TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Konya

AGRONEWS - Konya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Konya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Konya'da katrancılık mesleğini 65 yıldır yaşatıyorlar Haber

Konya'da katrancılık mesleğini 65 yıldır yaşatıyorlar

Geleneksel yöntemlerle üretilen sedir katranı, asırlık bir zanaati günümüze taşıyor. Konya'da Mevlana Meydanı çevresinde katrancılık mesleğini yaklaşık 65 yıldır devam ettiren ve katrancı baba olarak bilinen esnaf Nafiz Ünalacak (80), katranının hem hayvancılıkta hem de insanlar tarafından farklı amaçlarla kullanıldığını belirtti. Sağlık sorunları nedeniyle mesleğini oğlu Tevfik Ünalacak'a devrettiğini ifade eden Ünalacak, kendisinin ise dükkanda fahri olarak destek vermeyi sürdürdüğünü söyledi. Geleneksel üretim yöntemleriyle elde edilen sedir katranının doğal yapısı nedeniyle yoğun ilgi gördüğünü belirten Ünalacak ailesi, dededen toruna aktarılan bu mesleği yaşatmaya devam ediyor. "Sedir katranı akciğere, nefes darlığına, iç hastalıklarına faydalıdır" Katrancılığı devam ettirdiğini anlatan esnaf Nafiz Ünalacak, "Rahatsızlanınca ameliyat geçirdiğim için mahdum Tevfik Ünalacak'a devrettim, o yürütüyor. Ben burada fahri olarak ona yardımcı oluyorum. Öyle devam ediyoruz. Aşağı yukarı 15 yaşında başladık. Dükkanı kapatmamak için oğluma devrettim. İşe devam ediyor. Katran, zift, makineye vesaire satardık. Şimdi biraz baharat, sedir katranı, onlara da devam etmeye başladık. İnsanlara faydalı olsun diye. Katranlar çeşitli... Hayvanlara kullanılan katranlar var. Koyun, kuzu, inek, dana, şap hastalığına kullanılıyor. Sonradan da insanlar için de sedir katranı olarak tavsiye ediyoruz. Akciğere, nefes darlığına, iç hastalıklarına faydalı bir şey. Kullanımı su bardağına bir iki damla damlatarak içilebiliyor. Faydasını da görenler birbirine tavsiye edip geliyor. Eskiden satıyorduk. Lastik sanayinde kullanılıyordu. Lastik fabrikaları zaman aşımında teknoloji ilerlediği için ayakkabıya döndü. Eskiden lastik ayakkabı kullanılıyordu, katranlar hamur içine giriyordu madde olarak. Fabrikaların çoğu kapattı. Yani teknoloji yürümedi. Yeni yeni ayakkabılara kullanmaya başladılar. Sonra hayvancılıkta kullanılıyor. Hayvan hastalıklarına, yarasına, beresine o şekil devam ediyor" dedi. "Tadı acıdır, acı olduğu için acının da faydasını görmesi gerekiyor insanların" Üretim aşamasının çok meşakkatli olduğunu anlatan Tevfik Ünalacak (44), "Ağacın gövdesinden parçalar ayrılıyor. Ondan sonra bir çukurun içinde malzeme konuluyor. Sızdırma yöntemi oluyor. Çukuru kapatıp üzerinde ateş yakılıyor. O ısıyla beraber bir bakıma eski usül ısıl işlem gösteriyorlar ağaca ve ürün sızma yapıyor. Kendi özünü bırakmaya başlıyor. Bir bakıma üzerinde bir sıkıntı varsa, bir acı varsa bir şekilde içindeki sıkıntı çözülür. O sıkıntı insanlara derman oluyor işte. Ağacın kendi özü bir şekilde insana derman olur. Katranın böyle bir özelliği var. Tadı acıdır, acı olduğu için acının da faydasını görmesi gerekiyor insanların. Şeker hastası oluyorlar. Şekeri tolere edemiyorlar. Ama acının faydası yüksek. O yüzden insanların bir miktar hayatlarına acı olması gerekiyor diye düşünüyorum. Cilt için de çok faydalıdır katran. Saçlara da çok faydası vardır. Saç dökülmelerinin de önüne geçer. Çünkü saç dipleri, saçların çıkmasına, dökülmesine sebebiyet olan mantardır, vesairedir bunların önüne geçer ve saçları gürleştirir" şeklinde konuştu. "Sedir ağacının çok niteliği vardır, kıymetli bir ağaçtır" Sedir katranının küçük bir şişede 200 liraya satıldığını söyleyen Tevfik Ünalacak, "Hayvanlar ve insanlar için çam katranı var ağrılarında sızılarında kullanılır. Onun da 1 kilosu 200 lira. Böyle bir farkı var. Sedir ağacının çok niteliği vardır, kıymetli bir ağaçtır. Miras kalır atalarından evlatlarına. Biz de onları ikna ederiz. Bize sedir katranlarını temin etmeleri için. Biz de burada insanlara bunları sunarız. 100 yıldır yapılan bir iş. Dedemden beri gelir. Babamdan devir aldım. İnsanlara faydalı olan ürünleri de arttırıyorum. Kantaron yağı, Hint yağı var. En çok talep gören orijinal lavanta yağı var. Böyle yağlarımız var. Bu hususta dükkanımızı ziyaret edenlere yardımcı oluyoruz" diye konuştu.

