Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mısır

AGRONEWS - Mısır haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mısır haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yunanistan, Mısırlı İşçilerle Tarım Açığını Kapatıyor Haber

Yunanistan, Mısırlı İşçilerle Tarım Açığını Kapatıyor

Batı Avrupa ülkelerinde ve özellikle Yunanistan'da tarım sektöründeki iş gücü açığının giderek belirginleşmesi üzerine, uzun yıllardır atıl durumda bulunan Yunanistan-Mısır iş gücü anlaşması uygulama aşamasına geçti. Anlaşma, Yunanistan'ın çeşitli bölgelerinde tarımsal üretim ve hasat işlerinde çalışmak üzere 5 bine kadar Mısırlı mevsimlik işçinin yasal olarak istihdam edilmesini öngörüyor. Yunan Tarım Kooperatifleri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Hristos Giannakakis, sürecin fiilen başladığını açıkladı. Giannakakis'in Atina-Makedonya Haber Ajansı'na verdiği bilgiye göre, yaklaşık 150 aday işçi yerel idari birimlere kaydedildi. Gerekli izin belgeleri ise başvuru sahiplerinin incelenmesi ve mülakat süreçlerinin yürütülmesi amacıyla Yunanistan'ın Kahire Büyükelçiliği'ne gönderildi. Girişim, yalnızca işçilerin bir ülkeden diğerine taşınmasını değil, son yıllarda giderek büyüyen iş gücü sorununa kurumsal ve organize bir çözüm bulunmasını amaçlıyor. Şeftali ve kiraz bahçelerinden zeytinliklere, kivi ve turunçgil üretimine kadar birçok tarım alanında hasat dönemlerinde ihtiyaç duyulan işçi sayısına ulaşılamadığı belirtiliyor. Giannakakis, yaklaşık üç yıl önce imzalanan anlaşmanın artık uygulamaya konulmaya başlandığını belirterek, ilk etapta 5 bin işçi öngörülse de ihtiyaç halinde bu sayının artırılabileceğini söyledi. Programa katılmak için şimdiden 36'dan fazla işveren başvuruda bulundu. Anlaşmanın uygulanmasına ilişkin hazırlıklar kapsamında Yunan ve Mısırlı yetkililer Kahire'de bir araya geldi. Görüşmelerde işçilerle iletişim, Yunan işverenlerle koordinasyon, işçilerin transfer süreci ve taraflar arasındaki bağlantı mekanizmaları ele alındı. Toplantılara Mısır Çalışma Bakan Yardımcısı'nın da katıldığı belirtildi. Mısır önemli bir iş gücü kaynağı olarak görülüyor Yunanistan açısından Mısır, önemli bir iş gücü kaynağı olarak değerlendiriliyor. Nüfusu 110 milyonu aşan ve genç iş gücü potansiyeline sahip ülkenin, yurt dışında yasal çalışma fırsatlarına yoğun ilgi gösterdiği ifade ediliyor. Tarım sektöründe sunulan ücretlerin de birçok Mısırlı çalışan için cazip bir unsur olduğu belirtiliyor. Giannakakis, Mısır tarafında Yunanistan'da yasal yollarla çalışmaya yönelik güçlü bir ilgi bulunduğunu vurgulayarak, amaçlarının iş gücü ihtiyacını düzensiz göç yerine denetimli ve yasal süreçlerle karşılamak olduğunu söyledi. İşçiler hasat takvimine göre bölge değiştirebilecek Programın önemli unsurlarından biri de işçilerin mevsimsel ihtiyaçlara göre farklı bölgelerde çalışabilmesi olacak. Buna göre işçiler, hasat takvimini takip ederek Makedonya ve Halkidiki'den kivi ve turunçgil üretim bölgelerine kadar farklı alanlarda ardışık olarak istihdam edilebilecek. Mevsimlik işçiler için azami kalış süresi dokuz ay olarak belirlenirken, ilk çalışma döneminin ardından beş yıla kadar uzayabilen uzun süreli izin başvurusu yapma imkânı da bulunacak. Bu sistem kapsamında işçilerin her dokuz aylık çalışma döneminin sonunda ülkeden ayrılması ve üç aylık aranın ardından yeniden dönmesi gerekecek. Ancak süreç her seferinde yeniden başlatılmayacak. Barınma koşulları da gündemde Yetkililer, işçilerin yaşam koşullarına da özel önem verildiğini belirtiyor. Giannakakis, temel hijyen ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve uygun konaklama sağlayabilecek prefabrik yaşam alanlarının satın alınmasına yönelik destek programlarının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yaşam standartlarının yükseltilmesinin hem işçilerin korunması hem de düzenli geri dönen bir iş gücü oluşturulması açısından kritik olduğu vurgulanıyor. Avrupa için örnek Anlaşmanın uygulanmasında bazı bürokratik engellerin sürdüğünü belirten Giannakakis, sistemin tam anlamıyla işler hale gelmesi için hâlâ zamana ve çabaya ihtiyaç olduğunu ifade etti. Yunan Tarım Kooperatifleri Birliği ise söz konusu iş birliği modelinin gelecekte Yunanistan ile Avrupa Birliği dışındaki diğer ülkeler arasında yapılabilecek benzer anlaşmalara örnek olabileceğini düşünüyor. Giannakakis'e göre Avrupa'daki bazı kuruluşlar da bu girişimi, düzenli ve yasal iş gücü hareketliliğine örnek teşkil edebilecek bir model olarak yakından takip ediyor. Tarım sektöründe iş gücü eksikliğinin üretim ve hasat süreçlerini doğrudan etkilediği bir dönemde, Mısır ile yapılan anlaşmanın hayata geçirilmesi Yunanistan'daki çiftçiler tarafından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Sunar Yatırım Ar-Ge merkezi mısırın geleceğini şekillendiriyor Haber

