Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Maliyet

AGRONEWS - Maliyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maliyet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Meyve sebze halinde dikkat çeken gelişme Haber

Meyve sebze halinde dikkat çeken gelişme

Antalya ve İstanbul hallerinde işlem gören 10 sebze ve meyvenin fiyatı son bir yılda ortalama yüzde 97 artarken, üreticiye yansıyan artış yalnızca yüzde 36,09’da kaldı. Türkiye’nin üretim üssü Antalya’da fiyatların İstanbul’a kıyasla daha hızlı yükselmesi, hal esnafı ve çiftçi açısından dikkat çeken bir tablo ortaya koydu. Fiyat artışı üreticiye yansımadı Hal fiyatları ile üretici fiyatı arasındaki makasın açılması, fiyat oluşumunun yalnızca arz-talep dengesiyle açıklanamayacağını bir kez daha gözler önüne serdi. Geçen yıl kuraklık ve don nedeniyle rekolte düşerken, bu yıl hava koşullarının iyi seyretmesine rağmen fiyatların yüksek kalması çelişki yarattı. En büyük artış kokteyl domateste Son bir yılda fiyatı en fazla artan ürün kokteyl domates oldu. Antalya halinde geçen yıl 15-38 lira arasında satılan ürün, 20 Nisan itibarıyla 100-220 liraya çıktı. Artış oranı yüzde 567’ye ulaştı. İstanbul halinde ise aynı ürün 60-80 liradan 160-215 liraya yükselirken artış yüzde 169 olarak gerçekleşti. Antalya’da artış daha sert Üretimin merkezi Antalya’da birçok üründe fiyat artışının İstanbul’dan daha yüksek olması dikkat çekti. Normal domates: 10-30 liradan 50-120 liraya çıktı (yüzde 300 artış) İstanbul’da aynı ürün: 35-50 liradan 50-155 liraya yükseldi (yüzde 210 artış) Sivri biberde ise İstanbul Antalya’yı geçti: İstanbul: 45-55 liradan 80-145 liraya (yüzde 164 artış) Antalya: 30-50 liradan 60-110 liraya yükseldi Bazı ürünlerde düşüş var Fiyat artışlarının aksine patates, soğan ve çilekte gerileme yaşandı. Antalya’da patates: 15-23 liradan 10-20 liraya düştüİstanbul’da patates: 17-23 liradan 17-29 lira aralığına geldiHalde file 1000 liraya dayandı 10 üründen oluşan sebze-meyve sepetinin maliyeti İstanbul’da 1000 liraya yaklaştı. Geçen yıl: 383-508 lira Bu yıl: 576-999 lira (yüzde 97 artış) Antalya’da ise aynı sepet: Geçen yıl: 243-462 lira Bu yıl: 443-890 lira (yüzde 93 artış) Antalya halinde yaşanan bu tablo, hem hal esnafı hem de üretici açısından ciddi bir dengesizliğe işaret ediyor. Fiyatlar hızla yükselirken üreticinin aynı oranda kazanamaması, zincirdeki maliyet ve fiyat oluşum süreçlerinin yeniden tartışılmasına neden oluyor.