Gök üzüm evlerin tavan aralarında kurutularak sofralara hazırlanıyor Haber

Gök üzüm evlerin tavan aralarında kurutularak sofralara hazırlanıyor

Güneş ışığı görmediği için yeşil rengini koruyan bu özel üzüm, kendine has aroması, kokusu ve görüntüsüyle hem bölge halkının hem de tüketicilerin ilgisini çekiyor. Gök üzümün yolculuğu eylül ayında bağ bozumu ile başlıyor. Üzüm, uzun ve zahmetli bir sürecin ardından sofralara ulaşıyor. Bağlardan özenle toplanan salkımlar önce "bandırma" adı verilen işlemden geçiriliyor. Potas ve zeytinyağı karıştırılmış sıcak suya batırılan üzümler, bu sayede hem dayanıklılığını artırıyor hem de rengini koruyor. Daha sonra evlerin gölgeli kısımlarına veya tavan aralarına asılan üzümler, haftalar süren bekleyişin ardından kurutulmuş hale geliyor. Rengini güneşten değil, gölgeden alıyor Hadim'in gök üzümü, diğer üzümlerden farklı olarak güneş altında değil, gölgede kurutuluyor. Bu yöntem sayesinde üzüm, adını aldığı yeşil rengini kaybetmeden kuruyabiliyor. Bölge halkı, bu özelliğiyle gök üzümü "Toroslar'ın yeşil altını" olarak tanımlıyor. Kuruduktan sonra tek tek ayıklanıp sınıflandırılan gök üzüm, özellikle kış aylarında enerji verici bir atıştırmalık olarak tüketiliyor. Torosların serin yamaçlarında yetişen Hadim'in gök üzümü, hem zahmetli üretim süreci hem de kendine has özellikleriyle yöre halkının gururu olmaya devam ediyor. Gök üzüm üreticilerinden Hatice Yaşadı, gök üzümün zahmetli sürecini anlatarak, "Bu üzüm Yağcı Mahallesi'ne özgüdür. Bizim köyün geçim kaynağıdır. Üzüm bandırma işleminin özelliği, yeşil kalması ve rengini koruması içindir. Ateşin üzerinde kaynayan potaslı suya biraz zeytinyağı ekledim. Ne çok kaynatılacak ne de çok soğuk olacak. Bu suya batırdıktan sonra gölgede kurutuyoruz. Çok zahmetli bir iş, iğne oyası gibi. Bağdan kestik geldik, uğraşıyoruz, çatıya asıyoruz. Kuruduktan sonra tek tek ayıklıyoruz, sonra kalitesine göre sınıflandırıyoruz" dedi. Köyün geçim kaynağı Üreticilerden Lütfi Yaşadı ise mahallede hemen her evde gök üzüm kurutulduğunu söyledi. Mahalle sakinlerinin bu üzümü hem kendi ihtiyaçları için hem de satarak aile bütçelerine katkı sağlamak için yaptıklarını ifade ederek, "Her yıl bu mevsimde bu üzümü bandırırız. Cinsi gök üzümdür, ince kabuk ve tek çekirdeklidir. Bu üzümü potas ve zeytinyağı ile kaynatıp bandırıyoruz, sonra tavana asıyoruz. Bu üzüm başka yerde bulunmaz, sadece Yağcı köyüne aittir. Kuruduktan sonra üzümleri indirip ayıklıyoruz. Nazik bir üzüm, ovalamaya gelmez, tek tek ayıklanır. Bizim için yeşil altındır. Bu sene mahsul az ama Allah bereket versin. Köyümüzün geçim kaynağının yüzde sekseni bu üzümdür. Eskiden ‘gerce evi' denilen evlerde kurutulurdu, şimdi herkes çatısında gölgede kurutuyor" şeklinde konuştu. Gök üzüm taze olarak kilosu 100 lira civarında ilçede satışa sunulurken, yaklaşık 5 kilo yaş üzümden 1 kilo kuru üzüm çıkıyor.