Sunar Yatırım Ar-Ge merkezi mısırın geleceğini şekillendiriyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı, sektöründe ilk ve tek olan Ar-Ge Merkezine yatırımlarını her geçen gün artırarak inovasyon çalışmalarını sürdüren şirket, üretim tesisine giren her mısır tanesini yüzde 100 değerlendirerek, ürettiği mısır nişastası ve türevleriyle gıda sektörü dışında da ürünün kullanımını destekliyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuya ilişkin açıklamasında; "İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor" dedi. Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor. Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürütüyor. Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç eden Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı. Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezi bir rol oynuyor. Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor.

Tahıl ve palm yağı fiyatlarında haftaya artışla başlandı Haber

Tahıl ve palm yağı fiyatlarında haftaya artışla başlandı

Küresel tarım emtia piyasalarında yeni haftaya sert fiyat hareketleri damga vurdu. ABD ile Çin arasında tarım ürünleri ticaretine yönelik yeni alım taahhütlerinin açıklanması, özellikle mısır ve buğday fiyatlarında güçlü yükselişi beraberinde getirdi. Aynı anda yükselen petrol fiyatları ve Orta Doğu’da devam eden belirsizlikler ise palm yağı piyasasını hareketlendirdi. Piyasalardaki yükselişin merkezinde, Beyaz Saray’ın Çin’in ABD’den tarım ürünü alımını artıracağına ilişkin açıklaması yer aldı. Buna göre Çin, 2028’e kadar her yıl en az 17 milyar dolarlık Amerikan tarım ürünü satın almayı kabul etti. Üstelik bu rakam, daha önce açıklanan soya fasulyesi alım taahhüdüne ek olarak gelecek. Piyasa açısından kritik nokta tam da burada başlıyor. Çünkü yeni anlaşmanın yalnızca soyayla sınırlı kalmayıp mısır, buğday ve diğer tarım ürünlerini de kapsayabileceği beklentisi fiyatları hızla yukarı taşıdı. Bloomberg'in haberine göre, Chicago’da işlem gören aktif mısır kontratları gün içinde yüzde 3,8’e kadar yükselerek son altı ayın en sert günlük hareketlerinden birini yaptı. Buğday yüzde 3’e yakın yükselirken, soya fasulyesi fiyatlarında da artış görüldü. Aslında piyasa geçen hafta tam tersine sert satış yaşamıştı. Trump ile Şi Cinping görüşmesinden sonra tarım alımlarına ilişkin somut detay gelmemesi, yatırımcıları hayal kırıklığına uğratmış ve mısır fiyatları bir haftada yaklaşık yüzde 5 gerilemişti. Şimdi ise Beyaz Saray’ın verdiği yeni mesaj, piyasada yönü yeniden yukarı çevirdi. Uzmanlara göre anlaşmanın en önemli etkisi, Çin’in yalnızca soya değil uzun süredir sınırlı tuttuğu mısır ve buğday alımlarına da geri dönebileceği beklentisi. Nitekim ABD Tarım Bakanlığı verileri, Çin’in yaklaşık iki yıldır ABD mısırında anlamlı alım yapmadığını gösteriyor. Buğday tarafında ise Trump-Şi zirvesi sonrası sınırlı geri dönüşler görülse de hacimler düşük kalmıştı. Öte yandan Çin’in resmi açıklamalarında tarım alım taahhütlerine ilişkin net ifadeler yer almaması dikkat çekiyor. Bu durum, piyasada iyimserlikle birlikte temkinli yaklaşımın da sürmesine neden oluyor. Tahıl piyasalarını etkileyen tek unsur ticaret anlaşmaları değil. Orta Doğu’daki savaşın enerji ve gübre piyasaları üzerindeki etkisi de fiyatlamalarda belirleyici olmaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik nedeniyle enerji ve gübre maliyetlerinin yükselmesi, tarım piyasalarında maliyet baskısını artırıyor. Bu durum özellikle üretim maliyetleri yüksek olan mısır gibi ürünlerde fiyatları destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Enerji piyasasındaki yükseliş, bitkisel yağ piyasasını da doğrudan etkiliyor. Palm yağı fiyatları, yükselen petrol ve zayıflayan Malezya ringgitinin etkisiyle son bir ayın en sert yükselişini yaşadı. Brent petrol fiyatlarının savaş kaynaklı risklerle yükselmeye devam etmesi, biyoyakıt talebine yönelik beklentileri güçlendiriyor. Palm yağı da biyodizel üretiminde kullanılan temel hammaddelerden biri olduğu için enerji fiyatlarındaki yükselişten destek buluyor. Malezya ringgitindeki değer kaybı ise palm yağını yabancı alıcılar açısından daha cazip hale getiriyor. Buna karşın talep tarafında zayıflık sürüyor. Malezya’nın mayıs ayının ilk yarısındaki palm yağı ihracatı önceki aya göre yüzde 1,6 geriledi. Özellikle en büyük alıcılar olan Hindistan ve Çin’e yapılan sevkiyatlarda sert düşüş dikkat çekti. Ayrıca Güney Amerika’da güçlü seyreden soya ve ayçiçeği üretiminin önümüzdeki dönemde piyasaya girecek olması, palm yağı fiyatlarındaki yükselişi sınırlayan unsurlar arasında gösteriliyor.

