TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mersin

AGRONEWS - Mersin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mersin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Mersinli Yörük kızı baba mesleğiyle kültürünü yaşatıyor Haber

Mersinli Yörük kızı baba mesleğiyle kültürünü yaşatıyor

Mersin'in Toroslar ilçesine bağlı Kayrakkeşli Mahallesi'nde yaşayan 29 yaşındaki üniversite mezunu Ayşe Erden, kent yaşamında aradığını bulamayınca rotasını doğup büyüdüğü köyüne çevirdi. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümünden mezun olan Erden, şehir hayatının kendisine uygun olmadığına karar vererek ailesiyle birlikte köyde yaşamayı tercih etti. Yaklaşık 5 yıldır aktif olarak hayvancılıkla uğraşan Erden, gününün büyük bölümünü koyun, keçi ve ineklerle geçiriyor. Özellikle doğum dönemlerinde yoğun bir mesai yürüten Erden, hem üretime katkı sağlıyor hem de ailesinin geçimine destek oluyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan günlük tempoda hayvanların beslenmesi, yavruların bakımı ve süt sağımı gibi işleri üstlenen Erden, köy yaşamının zorluklarına rağmen doğayla iç içe bir hayat sürmekten memnun olduğunu dile getiriyor. Boş zamanlarında ise günlük hayatını ve Yörük kültürünü anlatan videolar çekerek sosyal medya üzerinden paylaşıyor. "Hayvanları otlatırken üniversiteyi kazandım" Eğitim sürecini ve köye dönüş kararını İhlas Haber Ajansı muhabirine anlatan Erden, "Hayvanları otlatırken üniversiteyi kazandım. Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemlerini okudum. Bir yıl hazırlıkla beraber 5 yıl eğitim gördüm. 2020 senesinde pandemiyle birlikte mezun oldum. Şehir hayatının bana göre olmadığına karar verdim. Sonra 2021 senesinde formasyon eğitimi aldım, belki öğretmenlik yapabilirim diye. En azından çocuklara bir şey öğretmek bana iyi gelir diye düşündüm. Öğretmenlik yaparken de staj dönemimde, kesinlikle şehirde yapamayacağıma karar verdim ve tamamen köye dönüş yaptım. Şu an 5 senedir ailemle birlikte hayvancılık yapıyoruz" diye konuştu. "Bütün günümüz hayvanlarla geçiyor" Ayşe Erden, günü sabah erken saatlerde başlayan yoğun bir tempoyla geçirdiğini belirterek, "Şu an tam hayvanlarımızın doğum sezonu. Sabah saat 07.30 gibi kalkıyoruz, önce annelerin karınlarını doyuruyoruz. Eğer doğum yapanlar varsa onlara ayrı ilgi gösteriyoruz. Sonra yavruları annelerle buluşturup onların karınlarını doyuruyoruz. Şu an havalar çok soğuk. Yavruların aç kalmaması gerekiyor yoksa yavruları kaybedebiliriz. O yüzden yavrulara şu an büyük bir önem veriyoruz. Bütün günümüz hayvanlarla geçiyor, bizde koyun da var, inek de var, keçi de var, hepsiyle ilgileniyoruz" ifadelerini kullandı. "Ben bayrağı devralan çocuğum" Hayvancılığı tercih etmesinin en