TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mısır

AGRONEWS - Mısır haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mısır haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hürmüz Krizi, Küresel Tarım Ticaretini Tehdit Ediyor Haber

Hürmüz Krizi, Küresel Tarım Ticaretini Tehdit Ediyor

İran’daki savaş artık yalnızca enerji piyasalarının değil tarım sektörünün de meselesi haline geldi. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan tıkanma; gübreden tahıla, şekerden pirince kadar kritik ürünlerde sevkiyatları yavaşlatıyor, navlun ve sigorta maliyetlerini sıçratıyor. Tarım piyasaları, pandemi sonrası en ciddi arz testiyle karşı karşıya. Körfez, hem tahıl ithalatının hem de azot bazlı gübre ihracatının önemli bir geçiş noktası. Uzayan bir çatışma; üretim maliyetlerini artırarak verimi düşürebilir, fiyatlara kalıcı bir “savaş primi” ekleyebilir. Küresel tarım ticaretinin önemli geçiş noktalarından Hürmüz’de tanker ve kuru yük gemilerinin rota değiştirmesi, teslim sürelerini haftalarca uzatıyor. Buğday en çok etkilenen ürün olmaya devam ederken, mısır orta düzeyde risk altında. Soya fasulyesinin ise doğrudan ticaret aksamalarından ziyade gübre ve enerji piyasaları aracılığıyla dolaylı olarak etkilenmesi muhtemel. İran, Irak ve Suudi Arabistan'ı da içeren Körfez bölgesi, ithal buğdaya büyük ölçüde bağımlı. Sevkiyatlarda gecikme yalnızca fiyatları değil, ekim planlarını ve stok yönetimini de etkiliyor. Yükselen petrol fiyatları biyoyakıt talebiyle tetiklenerek bitkisel yağ ve şeker piyasalarına ek talep yaratıyor; bu da gıda enflasyonuna yeni bir cephe açıyor. Piyasalarda oluşan “savaş primi”, pandemi sonrası normalleşmeye çalışan tedarik zincirlerini yeniden kırılgan hale getiriyor. Ürün bazında risk haritası ■ GÜBRE: Körfez ülkeleri küresel azotlu gübre ticaretinin yüzde 40-50’sini karşılıyor. Hürmüz’deki aksamalar üre ve amonyak sevkiyatını zorluyor. Yükselen fiyatlar özellikle mısır ve buğday gibi azot yoğun ürünlerde maliyet baskısını artırabilir. Uzun süreli bir aksama, Brezilya, Hindistan, Güney Asya ve AB'nin bazı bölgeleri gibi ithalata bağımlı büyük bölgelerde gübre bulunabilirliğini önemli ölçüde azaltabilir. ■ ŞEKER: Rafine beyaz şeker primi 107 $/tonla zirveye çıktı. Dubai’deki büyük rafinerilerin ham maddeyi Boğaz üzerinden temin etmesi arz daralması riskini büyütüyor. Yüksek petrol fiyatları Brezilya’da etanol üretimini teşvik ederek küresel şeker arzını daha da sıkılaştırabilir. ■ SOYA ÜRÜNLERİ: Soya yağı, artan petrol fiyatları ve biyoyakıt talebiyle son iki buçuk yılın zirvesini test etti. Soya küspesinde ise İran’ın önemli ithalatçı olması nedeniyle ticaret akışları hassas. ABD-Çin hattındaki siyasi gerilim, küresel soya ticaretini yeniden şekillendirebilir. ■ PİRİNÇ (BASMATİ): Yaklaşık 400 bin ton Hint basmati pirinci limanlarda ve yolda bekliyor. Navlun iki katına çıkarken yeni sözleşmeler durdu. Ortadoğu talebindeki kesinti fiyatları aşağı çekerken, lojistik düğüm çözülemezse arz-talep dengesi hızla tersine dönebilir. ■ BUĞDAY: Körfez ve Kuzey Afrika ithalata yüksek bağımlı. Hürmüz ve Kızıldeniz rotalarındaki riskler transit sürelerini uzatıyor. Fonların pozisyon kapaması fiyatlarda oynaklığı artırdı; kalıcı aksama fiyatları yukarı itebilir. Şu sıralar kile başına fiyat Chicago vadeli işlemlerinde 5.7 doların hemen altında. ■ MISIR: İran, Brezilya mısırının büyük alıcılarından. Sevkiyatta aksama, Brezilya’nın hasat döneminde ticaret dengesini zorlayabilir. Artan gübre maliyetleri üretim planlarını da etkileyebilir. Vadeli işlemlerde fiyatlar 4,30 dolar civarında. Rusya, İran’a buğday ithalatını askıya aldı ABD ve İsrail’in saldırıları sonrası Rusya’nın İran’a tahıl sevkiyatları geçici olarak durdu. İran, sezon için planlanan Rus buğdayının büyük bölümünü alsa da Karadeniz ve Hazar üzerinden yeni yüklemeler askıya alındı. Navlun ve sigorta primlerindeki artış ödeme kanallarını da zorlaştırıyor. Analistler, sevkiyatların yeniden başlamasını beklese de belirsizlik sürüyor.

