TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mazot

AGRONEWS - Mazot haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mazot haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Tarım ve gıda için 'kriz masası' kurulsun önerisi Haber

Tarım ve gıda için 'kriz masası' kurulsun önerisi

Başta tarım olmak üzere bir çok disiplinde araştırmalar yapan bilim insanlarının bir araya geldiği Tarımsal Bilgi Platformu, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla bozulan küresel dengelerin Türkiye’ye tarım ve gıda güvencesi alanında etkisinin azaltılması amacıyla 11 maddeden oluşan bir önlemler dizisi hazırladı. Kısa ve orta vadede(3 ay/9 ay) alınabilecek önlemlerin toplumsal kaygının azaltılması ve çiftçinin karar verme süreçlerinin rahatlatılması açısından önemine değinilen raporda, Türkiye’nin öncelikli olarak bir kriz masası oluşturması gerektiği belirtildi. Raporda öne çıkan bir başka önemli husus ise Rusya Ukrayna savaşındaki Tahıl Koridoruna benzer, Enerji Gıda Tarım Koridoru oluşturması gerektiği vurgulandı. Tarımsal Bilgi Platformu tarafından, karar alma mekanizmasına yol gösterici nitelikle hazırlanan 11 maddelik öneriyi içeren rapor şöyle: 1. “Enerji, Gıda ve Tarım Kriz Masası” kurulsun Hazine ve Maliye, Tarım ve Orman, Enerji, Ticaret, Ulaştırma Bakanlıkları, BOTAŞ, TMO, EPDK TC Merkez Bankası, TC Ziraat Bankası ve TZOB günlük verilerle ve yüksek reflekslerle aynı masa etrafında toplanmalı-çalışmalı; mazot, gübre, yem, elektrik, sulama, navlun-lojistik ve temel gıda fiyatları için erken uyarı sistemi kurulmalıdır. Avrupa Birliği savaş kaynaklı enerji ve gıda fiyatları oynaklığı karşısında dağınık kurum tepkisi yerine merkezî koordinasyon oluşumu ile süreci izliyor. 2. “Kaygı Yönetim Birimi” oluşturulsun Üretici, tüketici, tarım-gıda sektör bileşenleri, lojistik tedarikçileri, vd. savaşın yarattığı fiyatlar, darboğazlar karşısında büyük kaygı içindedirler. Geleceğin belirsizliği bu kaygıyı daha da artırıyor. Toplumu rahatlatacak, sektöre güven verecek, kaygıları azaltacak bir birimin oluşturulması, sürekli kamuoyu bilgilendirmesi üretimin devamlılığı ve sektörel dinamizm asından gereklilik gösteriyor. 3. Çiftçiye “Üretim Hedefli Destek Paketleri” verilsin Savaş süreci ve devamındaki 2-3 yılda bitkisel üretimde bulunan, hayvancılık faaliyeti içinde yer alan çiftçilere sulama, enerji-elektrik, akaryakıt, gübre, pazara erişim desteklerinde bulunulması ve gıda fiyatlarını dizginleyici bir planlama yapılması hedeflenmelidir. Ayrıca, geniş tabanlı vergi indirimi ve çiftçi borçlarını erteleme-faizlerinden vazgeçme gibi sürükleyici desteklerle de bunlar güçlendirilebilir. ÇKS’ye ve/veya üretici örgütlerine kayıtlı üreticilere ekili alan, ürün deseni ve sulama yoğunluğuna göre dijital mazot iadesi yapılabilir ve desteklerin doğrudan üretime yansıması sağlanabilir. Gübre ve mazot fiyatlarındaki aşırı artışın etkisini hafifletmek için tarımsal destek bütçesi ivedi olarak yükseltilmeli, İlkbahar-Yaz dönemi ekimlerde gübre ihtiyacı düşük olan baklagiller, yem bitkileri gibi ürünlerin üretimini teşvik için destekler artırılmalıdır. Tarımsal desteklerin zamanında ödenmesi üretim motivasyonunu koruyacaktır. Stratejik ürünlerde ihracatın sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı ithalat yapılması arz dengesini destekleyecek ve fiyat şoklarına dirençliliği artıracaktır. 4. “Gübre İçin Tedarik Çeşitlendirmesine” gidilmelidir FAO’ya göre savaş gübre ve enerji tedarik sistemlerini bozmuştur. Üre fiyatları hızla yükseliyor. Türkiye’de Hindistan, Rusya, Belarus, Fas ve Endonezya gibi alternatif kaynaklara yöneldiğini aktarıyor. Türkiye’de de özellikle üre ve DAP’ta kaynak tedarik kanallarının çeşitlendirmesine gitmelidir. Burada liman önceliği, geçici gümrük/vergisel esneklik ve kamu koordinasyonunda toplu alım mekanizması kurulmalı ve spekülatif kazançlar denetlenmelidir. Ayrıca geleceğin belirsizliği ve fiyat hareketliliği karşısında kritik yazlık ekim ve bakım dönemi için mevsimlik üre, DAP ve yem hammaddesi stokunu hedeflemeli ve oluşturmalıdır. Yerli gübre üretiminin artırılması, alternatif gübre uygulamalarının yaygınlaştırılması ve hayvansal atıkların değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Ürün deseni daha az girdi gerektiren yapıya dönüştürülmelidir. 