TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kuraklık

AGRONEWS - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Yumaklı: Gıda ve Su İsrafını Önleme Çalışmaları Gaziantep’te Ele Alındı Haber

Bakan Yumaklı: Gıda ve Su İsrafını Önleme Çalışmaları Gaziantep’te Ele Alındı

Hasan Kalyoncu Üniversitesinde düzenlenen Sıfır Atık Çalıştayı Sonuç Konferansı'nda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır. Bu gıdanın üretimi için kullanılan su miktarı ise yılda yaklaşık 250 kilometreküp seviyesindedir. Bu tablo bize çok net bir gerçeği göstermektedir" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gaziantep'te Sıfır Atık Vakfı, Gaziantep Valiliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Üniversitesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı'na katıldı. Konferansta konuşan Bakan Yumaklı, gıda güvenliği, israf, kuraklık, İklim değişikliği ve sıfır atık ile ilgili önemli konulara değindi. Sürdürülebilir gıda sistemleri, su verimliliği ve israfın azaltılması yönünde küresel politikaları güçlendirmek için çabaladıklarını belirtti. "Toplantıyı ulusal politikalara entegre edilmesi yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz" Çalıştay hakkında bilgi veren Bakan Yumaklı, "Bugün; Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları'nın sonuçlarını değerlendirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Sakarya ve Muğla'nın ardından, çalıştayların üçüncü ayağı olarak bugün Gaziantep'teyiz. COP31 sürecinde 'Yerelden Ulusala: İsraf ve Atık' temasıyla düzenlenen bu toplantıyı; yerelde geliştirilen bilgi, deneyim ve çözüm önerilerinin, ulusal politikalara entegre edilmesi yönünde önemli bir adım olarak görüyoruz" dedi. "Programın Gaziantep'te düzenlenmesi tesadüf değil" Çalıştayın Gaziantep'te gerçekleştirilmesinin tesadüf olmadığını belirten Bakan Yumaklı, "Gaziantep, yalnızca sanayi üretimi ve ticaret kapasitesiyle değil; tarımsal üretim gücü ve köklü gıda kültürüyle de Türkiye'nin önde gelen şehirlerinden biridir. Özellikle Antep fıstığı üretiminde, Türkiye dünyada üçüncü sırada bulunmakta, ülkemizde Antep fıstığının yaklaşık yarısı da Gaziantep'te yetiştirilmektedir. Ayrıca Gaziantep, tam 108 coğrafi işaretli ürüne sahiptir. AB coğrafi işaretli ürün sayısı ise 5'e yükselmiştir. Şehrin bu üretim kapasitesi; yüksek katma değer, kırsal istihdam, gıda sanayisi ve ihracat açısından stratejik bir alan oluşturmaktadır. Gaziantep'te tarım; işleme, depolama, ticaret ve sofraya ulaşma aşamalarını kapsayan bütüncül bir gıda ekosistemi içinde ele alınmaktadır. Bu bütüncül yapının en güçlü tamamlayıcısı ise Gaziantep'in mutfak kültürüdür. Gaziantep, UNESCO Fark Oluşturan Şehirler Ağı'na gastronomi alanında dahil edilen Türkiye'nin ilk şehridir. Bu unvan Gaziantep mutfağının, yerel üretime dayanan, mevsimine göre ürün kullanan ve israfı en aza indirmeye öncelik veren bir gelenek olduğunu da tescillemektedir. Bu yönüyle Gaziantep israfla mücadelede, sıfır atık hareketinde yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel beşiktir" ifadelerini kullandı. "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır" Dünyanın iklim değişikliği, artan kuraklık ve nüfus artışı nedeniyle su varlığı ve gıda güvenliği açısından kritik bir süreçten geçtiğine dikkati çeken Bakan Yumaklı, "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 2,3 milyar ton gıdanın kaybedildiği veya israf edildiği hesaplanmaktadır. Bu gıdanın üretimi için kullanılan su miktarı ise yılda yaklaşık 250 kilometreküp seviyesindedir. Bu tablo bize çok net bir gerçeği göstermektedir. Gıda israfı, aynı zamanda kaynak ve en önemlisi su israfıdır. Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde, gıda ve su israfına yönelik başlatılan yaklaşımlar tam da bu sorunlara çözüm üretme iradesinin somut tezahürleridir. Bu anlayış doğrultusunda başlattığımız 'Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık' kampanyasıyla topluma verdiğimiz mesaj şudur: kayıp ve israf ortak çabayla önlenebilir ve bu dayanışma o kaybı umuda dönüştürebilir. Kampanya kapsamında yaptığımız faaliyetler aracılığıyla, kamuoyunda büyük bir farkındalık oluşturduk. Bu süreç israfla mücadelenin yalnızca mevzuatla değil; davranış değişikliğiyle mümkün olabileceğini açıkça göstermiştir. Suda sıfır kayıp ilkesiyle yürüttüğümüz su verimliliği seferberliği ise yalnızca bir kampanya değil bir zihniyet dönüşümüdür" ifadelerine yer verdi. "Sensör tabanlı sulama teknolojisiyle yüzde 40'a varan su tasarrufu sağlandı" Tarımda dijital ve sensör tabanlı sulama