önemli nedeninin aile geleneği olduğunu belirten Erden, Yörük kültürünü yaşatmak ve tanıtmak amacıyla uzun süredir sosyal medya üzerinden içerik ürettiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Neden bu mesleği seçtim? Zaten baba mesleğiydi. Ben bayrağı devralan çocuğum. Biz Yörük'üz, genimizde var. Ailemin mesleğini devam ettirmek istiyorum. Üniversitedeyken arkadaşlarım gelip burada benimle tatil yapıyorlardı, kültürü yaşıyorlardı. Bir arkadaşım 'Ayşe, bunu kesinlikle sosyal medyaya taşımalısın' dedi. 5 senedir sosyal medyada içerik üretiyorum. Hem kendi hayatımı aktarıyorum hem de Yörük kültürünü anlatmaya çalışıyorum. Hollanda'dan gelen misafirlerimiz bile var. Sadece yavruları sevmek veya çadır hayatını görmek için yaylaya geliyorlar." "Köye dönüşteki en büyük katkı babamın manevi desteği oldu" Köye dönüş sürecinde en büyük motivasyonunun babasının manevi desteği olduğunu vurgulayan Erden, "Babam da şehirde hayat kurma seçeneği varken köyü tercih etmişti. 'Nerede mutluysan orada hayatını devam ettir' dedi. Babamın kemikleşmiş bir müşteri kadrosu vardı, kurbanlık, peynir, süt. Biz de bu işi büyüterek daha fazla kitleye hizmet veriyoruz" şeklinde konuştu. "Benim gerçekten burada yaşamak istediğimi görünce destek oldular" Sosyal medyada farklı tepkilerle karşılaştığını anlatan Erden, zamanla bu eleştirilerin yerini destek mesajlarının aldığını söyleyerek, "İlk başlarda 'o kadar okumuşsun neden köye döndün' diye tepkiler vardı. Ama sonra benim gerçekten burada yaşamak istediğimi görünce destek oldular. Benim gibi genç olup şehre gitmiş ama geri dönmek isteyen arkadaşlarım da var" ifadelerini kullandı. "En büyük hayalim ekolojik bir çiftlik kurmak" Geleceğe dair hedeflerini de paylaşan Erden, "En büyük hayalim ekolojik bir çiftlik kurmak, insanlar gelsin, bu hayatı deneyimlesin, bir çocuk bir doğuma şahit olsun istiyorum" dedi. Kızlarının eğitim almasını her zaman öncelik olarak gördüklerini belirten baba Müslüm Erden, üniversite sürecinin ardından alınan köye dönüş kararını ailece kabullendiklerini ifade ederek, "Ben çocuklarıma 'biz köyde kaldık, imkanlarımız yoktu, okuyamadık. Sizi okutalım' diye elimizden geldiği kadar uğraştık, okuttuk. Üniversiteyi bitirdi. Kızım daha mesleğe başladığı zamanlarda 'baba ben bu mesleği yapamayacağım, köyde hayvancılık yapacağım' dedi. Hayatta insan sevdiği işi yaparsa başarılı olur. 'Sevmediğin bir işle uğraşma. Zevk aldığın, hoşuna giden işi yapacaksın ki hayatta başarılı olabilesin' dedim. O da okulunu bitirdikten sonra geri köye döndü. Şimdi bana yardımcı oluyor, kendi işini kendi yapıyor. Memnunuz, birbirimizi seviyoruz. O da benim gibi doğayı seviyor. Sevdiği için de inşallah ileride daha da başarılı olacağına inanıyorum" dedi.