5. “Yem ve Hayvancılık Kırmızı Hat” desteği oluşturulmalıdır Enerji ve gübre şoku, yem ve nakliye maliyetleri hayvancılığı derinden etkiliyor. Bu nedenle hayvancılıktaki kırılganlığın önüne geçmek için özellikle gıda güvencesini önceleyen süt ve besi hayvancılığına yönelik yem kredisi, yem hammaddesi ithalatında hızlandırılmış gümrük, faiz sübvansiyonu ve soğuk zincir elektrik ve akaryakıt desteği sağlanmalıdır. 6. “Buğday, Arpa, Mısır ve Bakliyatta İç Stok” oluşturulmalıdır Bu, TMO üzerinden güven verici iç stoklama politikası ile uygulamaya koyulmalıdır. Panik alımları ve stokçuluk piyasada fiyatları bozar, yükseltir. Türkiye’de temel gıdalarda düzenli iç stok oluşturulmalı ve stok bilgisi de paylaşılmalıdır. TMO satış takvimini önden ilan etmeli ve gerekirse belirli ürünlerde piyasaya kontrollü ürün vererek beklenti enflasyonunun belini kırmalıdır. 7. “Enerji ve Gıda-Tarım Ticaret Koridoru” oluşturmalıdır Bu her şeyden önce lojistik ve sigorta maliyetlerine karşı bir önlemdir. Savaş riski ve nakliye sigortası ve Hürmüz Boğazı geçiş maliyetleri büyük sorun haline gelmiştir. Türkiye gübre, yem hammaddesi, akaryakıt ve tahıl için öncelikli navlun-finansman-depolama-sigorta destekli bir “enerji ve gıda-tarım ticaret koridoru” oluşturmalıdır. Bunun için gerekiyorsa da kamu bankaları üzerinden kısa ve orta vadeli ticaret finansmanı sağlanmalıdır. 8. “Dar Gelirliler İçin Gıda Sepeti Destek Paketi” oluşturulmalıdır Dar gelirli tüketici için temel gıda sepetinde hedefli destek, okul beslenmesi, belediye tedarik ağları ve kooperatif satış kanalları genişletilmelidir. Çünkü enerji ve girdi şoku yalnızca çiftçiyi değil, tüketiciyi de vuruyor ve bundan dolayı iki tarafı aynı anda koruyan paketler devreye konulmalıdır. Bu aynı zamanda gıda enflasyonuna karşı sosyal politikanın bir gereğidir. 9. “Belediyelerde Acil Destek Karşılama Merkezleri” oluşturulmalıdır Savaş koşullarının getirdiği üretim ve tüketim koşullarının zorlaşması ve belirsizleşmesi nedeniyle belediyelere daha fazla sorumluluk düşmektedir. Özellikle gıda tedarikinde, su temininde, ulaşım koşulların sürekliliğinde, yaşlılara bakımda, tarımsal girdi sağlanmasında belediyelerin sadece kendi bütçeleri ile değil merkezi hükümetin kaynak aktarımı yoluyla hizmetlerini artırması ve çeşitlendirmesi sağlanmalıdır. Artan akaryakıt zamları ve fiyatları karşısında toplu ulaşımda çok daha fazla devreye girmeli ve vatandaşı yönlendirici rol oynamalıdır. 10. “Tarımsal Üretim ve Ürünler Güvence” altına alınmalıdır Türkiye son yıllarda iklim değişikliğinden kaynaklı üretim şokları yaşamaktadır. Çiftçinin kayıpları artmaktadır, tüketici daha yüksek fiyatlarla tarımsal ürünlere erişim sağlayabilmektedir. Savaş ortamında çiftçinin kendisini ve ürünlerini güvende hissedebilmesi için önümüzdeki 2-3 yıl sürecince bitkisel üretim ve hayvancılığa yönelik TARSİM uygulamaları yayınlaştırılmalıdır. TARSİM, içinden geçtiğimiz bu zor süreçte sadece ÇKS’ye kayıtlılık temelinde tüm üretim alanları için sigorta uygulamalarına gitmeli ve devlet eliyle prim desteğinde bulunulmalıdır. 11. “Kısa-Orta-Uzun Vadeli Şoklara Dirençli Stratejiler” geliştirilmelidir Şimdiye kadar ortaya konulan acil önlem paketlerine dayanarak ortaya konulan kısa-orta-uzun vadeli politikalarda şunlar ön plan çıkmaktadır; Kısa vadede temel öncelik üretimin devamlılığı ve çiftçinin gelir güvencesidir. Savaşın etkisiyle artan enerji fiyatları gübre ve mazot maliyetlerini yükseltmiş, çiftçinin kararlarını doğrudan etkilemiştir. Bu nedenle girdi desteklerinin artırılması, çiftçi borçlarının ertelenmesi ve uygun finansman mekanizmalarının devreye alınması kritik önemdedir. Desteklerin zamanında ödenmesi üretim güvencesi için önemlidir. Temel stratejik ürünlerde ihracatın sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulan alanlarda hızlı ithalat yapılması arz dengesini destekleyecektir. Ulusal stok yönetiminin güçlendirilmesi de fiyat dalgalanmalarını sınırlamak açısından gereklidir.

