Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mersin

AGRONEWS - Mersin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mersin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Mersin’de tarım ve gıda sektöründe kayıp riski endişesi büyüyor Haber

Mersin’de tarım ve gıda sektöründe kayıp riski endişesi büyüyor

Türkiye’nin tarımsal üre­tim ve ihracatında kilit bir rol üstlenen Mersin, geniş ürün yelpazesi, güçlü lo­jistik altyapısı ve yılın 12 ayı­na yayılan üretim kapasitesiyle hem ülkenin gıda arz güvenli­ğinde hem de küresel gıda teda­rik zincirinde stratejik bir mer­kez olarak öne çıkıyor. Diğer yandan artan maliyetler, iklim değişikliği ve su kaynaklarına yönelik riskler karşısında sür­dürülebilir üretimi destekleye­cek yapısal önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiği de dikkat çekiyor. Mersin Ticaret Borsası Yöne­tim Kurulu Başkanı Ö. Abdul­lah Özdemir, Mersin’in başta meyve, sebze, hububat ve bak­liyat olmak üzere gıda arzının sağlanması yoluyla Türkiye’nin gıda güvenliğine önemli kat­kı sağlayan illerden biri oldu­ğunu söyledi. Mersin’in, geniş ürün yelpazesi ve yılın 12 ayı­na yayılan üretim olanakları­na sahip olduğuna vurgu yapan Özdemir, kentin üretim kültü­rü yerleşmiş, ticari altyapısının güçlü olduğunu ifade etti. Öz­demir, “Gelişmiş gıda sanayi­si sayesinde hem kendi ürettiği ürünleri hem de ithalat yoluy­la temin edilen hammaddeleri işleyerek katma değerli ihracat gerçekleştirebilmektedir. Bu potansiyel ile yalnızca ülkemi­zin gıda güvencesine ve sürdü­rülebilirliğine katkı sağlamakla kalmayıp, yaklaşık 750 milyon nüfuslu yakın coğrafya ülkele­rine açılan bir kapıdır. Bu yapı­nın daha sağlıklı işlemesi için; üretim, finansman, pazarlama, iklim değişikliği ve doğal afet­ler gibi çok sayıda riskle karşı karşıya kalan çiftçilerin gelirini koruyacak, özellikle küçük üre­ticinin gelirini artıracak poli­tikalarla sektörün kırılgan ya­pısının daha da güçlendirilme­si gerekmektedir. Ayrıca, hane halkı harcamalarının yaklaşık yüzde 20’sinin gıdaya ayrıldı­ğı ve gıda enflasyonunun yüzde 32,36 olduğu dikkate alındığın­da, dezenflasyon sürecinin da­ha güçlü desteklenmesi ve gelir dağılımının daha adil hâle ge­tirilmesi önem arz etmektedir” açıklamasında bulundu. Özdemir ayrıca tarımsal Ar- Ge yatırımlarının artırılarak, üretimin teknolojiyle moderni­ze edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bunun yanında, tarım politikaları kapsamında iklim değişikliği, su stresi, kırsal ve genç nüfusun artırılması ile gı­da kaybı ve israfının önlenme­si konularının daha etkin uygu­lanması gerekmektedir” dedi. “Orta ve uzun vadede risk oluşabilir” Mersin Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Yusuf Değirmen­ci de Mersin özelinde gıda arz güvenliği açısından kısa vadede ciddi bir risk görmediğini söyle­di. Ancak orta ve uzun vadede ba­zı risklerin söz konusu olduğuna atıfta bulunan Değirmenci, “Bu­gün en önemli sorunlardan biri, tarımda uzun vadeli ve sürdü­rülebilir politikaların yeterince güçlü şekilde uygulanamaması. Bu durum hem üreticilerin hem de sektörün diğer paydaşlarının sağlıklı planlama yapmasını en­gelliyor. Artan maliyetler sade­ce üretimi değil, lojistik süreçleri de etkileyerek ürünlerin pazara daha yüksek fiyatlarla ulaşması­na neden oluyor. Kamu, özel sek­tör ve meslek odaları arasında bir iş birliği var ancak bunun da­ha güçlü hale gelmesi gerekiyor. Özellikle gıda ve ziraat mühen­dislerinin sürece daha aktif dahil olması, hem verimlilik hem de gıda güvenliği açısından büyük önem taşıyor” ifadesini kullandı.

