Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Lojistik

AGRONEWS - Lojistik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tarım Kredi 100 milyar TL ciro hedefliyor Haber

Tarım Kredi 100 milyar TL ciro hedefliyor

Tarım Kredi Kooperatifleri bünyesinde faaliyet gösteren KOOP Market Genel Müdürü Orhan Kozan, Ümraniye'de bulunan Tarım Kredi Holding'de gerçekleştirdiği basın toplantısında 2025 yılını değerlendirdi, bu yıla ilişkin hedeflerini paylaştı. Orhan Kozan, KOOP Market'in sadece bir market değil, Türkiye'nin gıda geleceğine yapılan bir yatırım olduğunu belirterek, Ankara'da 30 metrekarelik bir dükkandan 5 binin üzerindeki satış noktasına uzanan bir hikayesi olduğundan bahsetti. Modelin klasik perakende yaklaşımından farklı bir noktada konumlandığını belirten Kozan, "Bizim modelimiz yalnızca raf fiyatı üzerinden rekabet eden bir yapı değil. Üretici ile tüketici arasında doğrudan dengenin kurulduğu bir ekosistemdir. Bu sayede hem üreticinin emeği değer buluyor hem de tüketici daha erişilebilir fiyatlarla ürüne ulaşabiliyor." diye konuştu. Kozan, uçtan uca üretim modeli ile raflarda satılan ürünlerin yüzde 50'sinin tamamen Tarım Kredi tarafından kontrol edildiğini, geri kalan deterjan gibi yan ürünlerin ise satış noktalarından temin edildiğini aktardı. Kadın üreticileri, kadın kooperatiflerini de desteklediklerini söyleyen Kozan, kurulan bu sistemle söz konusu kadın kooperatiflerinin de işlerini büyüttüğünü dile getirdi. MARKET SAYISI 2.379'A ULAŞTI KOOP Market Genel Müdürü Kozan, Tarım Kredi KOOP Market'in 2021 yılında 709 marketle 2 milyar 186 milyon lira ciro yaptıklarını belirterek, "2025 yılında market sayımızı 2 bin 379'a, ciromuzu ise 66 milyar 400 milyon liraya yükselttik. Depo çok önemli, depo sayımızı artırdık, personel sayımız da 10 bini aştı. Benim bildiğim kadarıyla Türkiye'de bu kadar kısa süre içerisinde büyüyen bir zincir yok." diye konuştu. Türkiye genelinde 5 bin satış noktasına ulaştıklarını ifade eden Kozan, yapılan ürünleri müşteri ile buluşturmak için satış noktalarının önemli olduğunu ve temeldeki hedefin müşterilerin güvenini sağlamak olduğunu söyledi. Kozan, donuk ürünleri depolardan mağazalara eskiden haftada bir götürdüklerini ancak yeni depo yatırımları ile bunun bazı mağazalarda haftada 2'ye çıktığını belirtti. Diyarbakır'a da yaklaşık 250-300 milyon lira yatırımla bir depo açacaklarını bildiren Kozan, şunları kaydetti: "Bu depoyla birlikte lojistik maliyetlerimizi daha optimize edeceğiz. Daha kabul edilebilir bir yere getireceğiz. Neredeyse nakliyeden tasarrufumuz o depoya yaptığımız yatırımı geriye getirmiş olacak. Çünkü şu anda mevcut durumda Erzurum'daki veya Mersin'deki depodan mal taşımak zorunda kalıyorduk. Yine İstanbul tarafında İstanbul'da mağaza büyümemize paralel olarak da yeni depo arayışlarımız devam edecek." Kozan, 5 bin satış noktasının türlerinden bahsederek, 250 metrekareden 1000 metrekareye kadar farklı yapılarda mağazaların olduğunu, KOOP kurumsal satış noktaları ile üniversiteler, Bakanlıklar ve okullara da hizmet verildiğini söyledi. KOOP Market'in kayıtlı sermayesinin 2,5 milyar lira olduğunu belirten Kozan, "Aralık ayında Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) sermayemizi 8 milyar 750 milyon liraya yükseltmek için başvurduk. Süreç devam ediyor." diye konuştu.