Konya'da etkili olan dolu, bahçelere zarar verdi Haber

Konya'da etkili olan dolu, bahçelere zarar verdi

Bozkır ilçesinde dolu yağışı sonrası oluşan zarar için incelemeler başlatıldı. İlçeye bağlı Çağlayan Mahalle sakinlerinden bahçesi zarar gören üretici İsmail Çam, son yağan dolunun bütün mahsullerine zarar verdiğini anlatarak, "2 gün önce yağan doludan dolayı bahçelerimiz çok büyük zarar gördü. Daha önce de don ve dolu atlattık ama az hasarla kurtulmuştuk. Son yağan dolu ise tamamen bitirdi. Allah beterinden saklasın. Emeklerimiz, ümitlerimiz gitti. Çok büyük zararımız var" dedi. "Hasar tespit çalışmalarına başladık" Hasar tespit çalışmalarının hızla sürdüğü belirten Bozkır İlçe Tarım Müdürü Halil Durmuş, "İlçemizde beş mahallede meydana gelen dolu yağışı sebebiyle öncelikle üreticilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. İlçe Tarım Müdürlüğü ve Ziraat Odası Başkanımızla birlikte bir an önce hasar tespit çalışmalarına başladık. Teknik personellerimiz sahada çalışıyor. Rabbim inşallah böyle afetleri bir daha göstermesin. Allah üreticilerimizin yardımcısı olsun. Bir kez daha gördük ki, TARSİM tarım sigortasının önemi çok büyük. Çiftçilerimizi mutlaka tarım sigortalarını yaptırmaya davet ediyoruz. Bakanlığımız sigorta bedellerinin üzerinden ciddi hibe desteği sağlıyor. Tarım sigortaları yapılmalı ki bu tür afetler üretimi tamamen aksatmasın, çiftçilerimiz mağdur durumda kalmasın" dedi.

