Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ihracat

AGRONEWS - Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hindistan’ın pamuk kararı Türk tekstil ve tarımını tehdit ediyor Haber

Hindistan’ın pamuk kararı Türk tekstil ve tarımını tehdit ediyor

Hindistan hükümeti, pamuk ithalatındaki gümrük vergilerini sıfırladı. Dünyanın en büyük pamuk üreticilerinden birinin attığı bu adım, küresel piyasaları sarsarken Türk pamuk üreticisi ve tekstil sanayicisi için alarm zillerinin çalmasına neden oldu. 1 Haziran - 31 Ekim 2026 tarihleri arasında geçerli olacak bu karar, yerli çiftçiyi fiyat baskısı altında bırakırken, tekstildeki ihracat pazarlarımızı da riske atıyor. İşte detaylar... Hindistan Pamuk İthalatında Vergiyi Neden Sıfırladı? Hindistan, tekstil ve konfeksiyon sektörüne hammadde tedarikini kolaylaştırmak amacıyla %11 oranında uygulanan gümrük vergisi ve tarım altyapı vergisini tamamen kaldırdı. Kararın arkasındaki temel nedenler şunlar: Yüksek pamuk fiyatları nedeniyle artan üretim maliyetlerini düşürmek, Özellikle tekstil sektöründeki KOBİ’lere hızlı bir rahatlama sağlamak, Hint tekstil sanayisinin küresel pazardaki rekabet gücünü artırmak. Hint sanayicileri bu kararı sevinçle karşılarken, küresel pamuk piyasaları ve Türkiye gibi üretici ülkeler büyük bir tedirginlik yaşıyor. Türk Pamuk Çiftçisini ve Tekstil Sektörünü Neler Bekliyor? Hindistan’ın ucuz ithal pamuğa yönelmesi, dünya genelinde pamuk fiyatlarını aşağı yönlü baskılama riski taşıyor. Bu durum, Türkiye'deki paydaşları iki büyük tehlikeyle karşı karşıya bırakıyor: Yerli Üretici Fiyat ve Talep Baskısı Altında Türkiye’de pamuk üretimi zaten uzun süredir geriliyor, ekim alanları daralıyor ve ithalat bağımlılığı artıyor. Yeni ekim sezonu öncesi gelen bu hamle, Türk çiftçisinin elindeki mevcut stoku ve yeni sezon ürününün değerini doğrudan tehdit ediyor. Üretici hem fiyat düşüşü hem de pazar daralması riskiyle karşı karşıya. Tekstilde Hindistan ile Rekabet Zorlaşıyor Maliyetleri düşen Hint tekstil ürünleri, uluslararası pazarlarda daha agresif fiyatlar sunabilecek. Bu durum, Türkiye’nin en önemli ihracat pazarlarında rekabet gücünü zayıflatabilir ve küresel siparişlerin Hindistan’a kaymasına yol açabilir. Sektör Temsilcilerinden Uyarı: "Karar Hint tekstilini kısa vadede uçururken, Türk pamuk üreticisi için pazarın daralması anlamına geliyor. Üretici birlikleri ve tekstil sanayicileri olarak bu süreci çok yakından takip etmeliyiz." Risk Büyük, Takip Şart Hindistan'ın 5 ay boyunca uygulayacağı bu vergi muafiyeti, küresel pamuk dengelerini değiştirecek güçte. Türkiye'nin hem tarımda yerli üreticiyi koruyacak hamleler yapması hem de tekstilde pazar kaybetmemek için hızlı aksiyon alması gerekiyor.

