Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mücadele

AGRONEWS - Mücadele haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mücadele haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şeker sektöründe kritik eşik: maliyet 47 TL, satış 30 TL oldu Haber

Şeker sektöründe kritik eşik: maliyet 47 TL, satış 30 TL oldu

Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, katıldığı bir televizyon programında şeker pancarı tarımı ve sektörün geleceğine dair çarpıcı uyarılarda bulundu. Şeker sektörünün şu an kritik bir noktada olduğunu ifade eden Akay, doğru politikalar uygulanmazsa hem tarımın hem de çiftçinin telafisi güç zararlar göreceğini söyledi. "Sektör Artık Bir Mücadele Alanı" Şeker pancarının Türkiye için stratejik bir ürün olduğunun altını çizen Başkan Akay, sektörde ayakta kalmanın artık sürekli bir mücadele gerektirdiğini belirtti. Tüm çalışmaların üretici odaklı yürütüldüğünü hatırlatan Akay, çiftçinin geleceği için yoğun çaba sarf ettiklerini dile getirdi. Maliyet Uçurumu: Üretici Zararına Satıyor Başkan Akay’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici nokta ise finansal tablo oldu. Gübre, mazot ve diğer girdi maliyetlerindeki artışın üreticiyi nefessiz bıraktığını belirten Akay, rakamlarla tehlikeyi özetledi: Ortalama Maliyet: 47 TL/kg Mevcut Satış Fiyatı: 30 - 35 TL/kg Akay, "Satış fiyatlarının maliyetin bu denli altında kalması, sektörün geleceği için en büyük tehdittir. Bu dengesizlikle üretimin devamlılığı sağlanamaz," uyarısında bulundu. NBŞ ve Kayıt Dışı Üretim Tehdidi Pancar şekerinin sadece maliyetle değil, haksız rekabetle de boğuştuğunu belirten Akay; kimyasal tatlandırıcılar, nişasta bazlı şeker (NBŞ) ve denetimsiz kayıt dışı üretimlerin pazarı bozduğunu vurguladı. Kota dışı üretimlerin neden olduğu dengesizliğin, dürüst üreticiyi cezalandırdığını ifade etti. Çözüm İçin 5 Acil Madde Başkan Hüseyin Akay, sektörün içine düştüğü bu darboğazdan çıkması için somut çözüm önerilerini şu başlıklarla sıraladı: Girdi Maliyetleri: Gübre ve mazot gibi temel kalemlerde üretici desteklenerek maliyetler aşağı çekilmeli. Fiyat İstikrarı: Şeker satış fiyatları, maliyet-kar dengesi gözetilerek acilen revize edilmeli. Sıkı Denetim: Kimyasal tatlandırıcı kullanımı sınırlandırılmalı ve kayıt dışı üretimle tavizsiz mücadele edilmeli. Modern Teknikler: Sulama sistemleri ve verimlilik artırıcı yöntemler yaygınlaştırılmalı. Ar-Ge ve Yerli Tohum: Şeker pancarında dışa bağımlılığı azaltacak yerli tohum çalışmaları hızlandırılmalı.

Fındık üretiminde iki kritik tehlike: Uzmanlar uyardı Haber

Fındık üretiminde iki kritik tehlike: Uzmanlar uyardı

Düzce’de fındık üreticileri, mevsim normallerinin üzerindeki yağışlar ve yükselen nem oranı nedeniyle artış gösteren külleme hastalığı ile kozalak akarı tehlikesine karşı uyarıldı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, il genelinde yaklaşık 632 bin dekar alanda sürdürülen fındık üretiminde, küresel iklim değişikliği ve artan sıcaklıkların hastalık ve zararlı baskısını artırdığı ifade edildi. Yağış ve nem hastalık riskini büyüttü 2026 yılının ilk üç ayında yağışların mevsim ortalamalarının üzerine çıkması ve yüksek nispi nemin özellikle külleme hastalığının yayılma riskini artırdığına dikkat çekildi. Aynı zamanda yürütülen arazi kontrollerinde, fındıkta ciddi verim kayıplarına yol açabilen kozalak akarının da yaygınlaştığının belirlendiği aktarıldı. Kozalak akarıyla mücadele yöntemleri Meyve, sürgün ve yaprak gözlerinde deformasyona neden olan kozalak akarına karşı kış döneminde kozalakların toplanmasının etkili bir yöntem olduğu hatırlatıldı. Dal başına ortalama 5 ve üzeri kozalak tespit edilmesi durumunda ise kimyasal mücadeleye başlanması gerektiği bildirildi. Bakanlık tarafından ruhsatlandırılmış kükürt içerikli bitki koruma ürünlerinin kullanımının, hem kozalak akarını kontrol altına aldığı hem de bitkide erken yaşlanma ve kurumaya yol açan külleme hastalığını baskıladığı ifade edildi. Arıcılar ve çevre sağlığı için kritik uyarılar Kimyasal mücadele sırasında arıların, çevrenin ve insan sağlığının korunmasının önemine işaret edilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Arıcıların zarar görmemesi adına uygulama yapılacak alanların çevresindeki arı yetiştiricilerine en az 7 gün önceden bilgi verilmelidir. İlaçlamaların arıların aktif olduğu gündüz saatlerinde değil, kovanda bulundukları akşam saatlerinde yapılması önem arz etmektedir. İnsan ve hayvan sağlığının korunması açısından, ilaçlama yapılan bahçelerde uygulamadan sonra 21 gün süreyle hayvan otlatılmamalı ve meyve tüketilmemelidir. İlaç ambalajları çevreye gelişigüzel atılmamalıdır." Üreticilerin, mücadele yöntemlerine ilişkin ayrıntılı bilgi almak için il ve ilçe tarım müdürlüklerine başvurabileceği bildirildi.

