Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Küresel Gıda Fiyatları

AGRONEWS - Küresel Gıda Fiyatları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Küresel Gıda Fiyatları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Küresel gıda fiyatları savaş etkisiyle yükseldi Haber

Küresel gıda fiyatları savaş etkisiyle yükseldi

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Gıda Fiyat Endeksi Mart itibariyle üst üste ikinci ayda da yükseliş kaydetti. İran savaşının da etkisiyle FAO Gıda Fiyat Endeksi Mart'ta aylık bazda yüzde 2,4 yükselirken, yıllık bazda yüzde 1 arttı. Tahıllar, et, süt ürünleri, bitkisel yağlar ve şeker gibi tüm emtia gruplarındaki fiyat endeksleri, yalnızca temel piyasa dinamiklerini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki çatışmaların tırmanmasıyla bağlantılı olarak artan enerji fiyatlarına verilen tepkileri de yansıtarak farklı derecelerde yükseldi. FAO Tahıl Fiyat Endeksi, Mart'ta aylık bazda yüzde 1,5 artarken, yıllık bazda yüzde 0,6 arttı. Söz konusu artış, pirinç hariç tüm başlıca tahılların fiyatlarındaki yükselişi yansıtıyor. Uluslararası buğday fiyatları yüzde 4,3 arttı; bu artış, ABD'de kuraklık endişeleri nedeniyle kötüleşen mahsul durumu değerlendirmeleri ve Avustralya'da beklenen yüksek gübre maliyetlerine bağlı olarak ekim alanlarının azalması beklentileriyle desteklendi. Bu yukarı yönlü baskılar, Avrupa'daki genel olarak elverişli mahsul koşulları ve ihracatçılar arasındaki güçlü rekabet ile kısmen dengelendi; bu rekabet, hala rahat arz seviyeleriyle desteklendi. Dünya mısır fiyatları ise yüzde 0,9 arttı. Mısır fiyatlarındaki artışın nedeni, kuzey yarımkürede ekim öncesinde gübre fiyatlarının karşılanabilirliği endişelerinden ve daha yüksek enerji fiyatlarına bağlı olarak iyileşen etanol talebi beklentilerinden gelen dolaylı desteğe rağmen, küresel arzın piyasalar üzerinde baskı oluşturmaya devam etmesi olarak yorumlandı. Arpa ve sorgum fiyatları da arttı. Buna karşılık, FAO Tüm Pirinç Fiyat Endeksi Mart 2026'da %3,0 oranında düşüş gösterdi; bu düşüş, hasat baskısı, ithalat talebindeki zayıflama ve ABD doları karşısındaki kur değer kayıplarının birleşimiyle tetiklenen, tüm önemli pazar segmentlerindeki fiyat düşüşlerini yansıtıyor. FAO Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi, Mart'ta aylık bazda yüzde 5,1 artış göstererek üst üste üçüncü aylık artışı kaydetti. Endeks ayrıca bir yıl önceki seviyesine göre yüzde 13,2 üzerinde yer aldı. Sürekli artış, palm, soya, ayçiçeği ve kolza yağlarında daha yüksek fiyatlardan kaynaklandı. Uluslararası palm yağı fiyatları 2022 ortalarından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı ve soya yağına göre primli bir konuma geçti; bu durum büyük ölçüde ham petrol fiyatlarındaki keskin artışların yansımalarını yansıtırken, Malezya'daki beklenenden düşük üretim tahminleri de ek destek sağladı. Dünya soya yağı fiyatları, ABD'de biyoyakıt kullanımının artacağına dair beklentilerin, Güney Amerika'dan mevsimsel olarak artan ihracat arzı ile kısmen dengelenmesiyle sadece marjinal olarak yükseldi. Bu arada, uluslararası ayçiçeği ve kolza yağı fiyatları sırasıyla Karadeniz bölgesindeki süregelen arz sıkıntısı ve önemli ölçüde yüksek dünya enerji fiyatları ortamında