TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ihracat

AGRONEWS - Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KANATLI ETİ İHRACAT KISITLAMASININ TİCARİ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞE ETKİLERİ Haber

KANATLI ETİ İHRACAT KISITLAMASININ TİCARİ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞE ETKİLERİ

Sürdürülebilir Ticaret Derneği Başkanı Gökhan Erol, Ticaret Bakanlığı tarafından dün duyurulan kanatlı eti ihracatının durdurulması kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erol, gıda arz güvenliği ve fiyat istikrarı hedeflerini anlamakla birlikte, bu tür ani kararların ihracat odaklı ilişkilere vereceği zararlara dikkat çekti. Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD) tarafından hazırlanan değerlendirmede, kararın muhtemel etkileri şu başlıklar altında sıralandı: Kazanılmış Pazarlar ve Müşteri Kaybı Uluslararası ticarette pazar kazanmanın ve müşteri güveni tesis etmenin yıllar süren emekler gerektirdiğini belirten Gökhan Erol, "İhracatçılarımızın tırnaklarıyla kazıyarak elde ettiği küresel pazar payı, bir sabah alınan ihracatı durdurma kararı ile ihracat pazarlarımızı rakiplerimize kaptırılma riskiyle karşı karşıyadır" dedi. Erol, tedarik zincirlerindeki bu kesintilerin Türk firmalarının "güvenilir tedarikçi" imajına ciddi zarar verdiğini vurguladı. Hukuki ve Ticari Taahhütler Kararın hukuki boyutuna değinilen açıklamada, ihracatçıların imzalanmış sözleşmelere ve teslim taahhütlerine uymak zorunda olduğu hatırlatıldı. Sevkiyatların aniden durmasının firmaları yüksek tazminat yükümlülükleri ve ticari davalarla karşı karşıya bırakabileceği ifade edildi. Ayrıca bu durumun lojistik ve ambalaj gibi yan sektörleri de sarsacağı öngörülüyor. Sürdürülebilir Ticaret Derneği’nden 3 Çözüm Önerisi İç piyasadaki fiyat dengesini korumak için ihracatı tamamen durdurmak yerine daha dengeli mekanizmaların devreye alınması gerektiğini savunan dernek, şu çözüm önerilerini sundu: • Kota Uygulaması: İhracatın tamamen yasaklanması yerine belirli kotalar dahilinde devam etmesi ve mevcut sözleşmelerin korunması. • Sektörel Destekler: Üretim maliyetlerini düşürecek hammadde destekleri ile iç piyasa fiyatlarının dengelenmesi. • İstişare Mekanizması: Stratejik kararlar alınmadan önce sektör temsilcileriyle bir araya gelinerek geçiş süreçlerinin planlanması. Başkan Gökhan Erol, dış pazarlardaki varlığın korunması için kararın yeniden gözden geçirilmesi ve ihracatçılara gerekli esnekliklerin tanınması hususunda karar alıcıları adım atmaya davet etti. Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD) Hakkında Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD), sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm alanlarında Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırmak amacıyla kurulan öncü bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek; Yeşil Dönüşüm, Toplumsal Etki ve Küresel Rekabet olmak üzere üç ana sütun üzerine inşa edilen projeleriyle, Birleşmiş Milletler’in Sosyal ve Ekonomik Sürdürülebilirlik Amaçlarını gözetmektedir. Enerji verimliliğinden dijital kalkınmaya, toplumsal cinsiyet eşitliğinden eğitimde fırsat eşitliğine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren STD, yerel üreticilerin küresel standartlara uyum sağlaması için stratejik yol haritaları geliştirmektedir. Bu kapsamda dernek, 2. Endüstriyel Sürdürülebilirlik ve Yeşil Dönüşüm Çalıştayı (ESYED) gibi ulusal çapta referans kabul edilen organizasyonların yönetiminde ve bilimsel süreçlerinde yer almaktadır. STD; kamu kurumları, akademi ve iş dünyası arasında sürdürülebilir bir gelecek için köprü görevi üstlenmeye devam etmektedir.