Şeker sektöründe kritik eşik: maliyet 47 TL, satış 30 TL oldu Haber

Şeker sektöründe kritik eşik: maliyet 47 TL, satış 30 TL oldu

Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, katıldığı bir televizyon programında şeker pancarı tarımı ve sektörün geleceğine dair çarpıcı uyarılarda bulundu. Şeker sektörünün şu an kritik bir noktada olduğunu ifade eden Akay, doğru politikalar uygulanmazsa hem tarımın hem de çiftçinin telafisi güç zararlar göreceğini söyledi. "Sektör Artık Bir Mücadele Alanı" Şeker pancarının Türkiye için stratejik bir ürün olduğunun altını çizen Başkan Akay, sektörde ayakta kalmanın artık sürekli bir mücadele gerektirdiğini belirtti. Tüm çalışmaların üretici odaklı yürütüldüğünü hatırlatan Akay, çiftçinin geleceği için yoğun çaba sarf ettiklerini dile getirdi. Maliyet Uçurumu: Üretici Zararına Satıyor Başkan Akay’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici nokta ise finansal tablo oldu. Gübre, mazot ve diğer girdi maliyetlerindeki artışın üreticiyi nefessiz bıraktığını belirten Akay, rakamlarla tehlikeyi özetledi: Ortalama Maliyet: 47 TL/kg Mevcut Satış Fiyatı: 30 - 35 TL/kg Akay, "Satış fiyatlarının maliyetin bu denli altında kalması, sektörün geleceği için en büyük tehdittir. Bu dengesizlikle üretimin devamlılığı sağlanamaz," uyarısında bulundu. NBŞ ve Kayıt Dışı Üretim Tehdidi Pancar şekerinin sadece maliyetle değil, haksız rekabetle de boğuştuğunu belirten Akay; kimyasal tatlandırıcılar, nişasta bazlı şeker (NBŞ) ve denetimsiz kayıt dışı üretimlerin pazarı bozduğunu vurguladı. Kota dışı üretimlerin neden olduğu dengesizliğin, dürüst üreticiyi cezalandırdığını ifade etti. Çözüm İçin 5 Acil Madde Başkan Hüseyin Akay, sektörün içine düştüğü bu darboğazdan çıkması için somut çözüm önerilerini şu başlıklarla sıraladı: Girdi Maliyetleri: Gübre ve mazot gibi temel kalemlerde üretici desteklenerek maliyetler aşağı çekilmeli. Fiyat İstikrarı: Şeker satış fiyatları, maliyet-kar dengesi gözetilerek acilen revize edilmeli. Sıkı Denetim: Kimyasal tatlandırıcı kullanımı sınırlandırılmalı ve kayıt dışı üretimle tavizsiz mücadele edilmeli. Modern Teknikler: Sulama sistemleri ve verimlilik artırıcı yöntemler yaygınlaştırılmalı. Ar-Ge ve Yerli Tohum: Şeker pancarında dışa bağımlılığı azaltacak yerli tohum çalışmaları hızlandırılmalı.

