: "Bugün yakın coğrafyamızda İran ve Amerika Birleşik Devletleri, İsrail çatışması, enerji ve gübre maliyetlerinde çok önemli maliyet baskısını tarımsal üretimin üzerine getirmiş durumda. Bununla birlikte Türkiye'nin son yıllarda izlemiş olduğu etkin dış politika ve ileriye dönük stratejik yaklaşımlar sayesinde bu tür dalgalanmalara karşı güçlü duruş sergilemiş durumdayız. Bu noktada açıkça ifade etmek isterim ki üreticimiz müsterih olsun, tüketicilerimiz endişe etmesin, sanayicilerimiz de gönül rahatlığıyla yoluna devam etsin. Türkiye bu süreçte hamdolsun, gıda arz güvenliğiyle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamamıştır, yaşamayacaktır. Bunun en önemli nedeni de Türkiye'nin geliştirdiği çoklu tedarik stratejileridir. Proaktif yaklaşım ve küresel şoklara karşı güçlü koruma kalkanıdır." "TARIMIN GELECEĞİ GÜÇLÜ ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİNDEN GEÇMEKTEDİR" Türkiye'nin etrafındaki ateş çemberine rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde barış adası ve güvenli liman olma özelliğini sürdürdüğünü vurgulayan Yumaklı, şunları söyledi: "Türkiye, dünyadaki bütün gelişmeleri doğru okumaktadır ve sürdürülebilir stratejiler üretmeye devam edecektir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her hal ve koşulda devletimiz, bakanlığımız üreticimizin yanında olmuştur, olmaya devam edecektir. Bu doğrultuda 2025'te destekler, zirai don ile ilgili telafiler ve yatırım teşvikleriyle birlikte tarım sektörüne aktarılan kaynak 706 milyar lirayı bulmuştur. 2026 yılında bu çıtayı biraz daha yukarı çıkardık. Sulama yatırımlarından kredi süspansiyonlarına kadar bütün destek ve teşviklere kadar toplam 938 milyar liralık finansmanı sektöre sağlamış durumdayız. Tarım sektöründe elbette önümüzdeki dönemde en çok üzerinde duracağımız hususlar üretici örgütlerinin süreçte daha aktif rol almasıdır. Özellikle üretici organizasyonlarının değerlendirilmesiyle ilgili 2 yıl önce çalışma başlatmıştık. Şuna canıgönülden inanıyoruz, tarımın geleceği güçlü üretici örgütlerinden geçmektedir. Kooperatifler ve tarımsal örgütler sadece ekonomik bir birlikteliği ifade etmez, aynı zamanda üreticinin alın terini ve emeğini koruyan bir vazife, görev ve misyon edinmek zorundadır." Bakan Yumaklı, güçlü ölçekli üreticilerin pazarda söz sahibi olması, rekabet gücünün artması ve gelir istikrarının sağlanabilmesinin sadece ve sadece güçlü üretici örgütleriyle mümkün olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu: "Üretimin sürekliliğini sağlayan, tedarik zincirini güçlendiren ve kriz anlarında sistemi ayakta tutan da eğer güçlüyse bu yapılardır. Bu manada üretici örgütleri güçlü üretim demektir, güvenli gıda arzı demektir ve bütün bunlar güvenli geleceğin inşası anlamına gelir. Özellikle üretici örgütlerinin derecelendirmesinde daha kurumsal, daha şeffaf, daha rekabetçi ve sürdürülebilir olunmasını istiyoruz. Üretici örgütlerine birer temsil makamı olarak bakmıyoruz. Bu doğrultuda hem kendi üyelerinin hem de ülkemizin tarımsal geleceğini daha yukarıya taşıyacak olan üretici örgütlerinin kendilerini bir kez daha kontrol etmelerini istirham ediyorum. Bugün ulaştığımız noktada birinci dereceye ulaşan üretici örgütleri bizden sadece bir belge almıyor. Aynı zamanda başarı hikayesini oluşturmuş, güven göstergesini ifade etmiş oluyor ve gelecek inşa ediyorlar. Bu yapılar çiftçimizin özellikle pazardaki gücünü tahkim edebilmesi, üretim zincirini sağlamlaştırması ve ülkemizin gıda güvenliğini sağlaması açısından çok önemli. Örgütlü tarımsal üretim bir tercih değil, zorunluluktur. Bu nedenle hem desteklerimiz hem teşviklerimiz hem de reformlarımızla üretici örgütlerimizi hep birlikte çalışarak daha güçlü, daha dayanıklı, sürdürülebilir hale getireceğiz." Programa Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Tarım Reformu Genel Müdürü Osman Yıldız, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Bölge Direktörü Naoufel Telahigue ile üretici birliklerinin temsilcileri katıldı. Bakan Yumaklı ve katılımcılar, daha sonra kooperatiflerinin yöresel ürünlerinin sergilendiği tezgahları inceledi.