Başkan Maraş: Aydın ihracatta büyümeye devam ediyor Haber

Başkan Maraş: Aydın ihracatta büyümeye devam ediyor

Aydın'ın 2026 yılı Nisan ayında 173,7 milyon dolarlık ihracata ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,3 artış kaydettiğini açıklayan AYSO Başkanı Gökhan Maraş, pazar ve sektör çeşitliliğinin kentin ihracat gücünü dengeli ve sürdürülebilir hale getirdiğini vurguladı. Aydın Sanayi Odası (AYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan faaliyet illerine göre 2026 yılı Nisan ayı ihracat verilerini değerlendirdi. Aydın'ın Nisan ayında 173,7 milyon dolarlık ihracata ulaştığını belirten Maraş, geçen yılın aynı ayına göre kaydedilen yüzde 23,3'lük artışın kent ekonomisi açısından önemli bir ivme anlamına geldiğini söyledi. Başkan Maraş, Nisan ayı sonuçlarının yalnızca ihracat tutarı üzerinden okunmaması gerektiğini ifade ederek, "Aydın'ın üretim yapısı artık daha geniş bir pazara hitap ediyor. Gıda ürünleri ve içecekten makine ve teçhizata, madencilikten tarım ve ormancılığa kadar farklı sektörlerimizin dış pazarlarda karşılık bulması, ilimizin ihracat gücünü daha dengeli hale getiriyor. Ortaya çıkan tablo, sanayicimizin ve ihracatçımızın değişen küresel şartlara uyum sağlama becerisini de yansıtıyor" dedi. Nisan ayında Aydın'dan 135 ülkeye ihracat yapıldığını hatırlatan Maraş, pazar çeşitliliğinin kent için önemli bir avantaj olduğunu belirterek "İtalya, ABD, Hollanda ve Çin gibi birbirinden farklı pazarlara yapılan ihracat, Aydın'ın dış ticarette tek bir bölgeye sıkışmadığını gösteriyor. İlk 10 ülkenin toplam ihracattaki payının yüzde 50,6 seviyesinde kalması da pazar dağılımı açısından dikkat çekici. Bu çeşitlilik, küresel dalgalanmalara karşı ihracatçımızın elini güçlendiren bir unsur" ifadelerini kullandı. "Aydınlı sanayicilerimizin üretime ve ihracata devam etmesi büyük kıymet taşıyor" Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ihracatın 70,6 milyon dolara ulaştığını ve AB'nin toplam ihracattaki payının yüzde 40,6 olduğunu belirten Maraş; "Aydın sanayisi için Avrupa pazarı önemini koruyor. Ancak bundan sonraki hedefimiz, sadece mevcut pazarlarda kalmak değil daha yüksek katma değerli, kalite standardı güçlü ve markalaşma potansiyeli olan ürünlerle yeni alanlar açmak olmalı. Özellikle orta-yüksek teknolojili üretimin ihracat içindeki payının artması, gelecek dönem için üzerinde daha fazla durmamız gereken başlıklardan biri" dedi. Maraş; "Finansmana erişimin zorlaştığı, maliyetlerin arttığı ve küresel rekabetin her geçen gün sertleştiği bir dönemde Aydınlı sanayicilerimizin üretime ve ihracata devam etmesi büyük kıymet taşıyor. Bu sonuçlarda emeği bulunan tüm firmalarımıza, ihracatçılarımıza ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Aydın Sanayi Odası olarak ihracatı yalnızca rakamlarla takip eden bir kurum değiliz, üyelerimizin sahada yaşadığı güçlükleri, yeni pazar arayışlarını ve rekabet şartlarını yakından izliyoruz. Önümüzdeki süreçte de Aydın'ın üretim gücünü daha görünür kılan, firmalarımızın dış ticarette elini rahatlatan ve ilimizin sanayi birikimini yeni fırsatlarla buluşturan çalışmalara ağırlık vereceğiz" şeklinde konuştu.

Sarıgöl’de Türkiye’nin ilk zirai mücadele test istasyonu açıldı Haber

Sarıgöl’de Türkiye’nin ilk zirai mücadele test istasyonu açıldı

Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen proje kapsamında kurulan sistem sayesinde zirai mücadelede kullanılan ilaçlama makineleri bilimsel yöntemlerle test edilerek kayıt altına alınacak. Sistem ile püskürtme performansı, pülverizatör başlık debileri, basınç değerleri, damla dağılımı, hava akımı ve atomizasyon yapısı detaylı şekilde analiz edilecek. Böylece doğru doz ve uygun parametrelerle ilaçlama yapılması sağlanarak gereksiz pestisit kullanımının önüne geçilmesi hedefleniyor. Özellikle Sarıgöl ve çevresinde yoğun olarak yapılan sofralık üzüm üretiminde pestisit kalıntısı riskinin azaltılmasının amaçlandığı uygulamanın, ihracat açısından da büyük önem taşıdığı belirtildi. Gerçekleştirilen açılış programına Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber, Bitki Koruma Ürünleri Daire Başkanı Dr. Nesrin Çakır Arıcan, Manisa İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Karayılan, Sarıgöl Kaymakamı Halil Dalak ve Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz katıldı. Programda konuşan yetkililer, uygulamanın Türkiye'de pilot proje olarak Mersin, Manisa ve Antalya illerinde başlatıldığını ifade ederek, ilk test istasyonunun Sarıgöl'de hizmete alınmasının bölge üreticisine verilen önemin göstergesi olduğunu vurguladı. Konuşmaların ardından test istasyonunun açılışı gerçekleştirilirken, katılımcılara sistemin çalışma prensibi hakkında uygulamalı bilgiler verildi. Program, test uygulamasının yapılmasının ardından sona erdi.