teknolojileriyle yüzde 40'a varan su tasarrufu sağlandığını söyleyen Yumaklı, "Tarımda dijital ve sensör tabanlı sulama teknolojileriyle yüzde 40'a varan su tasarrufu sağlanmıştır. Modern sulama sistemleriyle sulanan alan oranı yüzde 33'e ulaşmıştır. Hedefimiz bu oranı yüzde 50'nin üzerine çıkarmaktır. Ayrıca suyu merkeze alan üretim planlaması ve kuraklığa karşı dayanıklı yeni türlerin geliştirilmesi, bu seferberliğin önemli yapıtaşları olmuştur. Su israfı yalnızca musluğu açık bırakmak değil üretimde, tarımda, sanayide ve şehirlerde suyu verimsiz ve plansız kullanmaktır. Evlerde gri su sistemleri, sanayide geri kazanım teknolojileri, tarımda basınçlı ve damla sulama sistemleriyle bu israfı önlemek mümkündür. Amacımız; her damlanın hesabını yapan bir toplum bilinci oluşturmaktır" şeklinde konuştu. "Gıda ve su israfının tehdit oluşturduğunu ve önlenmesinin kritik bir öncelik olduğunu vurguladık" Uluslararası Sıfır Atık Forumu'nu, 17-19 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da başarıyla gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Yumaklı, "Foruma, 100'ün üzerinde ülke temsilcisi ile 118 kurum ve kuruluş katıldı. Kamu kurumları, özel sektör, akademi, yerel yönetimler ve sivil toplum temsilcileri, sıfır atık politika ve stratejilerini İstanbul'da kapsamlı biçimde ele aldı. Bu sürecin devamında da 'Gıda ve Su İsrafını Önlemek-Geleceği Sahiplenmek' temalı yüksek düzeyli paneli İstanbul'da düzenledik. Bu toplantıda ise 15'i bakan olmak üzere, 31 ülkenin ve uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisiyle buluştuk. Gıda ve su israfının küresel geleceğimiz açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve bu sorunun önlenmesinin kritik bir öncelik olduğunu güçlü bir şekilde vurguladık. Bu toplantılar Sıfır Atık Hareketi'nin küresel merkezinin İstanbul olması yönündeki iradeyi daha da güçlendirmiştir. Ancak küresel platformlarda konuşulan hedeflerin gerçek karşılığını göreceğimiz asıl yer şehirlerimizdir. İşte bu nedenle, bugün Gaziantep'teyiz. Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda yürütülen bu çalıştaylar, ortak bir metodolojiye dayanmaktadır. Tematik masa sistemi ve sorun, çözüm, hedef ve izleme yaklaşımı sayesinde bu toplantılar, yalnızca tespit yapmakla kalmamış; uygulanabilir ve izlenebilir politika girdileri üretmiştir. Bu kapsamda her il için hazırlanacak yerel sıfır atık hedef belgeleri, yerel ihtiyaçların ulusal politika tasarımına veri sağlaması açısından son derece önemlidir" dedi. "Evsel atıktan enerji üretmek somut örneklerden biri" Gaziantep'te yürütülen yerel uygulamaların sıfır atık yaklaşımının yerel ölçekte somut ve ölçülebilir sonuçlar üretebildiğini açıkça gösterdiğini ifade eden Bakan Yutmaklı, "Yıllık yaklaşık 650 bin ton evsel atıktan elde edilen enerjiyle, yaklaşık 50 bin hanenin elektrik ihtiyacının karşılanması, atığın çevresel bir yük olmaktan çıkarılarak ekonomik bir değere dönüştürüldüğünün en somut örneklerinden biridir. ‘Geri Dönüşüm Evde Başlar' ve 'Yeşil Antep' gibi projeler, yerelde sahiplenilen bu dönüşüm iradesinin güçlü örnekleridir. Atığı kaynağında önleme, önlenemez ise katma değere dönüştürme, israfla mücadelenin temelidir. Bu yerel çabalar Türkiye'nin iklim hedefleriyle de doğrudan ilişkilidir. Atık yönetimi, döngüsel ekonomi, gıda israfını önleme ve su verimliliği bu hedefe ulaşmada öncelikli politika alanları arasında yer almaktadır. Bu mücadele merkezi idareden yerel yönetimlere, özel sektörden hane halkına her bir vatandaşımızın ortak sorumluluğudur. Bu çalıştaylar ve sonuç konferansları, COP31 süreci öncesinde Türkiye'nin sıfır atık yaklaşımını, yerel uygulamalar üzerinden, sahaya dayalı ve somut örneklerle anlatabilmesine imkan tanımaktadır. Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı'nın elde edilen çıktıları daha da güçlendireceğine, ulusal ve yerel politika bağını pekiştireceğine ve Türkiye'nin COP 31'e ev sahipliği yaptığı bu dönemde, yeşil dönüşüm hedeflerine önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Bütün çalışmalarımızda bize güçlü desteğini veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a ve Emine Erdoğan Hanımefendiye şükranlarımı sunuyorum. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, Sıfır Atık Vakfı'na, Gaziantep Valiliğine, Gaziantep Büyükşehir Belediyesine, üniversitelerimize ve sürece katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum" diye konuştu. Düzenlenen çalıştaya, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Haluk Kalyoncu ve akademisyenler katıldı.