Çin 2026 Gıda Fuarı, Hazır Gıda Fuarı ve Tarım Fuarı açıldı Haber

Çin 2026 Gıda Fuarı, Hazır Gıda Fuarı ve Tarım Fuarı açıldı

10–12 Nisan tarihleri arasında, 10. Çin Uluslararası Gıda ve İçerik Fuarı, 4. Çin Uluslararası Hazır Gıda Sanayi Fuarı ve 15. Guangdong Modern Tarım Fuarı (toplu olarak “2026 Gıda Fuarı, Hazır Gıda Fuarı ve Tarım Fuarı” olarak anılmaktadır), Guangdong Modern Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlendi. “Herkes için bir şölen, geleceğin tadına bakmak” temasıyla bu yılki etkinlik, üç fuarı eşi benzeri görülmemiş bir ölçekte birleştirerek tarım ve gıda sektöründe sergileme, ticaret, etkileşim ve iş birliğini entegre eden ulusal düzeyde kapsamlı bir platform oluşturdu. Bu organizasyon, 15. Beş Yıllık Plan döneminin ilk yılında tarım ve gıda sektöründe kalite ve verimliliğin artırılmasına ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesine güçlü bir ivme kazandırdı. Gelişim ve Birikimle Ölçeğin Büyümesi Tarım ve Kırsal İşler Bakanlığı Tarım Ticaret Tanıtım Merkezi tarafından düzenlenen Gıda Fuarı, bugüne kadar dokuz kez gerçekleştirilmiş ve altı yıldır Dongguan’da düzenlenmektedir. 50.000 metrekareyi aşan toplam sergi alanıyla bu yılki fuar, 23 ülkeden ve Çin’in 31 eyalet düzeyindeki bölgesinden 1.671 tarım ve gıda işletmesini bir araya getirdi. Bu durum, fuarın ölçeğinde ve uluslararası düzeyinde önemli bir artışa işaret etmektedir. Fuar, tarım ve gıda sektörünün tüm zincirini kapsayacak şekilde 9 ana bölümden oluşmaktadır: Marka ve Yerel Mutfaklar, Uluslararası İş Birliği, Hazır Gıda ve Hammadde, Yenilikçi İçerikler, Sağlık ve Atıştırmalık Gıdalar, Çay-Kahve-İçecek, Ambalaj ve Teknoloji, Ulusal Özel Tarım Ürünleri ve Kırsal Kalkınma Alanı. Böylece “çiftlikten sofraya” tüm süreç tek bir çatı altında sergilenmektedir. Küresel İş Birliği ve Uluslararası Katılım Bu yıl 1.000 metrekarelik özel bir uluslararası iş birliği alanı oluşturuldu. İtalya, İspanya, Brezilya, Malezya, Sri Lanka ve Kırgızistan’ın bağımsız ülke stantlarının yanı sıra Orta-Doğu Avrupa, Afrika ve Uluslararası Ticaret Merkezi gibi pavyonlar yer aldı. Rus yulafı, Vietnam ejder meyvesi, Etiyopya kahvesi ve İspanyol jambonu gibi ürünler ziyaretçilere sunuldu. Eş zamanlı olarak Çin-Tayland tarım ticareti yatırım buluşmaları ve uluslararası alıcı toplantıları düzenlenerek küresel tarım ticaretinin güçlendirilmesi hedeflendi. Hazır Gıda Sektörüne Teknoloji Desteği Hazır gıda fuarı, yeni ulusal standartlar, gıda teknolojileri ve ürün geliştirme süreçlerine odaklandı. Hazır tüketilebilir, ısıtılabilir ve pişirilebilir gıdalar ile birlikte yapay zekâ destekli mutfak ekipmanları, gıda saklama teknolojileri ve dijital üretim sistemleri tanıtıldı. Ayrıca 1000’den fazla büyük yemekhaneyi ve distribütörü üreticilerle buluşturan özel bir ticaret sistemi oluşturuldu. Kırsal Kalkınma ve Üretim-Ticaret Bağlantısı Kırsal kalkınma alanında Hunan, Guizhou, Chongqing ve Xinjiang gibi bölgelerden 99 işletme yer aldı. Amaç, yerel ürünlerin büyük pazarlarla buluşmasını sağlamak ve çiftçi gelirlerini artırmaktı. Dongguan şehri de 208 yerel gıda işletmesiyle fuarda yer alarak bölgenin güçlü gıda sanayi yapısını sergiledi. Sektörün Geleceğine Yön Veren Etkinlikler Fuar boyunca üretim-ticaret buluşmaları, standart geliştirme seminerleri ve uluslararası ticaret toplantıları düzenlendi. Uzmanlar ve sektör temsilcileri, tarım ve gıda sektörünün geleceği, marka geliştirme ve uluslararası ticaret gibi konuları tartıştı. Organizatörler, bu fuarın sadece bir sergi değil; aynı zamanda ticaret, iş birliği ve küresel tarım-gıda sektörünün gelişimi için bir platform olduğunu vurguladı.