Tarım ve gıda için 'kriz masası' kurulsun önerisi Haber

Tarım ve gıda için 'kriz masası' kurulsun önerisi

Başta tarım olmak üzere bir çok disiplinde araştırmalar yapan bilim insanlarının bir araya geldiği Tarımsal Bilgi Platformu, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla bozulan küresel dengelerin Türkiye’ye tarım ve gıda güvencesi alanında etkisinin azaltılması amacıyla 11 maddeden oluşan bir önlemler dizisi hazırladı. Kısa ve orta vadede(3 ay/9 ay) alınabilecek önlemlerin toplumsal kaygının azaltılması ve çiftçinin karar verme süreçlerinin rahatlatılması açısından önemine değinilen raporda, Türkiye’nin öncelikli olarak bir kriz masası oluşturması gerektiği belirtildi. Raporda öne çıkan bir başka önemli husus ise Rusya Ukrayna savaşındaki Tahıl Koridoruna benzer, Enerji Gıda Tarım Koridoru oluşturması gerektiği vurgulandı. Tarımsal Bilgi Platformu tarafından, karar alma mekanizmasına yol gösterici nitelikle hazırlanan 11 maddelik öneriyi içeren rapor şöyle: 1. “Enerji, Gıda ve Tarım Kriz Masası” kurulsun Hazine ve Maliye, Tarım ve Orman, Enerji, Ticaret, Ulaştırma Bakanlıkları, BOTAŞ, TMO, EPDK TC Merkez Bankası, TC Ziraat Bankası ve TZOB günlük verilerle ve yüksek reflekslerle aynı masa etrafında toplanmalı-çalışmalı; mazot, gübre, yem, elektrik, sulama, navlun-lojistik ve temel gıda fiyatları için erken uyarı sistemi kurulmalıdır. Avrupa Birliği savaş kaynaklı enerji ve gıda fiyatları oynaklığı karşısında dağınık kurum tepkisi yerine merkezî koordinasyon oluşumu ile süreci izliyor. 2. “Kaygı Yönetim Birimi” oluşturulsun Üretici, tüketici, tarım-gıda sektör bileşenleri, lojistik tedarikçileri, vd. savaşın yarattığı fiyatlar, darboğazlar karşısında büyük kaygı içindedirler. Geleceğin belirsizliği bu kaygıyı daha da artırıyor. Toplumu rahatlatacak, sektöre güven verecek, kaygıları azaltacak bir birimin oluşturulması, sürekli kamuoyu bilgilendirmesi üretimin devamlılığı ve sektörel dinamizm asından gereklilik gösteriyor. 3. Çiftçiye “Üretim Hedefli Destek Paketleri” verilsin Savaş süreci ve devamındaki 2-3 yılda bitkisel üretimde bulunan, hayvancılık faaliyeti içinde yer alan çiftçilere sulama, enerji-elektrik, akaryakıt, gübre, pazara erişim desteklerinde bulunulması ve gıda fiyatlarını dizginleyici bir planlama yapılması hedeflenmelidir. Ayrıca, geniş tabanlı vergi indirimi ve çiftçi borçlarını erteleme-faizlerinden vazgeçme gibi sürükleyici desteklerle de bunlar güçlendirilebilir. ÇKS’ye ve/veya üretici örgütlerine kayıtlı üreticilere ekili alan, ürün deseni ve sulama yoğunluğuna göre dijital mazot iadesi yapılabilir ve desteklerin doğrudan üretime yansıması sağlanabilir. Gübre ve mazot fiyatlarındaki aşırı artışın etkisini hafifletmek için tarımsal destek bütçesi ivedi olarak yükseltilmeli, İlkbahar-Yaz dönemi ekimlerde gübre ihtiyacı düşük olan baklagiller, yem bitkileri gibi ürünlerin üretimini teşvik için destekler artırılmalıdır. Tarımsal desteklerin zamanında ödenmesi üretim motivasyonunu koruyacaktır. Stratejik ürünlerde ihracatın sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı ithalat yapılması arz dengesini destekleyecek ve fiyat şoklarına dirençliliği artıracaktır. 4. “Gübre İçin Tedarik Çeşitlendirmesine” gidilmelidir FAO’ya göre savaş gübre ve enerji tedarik sistemlerini bozmuştur. Üre fiyatları hızla yükseliyor. Türkiye’de Hindistan, Rusya, Belarus, Fas ve Endonezya gibi alternatif kaynaklara yöneldiğini aktarıyor. Türkiye’de de özellikle üre ve DAP’ta kaynak tedarik kanallarının çeşitlendirmesine gitmelidir. Burada liman önceliği, geçici gümrük/vergisel esneklik ve kamu koordinasyonunda toplu alım mekanizması kurulmalı ve spekülatif kazançlar denetlenmelidir. Ayrıca geleceğin belirsizliği ve fiyat hareketliliği karşısında kritik yazlık ekim ve bakım dönemi için mevsimlik üre, DAP ve yem hammaddesi stokunu hedeflemeli ve oluşturmalıdır. Yerli gübre üretiminin artırılması, alternatif gübre uygulamalarının yaygınlaştırılması ve hayvansal atıkların değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Ürün deseni daha az girdi gerektiren yapıya dönüştürülmelidir. 