TZOB’dan kuraklık için zarar telafisi talebi Haber

TZOB’dan kuraklık için zarar telafisi talebi

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2025 yılının üreticiler için zor geçtiğini belirten Bayraktar, "2025 yılı üreticilerimiz için felaket yılı oldu. Çiftçilerimiz başta zirai don, kuraklık, hastalık ve ekonomik şartlar nedeniyle üretimi sürdürebilmek için krediye acilen ihtiyaç duymaktadır. ‘Borcun varsa kredi vermem' şartını koymak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar verir. Biz çiftçilerimiz için borç ertelemesi beklerken, böyle bir uygulamanın başlaması üreticilerimizi büyük bir sıkıntıya sokmuştur. Zor bir dönem geçiren üreticimiz hem para kazanamadı hem de prim yüksekliği nedeniyle SGK'ya olan borçlarını ödeyememektedir. Bir kısmı da ziraat odalarından muafiyet belgesi almak sureti ile SGK'dan çıkmaktadır. Aynı sebeple vergi borcunu ödeyemeyen üreticilerimiz de bulunmaktadır. Zor günler geçiren üreticilerimizin önünden bu engeller acilen kaldırılmalıdır. Yeni bir yıla başladığımız şu günlerde tarım sektörü açısından hemen hemen herkesin 2025 yılına dair hatırlayacağı ilk şey kuşkusuz doğal afetlerdir. Özellikle zirai don ve kuraklık tarım sektörünü önemli ölçüde etkiledi. Tabii bu etki yalnızca üretim azalmasıyla kalmadı. Çiftçilerimizin gelirleri azaldı, gıda tedarik zinciri ve tüketici fiyatları etkilendi. Yani toplumun tüm kesimi doğal afetlerden zarar gördü. Yaşanan zirai donların ardından yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile sigortası olmasa da Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerin maliyetleri, hasar alanları ve oranları nispetinde karşılandı. Fakat sehven yapılan yanlış yönlendirmeler ve bilgi eksikliği sebebiyle bazı çiftçilerimiz bu desteklerden faydalanamadı. Birliğimiz, hak ettiği desteklerden faydalanamayan tek bir çiftçimizin kalmaması için bu sorunu gündeme getirdi. Girişimlerimiz sonucunda bu mağduriyet de giderildi. Karar'a göre son başvuru günü olan 24 Temmuz 2025 tarihinden önce müracaatları ve tespitleri yapıldığı halde bilgileri sisteme sehven girilememiş çiftçilerimiz için 821 milyon lira ek ödeme yapıldı ve böylelikle zirai don desteklerinden faydalanamayan çiftçilerimiz de bu desteklerden faydalandı" ifadelerine yer verdi. "Kuraklıktan zarar gören üreticilerimizin zararları karşılanmalıdır" 2025 yılında zirai don kadar kuraklığın da tarımsal üretime zarar verdiğini vurgulayan Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ziraat odalarımızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda 2025 yılında yağışların yetersiz olduğunu ve istenilen dönemlerde yağmadığını, bunun da ürünlerin gelişimini olumsuz etkilediğini, tarımsal kuraklığın üretime zarar vereceğini sezon içerisinde defalarca dile getirmiştim. Ne yazık ki endişelerimizde haklı çıktık ve 2025 yılında tarımsal kuraklığın da zirai don kadar tarımsal üretime zarar verdiğini görmüş olduk. Özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgemizde tarımsal kuraklık görüldü. Bu da üretim istatistiklerine yansıdı. 2025 yılında bir önceki yıla göre yulaf üretimi yüzde 26, arpa üretimi yüzde 25, çavdar üretimi yüzde 20 ve buğday üretimi yüzde 14 oranında azaldı. Kuru baklagil üretimi ise geçen yıla göre yüzde 29 düştü. Bu ürünler, yapılan planlamalarda ülkemizin üretim miktarlarını ve alanlarını artırmayı hedeflediği stratejik ürünlerdir. Dolayısıyla zirai dondan zarar gören çiftçilerimize yapıldığı gibi tarımsal kuraklıktan zarar gören çiftçilerimizin de zararları karşılanmalıdır. 2025 yılında üretimi etkileyen bir başka durum da şap hastalığı oldu. Şap hastalığı sonucunda hayvanların et ve süt veriminde önemli düşüşler meydana geldi. Bu da üreticilerimizin gelirlerine yansıdı. 2025 yılında yaşanan afetler ve hastalıklar çiftçilerimizin ekonomik dengesini bozdu. Birçok çiftçi kullanmış olduğu kredileri ödeyemeyecek durumdadır. Bu borçluluk hali yalnızca tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar vermemiş, sosyolojik ve psikolojik olarak da birçok sıkıntıyı beraberinde getirmiş, getirecektir. 2025 yılının uzun yıllardır görülmemiş bir afet yılı olduğunu ifade etmiştik. Bu sebeple afetlerden ve hastalıklardan zarar gören çiftçilerimizin durumunu bir nebze rahatlatabilmek adına kullanmış oldukları kredilerin geri ödemesi en az 1 yıl faizsiz olarak ertelenmelidir. Şap hastalığı nedeniyle hayvan kaybı olan üreticilerimizin de düşük faizli kredi temin edilmesi suretiyle desteklenmesi sağlanmalıdır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması adına doğal afetler konusunun daha çok üzerine gidilmeli, afet öncesindeki ve sonrasındaki süreçler doğru politikalarla ve titizlikle yönetilmeli, çiftçilerimiz mağdur edilmemelidir. 2026 yılının afetlerden ve hastalıklardan uzak, bolluk ve bereket içerisinde bir yıl olmasını temenni ediyorum."

