Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kastamonu

AGRONEWS - Kastamonu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kastamonu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“Sarıkılçık pirinci” tartışmasına Tosya Belediyesi’nden açıklama Haber

“Sarıkılçık pirinci” tartışmasına Tosya Belediyesi’nden açıklama

Çankır'nın Ilgaz Belediye Başkanı Mehmet Öztürk, kentin Ilgaz ilçesinde yetiştirilen "sarıkılçık pirinci" için Avrupa Birliği'nden coğrafi işaret tescil belgesi almak için çalışma yürüttüklerini açıkladı. Belediye Başkanı Öztürk'ün açıklaması, "sarıkılçık pirinci"nin coğrafi işaret belgesiyle tescillendiği Kastamonu'nun Tosya ilçesinde tepkilere sebep oldu. Konuyla ilgili Tosya Belediyesi’nden yapılan açıklamada, Tosya sarıkılçık pirincinin ilçe dışındaki bölgelerde ekolojik şartlar sebebiyle aynı kalitede yetişmediğini ve bu durumun başka bölgelerde sahiplenilmesinin önüne geçtiğini dile getirildi. Tosya sarıkılçık pirincinin coğrafi işaret tesciliyle koruma altında olduğunun belirtildiği açıklamada, tescil haklarının korunması için gerekli her türlüğü hukuki sürecin titizlikle takip edileceği ifade edildi. Belediyenin açıklamasında şu bilgiler verildi: "Tosya sarıkılçık pirinci, yaklaşık 500 yıllık köklü geçmişiyle Anadolu'nun en kıymetli tarımsal miraslarından biridir. Tarihi kayıtlarda 'padişah hassı' olarak nitelendirilen bu eşsiz lezzet, 16. yüzyıldan bu yana Tosya ile özdeşleşmiş, 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla Türkiye'nin ilk çeltik fabrikasının Tosya'da kurulmasıyla birlikte bu kültür kurumsal bir kimlik kazanmıştır. Tosya sarıkılçık, maratelli, akçeltik ve yaşar pirinçleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında 12 Kasım 2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 8 Kasım 2017 tarihinde 230 tescil numarasıyla münhasıran Tosya Belediye Başkanlığı adına 'Menşe Adı' statüsünde tescil edilmiştir. Bu coğrafi işaret tescili, ürünün sadece Tosya sınırları içerisinde, Devrez Vadisi'nin sunduğu özel toprak yapısı ve kar sularıyla sulanması sonucu oluşan özgün karakterini koruma altına almaktadır. Bilimsel araştırmalar ve geçmişte yapılan saha denemeleri, sarıkılçık yerel genotipinin Tosya dışındaki ekolojik şartlarda aynı kaliteyi veremediğini, hatta hastalıklar nedeniyle tohum dahi oluşturamadığını açıkça ortaya koymuştur. Bu durum, Tosya "sarıkılçık pirinci'nin başka bölgelerce sahiplenilmesinin önündeki biyolojik en büyük engeldir. Ürünümüzün sahip olduğu düşük amiloz (karbonhidratların daha küçük parçalara bölünmesi) oranı, özgün aroması ve kendine has morfolojik yapısı, onu diğer tüm pirinç türlerinden ayıran sarsılmaz özellikleridir. Tosya Belediye Başkanlığı koordinesinde yürütülen denetim komisyonumuz; ekimden hasada, geleneksel ‘keşan’ yönteminden paketlemeye kadar olan tüm süreçleri titizlikle takip etmektedir. 2025 yılı itibarıyla Tosya'da 900 hektarlık ekim alanında gerçekleştirilen üretimle 7 bin 380 ton rekolteye ulaşılmış olup, bu veriler Tosya'nın üretimdeki gücünü ve haklılığını perçinlemektedir. Bu hukuki ve tarihi gerçekler ışığında "Tosya Sarıkılçık Pirinci" isminin ve markasının tescil dışı alanlarda kullanılmasına veya sahiplenilmesine yönelik girişimler, coğrafi işaret hukukuna aykırılık teşkil etmektedir. Belediyemiz, bu milli değerin aslına uygun şekilde korunması ve gelecek nesillere aktarılması hususundaki kararlılığını sürdürecek, tescilli haklarımızın korunması için gerekli her türlü hukuki süreci titizlikle takip edecektir."

