TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ithalat

AGRONEWS - Ithalat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ithalat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tarım ve gıda için 'kriz masası' kurulsun önerisi Haber

Tarım ve gıda için 'kriz masası' kurulsun önerisi

Başta tarım olmak üzere bir çok disiplinde araştırmalar yapan bilim insanlarının bir araya geldiği Tarımsal Bilgi Platformu, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla bozulan küresel dengelerin Türkiye’ye tarım ve gıda güvencesi alanında etkisinin azaltılması amacıyla 11 maddeden oluşan bir önlemler dizisi hazırladı. Kısa ve orta vadede(3 ay/9 ay) alınabilecek önlemlerin toplumsal kaygının azaltılması ve çiftçinin karar verme süreçlerinin rahatlatılması açısından önemine değinilen raporda, Türkiye’nin öncelikli olarak bir kriz masası oluşturması gerektiği belirtildi. Raporda öne çıkan bir başka önemli husus ise Rusya Ukrayna savaşındaki Tahıl Koridoruna benzer, Enerji Gıda Tarım Koridoru oluşturması gerektiği vurgulandı. Tarımsal Bilgi Platformu tarafından, karar alma mekanizmasına yol gösterici nitelikle hazırlanan 11 maddelik öneriyi içeren rapor şöyle: 1. “Enerji, Gıda ve Tarım Kriz Masası” kurulsun Hazine ve Maliye, Tarım ve Orman, Enerji, Ticaret, Ulaştırma Bakanlıkları, BOTAŞ, TMO, EPDK TC Merkez Bankası, TC Ziraat Bankası ve TZOB günlük verilerle ve yüksek reflekslerle aynı masa etrafında toplanmalı-çalışmalı; mazot, gübre, yem, elektrik, sulama, navlun-lojistik ve temel gıda fiyatları için erken uyarı sistemi kurulmalıdır. Avrupa Birliği savaş kaynaklı enerji ve gıda fiyatları oynaklığı karşısında dağınık kurum tepkisi yerine merkezî koordinasyon oluşumu ile süreci izliyor. 2. “Kaygı Yönetim Birimi” oluşturulsun Üretici, tüketici, tarım-gıda sektör bileşenleri, lojistik tedarikçileri, vd. savaşın yarattığı fiyatlar, darboğazlar karşısında büyük kaygı içindedirler. Geleceğin belirsizliği bu kaygıyı daha da artırıyor. Toplumu rahatlatacak, sektöre güven verecek, kaygıları azaltacak bir birimin oluşturulması, sürekli kamuoyu bilgilendirmesi üretimin devamlılığı ve sektörel dinamizm asından gereklilik gösteriyor. 3. Çiftçiye “Üretim Hedefli Destek Paketleri” verilsin Savaş süreci ve devamındaki 2-3 yılda bitkisel üretimde bulunan, hayvancılık faaliyeti içinde yer alan çiftçilere sulama, enerji-elektrik, akaryakıt, gübre, pazara erişim desteklerinde bulunulması ve gıda fiyatlarını dizginleyici bir planlama yapılması hedeflenmelidir. Ayrıca, geniş tabanlı vergi indirimi ve çiftçi borçlarını erteleme-faizlerinden vazgeçme gibi sürükleyici desteklerle de bunlar güçlendirilebilir. ÇKS’ye ve/veya üretici örgütlerine kayıtlı üreticilere ekili alan, ürün deseni ve sulama yoğunluğuna göre dijital mazot iadesi yapılabilir ve desteklerin doğrudan üretime yansıması sağlanabilir. Gübre ve mazot fiyatlarındaki aşırı artışın etkisini hafifletmek için tarımsal destek bütçesi ivedi olarak yükseltilmeli, İlkbahar-Yaz dönemi ekimlerde gübre ihtiyacı düşük olan baklagiller, yem bitkileri gibi ürünlerin üretimini teşvik için destekler artırılmalıdır. Tarımsal desteklerin zamanında ödenmesi üretim motivasyonunu koruyacaktır. Stratejik ürünlerde ihracatın sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı ithalat yapılması arz dengesini destekleyecek ve fiyat şoklarına dirençliliği artıracaktır. 4. “Gübre İçin Tedarik Çeşitlendirmesine” gidilmelidir FAO’ya göre savaş gübre ve enerji tedarik sistemlerini bozmuştur. Üre fiyatları hızla yükseliyor. Türkiye’de Hindistan, Rusya, Belarus, Fas ve Endonezya gibi alternatif kaynaklara yöneldiğini aktarıyor. Türkiye’de de özellikle üre ve DAP’ta kaynak tedarik kanallarının çeşitlendirmesine gitmelidir. Burada liman önceliği, geçici gümrük/vergisel esneklik ve kamu koordinasyonunda toplu alım mekanizması kurulmalı ve spekülatif kazançlar denetlenmelidir. Ayrıca geleceğin belirsizliği ve fiyat hareketliliği karşısında kritik yazlık ekim ve bakım dönemi için mevsimlik üre, DAP ve yem hammaddesi stokunu hedeflemeli ve oluşturmalıdır. Yerli gübre üretiminin artırılması, alternatif gübre uygulamalarının yaygınlaştırılması ve hayvansal atıkların değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Ürün deseni daha az girdi gerektiren yapıya dönüştürülmelidir. 