Yeni Nesil Tarım Uygulamaları Üretimde Dönüşüm Sağlıyor Haber

Yeni Nesil Tarım Uygulamaları Üretimde Dönüşüm Sağlıyor

Tarım, geçmişte olduğu gibi bugün de ülkelerin ekonomisinde stratejik bir yere sahip. Ancak artan nüfus, iklim değişikliği ve doğal kaynakların sınırlılığı, üretim biçimlerinin yeniden düşünülmesini zorunlu kılıyor. İşte yeni nesil tarım uygulamaları tam da bu noktada devreye giriyor. Yeni nesil tarım uygulamalarıyla sensörler, yapay zekâ, nesnelerin interneti, uzaktan algılama sistemleri ve biyoteknoloji gibi teknolojilerden yararlanarak üretim sürecini veriye dayalı hâle getirmek amaçlanıyor. Böylece yalnızca daha fazla ürün almakla kalınmıyor, suyu, gübreyi ve pestisitleri doğru zamanda ve doğru miktarda kullanarak hem maliyeti hem de çevresel baskıyı azaltmak mümkün hâle geliyor. Bu sistemler, kullanılan teknolojiye, ürüne ve üretim koşullarına göre su tüketimini ve zirai ilaç kullanımını ciddi oranlarda azaltma potansiyeli sunuyor. Üretim sürecinin tahmine değil, ölçüm ve analize dayanarak planlanabilmesi, daha isabetli kararlar alınmasını ve kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Tarımda kullanılan yapay zekâ destekli sistemlerle toprağın işlenmesinden hasada kadar tüm aşamalar analiz edilebiliyor. Uydu görüntüleri ve geçmiş üretim verileri karşılaştırılarak bitkilerdeki gelişim farklılıkları erken dönemde tespit ediliyor. Böylece olası verim kayıpları önceden görülebiliyor ve girdi kullanımı daha bilinçli planlanabiliyor. Yeni nesil teknolojiler yalnızca mevcut süreci iyileştirmiyor, üretim sistemlerinin yeniden tasarlanmasına da imkân tanıyor. Örneğin “Dijital ikiz” adı verilen teknolojiyle üretim alanının sanal bir modeli oluşturularak bu model üzerinde farklı sulama, gübreleme ya da ekim senaryoları deneniyor. Olası riskler gerçek uygulamaya geçmeden önce simülasyon ortamında değerlendiriliyor. Böylece daha planlı ve güvenli kararlar alınabiliyor. Örneğin tarlamızda mısır yetiştireceğimizi düşünelim. Öncelikle tarlamızdan toprak örneği alarak analiz yaptırmakla işe başlarız. Bu bize mısır üretimi sırasında bitkinin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini doğru ve dozunda kullanma imkânı verir. Mısır tohumlarını tarlamıza ekerken doğru derinlikte ekmemiz hayati bir önem taşır. Klasik mibzerlerle bazı tohumlar doğru derinliğe yerleşirken bazıları yüzlek kalabilir ya da gereğinden daha derine gömülebilir. Bu durum çimlenmeyi zorlaştırır ve verim kaybına yol açar. Yani daha tohum ekim aşamasındayken farkında olmadan kayıp yaşarız. Oysa sensörlü mibzerlerle tarlamızdaki eğimi ve toprak yapısını dikkate alarak tohumların homojen bir derinliğe yerleşmesini sağlarız. Ekim aşamasından sonra toprak nemini, ortam sıcaklığını ve yaprak yüzeylerindeki nemi düzenli olarak izleriz. Bu veriler doğrultusunda sulama suyu miktarını belirler ve zamanında sulama yaparız. Uzaktan algılama, görüntü işleme ve sensör teknolojileri sayesinde mısır tarlamızdaki bitkilerin gelişimini yakından takip ederek gerekli önlemleri zamanında almış oluruz. Ayrıca ekinlerimize bulaşan hastalıklar, zararlılar ve yabancı otlara karşı entegre (bütüncül) mücadele yaklaşımını uygulayabiliriz. Entegre mücadele, yalnızca kimyasal ilaçlara başvurmak yerine biyolojik ve kültürel yöntemleri de içeren bütüncül bir yaklaşımı ifade eder. Tarımsal zararlıların neden olduğu kayıp müdahale maliyetini aşacak olduğunda doğru teşhisle, doğru dozda, doğru zamanda ve uygun ekipmanla müdahale etme imkânı bulabiliriz. Dahası bu teknolojiler sayesinde mısır tarlamızın farklı alanlarında o bölüme özel sulama, gübreleme ve ilaçlama programları da uygulayabiliriz. Bu da yine girdi tasarrufu ve verim artışı olarak bize geri döner. Bu sayede, tüm girdi maliyetlerinde (tohum, gübre, ilaç ve su kullanımında) tasarruf sağlanıyor. Daha az kaynak kullanılarak üretim yapılıyor. Böylece karbon ayak izi azalıyor, biyolojik çeşitlilik korunuyor. İnsan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımı da bu sayede güçleniyor. “Bitti mi?” diye soracak olursanız hayır, dahası da var. Ürettiğimiz mısırların uygun hasat olgunluğuna ulaşıp ulaşmadığını da yeni nesil tarım uygulamalarından elde ettiğimiz gerçek zamanlı verilerle belirleyebilir ve doğru zamanda hasat yapabiliriz. Depomuza aldığımız ürünlerde ise ortamdaki oksijen miktarını ayarlayarak ürünlerimizi hem depo zararlılarından koruyabilir hem de daha uzun süre depolayarak değer yitimi olmadan satabiliriz. Ayrıca gerçek zamanlı verileri işleyerek sonraki hasat dönemlerini daha verimli planlayabiliriz. Türkiye’de durum nedir? Ülkemizde üreticilerin yeni nesil tarım uygulamalarına ilişkin bilgi kaynakları çeşitlilik gösteriyor. Yaş grubuna bağlı olarak üreticiler bu tür bilgilere öncelikle sosyal medya platformları (YouTube, Facebook, TikTok, Instagram, LinkedIn) üzerinden ulaşıyor. Sosyal medya platformlarını tarım temalı televizyon programları, tarım teknolojisi fuarları, tarımsal ekipman bayileri ve teknik temsilcileri takip ediyor. Sosyal medya ve internet gibi açık erişim kanallarının etkin kullanımı, üreticilerin yeni teknolojilere yönelik farkındalığını artırıyor. Şimdilik sulama teknolojilerinde farkındalık daha yüksekken otomasyon ve robotik uygulamalarda daha düşük düzeyde bulunuyor. Araştırmalar, üreticilerin yenilikçi tarım teknolojilerine karşı genel olarak olumlu bir tutum sergilediğini gösterse de uygulama oranları hâlâ sınırlı düzeyde bulunuyor. Özellikle dijitalleşme, yapay zekâ ve otomasyon gibi alanlarda maliyet, teknik altyapı ve bilgiye erişim eksikliği önemli engeller olarak öne çıkıyor. Sonuç olarak yeni nesil tarım uygulamaları üretim süreçlerini daha ölçülebilir, daha planlı ve daha sürdürülebilir hâle getiriyor. Ancak bu dönüşümün gerçekleşmesi için yalnızca teknolojinin varlığı yeterli değil. Üreticilerin bu sistemlere erişebilmesi, doğru bilgiye ulaşabilmesi ve ekonomik olarak desteklenmesi de gerekiyor. Bu nedenle entegre politika ve destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi, üreticilerin teknolojiye uyumunu hızlandırarak gıda güvenliği ile tarımsal sürdürülebilirliğe güçlü bir katkı sağlayabilir. Tarımın geleceği, teknoloji ile doğa arasında denge kurabilen ve kararlarını ölçülebilir verilere dayandıran üretim modellerinde yatıyor.