Ayçiçek yağındaki verimle yağ fiyatları olumlu etkilenecek Haber

Ayçiçek yağındaki verimle yağ fiyatları olumlu etkilenecek

Türkiye'nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya, hasat sezonunda yaklaşık 6 milyon ton tahıl üretimiyle ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Ayçiçeği ekimine çiftçilerin her geçen yıl daha fazla rağbet gösterdiği Konya Ovası, Türkiye'deki ayçiçek yağı üretiminin 200 bin tonluk kısmını karşılamaya başladı. "Vatandaşlarımız herhangi bir tereddüde olmasını gerektirecek bir sıkıntımız yok" Kurak geçen üretim sezonuna rağmen ayçiçeğinin sulu tarımla yetiştirilmesinden kaynaklı büyük bir sorunun olmadığına dikkat çeken Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, "Türkiye'de toplam yağ üretimi 1 milyon 850 bin ton civarında. Bunun da yaklaşık olarak 200 bin ton civarında Konya bölgesinde üretim gerçekleşiyor. Bu da çok ciddi bir üretim miktarı. Konya bölgesi ayçiçek yağı üretiminde gerek yağ fabrikaları olsun, gerekse bunun tarımı olsun ciddi bir potansiyel sağlıyor. Konya bölgesindeki üretilen yağlarda şu an için herhangi bir sıkıntının oluşacağını düşünmüyoruz. Konya bölgesinde yetiştirilen ayçiçekler ağırlıklı olarak sulu alanlarda yetiştirildiği için, çok da hububat kadar rekolte kaybının olacağını tahmin etmiyoruz. İnşallah herhangi bir sıkıntı yaşamayız ama şunu söyleyebiliriz; üretilen ayçiçeklerindeki yağ oranları çok üst düzeyde kaliteli bir şekilde gerçekleşiyor. Vatandaşlarımızın herhangi bir tereddüde ve sıkıntıya girmelerini gerektirecek bir durum yok şu anda. İnşallah önümüzdeki dönemlerde ayçiçek hasatlarıyla beraber bu yağ fiyatlarına da olumlu bir şekilde yansır" dedi. "Sulu bölgelerimizde ayçiçek üretimiyle alakalı herhangi bir problemimiz yok" Konya bölgesi, yağlık ayçiçek üretiminde yaklaşık 600 bin dekar civarında bir üretim alanıan asahip olduğunu anlatan Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, "İklimin kurak gitmesi, yağışların azalması, hububat üretiminde olduğu gibi yeşil mahsul dediğimiz, mısır, ayçiçek, şeker pancarı gibi ürünlerde de bir takım verim düşüklüklerine neden olacağını tahmin ediyoruz. Sulu bölgelerimizde ayçiçek üretimiyle alakalı herhangi bir problemimiz yok. Rekoltelerimizde bir problem olacağını düşünmüyoruz. Yalnız kıraç alanlarda ekilen bazı bölgelerimizde kıraç alanlarda ekilen ayçiçeklerde birtakım rekolte düşüklükleri olabilir. Burada çiftçilerimizin elinden geldiği kadar yaptığı uygulamalar da olsa tabii iklimin bunda çok büyük etkeni oluyor. İklim yağış olmayınca, kurak gidince maalesef ürünlerin rekoltelerinde de düşüşler yaşanabiliyor" şeklinde konuştu. "Ülkemizdeki yetiştirilen ayçiçekler tüketime yetecek seviyede" Herhangi bir kayıp oluşması durumunda Bakanlığın destekleme yapabileceğini dikkat çeken Kırkgöz, "Bu yıl bakanlığımız muhtemelen rekolte kaybı yaşanan ürünlerde ve çiftçilerin maliyetlerini kurtaramayacakları seviyede fiyat oluşması durumunda ekstra desteklemelere de girecek. Burada ayçiçek de bu şekilde bir desteklemenin yapılacağını düşünüyoruz. Bakanlığımızın bu konuda bir çalışma yürüttüğünü de biliyoruz. Bu son tüketiciye giden üründeki fiyatı çok etkileyeceğini düşünmüyoruz. Çünkü çiftçilerimizin maliyetin altında kalan üretimlerde bakanlığımızın yaptığı ekstra destekleme çiftçilerimizin maddi açıdan kurtaracak seviyeye ulaşmasına neden oluyor. Bu da son tüketiciye giden ayçiçek yağındaki fiyatı arttıracağını çok da düşünmüyoruz. Çünkü ülkemizdeki yetiştirilen ayçiçekler tüketime yetecek seviyede. Hatta dönem dönem ihracata da ayçiçek yağı gönderdiğimiz oluyor. Böylesi dönemlerde birtakım söylentiler çıkartılarak bazı kişilerin haksız kazanç sağlamasına neden olmakta. Şu anda ayçiçek hasatlarına çok az bir süre kalmış durumda. İlk önce Trakya bölgesindeki ayçiçekler hasat edilecek. Muhtemelen oralarda da verim düşüklükleri yaşanabilir ama bu nihai ürün olan ayçiçek yağına çok fazla etkileyeceğini düşünmüyoruz" diye konuştu.