Elektrik ve doğalgaza %25 zam, tarifeler değişti Haber

Elektrik ve doğalgaza %25 zam, tarifeler değişti

Enerji piyasalarında beklenen fırtına koptu. 4 Nisan 2026 itibarıyla geçerli olacak yeni tarifeye göre; konutlarda elektrik ve doğal gaza %25 zam geldi. Ancak en ağır darbe tarımsal sulamaya vuruldu: Tarımsal faaliyetlerde elektrik fiyatı %24,8 artırıldı. Tarımda Üretim Maliyeti Arttı Üretim maliyetlerindeki artış gerekçe gösterilerek yapılan düzenlemede, tarımsal faaliyetler abone grubu için elektrik fiyatlarına yapılan %24,8’lik artış, sulama sezonuna hazırlanan çiftçinin maliyetlerini artıracak. Gübre ve mazot fiyatlarıyla boğuşan üretici, şimdi de tarlasını sularken %25 daha fazla fatura ödeyecek. Konutlarda %25, Sanayide Kademeli Artış Açıklanan yeni tarifeye göre enerji kalemlerindeki artış oranları şöyle: Mesken (Konut): Elektrikte %25, Doğal gazda ortalama %25 zam. Tarımsal Faaliyetler: Elektrikte %24,8 zam. Sanayi: Elektrikte %5,8, Doğal gazda %18,61 zam. Hizmet Sektörü (Esnaf): Elektrikte %17,5 zam. Elektrik Santralleri: Doğal gazda %19,42 zam. Doğal Gazda Yeni Dönem: Kademeli Fiyat Uygulaması BOTAŞ’ın ilan ettiği yeni fiyatlarla birlikte konut tüketicileri için sadece zam gelmedi, aynı zamanda "Kademeli Fiyat Uygulamasına" da geçildi. Bu, çok tüketenin çok daha fazla ödeyeceği bir dönemin kapısını aralıyor. 100 kWh Elektrik Artık 323,8 TL Yapılan artışla birlikte, aylık 100 kWh elektrik tüketen en düşük mesken abonesinin ödeyeceği tutar 323,8 TL'ye yükseldi. Yeni tarifeler 4 Nisan 2026 sabahı itibarıyla faturalara yansımaya başlayacak.