Zonguldak, Pelet Soba İhracatında Talep Artışı Haber

Zonguldak, Pelet Soba İhracatında Talep Artışı

Alaplı ilçesi Fatih Mahallesi'ndeki kendi atölyelerinde yaklaşık 4 yıldır soba üretimi yapan Taner Kılıç ile Recep Yılmaz, yurt içi ve yurt dışından gelen yoğun talepleri karşılamak için yoğun mesai harcıyor. Firma sahipleri Kılıç ile Yılmaz, son 5 yılda pelet soba üretimine ağırlık verdiklerini ve tasarımlarıyla Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan patent aldıklarını söyledi. Avrupa'da savaş nedeniyle yaşanan doğal gaz sıkıntısının, pelet sobalara olan ilgiyi artırdığını belirten Yılmaz, "Atölyemizde imal edilen pelet sobalarını Belçika, Fransa, Macaristan, Tacikistan ve Sırbistan gibi ülkelere ihraç ediyoruz. Şu anda yurt dışı pazarımız, Türkiye pazarına göre daha güçlü. Avrupa, pelet konusunda bizden bir adım önde. Kömür ve odun yerine daha çok elektrikli pelet sobalar tercih ediliyor. Bulgaristan, Sırbistan ve Fransa başta olmak üzere 7 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Bu yıl ayrıca Avrupa'da yaşayan ve Türkiye'ye gelen Türk vatandaşlarına da pelet sobası sattık" dedi. İhracat siparişlerine yetişmekte zorlandıklarını dile getiren Taner Kılıç ise, önümüzdeki yıllarda pelet soba ve pelet yakıtına olan ilginin daha da artacağını ifade etti. Talaş, odun ve ağaç atıklarından üretilen peletlerin yakıt olarak kullanıldığı sobalar, çevre dostu yapısı ve kömüre oranla daha az kül bırakması nedeniyle Avrupalı tüketicilerin tercihleri arasında önemli bir yer edindi. Otomatik yükleme ve ateşleme sistemiyle çalışan pelet sobalar, pratik kullanımıyla da dikkat çekiyor.