Muğla’dan 198 milyon dolarlık balık ihracatı yapıldı Haber

Muğla’dan 198 milyon dolarlık balık ihracatı yapıldı

Türkiye'nin deniz kültür balıkçılığı üretiminin önemli kısmının yapıldığı Muğla, yılın ocak-mart döneminde 198 milyon dolarlık su ürünleri ihracatına imza attı. Kent merkezi ve ilçelerdeki tesislerde yetiştirilen balıklar, üretim alanından alınarak işleneceği tesislere götürülüyor. Buralarda temizlenen balıklar, fileto olarak veya dondurularak satışa hazır hale getiriliyor. Balıklar iç pazarın yanı sıra yurt dışına gönderilerek ülke ekonomisine katkı sağlanıyor. Muğla Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, AA muhabirine, kentin yaklaşık 1500 kilometreye ulaşan kıyı şeridinin, su ürünleri yetiştiriciliğinde güçlü bir üretim altyapısı sunduğunu söyledi. Muğla'nın yaklaşık 167 bin tonluk üretim kapasitesiyle ülkede su ürünleri yetiştiriciliğinde birinci, alabalık üretiminde ikinci sırada olduğunu dile getiren Baydar, "Su ürünleri yetiştiriciliğinde ülke üretiminin yüzde 26,5'i ilimizde gerçekleşiyor. Çipura ve levrek üretiminin yüzde 38'i yine ilimizde yapılıyor. Çipura, levrek, alabalık, midye, granyöz, mavi yengeç, karides ve yavru balık öne çıkan ürünlerimiz arasında yer alıyor." dedi. Baydar, mavi yengeç ve karides yetiştiriciliğinin ülkede yalnızca Muğla'da yapıldığına dikkati çekerek, üretimin 342 tesis ve 1176 balıkçı gemisiyle yürütüldüğünü ifade etti. Toprak havuzlarda deniz balığı yetiştiriciliğinin de ülkede sadece Milas ilçesinde yapıldığını söyleyen Baydar, ilçede bulunan 128 toprak havuzun yıllık kapasitesinin yaklaşık 9 bin ton olduğunu belirtti. Kentte yetiştirilen balıkların Japonya, ABD, Rusya ve AB ülkelerinin de aralarında bulunduğu 70 ülkeye ihraç edildiğini dile getiren Baydar, "Muğla'da faaliyet gösteren kültür balıkçılığı tesislerinde yetiştirilen ve ihracata gönderilen yaklaşık 20 bin ton balıktan 3 aylık dönemde 198 milyon dolar gelir elde edildi." diye konuştu.