Bakan Yumaklı: Tarıma 938 milyar TL destek Haber

Bakan Yumaklı: Tarıma 938 milyar TL destek

Bakan Yumaklı, Kastamonu'da Ilgaz Dağı'ndaki bir otelde düzenlenen "Uluslararası Çiftçi Örgütleri Çalıştayı ve Forumu"nda yaptığı konuşmada, foruma Kırgızistan, Tacikistan, İtalya, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Hindistan'dan üretici birliklerinin katıldığını söyledi. Tarımsal üretimin sadece üretim faaliyeti olmanın ötesine geçtiğini belirten Yumaklı, "Tarımsal üretimin ulusal güvenliğin, ekonomik istikrarın ve toplumsal refahın temel dayanaklarından biri haline geldiği hepimizin malumudur. Ancak içinde bulunduğumuz ve yeni normal olarak tariflediğimiz tepkiler tarım sektörünü derinden ve çok boyutlu risklerle yüzleştirecek etkiye sahip durumda." diye konuştu. Bu risklerin başında küresel iklim krizi geldiğine dikkati çeken Yumaklı, "Bunun en sert etkisini geçtiğimiz yıl ülkemizde zirai don hadisesinde yaşadık. Bu yıl da geçtiğimiz yılın vermiş olduğu tedirginlikle hava olaylarını takip ettik. Bu hafta, geçtiğimiz haftanın başından itibaren büyük bir risk içeriyordu. Zirai dona karşı ne yapılması gerekiyorsa onları yaptılar. Sıcaklık değişiklikleri de bizim beklediğimiz kadar büyük oranda gerçekleşmedi. Genel itibarıyla zirai don hadisesi yaşanmadı ancak lokal olarak bazı yerlerde oldu. Bu da üretimimizi büyük ölçüde etkileyecek bir unsur taşımıyor çok şükür." ifadelerini kullandı. Kuraklığın son dönemde önemli bir sorun olmaya devam ettiğini anlatan Yumaklı, "Bir de madalyonun diğer yüzü var. O da kuraklık. Bir taraftan zirai donu, diğer taraftan kuraklığı konuşuyoruz. Küresel iklim değişikliğinin iki önemli etkisi. Her bir derecelik artışın tarımsal üretimde yüzde 8'lik kayba sebep olduğuna dair veriler var. Bu tablo hem çiftçilerimizin hem gıda sistemlerimizin sellerle, kuraklıkla, hastalıklarla, zararlılarla daha fazla mücadele edeceği bir dönemi bize gösteriyor." dedi. Yumaklı, savaşın tarım ve ekonomiye önemli etkileri bulunduğuna işaret ederek, şöyle devam etti: "Bugün yakın coğrafyamızda İran ve Amerika Birleşik Devletleri, İsrail çatışması, enerji ve gübre maliyetlerinde çok önemli maliyet baskısını tarımsal üretimin üzerine getirmiş durumda. Bununla birlikte Türkiye'nin son yıllarda izlemiş olduğu etkin dış politika ve ileriye dönük stratejik yaklaşımlar sayesinde bu tür dalgalanmalara karşı güçlü duruş sergilemiş durumdayız. Bu noktada açıkça ifade etmek isterim ki üreticimiz müsterih olsun, tüketicilerimiz endişe etmesin, sanayicilerimiz de gönül rahatlığıyla yoluna devam etsin. Türkiye bu süreçte hamdolsun, gıda arz güvenliğiyle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamamıştır, yaşamayacaktır. Bunun en önemli nedeni de Türkiye'nin geliştirdiği çoklu tedarik stratejileridir. Proaktif yaklaşım ve küresel şoklara karşı güçlü koruma kalkanıdır." "TARIMIN GELECEĞİ GÜÇLÜ ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİNDEN GEÇMEKTEDİR" Türkiye'nin etrafındaki ateş çemberine rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde barış adası ve