Türkiye’de gıda arzında sorun yok Haber

Türkiye’de gıda arzında sorun yok

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, bölgedeki gelişmelere rağmen Türkiye’de gıda arz güvenliği sorunu bulunmadığını belirtti. Bakan Yumaklı, "Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi"ndeki konuşmasında, son yıllarda konjonktürün getirdiği olayların zirve yaptığına değinerek, Türkiye'nin bölgesindeki olaylara rağmen güvenli bir liman olduğunu söyledi. Yumaklı, bölgede gerçekleşen olaylar neticesinde tarımsal üretim konusunda ülkeler için bir gıda arz güvenliği konusu olduğunu bildirdi. Üretim kabiliyeti olmayan ya da üretim kabiliyeti sınırlı olan ülkeler için gıda arz güvenliği olduğunu anlatan Yumaklı, "Türkiye'nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur. İkincisi tarımsal üretim girdileri. Yani ülkemizdeki tarımsal üretimin zamanlamalarını herkes biliyor. Bu dönemde hangi gübre türlerinin kullanılacağını da biliyor. Biz 12 Gün Savaşında aslında bunun nelere mal olabileceğini düşünüp bunun üzerinden tedbirlerimizi gözden geçirmiştik ve daha ilk andan itibaren bunun aksiyonunu da aldık hızlıca. Ne yaptık? Zaten stoklarımızı takip ediyorduk ancak bunu güçlendirme adına ilk etapta Ticaret Bakanlığımızla birlikte bir karar aldık. Bazı ülkelere biz gümrük vergisi uyguluyorduk. Gübreler konusunda hemen hızlıca onları sıfıra indirdik" diye konuştu. Yumaklı, ikinci konu olarak antrepolarda yer alan farklı ülkelere transit olarak gitmesi mümkün olan gübrelerin ve gübre ham maddelerin de yurt içine gelmesini sağladıklarını dile getirdi. Üçüncü olarak ise HSBC önünde o dönemde bir patlama olduğunu ve bir gübre türünün yasaklandığını anımsatan Yumaklı, "Bütün gübrelerin takip sistemleri çok net bir şekilde oturduğu için onun da üretiminin serbest bırakılmasını sağladık. Bunların hepsi mevcudun üzerine arzla ilgili genişlemeyi sağlamak adınaydı daha rahat hareket edebilme adına. Dolayısıyla bugün özellikle gittiği herhangi bir yerde istediği o gübre türünü bulma konusunda herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil. Sadece burada ya biz bir ikinci piyasa oluşturalım işte bunları alıp sonra da farklı fiyatlarla satarız düşüncesinde olanlar hariç. Onlar zaten bizim konumuz değil" şeklinde konuştu. "Bölgesel olayların Türkiye için etkileri minimumda kalacak" Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, ilgili bakanlılar olarak bölgede gerçekleşen olaylarla alakalı ilgili kamuoyu bilgilendirmelerini sıkça yaptıklarına işaret ederek, bazı kesimlerin bu açıklamalar yapılmıyormuş gibi farklı söylemler geliştirildiğini belirtti. Yumaklı, söylemlere ilişkin olarak şunları söyledi: "Bir sektör temsilcisi diyor ki meyve ve sebze fiyatları 4-5 kat artacak. Bir başka dernek açlık kapıda diyor. Bakın ben çok özür dileyerek hazirundan bu müptezellere şunu söylüyorum, cürmünüz kadar yerinizi yakarsınız. Bu ülkenin üreticisine bu ülkenin insanına bu haksızlığı yapmaya hiç kimsenin ne haddi var ne de hakkı var. Bizim üreticimiz en zor zamanlarında bu ülkede tarlasından, bağından, bahçesinden geri durmamış insanlardır. Onların moralini, motivasyonunu kıracak, bu tür şeyleri söylemenin ne anlamı var? Yani hiç kimseye faydası olmayan, gerçek olmayan bu tür söylemler içinde herhalde gerekli işlemlere ilgili birimler yapacaktır." Yumaklı şöyle devam etti: "Yine bunun dışında bir konu var, 'hemen derhal mazot ve gübre