5. “Yem ve Hayvancılık Kırmızı Hat” desteği oluşturulmalıdır Enerji ve gübre şoku, yem ve nakliye maliyetleri hayvancılığı derinden etkiliyor. Bu nedenle hayvancılıktaki kırılganlığın önüne geçmek için özellikle gıda güvencesini önceleyen süt ve besi hayvancılığına yönelik yem kredisi, yem hammaddesi ithalatında hızlandırılmış gümrük, faiz sübvansiyonu ve soğuk zincir elektrik ve akaryakıt desteği sağlanmalıdır. 6. “Buğday, Arpa, Mısır ve Bakliyatta İç Stok” oluşturulmalıdır Bu, TMO üzerinden güven verici iç stoklama politikası ile uygulamaya koyulmalıdır. Panik alımları ve stokçuluk piyasada fiyatları bozar, yükseltir. Türkiye’de temel gıdalarda düzenli iç stok oluşturulmalı ve stok bilgisi de paylaşılmalıdır. TMO satış takvimini önden ilan etmeli ve gerekirse belirli ürünlerde piyasaya kontrollü ürün vererek beklenti enflasyonunun belini kırmalıdır. 7. “Enerji ve Gıda-Tarım Ticaret Koridoru” oluşturmalıdır Bu her şeyden önce lojistik ve sigorta maliyetlerine karşı bir önlemdir. Savaş riski ve nakliye sigortası ve Hürmüz Boğazı geçiş maliyetleri büyük sorun haline gelmiştir. Türkiye gübre, yem hammaddesi, akaryakıt ve tahıl için öncelikli navlun-finansman-depolama-sigorta destekli bir “enerji ve gıda-tarım ticaret koridoru” oluşturmalıdır. Bunun için gerekiyorsa da kamu bankaları üzerinden kısa ve orta vadeli ticaret finansmanı sağlanmalıdır. 8. “Dar Gelirliler İçin Gıda Sepeti Destek Paketi” oluşturulmalıdır Dar gelirli tüketici için temel gıda sepetinde hedefli destek, okul beslenmesi, belediye tedarik ağları ve kooperatif satış kanalları genişletilmelidir. Çünkü enerji ve girdi şoku yalnızca çiftçiyi değil, tüketiciyi de vuruyor ve bundan dolayı iki tarafı aynı anda koruyan paketler devreye konulmalıdır. Bu aynı zamanda gıda enflasyonuna karşı sosyal politikanın bir gereğidir. 9. “Belediyelerde Acil Destek Karşılama Merkezleri” oluşturulmalıdır Savaş koşullarının getirdiği üretim ve tüketim koşullarının zorlaşması ve belirsizleşmesi nedeniyle belediyelere daha fazla sorumluluk düşmektedir. Özellikle gıda tedarikinde, su temininde, ulaşım koşulların sürekliliğinde, yaşlılara bakımda, tarımsal girdi sağlanmasında belediyelerin sadece kendi bütçeleri ile değil merkezi hükümetin kaynak aktarımı yoluyla hizmetlerini artırması ve çeşitlendirmesi sağlanmalıdır. Artan akaryakıt zamları ve fiyatları karşısında toplu ulaşımda çok daha fazla devreye girmeli ve vatandaşı yönlendirici rol oynamalıdır. 10. “Tarımsal Üretim ve Ürünler Güvence” altına alınmalıdır Türkiye son yıllarda iklim değişikliğinden kaynaklı üretim şokları yaşamaktadır. Çiftçinin kayıpları artmaktadır, tüketici daha yüksek fiyatlarla tarımsal ürünlere erişim sağlayabilmektedir. Savaş ortamında çiftçinin kendisini ve ürünlerini güvende hissedebilmesi için önümüzdeki 2-3 yıl sürecince bitkisel üretim ve hayvancılığa yönelik TARSİM uygulamaları yayınlaştırılmalıdır. TARSİM, içinden geçtiğimiz bu zor süreçte sadece ÇKS’ye kayıtlılık temelinde tüm üretim alanları için sigorta uygulamalarına gitmeli ve devlet eliyle prim desteğinde bulunulmalıdır. 11. “Kısa-Orta-Uzun Vadeli Şoklara Dirençli Stratejiler” geliştirilmelidir Şimdiye kadar ortaya konulan acil önlem paketlerine dayanarak ortaya konulan kısa-orta-uzun vadeli politikalarda şunlar ön plan çıkmaktadır; Kısa vadede temel öncelik üretimin devamlılığı ve çiftçinin gelir güvencesidir. Savaşın etkisiyle artan enerji fiyatları gübre ve mazot maliyetlerini yükseltmiş, çiftçinin kararlarını doğrudan etkilemiştir. Bu nedenle girdi desteklerinin artırılması, çiftçi borçlarının ertelenmesi ve uygun finansman mekanizmalarının devreye alınması kritik önemdedir. Desteklerin zamanında ödenmesi üretim güvencesi için önemlidir. Temel stratejik ürünlerde ihracatın sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı ithalat yapılması arz dengesini destekleyecektir. Ulusal stok yönetiminin güçlendirilmesi de fiyat dalgalanmalarını sınırlamak açısından gereklidir.