Mersin’de hasat başladı, fiyatlar 200 TL’ye kadar geriledi Haber

Mersin’de hasat başladı, fiyatlar 200 TL’ye kadar geriledi

Türkiye'nin yaş sebze ve meyve üretiminde ilk sıralarda yer alan Mersin'de örtü altının yanı sıra açıkta da hasatlar başlıyor. Mart ayında örtü altında hasadına başlanan erikler açıkta da olgunlaştı. İlk çıktığında tadımlık olan ve özellikle aşeren hamile kadınlar tarafından fiyatı pahalı olduğu için tane ile satın alınan erikte fiyatlar düştü. Örtü altında hasatta kilogramı yaklaşık 10 bin TL sınırına dayanan erik, açıkta hasatla 200 ile 800 TL arasında satılmaya başladı. "HASATTAN MEMNUNUZ" Örtü altındaki hasadın sora ermesiyle açık alanda erik hasadının başladığını ifade eden üretici Ali Bezgin, "Keben mahallesinde örtü altı ve açık alanda erik üretimi yapıyorum. Hem örtü altında nem de açık alanda hasadımız devam ediyor. 12 dönüm örtü altından 15 ton erik hasadı yaptım" dedi. Bu yıl hava şartlarının olumsuz geçmesinden dolayı açık alanda erik hasadına yaklaşık bir ay geç başladıklarının altını çizen Bezgin, "Şuan 12 dönümlük açık alanda erik hasadına başladım. Buradan da 15 ton civarı hasat bekliyoruz. Şuan hasat edilen eriklerimizi ebadına göre 200 ile 800 lira arasında değişen fiyatlardan satıyoruz. Havaların iyileşmesiyle birlikte erikler büyümeye başladı. Hasattan memnunuz" diye konuştu. "8 BİN 500 TON ÜRETİM BEKLENİYOR" Göksu Vadisi'nde üretici Murat Temur ise açık alanda hasadına başlanan eriklerin, Ankara, İstanbul başta olmak üzere bir çok ile gönderildiğini, ihracatta ise Arap ve Avrupa Ülkelerine yollandığını söyledi. Temur, bölgede açıkta başlayan hasadın ilk olarak birkaç bahçede başladığını, Nisan ayı sonu itibari ile tam hasada başlanacağını kaydetti. Bu yıl ilçe genelinde açıkta 6 bin 500 dönüm, örtü altında ise 800 dönümde yaklaşık 8 bin 500 ton üretim yapılacağını tamin ettiklerini aktaran Temur, erik üretiminin Göksu Vadisi'nde Keben başta olmak üzere Sabak, Bükdeğirmeni, Karakaya, Karahacılı, Evkafçiftliği, Kargıcak, İmambekirli, Ortaören, Kabasakallı, Atayurt, Atakent ve Taşucu mahallelerinde yapıldığını ifade etti. Silifke'de yetişen can eriğinin gerek erkenci olmasından, gerekse görünümü ve lezzeti ile tüketiciler tarafından yoğun bir şekilde talep gördüğünü vurgulayan Temur, eriğin getirisi dolayısıyla ilginin sürekli arttığını ve üretim alanının da buna bağlı olarak genişlediğini sözlerine ekledi. Sabahın erken saatlerinde bahçelere gelen tarım işçileri de, erik toplayarak hem aile bütçesine katkı sağladıklarını, hem de üreten akrabalarına yardımcı olmaya çalıştıklarını dile getirdi.