güvenli liman olma özelliğini sürdürdüğünü vurgulayan Yumaklı, şunları söyledi: "Türkiye, dünyadaki bütün gelişmeleri doğru okumaktadır ve sürdürülebilir stratejiler üretmeye devam edecektir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her hal ve koşulda devletimiz, bakanlığımız üreticimizin yanında olmuştur, olmaya devam edecektir. Bu doğrultuda 2025'te destekler, zirai don ile ilgili telafiler ve yatırım teşvikleriyle birlikte tarım sektörüne aktarılan kaynak 706 milyar lirayı bulmuştur. 2026 yılında bu çıtayı biraz daha yukarı çıkardık. Sulama yatırımlarından kredi süspansiyonlarına kadar bütün destek ve teşviklere kadar toplam 938 milyar liralık finansmanı sektöre sağlamış durumdayız. Tarım sektöründe elbette önümüzdeki dönemde en çok üzerinde duracağımız hususlar üretici örgütlerinin süreçte daha aktif rol almasıdır. Özellikle üretici organizasyonlarının değerlendirilmesiyle ilgili 2 yıl önce çalışma başlatmıştık. Şuna canıgönülden inanıyoruz, tarımın geleceği güçlü üretici örgütlerinden geçmektedir. Kooperatifler ve tarımsal örgütler sadece ekonomik bir birlikteliği ifade etmez, aynı zamanda üreticinin alın terini ve emeğini koruyan bir vazife, görev ve misyon edinmek zorundadır." Bakan Yumaklı, güçlü ölçekli üreticilerin pazarda söz sahibi olması, rekabet gücünün artması ve gelir istikrarının sağlanabilmesinin sadece ve sadece güçlü üretici örgütleriyle mümkün olduğunun altını çizerek, şöyle konuştu: "Üretimin sürekliliğini sağlayan, tedarik zincirini güçlendiren ve kriz anlarında sistemi ayakta tutan da eğer güçlüyse bu yapılardır. Bu manada üretici örgütleri güçlü üretim demektir, güvenli gıda arzı demektir ve bütün bunlar güvenli geleceğin inşası anlamına gelir. Özellikle üretici örgütlerinin derecelendirmesinde daha kurumsal, daha şeffaf, daha rekabetçi ve sürdürülebilir olunmasını istiyoruz. Üretici örgütlerine birer temsil makamı olarak bakmıyoruz. Bu doğrultuda hem kendi üyelerinin hem de ülkemizin tarımsal geleceğini daha yukarıya taşıyacak olan üretici örgütlerinin kendilerini bir kez daha kontrol etmelerini istirham ediyorum. Bugün ulaştığımız noktada birinci dereceye ulaşan üretici örgütleri bizden sadece bir belge almıyor. Aynı zamanda başarı hikayesini oluşturmuş, güven göstergesini ifade etmiş oluyor ve gelecek inşa ediyorlar. Bu yapılar çiftçimizin özellikle pazardaki gücünü tahkim edebilmesi, üretim zincirini sağlamlaştırması ve ülkemizin gıda güvenliğini sağlaması açısından çok önemli. Örgütlü tarımsal üretim bir tercih değil, zorunluluktur. Bu nedenle hem desteklerimiz hem teşviklerimiz hem de reformlarımızla üretici örgütlerimizi hep birlikte çalışarak daha güçlü, daha dayanıklı, sürdürülebilir hale getireceğiz." Programa Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Tarım Reformu Genel Müdürü Osman Yıldız, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Bölge Direktörü Naoufel Telahigue ile üretici birliklerinin temsilcileri katıldı. Bakan Yumaklı ve katılımcılar, daha sonra kooperatiflerinin yöresel ürünlerinin sergilendiği tezgahları inceledi.