5. “Yem ve Hayvancılık Kırmızı Hat” desteği oluşturulmalıdır Enerji ve gübre şoku, yem ve nakliye maliyetleri hayvancılığı derinden etkiliyor. Bu nedenle hayvancılıktaki kırılganlığın önüne geçmek için özellikle gıda güvencesini önceleyen süt ve besi hayvancılığına yönelik yem kredisi, yem hammaddesi ithalatında hızlandırılmış gümrük, faiz sübvansiyonu ve soğuk zincir elektrik ve akaryakıt desteği sağlanmalıdır. 6. “Buğday, Arpa, Mısır ve Bakliyatta İç Stok” oluşturulmalıdır Bu, TMO üzerinden güven verici iç stoklama politikası ile uygulamaya koyulmalıdır. Panik alımları ve stokçuluk piyasada fiyatları bozar, yükseltir. Türkiye’de temel gıdalarda düzenli iç stok oluşturulmalı ve stok bilgisi de paylaşılmalıdır. TMO satış takvimini önden ilan etmeli ve gerekirse belirli ürünlerde piyasaya kontrollü ürün vererek beklenti enflasyonunun belini kırmalıdır. 7. “Enerji ve Gıda-Tarım Ticaret Koridoru” oluşturmalıdır Bu her şeyden önce lojistik ve sigorta maliyetlerine karşı bir önlemdir. Savaş riski ve nakliye sigortası ve Hürmüz Boğazı geçiş maliyetleri büyük sorun haline gelmiştir. Türkiye gübre, yem hammaddesi, akaryakıt ve tahıl için öncelikli navlun-finansman-depolama-sigorta destekli bir “enerji ve gıda-tarım ticaret koridoru” oluşturmalıdır. Bunun için gerekiyorsa da kamu bankaları üzerinden kısa ve orta vadeli ticaret finansmanı sağlanmalıdır. 8. “Dar Gelirliler İçin Gıda Sepeti Destek Paketi” oluşturulmalıdır Dar gelirli tüketici için temel gıda sepetinde hedefli destek, okul beslenmesi, belediye tedarik ağları ve kooperatif satış kanalları genişletilmelidir. Çünkü enerji ve girdi şoku yalnızca çiftçiyi değil, tüketiciyi de vuruyor ve bundan dolayı iki tarafı aynı anda koruyan paketler devreye konulmalıdır. Bu aynı zamanda gıda enflasyonuna karşı sosyal politikanın bir gereğidir. 9. “Belediyelerde Acil Destek Karşılama Merkezleri” oluşturulmalıdır Savaş koşullarının getirdiği üretim ve tüketim koşullarının zorlaşması ve belirsizleşmesi nedeniyle belediyelere daha fazla sorumluluk düşmektedir. Özellikle gıda tedarikinde, su temininde, ulaşım koşulların sürekliliğinde, yaşlılara bakımda, tarımsal girdi sağlanmasında belediyelerin sadece kendi bütçeleri ile değil merkezi hükümetin kaynak aktarımı yoluyla hizmetlerini artırması ve çeşitlendirmesi sağlanmalıdır. Artan akaryakıt zamları ve fiyatları karşısında toplu ulaşımda çok daha fazla devreye girmeli ve vatandaşı yönlendirici rol oynamalıdır. 10. “Tarımsal Üretim ve Ürünler Güvence” altına alınmalıdır Türkiye son yıllarda iklim değişikliğinden kaynaklı üretim şokları yaşamaktadır. Çiftçinin kayıpları artmaktadır, tüketici daha yüksek fiyatlarla tarımsal ürünlere erişim sağlayabilmektedir. Savaş ortamında çiftçinin kendisini ve ürünlerini güvende hissedebilmesi için önümüzdeki 2-3 yıl sürecince bitkisel üretim ve hayvancılığa yönelik TARSİM uygulamaları yayınlaştırılmalıdır. TARSİM, içinden geçtiğimiz bu zor süreçte sadece ÇKS’ye kayıtlılık temelinde tüm üretim alanları için sigorta uygulamalarına gitmeli ve devlet eliyle prim desteğinde bulunulmalıdır. 11. “Kısa-Orta-Uzun Vadeli Şoklara Dirençli Stratejiler” geliştirilmelidir Şimdiye kadar ortaya konulan acil önlem paketlerine dayanarak ortaya konulan kısa-orta-uzun vadeli politikalarda şunlar ön plan çıkmaktadır; Kısa vadede temel öncelik üretimin devamlılığı ve çiftçinin gelir güvencesidir. Savaşın etkisiyle artan enerji fiyatları gübre ve mazot maliyetlerini yükseltmiş, çiftçinin kararlarını doğrudan etkilemiştir. Bu nedenle girdi desteklerinin artırılması, çiftçi borçlarının ertelenmesi ve uygun finansman mekanizmalarının devreye alınması kritik önemdedir. Desteklerin zamanında ödenmesi üretim güvencesi için önemlidir. Temel stratejik ürünlerde ihracatın sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı ithalat yapılması arz dengesini destekleyecektir. Ulusal stok yönetiminin güçlendirilmesi de fiyat dalgalanmalarını sınırlamak açısından gereklidir.