Mersin’de dronla tarımda zayiat azaldı Haber

Mersin’de dronla tarımda zayiat azaldı

Türkiye'nin tarımda önemli üretim merkezlerinden Mersin'de dronla yapılan gübreleme ve ilaçlama çalışmaları çiftçinin hem maliyetini düşürmeye, hem de ürün zayiatını sıfıra indirerek önemli bir katkı sağlamaya başladı. Çukurova'nın bereketli topraklarında ekilen ürünler, son yıllarda dron teknolojisiyle ilaçlanıp gübrelenmeye başladı. Bu sayede tarlaya işçi girmeden yapılan uygulamalar, yeni ekilen veya boy atma aşamasında olan ürünlerin ezilmesini önleyerek verimliliğin de artmasını sağladı. Adana'dan Mersin'e kadar bir çok tarlada dronla ilaçlama ve gübreleme uygulamaları gerçekleştirilirken, hem zaman hem üründen kazançlı olan üreticiler durumdan memnun olduklarını ifade etti. Bu çerçevede Mersin'in Tarsus ilçesinde bulunan 200 dönümlük pırasa tarlasında dronla gübreleme çalışması gerçekleştirildi. 50 kilo taşıma kapasiteli dronlara yüklenen gübreler, kısa sürede ve dengeli şekilde araziye uygulandı. 2 işçinin 3-4 saatte yapabileceği işi yarım saatte yapan dronun dönüm başına üreticiye ise yaklaşık 120 TL civarında maliyeti olduğu öğrenildi. "Dron bizim için iyi" İnsan gücüyle gübrelemenin zor ve riskli olduğunu belirten üreticilerden Cahit Çiçek dron kullanımının büyük avantaj sağladığını söyledi. Çiçek, "İnsan gücü yerine dronla gübre atmak daha iyi. Dron olmasa gübreyi bu şekilde dengeli atamayız. Kaç kilo dersek ona göre ayar yapılıp, atlıyor. Dron bizim için maddi olarak da iyi, malımız ezilmiyor, düzgün bir şekilde gübre atılıyor. İşçi içine giremez, girse malı bozar" dedi. İşçinin 3 saatte yapacağı işi dron sıfır zayiatla 30 dakika yapıyor Dron pilotu Serkan Balaban ise yaklaşık 4 yıldır çiftçilere dronla ilaçlama ve gübreleme hizmeti verdiğini anlattı. Balaban, "İlaçlamada zaman tasarruf yanı sıra maddi açıdan çok ciddi tasarruf oluyor. En önemlisi ürünlerin ezilmemesi. Şimdi biz maddi boyutuna girdiğimiz zaman ürün zayiatında hiçbir zaman bahsetmiyoruz. Ama en büyük maliyet oluşumu ürün zayiatında çıkar. Fiyat farkı bir, ikincisi süre. Kısaca 20 dekarlık bir ilaçlama dron ile 20 veya 30 dakikada bitirecekken, 2 işçi girmiş olsa yaklaşık olarak 3 veya 4 saatte bitirebilir" diye konuştu. Zaman ve ürün zayiatı sıfır olması nedeniyle dron ile gübreleme ve ilaçlama gibi işlerin avantajlı olduğunun altını çizen Balaban ayrıca, Türkiye genelinde tarım arazilerinin geçen yıl yalnızca yüzde 8'inin dronla ilaçlandığını, bu alanda daha fazla yaygınlaşmaya ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.