Kastamonu Üniversitesi, Koyunlarda Çift Doğum Başarısı Elde Etti Haber

Kastamonu Üniversitesi, Koyunlarda Çift Doğum Başarısı Elde Etti

Kastamonu Üniversitesi tarafından kurulan ünitede 4 yıldır sürdürülen senkronizasyon çalışmaları sayesinde, tek doğumda 13 koyundan 24 süt kuzusu elde edildi. Yürütülen proje ile küçükbaş hayvancılıkta verimin arttırılması hedefleniyor. Kastamonu Üniversitesi İhsangazi Meslek Yüksekokulu Veterinerlik Bölümü tarafından Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) kapsamında "Koyun Yetiştiriciliği ve Uygulama Ünitesi" oluşturuldu. Kastamonu Üniversitesi'nin katkı ve destekleriyle 2021 yılında hazırlanan ünite, bölgesel hayvancılığın gelişimine katkı sağlamaya devam ediyor. Bu kapsamda oluşturulan ünitede yer alan küçükbaş hayvanların 4 yıldır bakım, besleme, sağlık kontrolleri ve aşılama süreçleri takip ediliyor. Ünitede yapılan çalışmalar sayesinde koyunların kızgınlık oranı yüzde 80'lere, gebelik oranı da yüzde 70'in üzerine ulaştı. Bu yıl yapılan senkronizasyon uygulamasıyla 13 koyun toplam 24 yavru doğurdu. Hem doğum planlamasında hem de kuzu kayıplarının azalmasında büyük önem taşıyan çalışma sayesinde ikizlik oranı 1.8 gibi bir başarıya ulaştı. Ünitede öğrenciler ve öğretim görevlileri tarafından bakımları yapılan koyun ve kuzular, özenle besleniyor. Yapılan çalışmanın hem bölge hem de ülke hayvancılığına büyük katkı sağlaması hedefleniyor. "2021 yılından beri küçükbaş hayvanların bakım, beslenme, büyütülme, sağlık kontrolleri ve aşılama süreçlerini yürütüyoruz" Projeyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi İhsangazi Meslek Yüksekokulu Veterinerlik Bölümü Öğretim Görevlisi Veteriner Hekim Abdullah Şimşek, "Kastamonu Üniversitesi, bölgesel hayvancılığın gelişmesine katkı sağlayan uygulamalı projelerde bilinen bir üniversiteyiz. İhsangazi Meslek Yüksekokulunda da Bilimsel Araştırma Projeleri kapsamında oluşturulan 'Koyun Yetiştiriciliği ve Uygulama Ünitesi' hem eğitim öğretim açısından hem de üretim açısından örnek teşkil ediyor. Bizim amacımız eğitim ile öğretimi birleştirmek. Ünitemiz, sadece teorik eğitimin değil, aynı zamanda uygulamalı mesleki deneyimin kazanıldığı bir merkez haline geldi. Öğrencilerimiz burada doğrudan üretim süreçlerine katılması da bizlerin en büyük önceliğidir. Veterinerlik bölümü öğrencilerimiz, müfredatta yer alan uygulamalı derslerde aktif olarak sahada bulunuyor. Ayrıca gönüllü öğrencilerimiz, ders dışı zamanlarda bakım, doğum ve aşılama süreçlerinde görev alarak mesleki tecrübelerini geliştiriyor. Koyunların ve kuzuların, bakımı, beslenmesi, aşılanması ve denk gelebilirsek doğum süreçlerine katkıları içinde uğraşıyoruz. Böylece mezuniyet öncesi ciddi bir pratik birikim elde ediyorlar" dedi. "Bu yıl 13 koyunumuzdan 24 sağlıklı yavru almayı başardık" 2025 yılına senkronizasyon protokolü uyguladıklarını anlatan Şimşek, "Ünitede yetiştirilen koyunların aynı zamanda bir bölümü, her yıl Kastamonu Üniversitesi yönetim kurulu kararıyla Kurban Bayramı öncesinde satışa sunularak üniversitenin döner sermaye bütçesine de katkı sağlıyor. Kastamonu Üniversitesi, küçükbaş hayvancılıkta hem bilimsel hem de toplumsal bir misyon üstlenmiş oluyor. Bizler, burada öğrencilerimizin hem teorik bilgilerle gelişmesini sağlarken hem de bölgedeki halkımıza başta İhsangazi olmak üzere Kastamonu ve Türkiye genelindeki yetiştiricilerimize bilimsel bilgi ile teorik bilginin