Ordu, 600 Bin Kovanla Arıcılar 2026 Sezonuna Hazırlanıyor Haber

Ordu, 600 Bin Kovanla Arıcılar 2026 Sezonuna Hazırlanıyor

Türkiye'de en fazla bal üretiminin yapıldığı Ordu'da arıcılar 2026 yılı sezonu için hazırlıklarına başladı. 600 bin kovan varlığı ile Ordu, Türkiye'de en fazla bal üretimi yapan il konumunda. 3 bin 500 kayıtlı arıcının bulunduğu ilde yaklaşık 10 bin aile, geçimini bu sektörden sağlıyor. Türkiye'nin çeşitli bölgelerini dolaşarak bal üreten Ordulu gezgin arıcılar, 2025 yılında yaklaşık 18 bin ton üretim yaptı. 2025 yılını verimli geçiren arıcılar, kar yağışı ve soğuk havaların ardından bahar bakımları için hazırlıklara başladı. Arıcılar, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kendilerine ödenen kovan başı destekleri can suyu olarak gördüklerini, sahte ballara karşı yapılan denetimlerin ise balın hak ettiği değere ulaşması adına önemli olduğunu söyledi. "Desteklerin bakım öncesi ödenmesi arıcıları memnun etti" Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, kovan başı destek ödemelerinin, bu sene arı bakımlarının başlayacağı zamanın öncesinde hesaplara yatırılmasından dolayı mutlu olduklarını söyledi. Bu desteklemeleri alan arıcıların bakım hazırlıklarına başladıklarını ifade eden Çiftçi, arıcıların 2026 sezonuna en iyi şekilde hazırlanacaklarını kaydetti. "Balımızın hak ettiği değere ulaşması için mücadele ediyoruz" Çiftçi, 2025 yılında Ordu'da yaklaşık 18 bin ton bal üretimi yapıldığını belirterek, "Ordu'da 600 bin kovan varlığımız var. Sezon şartları ne getirir bilinmez, şu anda küresel ısınma var, bunlardan etkilenmezsek en iyi şekilde üretim yapacağız diye düşünüyoruz. 2026 yılının tüm arıcılarımıza hayırlı olmasını temenni ediyoruz. Tüm maliyetleri hesaplayıp balın hak ettiği değere ulaşması için mücadele ediyoruz" dedi. Arıcılar, sahte bala karşı yürütülen mücadelelerden memnun Bakanlık tarafından geçen yıllarda belirli yerlere yapılan baskınlar olduğunu ifade eden Çiftçi, "Bu baskınlardan dolayı bal fiyatlar hak ettiği değere gidiyor. İnşallah bundan sonra da bakanlığımızın denetimleri devam eder. Hem üreticilerimiz, hem de tüketicilerimiz kazanır" diye konuştu. "Şu anda yapacağımız bakımlar önemli" Yaklaşık 33 yıldır arıcılık yapan Coşkun Baş ise yeni sezona hazırlandıklarını belirterek, "Hazırlıklarımızı tamamladık, kış sezonu sonrası bakımlarımıza başlıyoruz. Geçimimizi arıcılıktan sağlıyoruz, sene boyunca bal üretimlerimizi yapıyoruz. Şu anda yapacağımız bakımlar önemli. Arılarımız kar altından yeni çıktı. Yiyecek ve ilaçları var mı diye kontrol ediyoruz. Beslemelerini kontrol edip, yayla zamanına hazırlayacağız" ifadelerine yer verdi.