40 bin gence teknolojik çiftlik desteği: 10 yılda tapu imkânı Haber

40 bin gence teknolojik çiftlik desteği: 10 yılda tapu imkânı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Tarım Teknolojileri Kümelenmesi Vakfı’nın (TÜME) geliştirdiği proje ile 81 ilde tarıma ilgi duyan 40 bin genç için 100 büyükbaş kapasiteli 40 bin teknolojik çiftlik kurulması planlanıyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, bir grup gazeteciye yaptığı değerlendirmede, tarımdaki yaşlanma riskine dikkat çekerek, Türkiye’de çiftçi yaş ortalamasının 59 olduğunu, 18-32 yaş arası genç çiftçilerin oranının ise sadece yüzde 5 civarında kaldığını aktardı. Eğitimden geçecekler YÖK ile TÜME’nin ortaklaşa yürüttüğü proje kapsamında ilk çiftliğin üniversitelerinde kurulacağını söyleyen Dalgar, “Ülke çapında otonom, yapay zekaya dayalı çiftlikler kurulacak. Çiftlikler ilk etapta 10 üniversitede kurulacak. Bunlar Ege, Ankara, Selçuk, Urla, Samsun 19 Mayıs, Harran, Erzurum Atatürk ve Tekirdağ Üniversitesi olarak belirlendi. Bir ayağı köyde olan, atasından kalma toprakları olan gençleri 3’er, 6’şar ay iyi bir eğitimden geçireceğiz. Tarıma ilgisi olan tüm gençler başvurabilecek. Onları donatacağız, akredite edeceğiz. Sonra da bu gençlere ‘hadi köyünden bana 4-5 dönüm arazi göster, oraya senin çiftliğini kuralım’ diyeceğiz” bilgisini verdi. Son teknoloji çiftlik Dalgar, Hollanda, Avusturya, Portekiz ve ABD’de teknolojiyle yönetilen çiftlikleri incelediklerini ve bu kapsamda kurulacak çiftliklerde son teknoloji robotların yer alacağını söyleyerek, “Teknolojiyi kullanan, bilimsel ve ideal standartlarda hayvancılık yapan gençler ile örneğin buzağı ölümlerini düşüreceğiz. Ortalama 25 litre süt alımını 45 litreye çıkaracağız. TÜME, üniversitelerde teknolojiye dayalı çiftlikler kuracak. Proje 10 üniversiteyle sınırlı kalmayacak. Hedef 40 bin çiftlik kurarak Türkiye genelinde 40 bin genci teknolojiyi kullanarak tarım, hayvancılık yapan bir noktaya taşımak. Eylül sonunda Şanlıurfa’daki Teknofest’e kadar 40 çiftliğin kurulması hedefleniyor” dedi. Yerli makineler Dalgar, TÜME Vakfı’nın gençlerin köyünde çiftliği kuracağını belirterek, “Gençler bekarsa 2, evliyse 3 asgari ücret maaş verilecek. Başarısına, performansına göre 5 ile 10 yıl sonunda da tamamen çiftlik o gence bırakılacak. Tarım teknolojisi üreten şirketler bu vakfın ekosisteminin paydaşı. Mesela süt sağım robotu üreten bir şirket düşünün. 40 bin çiftlik kurulduğunda 40 bin süt sağım robotu satacaksınız. Dolayısıyla bu işin sponsorluğunu da onlar üstleniyor. Yani fonu onlar finanse edecek. Çiftliğimizde yem itme robotu, gübre temizleme robotu, sağım robotu, yem karma robotları bulunacak. Bunların bazıları daha önce İsrail’den ithal ediliyordu. Şimdi Isparta’da bir firma yerli olarak üretiyor ve onları kullanıyoruz. Ayrıca yerli firmaların ürünlerine laboratuvar ortamında tam test deney raporu verebilmek için Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvuru yaptık. Ağustos ayı gibi yetki almış olacağız” dedi. Gençler toprağı sürmüyor Türkiye’de çiftçi yaş ortalaması 59’a yükseldi. Türkiye’de tarım sektöründe çalışan nüfus yaklaşık 5 milyonken, Bakanlık verilerine göre Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçi sayısı 2,3 milyonu aştı. Bitkisel üretim açısından bakıldığında, ÇKS’ye kayıtlı çiftçilerin yüzde 14’ü genç, yüzde 59’u orta yaşlı, yüzde 27’si ise 65 yaş üstü. Hayvansal üretimde ise yüzde 23’ü genç çiftçi, yüzde 61’i orta yaşlı ve yüzde 16’sı 65 yaş üstü yetiştiriciden oluşuyor. Tarımın meslek olarak görülmemesi, ailelerin çocuklarını tarım dışı sosyal güvenliği olan işlere yönlendirmesi, köylerde sosyal altyapının zayıf olması, iklim değişikliği, su kısıtı, maliyet yükselişleri gençlerin alana olan ilgisini azaltıyor. Yem ithalatı için çözüm Dalgar, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) ile Türkiye’nin yem ithalatına çözüm olacak bir proje başlattıklarını da belirterek, “Büyükbaş hayvan, tavuk, balık yemlerinde soya yoğun miktarlarda kullanıldığı için yıllık 4 milyar dolara yakın soya ithalatı var. Soyada su tüketimi fazla olduğu için üretim Türkiye’de istenilen seviyeye gelmiyor. Bunun az su isteyen, daha yüksek verimli türlerini üretebilmek için TAGEM’le bitkisel yem üzerinde bir çalışma başlatıyoruz” diye konuştu.