nasıl harmanlanacağını, yetiştiricilikte veteriner hekimlerin, teknikerlerin ve teknisyenlerin yer almasıyla nasıl verimli sonuçlar alınacağını göstermeye çalıştık. Bu amaçla biz, ünitemizle 2025 yılı sezonunda senkronizasyon protokolü uyguladık. Yaptığımız senkronizasyon protokolünün amacı koyunlarda kızgınlıklarının toplulaşmasını sağlamak, bu toplulaşmayla birlikte yavru verimimizi arttırmak. Bakım ve besleme çalışmalarında tek düzeni sağlamak. Yaptığımız senkronizasyon çalışması ile bu yıl 13 koyunumuzdan 24 sağlıklı yavru almayı başardık. Yetiştiricilerimiz eğer veteriner hekim desteğiyle, teknik personelin bilgi ve birikimi ile kendi tecrübelerini birleştirerek hayvancılıkta çokta iyi bir ivme kazanacağı anlamına geliyor" diye konuştu. Senkronizasyonun yalnızca bir ilaç uygulaması olmadığını ve üreticilerin bu konuda mutlaka bilinçlenmesi gerektiğine dikkat çeken Şimşek, "Senkronizasyon sayesinde dişi koyunlar aynı dönemde kızgınlık gösteriyor ve koç katılımı planlı şekilde yapılıyor. Bu durum doğumları belli bir zaman dilimlerinde gerçekleşmesini sağlıyor. Bakım ve besleme planlamasını kolaylaştırıyor. Sürü üretimini daha verimli hale getiriyor. Yapılan çalışmalarda kızgınlık oranı yüzde 80'lere, gebelik oranı yüzde 70'in üzerine ulaşabiliyor. Bu da hem doğum planlamasında hem de kuzu kayıplarının azalmasında büyük bir avantaj sağlıyor. Yaklaşık bir hafta önce ünitemizdeki koyunların tamamı doğumlarını yaptı ve sağlıklı şu anda 24 adet kuzumuz var. Bu kuzuların bakımı, beslenmesi, öğrencilerimizin destekleriyle ünite de çalışan personelin sayesinde yürütülüyor. Bu konuda Kastamonu Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal'a çok büyük desteklerini her zaman üzerimizde hissediyoruz. Hocamız sayesinde ünitemiz gün gün büyümeye eksikliklerimizde tamamlanmaya çalışılıyor. Bizlerde bu sayede hem öğrencilerimize hem bölge halkımıza daha iyi hizmet vermeye, onlara daha iyi rol model olmaya çalışıyoruz. Bizim amacımız sadece üretim yapmak değil bilimsel bilgiyi sahaya taşımaktır. Burada merinos ırkı hayvanlarımızda olduğu gibi senkronizasyon uygulamaları, planlı üretim, sürdürülebilir hayvancılık gibi somut örneklerle yetiştiricilerimizi bilgilendirmeye çalışıyoruz. Bu çalışmalarda sadece bölgeye değil ulusal düzeyde küçükbaş hayvancılığın modernizasyonu açısından da büyük önem taşıyor. Bilimsel temelli uygulamalarla desteklenen bu süreç eğitim, üretim ve sürdürülebilirlik ekseninde Türkiye'deki hayvancılık vizyonuna güçlü katkı sağlamayı hedefliyor" şeklinde konuştu. "300 başlık bir çiftlik kurma hayalim var" Kastamonu Üniversitesi İhsangazi Meslek Yüksekokulu Laborant ve Veteriner Sağlık Bölümü öğrencisi Sudenaz Bostan ise, "Danışman hocamız Veteriner Hekim Abdullah Şimşek'in sayesinde koyunlara nasıl bakmamız gerektiğini, sürüye nasıl sahip çıkmamız gerektiğini öğrendik. Kendisine teşekkür ediyorum. Kuzularımızı bakıyoruz, koyunlar yeni doğum yaptılar. Doğumdan sonra yavrusunu kabul etmeyen anneler için düzenli olarak arkadaşlarımız gelip burada emzirme yapıyorlar kuzulara. Kimse böyle bir durum yaşamıyordur diye düşünüyoruz, burada güzel bir eğitim hayatı sürdürüyoruz" dedi. Okuldan mezun olduktan sonra hayalinin 300 başlı bir çiftlik kurmak olduğunu söyleyen Bostan, "Kendime ait 300 başlık bir çiftlik kuracağım inşallah mezun olunca. İnşallah hedeflerim doğrultusunda bunu başaracağıma inanıyorum" şeklinde konuştu.

