TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Madencilik

AGRONEWS - Madencilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Madencilik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İzmir’de Tarım Örgütlerinden Su Krizi Açıklaması Haber

İzmir’de Tarım Örgütlerinden Su Krizi Açıklaması

İzmir’deki ziraat ve tarım örgütleri, son dönemde artan kuraklık ve su krizi tartışmalarında tarımın haksız bir şekilde hedef gösterilmesine dikkat çekti. Ziraat Odaları İzmir Koordinasyon Kurulu, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Sulama Kooperatifleri İzmir Birliği, Ziraatçılar Derneği İzmir Şubesi, İzmir Tarım Grubu, Kent Konseyi Tarım Çalışma Grubu ve Türkiye Ziraatçılar Derneği ortak basın açıklaması yaptı. Türkiye Ziraatçılar Derneği MYK Üyesi İzmir Şube Başkanı İlker Ağın ise su varlıklarının korunmasının zorunluluk olduğunu belirterek, “Ne kadar su varsa o kadar tarım var. Bunu unutmamak gerekiyor” ifadelerini kullandı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Hakan Çakıcı da arazi kullanım planlamasının önemine dikkat çekerek, “Her zaman suya ulaşmak, sağlıklı suya ulaşmak ve sağlıklı gıdaya ulaşmak üstün kamu yararı terimiyle ön plana çıkmalıdır” diye konuştu. "YAKLAŞIM EKSİK VERİYE DAYALI" İzmir Kent Konseyi Tarım Çalışma Grubu’ndan Ahmet Tomar, yaptığı açıklamada, “Son yıllarda artan kuraklık, iklim değişikliği ve su krizi tartışmalarında tarım sektörü sıklıkla su tüketiminin başlıca sorumlusu olarak gösterilmektedir. Ancak bu yaklaşım eksik veriye dayalı, bütüncül bakıştan uzak ve stratejik açıdan sakıncalıdır” dedi. Tomar, tarımda kullanılan suyun büyük kısmının doğal su döngüsüne geri döndüğünü vurgulayarak, “Dünya genelinde su kullanımının yaklaşık %70’i tarımsal üretimde gerçekleşmektedir. Türkiye’de ise bu oran %75’dir. Tarımda kullanılan suyun önemli bir bölümü toprak, yeraltı suyu ve atmosfer sistemi içinde yeniden dolaşıma katılmaktadır” ifadelerini kullandı. Ayrıca sulanan alanların dünya tarımsal üretiminde kritik rol oynadığını belirten Tomar, “Dünya toplam işlenen tarım alanlarının yaklaşık %20’si sulanmaktadır. Sulanan alanlar, dünya tarımsal üretiminin yaklaşık %40’ını sağlamaktadır. Bitkisel üretim değerinin yaklaşık %50–55’ini, sebze üretiminin %70’ten fazlasını, meyve üretiminin büyük bölümünü, pamuk, mısır, çeltik gibi stratejik ürünlerin neredeyse tamamını sulanan alanlar karşılamaktadır” dedi. "TARIM GIDA GÜVENLİĞİNİN TEMELİDİR" Tomar, Türkiye’nin kişi başına düşen su miktarının yaklaşık 1.300 m³ olduğunu ve önümüzdeki yıllarda bunun 1.000 m³’ün altına düşme riskine dikkat çekerek, “Bu gerçek, suyun her sektörde daha verimli yönetilmesini zorunlu kılmaktadır. Ancak çözüm; tarımı ötekileştirmek, üreticiyi suçlamak ya da tarımsal üretimi kısmak değildir” ifadelerini kullandı. Tarımın stratejik önemini vurgulayan Tomar, “Tarım; gıda güvenliğinin temelidir. Milli güvenlik açısından stratejik bir sektördür. Kırsal istihdamın ve sosyal dengenin ana unsurudur” diyerek pandemi süreci, Rusya-Ukrayna savaşı ve küresel krizlerin, gıda arzının enerji ve savunma sanayi kadar kritik olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. "TARIM SEKTÖRÜ SUYU İSRAF EDEN BİR ALAN DEĞİL" Tomar, su sorunlarının kaynağını havza bazlı üretim planlamasının yetersizliği, su tüketimi yüksek ürünlerin yanlış bölgelerde