Gübre tedariği sürüyor, satışlar %25 arttı Haber

Gübre tedariği sürüyor, satışlar %25 arttı

Küresel ticaretin büyük bölümü deniz taşımacılığı üzerinden gerçekleşiyor. Hürmüz Boğazı dünya ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri. Yaşanan sıcak savaş Hürmüz Boğazı’ndan geçişi etkilediği andan itibaren dünyanın gözü petrol başta olmak üzere enerji koridorunun güvenliğine odaklansa da bu boğaz aynı zamanda bir tarım koridoru da. Nitekim Avrupa Birliği ülkeleri de hem tarım hem enerji koridoru olan bu boğazdan geçişleri ana gündemlerine alırken GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun da “Bu bölgede yaşanan gelişmeler yalnızca petrol ve doğal gaz piyasalarını değil, gübre üretiminde kullanılan birçok hammaddenin tedarik zincirini de etkileyebiliyor” dedi. Onkun, küresel gelişmelerin yakından takip edildiğini belirterek şirket faaliyetlerinin tüm tesislerde planlanan program doğrultusunda sürdüğünü ifade etti. Onkun, gübre tedariğinin kesintisiz sürdüğünü ve son dönemde yüzde 25’lik bir artışta yaşandığını kaydederek çiftçilerin de gübreyi kullanım dönemine uygun şekilde temin etmesinin piyasa dengesi açısından önem taşıdığına işaret etti. Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerinin 1.598 kooperatif ve 1 milyondan fazla çiftçi ortağı ile Türkiye’nin en yaygın tarımsal organizasyonlarından biri olduğunu hatırlatan Onkun, GÜBRETAŞ’ın bu yapı içinde stratejik bir rol üstlendiğini belirtti. Genel Müdür Aytaç Onkun, “Son dönemde yakın coğrafyada yaşanan jeopolitik gelişmeler sonucu küresel ticaret hatlarında artan riskler, enerji ve hammadde piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açarken gübre sektörü de bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. İsrail ve ABD'nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı hava saldırılarının ardından bölgede artan gerilim ve İran’ın misillemeleri sonrasında küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda riskler artmış durumda. Bölgedeki gelişmeler, gübre üretiminde kullanılan bazı ham maddelerin ve tarım ürünlerinin taşınmasında gecikmelere yol açabilecek potansiyel riskler oluşturuyor” değerlendirmesini yaptı. Hürmüz’deki riskler tedarik zincirini etkiliyor “Bazı bölgelerde ortaya çıkan güvenlik sorunları ve jeopolitik gerilimler tedarik zincirlerinde yeni riskler oluşturabiliyor” diyen Onkun, “Bölgemizde yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Tarım Kredi Kooperatifleri ortakları olan çiftçilerimizin üretim için ihtiyaç duyduğu gübre girdisinin güvenilir ve kesintisiz şekilde sağlanması en önemli önceliğimizdir” diye konuştu. Tarım Kredi Kooperatiflerinde uygulanan bazı tedbirlerin satışların durdurulduğu anlamına gelmediğini belirten Onkun, bu uygulamaların stokların etkin yönetilmesi ve kötüye kullanımın önlenmesi amacıyla gerçekleştirildiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Alınan tedbirlerin amacı, stokların etkin yönetilmesi ve üreticilerimizin ihtiyaç duydukları dönemde gübreye ulaşabilmelerini sağlamaktır. Çiftçilerimizin gübreyi kullanım dönemine uygun şekilde temin etmeleri piyasa dengesi açısından önem taşıyor.” İlkbahar için tüm planlamaları hazır Yaptığı değerlendirmede de gübre satışlarının kesintisiz sürdüğünü ifade eden Genel Müdür Aytaç Onkun, ilkbahar üretim dönemi için gerekli planlamaların tamamlandığını söyledi. Onkun, “Tarım Kredi ortaklarının ve diğer çiftçilerimizin, üreticilerimizin ihtiyacı olan gübreler için ilkbahar dönemini planladık. Çiftçilerimizden endişeye