Tarım Kredi 100 milyar TL ciro hedefliyor Haber

Tarım Kredi 100 milyar TL ciro hedefliyor

Tarım Kredi Kooperatifleri bünyesinde faaliyet gösteren KOOP Market Genel Müdürü Orhan Kozan, Ümraniye'de bulunan Tarım Kredi Holding'de gerçekleştirdiği basın toplantısında 2025 yılını değerlendirdi, bu yıla ilişkin hedeflerini paylaştı. Orhan Kozan, KOOP Market'in sadece bir market değil, Türkiye'nin gıda geleceğine yapılan bir yatırım olduğunu belirterek, Ankara'da 30 metrekarelik bir dükkandan 5 binin üzerindeki satış noktasına uzanan bir hikayesi olduğundan bahsetti. Modelin klasik perakende yaklaşımından farklı bir noktada konumlandığını belirten Kozan, "Bizim modelimiz yalnızca raf fiyatı üzerinden rekabet eden bir yapı değil. Üretici ile tüketici arasında doğrudan dengenin kurulduğu bir ekosistemdir. Bu sayede hem üreticinin emeği değer buluyor hem de tüketici daha erişilebilir fiyatlarla ürüne ulaşabiliyor." diye konuştu. Kozan, uçtan uca üretim modeli ile raflarda satılan ürünlerin yüzde 50'sinin tamamen Tarım Kredi tarafından kontrol edildiğini, geri kalan deterjan gibi yan ürünlerin ise satış noktalarından temin edildiğini aktardı. Kadın üreticileri, kadın kooperatiflerini de desteklediklerini söyleyen Kozan, kurulan bu sistemle söz konusu kadın kooperatiflerinin de işlerini büyüttüğünü dile getirdi. MARKET SAYISI 2.379'A ULAŞTI KOOP Market Genel Müdürü Kozan, Tarım Kredi KOOP Market'in 2021 yılında 709 marketle 2 milyar 186 milyon lira ciro yaptıklarını belirterek, "2025 yılında market sayımızı 2 bin 379'a, ciromuzu ise 66 milyar 400 milyon liraya yükselttik. Depo çok önemli, depo sayımızı artırdık, personel sayımız da 10 bini aştı. Benim bildiğim kadarıyla Türkiye'de bu kadar kısa süre içerisinde büyüyen bir zincir yok." diye konuştu. Türkiye genelinde 5 bin satış noktasına ulaştıklarını ifade eden Kozan, yapılan ürünleri müşteri ile buluşturmak için satış noktalarının önemli olduğunu ve temeldeki hedefin müşterilerin güvenini sağlamak olduğunu söyledi. Kozan, donuk ürünleri depolardan mağazalara eskiden haftada bir götürdüklerini ancak yeni depo yatırımları ile bunun bazı mağazalarda haftada 2'ye çıktığını belirtti. Diyarbakır'a da yaklaşık 250-300 milyon lira yatırımla bir depo açacaklarını bildiren Kozan, şunları kaydetti: "Bu depoyla birlikte lojistik maliyetlerimizi daha optimize edeceğiz. Daha kabul edilebilir bir yere getireceğiz. Neredeyse nakliyeden tasarrufumuz o depoya yaptığımız yatırımı geriye getirmiş olacak. Çünkü şu anda mevcut durumda Erzurum'daki veya Mersin'deki depodan mal taşımak zorunda kalıyorduk. Yine İstanbul tarafında İstanbul'da mağaza büyümemize paralel olarak da yeni depo arayışlarımız devam edecek." Kozan, 5 bin satış noktasının türlerinden bahsederek, 250 metrekareden 1000 metrekareye kadar farklı yapılarda mağazaların olduğunu, KOOP kurumsal satış noktaları ile üniversiteler, Bakanlıklar ve okullara da hizmet verildiğini söyledi. KOOP Market'in kayıtlı sermayesinin 2,5 milyar lira olduğunu belirten Kozan, "Aralık ayında Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) sermayemizi 8 milyar 750 milyon liraya yükseltmek için başvurduk. Süreç devam ediyor." diye konuştu.