desteği verin'. Konudan ne kadar uzak olduklarının da en büyük göstergesi bu. Zaten veriliyor, 2024 Eylül'de devreye aldığımız üretim planlamasının en önemli başlıklarından bir tanesi de desteklerin yeniden yapılandırılması konusuydu ve mazot ve gübreyi çıpa alan bir destekleme sistemiydi. O günlerde bizim için öngörülen rakam işte diyelim ki 10 lira ama şimdi bu maliyetler 15 lira arttıysa biz onu elbette ki dikkate alacağız ama bu destek zaten var. Ya yokmuş gibi söylemenin ne anlamı var?" İkinci olarak piyasayı regüle eden kurumlar olduğunu ve bu kurumların da zaman zaman stratejik ürünler için alım fiyatları açıklaması olduğuna dikkati çeken Yumaklı, bu bölgesel olaylar neticesinde de bu maliyetlerin tamamının elbette dikkate alınacağını bildirdi. Bakan Yumaklı, bölgesel olayların Türkiye'yi etkileyeceğini ama bunun Türkiye için etkilerinin minimumda kalacağını belirterek, "Bunun için gece gündüz uğraşıyoruz. Türkiye bütün bunları yönetebilecek kabiliyete ve kapasiteye sahip bir ülke. Tabii bütün risklerin tamamını bugün için konuşuyoruz ancak biz bakanlık olarak bugün değil eylül ayından itibaren yeni başlayacak olan tarımsal üretim dönemi için hazırlanıyoruz şu anda. Bugün için problemimiz yok. Yine söylüyorum, biz önümüzdeki tarımsal üretim dönemine hazırlanıyoruz. Elbette ki bütün konjonktürel konular neyse neyi öngörüyorsak, neyi risk olarak görüyorsak bütün bunları tamamen masaya yatırarak bunlara karar veriyoruz." ifadelerini kullandı. Rusya-Ukrayna Savaşı'nda olduğu gibi küresel gıda arz güvenliğini etkileyecek durumda Türkiye'nin üzerine düşeni yapmakta hazır olduğunu aktaran Yumaklı, bu konuların da masada olduğunu ve gerektiği zaman aksiyon alabilecek hazırlıkta olduklarını bildirdi. "Geçtiğimiz yıl hepimizi üzen tarımsal üretim gerilemesini misliyle geri alacağız" Bakan Yumaklı, bu yıl için yağışların çok iyi gitmesi, özellikle de kar yağışlarının beklediklerinin de üzerinde gelmesinin kendilerini çok mutlu ettiğini ifade etti. Yumaklı, geçen senenin iki problemi olduğuna değinerek, "Bir tanesi zirai don konusuydu. Şubat ve nisan ayında iki farklı ve çok ağır zirai don yaşadık. Yani meyvelere çok büyük hasar verdi. Sakın ağaçlarınızı kesmeyin dedik, onlara nasıl bakım yapılacağı konusunu birlikte çalışacağız dedik. Hamdolsun ağaçlarımızı da kurtardık. O zirai don konusunda yaklaşık 46,5 milyar lira üreticilerimize destek verdik 16 üründe. Daha sonrasında ikinci bir darbede kuraklıktan geldi. Geçtiğimiz yıl son 50 küsur yılın en kurak yılıydı. Bütün bunların hepsi çok ciddi bir şekilde tarımsal üretimi etkiledi ancak o kadar ağır tabloya rağmen bu ülkenin güçlü üretim altyapısı ve güçlü kurumları sayesinde herhangi bir büyük problem olmadan bu süreci geçirdik" yorumunu yaptı. "Geçtiğimiz yılın yağışlarından hareket edecek olursak bu yıl yağışlar geçtiğimiz yıla göre yüzde 85 arttı." diyen Yumaklı, şunlara dikkati çekti: "Yani tersinden bakarsak geçtiğimiz yılın ne kadar kötü olduğunu da buradan anlayabiliriz ama uzun yıllar ortalamasına göre de yüzde 22 arttı. Bu şu demek; hamdolsun barajlarımızla ilgili bir problem yok. Ekilmiş alanların sulama ihtiyacını pas geçtik. Dolayısıyla bu anlamda üreticilerimizin sulama maliyetlerinden bir tasarrufu oldu. Şimdi nisan ve mayıs yağışlarını da mutedil bir şekilde alırsak gerçekten geçtiğimiz yıl o hepimizi üzen tarımsal üretim gerilemesini misliyle geri alacağız."