Türkiye tohumda ihracatçı ülke oldu Haber

Türkiye tohumda ihracatçı ülke oldu

Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım Konseyi iş birliğinde hazırlanan Tarım Gündem Programının konukları Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı M. Kayhan Yıldırım ile Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği (TÜRKTED) Başkanı Burak Gönen oldu. ATB Basın Danışmanı Vahide Yanık'ın hazırlayıp sunduğu programda tohum ve tohumculuk sektörü konuşuldu. "İsrail tohumuna bağımlılık algısı bilgi kirliliği" Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı M. Kayhan Yıldırım, tohumun tarımın başlangıç noktası olduğunu belirtirken, "Tohum bir ülke için milli güvenlik meselesidir. Tohumu üreten ülkeler tarımda özgürlüğünü ve gıda güvenliğini sağlamıştır" dedi. Ülkedeki tarım ürünlerinde "İsrail tohumuna bağımlı" olunduğuna ilişkin algının tamamen yersiz olduğunu kaydeden Yıldırım, "İsrail'den bizim ne ithalatımız ne de ihracatımız var. 1980-90'lı yıllarda hibrit tohumda İsrail firmalarının sebep olduğu dominant etkideki algı hala devam ediyor. Bu bilgi kirliliğidir. Türkiye bırakın İsrail'e tohumda bağımlılığı, tohum ihracatında önemli bir yere sahiptir" dedi. Sertifikalı tohum 1,3 milyon tona ulaştı Yerli tohumun stratejik önemine dikkat çeken Yıldırım, pandeminin ardından, gıdaya bağımlılığın ön palana çıktığı ve savaşların olduğu bir dünyada tohumun öneminin daha da anlaşıldığını söyledi. Türkiye'de 2002 yılında 145 bin ton olan sertifikalı tohum miktarının, 2024 yılında 1,3 milyon tona ulaştığını bildiren Kayhan Yıldırım, "2018'den beri ülkemiz gerçek bir tohum ihracatçısı pozisyonundadır. 2018'de tohumda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 8 iken, 2024'te bu rakam yüzde 134'e çıkmıştır. Türkiye dünya pazarında önemli bir aktördür. Tohumda 70 milyar dolarlık dünya pazarının içerisinde, Türkiye 750 milyon dolar ile 11'inci sıradadır. Kamunun desteği, özel sektörün Ar-Ge çalışmalarıyla tohumda 1 milyar doları aşma hedefindeyiz. Tohumda dünyada ilk 5'i girmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. 14 bin 500 tescilli tohum Türkiye'nin 14 bin 500 tescilli tohum ürünü bulunduğuna dikkat çeken Kayhan Yıldırım, "Çeşitliliğimizin çok olması büyük avantaj. Sektörün talebi doğrultusunda raf ömrü uzun çeşitten, soğuğa dayanıklı çeşide kadar her türlü ıslah çalışmasını yapıp sektörün hizmetine sunabiliyoruz. Tarım milli meselesi, gıda güvenliğimizi garantiye almamız şart, tarım stratejik bir ürün. O nedenle tarıma öncelik verilmeli. Ekstra finans kaynakları, teşviklerle tarım desteklenmeli. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ‘Köylü milletin efendisidir' demiş, evet ‘çiftçi bu ülkenin ikinci ordusudur, milli güvenliğidir'. Kırsaldan başlayarak tarımı desteklemeliyiz" ifadelerini kullandı. Antalya, sebze tohumculuğunun başkenti Türkiye Tohum Endüstrisi Derneği Başkanı Burak Gönen, İsrail ile 2023-2024'ten sonra ithalat ve ihracatın tamamen kapandığını vurgularken, "İsrail'den ne ithalat, ne ihracat yapıyoruz" dedi. Tohumculuğun özel sektörün katkısıyla ivme kazandığını, Antalya'nın da bir üs haline geldiğini kaydeden Gönen, "Tarımın merkezi Antalya, tohumculuğun merkezi Antalya vasfını kazandı. Bir çok tohum firması 1984'ten itibaren Antalya'da kurulmaya başladı. Uluslararası tohum firmaları da Antalya'da şirketler, tesisler kurmaya, ortaklıklar oluşturmaya başladı. Sebze tohumculuğu alanında faaliyet gösteren firmaların yaklaşık yüzde 80'i Antalya merkezlidir. Antalya sebze tohumculuğunun başkenti haline geldi" diye konuştu. İklim krizine dayanıklı yeni nesil tohumlar TÜRKTED olarak tohumculuğun gelişmesi için vizyon ortaya koyduklarını söyleyen Burak Gönen, "Tohum firmaları olarak ıslaha çalışmalarımızı hastalık ve zararlılara karşı geliştiriyoruz. İklim krizinin olduğu şu dönemde birim alandan daha yüksek verimi alacağımız çeşitleri üretmemiz lazım. İklim değişikliğiyle birlikte hastalık ve zararlılar artıyor, çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. Hedef: Tohumda dünyada ilk 5 2000'li yıllardan sonra çiftçinin sertifikalı tohuma yöneldiğini belirten Gönen, "Sertifikalı tohum demek yüzde 30 oranında verim artışı, hastalıktan ari çeşit kullanılması demek" dedi. 2024'te 1,3 milyon ton olan sertifikalı tohum miktarını 2030 yılında 1,5 tona çıkarma hedefinde olduklarını anlatan Gönen, "Sertifikalı tohum demek kaliteli tohum demek" dedi. Tohumda ihracatın da sertifikalı tohumdan geçtiğini belirten Burak Gönen, bir domatesin renginden, raf ömrüne kadar, bir salkımda kaç domatesten olacağına hangi hastalıklara dayanıklı olacağına kadar ıslah çalışmalarıyla belirlendiğine dikkat çekti. Gönen, Türkiye'nin tohum ticaretinde 11'inci sırada olan yerini 5'inci sıraya yükseltme hedefinde olduklarını söylerken, "Tarımda mevcut politikalar güçlendirilmeli. Güçlü adımlar atılmalı" diye konuştu. 2026 asya pasifik tohumculuk kongresi Antalya'da Asya Pasifik Tohumculuk Kongresi'nin 1-5 Aralık tarihlerinde Antalya'da yapılacağını belirten Gönen, Çin'de yapılan kongreye 1400 delege, Hindistan'da yapılan kongreye 600 civarında delege katıldığını, Antalya'daki kongreye 2 binin üzerinde katılımcı beklediklerini kaydetti. Gönen, "APSA 2026'ya rekor katılım bekliyoruz" dedi. Gönen, Tohumculuk Kongre'sinin ticarete ve teknolojik anlana olumlu yansıyacağını da sözlerine ekledi.