Mersin’de tarım ve gıda sektöründe kayıp riski endişesi büyüyor Haber

Mersin’de tarım ve gıda sektöründe kayıp riski endişesi büyüyor

Türkiye’nin tarımsal üre­tim ve ihracatında kilit bir rol üstlenen Mersin, geniş ürün yelpazesi, güçlü lo­jistik altyapısı ve yılın 12 ayı­na yayılan üretim kapasitesiyle hem ülkenin gıda arz güvenli­ğinde hem de küresel gıda teda­rik zincirinde stratejik bir mer­kez olarak öne çıkıyor. Diğer yandan artan maliyetler, iklim değişikliği ve su kaynaklarına yönelik riskler karşısında sür­dürülebilir üretimi destekleye­cek yapısal önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiği de dikkat çekiyor. Mersin Ticaret Borsası Yöne­tim Kurulu Başkanı Ö. Abdul­lah Özdemir, Mersin’in başta meyve, sebze, hububat ve bak­liyat olmak üzere gıda arzının sağlanması yoluyla Türkiye’nin gıda güvenliğine önemli kat­kı sağlayan illerden biri oldu­ğunu söyledi. Mersin’in, geniş ürün yelpazesi ve yılın 12 ayı­na yayılan üretim olanakları­na sahip olduğuna vurgu yapan Özdemir, kentin üretim kültü­rü yerleşmiş, ticari altyapısının güçlü olduğunu ifade etti. Öz­demir, “Gelişmiş gıda sanayi­si sayesinde hem kendi ürettiği ürünleri hem de ithalat yoluy­la temin edilen hammaddeleri işleyerek katma değerli ihracat gerçekleştirebilmektedir. Bu potansiyel ile yalnızca ülkemi­zin gıda güvencesine ve sürdü­rülebilirliğine katkı sağlamakla kalmayıp, yaklaşık 750 milyon nüfuslu yakın coğrafya ülkele­rine açılan bir kapıdır. Bu yapı­nın daha sağlıklı işlemesi için; üretim, finansman, pazarlama, iklim değişikliği ve doğal afet­ler gibi çok sayıda riskle karşı karşıya kalan çiftçilerin gelirini koruyacak, özellikle küçük üre­ticinin gelirini artıracak poli­tikalarla sektörün kırılgan ya­pısının daha da güçlendirilme­si gerekmektedir. Ayrıca, hane halkı harcamalarının yaklaşık yüzde 20’sinin gıdaya ayrıldı­ğı ve gıda enflasyonunun yüzde 32,36 olduğu dikkate alındığın­da, dezenflasyon sürecinin da­ha güçlü desteklenmesi ve gelir dağılımının daha adil hâle ge­tirilmesi önem arz etmektedir” açıklamasında bulundu. Özdemir ayrıca tarımsal Ar- Ge yatırımlarının artırılarak, üretimin teknolojiyle moderni­ze edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bunun yanında, tarım politikaları kapsamında iklim değişikliği, su stresi, kırsal ve genç nüfusun artırılması ile gı­da kaybı ve israfının önlenme­si konularının daha etkin uygu­lanması gerekmektedir” dedi. “Orta ve uzun vadede risk oluşabilir” Mersin Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Yusuf Değirmen­ci de Mersin özelinde gıda arz güvenliği açısından kısa vadede ciddi bir risk görmediğini söyle­di. Ancak orta ve uzun vadede ba­zı risklerin söz konusu olduğuna atıfta bulunan Değirmenci, “Bu­gün en önemli sorunlardan biri, tarımda uzun vadeli ve sürdü­rülebilir politikaların yeterince güçlü şekilde uygulanamaması. Bu durum hem üreticilerin hem de sektörün diğer paydaşlarının sağlıklı planlama yapmasını en­gelliyor. Artan maliyetler sade­ce üretimi değil, lojistik süreçleri de etkileyerek ürünlerin pazara daha yüksek fiyatlarla ulaşması­na neden oluyor. Kamu, özel sek­tör ve meslek odaları arasında bir iş birliği var ancak bunun da­ha güçlü hale gelmesi gerekiyor. Özellikle gıda ve ziraat mühen­dislerinin sürece daha aktif dahil olması, hem verimlilik hem de gıda güvenliği açısından büyük önem taşıyor” ifadesini kullandı.

Manisa’da tarım sektörü gerileme eğiliminde Haber

Manisa’da tarım sektörü gerileme eğiliminde

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Manisa’da tarım sektöründe düşüş yaşandı. Mart ayında Manisa’dan tarım sektörlerinden 81,9 milyon dolarlık ihracat gerçekleşti. Geçen yılın aynı döneminde ise 85 milyon dolar ihracat elde edilmişti. 2026 yılının ilk çeyreğinde de ihracat azaldı. 2025 yılının Ocak-Mart döneminde 251,8 milyon dolar olan ihracat, 2026’nın aynı döneminde 11 milyon dolar azalarak 240 milyon dolara geriledi. Ancak tarım sektöründe düşüş yaşanmasına rağmen 3 aylık ihracatta 58 ilden daha fazla ihracata imza attı. Tarım sektörlerinde aylık bazda en fazla artış yüzde 40,8 ile tütün sektöründe, toplamda ise yüzde 18,9’luk artışla hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektöründe gerçekleşti. Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü Mart ayında 17,9 milyon dolar toplamda ise ihracatını yüzde 18,9 artırarak 61 milyon dolarlık ihracatla ilk sırada yer aldı. Kuru meyve ve mamulleri sektörü aylık 18,9 milyon dolar, toplamda ise 53 milyon dolarla ikinci sırada yer aldı. Üçüncü sırada yer alan meyve sebze mamulleri aylık ihracatı 16,9 milyon dolar, toplamda ise 49 milyon dolar oldu. Dördüncü sıradaki tütün sektörü aylık ihracatını yüzde 40,8 artırarak 14 milyon dolara, toplamda ise yüzde 8,5 artırarak 35 milyon dolara yükseldi. Su ürünleri ve hayvansal ürünler sektöründe aylık ihracat yüzde 10,5 artışla 5 milyon dolara toplamda ise yüzde 3,8’lik artışla 14 milyon dolara yükseldi. Zeytin ve zeytinyağı ihracatında aylık ihracat yüzde 29,4 azalarak 3,8 milyon dolara toplamda da yüzde 26,4 milyon dolar azalarak 13 milyon dolara geriledi. Mobilya, kağıt ve orman ürünleri ihracatı yüzde 32,8’lik azalarak 2,8 milyon dolara, toplamda ise yüzde 37,3 azalarak 8 milyon dolara düştü. Yaş meyve sebze ihracatı aylık yüzde 7,4 azalarak 1,5 milyon dolara toplamda ise yüzde 0,2 azalarak 5 milyon dolara geriledi. Süs bitkileri ve mamulleri ihracatı aylık yüzde 42,1 düşerken toplamda ise yüzde 28,1’lik azalışla 497 bin dolara geriledi.