Muratpaşa’da Tarım Arazileri Afet Ve Maliyet Baskısında Haber

Muratpaşa’da Tarım Arazileri Afet Ve Maliyet Baskısında

Antalya'nın kalbi Muratpaşa, her ne kadar modern şehirleşmenin merkezi olsa da, köklü bir tarım geleneğini de içinde barındırıyor. Ancak 2026 yılı itibarıyla, ilçedeki tarım arazileri hem şehirleşme baskısı hem de son aylarda yaşanan doğal afetlerle zorlu bir sınav veriyor. Muratpaşa, özellikle Güzeloba, Yamansaz ve Erman bölgelerinde hala aktif olarak tarım yapılan alanlara sahip. İlçede geleneksel tarımın yanı sıra belediye destekli kentsel tarım projeleri de öne çıkıyor. Örtü Altı Üretim (Sera): Özellikle kış aylarında sofralarımıza gelen domates, biber ve patlıcan, Muratpaşa'nın sahil kesimlerindeki seralarda yetişmeye devam ediyor. Narenciye: Antalya'nın sembolü olan portakal, limon ve mandalina bahçeleri, yapılaşmaya rağmen Muratpaşa'nın bazı bölgelerinde hala varlığını koruyor. Kentsel Tarım ve Hububat: Muratpaşa Belediyesi'nin başlattığı proje ile boş parsellerde buğday ve mısır ekimi yapılıyor. Hasat edilen ürünler un ve bulgur yapılarak halka dağıtılıyor. Süs Bitkileri: İlçede ihracata yönelik kesme çiçek (karanfil vb.) üretimi de önemli bir yer tutuyor. 2026'da Çiftçinin Gündemi: Afetler ve Artan Maliyetler Şubat 2026 itibarıyla Muratpaşa ve çevre ilçelerdeki çiftçiler, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. İşte üreticinin çözüm bekleyen temel sorunları 1. Doğal Afetlerin Vurduğu Ağır Darbe Son haftalarda Antalya genelinde etkili olan hortum, fırtına ve aşırı yağışlar, Muratpaşa'daki sera alanlarında da ciddi hasara yol açtı. Seraların plastik örtüleri parçalanırken, su baskınları nedeniyle ürünler dalında çürümeye başladı. Hasar tespit çalışmalarına göre, binlerce dönüm sera alanı üretim dışı kalma riskiyle karşı karşıya. 2. Su Krizi ve Sondaj Maliyetleri İlçedeki tarım alanları büyük oranda yeraltı sularına bağımlı. Ancak su seviyelerinin düşmesi ve elektrik fiyatlarındaki artış, sulama maliyetlerini katladı. Yetkililer, merkezi bir sulama sistemine geçilmemesi halinde bölgedeki küçük aile işletmelerinin sürdürülebilir olmadığını vurguluyor. 3. Girdi Maliyetleri ve Fiyat İstikrarsızlığı Çiftçiler; gübre, ilaç ve mazot fiyatlarının döviz bazlı artışından şikayetçi. Tarlada 10-15 TL olan domatesin, aracı ve lojistik masraflarıyla markette 80-100 TL bandına çıkması, üreticinin "Biz kazanamıyoruz, tüketici pahalı yiyor" isyanına neden oluyor. 4. Şehirleşme Baskısı Muratpaşa'nın hızla büyümesi, tarım arazilerinin imara açılması baskısını artırıyor. Genç neslin tarımdan uzaklaşarak hizmet sektörüne kayması, ilçede "çiftçi nüfusunun yaşlanması" sorununu da beraberinde getiriyor.

