TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karadeniz Teknik Üniversitesi

AGRONEWS - Karadeniz Teknik Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karadeniz Teknik Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Karadeniz’de Hayalet Ağ Alarmı Haber

Karadeniz’de Hayalet Ağ Alarmı

Karadeniz’in doğal ekosistemini ve biyoçeşitliliğini korumak için hayalet ağlardan temizlemek gerektiği belirtildi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, Karadeniz’in gezegenin en sıra dışı ve en kırılgan ekosisteme sahip denizlerinden biri olduğuna dikkat çekti. Erüz "6 ülkeyle çevrili olan bu denizin, yüzey tabakasının altında beklenmedik bir gerçeği saklıyor. Sularının yüzde 80'inden fazlası oksijensiz-anoksiktir. 150 metrenin altında oksijen kayboluyor ve yerini zehirli bir gaz olan hidrojen sülfid alır. Bu nedenle üst yapılı deniz yaşamı ince, ancak çok verimli bir yüzey tabakasına sıkışmıştır, bu da bu sınırlı yaşam alanını son derece değerli kılıyor" dedi. "Karadeniz’de neredeyse hiç görünmeyen, farkında olunmayan ancak her geçen yıl artan bir sorun var" Karadeniz’deki biyo-çeşitliliğe yönelik insan kaynaklı tehditlere vurgu yapan Prof. Dr. Coşkun Erüz "Karadeniz’de neredeyse hiç görünmeyen, farkında olunmayan ancak her geçen yıl artan bir sorun var: terk edilmiş, kayıp veya atılmış ağ ve diğer balıkçılık ekipmanları, diğer adıyla hayalet ağlar. Dayanıklı plastiklerden yapılmış bu ağlar, deniz içerisinde serbest-kontrolsüz dolaşarak on yıllarca varlığını sürdürebiliyor. İster deniz dibine takılmış, ister kayalara dolanmış veya akıntılarla sürüklenmiş olsunlar, bu ağa ve ekipmanlar avlanmaya devam ederek deniz ortamına, canlı yaşamına büyük zarar verirler ve ticari değeri yüksek hamsilerden nesli tehlikede olan mersin balıklarına, kabuklulardan, yunus ve kuşlara kadar her canlıyı avlamaya devam ederler" diye konuştu. "Kaybolan tek bir ağ yüzlerce kilo ağırlığında olabilir ve yıllarca biyolojik çeşitliliğe zarar vermeye devam edebilir" Avrupa Çevre Ajansı'na (EEA) göre Karadeniz'deki deniz kirliliğinin yüzde 85'inin plastikten oluştuğuna da dikkat çeken "BlackNets" projesi koordinatörü de olan Erüz "Küresel olarak, hayalet ağların bunun yaklaşık yüzde 10'unu oluşturduğu düşünülüyor ve bazı kritik bölgelerde ise balıkçılık ekipmanları, hayalet ağlar ve plastik atık deniz çöpü atığının yarısını oluşturuyor. Kaybolan tek bir ağ yüzlerce kilo ağırlığında olabilir ve yıllarca biyolojik çeşitliliğe zarar vermeye devam edebilir. Kontrol dışı kalan, denizde terkedilen, atılan bu ağlar ortada görünmüyor olsa dahi, su içinde ve zeminde habitat ve ekosistem bozulmasına biyoçeşitliliğin zarar görmesine neden oluyor. Kontrolsüz bir şekilde balıkları ve diğer canlıları yakalamaya devam ediyorlar. Denizlerde görünmez, sinsi katil gibiler açıklamasında bulundu. Ortak deniz Karadeniz’i korumak her bireyin, kurum ve kuruluşların, özellikle bu denizden geçim sağlayan balıkçıların görev ve sorumluluğudur" şeklinde konuştu. BlackNETS projesi bitti, Horizin Rower başlıyor Prof. Dr. Coşkun Erüz, BlackNETS projesinin 2025 Aralık sonu itibari ile tamamlandığını, KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi olarak 2026 yılı itibari ile Horizin ROWER projesini başlatacaklarını ifade ederek "Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliği ile hayalet ağ geri toplama çalışmaları planlanmakta, diğer kurum ve kuruluşların desteği ile 2026 itibari ile yeni proje ve uygulamalarla da hayalet ağ sorunu konusunda toplumsal bilgi ve farkındalığı arttırma, geri kazanarak deniz ekosistemini rehabilite etme, koruma çalışmaları devam ettirilecektir" ifadelerini kullandı.