Üre gübresinde kriz derinleşti: Ton fiyatı 34 bin TL’ye çıktı Haber

Üre gübresinde kriz derinleşti: Ton fiyatı 34 bin TL’ye çıktı

Ortadoğu’da yayılan savaş dalgası, küresel gübre piyasalarını altüst etti. Katar’ın enerji tesislerine yönelik füze saldırıları ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla tetiklenen kriz, Türkiye’de üre gübresinin maliyetini rekor seviyeye taşıdı. Çiftçiyi zor bir bahar dönemi bekliyor. Katar’da Rafineri Vuruldu, Doğalgaz Fiyatları Patladı 18 Mart gecesi Katar’ın devasa enerji kompleksi Ras Laffan’a düzenlenen füze saldırısı, küresel enerji piyasalarında şok etkisi yaptı. İran’ın misilleme listesinde yer alan 305 bin varil kapasiteli rafinerinin hasar görmesiyle birlikte, Avrupa’nın en likit doğalgaz merkezi olan Hollanda TTF fiyatları bir gecede %30’dan fazla artarak 72 €/MWh seviyesine fırladı. Bu rakam, Ocak 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Hürmüz Kapandı, Sevkiyat Durdu Dünya LNG üretiminin %25’ini tek başına karşılayan Katar’ın üretim ve sevkiyat kapasitesinin darbe alması, azotlu gübrelerin ana ham maddesi olan doğalgaz arzını kilitledi. ABD/İsrail ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı’nı kapatma noktasına gelmesiyle, birçok küresel üreticiye giden LNG akışı tamamen durdu. Mısır Üre Fiyatlarında "Yüzde 50" Şoku Savaşın başlamasıyla birlikte 480 $/ton FOB seviyelerinde olan Mısır granül Üre fiyatları, arz güvenliğinin ortadan kalkmasıyla 720 $/ton FOB rakamına ulaştı. Sadece 20 gün içerisinde yaşanan %50’lik bu devasa artış, ithalatçı ülkeleri ve son kullanıcı olan çiftçiyi doğrudan vurdu. Türkiye İçin Acı Tablo: Tonu 34.000 TL! Küresel piyasalardaki bu yükseliş, Türkiye iç piyasasına çok daha ağır bir maliyet tablosu olarak yansıdı. Gübre fiyatına eklenen; yüksek navlun giderleri, antrepo ve paketleme maliyetleri, ara nakliye ve işçilik masrafları, GTS barkod ve yasal yükümlülükler, güncel döviz kuruyla birleştiğinde üre gübresinin yurt içi maliyetini 34.000 TL/Ton seviyesine çıkardı. Tarımsal Üretimde "Maliyet Krizi" Kapıda Üre gübresindeki bu kontrolsüz yükseliş, sadece gübre sektörünü değil, ekmekten yağa kadar tüm gıda zincirini tehdit ediyor. Gübre maliyetlerinin bu seviyelerde kalması durumunda, çiftçinin üretim iştahının azalması ve gıda enflasyonunun yeni bir rekor kırması bekleniyor.