Hürmüz Boğazı aksaklıkları dünya çiftçilerini zorluyor Haber

Hürmüz Boğazı aksaklıkları dünya çiftçilerini zorluyor

ABD ve İsrail'in İran'a şubat sonunda saldırı başlatması ve İran'ın misilleme saldırılarıyla yaşanan gerilim, bölgenin özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji ve gübre piyasalarındaki merkezi rolü dolayısıyla tarım açısından da önem taşıyor. Enerjinin gübre üretimi ve taşımacılığında temel bir girdi olması nedeniyle, bölgedeki kesintiler ve artan risk algısı tarımsal girdi piyasalarında oynaklığa yol açıyor. Çatışma öncesinde 70-80 dolar seviyesinde seyreden petrolün 110 dolar bandına tırmandığı görülüyor. Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, ABD'de bir ay önce galon başına 3,6 dolar civarında bulunan motorinin ortalama fiyatının 5,5 doları geçmesi dikkati çekiyor. Bir yıl öncesine kıyasla da yüzde 50'den fazla artan motorinin, tarla hazırlığı, ekim, gübre uygulaması ve ürün taşımacılığı dahil olmak üzere üretimin birçok aşamasında kullanılması, enerji fiyatlarındaki artışın hem gübre üretim maliyetlerinin hem de çiftlik içi operasyon giderlerinin yükselmesine yol açıyor. Gübre fiyatları sert yükseliyor Saldırıların başlamasından bu yana, önemli bir bölümü Orta Doğu'da üretilen gübrenin fiyatı hızla yükseliyor. Sınırlı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedariki nedeniyle yaşanan tesis kapanmaları ve bakım çalışmaları, Hindistan ve Bangladeş'teki gübre üretimini de olumsuz etkiliyor. Çin'in yurt içi arz güvenliğini sağlamak amacıyla gübrede ihracat kısıtlamalarını sıkılaştırması, bahar ekim sezonu dolayısıyla yoğun talebin yaşandığı bir dönemde fiyatların daha da yukarı çıkmasına katkıda bulunuyor. Vadeli işlemlerde çatışmalar öncesindeki hafta ton başına 480 dolar civarında seyreden üre fiyatının 750 doları bulduğu görülüyor. Öte yandan, amonyak ve üreye ilişkin 2026 yılı fiyat varsayımlarını yaklaşık yüzde 25 yükselten Fitch Ratings, çatışmanın ve geçişlerdeki aksamaların ne kadar süreceğine dair belirsizliklere işaret ediyor. Kredi derecelendirme kuruluşu, Hürmüz Boğazı'ndaki kapanmanın daha uzun sürmesinin yıllık ortalama gübre fiyatı varsayımlarını daha da yukarı çekebileceği konusunda uyarıyor. Çiftçilerin manevra alanı daralıyor Amerikan Çiftlik Bürosu Federasyonunun (AFBF) analizine göre, ABD'li çiftçiler jeopolitik gerilimlerin gölgesinde ilkbahar ekim sezonuna giriyor. Gübre alımları, tarla hazırlıkları ve sezonun ilk gübre uygulamalarının halihazırda başladığı dikkate alındığında, girdi fiyatlarının aniden yükselmesi, çiftçilerin manevra alanını daraltıyor. Ülke genelindeki çiftçiler, en temel üretim girdilerinden biri olan gübre konusunda giderek artan bir belirsizlikle karşı karşıya bulunuyor. Girdi maliyetlerinin tarihsel olarak yüksek seviyelerde seyretmesi ve birçok emtia fiyatının önemli ölçüde düşmesi nedeniyle halihazırda zor durumda olan çiftçiler, gübre fiyatlarındaki oynaklığa daha az maruz kalan ürünlerin ekimine yönelmeyi de değerlendiriyor. Sezon başındaki gübre tedarik zinciri aksaklıklarının, girdi bulunabilirliği ve fiyatlar üzerinde orantısız derecede büyük etki yaratabileceği belirtiliyor. Küresel