Tekirdağ susuz kalabilir: Naip Barajı Doluluğu Yüzde 1’in Altında Haber

Tekirdağ susuz kalabilir: Naip Barajı Doluluğu Yüzde 1’in Altında

Tekirdağ’da içme suyu ve tarımsal sulamada kullanılan Naip Barajı, kuraklığın etkisiyle alarm veriyor. Doluluk oranı yüzde 1’in altına düşen barajda aktif su çekiminin büyük ölçüde sona erdiği bildirildi. Yaşanan düşüş, kent genelinde su güvenliğine yönelik endişeleri artırdı. Süleymanpaşa’nın merkez mahalleleri ile Kumbağ ve Barbaros mahallelerine içme ve kullanma suyu sağlayan Naip Barajı’nda, yaklaşık bir buçuk ay önce yüzde 22’nin üzerinde olan doluluk oranının kısa sürede kritik seviyelere gerilemesi, Trakya’da yaşanan kuraklığın boyutunu gözler önüne serdi. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, baraj sahasında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin birçok bölgesinde yağış görülmesine rağmen Trakya’nın uzun süredir yeterli yağış alamadığını belirtti. Yüceer, son 50-60 yılın en kurak kışlarından birinin yaşandığını ifade ederek, baraj havzasında ağaç köklerinin ortaya çıktığını, toprakta derin çatlaklar oluştuğunu ve daha önce su altında kalan yapıların görünür hale geldiğini söyledi. Kuraklığa rağmen kentte içme suyunun kesintisiz sağlanması için yoğun bir çalışma yürütüldüğünü vurgulayan Yüceer, yaz aylarında yüzer terfi pompalarıyla barajın dip kısmında kalan sınırlı suyun sisteme alındığını hatırlattı. Göreve geldikleri günden bu yana kayıp-kaçak suyla mücadeleye öncelik verdiklerini belirten Yüceer, altyapı yenileme çalışmaları, şebeke güçlendirme projeleri ve yeni su kaynaklarının sisteme kazandırılması için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Yeni baraj projeleri ve alternatif su temin yöntemlerine yönelik teknik çalışmaların da devam ettiği bildirildi. Suyun arıtılıp kullanıma sunulmasının büyük bir maliyet ve emek gerektirdiğine dikkat çeken Yüceer, vatandaşlara tasarruf çağrısında bulunarak, “Bu süreci sadece belediyenin çabasıyla aşmamız mümkün değil. Su kullanımında herkes sorumluluk almalı. Bu mücadeleyi ancak dayanışmayla kazanabiliriz” dedi. Tarımsal sulamanın da kuraklıktan ciddi şekilde etkilendiğini vurgulayan Yüceer, suyun verimli ve kontrollü kullanımının hem bugün hem de gelecek yıllar için hayati öneme sahip olduğunun altını çizdi.