Yeni Nesil Tarım Uygulamaları Üretimde Dönüşüm Sağlıyor Haber

Yeni Nesil Tarım Uygulamaları Üretimde Dönüşüm Sağlıyor

Tarım, geçmişte olduğu gibi bugün de ülkelerin ekonomisinde stratejik bir yere sahip. Ancak artan nüfus, iklim değişikliği ve doğal kaynakların sınırlılığı, üretim biçimlerinin yeniden düşünülmesini zorunlu kılıyor. İşte yeni nesil tarım uygulamaları tam da bu noktada devreye giriyor. Yeni nesil tarım uygulamalarıyla sensörler, yapay zekâ, nesnelerin interneti, uzaktan algılama sistemleri ve biyoteknoloji gibi teknolojilerden yararlanarak üretim sürecini veriye dayalı hâle getirmek amaçlanıyor. Böylece yalnızca daha fazla ürün almakla kalınmıyor, suyu, gübreyi ve pestisitleri doğru zamanda ve doğru miktarda kullanarak hem maliyeti hem de çevresel baskıyı azaltmak mümkün hâle geliyor. Bu sistemler, kullanılan teknolojiye, ürüne ve üretim koşullarına göre su tüketimini ve zirai ilaç kullanımını ciddi oranlarda azaltma potansiyeli sunuyor. Üretim sürecinin tahmine değil, ölçüm ve analize dayanarak planlanabilmesi, daha isabetli kararlar alınmasını ve kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Tarımda kullanılan yapay zekâ destekli sistemlerle toprağın işlenmesinden hasada kadar tüm aşamalar analiz edilebiliyor. Uydu görüntüleri ve geçmiş üretim verileri karşılaştırılarak bitkilerdeki gelişim farklılıkları erken dönemde tespit ediliyor. Böylece olası verim kayıpları önceden görülebiliyor ve girdi kullanımı daha bilinçli planlanabiliyor. Yeni nesil teknolojiler yalnızca mevcut süreci iyileştirmiyor, üretim sistemlerinin yeniden tasarlanmasına da imkân tanıyor. Örneğin “Dijital ikiz” adı verilen teknolojiyle üretim alanının sanal bir modeli oluşturularak bu model üzerinde farklı sulama, gübreleme ya da ekim senaryoları deneniyor. Olası riskler gerçek uygulamaya geçmeden önce simülasyon ortamında değerlendiriliyor. Böylece daha planlı ve güvenli kararlar alınabiliyor. Örneğin tarlamızda mısır yetiştireceğimizi düşünelim. Öncelikle tarlamızdan toprak örneği alarak analiz yaptırmakla işe başlarız. Bu bize mısır üretimi sırasında bitkinin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini doğru ve dozunda kullanma imkânı verir. Mısır tohumlarını tarlamıza ekerken doğru derinlikte ekmemiz hayati bir önem taşır. Klasik mibzerlerle bazı tohumlar doğru derinliğe yerleşirken bazıları yüzlek kalabilir ya da gereğinden daha derine gömülebilir. Bu durum çimlenmeyi zorlaştırır ve verim kaybına yol açar. Yani daha tohum ekim aşamasındayken farkında olmadan kayıp yaşarız. Oysa sensörlü mibzerlerle tarlamızdaki eğimi ve toprak yapısını dikkate alarak tohumların homojen bir derinliğe yerleşmesini sağlarız. Ekim aşamasından sonra toprak nemini, ortam sıcaklığını ve yaprak yüzeylerindeki nemi düzenli olarak izleriz. Bu veriler doğrultusunda sulama suyu miktarını belirler ve zamanında sulama yaparız. Uzaktan algılama, görüntü işleme ve sensör teknolojileri sayesinde mısır tarlamızdaki bitkilerin gelişimini yakından takip ederek gerekli önlemleri zamanında almış oluruz. Ayrıca ekinlerimize bulaşan hastalıklar, zararlılar ve yabancı otlara karşı entegre (bütüncül) mücadele yaklaşımını uygulayabiliriz. Entegre mücadele, yalnızca kimyasal ilaçlara başvurmak yerine biyolojik ve kültürel yöntemleri de içeren bütüncül bir yaklaşımı ifade eder. Tarımsal zararlıların neden olduğu kayıp müdahale maliyetini aşacak olduğunda doğru teşhisle, doğru dozda, doğru zamanda ve uygun ekipmanla müdahale etme imkânı bulabiliriz. Dahası bu teknolojiler sayesinde mısır tarlamızın farklı alanlarında o bölüme özel sulama, gübreleme ve ilaçlama programları da uygulayabiliriz. Bu da yine girdi tasarrufu ve verim artışı olarak bize geri döner. Bu sayede, tüm girdi maliyetlerinde (tohum, gübre, ilaç ve su kullanımında) tasarruf sağlanıyor. Daha az kaynak kullanılarak üretim yapılıyor. Böylece karbon ayak izi azalıyor, biyolojik çeşitlilik korunuyor. İnsan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımı da bu sayede güçleniyor. “Bitti mi?” diye soracak olursanız hayır, dahası da var. Ürettiğimiz mısırların uygun hasat olgunluğuna ulaşıp ulaşmadığını da yeni nesil tarım uygulamalarından elde ettiğimiz gerçek zamanlı verilerle belirleyebilir ve doğru zamanda hasat yapabiliriz. Depomuza aldığımız ürünlerde ise ortamdaki oksijen miktarını ayarlayarak ürünlerimizi hem depo zararlılarından koruyabilir hem de daha uzun süre depolayarak değer yitimi olmadan satabiliriz. Ayrıca gerçek zamanlı verileri işleyerek sonraki hasat dönemlerini daha verimli planlayabiliriz. Türkiye’de durum nedir? Ülkemizde üreticilerin yeni nesil tarım uygulamalarına ilişkin bilgi kaynakları çeşitlilik gösteriyor. Yaş grubuna bağlı olarak üreticiler bu tür bilgilere öncelikle sosyal medya platformları (YouTube, Facebook, TikTok, Instagram, LinkedIn) üzerinden ulaşıyor. Sosyal medya platformlarını tarım temalı televizyon programları, tarım teknolojisi fuarları, tarımsal ekipman bayileri ve teknik temsilcileri takip ediyor. Sosyal medya ve internet gibi açık erişim kanallarının etkin kullanımı, üreticilerin yeni teknolojilere yönelik farkındalığını artırıyor. Şimdilik sulama teknolojilerinde farkındalık daha yüksekken otomasyon ve robotik uygulamalarda daha düşük düzeyde bulunuyor. Araştırmalar, üreticilerin yenilikçi tarım teknolojilerine karşı genel olarak olumlu bir tutum sergilediğini gösterse de uygulama oranları hâlâ sınırlı düzeyde bulunuyor. Özellikle dijitalleşme, yapay zekâ ve otomasyon gibi alanlarda maliyet, teknik altyapı ve bilgiye erişim eksikliği önemli engeller olarak öne çıkıyor. Sonuç olarak yeni nesil tarım uygulamaları üretim süreçlerini daha ölçülebilir, daha planlı ve daha sürdürülebilir hâle getiriyor. Ancak bu dönüşümün gerçekleşmesi için yalnızca teknolojinin varlığı yeterli değil. Üreticilerin bu sistemlere erişebilmesi, doğru bilgiye ulaşabilmesi ve ekonomik olarak desteklenmesi de gerekiyor. Bu nedenle entegre politika ve destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi, üreticilerin teknolojiye uyumunu hızlandırarak gıda güvenliği ile tarımsal sürdürülebilirliğe güçlü bir katkı sağlayabilir. Tarımın geleceği, teknoloji ile doğa arasında denge kurabilen ve kararlarını ölçülebilir verilere dayandıran üretim modellerinde yatıyor.