Türkiye, İtalya’dan tereyağı aldı Haber

Türkiye, İtalya’dan tereyağı aldı

İç piyasada hayvansal yağ fiyatlarında yaşanan hareketlilik, Et ve Süt Kurumu’nu (ESK) harekete geçirdi. Edinilen bilgilere göre kurum, piyasadaki arz sıkıntısını aşmak amacıyla İtalya’dan tereyağı ithalatı gerçekleştirdi. SANAYİCİ İSTEDİ, ESK "KENDİM YAPARIM" DEDİ İthalat sürecinde en dikkat çeken detay ise sanayicilerin talebi oldu. Sektör temsilcilerinin ithalat izni talebine olumsuz yanıt veren ESK, süreci tamamen kendi bünyesinde yürüterek dış alımı gerçekleştirdi. İthal edilen bu tereyağlarının sanayiciye hammadde olarak verilmeyeceği, doğrudan perakende kanallarıyla nihai tüketiciye ulaştırılacağı öğrenildi. İTHALATIN GEREKÇESİ: KREMA VE SÜT TOZU KRİZİ Piyasa uzmanları, tereyağı fiyatlarındaki artışın ve arz yetersizliğinin temelinde "süt tozu" stratejisini görüyor. Son dönemde süt tozu üretiminin azalmasıyla birlikte, yan ürün olan krema arzında ciddi bir düşüş yaşandığı belirtiliyor. İç piyasada yeterli krema bulunamaması tereyağı üretimini kısıtlarken, bu durum fiyatların da kontrolsüz yükselmesine neden olduğu kaydediliyor. İTHALAT MALİYETİ BİLİNMİYOR ESK’nın İtalya’dan gerçekleştirdiği bu operasyonun maliyeti ise henüz netleşmedi. İthal edilen tereyağının hangi fiyat aralığından yapıldığı bilinmezken, ürünlerin piyasaya hangi fiyattan sürüleceği şimdiden merak konusu oldu. İTHALAT YETKİSİ SADECE ESK’YA VERİLMİŞTİ Daha önce 31 Aralık 2025 tarihine kadar tereyağı ve krema ithalatına izin verilmeyeceği bildirilmişken, geçtiğimiz Ocak ayında yayınlanan yeni talimatla bu durum esnetilerek ithalatta yetki sadece Et ve Süt Kurumu'na verilmişti.