yetiştirilmesi, açık kanalet sistemi ve vahşi sulama yöntemleri ile yeraltı suyunun kontrolsüz kullanımı olarak özetledi. Çözüm önerilerini de sıralayan Tomar, “Havza bazlı üretim planlaması yapmak, modern basınçlı sulama sistemlerini yaygınlaştırmak, su verimliliği yüksek üretim modellerine geçmek, arıtılmış atık suların tarımda kullanımını artırmak ve çiftçiyi teknoloji ile desteklemek doğru yaklaşımdır. Tarım sektörü ‘su israf eden bir alan’ değil, doğru yönetilmediğinde risk oluşturan bir alandır. Çözüm; üretimi azaltmak değil, verimliliği artırmaktır. Su politikaları ile tarım politikaları birlikte ele alınmalı; sürdürülebilir, bilimsel ve stratejik bir yönetim anlayışı benimsenmelidir” dedi. İLKER AĞIN: "SADECE ÜRETİM İLİŞKİLERİNİ DEĞİL, KAR VE ÇEVRENİN İLİŞKİLERİNİ DE BİRLİKTE DÜŞÜNMEK DEMEKTİR” Türkiye Ziraatçılar Derneği MYK Üyesi İzmir Şube Başkanı İlker Ağın, Bozdağ ve çevresinde altın aranmasının önünü açan ihaleye tepki gösterdi. Ağın, Tarım Bakanlığı’nın geçen yıl teoride kalan su merkezli tarım planlamasına işaret ederek, “Biz kuyularımızın ne kadar kaçak olduğunu, o kuyularda ne kadar su çekildiğini bilmeden, böyle sıcak bir iklimde Türkiye’nin Hollanda’sı olma iddiasındaki Küçük Menderes’e teslim etmenin nedenlerini ortadan kaldırmadan, aynı zamanda sularımızı kontrolsüzce ve hunharca tüketirken bir taraftan kirleterek ama bir taraftan da su fakirliğine doğru hızla ilerlediğimiz bir dönemde su varlıklarımız olan dağlarımızı, ovalarımızı, ormanlarımızı, özellikle madencilik faaliyetleri adı altında talan ederken bir taraftan kirletirken böyle bir planlamadan üretmek mümkün değil” ifadelerini kullandı. “SU VARLIKLARIMIZ HER YÖNÜYLE KORUNMALI” Ağın, madencilik faaliyetlerinin su kaynaklarını tahrip ettiğini vurgulayarak, “Su varlıklarımız her yönüyle korunmalı. Özellikle madencilik faaliyetleri adı altındaki su varlıklarımızın tahribatını hızla önüne geçirmeliyiz." dedi. “NE KADAR SU VARSA O KADAR TARIM VAR” Kuraklığa dayanıklı ürünlerin önemine dikkat çeken Ağın, “Hiçbir ürün birbirinin yüzde yüz ikamesi değildir. Su alabilen bir çiftçiden 11 birim ürün alabilirsiniz, kuraklığa dayanıklı ektiğiniz bir çeşit ise 5 birim verir. Ne kadar su varsa o kadar da tarım var. Bunu unutmamak gerekiyor” ifadelerini kullandı. “ÇİFTÇİ ÖRGÜTLÜ YAPILARLA DESTEKLENMELİ” Ağın, tarım planlamasında çiftçilerin örgütlü yapılarla desteklenmesinin önemini şöyle açıkladı: “Çiftçi ancak örgütlü bir yapı içerisinde hem kontrol edilebilir, hem planlanabilir, hem de her şey denetlenebilir. En başta bizim tarımda üreticilerimizin sağlıklı örgütlerle bu süreç üzerinden planlama yapması gerekiyor.” HAKAN ÇAKICI: “KAYNAKLAR DOĞRU KULLANILMIYOR” TMMOB Ziraat mühendisleri odası İzmir şube başkanı Hakan Çakıcı, arazi kullanım planlamasının Türkiye’de ihmal edildiğini belirterek, suya ve sağlıklı gıdaya erişimin üstün kamu yararı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çakıcı, yerleşim alanları, tarım arazileri, sanayi bölgeleri ve maden sahalarının bilimsel esaslara göre planlanmamasının ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti. “ARAZİ PLANLAMASI TÜRKİYE’DE YOK SAYILIYOR” Türkiye’de arazi planlamasına ilişkin bütüncül bir çalışma yapılmadığını dile getiren Çakıcı, “Bizim temelde anlattığımız konu arazi planlamasıdır. Suyun dağılımının planlanması, ürün desenlerinin