FAO, Küresel Tahıl Stok Oranı Zirveye Çıkıyor Haber

FAO, Küresel Tahıl Stok Oranı Zirveye Çıkıyor

FAO, küresel tahıl stoklarının tüketime oranının 2025/26 sezonunda yüzde 31,8’e yükselmesinin beklendiğini bildirdi. FAO’ya göre bu oran, 2001’den bu yana görülen en yüksek seviye olacak. FAO, 2025 küresel tahıl üretim tahminini bu ay yüzde 0,7 (19,9 milyon ton) artışla 3 milyar 23 milyon ton seviyesine yükseltti. FAO’ya göre bu revizyon, daha önce öngörülen rekor üretim beklentisini güçlendirdi. Buğdayda “tüm zamanların zirvesi” sinyali FAO, yukarı yönlü revizyonun ana nedeninin Arjantin, Kanada ve Avrupa Birliği’nde beklenenden yüksek buğday verimleri olduğunu bildirdi. Bu gelişme, dünya buğday üretimini yeni bir tüm zamanlar zirvesine taşıdı. Küresel iri taneli tahıl üretim tahmini de sınırlı ölçüde yukarı çekilerek yeni bir zirve seviyesine yerleşti. Revizyonda, Çin ve ABD’den gelen güncel veriler doğrultusunda mısır ekim alanının daha geniş olacağı ve verimin beklentilerin üzerinde seyredeceği öngörüsü etkili oldu. Ayrıca Avustralya ve Kanada’da arpa üretimine ilişkin yukarı yönlü düzeltmeler de rekor görünümü destekledi. Pirinçte rekor: 2025/26 tahmini 561,6 milyon ton FAO, 2025/26 pirinç üretim tahminini Aralık ayına göre 2,9 milyon ton artırdı. Revizyonun büyük kısmı Hindistan kaynaklı gerçekleşti. FAO, bunun hem ülkedeki 2024/25 hasadına ilişkin daha yüksek resmi değerlendirmelerle hem de devam eden sezonda Rabi ekimlerinin güçlü seyriyle uyumlu olduğunu belirtti. Küçük artışların Nepal, Nijerya ve bazı diğer ülkelerden geldiği; buna karşılık Filipinler’de fırtınaların verimi düşürmesi ve Venezuela’da tarihsel üretim revizyonları nedeniyle aşağı yönlü düzeltmeler yapıldığı aktarıldı. Sonuç olarak dünya pirinç üretiminin 2025/26’da 561,6 milyon ton (öğütülmüş bazda) olacağı, bunun yıllık bazda yüzde 2 artış ve tüm zamanların en yüksek seviyesi anlamına geldiği kaydedildi. Büyümeyi Bangladeş, Brezilya, Çin, Hindistan ve Endonezya sürüklerken; Madagaskar, Pakistan, Tayland ve ABD’deki daralmaların bu artışı sınırladığı belirtildi. 2026 mahsul görünümü: Kuzey yarımkürede buğday, güneyde mısır odağı FAO, 2026 mahsul beklentilerinde özellikle buğday ve mısıra dikkat çekti: AB: 2026 buğday ekim alanında sınırlı artış sinyali var. Şubat-Nisan döneminde yakın ortalama yağış ve elverişli hava koşullarıyla verimin 5 yıllık ortalamanın üzerinde, ancak geçen yılki “olağanüstü” seviyenin altında kalabileceği öngörülüyor. Birleşik Krallık: Ekim niyetleri buğday alanının hafif artabileceğine işaret ediyor. Gerekçe olarak elverişli ekim koşulları ve buğday fiyatlarının arpa-yulaf gibi alternatiflere göre daha cazip olması gösteriliyor. Rusya: Buğday ekim alanı yıllık bazda sınırlı düşüş gösteriyor. Toprak nemindeki kısıt ve olağandışı sıcaklık oynaklığı verim beklentilerini baskılıyor. Hindistan: Yüksek iç fiyatlarla rekor kışlık buğday ekimi bekleniyor. Kuzey üretim bölgelerinde süren elverişli hava nedeniyle 2026 görünümü pozitif. ABD: Düşük fiyatlar kışlık buğday ekimini hafif azaltırken, son iki aydaki normalden kurak koşullar bazı ana üretim bölgelerinde ürün durumunu zayıflattı. Güney yarımkürede ise iri taneli tahıllarda hasadın 2026’nın ikinci çeyreğinde başlaması bekleniyor: Arjantin: Şubat ayında bazı merkez bölgelerde kuraklık öngörüsüne rağmen, geçen yılın düşük ekim alanından sert toparlanma ve genel olarak iyi koşullar nedeniyle mısır üretimi artabilir. Brezilya: Güçlü iç/dış talep toplam ekim alanını yeni zirveye taşıyabilir. Ancak soya ekimindeki gecikme “safrinha” mısır ekimini öteleyebilir. Güney Afrika: Mısır alanı yüzde 3 arttı. Önümüzdeki aylarda beklenen ortalama-üstü yağış, verim beklentilerini destekliyor. 