Limonda hasat dönemi: Kadınların yoğun mesaisi devam ediyor Haber

Limonda hasat dönemi: Kadınların yoğun mesaisi devam ediyor

Türkiye'de yaş sebze ve meyve üretiminde önemli bir yere sahip Mersin'de limon hasadının sonuna gelindi. Limon deposu olarak bilinen Erdemli ilçesinde hem hasatta hem de tesislerdeki ayrıştırma ve paketleme de binlerce tarım işçisi çalışıyor. Eylül ayı ile birlikte hasadın başladığı bölgede Mart ayında sezon bitme aşamasına geliyor. Toplanan limonlar iç ve dış piyasaya satılırken, önemli bir bölümü de yazın tüketilmek için soğuk hava depolarına alınıyor. Binlerce ailenin ekmek yediği limonun yetiştirilmesinden, hasadına, ayrıştırmasından paketlemesine kadar ki bölümde çalışanların yüzde 70'ini ise kadınlar oluşturuyor.Geçen yıl sezonda bahçede kilogramı 5 ile 10 TL olan limon, bu sene 35 ile 50 TL arasında alıcı buldu. "Bir çok ülkeye ihraç ediliyor" Limon deposu Mersin'de hasat sonuna geldiklerini belirten üretici esnaflardan Murat Topal, son hasatların yapıldığını ancak tesislerde yoğun mesainin sürdüğünü söyledi. Topal," Hasat edilen depoya alınan ürünler tesiste tek tek ayrıştırılıp başta yurt içinde İstanbul'dan Diyarbakır'a Van'dan Ankara'ya kadar yurdun her yerine gönderiliyor.Bunun yanı sıra Balkanlar'dan Rusya'ya ve Orta Doğu‘ya bir çok ülkeye ihraç ediliyor" dedi. Bölgede yaklaşık 1 milyon ton limon üretimi yapıldığına dikkat çeken Topal, Mersin'in Türkiye'de limon üretiminde birinci sırada yer aldığının altını çizdi. Kadınların üretimdeki önemine de vurgu yapan Topal," Limon üretiminde dalından sofraya kadar olan süreçte kadınlar yoğun mesai harcıyor. Narenciye paketleme fabrikalarında çalışan ve istihdam ettiğimiz personelin yüzde 70'i kadınlardan oluşuyor" diyerek sözlerini tamamladı. Limon hasadı yapan kadınlar, artık son bahçelere girdiklerini ve yaklaşık 10–15 gün daha kesim işlerini sürdüreceklerini belirtti. Limon ayrıştırma ve paketleme çalışmalarında görev alan kadınlar ise, bölgede her evden en az bir kadının üretimde yer aldığını söyledi. Kadınlar, “Ailemizi ve çocuklarımızı geçindirmek kolay değil. Biz kadınlar, üretimde yer alarak çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Mersinli Yörük kızı baba mesleğiyle kültürünü yaşatıyor Haber

