TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ortadoğu

AGRONEWS - Ortadoğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ortadoğu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Üre gübresinde kriz derinleşti: Ton fiyatı 34 bin TL’ye çıktı Haber

Üre gübresinde kriz derinleşti: Ton fiyatı 34 bin TL’ye çıktı

Ortadoğu’da yayılan savaş dalgası, küresel gübre piyasalarını altüst etti. Katar’ın enerji tesislerine yönelik füze saldırıları ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla tetiklenen kriz, Türkiye’de üre gübresinin maliyetini rekor seviyeye taşıdı. Çiftçiyi zor bir bahar dönemi bekliyor. Katar’da Rafineri Vuruldu, Doğalgaz Fiyatları Patladı 18 Mart gecesi Katar’ın devasa enerji kompleksi Ras Laffan’a düzenlenen füze saldırısı, küresel enerji piyasalarında şok etkisi yaptı. İran’ın misilleme listesinde yer alan 305 bin varil kapasiteli rafinerinin hasar görmesiyle birlikte, Avrupa’nın en likit doğalgaz merkezi olan Hollanda TTF fiyatları bir gecede %30’dan fazla artarak 72 €/MWh seviyesine fırladı. Bu rakam, Ocak 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Hürmüz Kapandı, Sevkiyat Durdu Dünya LNG üretiminin %25’ini tek başına karşılayan Katar’ın üretim ve sevkiyat kapasitesinin darbe alması, azotlu gübrelerin ana ham maddesi olan doğalgaz arzını kilitledi. ABD/İsrail ve İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı’nı kapatma noktasına gelmesiyle, birçok küresel üreticiye giden LNG akışı tamamen durdu. Mısır Üre Fiyatlarında "Yüzde 50" Şoku Savaşın başlamasıyla birlikte 480 $/ton FOB seviyelerinde olan Mısır granül Üre fiyatları, arz güvenliğinin ortadan kalkmasıyla 720 $/ton FOB rakamına ulaştı. Sadece 20 gün içerisinde yaşanan %50’lik bu devasa artış, ithalatçı ülkeleri ve son kullanıcı olan çiftçiyi doğrudan vurdu. Türkiye İçin Acı Tablo: Tonu 34.000 TL! Küresel piyasalardaki bu yükseliş, Türkiye iç piyasasına çok daha ağır bir maliyet tablosu olarak yansıdı. Gübre fiyatına eklenen; yüksek navlun giderleri, antrepo ve paketleme maliyetleri, ara nakliye ve işçilik masrafları, GTS barkod ve yasal yükümlülükler, güncel döviz kuruyla birleştiğinde üre gübresinin yurt içi maliyetini 34.000 TL/Ton seviyesine çıkardı. Tarımsal Üretimde "Maliyet Krizi" Kapıda Üre gübresindeki bu kontrolsüz yükseliş, sadece gübre sektörünü değil, ekmekten yağa kadar tüm gıda zincirini tehdit ediyor. Gübre maliyetlerinin bu seviyelerde kalması durumunda, çiftçinin üretim iştahının azalması ve gıda enflasyonunun yeni bir rekor kırması bekleniyor.