Türkiye, İtalya’dan tereyağı aldı Haber

Türkiye, İtalya’dan tereyağı aldı

İç piyasada hayvansal yağ fiyatlarında yaşanan hareketlilik, Et ve Süt Kurumu’nu (ESK) harekete geçirdi. Edinilen bilgilere göre kurum, piyasadaki arz sıkıntısını aşmak amacıyla İtalya’dan tereyağı ithalatı gerçekleştirdi. SANAYİCİ İSTEDİ, ESK "KENDİM YAPARIM" DEDİ İthalat sürecinde en dikkat çeken detay ise sanayicilerin talebi oldu. Sektör temsilcilerinin ithalat izni talebine olumsuz yanıt veren ESK, süreci tamamen kendi bünyesinde yürüterek dış alımı gerçekleştirdi. İthal edilen bu tereyağlarının sanayiciye hammadde olarak verilmeyeceği, doğrudan perakende kanallarıyla nihai tüketiciye ulaştırılacağı öğrenildi. İTHALATIN GEREKÇESİ: KREMA VE SÜT TOZU KRİZİ Piyasa uzmanları, tereyağı fiyatlarındaki artışın ve arz yetersizliğinin temelinde "süt tozu" stratejisini görüyor. Son dönemde süt tozu üretiminin azalmasıyla birlikte, yan ürün olan krema arzında ciddi bir düşüş yaşandığı belirtiliyor. İç piyasada yeterli krema bulunamaması tereyağı üretimini kısıtlarken, bu durum fiyatların da kontrolsüz yükselmesine neden olduğu kaydediliyor. İTHALAT MALİYETİ BİLİNMİYOR ESK’nın İtalya’dan gerçekleştirdiği bu operasyonun maliyeti ise henüz netleşmedi. İthal edilen tereyağının hangi fiyat aralığından yapıldığı bilinmezken, ürünlerin piyasaya hangi fiyattan sürüleceği şimdiden merak konusu oldu. İTHALAT YETKİSİ SADECE ESK’YA VERİLMİŞTİ Daha önce 31 Aralık 2025 tarihine kadar tereyağı ve krema ithalatına izin verilmeyeceği bildirilmişken, geçtiğimiz Ocak ayında yayınlanan yeni talimatla bu durum esnetilerek ithalatta yetki sadece Et ve Süt Kurumu'na verilmişti.