Türkiye hamsi ihracatında Avrupa pazarında öne çıktı Haber

Türkiye hamsi ihracatında Avrupa pazarında öne çıktı

Türkiye'nin hamsi ihracatı, son açıklanan istatistiklere göre ağırlıklı olarak Avrupa pazarına yöneldi. Türkiye geneli hamsi ihracat raporuna göre en fazla ihracat yapılan ülkeler arasında gurbetçilerin yoğun olarak yaşadığı Belçika, Fransa ve Almanya ilk sıralarda yer aldı. Veriler, hamsinin yalnızca iç piyasada değil, uluslararası pazarda da önemli bir ekonomik değer oluşturduğunu ortaya koydu. Avrupa ülkelerinin yanı sıra Birleşik Devletler, Kanada ve Birleşik Krallık gibi ülkeler de Türk hamsisine talep gösteren pazarlar arasında yer aldı. Türkiye'den 2025 yılı Ocak-Aralık ayını kapsayan bir yıllık dönemde, 21 ülkeye 4 milyon 39 bin 477 kilogram karşılığı hamsi ihracatından 16 milyon 172 bin 978 dolar döviz girdisi sağlandı. Bir önceki yılın aynı döneminde ise 21 ülkeye 3 milyon 353 bin 217 kilogram karşılığı hamsi ihracatından 15 milyon 147 bin 738 dolar döviz elde edildi. En fazla hamsi ihracatı 4 milyon 787 bin 912 dolar ile Belçika ilk sırayı alırken, bu ülkeyi 4 milyon 594 bin 218 dolar ile Fransa, 2 milyon 207 bin 522 dolar ile Almanya takip etti. En az hamsi ihracatı ise 444 dolar ile Suriye'ye yapıldı. Trabzon'dan ihracata önemli katkı Trabzon ili hamsi ihracat raporu incelendiğinde, kentin Türkiye genelindeki ihracata dikkat çekici bir katkı sunduğu görüldü. Trabzon'dan yapılan hamsi ihracatında da Avrupa ülkeleri ön plana çıkarken, ihracatın hem miktar hem de ekonomik değer açısından istikrarlı seyrettiği kaydedildi. 2025 yılında Trabzon'dan 8 ülkeye 231 bin 426 kilogram hamsi karşılığı 662 bin 115 dolar döviz girdisi sağlanırken bir önceki yılın aynı döneminde ise 5 ülkeye 98 bin 715 kilogram karşılığı 417 bin 225 dolar döviz girdisi sağlanmıştı. Trabzon'dan yapılan hamsi ihracatında 415 bin 428 dolar ile Almanya'ya ilk sırayı alırken, bu ülkeyi 79 bin 735 dolar ile Birleşik Krallık, 54 bin 200 dolar ile Ukrayna takip etti.

Zor koşullara rağmen kayısı ihracatı 303 milyon dolara ulaştı Haber

Zor koşullara rağmen kayısı ihracatı 303 milyon dolara ulaştı

Malatya Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Ramazan Özcan, 2025 yılının Malatya açısından oldukça zor geçtiğini belirterek, zirai don ve deprem gibi olumsuzluklara rağmen kuru kayısı ihracatında 303 milyon dolarlık gelir elde edildiğini söyledi. MTB'de düzenlenen toplantıda değerlendirmelerde bulunan Malatya Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Ramazan Özcan, 2026 yılının hem Türkiye hem de Malatya için hayırlı olması temennisinde bulundu. 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya'nın fiziki ve sosyal anlamda yaralarını sarmaya çalıştığını ifade eden Özcan, 12 Nisan 2025'te yaşanan zirai don olayının da kayısı üretimini ciddi şekilde etkilediğini kaydetti. 2025 yılında fındık hariç kuru meyve ihracatından elde edilen gelirin yaklaşık 303 milyon dolarlık bölümünün Malatya kayısısından sağlandığını belirten Özcan, kayısının Malatya ihracatının temel ve stratejik tarım ürünü olmaya devam ettiğini ifade ederek, "2025 yılında Malatya'dan toplam 47 bin 699 ton kuru kayısı ihracatı gerçekleştirdik. Bu ihracattan 303 milyon 584 bin dolar gelir elde edildi. Bir önceki yıl 76 bin ton ihracat yapılmıştı. Miktar bazında yüzde 38'lik bir düşüş yaşandı ancak gelirdeki düşüş yüzde 25 seviyesinde kaldı. Bu da fiyat artışlarının etkili olduğunu gösteriyor" dedi. Türkiye'nin 2025 yılında fındık hariç toplam 1,7 milyar dolarlık kuru meyve ihracatı yaptığını belirten Özcan, bunun yaklaşık 303 milyon dolarının Malatya kayısısından elde edilmesinin önemli olduğunu söyledi. Özcan, "Kayısı, hem Malatya hem de Türkiye ihracatı açısından stratejik bir tarım ürünü olmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı. Malatya'nın sadece tarımda değil hayvancılıkta da bölgenin önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Özcan, yıllık yaklaşık 200 milyon dolarlık kırmızı et ticaretinin Malatya üzerinden gerçekleştiğini kaydetti.