Küresel gıda fiyatlarında Hürmüz alarmı çanları Haber

Küresel gıda fiyatlarında Hürmüz alarmı çanları

DÜNYA petrol ticaretinin beşte birinin ve sıvılaştırılmış doğalgazın önemli kısmının Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyleyen dünyanın önde gelen gıda tedarik şirketlerinden ABD merkezli Cargill CEO’su Murat Tarakçıoğlu, bölgede yaşanan gerilimin sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda sistemini de temelinden sarstığını ifade etti. Modern tarımın enerji ve gübreye mutlak bağımlı olduğunu ve Körfez ülkelerinin dünyanın küresel azot ihtiyacının yüzde 25’ini karşıladığını belirten Tarakçıoğlu, pirinç, buğday ve arpa gibi temel tarım ürünlerinin sevkiyatlarının durdurulduğunu ve bunun birçok ülkeyi etkilediğini söyledi. Tarakçıoğlu, birçok ülkeyi etkileyen bu durumun Körfez ülkelerine bağımlı olmayan Türkiye’yi ise etkilemediğini ifade etti. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in, 28 Şubat’ta İran’ın çeşitli şehirlerine yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla başlayan ve İran’ın bölgedeki ABD üsleri ile İsrail anakarasını balistik füzelerle hedef almasıyla hızla bölgesel bir askerî çatışmaya dönüşen savaşla birlikte Ortadoğu’da tırmanan gerilim, küresel gıda tedarik zincirinin en kritik noktalarından birini tehdit ediyor. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatılması sadece enerji değil, tarım ürünleri ve gübre ticaretini de felç etme potansiyeli taşıyor. ENERJİ VE GÜBRE HÜRMÜZ’DEN GEÇİYOR Bölgedeki krizin dünya ekonomisine yansımalarını Hürriyet’e değerlendiren, dünyanın önde gelen gıda tedarik şirketlerinden ABD merkezli Cargill Gıda Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Murat Tarakçıoğlu, “Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçtiği ve sıvılaştırılmış doğal gazın önemli kısmının taşındığı bir deniz koridoru. ABD ve İsrail’in, İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede yaşanan gerilim, sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda sisteminin temelini sarsıyor. Çünkü modern tarım, enerji ve gübreye mutlak bağımlı ve bu iki girdi de Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor” dedi. GÜBRE TALEBİNİN EN YÜKSEK OLDUĞU DÖNEM Tarakçıoğlu’nun aktardığına göre, enerji kadar, hatta daha kritik olan başka bir sorun daha var. O da gübre. Çünkü, Hürmüz Boğazı’ndan dünya genelinde ticarete konu olan toplam gübre hacminin üçte birinden fazlası geçiyor. Aylık bazda değerlendirildiğinde, bölgeden 3 ila 3.9 milyon ton gübre sevkıyatı gerçekleşiyor. Bu miktarın 1.5 ila 1.8 milyon tonunu sülfür, 1.2 ila 1.5 milyon tonunu ise üre (azot gübresi) oluşturuyor. Katar, Suudi Arabistan ve İran, dünyanın en büyük azot gübresi ihracatçıları arasında yer alıyor. Bu üç ülke küresel azot ihracatının toplam yüzde 25’ini karşılıyor. Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması durumunda, küresel sülfür arzının yüzde 44’ü, üre arzının ise yüzde 30’u daralabilir. Sorun, zamanlaması itibarıyla de kritik. Çiftçilerin ekim sezonuna girdiği bahar ayları gübre talebinin de en yüksek olduğu dönem. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, tam bu dönemde gübre arzını kesintiye uğratmış durumda. Mısır gibi temel tarım ürünlerinde gübre arzının kısıtlanması küresel gıda tedarik zincirinin tamamına yayılabilir. DÜNYA GENELİNDE ENFLASYONU TETİKLER Bölgesel krizlerin tedarik zincirlerinde belirsizlik yarattığını belirten Tarakçıoğlu, bu tür dönemlerde, tedarik zincirlerinin esnekliğini artırarak hizmet sürekliliğini korumaya odaklandıklarını söyledi. Cargill gibi küresel gıda şirketlerinin bu tür krizleri yönetmek için kapsamlı bir strateji izlediğini belirten Tarakçıoğlu, savaşın bölgedeki olası ekonomik yansımalarını da şöyle değerlendirdi: “Savaşın etkisini çok net şekilde söyleyebilirim. Öncelikle petrolü etkiler. Körfez bölgesinden petrol akışı azaldığında fiyatlar yükselir. Petrol fiyatlarının artması demek, nakliye maliyetlerinin artması demek. Aynı zamanda petrokimya sektöründe üretilen ürünlerin fiyatları yükselir, fabrikaların maliyetleri artar ve doğalgaz fiyatları da yukarı gider. Bunların tamamı dünya genelinde enflasyonu doğrudan tetikleyen unsurlar olur. Petrole bağımlı ülkelerde ciddi krizler yaşanabilir. Özellikle petrol ithal eden Asya ülkeleri bu durumdan çok daha fazla etkilenir. Eğer Körfez’den petrol çıkışı durursa, bu ülkelerde ciddi sıkıntılar ortaya çıkabilir. Hatta bazı ülkelerde benzin kuyruklarının başladığına dair haberler görüyoruz. TÜRKİYE, KÖRFEZ’E BAĞIMLI ÜLKE DEĞİL Türkiye açısından ise tablo biraz farklı. Türkiye Körfez’e tamamen bağımlı bir ülke değil. Azerbaycan’dan gelen Bakü–Tiflis–Ceyhan hattı, Rusya’dan gelen hatlar ve Kuzey Irak’tan sağlanan tedarik var. Ayrıca Libya ve Cezayir’den de petrol geliyor. Bu nedenle Türkiye’nin enerji tedarikinde Körfez’e bağımlılığı sınırlı. Biz Akdeniz ülkesiyiz ve tedarikimizi daha çok bu hatlar üzerinden sağlıyoruz. Malezya gibi uzak bölgelerden gelen bazı ürünler Kızıldeniz üzerinden veya Afrika’nın etrafından taşındığı için maliyet ve süre artabilir, ancak Türkiye’nin genel gıda arzında ciddi bir sıkıntı beklenmez. Akdeniz’de bir savaş olmadığı sürece Türkiye’nin gıda güvenliği açısından büyük bir risk görünmüyor. Ancak Avrupa için aynı şeyi söylemek zor. Avrupa bu süreçten daha fazla etkilenebilir. GIDA FİYATLARI ARTAR MI Gıda fiyatlarında artış olup olmayacağının savaşın süresine bağlı olduğunu söyleyen Murat Tarakçıoğlu’na göre, savaşın birkaç hafta içinde sonlanması durumunda gıda fiyatlarında bir artış görülmeyebilir. Bununla birlikte gıda tedarik zincirinin enerji yoğun yapısı, risk faktörünü artıracağı görüşünde. Tarakçıoğlu, “Gıda ve Gübre Güvenli Geçiş Girişimi” adında yeni bir mekanizma öneriyor. Bu mekanizma, askeri bir deniz koridoru oluşturmak yerine, gıda ve gübre tankerlerine yönelik ticari geçiş düzenlemelerini koordine edecek ve İstanbul merkezli bir platform biçiminde işletilebilecek.