Gübre ve lojistik krizi tarım piyasalarını etkiledi Haber

Gübre ve lojistik krizi tarım piyasalarını etkiledi

Küresel tarım piyasaları, Ortadoğu’daki savaşın enerji ve gübre maliyetlerini yukarı çekmesi ve olumsuz hava koşullarının üretim risklerini artırmasıyla yeni bir fiyat döngüsüne girdi. 2023’ten bu yana en yüksek seviyelere çıkan fiyatlar, özellikle tahıllar ve yağlı tohumlar tarafında yukarı yönlü beklentileri güçlendiriyor. Dünya Bankası projeksiyonlarına göre, gıda fiyat endeksi bu yıl ve ardından 2027’de yükselişini sürdürecek. Bu artışın ana yükünü tahıllar, yağlı tohumlar ve gübre maliyetleri oluşturacak. Tahıl piyasaları artan gübre maliyetleri nedeniyle en hassas ürün grupları arasında yer alıyor. Buğday vadeli işlemlerinde bu yıl ortalama fiyatın yüzde 4, 2027’de ek yüzde 3 yükselmesi bekleniyor. Kuraklık, ekim alanlarında daralma ve lojistik sorunlar fiyatları yukarı taşıyor. Mısır fiyatlarında 2026’da yüzde 4’e yakın artış, 2027’de yüzde 1 ek yükseliş öngörülüyor. Gübre maliyetleri ve ABD’de ekim alanlarının daralması ana risk unsuru olarak gösteriliyor. Soya fasulyesi vadeli işlemlerinde bu yıl için yüzde 6 artış beklentisi hakim. Biyoyakıt talebi ve soya yağına yönelim fiyatları destekliyor. Ekonomim'den Evrim Küçük'ün haberine göre, Soya yağı ve bitkisel yağlara bakıldığında, 2026’da yaklaşık yüzde 8 artış, 2027’de yatay seyir beklentisi var. Enerji piyasasındaki yükseliş, bitkisel yağlar ve yağlı tohumlar üzerinde doğrudan etkili oluyor. Biyoyakıt talebinin artması, özellikle ABD ve Güneydoğu Asya’da bitkisel yağ kullanımını artırırken, arzın bir kısmının enerjiye kayması gıda tarafında fiyatları yukarı çekiyor. Bu eğilimin sürmesi halinde, yağlı tohum piyasasında fiyatların beklenenden daha güçlü kalabileceği değerlendiriliyor. Pirinç: Bu yıl ortalama fiyatta yüzde 2 düşüş olabilir fakat gelecek yıl yüzde 3 toparlanma öngörülüyor. Arz fazlası kısa vadede fiyatları baskılıyor. Şeker: Bu yıl ortalama fiyatın geçen yıla göre biraz gerilemesi bekleniyor. 2027’de ise yüzde 3 ek gerileme öngörülüyor. Ancak petrol fiyatlarına bağlı olarak etanol talebi bu düşüşü sınırlayabilir. Sığır eti: Bu yıl fiyatların yüzde 11 artması, 2027’de bunun üzerine yüzde 3 daha yükselmesi bekleniyor. Arz sıkışıklığı ve güçlü talep fiyatları yukarı çekiyor. Fiyatların itici gücü maliyet şokları Piyasalarda dikkat çeken en kritik unsur, arzdan ziyade maliyet kaynaklı baskı. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar, gübre ve enerji fiyatlarını sert şekilde yukarı çekerek tüm tarım zincirinde maliyet tabanını yükseltti. Piyasadaki en çarpıcı değişim, fiziksel arzın halen görece yeterli olmasına rağmen üretim maliyetlerindeki artış kaynaklı olarak fiyatların yükselmesi. Hava riski ikinci dalgayı getirebilir 2026’nın ikinci yarısı için en büyük risk ise El Nino ihtimali. Uzmanlar, %60’ın üzerinde olasılıkla gelişebilecek bu hava olayı nedeniyle özellikle mısır, palm yağı, kahve, şeker gibi ürünlerde arz şoklarının yeniden gündeme gelebileceğini belirtiyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde mevcut fiyat artışlarının daha da hızlanabileceği vurgulanıyor. Kakao ve kahvede sert geri çekilme Küresel içecek piyasalarında 2025’teki sert yükselişin ardından 2026’da güçlü bir düzeltme süreci öne çıkıyor. Dünya Bankası verilerine göre içecek fiyat endeksi ilk çeyrekte yüzde 20 gerileyerek geçen yılın yaklaşık üçte bir altına indi. Kahve tarafında arzın toparlanması belirleyici oldu. Küresel üretimin 2025-26 sezonunda yaklaşık yüzde 2 artışla 179 milyon çuvala ulaşması beklenirken, fiyatlarda da sert düşüş öngörülüyor. Arabica fiyatlarının 2026 genelinde yüzde 14’ten fazla, Robusta’nın ise yüzde 18 gerilemesi bekleniyor. ABD’nin Brezilya kahvesine yönelik tarifeleri kaldırması da fiyatları aşağı çeken unsurlar arasında yer alıyor. Kakao piyasasında ise daha da keskin bir düzeltme dikkat çekiyor. Batı Afrika’da üretimin toparlanmasıyla birlikte fiyatların 2026’da yüzde 50’den fazla düşmesi bekleniyor. Arz-talep dengesinin normale dönmesiyle stok/kullanım oranı yeniden uzun vadeli ortalamalara yaklaşıyor. Buna karşın riskler tamamen ortadan kalkmış değil. Özellikle yılın ikinci yarısında oluşabilecek El Niño kaynaklı kuraklık, kahve ve kakao üretiminde yeni dalgalanmalara yol açabilir. Gübrede maliyet şoku derinleşiyor Tarım piyasalarında asıl baskı ürün fiyatlarından çok maliyet tarafında yoğunlaşıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar, özellikle gübre piyasasında sert bir arz şokuna yol açtı. Azotlu gübrelerin temel ürünü olan üre fiyatı mart ayında ton başına 725 dolara çıkarak aylık bazda yaklaşık yüzde 55 arttı. 2026 genelinde ise gübre fiyatlarında yüzde 60’a varan artış bekleniyor. Amonyak ve fosfat tarafında da üretim kesintileri sürerken, Çin’in ihracat kısıtlamaları ihtimali arzı daha da sıkılaştırabilecek bir risk olarak öne çıkıyor. Pamuk ve kauçuk yükselişte Tarımsal hammaddeler tarafında ise daha dengeli bir görünüm var. Vadeli işlemlerde bu yıl yüzde 27 yükselen pamuk fiyatlarının 2027’ye yükselişle girmesi bekleniyor. Bu yılın başından bu yana neredeyse yüzde 20 yükselen doğal kauçuk fiyatlarının geçen yılki ortalama fiyata göre yüzde 7 yükselmesi ve yükselişini gelecek yıl sürdürmesi bekleniyor. Ancak enerji maliyetleri ve küresel büyüme görünümü bu dengeyi hızla değiştirebilecek temel faktörler olmaya devam ediyor.