Hürmüz Boğazı aksaklıkları dünya çiftçilerini zorluyor Haber

Hürmüz Boğazı aksaklıkları dünya çiftçilerini zorluyor

ABD ve İsrail'in İran'a şubat sonunda saldırı başlatması ve İran'ın misilleme saldırılarıyla yaşanan gerilim, bölgenin özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji ve gübre piyasalarındaki merkezi rolü dolayısıyla tarım açısından da önem taşıyor. Enerjinin gübre üretimi ve taşımacılığında temel bir girdi olması nedeniyle, bölgedeki kesintiler ve artan risk algısı tarımsal girdi piyasalarında oynaklığa yol açıyor. Çatışma öncesinde 70-80 dolar seviyesinde seyreden petrolün 110 dolar bandına tırmandığı görülüyor. Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, ABD'de bir ay önce galon başına 3,6 dolar civarında bulunan motorinin ortalama fiyatının 5,5 doları geçmesi dikkati çekiyor. Bir yıl öncesine kıyasla da yüzde 50'den fazla artan motorinin, tarla hazırlığı, ekim, gübre uygulaması ve ürün taşımacılığı dahil olmak üzere üretimin birçok aşamasında kullanılması, enerji fiyatlarındaki artışın hem gübre üretim maliyetlerinin hem de çiftlik içi operasyon giderlerinin yükselmesine yol açıyor. Gübre fiyatları sert yükseliyor Saldırıların başlamasından bu yana, önemli bir bölümü Orta Doğu'da üretilen gübrenin fiyatı hızla yükseliyor. Sınırlı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedariki nedeniyle yaşanan tesis kapanmaları ve bakım çalışmaları, Hindistan ve Bangladeş'teki gübre üretimini de olumsuz etkiliyor. Çin'in yurt içi arz güvenliğini sağlamak amacıyla gübrede ihracat kısıtlamalarını sıkılaştırması, bahar ekim sezonu dolayısıyla yoğun talebin yaşandığı bir dönemde fiyatların daha da yukarı çıkmasına katkıda bulunuyor. Vadeli işlemlerde çatışmalar öncesindeki hafta ton başına 480 dolar civarında seyreden üre fiyatının 750 doları bulduğu görülüyor. Öte yandan, amonyak ve üreye ilişkin 2026 yılı fiyat varsayımlarını yaklaşık yüzde 25 yükselten Fitch Ratings, çatışmanın ve geçişlerdeki aksamaların ne kadar süreceğine dair belirsizliklere işaret ediyor. Kredi derecelendirme kuruluşu, Hürmüz Boğazı'ndaki kapanmanın daha uzun sürmesinin yıllık ortalama gübre fiyatı varsayımlarını daha da yukarı çekebileceği konusunda uyarıyor. Çiftçilerin manevra alanı daralıyor Amerikan Çiftlik Bürosu Federasyonunun (AFBF) analizine göre, ABD'li çiftçiler jeopolitik gerilimlerin gölgesinde ilkbahar ekim sezonuna giriyor. Gübre alımları, tarla hazırlıkları ve sezonun ilk gübre uygulamalarının halihazırda başladığı dikkate alındığında, girdi fiyatlarının aniden yükselmesi, çiftçilerin manevra alanını daraltıyor. Ülke genelindeki çiftçiler, en temel üretim girdilerinden biri olan gübre konusunda giderek artan bir belirsizlikle karşı karşıya bulunuyor. Girdi maliyetlerinin tarihsel olarak yüksek seviyelerde seyretmesi ve birçok emtia fiyatının önemli ölçüde düşmesi nedeniyle halihazırda zor durumda olan çiftçiler, gübre fiyatlarındaki oynaklığa daha az maruz kalan ürünlerin ekimine yönelmeyi de değerlendiriyor. Sezon başındaki gübre tedarik zinciri aksaklıklarının, girdi bulunabilirliği ve fiyatlar üzerinde orantısız derecede büyük