Mersinli Yörük kızı baba mesleğiyle kültürünü yaşatıyor

Mersin'in Toroslar ilçesine bağlı Kayrakkeşli Mahallesi'nde yaşayan 29 yaşındaki üniversite mezunu Ayşe Erden, kent yaşamında aradığını bulamayınca rotasını doğup büyüdüğü köyüne çevirdi. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümünden mezun olan Erden, şehir hayatının kendisine uygun olmadığına karar vererek ailesiyle birlikte köyde yaşamayı tercih etti. Yaklaşık 5 yıldır aktif olarak hayvancılıkla uğraşan Erden, gününün büyük bölümünü koyun, keçi ve ineklerle geçiriyor. Özellikle doğum dönemlerinde yoğun bir mesai yürüten Erden, hem üretime katkı sağlıyor hem de ailesinin geçimine destek oluyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan günlük tempoda hayvanların beslenmesi, yavruların bakımı ve süt sağımı gibi işleri üstlenen Erden, köy yaşamının zorluklarına rağmen doğayla iç içe bir hayat sürmekten memnun olduğunu dile getiriyor. Boş zamanlarında ise günlük hayatını ve Yörük kültürünü anlatan videolar çekerek sosyal medya üzerinden paylaşıyor. "Hayvanları otlatırken üniversiteyi kazandım" Eğitim sürecini ve köye dönüş kararını İhlas Haber Ajansı muhabirine anlatan Erden, "Hayvanları otlatırken üniversiteyi kazandım. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemlerini okudum. Bir yıl hazırlıkla beraber 5 yıl eğitim gördüm. 2020 senesinde pandemiyle birlikte mezun oldum. Şehir hayatının bana göre olmadığına karar verdim. Sonra 2021 senesinde formasyon eğitimi aldım, belki öğretmenlik yapabilirim diye. En azından çocuklara bir şey öğretmek bana iyi gelir diye düşündüm. Öğretmenlik yaparken de staj dönemimde, kesinlikle şehirde yapamayacağıma karar verdim ve tamamen köye dönüş yaptım. Şu an 5 senedir ailemle birlikte hayvancılık yapıyoruz" diye konuştu. "Bütün günümüz hayvanlarla geçiyor" Ayşe Erden, günü sabah erken saatlerde başlayan yoğun bir tempoyla geçirdiğini belirterek, "Şu an tam hayvanlarımızın doğum sezonu. Sabah saat 07.30 gibi kalkıyoruz, önce annelerin karınlarını doyuruyoruz. Eğer doğum yapanlar varsa onlara ayrı ilgi gösteriyoruz. Sonra yavruları annelerle buluşturup onların karınlarını doyuruyoruz. Şu an havalar çok soğuk. Yavruların aç kalmaması gerekiyor yoksa yavruları kaybedebiliriz. O yüzden yavrulara şu an büyük bir önem veriyoruz. Bütün günümüz hayvanlarla geçiyor, bizde koyun da var, inek de var, keçi de var, hepsiyle ilgileniyoruz" ifadelerini kullandı. "Ben bayrağı devralan çocuğum" Hayvancılığı tercih etmesinin en önemli nedeninin aile geleneği olduğunu belirten Erden, Yörük kültürünü yaşatmak ve tanıtmak amacıyla uzun süredir sosyal medya üzerinden içerik ürettiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Neden bu mesleği seçtim? Zaten baba mesleğiydi. Ben bayrağı devralan çocuğum. Biz Yörük'üz, genimizde var. Ailemin mesleğini devam ettirmek istiyorum. Üniversitedeyken arkadaşlarım gelip burada benimle tatil yapıyorlardı, kültürü yaşıyorlardı. Bir arkadaşım 'Ayşe, bunu kesinlikle sosyal medyaya taşımalısın' dedi. 5 senedir sosyal medyada içerik üretiyorum. Hem kendi hayatımı aktarıyorum hem de Yörük kültürünü anlatmaya çalışıyorum. Hollanda'dan gelen misafirlerimiz bile var. Sadece yavruları sevmek veya çadır hayatını görmek için yaylaya geliyorlar." "Köye dönüşteki en büyük katkı babamın manevi desteği oldu" Köye dönüş sürecinde en büyük motivasyonunun babasının manevi desteği olduğunu vurgulayan Erden, "Babam da şehirde hayat kurma seçeneği varken köyü tercih etmişti. 'Nerede mutluysan orada hayatını devam ettir' dedi. Babamın kemikleşmiş bir müşteri kadrosu vardı, kurbanlık, peynir, süt. Biz de bu işi büyüterek daha fazla kitleye hizmet veriyoruz" şeklinde konuştu. "Benim gerçekten burada yaşamak istediğimi görünce destek oldular" Sosyal medyada farklı tepkilerle karşılaştığını anlatan Erden, zamanla bu eleştirilerin yerini destek mesajlarının aldığını söyleyerek, "İlk başlarda 'o kadar okumuşsun neden köye döndün' diye tepkiler vardı. Ama sonra benim gerçekten burada yaşamak istediğimi görünce destek oldular. Benim gibi genç olup şehre gitmiş ama geri dönmek isteyen arkadaşlarım da var" ifadelerini kullandı. "En büyük hayalim ekolojik bir çiftlik kurmak" Geleceğe dair hedeflerini de paylaşan Erden, "En büyük hayalim ekolojik bir çiftlik kurmak, insanlar gelsin, bu hayatı deneyimlesin, bir çocuk bir doğuma şahit olsun istiyorum" dedi. Kızlarının eğitim almasını her zaman öncelik olarak gördüklerini belirten baba Müslüm Erden, üniversite sürecinin ardından alınan köye dönüş kararını ailece kabullendiklerini ifade ederek, "Ben çocuklarıma 'biz köyde kaldık, imkanlarımız yoktu, okuyamadık. Sizi okutalım' diye elimizden geldiği kadar uğraştık, okuttuk. Üniversiteyi bitirdi. Kızım daha mesleğe başladığı zamanlarda 'baba ben bu mesleği yapamayacağım, köyde hayvancılık yapacağım' dedi. Hayatta insan sevdiği işi yaparsa başarılı olur. 'Sevmediğin bir işle uğraşma. Zevk aldığın, hoşuna giden işi yapacaksın ki hayatta başarılı olabilesin' dedim. O da okulunu bitirdikten sonra geri köye döndü. Şimdi bana yardımcı oluyor, kendi işini kendi yapıyor. Memnunuz, birbirimizi seviyoruz. O da benim gibi doğayı seviyor. Sevdiği için de inşallah ileride daha da başarılı olacağına inanıyorum" dedi.