Diyarbakır’da tarım ve hayvancılık toplantısı Haber

Diyarbakır’da tarım ve hayvancılık toplantısı

Diyarbakır’da 2125 Nisan 2026 tarihleri arasında yapılacak "17. Mezopotamya Tarım Hayvancılık Fuarı" öncesi geçekleşen toplantıya, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Erdal Avşar, Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan, 17 ilçe tarım müdürü, 11 ziraat oda başkanı, fuar yetkilileri katıldı. Toplantıda kentin tarım ve hayvancılık sektöründeki mevcut tablo tüm yönleriyle değerlendirilirken, sektörün gelişimi için ortak adımların atılması konusunda görüş birliğine varıldı. Toplantıda konuşan DTSO Başkan Yardımcısı Erdal Avşar, Diyarbakır’ın güçlü tarım potansiyeline rağmen mevcut durumun yeterli olmadığını vurguladı. Avşar, amaçlarının tarım ve hayvancılık sektörünün tüm paydaşlarını aynı masa etrafında buluşturmak olduğunu belirterek, "Kamu kurumlarımız, sektör temsilcilerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımızla verimli bir görüş alışverişi yaptık. Önümüzdeki süreçte düzenlenecek tarım fuarının daha güçlü geçmesi için katılımın artırılması ve iş birliklerinin geliştirilmesi yönünde ortak bir irade ortaya çıktı" dedi. Aylık toplantı yapma kararı alındı Tarım alanındaki istişare mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çeken Avşar, toplantıda Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan’ın kurumda gerçekleştirdikleri aylık değerlendirme toplantılarına sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerinin de dahil edilmesi yönündeki önerinin kabul gördüğünü aktardı. Avşar, "Bu model hayata geçtiğinde tarım ve hayvancılık politikalarının sahadaki gerçek ihtiyaçlara daha uygun şekilde şekilleneceğine inanıyoruz. Diyarbakır yaklaşık 7 milyon dönüm ekilebilir araziye sahip çok önemli bir tarım kentidir. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki, mevcut potansiyelimize rağmen tarımın bulunduğu nokta yeterli değildir. Bu yalnızca çiftçilerimizin tercihlerinden değil, tarım politikalarının bütüncül şekilde ele alınmamasından kaynaklanmaktadır" diye konuştu. Avşar, bölgede yüksek su tüketimi gerektiren ürünlerin yaygınlaşmasının yeraltı su kaynakları üzerinde baskı oluşturduğunu, mazot, gübre ve ilaç maliyetlerindeki artışın ise üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Avşar, şöyle devam etti: "Çiftçi son yıllarda beklediği geliri elde edemiyor. Bu durum kırsalda nüfusun azalmasına ve tarımsal üretimin zayıflamasına yol açıyor. Kırsalda yaşamı güçlendirecek sosyal politikalara ihtiyaç var. Taşımalı eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesi ve köy okullarının yeniden aktif hale getirilmesi, nüfusun yerinde tutulması açısından kritik önemdedir." "Tarım ve hayvancılık birlikte planlanmalı" Tarıma dayalı sanayinin kırsalda gelişmesini sağlayacak düzenlemelerin önemine de değinen Avşar, üretimin katma değere dönüşmesi için yerinde yatırımların önünün açılması gerektiğini belirtti. Avşar, "Organize Sanayi Bölgeleri elbette gereklidir ancak tarımsal üretimin yapıldığı alanlarda tarıma dayalı tesislerin