etki yaratabileceği belirtiliyor. Küresel gübre arzında Orta Doğu kritik rol oynuyor AFBF'ye göre İran, amonyak üretiminde kullanılan temel ham madde olan doğal gaz açısından dünyanın en büyük rezervlerinden bazılarına sahip bulunuyor. Yaklaşık yüzde 46 azot içeren ve bitkisel üretimde merkezi rol oynayan üre, azotlu gübrelerin çoğunun temel girdisini oluşturuyor. Orta Doğu, küresel üre ihracatının yaklaşık yarısını, küresel amonyak ihracatının da yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. İran, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır'da üretilen büyük miktardaki üre, amonyak, fosfat, kükürt ve petrolün her yıl Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması nedeniyle risk yalnızca İran'ın üretimiyle sınırlı kalmıyor. Gübre piyasasının küresel ölçekte entegre olması nedeniyle, bir bölgede yaşanan arz kesintileri başka yerlerde fiyatları ve bulunabilirliği doğrudan etkiliyor. ABD gübrenin bir kısmında ithalata bağımlı ABD, gübre talebini karşılamak için hem yerli üretime hem de ithalata dayanıyor. İthalat bağımlılığı, potasyumda yaklaşık yüzde 97, azotta yüzde 18 ve fosfatta yüzde 13 seviyelerinde seyrediyor. ABD doğrudan Orta Doğu'dan büyük miktarda gübre ithal etmese bile, bölgedeki fiyat hareketleri iç piyasayı etkiliyor. Basra Körfezi kaynaklı gübrelere bağımlı Hindistan veya Brezilya gibi ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesi durumunda, küresel arz üzerindeki rekabetin artacağı ve bunun da ABD'li çiftçiler için fiyatları yukarı çekeceği ifade ediliyor. Avrupa tarım sektörüne yönelik plan üzerinde çalışıyor Avrupa Birliği'nde (AB) de tarım sektörü, Orta Doğu'daki gelişmelerden kaynaklanan enerji fiyatlarındaki hızlı artıştan doğrudan etkilenirken, üye ülkeler çiftçilerine çeşitli alanlarda destek sağlamak üzere adımlar atıyor. AB Komisyonu, çiftçilerin artan girdi maliyetlerine karşı desteklenmesi için Ortak Tarım Politikası araçlarının daha esnek kullanılabileceğine işaret ediyor. Komisyon ayrıca ithal gübreye bağımlılığı azaltmak amacıyla alternatif gübre kullanımını teşvik eden ve üretim maliyetlerini düşürmeyi hedefleyen planlar üzerinde çalışıyor. AB ülkelerinin liderleri, elektrik vergilerinin düşürülmesi, şebeke ücretlerinin azaltılması ve devlet yardımlarının genişletilmesi gibi önlemleri gündeme alıyor. AB ülkeleri çeşitli önlemleri devreye alıyor İspanya, Orta Doğu'daki çatışmaların etkilerine karşı tarım ve hayvancılığı destekleyecek 877 milyon avroluk kapsamlı bir paket açıklarken, İtalya'da da çiftçilerin en önemli girdilerinden dizel yakıtta litre başına 25 sent indirim sağlanıyor. Yunanistan hükümeti tarafından duyurulan yaklaşık 300 milyon avroluk paket kapsamında çiftçilere motorin için litre başına 16 sent sübvansiyon sağlanırken, gübre alımlarında yüzde 15'e kadar destek verileceği ifade ediliyor. Fransa ise daha hedefli ve sınırlı süreli destek mekanizmalarıyla tarım sektörünü korumayı tercih ediyor. Hükümet, çiftçilere doğrudan yakıt sübvansiyonu yerine kredi imkanları, sosyal prim ertelemeleri ve vergi kolaylıkları sağlayarak maliyet baskısını hafifletmeye çalışıyor.