Kahverengi Kokarca Fındıkta Zarar Yüzde Yüze Dayandı Haber

Kahverengi Kokarca Fındıkta Zarar Yüzde Yüze Dayandı

Türkiye'de özellikle Karadeniz Bölgesi'nde her yıl milyar dolarlık ihracat geliri sağlanan fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine son yıllarda büyük zarar veren kahverengi kokarcanın, bu sezon fındığa zararı yüzde yüze yaklaştığı belirtildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr İsmail Demir, Karadeniz sahil şeridi boyunca hızla yayılan istilacı kokarca böceğinin bölgede özellikle fındık üretiminde büyük kayıplara yol açtığını söyledi. Demir "Yoğunluğun yüksek olduğu bölgelerde zarar oranı yüzde 70-80'e, hatta zaman zaman yüzde 100'e ulaşabilmektedir" dedi. Karadeniz sahil şeridinin iklim koşullarının kokarca için son derece uygun olduğu belirten Prof. Dr İsmail Demir, istilacı böceğin doğal düşmanının Türkiye'de bulunmamasının yayılım hızını daha da artırdığını kaydetti. Kokarcanın geniş bitki çeşitliliğiyle beslenebilmesi de kısa sürede yerleşip çoğalmasını kolaylaştırdığını belirten Demir, denize yakın bölgelerde etkisi artan böceğin, rakım yükseldikçe azaldığı, bazı yüksek kesimlerde ise hiç görülmediğini kaydetti. Böceğin İtalya'da da yaygın göründüğünü kaydeden Demir, "Kokarca, Karadeniz sahil şeridi boyunca denize paralel şekilde yayılım göstermekte ve maalesef sahil şeridimizin uzunluğu nedeniyle çok geniş bir alanda etkili olmaktadır. Böcek, 2017 yılında Batum'dan ülkemize giriş yapmış, aynı dönemde İstanbul'da da tespit edilmiştir; İstanbul'a ise Avrupa'dan ulaşmıştır. Avrupa'da özellikle İtalya'da çok yaygın ve etkilidir ve oradan ülkemize taşınmıştır. Doğu Karadeniz'de ise Batum'da oldukça yoğun ve etkiliydi; Gürcistan üzerinden de bölgemize giriş yapmıştır. Karadeniz sahil şeridi, bu böcek için çok uygun bir iklim sunmaktadır" diye konuştu. "Böceğin doğal düşmanı yoktur" Böceğin doğal düşmanı olmadığını belirten Demir, " Böceğin doğal düşmanı yoktur. Samuray arısı doğal düşmanlarından biri olsa da istilacı türlerde bu tür doğal düşmanlar genellikle arkadan çok sonra geliyor. Bu böceğin doğal düşmanı hâlen ülkemize ulaşmamıştır. Ayrıca beslendiği bitki çeşitliliği çok geniş olduğu için kısa sürede bölgemize yerleşmiş ve hızla yayılmıştır. Bu yayılım nedeniyle özellikle fındıkta büyük bir ekonomik kayıp yaşanmaktadır. Böcek sahil şeridinde çok yoğundur. Rakım 300-500 metreye çıktıkça yoğunluğu ve sayısı belirgin şekilde azalmaktadır. Bu nedenle zararın boyutu da yoğunlukla doğru orantılıdır. Yomra'nın Yokuşlu Mahallesi'ndenim; geçen yıl yaklaşık 300-400 metre rakımdaki bahçemde yiyecek fındık bulamadım. Bu yıl ise yoğunluk geçen yılın 20-30-40 katına çıkmış durumdaydı. Dolayısıyla geçen yıl az da olsa fındık bulamadığım bahçede bu yıl hiç bulamadım. Yoğunluğun yüksek olduğu yerlerde zarar oranı yüzde yüze kadar çıkmaktadır. Rakım yükseldikçe zararın azaldığı görülmektedir. Sebze ve meyvelerde de farklı oranlarda zarar oluşmaktadır. Yoğunluğun yüksek olduğu bölgelerde zarar oranı yüzde 70-80'e, hatta zaman zaman yüzde 100'e ulaşabilmektedir. Bu durum özellikle denize yakın kesimlerde görülmekte; rakım arttıkça yoğunluk azalmakta hatta bazı yüksek bölgelerde hiç görülmemektedir" şeklinde konuştu. Demir, böceğin rakıma bağlı olarak kendine uygun yaşam alanlarını seçtiğini kaydederek "Böcekler, rakıma bağlı olarak kendilerine uygun yaşam alanları seçmektedir. Hem beslendikleri bitkiler hem de sıcaklık-soğukluk gibi çevresel koşullar bu dağılımı belirlemektedir. Bu, böceğin daha yukarılara çıkmayacağı anlamına gelmez; küresel iklim değişikliğinin etkisiyle gelecekte daha yüksek rakımlara da yayılabilir. Bu durum tüm istilacı böcekler için geçerlidir" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.