Kraliçe inciri ihracatında kilogram başına 1 dolarlık artış Haber

Kraliçe inciri ihracatında kilogram başına 1 dolarlık artış

Bursa'da geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklık gibi olumsuzluklara rağmen Kraliçe iniciri olarak bilinen Bursa siyah incirinde ihracat 2024'e göre yüzde 12,3 artarak 70,3 milyon dolara ulaştı.İhracatta kilogram başı değer 1 dolar artışla yüzleri güldürdü. Uludağ İhracatçı Birliklerinden alınan bilgiye göre, Ege'den Marmara'ya, Akdeniz'den Anadolu'ya uzanan bereketli topraklara sahip Türkiye, hem taze hem de kurutulmuş incir üretiminde dünya lideri olarak ihracattan önemli pay alıyor. Yüzyıllardır bu topraklarda yetişen, doğallığıyla, eşsiz aromasıyla ve yüksek besin değeriyle Bursa’nın dünyaya armağan ettiği bir kültür mirası olan Bursa siyah inciri, birçok ülkede sevilerek tüketilen meyvelerin başında geliyor. "Bursa Karası" olarak da bilinen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 3 Mayıs 1990'da "Bursa siyahı" olarak tescil edilen Bursa siyah inciri, Avrupa Birliğinden resmi tescilini 24 Eylül 2024’te aldı. Tanımlı coğrafi alanı Bursa’da toplam 151 köy/mahalleyi kapsayan Bursa siyah inciri, Türkiye'nin toplam incir ihratacının yüzde 70'inden fazlasını karşılıyor. Geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklık gibi olumsuzluklara rağmen Bursa siyahında ihracat 2024'e göre yüzde 12,3 artarak 70,3 milyon dolara ulaştı. İhracatta kilogram başına 1 dolarlık değer artışı oldu 2024'te kilogram başına 3,46 dolardan ihraç edilen Bursa siyahı, 2025'te yaklaşık 1 dolar değerlendi ve kilosu 4,43 dolardan yurt dışına gönderildi. Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğinin (UYMSİB) bu üründeki geçen yıl ihracatı ise 33,6 milyon dolar olarak gerçekleşti. En fazla ihracat Almanya'ya Bursa siyahında en fazla ihracat 21 milyon dolarla Almanya'ya yapıldı. Bu ülkeyi, 7,8 milyon dolarla Avusturya, 6 milyon dolarla Hollanda, 5,8 milyon dolarla Birleşik Krallık ve 4 milyon dolarla İsviçre izledi. UYMSİB Başkanı Senih Yazgan, zirai don ve kuraklık nedeniyle oluşan kalitesiz ürün yüzünden ihracatın bu rakamlarda kaldığını belirterek, "Miktar olarak ihracatımız 18 bin tonlardan 15 bin tona geriledi. Kaliteli ürün olsaydı çok daha iyi rakamlara ulaşabilirdik" dedi. Yazgan, Bursa siyahının Türkiye'nin farklı bölgelerinde yetiştirilmeye başlandığını belirterek, "Aydın bölgesinde, İzmir, Manisa ve Denizli'de üretiliyor. Bursa daha kalın kabuklu raf ömrü daha uzun, diğerleri ince kabuklu. Erkenci olması dolayısıyla pazarda avantajlı oluyor, çiftçi de kazançlı gördüğünden üretiyor" diye konuştu. Yaşanan olumsuzluklara rağmen 70 milyon doları geçen bir ihracata imza atılmasının başarı olduğunu vurgulayan Yazgan, Türkiye'nin tarımsal potansiyelinin yüksek olduğunu ancak yeterince değerlendirilmediğini söyledi.