Mersin’de dronla tarımda zayiat azaldı Haber

Mersin’de dronla tarımda zayiat azaldı

Türkiye'nin tarımda önemli üretim merkezlerinden Mersin'de dronla yapılan gübreleme ve ilaçlama çalışmaları çiftçinin hem maliyetini düşürmeye, hem de ürün zayiatını sıfıra indirerek önemli bir katkı sağlamaya başladı. Çukurova'nın bereketli topraklarında ekilen ürünler, son yıllarda dron teknolojisiyle ilaçlanıp gübrelenmeye başladı. Bu sayede tarlaya işçi girmeden yapılan uygulamalar, yeni ekilen veya boy atma aşamasında olan ürünlerin ezilmesini önleyerek verimliliğin de artmasını sağladı. Adana'dan Mersin'e kadar bir çok tarlada dronla ilaçlama ve gübreleme uygulamaları gerçekleştirilirken, hem zaman hem üründen kazançlı olan üreticiler durumdan memnun olduklarını ifade etti. Bu çerçevede Mersin'in Tarsus ilçesinde bulunan 200 dönümlük pırasa tarlasında dronla gübreleme çalışması gerçekleştirildi. 50 kilo taşıma kapasiteli dronlara yüklenen gübreler, kısa sürede ve dengeli şekilde araziye uygulandı. 2 işçinin 3-4 saatte yapabileceği işi yarım saatte yapan dronun dönüm başına üreticiye ise yaklaşık 120 TL civarında maliyeti olduğu öğrenildi. "Dron bizim için iyi" İnsan gücüyle gübrelemenin zor ve riskli olduğunu belirten üreticilerden Cahit Çiçek dron kullanımının büyük avantaj sağladığını söyledi. Çiçek, "İnsan gücü yerine dronla gübre atmak daha iyi. Dron olmasa gübreyi bu şekilde dengeli atamayız. Kaç kilo dersek ona göre ayar yapılıp, atlıyor. Dron bizim için maddi olarak da iyi, malımız ezilmiyor, düzgün bir şekilde gübre atılıyor. İşçi içine giremez, girse malı bozar" dedi. İşçinin 3 saatte yapacağı işi dron sıfır zayiatla 30 dakika yapıyor Dron pilotu Serkan Balaban ise yaklaşık 4 yıldır çiftçilere dronla ilaçlama ve gübreleme hizmeti verdiğini anlattı. Balaban, "İlaçlamada zaman tasarruf yanı sıra maddi açıdan çok ciddi tasarruf oluyor. En önemlisi ürünlerin ezilmemesi. Şimdi biz maddi boyutuna girdiğimiz zaman ürün zayiatında hiçbir zaman bahsetmiyoruz. Ama en büyük maliyet oluşumu ürün zayiatında çıkar. Fiyat farkı bir, ikincisi süre. Kısaca 20 dekarlık bir ilaçlama dron ile 20 veya 30 dakikada bitirecekken, 2 işçi girmiş olsa yaklaşık olarak 3 veya 4 saatte bitirebilir" diye konuştu. Zaman ve ürün zayiatı sıfır olması nedeniyle dron ile gübreleme ve ilaçlama gibi işlerin avantajlı olduğunun altını çizen Balaban ayrıca, Türkiye genelinde tarım arazilerinin geçen yıl yalnızca yüzde 8'inin dronla ilaçlandığını, bu alanda daha fazla yaygınlaşmaya ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.