Adana, Mandalina Fiyatları Dalında 3 TL’ye Düştü Video Galeri

Adana, Mandalina Fiyatları Dalında 3 TL’ye Düştü

Türkiye'nin önemli narenciye üretim merkezlerinden Adana'da mandalina dalında 3 TL, pazarda ise 5 TL'ye kadar geriledi. Türkiye narenciyesinin yüzde 40'ını karşılayan Adana'da bu sene 383 bin dönüm alanda ekilen mandalinanın hasadı sürüyor. Dönümüne ortalama 4 ile 6 ton arasında verim alınan mandalina, ilk hasat edildiği haftalarda kilosu bahçede kalitesine göre 8 ile 15 lira arasında alıcı buldu. Şimdilerde ise dalında 3 lira, pazarda ise 5 ile 10 lira arasında satılmasıyla en ucuz meyve oldu. Tarım aracılarının 27 Eylül'de başlattığı 9 günlük grev sonrası erkenci 6 cins mandalina aynı anda olgunlaşınca işçiler toplamaya yetişemedi ve birçok mandalina zarar gördü. İşçilerin grevi bittikten sonra ise portakal hasadının da başlaması, mandalinada rekolte fazlalığı nedeniyle ürün dalında kaldı. Rusya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesine ihraç edilen mandalinalar, dalında zarar görünce ihraç da edilemedi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "İlk hasatta fiyatlar 8 ile 15 lira arasındaydı. Tarım aracıları 9 gün grev yapınca mandalina dalında kaldı. Grev bitince, işçiler bahçelere girince ürünler dalında hep zarar görmüştü. Erkenci cins mandalinanın raf ömrü çok kısa. Şu anda mandalinanın kilosu dalında 3 liraya kadar geriledi. Adana, Mersin ve Hatay'daki birçok bahçede erkenci mandalina grubu dalında kaldı. O ürünler raf ömrünü kaybetti. Bu mandalinanın yurt dışına gitme şansı yok" ifadelerini kullandı. "Daldaki ürünler Akdeniz meyve sineği popülasyonunu arttırır" Mandalinaların toplanmasının 3-4 lira işçilik maliyeti olduğuna dikkat çeken Doğan, "Çiftçi mandalinayı hale gönderdiğinde eline kilogram başına 1 lira para belki geçecek. Bu ürünler dalda kaldı. Eğer dalındaki ürünler toplanmazsa gelecek sene Akdeniz meyve sineği popülasyonu artar. Bu ürünler, Akdeniz meyve sineği için besin kaynağı olur. Çiftçilere DFİF desteği verilmesini bekliyoruz" dedi. Pazarcı esnafı ve vatandaş memnun Pazarcı esnafı Halil Yılmaz ise bu sene mandalinanın bol olduğunu ve fiyatların bu sebeple düştüğünü belirterek işlerin iyi olduğunu anlattı. Mandalina almaya gelen vatandaşlardan Muzaffer Bay ise fiyatların geçen haftaya göre yüzde 50'den fazla düştüğünü belirterek, memnun olduklarını söyledi. 

Kırmızı Pancar Hasadı, Menemen’de Üreticiyi Sevindirdi Haber

Kırmızı Pancar Hasadı, Menemen’de Üreticiyi Sevindirdi