gübre arzında Orta Doğu kritik rol oynuyor AFBF'ye göre İran, amonyak üretiminde kullanılan temel ham madde olan doğal gaz açısından dünyanın en büyük rezervlerinden bazılarına sahip bulunuyor. Yaklaşık yüzde 46 azot içeren ve bitkisel üretimde merkezi rol oynayan üre, azotlu gübrelerin çoğunun temel girdisini oluşturuyor. Orta Doğu, küresel üre ihracatının yaklaşık yarısını, küresel amonyak ihracatının da yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. İran, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır'da üretilen büyük miktardaki üre, amonyak, fosfat, kükürt ve petrolün her yıl Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması nedeniyle risk yalnızca İran'ın üretimiyle sınırlı kalmıyor. Gübre piyasasının küresel ölçekte entegre olması nedeniyle, bir bölgede yaşanan arz kesintileri başka yerlerde fiyatları ve bulunabilirliği doğrudan etkiliyor. ABD gübrenin bir kısmında ithalata bağımlı ABD, gübre talebini karşılamak için hem yerli üretime hem de ithalata dayanıyor. İthalat bağımlılığı, potasyumda yaklaşık yüzde 97, azotta yüzde 18 ve fosfatta yüzde 13 seviyelerinde seyrediyor. ABD doğrudan Orta Doğu'dan büyük miktarda gübre ithal etmese bile, bölgedeki fiyat hareketleri iç piyasayı etkiliyor. Basra Körfezi kaynaklı gübrelere bağımlı Hindistan veya Brezilya gibi ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesi durumunda, küresel arz üzerindeki rekabetin artacağı ve bunun da ABD'li çiftçiler için fiyatları yukarı çekeceği ifade ediliyor. Avrupa tarım sektörüne yönelik plan üzerinde çalışıyor Avrupa Birliği'nde (AB) de tarım sektörü, Orta Doğu'daki gelişmelerden kaynaklanan enerji fiyatlarındaki hızlı artıştan doğrudan etkilenirken, üye ülkeler çiftçilerine çeşitli alanlarda destek sağlamak üzere adımlar atıyor. AB Komisyonu, çiftçilerin artan girdi maliyetlerine karşı desteklenmesi için Ortak Tarım Politikası araçlarının daha esnek kullanılabileceğine işaret ediyor. Komisyon ayrıca ithal gübreye bağımlılığı azaltmak amacıyla alternatif gübre kullanımını teşvik eden ve üretim maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen planlar üzerinde çalışıyor. AB ülkelerinin liderleri, elektrik vergilerinin düşürülmesi, şebeke ücretlerinin azaltılması ve devlet yardımlarının genişletilmesi gibi önlemleri gündeme alıyor. AB ülkeleri çeşitli önlemleri devreye alıyor İspanya, Orta Doğu'daki çatışmaların etkilerine karşı tarım ve hayvancılığı destekleyecek 877 milyon avroluk kapsamlı bir paket açıklarken, İtalya'da da çiftçilerin en önemli girdilerinden dizel yakıtta litre başına 25 sent indirim sağlanıyor. Yunanistan hükümeti tarafından duyurulan yaklaşık 300 milyon avroluk paket kapsamında çiftçilere motorin için litre başına 16 sent sübvansiyon sağlanırken, gübre alımlarında yüzde 15'e kadar destek verileceği ifade ediliyor. Fransa ise daha hedefli ve sınırlı süreli destek mekanizmalarıyla tarım sektörünü korumayı tercih ediyor. Hükümet, çiftçilere doğrudan yakıt sübvansiyonu yerine kredi imkanları, sosyal prim ertelemeleri ve vergi kolaylıkları sağlayarak maliyet baskısını hafifletmeye çalışıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.