hazırlanması gibi konular bunun içindedir. Ancak Türkiye’de maalesef arazi planlaması ile ilgili ciddi ve kapsamlı bir çalışma yapılmıyor” dedi. Arazi planlamasının; yerleşim alanlarının, tarım alanlarının ve sanayi bölgelerinin doğru konumlandırılmasını kapsadığını söyleyen Çakıcı, bu alanların birbirine karıştığını ve bunun da çevresel ve ekonomik sorunları büyüttüğünü belirtti. “TARIM ALANLARINA MADEN BASKISI PLANLAMA EKSİKLİĞİNİN SONUCUDUR” Özellikle altın madenleri üzerinden yaşanan tartışmalara dikkat çeken Çakıcı, “Tarım alanlarına madenlerin verdiği zarar gündeme geldiğinde, aslında planlama eksikliğiyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz” diye konuştu. Bu noktada kamu yararı kavramının doğru yorumlanması gerektiğini vurgulayan Çakıcı, sağlıklı suya ve sağlıklı gıdaya erişimin “üstün kamu yararı” olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “SAĞLIKLI SU VE GIDAYA ERİŞİM ÜSTÜN KAMU YARARIDIR” Çakıcı, “Her zaman suya ulaşmak, sağlıklı suya ulaşmak ve sağlıklı gıdaya ulaşmak üstün kamu yararı terimiyle ön plana çıkmalıdır. Planlamayı bu önceliğe göre yapmak zorundayız” ifadelerini kullandı. Enerji ve maden ihtiyacı gibi gerekçelerle kısa vadeli çözümlere yönelmenin uzun vadede daha büyük sorunlar doğurduğunu belirten Çakıcı, vatandaşın sağlıklı yaşam hakkının göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi. “BAKANLIKLAR ARASI KOORDİNASYON YETERSİZ” Çevre, şehircilik ve iklim politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade eden Çakıcı, geçmişte bu başlıkların bir araya getirilmesi yönünde adımlar atıldığını ancak uygulamada beklenen bütüncül yaklaşımın sağlanamadığını söyledi. “Çevreye zarar vermeden, iklim değişikliğini de dikkate alarak tüm sürecin organize edilmesi gerekir” diyen Çakıcı, yanlış tarım politikaları ve günübirlik enerji çözümlerinin arazi kullanım planlamasını ikinci plana ittiğini kaydetti. Gelinen noktada temel sorunun kaynakların doğru planlanmaması olduğunu belirten Çakıcı, “Temelde kaynakların doğru kullanılmaması, planlamanın doğru yapılmamasından kaynaklanıyor. Bu nedenle hem su hem toprak hem de tarım alanları üzerindeki baskı artıyor” dedi. Çakıcı, arazi kullanım planlamasının bilimsel veriler ışığında ve kamu yararı öncelenerek yapılması gerektiğini söyledi.

İzmir’de Tarım Örgütlerinden Su Krizi Tepkisi Haber

İzmir’de Tarım Örgütlerinden Su Krizi Tepkisi

İzmir’deki ziraat ve tarım örgütleri, son dönemde artan kuraklık ve su krizi tartışmalarında tarımın haksız bir şekilde hedef gösterilmesine dikkat çekti. Ziraat Odaları İzmir Koordinasyon Kurulu, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Sulama Kooperatifleri İzmir Birliği, Ziraatçılar Derneği İzmir Şubesi, İzmir Tarım Grubu, Kent Konseyi Tarım Çalışma Grubu ve Türkiye Ziraatçılar Derneği ortak basın açıklaması yaptı. Türkiye Ziraatçılar Derneği MYK Üyesi İzmir Şube Başkanı İlker Ağın ise su varlıklarının korunmasının zorunluluk olduğunu belirterek, “Ne kadar su varsa o kadar tarım var. Bunu unutmamak gerekiyor” ifadelerini kullandı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Hakan Çakıcı da arazi kullanım planlamasının önemine dikkat çekerek, “Her zaman suya ulaşmak, sağlıklı suya ulaşmak ve sağlıklı gıdaya ulaşmak üstün kamu yararı terimiyle ön plana çıkmalıdır” diye konuştu. "YAKLAŞIM EKSİK VERİYE