kapılmamalarını rica ediyorum. Tarım Kredi Kooperatifleri dün olduğu gibi bugün de çiftçilerimizin yanında olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı. Gübre satışları durmadı, aksine arttı Son günlerde kamuoyunda gübre satışlarının durdurulduğu yönünde ortaya atılan iddialara ilişkin ise Onkun, Tarım Kredi Kooperatiflerinde satışların kesintisiz sürdüğünü söyledi. Onkun, yılbaşından bu yana Tarım Kredi gübre satışlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 arttığını belirterek şunları söyledi: “Normal şartlarda Tarım Kredi Kooperatiflerinin günlük gübre satışı yaklaşık 10 bin ton civarındaydı. Savaşın başladığı ilk günlerde sektördeki diğer satıcıların satışlarını durdurması veya yavaşlatmasıyla oluşan gübre ihtiyaçlarının karşılanmasını görevini de Tarım Kredi üstlendi. Talep ciddi şekilde arttı ve günlük satışlarımız 20 bin tonun üzerine çıktı. Buna rağmen etkin stok yönetimi sayesinde çiftçilerimizin ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyoruz.” Çevreci ve modern tesis yatırımları devam ediyor Şirketin yatırımları hakkında da bilgi veren GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun, “Yarımca Limanı’ndaki tesislerimizde yürüttüğümüz yatırım projesi kapsamında depo, idari bina ve operasyon ofislerinin inşasına devam edildiğini belirtmek isterim. Bu yatırımla birlikte tesiste çevre dostu ve modern depolama altyapısını devreye almayı, ara nakliye maliyetlerini azaltmayı ve gübre tedarik zincirinin kritik halkalarından biri olan depolama faaliyetlerini daha verimli hale getirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca İzmir tesislerimizde yürütülen modernizasyon çalışmalarını tamamladık; sıvı ve toz gübre üretim tesislerimiz artık daha modern ve verimli. GÜBRETAŞ’ın üretim ve Ar-Ge kapasitesi, Tarım Kredi ailesinin geniş saha gücüyle birleştiğinde çiftçimiz için güçlü bir sinerji ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu. Ar-Ge ile 33 yeni ürün geliştirdi Genel Müdür Aytaç Onkun, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte organomineral gübreler, biyostimülantlar ve bitki besleme ürünlerine olan talebin arttığını ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu: “2023’ten bu yana organomineral gübreler, biyostimülantlar, sıvı bitki besleme ürünleri ve özel formülasyonlu verim artırıcı çözümlerden oluşan 33 yeni ürünü çiftçilerimizle buluşturduk. Bu kadar kısa sürede bu ölçekte ürün geliştirmek güçlü bir Ar-Ge kapasitesinin ve ekip çalışmasının sonucudur. Amacımız yalnızca ürün sayısını artırmak değil, teknoloji ve inovasyonla çiftçilerimizin ürünlerinden aldığı verimliliği artıracak çözümler geliştirmektir.” “Tarım ve Orman Bakanlığımız gerekli önlemleri alıyor” Küresel belirsizliklerin yaşandığı bu süreçte devlet kurumlarının da gerekli tedbirleri aldığını belirten GÜBRETAŞ Genel Müdürü Aytaç Onkun, özellikle Tarım ve Orman Bakanlığının gübre tedariği konusunda süreci yakından takip ettiğini söyledi. Onkun şu bilgiyi verdi: “Tarım ve Orman Bakanlığımız küresel gelişmelerin tarımsal üretimimizi olumsuz etkilememesi için gerekli tedbirleri almaya devam ediyor. Bakanlığımızla koordineli şekilde özellikle yurt dışından ilave gübre tedarikine yönelik çalışmalarımız da sürüyor. Türkiye güçlü bir tarımsal üretim kapasitesine sahip. Küresel dalgalanmalara rağmen gübre tedariğinin sürdürülebilir şekilde yönetildiğini görüyoruz. GÜBRETAŞ olarak biz de güçlü lojistik altyapımız ve kurumsal yapımızla bu süreci başarıyla yöneten şirketlerden biriyiz.”