Türkiye'nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden İzmir'in Menemen ilçesinde, kış sofralarının vazgeçilmezi ve şifa kaynağı olarak bilinen kırmızı pancarda hasat sezonu devam ediyor. Sabahın erken saatlerinde tarlaya giren tarım işçilerinin binbir zahmetle topladığı "Kırmızı elmas", bu yılki verimiyle üreticinin yüzünü güldürüyor. Gediz Ovası'nın verimli topraklarına sahip Menemen ilçesinde kışlık sebze hasadı tüm hızıyla devam ediyor. Sağlık deposu olarak görülen, özellikle turşu ve şalgam suyu yapımında kullanılan kırmızı pancar, tarladan sofralara uzanan yolculuğuna başladı. Menemen Ovası'nda binlerce dönüm arazide ekimi yapılan ve yılda ortalama 40 bin ton rekolte elde edilen ürünü toplamak için tarım işçileri sabahın ilk ışıklarıyla birlikte tarlaların yolunu tutuyor. Yağışlı havaların ardından çamurlu tarlada güçlükle ilerleyen işçiler, pancarları tek tek topraktan sökerek temizleme işlemini gerçekleştiriyor. Büyük bir titizlikle boylarına göre ayrılan pancarlar, çuvallara doldurularak kamyonlara yükleniyor. Bölge ekonomisine büyük katkı sağlayan kırmızı pancarlar, Menemen'den Türkiye'nin dört bir yanına gönderiliyor. Özellikle Adana ve Mersin bölgesindeki şalgam suyu fabrikalarının hammadde ihtiyacını karşılayan "Kırmızı elmas" kalitesi ve rengiyle ihracat kapılarını da aralıyor. Ancak üretimden tüketime uzanan zincirde oluşan fiyat farkı dikkat çekiyor. Üreticinin büyük emekle yetiştirdiği kırmızı pancar tarlada 10 TL'den alıcı bulurken, pazar tezgahlarında ve market raflarında ise fiyatı 40 TL'ye kadar çıkıyor. Tarlada 10 lira tezgahta 40 lira Yanıköy'de baba mesleği olan tarımla yaklaşık 20 yıldır uğraştığını aktaran üretici Turgay Yıldırım, "Ağustos ayının başı gibi ektiğimiz ve çimlenme aşaması oldukça hassas olan kırmızı pancarın hasadı, Ekim ayında başlayıp duruma göre Ocak, Şubat veya Mart aylarına kadar süren zorlu bir süreci kapsıyor. Yağmur, soğuk ve çamur demeden çalışmaya devam etsek de ne yazık ki ürünümüz hak ettiği değeri bulamıyor; tarlada 10 liraya çıkan mal pazarda ve marketlerde ortalama 40 liradan satılırken, yüksek girdi maliyetleri altında ezilen yine çiftçi oluyor. Tonaj ve verimden memnun olsak da fiyat konusunda yaşadığımız mağduriyet nedeniyle bu işin sonunun nereye varacağını bilemiyoruz." dedi. Şifa deposu olan kırmızı pancarı mevsiminde herkese tavsiye ettiğini vurgulayan Yıldırım, "Şimdilerde pek çiftçi yetişmiyor. Ürünlerin paraya çevrilmesine kadar geçen 90-100 günlük sürede sabretmek zor geldiğinden, yeni nesil artık bu meşakkatli meslekle uğraşmak istemiyor." diye ekledi. "Kırmızı elmas" Verimli toprakta yetişen ve yağmuru seven bir ürün olan kırmızı pancarın hasadının Ekim ayında başladığını ifade eden tarım işçisi Helin Özgün, "Biz de bu dönemde yağmur çamur dinlemeden çalışarak ürünleri kökleyip kasalıyoruz. Sapları temizlenip yapraklarından salata da yapılabilen pancarlar, havuzda çamurlarından arındırıldıktan sonra hale ve marketlere gönderilerek sofralarımıza ulaşıyor. Kana faydası olduğu için tüketilmesi tavsiye edilen ve halk arasında ‘Kırmızı elmas' olarak bilinen bu sebze; haşlanıp sirke ve yağ ile soslayarak lezzetli bir şekilde yenebiliyor." ifadelerini kullandı.