Hatay, Mandalina Hasadında Bereket Var Çiftçi Fiyattan Şikâyetçi Haber

Hatay, Mandalina Hasadında Bereket Var Çiftçi Fiyattan Şikâyetçi

Türkiye'nin en verimli topraklarından olan Hatay'da mandalina hasadında bereketi yaşanıyor. Sabahın erken saatlerinde soğuk havada başlayan hasatta toplanan mandalinalar, Türkiye'nin dört bit yanına gönderiliyor. Defne ilçesi Karşıyaka Mahallesi'nde çiftçilik yapan Mehmet Bal, 20 işçiyle beraber mandalina bahçesinde hasat yapıyor. Mandalinada yaşanan bereketle birlikte ürünün tarla fiyatı 2 TL'ye kadar geriledi. Mandalinanın market fiyatının 35 TL'yi bulduğunu ifade eden çiftçi Bal, marketlerin tarla fiyatının kat kat fazlasına ürünleri vatandaşlara sattığını söyledi. "Bahçelerden mandalina 1 ila 2 TL arasında satılırken marketlerde 30 ila 35 TL arasından insanlara satılıyor" Mandalinada yaşanan bereketle birlikte kilogram fiyatının 2 TL'ye kadar düştüğünü ifade eden çiftçi Mehmet Bal, "Burada 6 dönümlük mandalina bahçemiz var, 2 gündür hasat yapıyoruz. Hasat çok şükür iyi gidiyor ama maliyetleri çok düşük oldu. Fiyatlar 3 yıldır genel olarak çok düşük ve bundan dolayı mandalina ağaçta kalıyor, mandalinayı zararına satıyoruz. İşçiliği mandalina fiyatından yüksek oldu. Bahçelerden mandalina 1 TL ile 2 TL arasında satılırken marketlerde 35 TL arasından insanlara satılıyor. Mandalina geçen yıl olmadı, bir önceki yılda fiyatı düşük kalmıştı. Bu yıl da mandalinanın fiyatından dolayı zarardayız. Kışın etkili olan don yüzünden ağaçlarımızdan bazıları kurudu ve onlardan hasat yapamadık. Kuraklık da bayağı etkili oldu ve ağaçları sulamakta zorlandık. Yağmur yağmadığı için kuyulardan çektiğimiz sularda azaldı. Hasat ettiğimiz mandalinalar Adıyaman'a gidecek. Hasat ettiğimiz bahçeden 10 ton rekolte bekliyorum. Gelecek yıllarda buralarda bir kooperatif kurulursa çiftçiler olarak daha iyi olacak. Biz buradan ucuz satarken marketlerde kat kat fazlasına insanlara satıyorlar" dedi. "İşçilerin yevmiyesi kadınlarda bin TL iken erkeklerden bin 200 ila bin 400 TL arasında değişiyor" Bahçede mandalina hasadı yapan işçilerin ortalama bin TL ila bin 400 TL arasından yevmiye aldıklarını söyleyen işçi Pınar Bekmez, "Mandalina hasadı yapıyoruz. Mandalinaları kamyona yükledikten sonra sebze haline veya şehir dışına gidiyor. Sabah erken 7'de gelip akşam 4'te bırakıyoruz. Sabah erken saatlerinde çok soğuk olduğu için zor oluyor. Bu yüzden bazen ateş yakıp ısınıyorlar. İşçilerin yevmiyesi kadınlarda bin TL iken erkeklerden bin 200 ila bin 400 TL arasında değişiyor. Burada 20 işçilerle birlikte hasat yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