kurulmasının önü açılmalıdır. Tarım ve hayvancılık birbirinden ayrı düşünülemez. Bu iki alan birlikte planlanmalıdır" şeklinde konuştu. Gelişmiş ülkelerde üretimin veri temelli planlandığını hatırlatan Avşar, Türkiye’de ise çoğu zaman bireysel kararlarla üretim yapıldığını ifade ederek, "Üretici yıl başında ne ekeceğini ve yıl sonunda ne kazanacağını bilmelidir. Arztalep dengesi bilimsel verilerle planlanmalıdır. Bu nedenle ulusal ölçekte veri temelli üretim planlaması yapılması ve çiftçi temsilcilerinin sürece dahil edilmesi şarttır" şeklinde konuştu. Avşar, Diyarbakır’da alternatif ürün çeşitliliğinin artırılması, suyu koruyan üretim modellerinin geliştirilmesi ve kooperatifçilik anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarım politikalarının A’dan Z’ye gözden geçirilmesi, üreticinin desteklenmesi, kırsalda yaşamın güçlendirilmesi ve tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi hem Diyarbakır’ın hem de ülkemizin geleceği açısından stratejik bir zorunluluktur. DTSO olarak tüm paydaşlarla birlikte çözüm üretmeye ve tarımın hak ettiği noktaya gelmesi için çalışmaya kararlıyız."

Mazot–gübre desteği 2026: Ödeme takvimi ve tarihleri Haber

Mazot–gübre desteği 2026: Ödeme takvimi ve tarihleri

Tarımsal destek ödemeleri kapsamında mazot ve gübre desteği ödemelerinin tarihi çiftçiler tarafından yoğun şekilde araştırılıyor. Ödemelerin ne zaman yapılacağı ve banka hesaplarına yansıyıp yansımadığı konusunda resmi açıklamalar, 2026 takvimi çerçevesinde takip ediliyor. Tarım sektöründeki üreticiler, ödemeleri planlamak ve üretim maliyetlerini yönetmek için bu bilgileri yakından takip ediyor. MAZOT GÜBRE DESTEĞİ NE KADAR? Bakanlıktan, konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, yapılan değişiklikle 2026 üretim yılı için destek katsayı değeri, 2025 yılına göre yüzde 27 artırılarak dekara 310 lira olacak. Temel destekle tüm ürünler için mazot maliyetinin yüzde 50'si ve gübre maliyetinin yüzde 25'i karşılanacak. MAZOT GÜBRE DESTEĞİ YATTI MI, NASIL ÖĞRENİLİR? e-Devlet üzerinden mazot gübre desteği sorgulama Mazot ve gübre desteği sorgulaması en kolay şekilde e-Devlet sistemi üzerinden yapılabiliyor.​​​​​​​ e-Devlet sistemine giriş yapın Arama kısmına "Tarımsal destek ödemeleri sorgulama" yazın ÇKS kaydınıza ait destek ödemelerini görüntüleyin Bu ekranda mazot ve gübre desteği dahil tüm tarımsal destekler detaylı olarak listeleniyor. ​​​​​​​ TC kimlik numarası ile mazot gübre desteği sorgulama Destek ödemeleri genellikle TC kimlik numarasının son hanesine göre belirlenen takvimle yapılabiliyor. Bu nedenle çiftçiler, ödeme gününü takip ederek hesaplarını kontrol edebiliyor. Ödemeler şu kanallardan kontrol edilebilir: e-Devlet tarımsal destek sorgulama Ziraat Bankası mobil uygulaması Ziraat Bankası ATM'leri Banka şubeleri ​​​​​​​​​​​​​​MAZOT VE GÜBRE DESTEĞİ NEREYE YATIYOR? Mazot ve gübre desteği ödemeleri, ÇKS'ye kayıtlı çiftçilerin Ziraat Bankası hesaplarına aktarılıyor. Hesabı olmayan üreticilerin ise destek ödemelerini alabilmek için Ziraat Bankası'nda hesap açmaları gerekiyor.