Adana, Mandalina Fiyatları Dalında 3 TL’ye Düştü Video Galeri

Adana, Mandalina Fiyatları Dalında 3 TL’ye Düştü

Türkiye'nin önemli narenciye üretim merkezlerinden Adana'da mandalina dalında 3 TL, pazarda ise 5 TL'ye kadar geriledi. Türkiye narenciyesinin yüzde 40'ını karşılayan Adana'da bu sene 383 bin dönüm alanda ekilen mandalinanın hasadı sürüyor. Dönümüne ortalama 4 ile 6 ton arasında verim alınan mandalina, ilk hasat edildiği haftalarda kilosu bahçede kalitesine göre 8 ile 15 lira arasında alıcı buldu. Şimdilerde ise dalında 3 lira, pazarda ise 5 ile 10 lira arasında satılmasıyla en ucuz meyve oldu. Tarım aracılarının 27 Eylül'de başlattığı 9 günlük grev sonrası erkenci 6 cins mandalina aynı anda olgunlaşınca işçiler toplamaya yetişemedi ve birçok mandalina zarar gördü. İşçilerin grevi bittikten sonra ise portakal hasadının da başlaması, mandalinada rekolte fazlalığı nedeniyle ürün dalında kaldı. Rusya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesine ihraç edilen mandalinalar, dalında zarar görünce ihraç da edilemedi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "İlk hasatta fiyatlar 8 ile 15 lira arasındaydı. Tarım aracıları 9 gün grev yapınca mandalina dalında kaldı. Grev bitince, işçiler bahçelere girince ürünler dalında hep zarar görmüştü. Erkenci cins mandalinanın raf ömrü çok kısa. Şu anda mandalinanın kilosu dalında 3 liraya kadar geriledi. Adana, Mersin ve Hatay'daki birçok bahçede erkenci mandalina grubu dalında kaldı. O ürünler raf ömrünü kaybetti. Bu mandalinanın yurt dışına gitme şansı yok" ifadelerini kullandı. "Daldaki ürünler Akdeniz meyve sineği popülasyonunu arttırır" Mandalinaların toplanmasının 3-4 lira işçilik maliyeti olduğuna dikkat çeken Doğan, "Çiftçi mandalinayı hale gönderdiğinde eline kilogram başına 1 lira para belki geçecek. Bu ürünler dalda kaldı. Eğer dalındaki ürünler toplanmazsa gelecek sene Akdeniz meyve sineği popülasyonu artar. Bu ürünler, Akdeniz meyve sineği için besin kaynağı olur. Çiftçilere DFİF desteği verilmesini bekliyoruz" dedi. Pazarcı esnafı ve vatandaş memnun Pazarcı esnafı Halil Yılmaz ise bu sene mandalinanın bol olduğunu ve fiyatların bu sebeple düştüğünü belirterek işlerin iyi olduğunu anlattı. Mandalina almaya gelen vatandaşlardan Muzaffer Bay ise fiyatların geçen haftaya göre yüzde 50'den fazla düştüğünü belirterek, memnun olduklarını söyledi. 