Adana, Kozan’da Cennet Hurması Almanya’ya İhraç Edildi Video Galeri

Adana, Kozan’da Cennet Hurması Almanya’ya İhraç Edildi

Cennet hurmasının en çok üretiminin yapıldığı yerlerin başında gelen Adana'nın Kozan ilçesinde, köyde kurulan kurutma tesisiyle bu sezon ilk olarak Almanya'ya ihraç gerçekleştirildi. Bahçede 40 ile 60 TL arasında alıcı bulan hurmanın kurusu ise 500 ile 650 TL arasında hem iç pazara hem de ihracata gönderildi. Türkiye'nin önemli üretim merkezlerinden Adana'nın Kozan ilçesinde birçok aile cennet hurması olarak da bilinen Trabzon hurmasının üretimin gerçekleştiriyor. Geçtiğimiz bahar aylarında yaşanan zirai don nedeniyle rekolte düşse de Kozan'da bu sezon yaklaşık 16 bin 500 dekar alanda toplam üretim 33 bin ton üretim gerçekleştirildi. Türkiye'deki toplam hurmanın yaklaşık yüzde 20'si üretilen ilçede üreticiler 40 ile 60 TL arasında meyvelerini bahçede sattı. Lezzeti ve aromasıyla yurt içi ve yurt dışından talep gören hurmanın büyük bir bölümü kurutma ve cipse ayrıldı. Köyde kurulan tesisle ilk ihracat Kozan ilçesine bağlı kırsal mahallelerden Karabucak'taki köylerine hurma kurutma tesisi kuran Zeki İnce de, bu yıl yaklaşık 1 ton cennet hurması cipsi ile ilk ihracatını Almanya'ya gerçekleştirdi. İnce, bu sene 16,5 dönüm alanda kendi ve çevredeki bahçelerden alım yaparak üretim gerçekleştiğini söyleyerek aşamaları anlattı. İnce "Bahçelerden toplanan ürünler yıkama işleminin ardından kasalara dizilerek kurutuluyor. Ürünlerimiz 21 saat içinde kuruyor. Kozan Karabucak Mahallesi'nde üretime geçtik, köylerde bunu ilk başaran olduk. Bu yıl zirai don nedeniyle üretimde düşüş oldu ancak sezonda 15 ton kapasiteyle üretim yapıyoruz. Yaklaşık 6 ton ürün kuruttuk. İlk ihracatı gerçekleştirdik, Almanya'ya ilk ihracatı yaptık. Kuru ürün kilosu 500-650 TL arasında satılıyor. Yaklaşık 1 aylık bir mesai oldu ve 20 kişiye istihdam sağladık. Bunun ardından portakal kurusunu da düşünüyoruz" dedi. Üreticinin fiyattan memnun kaldığını aktaran İnce, cennet hurmasının bu yıl dalında 40 TL'den başlayıp 60 TL'ye kadar alıcı bulduğunu da sözlerine ekledi. Üreticiden "Kozan hurması" ismi talebi Kuyluk Mahallesi'nde 110 dönüm arazide hurma üretimi yapan Furkan Kütük ise, "Kozan bölgesi olarak hurmanın tanınmasını istiyoruz. Lezzeti farklı. Kurutmalık, yaş ve cipslik gibi her çeşidi var. Pekmezi de yapılıyor. Sarı ve siyah çeşitleri olan bu ürün Kozan hurması olarak bilinsin istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kozan İlçe Tarım Müdürü Mutlu Karataş ile ekipler de sahada üretim alanlarının denetimlerini gerçekleştirirken, bölgede hurma ağaçlarının gelişim ve bakımları teknik konularda çiftçileri desteklemeyi sürdürdüğü kaydedildi. Öte yandan, Kuyluk bölgesinde hurma bahçelerinin sonbahar renklerine bürünmesi de görsel bir şölen sunuyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.