Mersin, Tropikal Meyve Üretimiyle Tarımsal Gücünü Artırıyor Haber

Mersin, Tropikal Meyve Üretimiyle Tarımsal Gücünü Artırıyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi, tarımsal kalkınma projeleriyle üreticilere destek vermeye devam ediyor. Özellikle tropikal meyve üretimine yönelik sağlanan fidan destekleriyle, atıl araziler yeniden tarıma kazandırılıyor, çiftçinin geliri artıyor, Mersin tarımı güçleniyor. Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı destekleme hedefi doğrultusunda tarıma yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen projelerle, hem üreticilerin ürünlerine ekonomik değer kazandırılıyor hem de atıl durumdaki araziler tarıma kazandırılıyor. Bu kapsamda özellikle tropikal meyve üretimine verilen desteklerle, kent tarımına farklı bir soluk getiriliyor. Avokado başta olmak üzere birçok tropikal meyve türünde üretimin artmasıyla, Mersin çiftçisinin gelir kaynakları da artıyor. Büyükşehir Belediyesi, 2020 yılından bu yana dağıttığı toplam 22 bin 377 avokado fidanı ile kent genelindeki 294 mahallede bin 160 üreticiye ulaştı. Bu çalışmalar sayesinde; kullanılmayan tarım arazileri, katma değeri yüksek tropikal meyve üretimiyle yeniden değerlendirilerek ekonomiye kazandırılıyor. Özellikle tropikal iklim şartları nedeniyle bu tür ürünlerden yüksek verim ve kazanç sağlanan Anamur ilçesi, tropikal meyve üretiminde örnek bir bölge haline geldi. Büyükşehir Belediyesi tarafından sadece Anamur’da bugüne kadar 592 üreticiye toplam 11 bin 219 avokado fidanı ulaştırıldı. Dağıtımı yapılan fidanlar, uygun anaç ve tozlayıcı türlerle seçilerek, uzun vadeli ve verimli üretim hedefleniyor. "5 yıl içinde il genelinde 11 binin üzerinde avokado fidanı dağıttık" Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığında görev yapan Ziraat Teknikeri Fatma Karataş, 2020 yılından bu yana il genelindeki 294 mahallede bin 160 üreticiye toplam 22 bin 377 avokado fidanı dağıttıklarını belirterek, "Sadece Anamur ilçesinde 2020 yılından bu yana 592 üreticiye 11 bin 219 adet avokado fidanı verildi. Dağıtımı yapılan çeşitler, uygun anaç ve tozlayıcı türlerle seçilerek uzun vadeli ve verimli üretim hedefleniyor. Toprakla buluşan küçük fidanların, bugün ağaç olup meyve vermesi bizler için büyük bir gurur" dedi. Büyükşehir Belediyesi üreticiye verdiği desteklerin yanı sıra, hasadı yapılan ürünlerin pazarlanması noktasında üreticilerin ‘Anamur Tropikal Meyve Üretim ve Pazarlama Kooperatifi’ tarafından da desteklendiğini aktaran Karataş, "Amacımız, hem üreticimizin kazancını artırmak, hem de kullanılmayan arazileri tarıma kazandırmak. Bugün gördüğümüz tablo, emeklerimizin karşılık bulduğunu gösteriyor. Üreticimizin yüzünün gülmesi, bizim için en büyük mutluluk" diye konuştu. "Elde edilen ürünler genelde ihracata yönelik" Anamur Tropikal Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Ergun Doğan, 6 yıl önce kooperatifi kurduklarını ve bu süre içinde Büyükşehir Belediyesiyle iş birliği içerisinde olduklarını kaydederek, "Fidana ihtiyacı olan çiftçileri tespit ederek Büyükşehir Belediyesine bildirdik. Ürünün hasattan sonra nasıl değerlendirileceğini çiftçiye ve halka anlattık. Hasattan sonra ürünleri katma değer oluşturarak; reçel, kuru meyve ve freeze dry gibi seçenekler oluşturduk" dedi.