Kırmızı Pancar Hasadı, Menemen’de Üreticiyi Sevindirdi Haber

Kırmızı Pancar Hasadı, Menemen’de Üreticiyi Sevindirdi

Türkiye'nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden İzmir'in Menemen ilçesinde, kış sofralarının vazgeçilmezi ve şifa kaynağı olarak bilinen kırmızı pancarda hasat sezonu devam ediyor. Sabahın erken saatlerinde tarlaya giren tarım işçilerinin binbir zahmetle topladığı "Kırmızı elmas", bu yılki verimiyle üreticinin yüzünü güldürüyor. Gediz Ovası'nın verimli topraklarına sahip Menemen ilçesinde kışlık sebze hasadı tüm hızıyla devam ediyor. Sağlık deposu olarak görülen, özellikle turşu ve şalgam suyu yapımında kullanılan kırmızı pancar, tarladan sofralara uzanan yolculuğuna başladı. Menemen Ovası'nda binlerce dönüm arazide ekimi yapılan ve yılda ortalama 40 bin ton rekolte elde edilen ürünü toplamak için tarım işçileri sabahın ilk ışıklarıyla birlikte tarlaların yolunu tutuyor. Yağışlı havaların ardından çamurlu tarlada güçlükle ilerleyen işçiler, pancarları tek tek topraktan sökerek temizleme işlemini gerçekleştiriyor. Büyük bir titizlikle boylarına göre ayrılan pancarlar, çuvallara doldurularak kamyonlara yükleniyor. Bölge ekonomisine büyük katkı sağlayan kırmızı pancarlar, Menemen'den Türkiye'nin dört bir yanına gönderiliyor. Özellikle Adana ve Mersin bölgesindeki şalgam suyu fabrikalarının hammadde ihtiyacını karşılayan "Kırmızı elmas" kalitesi ve rengiyle ihracat kapılarını da aralıyor. Ancak üretimden tüketime uzanan zincirde oluşan fiyat farkı dikkat çekiyor. Üreticinin büyük emekle yetiştirdiği kırmızı pancar tarlada 10 TL'den alıcı bulurken, pazar tezgahlarında ve market raflarında ise fiyatı 40 TL'ye kadar çıkıyor. Tarlada 10 lira tezgahta 40 lira Yanıköy'de baba mesleği olan tarımla yaklaşık 20 yıldır uğraştığını aktaran üretici Turgay Yıldırım, "Ağustos ayının başı gibi ektiğimiz ve çimlenme aşaması oldukça hassas olan kırmızı pancarın hasadı, Ekim ayında başlayıp duruma göre Ocak, Şubat veya Mart aylarına kadar süren zorlu bir süreci kapsıyor. Yağmur, soğuk ve çamur demeden çalışmaya devam etsek de ne yazık ki ürünümüz hak ettiği değeri bulamıyor; tarlada 10 liraya çıkan mal pazarda ve marketlerde ortalama 40 liradan satılırken, yüksek girdi maliyetleri altında ezilen yine çiftçi oluyor. Tonaj ve verimden memnun olsak da fiyat konusunda yaşadığımız mağduriyet nedeniyle bu işin sonunun nereye varacağını bilemiyoruz." dedi. Şifa deposu olan kırmızı pancarı mevsiminde herkese tavsiye ettiğini vurgulayan Yıldırım, "Şimdilerde pek çiftçi yetişmiyor. Ürünlerin paraya çevrilmesine kadar geçen 90-100 günlük sürede sabretmek zor geldiğinden, yeni nesil artık bu meşakkatli meslekle uğraşmak istemiyor." diye ekledi. "Kırmızı elmas" Verimli toprakta yetişen ve yağmuru seven bir ürün olan kırmızı pancarın hasadının Ekim ayında başladığını ifade eden tarım işçisi Helin Özgün, "Biz de bu dönemde yağmur çamur dinlemeden çalışarak ürünleri kökleyip kasalıyoruz. Sapları temizlenip yapraklarından salata da yapılabilen pancarlar, havuzda çamurlarından arındırıldıktan sonra hale ve marketlere gönderilerek sofralarımıza ulaşıyor. Kana faydası olduğu için tüketilmesi tavsiye edilen ve halk arasında ‘Kırmızı elmas' olarak bilinen bu sebze; haşlanıp sirke ve yağ ile soslayarak lezzetli bir şekilde yenebiliyor." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.