Isparta, Eğirdir’de Kuraklık Çiftçiyi Susuz Tarıma Yönlendirdi Video Galeri

Isparta, Eğirdir’de Kuraklık Çiftçiyi Susuz Tarıma Yönlendirdi

Isparta'nın Eğirdir ilçesinde son yıllarda artan kuraklık, çiftçileri alternatif üretim modellerine yönlendirirken, bölgenin gözbebeği olan elma üretimi yerini susuz tarıma uygun zeytin, Arbeküm ve vişne gibi ürünlere bırakmaya başladı. Bu değişime Tepeli Köyü'nde öncülük eden muhtar Mustafa Kemal Demirekin, azalan su kaynaklarına dikkat çekmek amacıyla elma bahçeleri yerine vişne ve zeytin fidanları dikerek örnek bir üretim modelini hayata geçirdi. Küresel ısınma, azalan yağışlar ve su kaynaklarındaki ciddi gerileme, tarım sektörünü her geçen yıl daha fazla zorlarken, Isparta'nın Eğirdir ilçesinde üreticiler yeni arayışlara yöneliyor. Özellikle 2025 yaz sezonunda yaşanan kuraklık nedeniyle elma bahçelerini sulamakta büyük zorluk yaşayan çiftçiler, tankerlerle su taşımak zorunda kaldı. Bu süreçte Tepeli Köyü Muhtarı ve Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Kemal Demirekin, köyünde susuz tarıma geçiş sürecine öncülük etti. Demirekin, 2,5 dönümlük arazisinde daha önce yetiştirilen elma ve ceviz ağaçlarının yerine kuraklığa dayanıklı 70 adet vişne ile Arbeküm ve Gemlik türlerinden 70 adet zeytin fidanı dikti. Kuraklık çiftçiyi alternatif üretime zorluyor Eğirdir Gölü'nün su seviyesinin her yıl düştüğüne dikkat çeken Demirekin, "Bu kuraklık nedeniyle biz çiftçiler olarak farklı üretim modellerine yönelmek zorunda kaldık. Tarım İlçe Müdürümüz ve personelinin önerileri doğrultusunda, bu şartlara uygun fidanları tercih ettik. Bölgemizde su kıtlığı yaşandığı için, az su isteyen bu ürünleri üretmek durumundayız. Arazim 2,5 dönüm ve bu alana 70 adet zeytin ile susuz yetiştirilecek 70 adet vişne fidanı diktik. İnşallah hepimiz için hayırlı olur" dedi. "Araziler boş kalmasın, çiftçi geliri korunsun" Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Ziraat Mühendisi Hasan Demirekin ise bölgede su sıkıntısının ciddi boyutlara ulaştığını vurgulayarak, amaçlarının arazilerin boş kalmaması ve çiftçinin gelirini koruyacak alternatif bir model oluşturmak olduğunu söyledi. Vişnenin kuraklığa dayanıklı yapısıyla iyi bir alternatif olduğunu belirten Demirekin, zeytinin ise deneme amaçlı dikildiğini, verim ve piyasa talebinin önümüzdeki yıllarda netleşeceğini kaydetti. Tepeli Köyü'nde başlatılan susuz tarım uygulamasının, Eğirdir ve çevresindeki üreticilere örnek olması beklenirken, fidan dikim çalışmalarına Eğirdir İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ramazan Taran ile teknik ekip de katılarak incelemelerde bulundu ve üreticiye teknik destek sağladı.