Kahverengi Kokarca Fındıkta Zarar Yüzde Yüze Dayandı Haber

Kahverengi Kokarca Fındıkta Zarar Yüzde Yüze Dayandı

Türkiye'de özellikle Karadeniz Bölgesi'nde her yıl milyar dolarlık ihracat geliri sağlanan fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine son yıllarda büyük zarar veren kahverengi kokarcanın, bu sezon fındığa zararı yüzde yüze yaklaştığı belirtildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr İsmail Demir, Karadeniz sahil şeridi boyunca hızla yayılan istilacı kokarca böceğinin bölgede özellikle fındık üretiminde büyük kayıplara yol açtığını söyledi. Demir "Yoğunluğun yüksek olduğu bölgelerde zarar oranı yüzde 70-80'e, hatta zaman zaman yüzde 100'e ulaşabilmektedir" dedi. Karadeniz sahil şeridinin iklim koşullarının kokarca için son derece uygun olduğu belirten Prof. Dr İsmail Demir, istilacı böceğin doğal düşmanının Türkiye'de bulunmamasının yayılım hızını daha da artırdığını kaydetti. Kokarcanın geniş bitki çeşitliliğiyle beslenebilmesi de kısa sürede yerleşip çoğalmasını kolaylaştırdığını belirten Demir, denize yakın bölgelerde etkisi artan böceğin, rakım yükseldikçe azaldığı, bazı yüksek kesimlerde ise hiç görülmediğini kaydetti. Böceğin İtalya'da da yaygın göründüğünü kaydeden Demir, "Kokarca, Karadeniz sahil şeridi boyunca denize paralel şekilde yayılım göstermekte ve maalesef sahil şeridimizin uzunluğu nedeniyle çok geniş bir alanda etkili olmaktadır. Böcek, 2017 yılında Batum'dan ülkemize giriş yapmış, aynı dönemde İstanbul'da da tespit edilmiştir; İstanbul'a ise Avrupa'dan ulaşmıştır. Avrupa'da özellikle İtalya'da çok yaygın ve etkilidir ve oradan ülkemize taşınmıştır. Doğu Karadeniz'de ise Batum'da oldukça yoğun ve etkiliydi; Gürcistan üzerinden de bölgemize giriş yapmıştır. Karadeniz sahil şeridi, bu böcek için çok uygun bir iklim sunmaktadır" diye konuştu. "Böceğin doğal düşmanı yoktur" Böceğin doğal düşmanı olmadığını belirten Demir, " Böceğin doğal düşmanı yoktur. Samuray arısı doğal düşmanlarından biri olsa da istilacı türlerde bu tür doğal düşmanlar genellikle arkadan çok sonra geliyor. Bu böceğin doğal düşmanı hâlen ülkemize ulaşmamıştır. Ayrıca beslendiği bitki çeşitliliği çok geniş olduğu için kısa sürede bölgemize yerleşmiş ve hızla yayılmıştır. Bu yayılım nedeniyle özellikle fındıkta büyük bir ekonomik kayıp yaşanmaktadır. Böcek sahil şeridinde çok yoğundur. Rakım 300-500 metreye çıktıkça yoğunluğu ve sayısı belirgin şekilde azalmaktadır. Bu nedenle zararın boyutu da yoğunlukla doğru orantılıdır. Yomra'nın Yokuşlu Mahallesi'ndenim; geçen yıl yaklaşık 300-400 metre rakımdaki bahçemde yiyecek fındık bulamadım. Bu yıl ise yoğunluk geçen yılın 20-30-40 katına çıkmış durumdaydı. Dolayısıyla geçen yıl az da olsa fındık bulamadığım bahçede bu yıl hiç bulamadım. Yoğunluğun yüksek olduğu yerlerde zarar oranı yüzde yüze kadar çıkmaktadır. Rakım yükseldikçe zararın azaldığı görülmektedir. Sebze ve meyvelerde de farklı oranlarda zarar oluşmaktadır. Yoğunluğun yüksek olduğu bölgelerde zarar oranı yüzde 70-80'e, hatta zaman zaman yüzde 100'e ulaşabilmektedir. Bu durum özellikle denize yakın kesimlerde görülmekte; rakım arttıkça yoğunluk azalmakta hatta bazı yüksek bölgelerde hiç görülmemektedir" şeklinde konuştu. Demir, böceğin rakıma bağlı olarak kendine uygun yaşam alanlarını seçtiğini kaydederek "Böcekler, rakıma bağlı olarak kendilerine uygun yaşam alanları seçmektedir. Hem beslendikleri bitkiler hem de sıcaklık-soğukluk gibi çevresel koşullar bu dağılımı belirlemektedir. Bu, böceğin daha yukarılara çıkmayacağı anlamına gelmez; küresel iklim değişikliğinin etkisiyle gelecekte daha yüksek rakımlara da yayılabilir. Bu durum tüm istilacı böcekler için geçerlidir" ifadelerini kullandı.