2025/26’da kullanım 2,938 milyar tona çıkıyor FAO, 2025/26 sezonunda dünya tahıl kullanımının 61,8 milyon ton (yüzde 2,2) artarak 2 milyar 938 milyon tona ulaşacağını öngördü. Artışın ana sürükleyicisi mısır kullanımında yüzde 3 yükseliş. Bunun yanısıra buğday, sorgum ve arpa kullanımında da artış bekleniyor. FAO, mısır kullanımındaki revizyonun özellikle Mısır’da kanatlı sektöründeki hızlı genişleme ile sığır ve su ürünleri faaliyetlerindeki büyüme ile ABD’de etanol üretiminde mısır talebinin güçlenmesi nedeniyle yapıldığını belirtti. Buna karşın arpa ve sorgum kullanımında aşağı yönlü düzeltmelerin artışı kısmen dengelediği aktarıldı. Buğday kullanımının Aralık’a göre 0,8 milyon ton yükseltildiği ancak yine de 2025/26’da yıllık yüzde 1,5 artış beklendiği ifade edildi. Pirinçte ise Hindistan, Pakistan ve Viet Nam’da gıda dışı kullanım beklentilerinin yükselmesiyle dünya pirinç kullanımının 2025/26’da 554,9 milyon tonla rekor seviyeye çıkacağı, bunun yüzde 2,7 artış anlamına geldiği kaydedildi. Stoklar güçleniyor FAO, 2026 sezon kapanışı itibarıyla dünya tahıl stok tahminini 10,9 milyon ton artırarak, stokların açılış seviyesine göre 67,6 milyon ton (yüzde 7,8) büyüyeceğini öngördü. Tüm ana tahıl türlerinde stokların artması beklenirken, özellikle büyük üretici ve ihracatçı ülkelerde rekor hasatların güçlü ihracata rağmen envanterleri büyüttüğü belirtildi. Mısır stokları: 28,7 milyon ton (+%10) artış; büyümenin büyük kısmı Brezilya ve ABD kaynaklı. Arpa stokları: 4,6 milyon ton (+%16,8) artış; ana sürükleyici AB’de birikim. Buğday stokları: 21,7 milyon ton (+%6,9) artış; başlıca ihracatçılar Arjantin, Kanada ve AB’de artış öngörülüyor; Çin ve Hindistan’da da birikim bekleniyor. Pirinç stokları: 2025/26 sonunda 217,7 milyon ton ile yeni zirve; Aralık tahminine göre 900 bin ton daha yüksek. Artışın ana nedeni Hindistan rezerv beklentisinin yukarı revize edilmesi. Bu çerçevede FAO, küresel tahıl stok/kullanım oranının 2025/26’da yüzde 31,8’e yükselmesini ve bunun 2001’den beri en yüksek seviye olmasını bekliyor. Tahıl ticareti sınırlı artışta: 501 milyon ton Dünya tahıl ticaretinin 2025/26 döneminde (Temmuz-Haziran) 501,0 milyon tona çıkması ve 2024/25’e göre 17,6 milyon ton (yüzde 3,6) artması bekleniyor. İri taneli tahıl ticareti: 235,6 milyon ton, yıllık +%2,6. Çin, Mısır ve İran’ın mısır alımlarını artırması bekleniyor. Buğday ticareti: 204,8 milyon ton, önceki sezona göre +12,0 milyon ton ancak 2023/24 rekorunun 6,5 milyon ton altında. Arjantin, Avustralya, AB ve Rusya’nın pazar payını geri kazanması; Kanada’nın satışlarının ise gerilemesi öngörülüyor. Çin talebi zayıf kalırken, İran, Özbekistan ve bazı ithalatçılarda iç ihtiyaçlar nedeniyle yukarı yönlü revizyon yapıldı. Pirinç ticareti: 2026 takvim yılında 60,6 milyon ton, 2025’e göre %0,6 düşüş. Asya’da ithalat kesintilerinin sürmesi beklenirken, Afrika başta olmak üzere diğer bölgelerde talebin daha güçlü olacağı tahmin ediliyor.