Buğdayın atası ‘siyez'de hasat dönemi başladı Haber

Buğdayın atası ‘siyez'de hasat dönemi başladı

İhsangazi ilçesinde yaklaşık 12 bin dekar alanda ekilen siyez buğdayı, iç ve dış piyasada ham ve işlenmiş ürün olarak talep görmeye devam ediyor. Bölgede "kabulca" veya "kaplıca" olarak da adlandırılan siyez buğdayının yaklaşık yüzde 70'i bulgur olarak değerlendirilirken, geri kalanı un ve yem üretiminde kullanılıyor. İlaçsız ve gübresiz yetişebilen nadir tahıllardan biri olan ve buğdayın atası kabul edilen siyez, son yıllarda yurt dışında da yoğun talep görüyor. Hasadı biçerdöverlerle yapılan siyez, özellikle yerli ve organik tarıma ilgi duyan tüketiciler tarafından tercih ediliyor. Üretici çiftçiler bu yılki rekolteden memnun olduklarını belirtti. Siyez üretimi yapan çiftçi Sabahattin Ciğerci, "Siyez hasadına başladık. İnşallah bu yıl bereketli ve verimli geçer. Hasadın ardından ürünümüzü işleyerek tüm Türkiye'ye satışını gerçekleştireceğiz" dedi. Bir diğer üretici Yasin Ciğerci ise, "Allah nasip etti, bugün siyez buğdayımızın hasadını yapıyoruz. Bu yıl verimli bir sezon oldu. Geçtiğimiz yıl ekim ayında buğdayımızı toprakla buluşturduk. Süreç içinde büyümesini düzenli olarak takip ettik. Olgunlaşmasının ardından şimdi hasadını yapıyoruz. Taş değirmende işleyip katma değerli ürünlere dönüştürecek ve Türkiye'nin dört bir yanına göndereceğiz" şeklinde konuştu. Ciğerci, "Siyez, çiftçiler için çok değerli çünkü 12 bin yıllık geçmişiyle bugüne kadar genetiği bozulmadan ulaşmış bir ata tohumu. Bizler de İhsangazi'de bu geleneği sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.