Tarlada veda: Üreticinin en çok bıraktığı tarım ürünü hangisi? Haber

Tarlada veda: Üreticinin en çok bıraktığı tarım ürünü hangisi?

Türkiye genelinde ekiliş alanları en çok daralan ürünleri ve üreticinin yeni rotasını analiz ediyoruz.Pamuk ve şeker pancarında alan daralması Son yılların tarımsal verileri incelendiğinde, "beyaz altın" olarak bilinen pamuk ve sanayi bitkilerinin başında gelen şeker pancarı, ekim alanlarında en çok dalgalanma yaşayan ve yer yer terk edilen ürünlerin başında geliyor. Özellikle Ege ve Çukurova bölgelerinde bir dönemin vazgeçilmezi olan pamuk, yüksek gübre ve ilaç maliyetlerinin yanı sıra dünya borsalarındaki fiyat belirsizlikleri nedeniyle yerini mısır veya meyve bahçelerine bırakıyor. Üreticiler, birim alandan alınan verim yüksek olsa da toplam masrafın satış fiyatıyla dengelenemediği noktalarda, stratejik de olsa bu ürünlerden uzaklaşmayı tercih ediyor. İş gücü çıkmazı: Tütün ve el hasadı ürünleri Küçük aile işletmelerinin bel kemiği olan tütün ve el ile hasat edilen bazı sebze türleri, "iş gücü maliyeti" engeline takılıyor. Yüksek Maliyet: Hasat döneminde çalıştırılacak işçi bulunamaması veya işçi ücretlerinin toplam gelirin yarısından fazlasına ulaşması, üreticiyi bu zahmetli üretim kollarından çekilmeye zorluyor. Mekanizasyon Şartı: Makineli hasada uygun olmayan çeşitler, her geçen yıl yerini tam otomasyonla hasat edilebilen mısır, buğday veya ayçiçeği gibi ürünlere bırakıyor. Su kısıtı ve mısırdan kaçış Geleneksel olarak en çok tercih edilen ürünlerden biri olan mısır, son yıllarda yer altı sularının azalmasıyla birlikte bazı havzalarda "istenmeyen ürün" kategorisine girmeye başladı. Bakanlığın su kısıtı olan bölgelerde mısır desteklemelerini azaltması veya kısıtlaması, üreticileri mısırdan vazgeçerek sorgum-sudan otu melezi veya arpa gibi daha az su tüketen alternatiflere yönlendiriyor. Bu durum, sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel zorunlulukların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Üreticinin yeni rotası: Meyve bahçeleri ve yağlı tohumlar Terk edilen geleneksel ürünlerin boşluğunu ise daha çok yağlı tohumlar (ayçiçeği, kanola) ve çok yıllık meyve bahçeleri dolduruyor. Özellikle zeytin, fıstık ve ceviz gibi bir kez dikildikten sonra uzun yıllar ürün veren ve iş gücü ihtiyacı yıl geneline yayılan yatırımlar, üretici için daha güvenli bir liman olarak görülüyor. Sürdürülebilirlik için planlı üretim Ürünlerin terk edilmesi, ulusal gıda arz güvenliği açısından bazı riskleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, çiftçinin bir üründen vazgeçmemesi için "yaratmak" kelimesine sığınmadan, sadece maliyetlerin düşürülmesi ve sözleşmeli üretim modellerinin yaygınlaştırılması hayati önem taşımaktadır. 2026 üretim planlamasında, hangi ürünün terk edildiği kadar, yerine konulan ürünün toprak ve su kaynaklarıyla ne kadar uyumlu olduğu, tarımsal geleceğimizi belirleyen en temel unsur olacaktır.