Adana’dan Yeni Yıl Öncesi Narenciye İhracatı Yoğunlaştı Video Galeri

Adana’dan Yeni Yıl Öncesi Narenciye İhracatı Yoğunlaştı

Türkiye'nin narenciye ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan Adana'dan Rusya ve Ukrayna'nın yanı sıra birçok Avrupa ülkesine yeni yıl öncesi narenciye ihracatı gerçekleştirilirken, hasadın da yoğun olarak devam ettiği bildirildi. Türkiye'nin önemli üretim merkezlerinden Adana'da narenciye hasadı yoğun olarak sürüyor. Kış mevsimi ve yeni yıl öncesi yurt genelinde olduğu gibi diğer ülkelerin de narenciye ürünlerine talebi arttı. Bu ihtiyacı karşılamak üzere hasat sezonunun ortalarına yaklaşılan Adana'da ise narenciye bahçelerinde yoğun bir çalışma sürdürülüyor. Bir taraftan bahçelerde narenciyeler işçiler tarafından bin bir emekle toplanırken, ihracatçılar da ürünlerini paketlemek için tesislerde fazla mesai yapıyor. Limon, mandalina ve portakal başta olmak üzere birçok narenciye ürününün yüzde 40'dan fazlası yurt dışına ihraç edildiği öğrenildi. "Buruk bir sevinçle hasat yapıyoruz" İhlas Haber Ajansı muhabirlerine bilgi veren Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, "Narenciyede hareketlilik var ancak geçmiş yıllara oranla hareketlilik azaldı. Narenciyede girdi maliyetleri yükseldiğinden dolayı bizim pazarlarımızın bir kısmını yanı başımızdaki Mısır ve Güney Afrika ülkeleri kaptı. O ülkelerde girdi maliyetleri çok düşük. Biz hareketliliği bu yıl geçen yıllardan daha fazla beklerken şu anda buruk bir sevinçle hasat yapıyoruz" ifadelerini kullandı. "Fiyatlar düşük" Hasadı yapılan ürünlerin yurt dışına ihraç edildiğini de anlatan Doğan, "Erkenci mandalina ürünlerinden çiftçimiz para kazanamadı. Limon grubu biraz para etti ama onda da soğuk nedeniyle fazla verim yok. Aralık ayının sonunda W.Murcott mandalina ve geççi portakallar çıkacak. Bunlar da yine yurt dışına gidecek. Meyve şu anda satılıyor ama geçen seneki fiyatların altında gidiyor. En büyük pazarımız Rusya, Ukrayna, Balkan ülkeleri ve Avrupa ülkeleri. Şu anda hasadı yapılan ürünler yurt dışına gitmekte. Fiyatlar yüksek olsaydı çiftçimiz daha çok para kazanacaktı" dedi. En fazla siparişin Rusya ve Ukrayna'dan geldiğini belirten ihracatçı Hüseyin Daş, genel anlamda sipariş fazlalığı olduğunu söyledi. Daş ayrıca 9 günlük tarım aracılarının grevi ve Akdeniz İhracatçı Birlikleri'nin ihraç tarihlerini geç belirlemesinin malların birikmesine ve fiyatın düşmesine yol açtığını kaydetti.