daha güçlü hammadde talebi beklentileriyle desteklendi. FAO Et Fiyat Endeksi Mart'ta aylık bazda yüzde 1, yıllıkta ise yüzde 8 arttı. Artışın temel nedeni, domuz eti fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra sığır eti fiyatlarındaki sınırlı artış oldu. Koyun ve kümes hayvanı eti fiyatları ise gevşedi. Domuz eti fiyatları, Avrupa Birliği'nde mevsimsel talebin güçlenmesi öncesinde yükselen fiyatlarla desteklenerek arttı. Dünya sığır eti fiyatları da yükseldi; bu artışa Brezilya öncülük etti. Brezilya'da sığır arzındaki daralma, güçlü küresel talebe rağmen ihraç edilebilir arzı kısıtladı. Bu durum, bol arzın desteklediği Avustralya'daki istikrarlı fiyatlarla kısmen dengelendi. Buna karşılık, Yeni Zelanda'dan artan ihracat arzı nedeniyle koyun eti fiyatları düştü ancak Avustralya'daki daha güçlü fiyatlar (kilit pazarlardaki sürekli talep ile desteklendi), ABD tarafından uygulanan daha yüksek gümrük vergilerine ve Yakın Doğu pazarlarına erişimi etkileyen lojistik kısıtlamalara rağmen, düşüşü kısmen hafifletti. Dünya genelinde kümes hayvanı eti fiyatları, Brezilya'daki bol arz ve istikrarlı ithalat talebi nedeniyle zayıflayan fiyatlar ve Kızıldeniz üzerinden yönlendirilen önemli Yakın Doğu destinasyonlarına yapılan sevkiyatlar nedeniyle hafifçe geriledi. FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi ise Mart'ta yüzde 1,2 artış gösterdi ancak yıllık bazda yüzde 18,7 geriledi. Bu, öncelikle yağsız süt tozu, tereyağı ve tam yağlı süt tozu fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan, Temmuz 2025'ten bu yana ilk artış oldu. Uluslararası peynir fiyatlarındaki düşüş ise genel yükselişi sınırladı. Yağsız süt tozu ve tereyağı ile tam yağlı süt tozu fiyatları, Ocak ayından bu yana gözlemlenen yukarı yönlü trendi sürdürdü. Bu durum, güçlü küresel ithalat talebi ve Okyanusya'da üretim döngüsünün zirvesini geçmesiyle birlikte mevsimsel süt arzındaki düşüşle desteklendi. Uluslararası tereyağı fiyatları da hafifçe yükseldi; Okyanusya'daki daha güçlü artışlar, süt yağı arzındaki daralmayı yansıtırken, Avrupa Birliği'ndeki artışlar, mevsimsel süt akışlarındaki iyileşme nedeniyle krema arzının rahat olması sebebiyle ılımlı kaldı. Buna karşılık, Avrupa Birliği'nde peynir fiyatları daha da düştü. Burada artan süt arzı, daha yüksek peynir üretimi ve düşük ihracat talebi fiyatları aşağı çekti. Okyanusya'da ise fiyatlar, daha sıkı arz koşulları ve nispeten güçlü talep sayesinde yükseldi. FAO Şeker Fiyat Endeksi de Mart'ta aylık yüzde 7,2 artış göstererek Kasım 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Yıllık bazda ise yüzde 21 geriledi. Mart ayındaki artışın temel nedeni, uluslararası ham petrol fiyatlarındaki yükseliş oldu; bu da dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Brezilya'nın önümüzdeki hasat döneminde şeker kamışı bazlı etanole daha fazla bağımlı olacağı beklentisini artırdı. Şeker fiyatları üzerindeki ek yukarı yönlü baskı, Orta Doğu'daki çatışmaların tırmanmasının şeker ticareti akışları üzerindeki etkisine ilişkin endişelerden kaynaklandı. Bununla birlikte, dünya şeker fiyatlarındaki genel artış, Hindistan ve Tayland'daki iyi hasat ilerlemesiyle desteklenen, 2025/26 sezonu için genel olarak olumlu küresel arz görünümüyle sınırlandırıldı.