Hatay, Yer Fıstığında Kuraklık Verimi Yarıya Düşürdü Video Galeri

Hatay, Yer Fıstığında Kuraklık Verimi Yarıya Düşürdü

Hatay'da kuraklıktan dolayı rekoltenin yarı yarıya düştüğü yer fıstığında hasat başladı. Yer fıstığı tarladan 60 TL'ye satılırken, market raflarında 120 TL ile 150 TL aralığında alıcı buluyor. Türkiye'nin önemli tarım şehirlerinden olan Hatay'da yer fıstığı hasadı başladı. Antakya ilçesi Arpahan Mahallesi'nde çiftçilik yapan Yusuf Fakıoğlu, 10 dönümlük arazisinde akrabaları ve işçilerle yer fıstığı hasadı yapıyor. Kuraklık nedeniyle yeteri büyüklüğe ulaşamayan ve olgunlaşmayan yer fıstığında, geçen yıla göre verim yarı yarıya düştü. Hasadını yaptığı yer fıstığının tarladan 60 TL ile 100 TL'de aralığında satıldığını söyleyen Fakıoğlu, "Tarladan market raflarına giden yer fıstığı 120 TL ile 150 TL arasında alıcı buluyor" dedi. "Kuraklık yüzünden yer fıstığı tam olarak olgunlaşmadı ve geçen yılki verim bu yılki verimin iki katıydı ve ürün de güzeldi" Kuraklıktan dolayı bu yıl fıstıkta verimin yarı yarıya düştüğünü ifade eden çiftçi Yusuf Fakıoğlu, "Burası Arpahan Mahallesi'nde bulunan 10 dönümlük bir yer fıstığı tarlasındayız. Bu yıl kuraklıktan dolayı verim zayıf çıktı. Yer fıstığı yetişene kadar suya ihtiyaç duyar. Yer fıstığı yetiştikten sonra su ihtiyacı olmaz. Yetiştikten 20 gün sonra hasat edilir. Yer fıstığın ekimi ile hasat arasında 6 aylık bir süreç var. Bu yılki fiyatlar normal seviyede gidiyor. Bizim için ucuz müşteri için pahalı bir fiyatı var. Yer fıstığının maliyeti çok yüksek o yüzden bize göre ucuz kalıyor. Yer fıstığının kilosu bu yıl 60 TL ile 100 TL arasında kalitesine göre fiyatı değişiyor. Marketlerde de 120 TL ile 150 TL arasında satışa sunuluyor. Geçen yıl fıstığın kilosunu 80 ile 100 TL arasında veriyorduk ama ürünümüz kaliteliydi. Bu yıl ise kalite biraz zayıf kaldı. Kuraklık yüzünden ürünlerimiz tam olarak olgunlaşmadı. Bu yüzden zayıf kaldı. Zayıf kaldığı için de bu yıl hasattan az verim aldık. Geçen yılki verim bu yılki verimin iki katıydı ve ürün de güzeldi" dedi. "Hasat iyi gidiyor ve arkadaşlarla birlikte imece usulü hasat yapıyoruz" Fıstık hasadında işçiliğin zor olduğunu ifade eden Süheyla Bozkurt, "Biz her yıl yer fıstığı ekiyoruz ve hasat ediyoruz. Kuraklıktan dolayı bu yıl verim az oldu. Hasat iyi gidiyor ve arkadaşlarla birlikte imece usulü hasat yapıyoruz. Sabah erken saatlerinde 07.00 gibi geliyorlar ve öğleden sonra 15.30’da işi bırakıyorlar. İlk önce traktör yardımıyla sökülüyor. Sonra ellerimiz çırpıp topluyoruz. İşçiliği de meşakkatli ve yorucu oluyor. Kahve ve çay eşliğinde hasadı yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