Gübre ithalatına yeni düzenleme Haber

Gübre ithalatına yeni düzenleme

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile gübre ithalatına uygulanan gümrük vergisi oranlarında değişikliğe gidildi. Karar kapsamında, İthalat Rejimi Kararı’na ekli listede yer alan ve “31. Fasıl” altında sınıflandırılan gübre ürünlerinin vergi oranları yeniden belirlendi. Düzenleme özellikle azotlu gübreler (3102 GTİP) ile mineral ve kompoze gübreleri (3105 GTİP) kapsıyor. Karara göre, amonyum sülfat, amonyum nitrat, kalsiyum amonyum nitrat (CAN) ve diamonyum fosfat gübrelerinde (DAP) gümrük vergileri sıfırlandı. Bazı ürün gruplarında gümrük vergisi oranları ise yüzde 6,5 seviyesinde belirleniyor zira vergi yapısı ithalat yapılan ülke gruplarına göre farklılık göstermeye devam ediyor. Söz konusu değişikliğin, Türkiye’nin kimyasal gübrede yüksek orandaki dışa bağımlılığı nedeniyle doğrudan maliyetler üzerinde etkili olması bekleniyor. Bunun yanında ürün bazlı farklılaşan vergi oranlarının, ithalat kompozisyonunu ve tedarik tercihlerini yeniden şekillendirmesi bekleniyor. Uzmanlara göre düzenleme, kısa vadede bazı gübre türlerinde fiyat geçişkenliğini artırabilir. Orta vadede ise arz güvenliği, maliyet yönetimi ve üretim planlaması açısından piyasanın yeni vergi yapısına adapte olması öngörülüyor. Karar, yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlüğe girerken uygulamadan Ticaret Bakanlığı sorumlu olacak. Hatırlanacağı üzere İran savaşının patlak vermesinin hemen ardından 7 Mart tarihinde ÜRE gübresinde gümrük vergisi sıfırlanmıştı. Buna ek olarak ÜRE gübresi ihracatı ve transit geçişi de yasaklanmıştı. Ticaret Bakanlığı açıklama yaptı Ticaret Bakanlığı, bazı gübrerin gümrük vergilerine ilişkin ithalat rejim kararında yapılan değişiklikle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, "Ticaret Bakanlığımız, gıda ve tarım sektörünün hammaddelerinde arz güvenliğinin sağlanması ve spekülatif fiyat hareketlerinin önlenmesi ile üretici-tüketici refahının dengeli bir şekilde korunabilmesi amacıyla gerekli tedbirleri dinamik olarak almaktadır. Bu bağlamda, daha önce bölgede yaşanan mevcut küresel gerilimden kaynaklı olarak tarımsal girdilerde fiyat artışı gözlemlenmesi üzerine, gübre arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve sektörün olası maliyet artışlarına karşı korunması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli olarak üre cinsi eşyanın gümrük vergisi sıfırlanmıştır. Bölgedeki gelişmelerin takip edilerek tedarik süreçlerine yönelik etkilerinin değerlendirilmesi ve fiyat hareketlerinin anlık izlenmesi sonucunda, yaşanabilecek olası spekülatif fiyat hareketliliklerinin önceden önlenmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli olarak gübre ürün grubunda yer alan bazı temel nitelikteki azotlu ve kompoze gübrelerin de gümrük vergileri sıfırlanmıştır" denildi. Bakanlığın bölgede yaşanan tüm gelişmeleri anlık olarak takip ettiği ifade edilen açıklamada, fiyat hareketliliklerinin yakından izlendiği, iç ve dış piyasalarda oluşabilen spekülatif hareketlere karşı gerekli tüm tedbirlerin alınmaya devam edeceği kaydedildi.

Çiftçi Borç Yükü Altında Üretimde Zorlanıyor Haber

Çiftçi Borç Yükü Altında Üretimde Zorlanıyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe 2025 yılının üreticiler için çok zor geçtiğini belirtti. Gürer, “Kuraklık, düşük alım fiyatları ve ithal girdiler nedeniyle çiftçi, üretici ve besici borçlanarak üretim yapmaya çalışıyor. Tarım sektörü geçen yıl toplam 42 milyon TL borçlandı ve borç ödeyemeyen birçok çiftçi icralık oldu” dedi. İcra daireleri tarım piyasasına döndü Gürer, borçların artmasıyla icra dairelerinin adeta birer tarım piyasasına dönüştüğünü ifade etti. 26 Şubat 2026 itibarıyla icralık olan tarım envanterinde 60 traktör, 5 bin 249 tarla, 7 besi damı, 352 bağ ve 24 tarım makinesi yer alıyor. Gürer, “Sadece traktör değil, iflas eden işletmelerin tohum ve zirai ilaçları bile hacizle satılıyor. Çiftçi, üretici ve besici borçlar nedeniyle tarımın dışında kalmamalı” diye konuştu. Günlük borç artışı endişe verici CHP’li vekil, tarım borçlarının son bir yılda %42,7 oranında arttığını açıkladı. “Her gün ortalama 1 milyar 15 milyon TL yeni borç yükü çiftçilerin omuzlarına biniyor. 2024 yılında tarım sektörü 868 milyar TL borçla kapandı. 2025’in ilk yılı itibarıyla 239 milyar TL borç eklendi. Bu, bir yılda çiftçiye yüklenen 370 milyar TL’yi gösteriyor” dedi. İthalat bağımlılığı ve savaş riskleri Gürer, ithale dayalı gıda temininin risklerini de vurguladı. “İhtiyaç duyulan temel gıda ürünlerinde dışa bağımlılık, savaş ve kriz dönemlerinde ciddi riskler yaratıyor. Bunun yerine yerli üretimi artıracak politikalar uygulanmalı, planlı üretim ile tarım sektörünün sürdürülebilirliği sağlanmalı” diye konuştu. CHP’li vekil, devletin tarım kesimine finansal destek sağlaması ve borçların faizlerini silerek hacizleri durdurması gerektiğini belirtti. “2026 Tarım Kanunu’na göre finansman desteği 772 milyar TL olmalıydı, ancak 168 milyar TL olarak açıklandı. Mazot, gübre ve yem maliyetleri artarken, borç yükü çiftçiyi üretimden uzaklaştırıyor” dedi. Gürer, üreticilerin yanında olunması ve planlı tarım politikalarının uygulanmasının önemine dikkat çekti.