Belediye’nin tarımsal sulama desteğiyle ilk hasat yapıldı Haber

Belediye’nin tarımsal sulama desteğiyle ilk hasat yapıldı

Tarımsal sulama hizmetini ücretsiz yaparak çiftçiye can suyu veren Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın bu hizmeti ilk meyvelerini verdi. Ücretsiz suladıkları tarlalarında hasat sevinci yaşayan üreticiler, maliyetlerinde ciddi bir azalma olduğunu söyleyerek Başkan Akın’a teşekkür ettiler. Tarımın başkenti Balıkesir’de üreticilere tarımsal sulamayı ücretsiz yaparak önemli bir maliyeti ortadan kaldıran Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, çiftçilerin sırtındaki yükü azaltıyor. 0-20 dekar arası tarlalarda tarımsal sulama hizmeti ücretsiz olurken 20-40 dekar arası tarlalarda ise sulama ücretinin yüzde 50’si Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanıyor. Ücretsiz tarımsal sulama hizmetinden yararlanan çiftçiler ise hasat sevinci yaşadılar. “Maliyetlerimiz ciddi anlamda düştü” Tarımsal sulama hizmetinden ücretsiz yararlanan çiftçiler, Başkan Akın’a teşekkür ederek maliyetlerinin önemli oranda düştüğünü söyledi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın seçim döneminde verdiği sözü tuttuğunu belirten Bandırma Aksakal Mahallesi sakini Ediz Muslu, “Üretimde oldukça sıkıntılı bir zamandan geçiyoruz. Maliyetlerimiz çok fazla. Böyle sıkıntılı bir senede Başkanımız Ahmet Akın sayesinde yüreğimize su serpildi. Tarımsal sulama sisteminin ücretsiz olması bizleri çok sevindirdi. Maliyetlerimiz ciddi anlamda düştü. Tarlalarımızda hasadımızı yaptık, çok memnunuz. Başkanımız Ahmet Akın’a çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. “Üreticilerimizin sırtındaki yükü hafiflettik” “Üreten Balıkesir” olma yolunda tarımsal destekleri artırmayı hedeflediklerini söyleyen Başkan Akın ise, “Ege ve Marmara’nın buluşma noktası olan ilimizde bereketli topraklarımızın kıymetini biliyoruz. Çiftçi kardeşlerimizin üretim yaparken maliyetlerini azaltabilmeleri için de elimizden gelen ne varsa yapmaya gayret ediyoruz. Özellikle ciddi bir maliyet olan tarımsal sulama hizmetini ücretsiz yaparak üreticilerimizin sırtındaki yükü hafiflettik. Bereketli topraklarımızda hasat heyecanı yaşayan üreticilerimizin sevincini paylaşıyoruz. Çiftçi kardeşlerimiz için en iyi ve ucuz üretim şartlarını sağlamak için canla başla çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.