Sakarya’da Kahverengi Kokarca Böceği Tarımı ve Aileleri Tehdit Ediyor Haber

Sakarya’da Kahverengi Kokarca Böceği Tarımı ve Aileleri Tehdit Ediyor

Türkiye'de ilk kez 2017 yılında Artvin ve İstanbul'da görülen kahverengi kokarca böceği, Sakarya'nın Ferizli ilçesindeki bir mahalleyi adeta istila etti. Evlerin duvarlarını ve ağaçları saran, tarıma da ciddi zarar veren böcekler, aile ziyaretlerini bile engeller hale geldi. Böceklere karşı ilaçla mücadele etmeye çalışan çiftçi Ahmet Gezer, "Torunlarım böcek korkusundan yanımıza gelemiyor, torun hasreti çekiyoruz" dedi. Ana vatanı Çin, Japonya, Tayvan olan istilacı kahverengi kokarca böceği Amerika, daha sonrasında Avrupa'nın tamamına yayıldıktan sonra 2017 yılında ilk olarak Artvin ve İstanbul'da tespit edildi. Halihazırda Türkiye'de görülmeye devam eden bu canlı, saldığı kokuyla etrafına türünü çağırarak çoğalabiliyor. Kahverengi kokarca böceği, fındık başta olmak üzere yüzlerce bitki türüne büyük zarar verirken, önemli ölçüde verim ve kalite kayıplarına sebep oluyor. Üreticilerin kabusu haline gelen kahverengi kokarcanın popülasyonunu azaltmak için ise samuray arıcığı bile duruma engel olamadı. Son zamanlarda Sakarya'da nadiren görülen bu böcek, Ferizli ilçesi Bakırlı Mahallesi'nde yeniden görülmeye başlandı. Evlerin duvarlarını ve ağaçları saran, tarıma da ciddi zarar veren böcekler, vatandaşların günlük faaliyetlerinin yanı sıra aile ziyaretlerini bile engeller hale geldi. Böceklere karşı ilaçla mücadele etmeye çalışan çiftçi Ahmet Gezer, 5 torunun böceklerden korktuğu için yanlarına gelmediklerini ve torun hasreti çektiklerini kaydetti. "Bunlardan birini öldürdüğümüzde 400 tane öldürmüş gibi sayabiliriz" Bakırlı Mahallesi'nde çiftçilik yapan Ahmet Gezer, "Bu böcek, her sene 500 misli artmaktadır. Bütün komşularımıza ve çiftçi kardeşlerimize seslenmek istiyorum. Herkes evini, çatısını ilaçlarla belki yok edebiliriz. Devletimiz yardımcı oluyor. Bu böcekler yazın bahçelerde yumurtlayıp, çoğalıyor. Bir böcek senede iki kez, hava ısınırsa 3 kez yumurtluyorlar. Birinci seferde 200, ikinci seferde 200 toplamda 400 yumurta yapıyor. Bunlardan birini öldürdüğümüzde 400 tane öldürmüş gibi sayabiliriz. Çatılarda, ahırlarda, bahçelerdeki evlerde her vatandaşımız ilaçlarsa el birliğiyle bunlardan kurtuluruz. Başta fındık, üzüm, mısır sebze ve diğer meyvelerimizde gezen bu böcek ürünlere zarar veriyor" dedi. "Bizim torun hasretimiz var" Evinin camını ve kapısını açamadığını ve torun hasreti yaşadığını belirten Gezer, "Torunlarım buraya gelmiyor. Kendimiz bile gidemiyoruz, evimizi terk edemeyiz. Camı, pencereyi açamıyoruz. Evde girilmedik yer bırakmıyorlar. Koku zaten dışardan hissediliyor, havalandırma yapamıyoruz. Torunlarım buraya geldiği zaman korkuyor. Benim 5 torunum var. Torunlarım bunlardan tiksiniyor ve koku yaptıkları için gelmek istemiyorlar. Geçenlerde kızımla konuştuğumda gelmelerini istedim torunlarım bana, 'Böcekler hala duruyor mu?' diye sordular. Böcekler olmasa gelecekler ama korkuyorlar. Bizim torun hasretimiz var. Biz gidiyoruz ama gittiğimiz zamanda bizim arabamızda, üstümüzde varmış gibi torunlar etrafımıza bakıyor" diye konuştu. "Bir an önce bu böceği yok etmemiz lazım yoksa o bizi yok edecek" Bakırlı Mahalle Muhtarı Ali Rıza Durmuş ise bu yıl böcek yoğunluğu yaşandığını ifade ederek, "Böcekler, son bir haftadan beri mahallemiz üzerinde geziyorlar. Domates, biber, mısır gibi bütün tarım ürünlerine dadandı. Bir an önce bu böceği yok etmemiz lazım yoksa o bizi yok edecek. Devletimiz ve belediyemiz bu böcekle mücadelede destek veriyorlar ama sonrasında geleni önleyemiyoruz. Vatandaşlarımız evlerini ilaçlasın, bu toplu mücadeleyle olacak bir şey. Şuanda vatandaşlarımızın çoğu ilaçlıyor, ilaçlamayanlara şahsımın yardımcı olacağına ve ilaçları kendim alacağımı söylüyorum" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.