Kayseri, Karkas Kesimlerde Yağsız Uygulamada 2 Kilo Fire Kararı Haber

Kayseri, Karkas Kesimlerde Yağsız Uygulamada 2 Kilo Fire Kararı

Kesim Standartları kapsamında yağsız kesime geçilmesi konusu ile ilgili KTB Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış ev sahipliğinde basın toplantısı gerçekleştirildi. Borsa hizmet binası toplantı salonunda gerçekleşen toplantıya Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras’ta katıldı. Kayseri'de karkas kesimlerde 2 kilo fire verilmesi kararı aldıklarını ve bu uygulamanın üreticiyi koruyacak bir uygulama olduğunu belirten KTB Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış; "Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından büyükbaş karkas kesimleri için Türkiye genelinde bir uygulama başlatıldı. Büyükbaş hayvan kesimlerinin Türkiye genelinde karkas kesim olarak devam etmesi noktasında bakanlığımız bir yazı gönderdi. Bugün itibariyle bütün illerimizde büyükbaş karkas kesimlerinin yağsız yapılacağı istişareler halinde uygulamaya alındı. Biz de Kayseri Kırmızı Et Üreticilerimiz ile birlikte bütün süreçlerde hem istişare halindeydik, hem de sonuç esnasında birkaç gün önce bir araya gelerek Kayseri'deki uygulamanın nasıl olacağı, üreticilerimize bilgi verilmesini istedik. Bugün üreticilerimizle toplantı yaptık ve son geldiğimiz noktada şehrimizde uygulanacak olan karkas yağsız kesimde Kayseri olarak bir hayvan kesiminde mal başı 2 kilo olarak fire düşülerek kesim olmasını kararlaştırdık. Şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Aslında bu uygulama üreticimizi koruyan bir uygulama. Bütün illerde farklı kesim uygulamaları oluyordu, bakanlığımız bunun önüne geçilebilmesi adına bir uygulama başlattı. Bu uygulamayı benimsediğimizi ifade etmek istiyorum. Üreticilerimizin endişesi olmasın. Özellikle Tarım ve Orman Bakanlığımız kesimle ilgili üreticileri koruyacak şekilde bir uygulama hayata geçirdi. Bu uygulama şu demek; bir hayvan kesimhanecisi isterse büyükbaş hayvandan hiç fire de düşmeyebilir. Ama şehrimizde yıllardır uygulanan bir gelenek var, karkasta 2 kilo fire uygulanması. Biz bu uygulamanın devam etmesini istiyoruz. Uygulamamız bugün itibariyle başlayacaktır" dedi. Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras ise açıklamasında Kayseri olarak bakanlığın uygulamasına uyum göstereceklerini ifade ederek; "Biliyorsunuz ülkemizde üretim her yıl geriye doğru gidiyor. Genç nüfus artık üretime doğru kaymıyor, köylerde genç nüfus üretim yapmıyor. Buna karşılık olarak küçük işletmelerimiz gün geçtikçe kan kaybediyor ve ortadan kalkıyor. Bunun yanında ülkemizde çok aşırı şekilde anaç hayvan kesimi oldu. Buna karşılık olarak da hayvancılıkta üretimimiz her gün geriye gitmekte ve sıkıntı yaşamaktayız. İthalatla bu açığı kapatmaya çalışıyoruz. Biliyorsunuz aşırı şekilde ülkemize ithalat geliyor. Bizim biran önce üretimi artırmamız, bununla ilgili politikalar geliştirmemiz lazım. Kırmızı et üreticileri olarak çok sıkıntılıyız. Her şey markette başlamıyor; hayvanın doğumundan tutun beslenmesinden ve en sonunda karkas kesimine kadar bu iş geliyor. Üretici kesimhanedeki neticeden sonra gelirini elde ediyor. Birçok değişik kesim şekilleri ve standartları vardı, çok çeşitli kafa karışıklıkları vardı. Biz üreticiler olarak yağlı kesilmesini isteriz. Çünkü hayvandan ne çıktıysa parasının alınmasını istiyoruz. Bakanlığın şöyle bir çalışması oldu; 'Türkiye genelinde yağsız kesim olacak' diye. Biz de tabi Kayseri olarak buna uyum göstereceğiz" diye konuştu. Son dönemde hayvanlarda görülen hastalık nedeniyle üreticilerin büyük bir kayba uğradığını dile getiren Başkan Aras; "Üreticilerimiz çok mağdur oldu, yüzde 30-40 civarında verim kaybına ulaştı. Telef oranı çok yüksek oldu, yüzde 5-6-7 civarında bir telef olayı oldu. Biz bunun ceremesini çekiyoruz. Bu aslında Türkiye'de olmayan bir hastalıktı, 25 Mayıs'ta Hakkari tarafından ülkeye girdi ve her tarafa yayıldı. Aslında biz şap hastalığına alışkın üreticileriz ama bu hastalık aynı covid gibi görülmemiş bir hastalıktı. Hayvanı aşırı şekilde yıpratıyor ve hayvan iyileştikten sonra da verimini üzerine alamıyor. Üreticilerimizde yüzde 30-40 civarında bir verim kaybı oluştu, çok büyük telefler oldu. Zarar da çok büyük, tahminim 4 milyar dolar civarında Türkiye çapında üreticinin bir zararı oldu. Birkaç ay sonra bunların sıkıntıları oluşacak. Çünkü üretici besiye gelmeyen hayvanını kesti, hastalık girdi korktu hemen kesti. Her ahırda ölüm olayı oldu. Bu da 3-4 ay sonra piyasaya yansıyacak" ifadelerini kullandı.