DAYALI" İzmir Kent Konseyi Tarım Çalışma Grubu’ndan Ahmet Tomar, yaptığı açıklamada, “Son yıllarda artan kuraklık, iklim değişikliği ve su krizi tartışmalarında tarım sektörü sıklıkla su tüketiminin başlıca sorumlusu olarak gösterilmektedir. Ancak bu yaklaşım eksik veriye dayalı, bütüncül bakıştan uzak ve stratejik açıdan sakıncalıdır” dedi. Tomar, tarımda kullanılan suyun büyük kısmının doğal su döngüsüne geri döndüğünü vurgulayarak, “Dünya genelinde su kullanımının yaklaşık %70’i tarımsal üretimde gerçekleşmektedir. Türkiye’de ise bu oran %75’dir. Tarımda kullanılan suyun önemli bir bölümü toprak, yeraltı suyu ve atmosfer sistemi içinde yeniden dolaşıma katılmaktadır” ifadelerini kullandı. Ayrıca sulanan alanların dünya tarımsal üretiminde kritik rol oynadığını belirten Tomar, “Dünya toplam işlenen tarım alanlarının yaklaşık %20’si sulanmaktadır. Sulanan alanlar, dünya tarımsal üretiminin yaklaşık %40’ını sağlamaktadır. Bitkisel üretim değerinin yaklaşık %50–55’ini, sebze üretiminin %70’ten fazlasını, meyve üretiminin büyük bölümünü, pamuk, mısır, çeltik gibi stratejik ürünlerin neredeyse tamamını sulanan alanlar karşılamaktadır” dedi. "TARIM GIDA GÜVENLİĞİNİN TEMELİDİR" Tomar, Türkiye’nin kişi başına düşen su miktarının yaklaşık 1.300 m³ olduğunu ve önümüzdeki yıllarda bunun 1.000 m³’ün altına düşme riskine dikkat çekerek, “Bu gerçek, suyun her sektörde daha verimli yönetilmesini zorunlu kılmaktadır. Ancak çözüm; tarımı ötekileştirmek, üreticiyi suçlamak ya da tarımsal üretimi kısmak değildir” ifadelerini kullandı. Tarımın stratejik önemini vurgulayan Tomar, “Tarım; gıda güvenliğinin temelidir. Milli güvenlik açısından stratejik bir sektördür. Kırsal istihdamın ve sosyal dengenin ana unsurudur” diyerek pandemi süreci, Rusya-Ukrayna savaşı ve küresel krizlerin, gıda arzının enerji ve savunma sanayi kadar kritik olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. "TARIM SEKTÖRÜ SUYU İSRAF EDEN BİR ALAN DEĞİL" Tomar, su sorunlarının kaynağını havza bazlı üretim planlamasının yetersizliği, su tüketimi yüksek ürünlerin yanlış bölgelerde yetiştirilmesi, açık kanalet sistemi ve vahşi sulama yöntemleri ile yeraltı suyunun kontrolsüz kullanımı olarak özetledi. Çözüm önerilerini de sıralayan Tomar, “Havza bazlı üretim planlaması yapmak, modern basınçlı sulama sistemlerini yaygınlaştırmak, su verimliliği yüksek üretim modellerine geçmek, arıtılmış atık suların tarımda kullanımını artırmak ve çiftçiyi teknoloji ile desteklemek doğru yaklaşımdır. Tarım sektörü ‘su israf eden bir alan’ değil, doğru yönetilmediğinde risk oluşturan bir alandır. Çözüm; üretimi azaltmak değil, verimliliği artırmaktır. Su politikaları ile tarım politikaları birlikte ele alınmalı; sürdürülebilir, bilimsel ve stratejik bir yönetim anlayışı benimsenmelidir” dedi. İLKER AĞIN: "SADECE ÜRETİM İLİŞKİLERİNİ DEĞİL, KAR VE ÇEVRENİN İLİŞKİLERİNİ DE BİRLİKTE DÜŞÜNMEK DEMEKTİR” Türkiye Ziraatçılar Derneği MYK Üyesi İzmir Şube Başkanı İlker Ağın, Bozdağ ve çevresinde altın aranmasının önünü açan ihaleye tepki gösterdi. Ağın, Tarım Bakanlığı’nın geçen yıl teoride kalan su merkezli tarım planlamasına işaret ederek, “Biz kuyularımızın ne kadar kaçak olduğunu, o kuyularda ne kadar su çekildiğini bilmeden, böyle sıcak bir iklimde Türkiye’nin Hollanda’sı olma iddiasındaki Küçük Menderes’e teslim etmenin nedenlerini