Avokadoda erken hasat uyarısı Haber

Avokadoda erken hasat uyarısı

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde Ziraat Mühendisi Yavuz Çetin, Gazipaşa’da para kazanma hırsı ve hırsızlık olayları yüzünden geçtiğimiz yıllarda avokadonun erken hasat edildiğini hatırlatarak, “Erken hasat edilmiş avokadolar, olgunlaşmadığı için ihracat ve market kanadında gerekse hallerde satıldığı andan itibaren bir ay boyunca olgunlaşmıyor ve sonra çürüyüp gidiyor. Bundan kaynaklı da avokadonun pazarı kapanıyor. Üreticilerimiz ve tüccarlarımız gerekli önlemleri almalılar” dedi. Gazipaşa’da üretimi hızla artan avokadonun hasat mevsimi yaklaşıyor. Olgunlaşma aşamasında olan avokadoların erken hasat edilmesinin kritik sonuçlar doğurduğuna dikkat çeken Ziraat Mühendisi Yavuz Çetin, avokado üreticilerine “Erken hasat etmeyin” uyarısında bulundu. Erken hasadın kâr değil zarar ettireceğini söyleyen Çetin, Tropikal meyvelerde, özellikle avokadolardaki pazarın oluşmamasındaki en büyük problemimiz, erken hasattır. Erken hasat edilmiş avokadolar, olgunlaşmadığı için gerek ihracat kanadında, gerek market kanadında gerekse hallerde satıldığı andan itibaren bir ay boyunca olgunlaşmıyor ve lastik gibi olduktan sonra çürüyüp gidiyor. Bundan kaynaklı da avokadonun pazarı kapanıyor” dedi. “Üretici ve tüketicilerin hasat takvimini takip ederek önlem almaları gerekiyor” Üretici ve tüketicilere uyarıda bulunan Çetin, konuşmasına şöyle devam etti: “En yakın Avrupa noktasına da 27 günde ulaşıyor. Bundan kaynaklı Türkiye avokadosu coğrafi konum bakımından hem Avrupa’ya, hem Ortadoğu’ya hem de Rusya’ya yakın, en uzak noktasına tırlarımızla bir hafta gibi bir sürede gönderebiliyoruz. Avokadonun erken hasat edilmesinin bir diğer özelliği de hırsızlık sorunu. Her avokadoyu olduğu zamanda alabilseler büyük oranda hırsızlığın da önüne geçilme ihtimali yüksek. Avokado, önümüzdeki süreçlerde yeşil altın olarak anılan bir bitki ve gün geçtikçe de ekim alanları artıyor, tanınırlığı artıyor. Değerli bir gıda olduğu için, sağlıklı olduğu için de diyetisyenlerin de yoğun önerileri arasında yer alıyor. Hem üreticilerimizin hem tüccarlarımızın hem de tüketicilerimizin avokadonun cinslerine göre hasat takvimini takip ederek önlem almaları gerekiyor.” Avokado cinsleri hakkında da bilgi aktaran Ziraat Mühendisi Yavuz Çetin; “Clifton cinsi avokadolarımız, iklime bağlı olarak sıcak ve deniz kıyısı olan sıcak bölgelerde 1 Ağustos itibari ile toplanabiliyorken dağlık ve rakımı yüksek yerlere çıktığımız zaman 15 Ağustos’a kadar olgunlaşma süresi sarkabiliyor. Bu noktada da üreticilerimizin ve tüccarlarımızın dikkatli olması gerekiyor. Fuerte cinsi avokadoların Ekim ayı gibi toplanmasını öneriyoruz. Bu türleri zaten 2-3 aşamada olgunlaştıkça topluyoruz. Yağ oranları arttıkça lezzetleri artıyor ve olgunlaşmaları söz konusu olabiliyor. Bacon cinsi avokadolarımız, Ekim ayının ilk haftası gibi toplanması söz konusudur. Ondan sonra da olgunlaşmaları olağan olabilir” ifadelerini kullandı.