Ticaret Bakanlığı’ndan mısıra tarife kontenjanı Haber

Ticaret Bakanlığı’ndan mısıra tarife kontenjanı

Ticaret Bakanlığı, piyasaların doğru yönlendirilerek spekülatif fiyatların önlenmesi, temel gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması ve ülke ihtiyacının yerli üretimin teşviki yoluyla karşılanabilmesi amacıyla üretici ve tüketici refahının birlikte değerlendirileceğini açıkladı. Bakanlık ilgili kurum ve kuruluşlar ile koordineli biçimde ticaret politikası araçlarını kullanarak gerekli tedbirleri aldıklarını duyurdu. Bu çerçevede, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın talebi üzerine, vatandaşlarımızın temel tüketim maddelerinden başta kanatlı eti ve kırmızı et üretiminde kritik öneme sahip bir girdi olan, hayvan yeminin yanı sıra diğer muhtelif gıda ürünlerinin imalinde de kullanılan ve geçen yıl üretiminde önemli düşüş yaşanan mısırda sağlanan arz talep dengesinin ve fiyat istikrarının hasat dönemine kadar devam ettirilebilmesi amacıyla dünya fiyatlarında yaşanan yükseliş eğilimi de dikkate alınarak yerli mısır üretiminin tüketimi karşılamada yetersiz kaldığı miktarın 1 milyon tonluk kısmı için 31 Temmuz tarihine kadar kullanılmak üzere tarife kontenjanı açıldı. Sınırlı miktarda ürüne yönelik ithalata imkan tanıyan bu uygulama, yerli mısır üreticilerimizin korunmasını teminen ürünün hasat dönemi başlamadan önce 1 Ağustos tarihi itibarıyla sona erecek ve mısır ithalatında gümrük vergisi yüzde 130 olarak uygulanmaya devam edecek. Söz konusu tarifenin kontenjanı kapsamı ithalattan adil bir şekilde faydalanılabilmesi amacıyla bir kullanıcı tarafından tek seferde en fazla 8 bin ton ithalat gerçekleştirilebilecek ve aynı ithalatçının tarife kontenjanı kapsamında tekrar ithalat yapılabilmesi için 7 gün beklemesi gerekecek. Ticaret Bakanlığı, başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlar ile istişare halinde, piyasada oluşan arz, talep ve fiyat düzeyini yakından takip ederek gerekli düzenlemeleri zamanında hayata geçirmeye devam edecek.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.