ortadan kaldırmadan, aynı zamanda sularımızı kontrolsüzce ve hunharca tüketirken bir taraftan kirleterek ama bir taraftan da su fakirliğine doğru hızla ilerlediğimiz bir dönemde su varlıklarımız olan dağlarımızı, ovalarımızı, ormanlarımızı, özellikle madencilik faaliyetleri adı altında talan ederken bir taraftan kirletirken böyle bir planlamadan üretmek mümkün değil” ifadelerini kullandı. “SU VARLIKLARIMIZ HER YÖNÜYLE KORUNMALI” Ağın, madencilik faaliyetlerinin su kaynaklarını tahrip ettiğini vurgulayarak, “Su varlıklarımız her yönüyle korunmalı. Özellikle madencilik faaliyetleri adı altındaki su varlıklarımızın tahribatını hızla önüne geçirmeliyiz." dedi. “NE KADAR SU VARSA O KADAR TARIM VAR” Kuraklığa dayanıklı ürünlerin önemine dikkat çeken Ağın, “Hiçbir ürün birbirinin yüzde yüz ikamesi değildir. Su alabilen bir çiftçiden 11 birim ürün alabilirsiniz, kuraklığa dayanıklı ektiğiniz bir çeşit ise 5 birim verir. Ne kadar su varsa o kadar da tarım var. Bunu unutmamak gerekiyor” ifadelerini kullandı. “ÇİFTÇİ ÖRGÜTLÜ YAPILARLA DESTEKLENMELİ” Ağın, tarım planlamasında çiftçilerin örgütlü yapılarla desteklenmesinin önemini şöyle açıkladı: “Çiftçi ancak örgütlü bir yapı içerisinde hem kontrol edilebilir, hem planlanabilir, hem de her şey denetlenebilir. En başta bizim tarımda üreticilerimizin sağlıklı örgütlerle bu süreç üzerinden planlama yapması gerekiyor.” HAKAN ÇAKICI: “KAYNAKLAR DOĞRU KULLANILMIYOR” TMMOB Ziraat mühendisleri odası İzmir şube başkanı Hakan Çakıcı, arazi kullanım planlamasının Türkiye’de ihmal edildiğini belirterek, suya ve sağlıklı gıdaya erişimin üstün kamu yararı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çakıcı, yerleşim alanları, tarım arazileri, sanayi bölgeleri ve maden sahalarının bilimsel esaslara göre planlanmamasının ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti. “ARAZİ PLANLAMASI TÜRKİYE’DE YOK SAYILIYOR” Türkiye’de arazi planlamasına ilişkin bütüncül bir çalışma yapılmadığını dile getiren Çakıcı, “Bizim temelde anlattığımız konu arazi planlamasıdır. Suyun dağılımının planlanması, ürün desenlerinin hazırlanması gibi konular bunun içindedir. Ancak Türkiye’de maalesef arazi planlaması ile ilgili ciddi ve kapsamlı bir çalışma yapılmıyor” dedi. Arazi planlamasının; yerleşim alanlarının, tarım alanlarının ve sanayi bölgelerinin doğru konumlandırılmasını kapsadığını söyleyen Çakıcı, bu alanların birbirine karıştığını ve bunun da çevresel ve ekonomik sorunları büyüttüğünü belirtti. “TARIM ALANLARINA MADEN BASKISI PLANLAMA EKSİKLİĞİNİN SONUCUDUR” Özellikle altın madenleri üzerinden yaşanan tartışmalara dikkat çeken Çakıcı, “Tarım alanlarına madenlerin verdiği zarar gündeme geldiğinde, aslında planlama eksikliğiyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz” diye konuştu. Bu noktada kamu yararı kavramının doğru yorumlanması gerektiğini vurgulayan Çakıcı, sağlıklı suya ve sağlıklı gıdaya erişimin “üstün kamu yararı” olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “SAĞLIKLI SU VE GIDAYA ERİŞİM ÜSTÜN KAMU YARARIDIR” Çakıcı, “Her zaman suya ulaşmak, sağlıklı suya ulaşmak ve sağlıklı gıdaya ulaşmak üstün kamu yararı terimiyle ön plana çıkmalıdır. Planlamayı bu önceliğe göre yapmak zorundayız” ifadelerini kullandı. Enerji ve maden ihtiyacı gibi gerekçelerle kısa vadeli çözümlere yönelmenin uzun vadede daha büyük