Karadeniz’de Gal Arısına Karşı Mücadele Sonuç Veriyor Video Galeri

Karadeniz’de Gal Arısına Karşı Mücadele Sonuç Veriyor

Karadeniz Bölgesi’nde kestane ağaçlarını kurutan gal arısına karşı mücadele sürüyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Talip Çeter, mücadelenin etkilerini göstermeye başladığını ve kestane balında rekoltenin tekrar artmasını beklediklerini ifade etti. Karadeniz Bölgesi'nde ilk kez 2021 yılında görülen ve kestane ağaçlarının kurumasına sebep olan kestane gal arısıyla mücadele devam ediyor. Halk arasında ‘katil arı’ olarak bilinen kestane gal arısına karşı Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü laboratuvarında çoğaltılan 3 bin adet ‘Torymus Sinensis’ böceği, kestane ağaçlarının yoğun olarak bulunduğu ormanlık alanlara bırakıldı. Gal arılarının yumurtalarıyla beslenen böcekler ile ağaçların kurumasının ve yüzde 80 civarında meyve kaybına sebep olan gal arılarının azaltılması hedefleniyor. Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü, kestane ağaçlarının tomurcuklarına yumurta bırakarak çiçek açmasını engelleyen ve zamanla ağaçları tamamen kurutan gal arısıyla mücadele için ilk olarak Cide, İnebolu, Bozkurt ve Çatalzeytin ilçelerinde 12 farklı noktaya laboratuvarda üretilen "Torymus Sinensis" salımı gerçekleştirdi. Mücadele çerçevesinde şu ana kadar da İnebolu, Cide, Bozkurt ve Çatalzeytin ilçelerine 4 bin 200 adet tuzaklar asıldı. Yüzde 80 oranında verimi düşen kestane balı üretiminde rekoltenin de yapılan mücadele neticesinde sayesinde bu yıl artması hedefleniyor. Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talip Çeter, Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi doktora öğrencisi Serhat Karabıcak ve Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü doktora öğrencisi Oktay Bıyıklıoğlu, İnebolu ve Bozkurt ilçelerinde kestane ağaçlarında incelemelerde bulundu. Çeter, Karabıcak ve Bıyıklıoğlu, kestane ormanlarında yaptıkları incelemeler sonrasında kestane ağaçlarında çiçeklenmede artış olduğu ve bu yıl kestane balında da rekoltede artış beklediklerini söyledi. Kestane balının Karadeniz Bölgesi için oldukça önemli bir arı ürünü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Talip Çeter, "Kestane balı, Karadeniz Bölgesi için oldukça önemli bir arı ürünü. Hem katma değeri yüksek hem de şifa kaynağı olarak kullanılan bir arı ürünü. Kestane balı, kestane bitkisinin polen ve nektarından arı tarafından alınarak üretiliyor ama son zamanlarda özellikle yurtdışı kaynaklı olarak ülkemize giren ve Kastamonu bölgesini de yoğun olarak etkileyen kestane gal arısı, önemli derecede verimde düşüşe sebep oldu. Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan hem fiziksel hem de biyolojik mücadeleyle bunun bu yıl gerilediğini görüyoruz. Gal arısının yayılışının ve salgınının kestane ormanlarında gerilediğini görüyoruz. Kestane bitkisinin özellikle yıllık filizlerine yumurta bırakmak suretiyle burada oluşturduğu gal, hem fotosentetik üretimini engelliyor ve bitkinin gelişimini engellemek suretiyle de çiçeklenmesini dolayısıyla polen ve nektar üretimini olumsuz yönde etkilemek suretiyle bundan bir yan ürünü olarak elde edilen bal üretimini de çok olumsuz etkiliyor" dedi. "Gal arısıyla ilgili daha çok araştırmaların yapılması gerekiyor" Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi doktora öğrencisi Serhat Karabıcak ise, "Şu anda maalesef ki rekoltenin düşük olmasının sebeplerinden biri olarak gal hastalığını görebiliyoruz. Hem çiçeklenmeyi engellemesi hem de ağacı neredeyse kurutacak düzeye kadar getirmesi sebebiyle gal arısı büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Gal arısının ülkemize Bursa bölgesinden yaklaşık 7-8 yıl önce giriş yaptığı bilinmektedir. Bundan dolayı kestane balı üretimi ve kestane ürünleri özellikle büyük rekolte kaybına neden olmaktadır. Gal hastalığıyla ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Ormancılarla görüştüğümüz zaman predatörü olan bir böceği saldıkları ve bunun ne kadar yeterli olduğunu yıllar bunu bize gösterecek. Bu konuda daha çok araştırmaların yapılması gerekiyor. Türkiye burada kestane balı üretiminde öncü ülke" şeklinde konuştu. "Gal arısında bu yıl düşüş görülmektedir" Ballarla ilgili tez araştırması yapan Kastamonu Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü doktora öğrencisi Oktay Bıyıklıoğlu da, "Bunu önlemek için hem biz, Biyoloji Bölümü olarak hem de Tarım ve Orman Bakanlığının birçok çalışması mevcuttur. Bazen fermon tuzaklarıyla çalışmalar yürütülürken kimi zamanda çalışalar biyolojik mücadele yöntemi ile yapılmaktadır. Biyolojik mücadele yönetimi oldukça etkili ve dünyanın genelinde sonuç alınmış bir yöntemdir. Ancak bu mücadele ortalama 7-8 yıl sürmektedir. Bakanlığımızın çalışmalarıyla birlikte gal arısında bu yıl düşüş görülmektedir. Aynı zamanda bizim yine önemli bir çıktığımız olan kestane balı üretiminde de iyileşmeler görülmektedir. Bu yıl Karadeniz Bölgesinde mücadelede dördüncü yıldayız. Yaklaşık 5-6 yıl içinde muhtemel kestane ormanlarında ciddi düzelmeler olacaktır" ifadelerini kullandı.