Domates yetiştiricileri umutlu Haber

Domates yetiştiricileri umutlu

Geleneksel üretimden modern yöntemlere geçişin hız kazandığı ilçede, özellikle seracılık faaliyetleri sayesinde domates verimi dikkat çekici seviyelere ulaştı. Zor geçen sezonun ardından seralarında domates üretimine yönelen üreticiler; hem verim hem de ürün kalitesinden duydukları memnuniyeti ifade ederek, yeniden toprakla buluşmanın ve ürününü yetiştirmenin sevincini yaşıyor. Hadim’e bağlı Yağcı Mahallesinde üreticilik yapan Fatma Adıgüzel, 2025 yılının zorlu geçtiğini söyledi. Sezon başında etkisini gösteren don olayı ve kuraklık nedeniyle tedirgin olduklarını belirten Adıgüzel, "Bu sene kirazımız üşüdü. Dondan dolayı hiçbir meyveden ürün alamadık. Millet epey zorluk çekti. Biz de böyle domates yetiştiriciliğinden kendimizi kalkındırmaya çalışıyoruz. Çok da iyi verim alıyoruz. Allah’a şükür bir şekilde kendimizi ayakta tutmaya çalışıyoruz. Yapmak isteyenlere de tavsiye ederim. Bakımı biraz zor olsa da güzel verim alıyoruz. Seracılığın en güzel yanı don ve dolu gibi olaylardan fazla etkilenmiyor. Don olayından dolayı ortalıkta çok kıtlık oldu ama domates bizim umudumuz oldu. Domatesten kalkındık Allah’a çok şükürler olsun" dedi. Üreticilerden Mustafa Yerlikaya ise Aladağ Vadisinde seracılık ve ürün çeşitliliğinin artmaya başladığını belirterek, "Geçen yıl arkadaşlar ile otururken sera yapalım dediler ve düşündüm. İlk başta düşüncem serada erik yetiştirmekti. Sonra çileğe geçtik. Sonra çilekten de vazgeçtim, domates ek dediler. Diğer seracı arkadaşlara danıştım. Aladağ Vadisi içerisinde hemen hemen 50 adet sera vardır. Biz seramızı yüzde seksen hibe ile aldık. Domates ektik. Yılda 30 ton falan yetiştiriyoruz. Diğer seralarla 800-1000 tona yakın domates yetişiyor. Aladağ bölgesinde şu anda herkeste hemen hemen domates vardır. Ama biz bunu seraya çevirmek istiyoruz. Açıkta 50 sera varsa 150 tanede dışarıya eken vardır. Devletimiz destek verirse bu Aladağ bölgesini komple sera yaparsak Alanya bölgesi gibi güzelleştirebiliriz. Aladağ bölgesi daha sonrasında da gençlerimize daha etkili olur. Konya’dan gelen gençlerimiz var, ben Konya’dan geldim mesela. 2 yıl kaldım Konya’da. Beğenmedim köye geldim, köyde seracılığa devam ettim ve şuan memnunum. Köyden gidip Konya’da çalışanları bekliyorum köye. Köyde gerçekten hayat var ve özellikle sera konusunda herkesin sera yapmasını isterim. Don çok etkiledi kışın bütün meyvelerimiz üzüm, kiraz, elma, ayva hepsi dondan etkilendi, üşüdü. Sadece seralarda domates olunca ateş yaktık kurtardık" İfadelerini kullandı.

Hadim kirazında zirai don ihracatı durdurdu Haber

Hadim kirazında zirai don ihracatı durdurdu

Konya'nın Toros Dağları eteklerindeki yüksek rakımlı ilçesi Hadim, bu yıl kiraz üretiminde tarihinin en zorlu sezonlarından birini yaşıyor. Aroması, iriliği ve uzun raf ömrüyle ün kazanan ve her yıl neredeyse tamamı yurt dışına ihraç edilen Hadim kirazı, bu sezon nisan ayında yaşanan zirai don nedeniyle ciddi zarar gördü. Üretimde yaşanan bu düşüş, ihracatı tamamen durma noktasına getirdi. Kirazın fiyatı ürün kalitesine göre ortalama 300-350 TL'den satılırken, çok üst kalite ürünler daha yüksek fiyata satılabiliyor. Nisan'daki don, tüm sezonu etkiledi Hadim ve çevresinde Nisan ayının ortalarında meydana gelen ani sıcaklık düşüşü, kiraz ağaçlarının çiçeklenme dönemine denk geldi. Özellikle gece saatlerinde yaşanan don olayı, çiçeklerin büyük bölümünün yanmasına yol açtı. Bu durum hem rekolteyi hem de ürün kalitesini ciddi şekilde etkiledi. Ziraat uzmanları, Hadim kirazında bu yıl bazı bahçelerde ürün kaybının yüzde 90'ı aştığını belirtirken, kalan ürünler hem miktar hem de kalite bakımından ihracat standartlarını karşılayamadığı için dış pazarlara gönderilemeyecek durumda kaldı. İhracat yapılamıyor, iç piyasa da sınırlı Hadim kirazının tamamına yakını her yıl Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkeye ihraç edilerek Türkiye ekonomisine ve bölge üreticisine önemli katkılar sağlıyordu. Ancak bu yıl, dış pazarlara yönelik hiçbir gönderim yapılamadı. İç piyasaya sunulan ürün miktarı da sınırlı olduğu için pazar hacminde büyük daralma yaşanıyor. Üreticiler, kiraz ağaçlarından bekledikleri geliri elde edememenin üzüntüsünü yaşıyor. "Kiraz alım merkezinde sessiz mevsim" Kiraz ihracatçısı Ali Akbalık, kiraz alım merkezinde sessizliğin hakim olduğunu söyledi. İlk defa böyle bir manzara ile karşılaştığını belirten Akbalık, "Bu sene Hadim'de dondan dolayı kiraz olmadı. Geçen sene üretim daha çoktu. Kiraz alım merkezine geçen sene 130-150 ton mal girerdi ama bu sene bu rakamlar yok. Durum böyle olunca fiyatlar tavan yaptı. Şu an biz 400 TL civarında kiraz alımı yapıyoruz. Yurt dışına ihracat bu sene burada yok. Tamamen iç piyasaya, Ankara, İstanbul, İzmir'e gönderiyoruz. Kiraz alım merkezinde günlük 10-15 ton kiraz alımı gerçekleşiyor. Geçen sene bu rakam 130-150 ton idi" dedi. "Dondan dolayı kirazlarda yüzde 90 kayıp oldu" Bir diğer ihracatçı Mustafa Ali Güven ise, "Yaklaşık 30 senedir Hadim ve köylerinden kiraz alımı yapıyoruz ama 2025 senesinde yurt dışına hiç ihracatımız yok. Dondan dolayı kirazlarda yüzde 90 kayıp oldu. Hadim ihracatta ülkeye katma değer sağlayan önemli bir merkezdi. Ama bu sene bir tane bile kiraz ihraç edemedik. 50 ihracatçı firmamız varsa bu sene Hadim'den hiç mal almadılar. İhracata gitmiyor, iç piyasa çalışıyoruz. Rekolte ve tonaj iyi olsa bu fiyatlarla üreticiye yansıması çok iyi" şeklinde konuştu.