sorunlar doğurduğunu belirten Çakıcı, vatandaşın sağlıklı yaşam hakkının göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi. “BAKANLIKLAR ARASI KOORDİNASYON YETERSİZ” Çevre, şehircilik ve iklim politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade eden Çakıcı, geçmişte bu başlıkların bir araya getirilmesi yönünde adımlar atıldığını ancak uygulamada beklenen bütüncül yaklaşımın sağlanamadığını söyledi. “Çevreye zarar vermeden, iklim değişikliğini de dikkate alarak tüm sürecin organize edilmesi gerekir” diyen Çakıcı, yanlış tarım politikaları ve günübirlik enerji çözümlerinin arazi kullanım planlamasını ikinci plana ittiğini kaydetti. Gelinen noktada temel sorunun kaynakların doğru planlanmaması olduğunu belirten Çakıcı, “Temelde kaynakların doğru kullanılmaması, planlamanın doğru yapılmamasından kaynaklanıyor. Bu nedenle hem su hem toprak hem de tarım alanları üzerindeki baskı artıyor” dedi. Çakıcı, arazi kullanım planlamasının bilimsel veriler ışığında ve kamu yararı öncelenerek yapılması gerektiğini söyledi.

Antalya Tarım İhracatında Rekor Kırdı Haber

Antalya Tarım İhracatında Rekor Kırdı

ANTALYA (İHA) - Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ocak ayı ihracat verilerine göre Antalya’nın toplam ihracatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 azalarak 181,4 milyon dolara düştüğünü, ancak tarım ihracatının yüzde 5,4 artışla 119 milyon dolara yükseldiğini açıkladı. 2025 Ocak ayı verilerine göre, Antalya’nın yaş meyve sebze ihracatı geçen yıla kıyasla yüzde 2,8 artarak 75,3 milyon dolara ulaşırken, süs bitkileri ve mamulleri ihracatı yüzde 13,3 artarak 6,7 milyon dolara çıktı. Çandır, Antalya’nın tarım ihracat performansının Türkiye geneline göre daha iyi olduğunu belirterek, Türkiye’de yaş meyve sebze ihracatı yüzde 3,4 azalırken Antalya’da yüzde 2,8 arttığını, Türkiye genelinde süs bitkileri ihracatının yüzde 31,4 artmasına rağmen Antalya’daki artışın yüzde 13,3’te kaldığını ifade etti. Türkiye’de toplam tarım ve gıda ihracatı yüzde 2,4 azalırken, Antalya’da yüzde 5,4 artış yaşandığını ekledi. SANAYİ VE MADENCİLİKTE GERİLEME Sanayi sektörünün ihracatı Antalya’da yüzde 4,8 düşerek 38,7 milyon dolara, madencilik ihracatı ise yüzde 23,4 düşerek 23,2 milyon dolara geriledi. Türkiye genelinde sanayi ihracatı yüzde 9,8 artarken, Antalya’da düşüş yaşandı. Madencilik sektörü ise Türkiye’de yüzde 2,8 artarken, Antalya’da önemli bir düşüş kaydetti. Çandır, Antalya’nın toplam ihracatının bir önceki aya göre yüzde 10,7 azaldığını ancak tarım ihracatının yüzde 5,3 arttığını belirtti. Yaş meyve sebze ihracatında yüzde 9,1, süs bitkileri ve mamullerinde ise yüzde 90,5’lik artış yaşanırken, sanayi ihracatının yüzde 33,9, madencilik ihracatının ise yüzde 26,2 oranında gerilediğini açıkladı. ANTALYA’NIN ÜLKE İÇİNDEKİ PAYI Antalya, Türkiye’nin toplam tarım ihracatının yüzde 3,9, yaş meyve sebze ihracatının yüzde 21,3, süs bitkileri ve mamulleri ihracatının ise yüzde 36,4’lük payını tek başına gerçekleştirdi. Tarımın toplam ihracattaki payı yüzde 5 artarak yüzde 66’ya yükselirken, sanayinin payı yüzde 1 azalarak yüzde 21’e, madenciliğin payı ise yüzde 3 düşerek yüzde 13’e geriledi. Çandır, ihracatta katkısı bulunan üreticilere, tüccarlara ve ihracatçılara teşekkür ederek, Antalya’nın tarım sektöründe güçlü bir büyüme sergilediğini vurguladı.

Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Maden Rehabilitasyonu Başladı Haber

Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Maden Rehabilitasyonu Başladı

İstanbul (İHA) – "Hüsamlar Yeniden-Eski Maden Sahası Rehabilitasyonu" projesi, düzenlenen bir törenle başlatıldı. Cumhuriyet tarihinin en büyük maden rehabilitasyon çalışması olan proje, 511 hektar alanı kapsıyor. 2023 yılında başlatılan pilot çalışmalarda ise 65 hektarlık alan rehabilite edildi. Maden ve Petrol İşleri (MAPEG) Genel Müdürü Arslan Narin, rehabilitasyon çalışmalarında önemli bir aşama kaydedildiğini vurgulayarak, TÜRMES projesi ile 9 bin hektarlık alanda 20.7 milyon ağaç dikildiğini belirtti. Narin, "Madenleri keşfedecek, sürdürülebilir yöntemlerle işleyecek ve sonunda doğaya geri kazandıracağız" dedi. "CUMHURİYET TARİHİMİZDEKİ EN BÜYÜK DOĞAYA GERİ KAZANDIRMA PROJESİ" Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, projede bölge halkı, üniversiteler ve yerel yöneticilerle iş birliği içinde yapılan planlamayı anlattı. Işık, "Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Kurulu sahadaki çalışmaları izledi, değerlendirdi ve raporladı. Dernek, sahada yaptığı incelemelerden sonra rehabilitasyon süreçleri ile ilgili iki rapor hazırlayarak web sitesinde yayımladı. Süreç boyunca şeffaf bir çalışma yürüttük" dedi. Ayrıca, 65 hektarlık alanda yapılan dikim çalışmalarında yüzde 96’ya varan başarı sağlandığını ifade etti.   Projede, eski maden sahasında yürüyüş yolları, piknik alanları ve göletler gibi düzenlemeler de yapılacak. Milas’ın simgesi olan anıt zeytin ağacı da rehabilitasyonun merkezine dikilecek.   Etkinlikte düzenlenen "Hüsamlar Yeniden - Eski Maden Sahalarının Rehabilitasyonu" panelinin moderatörlüğünü gazeteci ve yazar Didem Eryar Ünlü üstlendi. Panelde, İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kumral, Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Müdürü Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya, Ankara Üniversitesi Su Yönetimi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Gökşen Çapar ve Hüsamlar Yeniden projesinin danışmanı Doç. Dr. Sultan Gündüz konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, doğanın kendini canlandırma sürecinin hızlandırılması gerektiği vurgulandı. İTÜ Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kumral, madenlerin sürdürülebilir yöntemlerle rehabilite edilmesinin önemine dikkat çekti.  Önümüzdeki yılların en önemli konularından biri olan su havzası yönetimi üzerine görüşlerini paylaşan Ankara Üniversitesi Su Yönetimi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Gökşen Çapar, "Hepimiz su kullanıcısıyız. Ancak bir tesiste içme suyu kalitesinde suyu kullanmamaya özen göstermeliyiz. Farklı bir perspektife sahip olmalıyız. Tarlada ve tesiste suyu yeniden kullanmanın alternatif yollarını araştırmalıyız. Atıkları en iyi şekilde yönetmek kadar, sorumlu tüketim ve üretim de büyük bir önem taşıyor" şeklinde konuştu. Hüsamlar Yeniden Projesi danışmanı Doç. Dr. Sultan Gündüz, peyzaj çalışmalarında farklı disiplinlerle iş birliği yaparak köyleri ziyaret ettiklerini ve burada hangi bitki türlerinin olacağına dair araştırmalar yaptıklarını aktardı. "Rehabilitasyon süreci, doğanın dinamiklerini anlama ve ona göre uygulama oluşturma anlamına geliyor. Hayal üretmeden, gerçeğe en yakın uygulamaları seçmek önemli" diyen Gündüz, mevcut su kaynaklarının etkin kullanımı ve yağmur hasadı üzerine yapılan çalışmalardan bahsetti. Son olarak, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği ile yapılan protokolle, rehabilitasyon sürecinin bir yıl daha izlenip kamuoyuna raporlanacağı belirtildi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.