Karadeniz'de balık stokları azalıyor Haber

Karadeniz'de balık stokları azalıyor

Özellikle son 15 yılda başta hamsi, istavrit olmak üzere diğer balık stoklarında belirgin bir azalma görüldüğünü belirten Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Şahin, bunun iki önemli sebepten kaynaklandığını vurguladı. Balık stoklarındaki azalmayı istatistiki verilerden gördüklerini kaydeden Şahin, "Şu anda tezgâhlarda balık çeşitliliğini zamansal olarak iyi görsek te bana göre henüz daha bir iyileşme yok. Bunlarla ilgili veriler yaptığımız çalışmalardan karşımıza çıkacak. Aldığımız örnekler yaptığımız analizler bize bunu verecek" dedi. Kirlilik ve aşırı avcılık öne çıkıyor Balık stoklarındaki azalmanın nedenleri arasında kirlilik ve aşırı avlanmanın öne çıktığını belirten Şahin, "Karadeniz'de son 15 yıldır özellikle hamsi, istavrit ve diğer balıklar stoklarında bir azalma var bunu görülüyor. Bunu istatistiki verilerde de görüyoruz, her geçen gün karşımıza net bir şekilde çıkıyor. Bununla ilgili ilk olarak üç yıl önce Tarım Bakanlığı direkt devreye girerek balık boyunu ölçerek hemen av yasağı getirirdi. Belli bir süre av yasağı uyguluyor ki çok güzel bir yöntem. Ancak bakıyoruz ki Karadeniz'de stoklar azalıyor. Bize göre iki tane önemli sebep var. Bir tanesi Karadeniz'in her geçen gün kirlenmesi kıyılarımızdaki kirlilik gerek çöp atığı gerek biyolojik atıklar bunu bize gösteriyor. Diğeri de balıkçılarımızın yapmış olduğu aşırı avlanma ve av tekniklerindeki hatalar karşımıza çıkıyor. Bu konuda da Tarım Bakanlığı her geçen gün yeni kanunlarla yeni uygulamalarla bunları gidermeye, düzeltmeye çalışıyor. Şu anda tezgâhlarda balık çeşitliliğini zamansal olarak iyi görsek te bana göre henüz daha bir iyileşme yok. Bunlarla ilgili veriler yaptığımız çalışmalardan karşımıza çıkacak. Aldığımız örnekler yaptığımız analizler bize bunu verecek" diye konuştu. Balık avı süresinin uzatılıp ya da kısaltılmasıyla ilgili yapılan spekülasyonlarla ilgili değerlendirmede bulunan Şahin, "Av yasağı uzatılsın veya kısaltılsın ya da şu tarihte başlasın şu tarihte bitsin diye ezbere söylemek çok yanlış. Bu sene için örnek verecek olursak, bu sene deniz suyu çok geç ısındı. Halen daha belli sıcaklık derecesinin altında şu anda. Bu da bizim yazın üreyen balık stokları için henüz daha üreme döngüsü başlamadı demek. Belki balıkların karnında havyar var ama bunu dökmüyor. Bunun en güzel tarafı bunu sahada takip etmek. Su sıcaklığı ile beraber balıkların üreme döngüsü zaten bizim av yasaklarımız üreme döngüsüyle alakalı bir yasak. Bu üreme döngüsünü Tarım Bakanlığı, üniversiteler beraber takip edip ne zaman uygun görürseler o zaman demesi lazım. Bu belki 15 gün geç olacak ama en azından tam bir veriye dayanarak, sahadaki çalışmaya dayanarak elde edilmiş, verilmiş bir karar olacaktır. Bence bu şekilde yürütülmeli" ifadelerini kullandı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.