Sakarya’da Kahverengi Kokarca Böceği Tarımı ve Aileleri Tehdit Ediyor Haber

Sakarya’da Kahverengi Kokarca Böceği Tarımı ve Aileleri Tehdit Ediyor

Türkiye'de ilk kez 2017 yılında Artvin ve İstanbul'da görülen kahverengi kokarca böceği, Sakarya'nın Ferizli ilçesindeki bir mahalleyi adeta istila etti. Evlerin duvarlarını ve ağaçları saran, tarıma da ciddi zarar veren böcekler, aile ziyaretlerini bile engeller hale geldi. Böceklere karşı ilaçla mücadele etmeye çalışan çiftçi Ahmet Gezer, "Torunlarım böcek korkusundan yanımıza gelemiyor, torun hasreti çekiyoruz" dedi. Ana vatanı Çin, Japonya, Tayvan olan istilacı kahverengi kokarca böceği Amerika, daha sonrasında Avrupa'nın tamamına yayıldıktan sonra 2017 yılında ilk olarak Artvin ve İstanbul'da tespit edildi. Halihazırda Türkiye'de görülmeye devam eden bu canlı, saldığı kokuyla etrafına türünü çağırarak çoğalabiliyor. Kahverengi kokarca böceği, fındık başta olmak üzere yüzlerce bitki türüne büyük zarar verirken, önemli ölçüde verim ve kalite kayıplarına sebep oluyor. Üreticilerin kabusu haline gelen kahverengi kokarcanın popülasyonunu azaltmak için ise samuray arıcığı bile duruma engel olamadı. Son zamanlarda Sakarya'da nadiren görülen bu böcek, Ferizli ilçesi Bakırlı Mahallesi'nde yeniden görülmeye başlandı. Evlerin duvarlarını ve ağaçları saran, tarıma da ciddi zarar veren böcekler, vatandaşların günlük faaliyetlerinin yanı sıra aile ziyaretlerini bile engeller hale geldi. Böceklere karşı ilaçla mücadele etmeye çalışan çiftçi Ahmet Gezer, 5 torunun böceklerden korktuğu için yanlarına gelmediklerini ve torun hasreti çektiklerini kaydetti. "Bunlardan birini öldürdüğümüzde 400 tane öldürmüş gibi sayabiliriz" Bakırlı Mahallesi'nde çiftçilik yapan Ahmet Gezer, "Bu böcek, her sene 500 misli artmaktadır. Bütün komşularımıza ve çiftçi kardeşlerimize seslenmek istiyorum. Herkes evini, çatısını ilaçlarla belki yok edebiliriz. Devletimiz yardımcı oluyor. Bu böcekler yazın bahçelerde yumurtlayıp, çoğalıyor. Bir böcek senede iki kez, hava ısınırsa 3 kez yumurtluyorlar. Birinci seferde 200, ikinci seferde 200 toplamda 400 yumurta yapıyor. Bunlardan birini öldürdüğümüzde 400 tane öldürmüş gibi sayabiliriz. Çatılarda, ahırlarda, bahçelerdeki evlerde her vatandaşımız ilaçlarsa el birliğiyle bunlardan kurtuluruz. Başta fındık, üzüm, mısır sebze ve diğer meyvelerimizde gezen bu böcek ürünlere zarar veriyor" dedi. "Bizim torun hasretimiz var" Evinin camını ve kapısını açamadığını ve torun hasreti yaşadığını belirten Gezer, "Torunlarım buraya gelmiyor. Kendimiz bile gidemiyoruz, evimizi terk edemeyiz. Camı, pencereyi açamıyoruz. Evde girilmedik yer bırakmıyorlar. Koku zaten dışardan hissediliyor, havalandırma yapamıyoruz. Torunlarım buraya geldiği zaman korkuyor. Benim 5 torunum var. Torunlarım bunlardan tiksiniyor ve koku yaptıkları için gelmek istemiyorlar. Geçenlerde kızımla konuştuğumda gelmelerini istedim torunlarım bana, 'Böcekler hala duruyor mu?' diye sordular. Böcekler olmasa gelecekler ama korkuyorlar. Bizim torun hasretimiz var. Biz gidiyoruz ama gittiğimiz zamanda bizim arabamızda, üstümüzde varmış gibi torunlar etrafımıza bakıyor" diye konuştu. "Bir an önce bu böceği yok etmemiz lazım yoksa o bizi yok edecek" Bakırlı Mahalle Muhtarı Ali Rıza Durmuş ise bu yıl böcek yoğunluğu yaşandığını ifade ederek, "Böcekler, son bir haftadan beri mahallemiz üzerinde geziyorlar. Domates, biber, mısır gibi bütün tarım ürünlerine dadandı. Bir an önce bu böceği yok etmemiz lazım yoksa o bizi yok edecek. Devletimiz ve belediyemiz bu böcekle mücadelede destek veriyorlar ama sonrasında geleni önleyemiyoruz. Vatandaşlarımız evlerini ilaçlasın, bu toplu mücadeleyle olacak bir şey. Şuanda vatandaşlarımızın çoğu ilaçlıyor, ilaçlamayanlara şahsımın yardımcı olacağına ve ilaçları kendim alacağımı söylüyorum" şeklinde konuştu.