Küresel gıda fiyatlarında Hürmüz alarmı çanları Haber

Küresel gıda fiyatlarında Hürmüz alarmı çanları

DÜNYA petrol ticaretinin beşte birinin ve sıvılaştırılmış doğalgazın önemli kısmının Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyleyen dünyanın önde gelen gıda tedarik şirketlerinden ABD merkezli Cargill CEO’su Murat Tarakçıoğlu, bölgede yaşanan gerilimin sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda sistemini de temelinden sarstığını ifade etti. Modern tarımın enerji ve gübreye mutlak bağımlı olduğunu ve Körfez ülkelerinin dünyanın küresel azot ihtiyacının yüzde 25’ini karşıladığını belirten Tarakçıoğlu, pirinç, buğday ve arpa gibi temel tarım ürünlerinin sevkiyatlarının durdurulduğunu ve bunun birçok ülkeyi etkilediğini söyledi. Tarakçıoğlu, birçok ülkeyi etkileyen bu durumun Körfez ülkelerine bağımlı olmayan Türkiye’yi ise etkilemediğini ifade etti. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in, 28 Şubat’ta İran’ın çeşitli şehirlerine yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla başlayan ve İran’ın bölgedeki ABD üsleri ile İsrail anakarasını balistik füzelerle hedef almasıyla hızla bölgesel bir askerî çatışmaya dönüşen savaşla birlikte Ortadoğu’da tırmanan gerilim, küresel gıda tedarik zincirinin en kritik noktalarından birini tehdit ediyor. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılması sadece enerji değil, tarım ürünleri ve gübre ticaretini de felç etme potansiyeli taşıyor. ENERJİ VE GÜBRE HÜRMÜZ’DEN GEÇİYOR Bölgedeki krizin dünya ekonomisine yansımalarını Hürriyet’e değerlendiren, dünyanın önde gelen gıda tedarik şirketlerinden ABD merkezli Cargill Gıda Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Murat Tarakçıoğlu, “Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçtiği ve sıvılaştırılmış doğal gazın önemli kısmının taşındığı bir deniz koridoru. ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede yaşanan gerilim, sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda sisteminin temelini sarsıyor. Çünkü modern tarım, enerji ve gübreye mutlak bağımlı ve bu iki girdi de Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor” dedi. GÜBRE TALEBİNİN EN YÜKSEK OLDUĞU DÖNEM Tarakçıoğlu’nun aktardığına göre, enerji kadar, hatta daha kritik olan başka bir sorun daha var. O da gübre. Çünkü, Hürmüz Boğazı’ndan dünya genelinde ticarete konu olan toplam gübre hacminin üçte birinden fazlası geçiyor. Aylık bazda değerlendirildiğinde, bölgeden 3 ila 3.9 milyon ton gübre sevkıyatı gerçekleşiyor. Bu miktarın 1.5 ila 1.8 milyon tonunu sülfür, 1.2 ila 1.5 milyon tonunu ise üre (azot gübresi) oluşturuyor. Katar, Suudi Arabistan ve İran, dünyanın en büyük azot gübresi ihracatçıları arasında yer alıyor. Bu üç ülke küresel azot ihracatının toplam yüzde 25’ini karşılıyor. Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması durumunda, küresel sülfür arzının yüzde 44’ü, üre arzının ise yüzde 30’u daralabilir. Sorun, zamanlaması itibarıyla de kritik. Çiftçilerin ekim sezonuna girdiği bahar ayları gübre talebinin de en yüksek olduğu dönem. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, tam bu dönemde gübre arzını kesintiye uğratmış durumda. Mısır gibi temel tarım ürünlerinde gübre arzının kısıtlanması küresel gıda tedarik zincirinin tamamına yayılabilir. DÜNYA GENELİNDE ENFLASYONU TETİKLER Bölgesel krizlerin tedarik zincirlerinde belirsizlik yarattığını belirten Tarakçıoğlu, bu tür dönemlerde, tedarik zincirlerinin esnekliğini artırarak hizmet sürekliliğini korumaya odaklandıklarını söyledi. Cargill gibi küresel gıda şirketlerinin bu tür krizleri yönetmek için kapsamlı bir strateji izlediğini belirten Tarakçıoğlu, savaşın bölgedeki olası ekonomik yansımalarını da şöyle değerlendirdi: “Savaşın etkisini çok net şekilde söyleyebilirim. Öncelikle petrolü etkiler. Körfez bölgesinden petrol akışı azaldığında fiyatlar yükselir. Petrol fiyatlarının artması demek, nakliye maliyetlerinin artması demek. Aynı zamanda petrokimya sektöründe üretilen ürünlerin fiyatları yükselir, fabrikaların maliyetleri artar ve doğalgaz fiyatları da yukarı gider. Bunların tamamı dünya genelinde enflasyonu doğrudan tetikleyen unsurlar olur. Petrole bağımlı ülkelerde ciddi krizler yaşanabilir. Özellikle petrol ithal eden Asya ülkeleri bu durumdan çok daha fazla etkilenir. Eğer Körfez’den petrol çıkışı durursa, bu ülkelerde ciddi sıkıntılar ortaya çıkabilir. Hatta bazı ülkelerde benzin kuyruklarının başladığına dair haberler görüyoruz. TÜRKİYE, KÖRFEZ’E BAĞIMLI ÜLKE DEĞİL Türkiye açısından ise tablo biraz farklı. Türkiye Körfez’e tamamen bağımlı bir ülke değil. Azerbaycan’dan gelen Bakü–Tiflis–Ceyhan hattı, Rusya’dan gelen hatlar ve Kuzey Irak’tan sağlanan tedarik var. Ayrıca Libya ve Cezayir’den de petrol geliyor. Bu nedenle Türkiye’nin enerji tedarikinde Körfez’e bağımlılığı sınırlı. Biz Akdeniz ülkesiyiz ve tedarikimizi daha çok bu hatlar üzerinden sağlıyoruz. Malezya gibi uzak bölgelerden gelen bazı ürünler Kızıldeniz üzerinden veya Afrika’nın etrafından taşındığı için maliyet ve süre artabilir, ancak Türkiye’nin genel gıda arzında ciddi bir sıkıntı beklenmez. Akdeniz’de bir savaş olmadığı sürece Türkiye’nin gıda güvenliği açısından büyük bir risk görünmüyor. Ancak Avrupa için aynı şeyi söylemek zor. Avrupa bu süreçten daha fazla etkilenebilir. GIDA FİYATLARI ARTAR MI Gıda fiyatlarında artış olup olmayacağının savaşın süresine bağlı olduğunu söyleyen Murat Tarakçıoğlu’na göre, savaşın birkaç hafta içinde sonlanması durumunda gıda fiyatlarında bir artış görülmeyebilir. Bununla birlikte gıda tedarik zincirinin enerji yoğun yapısı, risk faktörünü artıracağı görüşünde. Tarakçıoğlu, “Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi” adında yeni bir mekanizma öneriyor. Bu mekanizma, askeri bir deniz koridoru oluşturmak yerine, gıda ve gübre tankerlerine yönelik ticari geçiş düzenlemelerini koordine edecek ve İstanbul merkezli bir platform biçiminde işletilebilecek.