Bakan Yumaklı, Kadınlarla Birlikte Sarımsak Dikti Haber

Bakan Yumaklı, Kadınlarla Birlikte Sarımsak Dikti

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde düzenlenen sarımsak dikim programına katılarak tarlada çalışan kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Yumaklı, kadın üreticilere karanfil dağıttı ve onlarla birlikte sarımsak ekimi yaptı. “Sarımsak üretimi ülke ekonomisine 25 milyar TL katkı sağlıyor” Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada Türkiye’de 2024 yılı sonunda 125 bin ton kuru, 51 bin ton yaş sarımsak üretildiğini belirterek, bu üretimin %22’sinin Taşköprü’de gerçekleştirildiğini vurguladı. Yumaklı, sarımsağın mutfakların vazgeçilmez ürünü olduğunu ifade ederek, Türkiye ekonomisine yıllık 25 milyar liralık katkı sağladığını söyledi. Taşköprü sarımsağı uluslararası alanda tanınıyor Bakan Yumaklı, Taşköprü sarımsağının coğrafi işaret tescili aldığını belirterek, “Bu sayede ürünümüz uluslararası pazarda tanınıyor, özellikle Avrupa’da bilinirliği artıyor” dedi. Ayrıca Türkiye’de kişi başına yıllık 1,1 kilogram sarımsak tüketildiğini belirten Yumaklı, üreticilere bereketli bir sezon diledi. Kadın üreticilere destek mesajı Kadın üreticilerin tarımdaki önemine değinen Yumaklı, "Kadınlarımızın emeği, tarımsal üretimimizin bel kemiğidir. Bugün burada onların yanında olmak ve emeklerine destek vermek bizim için çok önemli" dedi. Programa, Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu Milletvekilleri Halil Uluay ve Serap Ekmekci, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arlan ve birçok yetkili katıldı. Bakan Yumaklı, etkinlikten sonra ilçede çeşitli ziyaretlerde bulunarak programını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.