Çukurova 5 Yıl Sonra Sıfır Günü Kuraklığıyla Karşı Karşıya Haber

Çukurova 5 Yıl Sonra Sıfır Günü Kuraklığıyla Karşı Karşıya

Güney Kore'de yapılan bir araştırmada Çukurova bölgesinin 5 yıl sonra ‘Sıfır Günü Kuraklığı' ile yüzleşeceğinin açıklanması tarımsal üretim yapanları ve mühendisleri endişelendirdi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Türkiye'de Tatlısu kaynaklarının yüzde 77'si tarımsal üretimde kullanılıyor. Bu sezonu atlattık ama önümüzdeki sezon için beklenen kar yağışı olmazsa daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız.Damlama sulama sistemlerini devreye almamız gerekiyor" dedi. Son yıllarda artan iklim değişikliği etkileri tüm dünyayı etkisi altına alırken su kıtlığı hat safhaya ulaştı. Özellikle Türkiye'de birçok il su kıtlığı çekerken Türkiye tarımının başkenti Çukurova bölgesinde de yaşanan su kıtlığı tarımsal üretimi olumsuz etkiledi.Güney Kore'de yapılan bir araştırmaya göre iklim değişikliğinin hızlandırıcı etkisiyle Adana ve Mersin 2030'da, İstanbul ve Diyarbakır ise 2050'de, içme suyunun tükeneceği gün anlamına gelen ‘Sıfır Günü Kuraklığı' ile yüzleşmesi bekleniyor. "Damlama sulama sistemlerine geçilmeli" Araştırma sonuçlarını değerlendiren Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Yıllardır Çukurova ve Türkiye'nin tamamında kuraklık olduğunu belirtiyoruz. Artık bu kuraklık kendisini ciddi bir şekilde gösteriyor. Türkiye olarak toplam tatlısu kaynaklarımızın yüzde 77'sini tarımda, yüzde 13'ünü üretim ve enerjide, yüzde 10'unu ise evlerde kullanmaktayız. Bu yüzde 77 çok büyük bir rakam. Çukurova ve Türkiye'nin tamamında damlama sulama sistemlerinin hiç zaman kaybetmeden devreye alınması gerekmektedir" ifadelerini kullandı. "Beklenen kar yağışı olmazsa daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız" Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından su kıtlığı nedeniyle Çukurova'da ikinci ürün ekiminin bu sene yasaklandığına dikkat çeken Doğan, "Üstü açık kanallardan tarla ve bahçeler sulanırken hep kaçaklar ve komşu çiftçilerin tarlalarına su kaçmakta. Dünyada en güzel 3 ovadan birine sahibiz ve bu su kanallarının da üstünün kapanması lazım. Bizim Çukurova'da 365 gün suya ihtiyacımız var. Ürünlere su verilmezse verim kaybımız oluyor. Bu yıl 15 Eylül'e kadar suyumuz vardı. Sonbaharda yağan yağmurlarla suyumuz bu günlere kadar geldi. Bu sezonu atlattık ama önümüzdeki sezon için beklenen kar yağışı olmazsa daha ciddi sıkıntılar yaşayacağız" şeklinde konuştu. Ziraat Mühendisi Tuğçe Tuzcu, "Güney Koreli bilim insanlarının yaptığı araştırmada Çukurova bölgesinin 2030 yılında tamamen susuz kalacağı bildirilmiş. Özellikle yer altı su kaynaklarının korunmasının ve denetlenmesini sağlamalıyız. Sürdürülebilir sulama sistemlerine karşı çiftçileri bilinçlendirmeliyiz" diye konuştu. "Gereksiz su kullanımından muhakkak kaçınılmalı" Çevre ve İklim Değişikliği Uzmanı Oğuz Şahin ise "Adana bölgesi yarı kurak bir bölge. Burası su kıtlığının yaşanabileceği bir bölge. Yapılan araştırmalarda barajların bu kıtlığa çözüm olmayacağı ortaya çıkmakta. Yeraltı sularının korunması lazım. Büyük barajların ve göllerin olması su kıtlığı olmayacağı anlamına gelmez. Yağmur yağınca yeraltı su kaynakları doluyor gibi bir algı var ancak yeraltı su kaynakları hızlı boşalır, yavaş dolar. Yeraltı su kaynaklarının vahşi sulamadan çıkartılarak, damlama sulama sistemlerine geçilmeli. Bireysel olarak da insanların alması gereken tedbirler var. Gereksiz su kullanımından muhakkak kaçınılmalı" dedi.