FAO Uyardı: Irak’ta İklim Krizi Tarımsal Üretimi Tehdit Ediyor Haber

FAO Uyardı: Irak’ta İklim Krizi Tarımsal Üretimi Tehdit Ediyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Irak Temsilcisi Dr. Salah Hac, Irak’ın iklim değişikliğinin yıkıcı etkileriyle mücadele ettiğini ve mevcut koşulların devam etmesi halinde gelecek yıl tarımsal üretimin yüzde 30 oranında düşebileceği uyarısında bulundu. Dr. Hac, süregelen kuraklık nedeniyle ülkenin toplam su rezervinin 60 milyar metreküpten endişe verici biçimde 5 milyar metreküpe gerilediğini belirtti. Irak’ın iklim değişikliğinden en çok etkilenen beşinci ülke olduğunu hatırlatan Hac, bu yılın son yılların en zorlu kuraklık dönemlerinden biri olduğunu vurguladı. Azalan yağışlar ve yükselen sıcaklıklar, 13 milyon dönümlük tarım arazisinin yaklaşık 12,5 milyon dönümünün sulamaya bağımlı olduğu Irak’ta üretimi ciddi biçimde etkiledi. Geniş alanlar verimsiz hale gelirken, birçok çiftçi geçim kaygısı yaşamaya başladı. “Gıda güvenliği şimdilik korunuyor, ancak çiftçiler zor durumda” FAO temsilcisi, şu anda ülkede acil bir gıda güvenliği krizinin öngörülmediğini ve Irak’ın önümüzdeki 15 ay için yeterli buğday rezervine sahip olduğunu bildirdi. Hac, ayrıca ülkenin “gıda sepeti sistemi” sayesinde olası kıtlık etkilerinin büyük ölçüde hafifletildiğini ifade etti. Ancak esas sorunun çiftçilerin gelir kaynaklarında olduğuna dikkat çeken Hac, pirinç ve bazı sebzeler gibi üretimi kısıtlanmış ürünlere bağımlı çiftçilerin, hükümetin aldığı önlemlere rağmen ciddi gelir kaybı yaşadığını söyledi. “Su yönetiminde stratejik yaklaşım ve bölgesel işbirliği şart” Dr. Salah Hac, Irak hükümetine su kıtlığı sorununa yönelik stratejik bir planlama geliştirmesi ve hazırlanan projelerin uygulanabilmesi için gerekli bütçeyi ayırması çağrısında bulundu. Bu sorunun yalnızca Irak’a özgü olmadığını vurgulayan Hac, yağış azlığı ve su kaynaklarındaki daralmanın tüm bölge ülkelerini etkilediğini kaydetti. Kürdistan Bölgesi’ne de değinen FAO temsilcisi, su kullanım yöntemlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Hac, FAO’nun Kürdistan Bölgesi Tarım ve Su Kaynakları Bakanlığı ile birlikte, su miktarını bilimsel olarak ölçmek amacıyla uzun menzilli sensör teknolojilerinin kullanımını içeren ortak bir proje yürüttüğünü açıkladı. Irak’ın tarımsal geleceği, azalan su kaynakları ve iklim değişikliğinin artan baskısı altında belirsizliğini koruyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.