Karadeniz Buğday Fiyatı Şubatta Yükselişe Geçti Haber

Karadeniz Buğday Fiyatı Şubatta Yükselişe Geçti

S&P Global Energy bünyesindeki Platts tarafından yayımlanan rapora göre, Karadeniz bölgesini temsil eden Milling Wheat Marker (MWM) fiyatı şubat ayında ortalama 231,32 dolar/ton seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam ocak ayında görülen 227,19 dolar/ton ortalamasına göre önemli bir artışa işaret ederken, ağustos ayında kaydedilen 237,75 dolar/tondan bu yana en yüksek ortalama olarak kayda geçti. Rus limanlarında hava koşulları ihracatı zorladı Fiyatlardaki yükselişte en önemli faktörlerden biri sert kış koşulları oldu. Olumsuz hava özellikle Rusya’nın önemli ihracat noktalarından Kavkaz limanında operasyonları ciddi şekilde aksattı. Şubat ayının büyük bölümünde limandaki faaliyetler neredeyse durma noktasına gelirken, bazı sevkiyatların Novorossiisk limanına yönlendirildiği belirtildi. Platts’a konuşan bir Rus buğday tüccarı, derin deniz terminallerinde ciddi gecikmeler yaşandığını belirterek terminal sıralarındaki yoğunluğa dikkat çekti. Piyasa kaynaklarına göre Kavkaz’daki koşulların Mart ortasından sonra normalleşmesi bekleniyor. Öte yandan Rusya’nın güney bölgelerinde çiftçilerden gelen buğday arzının da düşük seyrettiği ifade ediliyor. Rusya’nın Mart sevkiyatı 3,5 milyon ton bekleniyor Tüm bu aksamalara rağmen Rusya’nın buğday ihracatının güçlü seyrini koruması bekleniyor. Rusya’nın önde gelen demiryolu lojistik şirketlerinden Rusagrotrans, şubattan devreden yüklemeler de dahil olmak üzere mart ayında toplam 3,5 milyon ton buğday sevkiyatı yapılabileceğini öngörüyor. Platts değerlendirmesine göre ise 2 Mart itibarıyla Karadeniz buğday göstergesi 235 dolar/ton seviyesinde bulunuyor.