Mısır ithalatında fiyat istikrarı için tarife kontenjanı açıldı Haber

Mısır ithalatında fiyat istikrarı için tarife kontenjanı açıldı

Sınırlı miktarda ürünün ithalatına yönelik bu uygulama, ürünün hasat dönemi başlamadan önce, 1 Ağustos itibarıyla sona erecek ve mısır ithalatında gümrük vergisi yüzde 130 olarak uygulanmaya devam edecek Kanatlı hayvan eti başta olmak üzere, muhtelif gıda ürünlerinin üretiminde önemli bir girdi olan mısırda arz güvenliği ve fiyat istikrarının korunması amacıyla 20 Nisan-31 Temmuz döneminde geçerli tarife kontenjanı açıldı. Konuya dair Cumhurbaşkanı Kararı ile Mısır İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanmasına İlişkin Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, Bakanlığın, piyasaların doğru yönlendirilerek spekülatif fiyatların önlenmesi, temel gıda ürünlerinde arz güvenliğinin sağlanması ve ülke ihtiyacının yerli üretim yoluyla karşılanabilmesi amacıyla üretici ve tüketici refahını birlikte gözeterek ilgili kurum ve kuruluşlarla koordineli biçimde ticaret politikasının tüm araçlarını etkin kullandığı ve gerekli tedbirleri aldığı ifade edildi. - Ağustosta sona erecek Bu çerçevede, Tarım ve Orman Bakanlığının talebi üzerine, vatandaşların temel tüketim maddelerinden kanatlı hayvan eti üretiminde önemli bir girdi olan mısırın, muhtelif gıda ürünlerinin imalinde de kullandığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Mısırda, yem sektöründe yaşanan büyüme nedeniyle artan tüketim ile uluslararası gelişmelerin de etkisiyle dünya fiyatlarında yaşanan yükseliş eğilimi dikkate alınarak, arz talep dengesi ve fiyat istikrarının korunmasını teminen, yerli üretimin tüketimi karşılamada yetersiz kaldığı miktarın 3 milyon tonluk kısmı için, 20 Nisan-31 Temmuz 2026 tarihlerinde kullanılmak üzere yüzde 5 gümrük vergili tarife kontenjanı açılmıştır. Yerli mısır üreticilerimizin korunmasını teminen, sınırlı miktarda ürünün ithalatına yönelik bu uygulama, ürünün hasat dönemi başlamadan önce, 1 Ağustos itibarıyla sona erecek ve mısır ithalatında gümrük vergisi yüzde 130 olarak uygulanmaya devam edecektir." Açıklamada, Ticaret Bakanlığının, başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlarla istişare halinde piyasada oluşan arz, talep ve fiyat düzeyini yakından takip ederek gerekli düzenlemeleri zamanında hayata geçirmeye kararlılıkla devam edeceği bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.