Çiftçi Borç Yükü Altında Üretimde Zorlanıyor Haber

Çiftçi Borç Yükü Altında Üretimde Zorlanıyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe 2025 yılının üreticiler için çok zor geçtiğini belirtti. Gürer, “Kuraklık, düşük alım fiyatları ve ithal girdiler nedeniyle çiftçi, üretici ve besici borçlanarak üretim yapmaya çalışıyor. Tarım sektörü geçen yıl toplam 42 milyon TL borçlandı ve borç ödeyemeyen birçok çiftçi icralık oldu” dedi. İcra daireleri tarım piyasasına döndü Gürer, borçların artmasıyla icra dairelerinin adeta birer tarım piyasasına dönüştüğünü ifade etti. 26 Şubat 2026 itibarıyla icralık olan tarım envanterinde 60 traktör, 5 bin 249 tarla, 7 besi damı, 352 bağ ve 24 tarım makinesi yer alıyor. Gürer, “Sadece traktör değil, iflas eden işletmelerin tohum ve zirai ilaçları bile hacizle satılıyor. Çiftçi, üretici ve besici borçlar nedeniyle tarımın dışında kalmamalı” diye konuştu. Günlük borç artışı endişe verici CHP’li vekil, tarım borçlarının son bir yılda %42,7 oranında arttığını açıkladı. “Her gün ortalama 1 milyar 15 milyon TL yeni borç yükü çiftçilerin omuzlarına biniyor. 2024 yılında tarım sektörü 868 milyar TL borçla kapandı. 2025’in ilk yılı itibarıyla 239 milyar TL borç eklendi. Bu, bir yılda çiftçiye yüklenen 370 milyar TL’yi gösteriyor” dedi. İthalat bağımlılığı ve savaş riskleri Gürer, ithale dayalı gıda temininin risklerini de vurguladı. “İhtiyaç duyulan temel gıda ürünlerinde dışa bağımlılık, savaş ve kriz dönemlerinde ciddi riskler yaratıyor. Bunun yerine yerli üretimi artıracak politikalar uygulanmalı, planlı üretim ile tarım sektörünün sürdürülebilirliği sağlanmalı” diye konuştu. CHP’li vekil, devletin tarım kesimine finansal destek sağlaması ve borçların faizlerini silerek hacizleri durdurması gerektiğini belirtti. “2026 Tarım Kanunu’na göre finansman desteği 772 milyar TL olmalıydı, ancak 168 milyar TL olarak açıklandı. Mazot, gübre ve yem maliyetleri artarken, borç yükü çiftçiyi üretimden uzaklaştırıyor” dedi. Gürer, üreticilerin yanında olunması ve planlı tarım politikalarının uygulanmasının önemine dikkat çekti.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.