30 Metre Derinde 6 Ton Tarım Ürünü Üretildi Haber

30 Metre Derinde 6 Ton Tarım Ürünü Üretildi

İstanbul Kapalı Dikey Tarım Uygulama Merkezi, 30 metre derinlikte, toprak kullanılmadan ve gün ışığı olmadan üretim yaparak dikkat çekiyor. İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar, iki yıl içinde 6 tondan fazla ürün elde ettiklerini belirtti. Merkez, ürünlerin yetiştirilmesinde kullanılan sistemlerin yanı sıra su tasarrufu ve çevre dostu üretimle öne çıkıyor. Parıldar, bitkilerin ihtiyaç duyduğu ışığın özel aydınlatma sistemleriyle sağlandığını, besin elementlerinin ise sulama suyuyla bitkilere verildiğini aktardı. Bu yöntemle pestisit kullanılmadan üretim yapılabiliyor, yılın 365 günü ürün yetiştirilebiliyor. KENT İÇİNDE UCUZ VE TAZE ÜRÜN 2022 yılında açılan merkez, Kağıthane Belediyesi ve İGSAŞ'ın ortak desteğiyle lojistik maliyetlerini düşürerek kentte yaşayanların taze ve uygun fiyatlı sebzelere ulaşmasını hedefliyor. Merkezde, 275 metrekarelik üretim alanında 40-100 kat daha fazla ürün elde edilebiliyor. Merkezde yapılan 88 farklı denemeden elde edilen veri setleri, yeni yatırımcılarla ücretsiz paylaşılıyor. Parıldar, bu merkezdeki asıl hedefin bilgi ve veri üretmek olduğunu, bu verilerin tarımsal üretim süreçlerini geliştirmede büyük rol oynayacağını ifade etti. GELECEĞİN TARIMI ZİYARETÇİLERE AÇIK 10 binden fazla ziyaretçiye kapılarını açan merkez, öğrenci ve araştırmacılara eğitim fırsatları sunuyor. Parıldar, gelecekte ilaç sanayisi için bitki üretimi gibi farklı projeleri de hayata geçirmeyi planladıklarını açıkladı. Kapalı Dikey Tarım Uygulama Merkezi, yüksek verimlilik ve yenilikçi tarım yöntemleriyle Türkiye’nin tarımda geleceğine ışık tutuyor.

Malatya Şeker Fabrikası’ndan 470 Bin Ton Üretim Haber

Malatya Şeker Fabrikası’ndan 470 Bin Ton Üretim

MALATYA (İHA) - Malatya Şeker Fabrikası, 2024-2025 üretim sezonunda 470 bin ton pancar alarak 51 bin ton şeker, 137 bin ton küspe ve 17 bin ton melas üretimi gerçekleştirdi. Bölgenin ekonomik lokomotifi olan fabrika, üretim faaliyetlerini sürdürürken iş gücü eksikliği ve emeklilik sorunlarının çözüm beklediği bildirildi. 120 GÜNLÜK KAMPANYA HEDEFİ Şeker-İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Nuri Murat, pancar alımının 4 Eylül’de başladığını, 6 Eylül’de işleme sürecine geçildiğini ve kampanyanın ocak ayının ilk haftasında tamamlanmasının planlandığını söyledi. Şimdiye kadar 405 bin ton pancar işlenerek belirlenen üretim hedeflerine ulaşıldı. BÖLGENİN EKONOMİSİNE YÖN VERİYOR Malatya Şeker Fabrikası'nın, kayısıdan sonra Malatya ekonomisinin en önemli girdisini oluşturduğunu belirten Murat, fabrikanın Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Adıyaman, Sivas, Malatya ve Gaziantep illerindeki 80 bin dekar alanda pancar ekimi yapan bin 250 aileyi desteklediğini ifade etti. Ayrıca, her yıl 50-60 bin kişiye istihdam sağlayarak bölge ekonomisine önemli katkılar sunduğuna dikkat çekti. KALİFİYE İŞ GÜCÜ SORUNU KAPIDA Murat, fabrikanın en önemli sorunlarından birinin kalifiye eleman eksikliği olduğunu vurguladı. Çalışanların çoğunun emeklilik yaşına geldiğini ifade eden Murat, bu sorunun çözülmemesi halinde üretimde aksaklıklar yaşanabileceği uyarısında bulundu. FABRİKA, DEPREMDE LOJİSTİK ÜS OLDU 2023 depreminde Malatya Şeker Fabrikası, 10 bin kişiye barınma sağlayarak ve lojistik merkezi olarak çalışarak kritik bir rol üstlendi. Deprem sonrası yapılan teknik iyileştirmelerle üretimin kesintisiz devam ettiğini belirten Murat, "İki yıldır sorunsuz bir şekilde üretim devam ediyor. Bu yıl da teknik eksikliklerin giderileceği bir revizyon süreci yaşanacak" dedi.