Konya'da Hadim kirazında hüzünlü hasat Haber

Konya'da Hadim kirazında hüzünlü hasat

Önceki yıllarda 2 ay boyunca devam eden hasat bu sene don olayı nedeniyle birçok bölgede gerçekleşemedi. Yüksek rakımlı bölgelerde ise rekolte yüzde 90 civarında düştü. 35 bin dekar alanda yetiştirilen, aroması, kalitesi ve tadıyla dikkat çeken Hadim kirazının yüzde 90'ı Avrupa ülkeleri başta olmak ihraç ediliyordu. Rekoltenin düşmesi nedeniyle birçok ihracatçı firmanın da gelmediği ilçede devam eden hasadın yakında tamamlanması bekleniyor. İlçeye bağlı Gezlevi Mahallesinde kiraz yetiştiriciliği yapan Fatma Bircan, yaptığı açıklamada, kiraz hasadında büyük düşüş yaşandığını söyledi. Bu durumun birçok üreticiyi olumsuz yönde etkilediğini belirten Bircan, "Kirazlarımız donduğu için bu yıl az ama daha değerli oldu. Fiyatı çok yüksek olduğu için hiç olmadığı kadar değerli oldu. Geçen yıllarda topladığımız 10 tondan bu seneki 1 ton kiraz daha fazla para ediyor. Toplaması da kolay. Değeri de yüksek. Bu durumdan bir yönüyle de memnun kaldık. Bu yıl da dinlenmemiz gerekiyor. Kiraz toplarken yoruluyor, usanıyorduk. Para falan umurumuzda olmuyor, değeri kalmıyordu" dedi. Kiraz üreticisi Şevket Maldar da hasadın ilk defa bu kadar düşük olduğu vurgulayarak, "Çiftçiyim, emekliyim. Bu yıl Karabük mevkiinde don dolayısıyla hasat çok az ama çok şükür bizim bahçede biraz var. Bugün hasada başladık, topluyoruz. İhracatçı firmalara veriyoruz. Allah vermiş, kirazımız var. Diğer komşulara nazaran bizim bahçede kiraz görünüyor. Nisan'ın 15'inde uzun süreli don olayı yaşandı. Eksi 15 dereceleri gördü. Ağaca su yürüdüğü vakte denk gelince gözleri üşüdü, çiçek açamadı. O yüzden kiraz az. Geçen yıl da rekolte düşüktü. 4 ton civarında hasat yaptık. Bu sene 1 tona yaklaşır. 700-800 kilo civarında tahmin ediyoruz. Alıcılar bahçeye gelip ziyaret ediyor. Fiyatlar ise 300-350 TL. arasında değişiyor. İkinci el 150 lira. Tonaj az olmasına rağmen fiyat yüksek olduğu için geçen seneden fazla almayı umuyoruz.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.