6 ayda gıdada çok sattık az kazandık Haber

6 ayda gıdada çok sattık az kazandık

Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörü ge­nel ihracatında, yılın ilk 6 ayında birim fiyat düşü­şü yaklaşık 100 dolar oldu. Söz konusu dönemde ihracatta yüzde 5.6 artış yaşanırken, ih­racat birim fiyatında ise yüzde 7.3 düşüş yaşandı. Geçen yı­lın aynı döneminde ihracat bi­rim değeri bin 322 dolarken, bu yılın ilk 6 ayında yaklaşık 96 dolar düşüşle bin 226 dolar oldu. Sektörel ayrışmalara ba­kıldığında ise paketli ve katma değerli üretim yapan su ürün­leri, bisküvi gibi alt gruplarda birim fiyatta düşüş görülmü­yor. Yılın ilk 6 ayında tarım, gıda ve içecek sektörün ihra­catı yüzde 5.6 artışla 12.9 mil­yar olurken, yıllık ithalat ise yüzde 21.87 azalışla 9.7 mil­yar dolar oldu. FAO Gıda Fiyat Endeksi’ne göre küresel gıda fiyatları temmuzda aylık baz­da yüzde 0.2 düşerken, yıllık bazda yüzde 3 geriledi. Küre­sel gıda fiyatlarındaki düşü­şün ihracat biriminde düşü­şe neden olduğunu kaydeden sektör temsilcileri göre, gıda birim fiyatının artırılmasının yolu teknolojik, otomasyona dayalı yatırımları artırmak, inovasyon ve Ar-Ge çalışma­ları yapmaktan geçiyor. Tiryakioğlu: Özel üretimde çeşitlilik büyük önem taşıyor Pandemi sü­recinde, dünya genelinde bir parasal genişleme yaşandı­ğına işaret eden TİM Hubu­bat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, bunun doğal sonucunun pi­yasadaki bir malın her ay ön­ceki aydan daha pahalı olma­sına neden olduğunu belirtti. Son bir yıldır merkez banka­larının enflasyonla mücade­le programlarını tavizsiz şe­kilde yürüttüğünü ifade eden Tiryakioğlu, “Yüksek faizin ve parasal sıkılaşmanın en bü­yük etkisi alım gücü üzerine olduğundan pek çok alanda fi­yatlarda geri çekilmeler yaşa­nıyor. Her ne kadar talep es­nekliği düşük olan temel bir gereksinim olsa da gıda tica­reti de bundan bağımsız de­ğil. Küresel gıda fiyatlarında­ki düşüş son bir yılda yüzde 3 arttı. Bizim ihracat birim fi­yatlarımızdaki düşüşü de bu gözle okumak lazım. Piyasa­daki bu dalgalanmalardan en az şekilde etkilenebilmenin yolu teknolojik, otomasyona dayalı yatırımları artırmak” dedi. Kadooğlu: Ortalama fiyatların daha da iyi noktalara gelecek Güneydoğu Anadolu bölge­sinin bu yıl ortalama birim fi­yatlarında Türkiye genelinden farklı olarak kısmi bir artış ya­şandığını aktaran Güneydo­ğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulle­ri İhracatçıları Birliği Başka­nı Celal Kadooğlu, geçen yı­lın aynı dönemine göre yüzde 4.3 daha yüksek fiyatlarla sa­tış yaptıklarını söyledi. Buğ­day unu, makarna ve ayçiçek yağı gibi en büyük ihracat ka­lemlerinde küresel fiyatların­da gerileme olmasaydı, orta­lama fiyatların daha yüksek olacağını belirten Kadooğlu, “Biz bu artışı tatlı bisküvi, gof­ret ve çikolata gibi yüksek alım gücüne hitap eden katma de­ğerli ürünlerimizden elde et­miş bulunuyoruz. Bölgemiz­de ileri teknolojili tesislerin ve güçlü markaların sayısı her geçen gün arttığından, ortala­ma fiyatlarımızın daha da iyi noktalara geleceğine inanıyo­ruz. Fakat, bizim şu sıralar ana problemimiz yurt içindeki ma­liyetlerimiz ikiye katlanırken, satış yaptığımız para birimle­rinin Türk Lirası karşısında aşırı değer kaybı ve bunun bir sonucu olarak” diye konuştu. Sezer: Rekabetçi olmak adına birim fiyat düşürülüyor Su ürünle­ri ve hayvansal mamuller sektörü gıda sek­törleri içinde katma değeri en yüksek olan sektörlerden biri olduğunu vurgulayan İstan­bul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birli­ği Başkanı Müjdat Sezer, ih­racat birim fiyatı da yine di­ğer gıda sektörlerin ortalama birim fiyatının üzerinde sey­rettiğini aktardı. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sek­tör ihracatının Ocak- Haziran 2024 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüz­de 9 oranında artış gösterdi­ğini bildiren Sezer, “Bu yılın ocak-haziran döneminde su ürünleri sektörü ihracatı 828 milyon dolardan 935 milyon dolara yükselmiş; birim fiyat 6.6 dolardan, 6.1 dolar oldu. Beyaz et sektörü ihracatı 422 milyon dolardan 416 milyon dolara düştü. Ancak birim fi­yatı bir önceki yıl ile aynı 1.7 dolar olarak sabit kaldı. Yu­murta sektörü ihracatı 195 milyon dolardan 239 milyon dolara yükseldi ve birim fi­yat da 2.0 dolardan 2.2 dolara yükseldi. Süt ve süt ürünleri ihracatı 122 milyon dolardan 145 milyon dolara yükseldi. Ancak birim fiyatta 3.0 dolar­dan 2.2 dolara düştü.Et ürün­leri ihracatı 3 milyon dolar­dan 1.7 milyon dolara düştü ve birim fiyat ise 2.3 dolardan 2,1 dolara geriledi” dedi. Mutlu: Küresel fiyat dalgalanmaları olumsuz etkiliyor Bu yılın ilk 6 ayında Türki­ye'nin genel gıda ihracatın­da birim fiyatta bir düşüş ya­şanırken, meyve sebze ma­mul ihracatında yüzde 4’lük bir artışının birkaç faktörden kaynaklandığına vurgu ya­pan İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, “Genel gıda ihracatındaki düşüş, kü­resel piyasalardaki talep dal­galanmaları, enflasyon, ma­liyet artışları veya rekabetçi baskılar gibi faktörlerden et­kileniyor. Meyve sebze ma­mul ihracatındaki artış, da­ha spesifik bir pazara yönelik taleplerden kaynaklanıyor. Bunun yanı sıra, Türkiye'nin yüksek kaliteli ve organik ürünlere yönelik artan talep, Türk meyve sebze mamulle­rinin uluslararası pazarlarda fark yaratmasını mümkün kı­lıyor. Türkiye'nin bu alandaki rekabet gücünü artırması, ta­rımsal üretimi desteklemesi ve katma değerli ürün üzerin­de durması, meyve sebze ma­mul ihracatında sağlanan ar­tışın sürekliliğinde kritik öne­me sahip” diye konuştu. Ulusoy: Tahıllardaki düşüşü bitkisel yağlar, et ve şeker dengeledi FAO Gıda Fiyat En­deksine göre kü­resel gıda fiyatları­nın yıllık bazda yüzde 3 düşüş gös­terdiğine dikkat çeken Ka­radeniz Hububat Bakliyat ve Yağlı Tohumlar İhracat­çılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, “Genel olarak ta­hıl fiyatlarındaki düşüş, bitkisel yağlar, et ve şeker fiyatlarındaki artışları den­geledi. FAO Gıda Fiyat En­deksine baktığımız zaman 1 yıllık düşüş görüyoruz. Gıda ihracatı fiyatların­da dünya piyasasını takip ettiği için düşüş söz konu­su. Türkiye’de enflasyon var, dışarıda nasıl düşüyor sorusunun cevabı da kur. Nihayetinde Türkiye’deki fiyat artıyor ama dolar ba­zında bir yıllıktan bakınca geçen seneyle karşılaştır­dığımızda düşmüş oldu­ğunu söyleyebiliriz. Gıda Endeksinde 124’ten 120’ye gelirken bir yıl içinde en keskin düşüş tahıllarda söz konusu” dedi.