HepsiJET'ten Taşıma Hacminde Yüzde 97 Artış Haber

HepsiJET'ten Taşıma Hacminde Yüzde 97 Artış

İSTANBUL (İHA) - HepsiJET, 2024 yılının üçüncü çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla Hepsiburada dışındaki perakendecilere sunduğu taşıma hacmini yüzde 97 artırdı. Geçen yıl yaklaşık bin 800 olan hizmet verdiği şirket sayısı, bu yıl 2 bin 750’ye yükseldi. HepsiJET, e-ticaret ve perakende sektöründe taşıma kapasitesini artırmaya devam ediyor. Şirketin dış müşterilere sunduğu taşıma hizmetlerinin toplam hacim içindeki payı yüzde 35’i aştı. Hepsiburada platformu üzerinden teslim edilen ürünlerde de artış yaşandı. Özellikle büyük hacimli siparişlerin yüzde 69’u HepsiJET XL ile ulaştırıldı. OPERASYONEL PERFORMANS ZİRVEDE HepsiJET, esnek teslimat çözümleriyle dikkat çekiyor. "Bugün Teslimat", "Yarın Randevulu Teslimat" gibi hizmetlerle 2024’te net teslimat oranını yüzde 96’ya çıkardı. Müşteri memnuniyetinin ölçüldüğü Net Tavsiye Skoru ise 88 puan olarak kaydedildi. KASIM AYINDA REKOR TESLİMAT HepsiJET, efsane kasım kampanyalarında dakikada 606 teslimat gerçekleştirerek 11 milyon kilometre yol kat etti. Efsane Kasım döneminde yüzde 98’lik bir teslimat performansı yakaladı. "EKOSİSTEMİ DÖNÜŞTÜRÜYORUZ" HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver, şirketin sektöre yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler kazandırdığını vurguladı. Alver, "Biz HepsiJET'i sadece Hepsiburada'ya rekabet avantajı sağlayacak, müşterilerimize daha iyi bir deneyim yaşatacak bir araç olarak görmüyoruz. HepsiJET, bizim sektörü dönüştürme, sektörü daha iyiye götürme, ekosistemdeki tüm paydaşları en iyi teknoloji ve sürdürülebilirlik örnekleriyle tanıştırma vizyonumuzun da bir göstergesi. Bu vizyonla Hepsiburada platformu dışındaki perakendecilere sunduğumuz taşıma hacmimizi yılın üçüncü çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla iki katına çıkardık" dedi. Sürdürülebilirlik konusundaki çözümlerinden de bahseden Alver, "2024 yılının ilk yarısında filomuza eklediğimiz 24 adet sıfır emisyonlu elektrikli araçlarımız, yapay zekaya dayanan ve TÜRKPATENT tarafından onaylı 'Çok Araçlı Rota Optimizasyonu' uygulamamızla sürdürülebilirlik alanında kendimizi sürekli olarak geliştirme hedefindeyiz. Sektörü dönüştürme motivasyonumuzu arkamıza alarak inovatif ve çevreci projelerimizi hayata geçirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.