Türkiye, 39 Milyon Ton Tahıl Üretimiyle İhracatta Zirvede Haber

Türkiye, 39 Milyon Ton Tahıl Üretimiyle İhracatta Zirvede

ANTALYA (İHA) - Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Antalya Serik'te düzenlenen "Türkiye ve Dünyada Lisanslı Depoculuk ve Hububat Piyasaları Kongresi"nde Türkiye’nin tahıl üretimindeki başarısını ve gelecek hedeflerini paylaştı. Yumaklı, "2024’te 39 milyon ton tahıl ürettik, un ihracatında dünya 1’incisi, makarna ihracatında ise 2’ncisiyiz. Üretim planlamasını 3'er yıllık yapıyoruz. 3 yılın sonunda 2028’de hububat üretimimizde yüzde 13'lük artış sağlamayı hedefliyoruz" dedi. TÜRKİYE’NİN HUBUBAT BAŞARISI Türkiye, 23,9 milyon hektar tarım alanının yüzde 48’inde hububat üretimi yapıyor. 2024 yılında 39 milyon tonluk üretime ulaşan Türkiye, arpada dünyada 5’inci, buğdayda 9’uncu, mısırda 16’ncı ve çeltikte 43’üncü sırada yer alıyor. Bakan Yumaklı, sulama yatırımları ve Ar-Ge çalışmaları sayesinde üretim kapasitesinde önemli artışlar sağlandığını vurguladı. UN VE MAKARNA İHRACATINDA ZİRVE Güçlü tarım sanayisi ile yalnızca kendi üretimini değil, çevre ülkelerden gelen tarımsal ürünleri de işleyen Türkiye, un ihracatında dünya lideri, makarna ihracatında ise ikinci sırada bulunuyor. 2023’te 31 milyar dolar olan gıda ihracatının, 2024’te 32 milyar doları aşması bekleniyor. LİSANSLI DEPOCULUKTA BÜYÜK ADIMLAR Lisanslı depoculuk sistemindeki gelişmelere dikkat çeken Bakan Yumaklı, Türkiye’nin 12,2 milyon ton depolama kapasitesine ulaştığını açıkladı. Bu sistem sayesinde yıllık yaklaşık 23 milyar liralık ürün israfının önlendiğini ve depolama kayıplarının yüzde 10-30 oranında azaldığını söyledi. Yumaklı, üreticilere sıfır faizli işletme kredileri ve analiz ücreti destekleriyle finansal kolaylık sağlandığını da aktardı. GELECEK HEDEFLERİ 2025 yılına kadar TARSİM kapsamının genişletilmesi, prim indirimleri ve yeni destekleme modelleri ile üreticilere daha fazla olanak sunulması planlanıyor. Bakan Yumaklı, 2028 yılına kadar hububat üretiminde yüzde 13’lük bir artış hedeflediklerini açıkladı. BÖLGESEL TARIM MERKEZİ TÜRKİYE 186 ülkeye 2 bin 200 farklı ürün ihraç eden Türkiye, jeopolitik konumunu kullanarak bölgesel bir tarım merkezi olma yolunda ilerliyor. Kongreye, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanı sıra LİDAŞDER Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Genç, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Ticaret Bakan Yardımcısı Volkan Ağar ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.

Limonun Başkenti Erdemli’de Hasat Yoğunluğu Haber

Limonun Başkenti Erdemli’de Hasat Yoğunluğu

MERSİN (İHA) - 100 bin dekarı aşan üretimle Türkiye'nin limonun merkezi olan Mersin’in Erdemli ilçesinde, yılda 1 milyon tondan fazla limon üretiliyor. Şu sıralar yoğun hasat dönemi yaşanırken, bahçeden 6-7 TL’ye alıcı bulan limonlar, işçiler tarafından toplanıp ayrıştırma tesislerine gönderiliyor. Üretim sürecinde 10 bin kişiye istihdam sağlanıyor ve limonlar Balkanlar’dan Avrupa’ya 15 ülkeye ihraç ediliyor. BAHÇEDEN SOĞUK HAVA DEPOLARINA Sabah erken saatlerde hasada başlayan işçiler, limonları tek tek toplayıp küfelerle taşıyor. Limonların büyük bölümü yaz aylarında tüketilmek üzere soğuk hava depolarına kaldırılıyor. "Lamas" ve "küt dikenli" cinslerin yoğun hasat edildiği kaydediliyor. Üreticilerden Nurettin Doğan, limonun bahçede 6-7 TL arasında alıcı bulduğunu ancak maliyetlerin yüksek olduğunu belirtiyor. Su ve gübre gibi masrafları hesap etmeden, kesilen her 10 ton limonda 4 tonunun işçilik masrafı olduğunu belirten Doğan, en düşük işçi yevmiyesinin 850 TL olduğunu açıkladı. KADIN İŞÇİLERE İSTİHDAM SAĞLIYOR Narenciye işleme tesisinde çalışan Eşe Bulut, limon üretiminin kadınlara büyük istihdam sağladığını vurguladı. Bulut, "Burası bizim ekmek kapısı. Limonun bize artısı çok fazla. Limon olmasa benim burada yapacağım bir işim olmaz. Limon sayesinde ben yılda 10 ay çalışıyorum. Burada çalışanlar evin yükünü omuzlayan, çocuklarına bakan insanlar. Gençlerimiz var, onlar da çalışarak aile bütçesine katkı sağlıyor" dedi. REKABET ZORLAŞIYOR Narenciye işleme tesisi sahibi ve Erdemli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Karagöz, limonun 15 ülkeye ihraç edildiğini, ancak artan maliyetlerin rekabeti zorlaştırdığını söyledi. Karagöz, "Dünyada limonu tek üreten biz değiliz. Mısır, İran, Çin ve İspanya var. İspanya dışındaki bütün ülkeler bizden daha avantajlı durumda. Çünkü oralarda maliyetler çok düşük. Ülkemizde maalesef ürün ucuz, maliyet daha yüksek. Maliyeti düşüremediğimiz sürece hem içeride hem de dışarıda rekabet şansımız azalıyor. Bu iş desteksiz olmaz. Bunu ürün bazında desteklemek gerekiyor. Örneğin bu sene hangi ürün para etmiyorsa ona destek verilmesi gerekiyor. Bu sene de limona destek verilmesi gerekiyor. Limonun durumu çok da iyi değil" dedi. ERDEMLİ’NİN ANA GEÇİM KAYNAĞI Sanayi sektörünün bulunmadığı Erdemli’de limon üretimi, bölgenin en önemli istihdam kaynağı. Karagöz, kadın istihdamıyla öne çıkan limon sektörünün hem üreticiyi hem de ihracatçıyı desteklemek için daha fazla teşvik desteğine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.