Gülnar'da ata tohumu nohutlar toplandı Haber

Gülnar'da ata tohumu nohutlar toplandı

Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı'nın Gülnar'ın neredeyse unutulmaya yüz tutmuş yerli nohudunun üretimini artırmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla başlattığı ‘Yerel Nohut Çeşitlerinin Yerinde Yaygınlaştırılması ve Pazarlanması' projesi kapsamında 2021 yılından bu yana Gülnar ilçesinin 8 mahallesinde 81 üreticiye toplam 4 bin 860 kilogram nohut tohumu desteği sağlandı. 2025 yılı dağıtımları kapsamında Bereket Mahallesi'nde gerçekleştirilen dağıtımlarda, her üreticiye 5 dönüm arazide ekim yapılabilecek şekilde 60'ar kilogram atalık nohut tohumu verildi. Yeşeren tohumlar çiftçiler tarafından hasat edildi. Proje, sadece üretimle sınırlı kalmayarak pazarlama desteğini de içeriyor. Üreticilerin ektiği yerli nohutlar, Mersinden Kadın Kooperatifi tarafından satın alınarak ekonomik değere dönüştürülüyor. "Ata tohumlarını çoğaltarak geleceğimizi koruyoruz" Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı'na bağlı Bitkisel Destekleme Şube Müdürü Zeynep Durmaz, ‘Yerel Nohut Çeşitlerinin Yerinde Yaygınlaştırılması ve Pazarlanması' projesi kapsamında üreticilere nohut dağıtımlarının devam ettiğini kaydetti. Durmaz, "2021 yılından bu yana toplamda Gülnar ilçemizde 8 mahallede 81 üreticimize toplamda 4 bin 860 kilogram nohut desteğinde bulunduk. Proje kapsamında kişi başına 5 dönüme tekabül edecek şekilde 60 kilogram nohut tohumu desteğinde bulunuyoruz" dedi. Ata tohumunun önemine vurgu yapan Durmaz, "Atalarımızdan bize çok önemli miras olan bu tohumlarımızı korumak ve bu tohumları topraklarımızla buluşturmak bizlerin en önemli görevidir. Ata tohumu sadece bir tohum demek değil, topraklarımızın, kültürümüzün, geleceğimizin bizlere mirasıdır. Nesilden nesile aktarılan bu tohumlar sürdürülebilir üretimin temelidir. Büyükşehir Belediyesi olarak hem üreticilerimizi destekliyoruz hem ata tohumlarını çoğaltarak geleceğimizi koruyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak sadece tohum desteği vermekle kalmıyoruz. Pazarlama aşamasında da üreticilerimizin yanındayız" ifadelerine yer verdi. "Tohumlarımızı devam ettirmeye çalışıyoruz" Bereket Mahallesi Muhtarı Ünal Cin ise "Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer ve ekibine bu desteklerden dolayı teşekkür ederiz. Atalık tohumlar bitmek üzereydi. Vahap Başkanım sayesinde atalık tohumları canlandırma projesiyle bize bu destekleri verdiler. Bu desteklerle tohumlarımızı devam ettirmeye çalışıyoruz"diye konuştu.

Mut beyaz incir ihracat yolunda Haber

Mut beyaz incir ihracat yolunda

Tarımda yılın 12 ayı üretimin sürdüğü Mut ilçesinde; kayısı, erik, zeytin, nar, elma, kavun, karpuz ve sebze gibi ürünlerin yanı sıra bu sezon beyaz incir de yurt dışı pazarında yerini aldı. İlçede 5 bin dekar alanda üretimi yapılan beyaz incirde bu yıl 35 bin ton rekolte bekleniyor. Türkiye’nin sofralık kayısı ihtiyacının yüzde 85’ini karşılayan Mut’ta, erik sezonunun sona ermesiyle birlikte şimdi de incir hasadı hummalı bir şekilde sürüyor. Özellikle rengi, tadı, aroması, iriliği ve sevkiyata dayanıklılığı ile öne çıkan Mut beyaz inciri, Almanya ve Dubai pazarlarında rağbet görüyor. İhracatçı Aytu Acar yaptığı açıklamada, hasadın henüz tam olarak başlamadığını ve bu nedenle talepleri karşılamakta zorluk çektiklerini belirterek, "Mersin’in Mut ilçesinde incir hasadımız başladı. Ancak henüz hasat tam olarak oturmadı. Günlük tır bazında sevkiyat istiyoruz ama şu anda tonajda sıkıntı yaşıyoruz. Üreticilerimizden ricamız, kaliteli ürün toplamaları ve seçim yapmaları. Dökme ürünün kilosu 150 lira, ihracatlık ürünün kilosu ise 180 lira. Üretici bizi desteklerse biz de fiyatları yüksek tutarak onlara katkı sağlarız" dedi. İncirlerin Almanya’ya kara yoluyla 6 günde, Dubai’ye ise uçakla 2 günde ulaştığını belirten Acar, "Ambalajlı ürünler Almanya’ya gidiyor. Diğer ambalajda olanları ise Dubai’ye gönderiyoruz. 1 kiloluk ambalajlarda yaklaşık 8 adet incir bulunuyor. Kaliteli üretimle her bir incir 150 gram civarında geliyor" ifadelerini kullandı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.