Küresel gıda fiyatları 2 yılın en düşük seviyesine indi Haber

Küresel gıda fiyatları 2 yılın en düşük seviyesine indi

FAO'dan yapılan açıklamaya göre, gıda ürünlerinin uluslararası fiyatlarındaki aylık değişiklikleri izleyen FAO Gıda Fiyat Endeksi, ağustosta bir önceki aya kıyasla yüzde 1,2 düşerek 121,4 puan oldu. Endeks, Mart 2021'den bu yana en düşük seviyesine geriledi. Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından Mart 2022'deki rekor seviyesinden yaklaşık yüzde 24 gerileyen endeks, savaşla birlikte 159,7 puana ulaşarak rekor kırmıştı. Bu arada, yüzde 123,9 puan olarak açıklanan temmuz ayı FAO Gıda Fiyat Endeksi verisi de 124 puan olarak revize edildi. FAO, dünyanın en büyük pirinç ihracatçısı Hindistan'ın bazı yurt dışı tahıl satışlarını yasaklamasının ardından küresel pirinç fiyatlarının ağustosta 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını duyurdu. Küresel gıda fiyatlarının ağustosta hafiflemesine karşın, pirinç fiyatlarının önceki aya göre yüzde 9,8 arttığını bildiren FAO, bu durumun "Hindistan'ın Indica beyaz pirinç ihracatına getirdiği yasağın ardından ticari aksaklıkları yansıttığını" vurguladı. Küresel gıda fiyatlarının ağustosta bitkisel yağlar, süt ürünleri ve tahıllar öncülüğünde düşüş göstermesi dikkati çekti. Bu ürünlerdeki düşüş pirinç ve şekerdeki artışları dengeledi. Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi, aylık ayçiçeği yağlarının küresel fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle yüzde 3,1 geriledi. Ayçiçek yağı fiyatları, küresel ithalat talebinin zayıflaması ve büyük ihracatçılardan gelen bol arzın etkisiyle ağustosta yaklaşık yüzde 8 düştü. Tahıl Fiyat Endeksi, buğday fiyatlarının kuzey yarımküredeki hasat nedeniyle düşmesiyle temmuza göre yüzde 0,7 geriledi. Şeker endeksi ağustos ayında aylık bazda yüzde 1,3 artarak El Nino hava koşullarının küresel üretim üzerindeki etkisine dair endişelerin desteğiyle bir önceki yılın yüzde 34 üzerine çıktı. Aynı dönemde FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan arz bolluğu etkisiyle yüzde 4 gerileyerek düşüşünü sekizinci aya taşıdı. Et Fiyat Endeksi de ağustosta yüzde 3 düştü. FAO, küresel üretim, tüketim, ticaret ve stok eğilimlerine ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı Tahıl Arz ve Talep Özeti Raporu'nu da yayımladı. FAO, bu yıl küresel tahıl üretiminin bir önceki tahmin olan 2,819 milyar tondan hafif bir düşüşle 2,815 milyar tona ulaşacağını tahmininde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.