Hatay merkezli deprem Orta Doğu'da birçok ülkede hissedildi Haber

Hatay merkezli deprem Orta Doğu'da birçok ülkede hissedildi

Lübnan'da başkent Beyrut başta olmak üzere tüm kentlerde hissedildi. Paniğe kapılan vatandaşlar dışarı çıkarak toplanma alanlarına geçti. Hatay'ın Defne ilçesinde 6,4, Samandağ ilçesinde 5,8 büyüklüğünde iki deprem oldu Hatay merkezli deprem Suriye, Ürdün, Irak, Filistin, İsrail ve Mısır'da da hissedildi. Lübnan’da halk sokaklara döküldü Depremin ardından başkent Beyrut’un birçok mahallesinde insanların evlerini terk ederek sokaklara döküldüğü gözlendi. Özellikle şehirde eski yapılaşmanın yoğun olduğu Tarik el-Cedid ve Dahiye mahallelerinde sokakları dolduran halk daha sonra yakınlardaki boş alanlarda toplanmaya başladı. Kas Kas Mahallesinde yer alan Horş Parkı'nda binlerce kişi toplandı. Ailesiyle geldiği parkta AA muhabirine konuşan Nadir Acin, sarsıntı nedeniyle endişelendiklerini, çocukların korktuğunu ve sokağa çıktıklarını söyledi. Acin, özellikle Tarik el-Cedid Mahallesi sakinlerinin neredeyse tamamının sokağa döküldüğünü belirtti. Bölge sakinlerinden bir diğeri de sarsıntı sonrası endişeyle çocuğunu ve köpeğini alarak sokağa çıktıklarını dile getirdi. Belediye, Tarik el-Cedid Mahallesi’nde bulunan bir futbol sahasını da insanların toplanması için açtı. Beyrut sakinleri endişeli Beyrut'un güneyindeki Şatilla Mülteci Kampı sakinlerinden Suriyeli Ziyad ise ailesiyle evdeyken şiddetli deprem meydana geldiğini, eşiyle çocuklarını alarak hızla dışarı çıktıklarını aktardı. Ziyad, büyük bir depremde evlerin hepsinin yıkılmasından endişe ettiklerini belirtti. Beyrut'un birçok bölgesinde halkın araçlarıyla boş alanlara gitmeye çalışması trafikte de sıkışıklığa neden oldu. Lübnan'ın diğer kentlerinde de halk sokaklarda Lübnan medyasına göre ülkenin kuzeyinde, depremin merkez üssü Hatay'a daha yakın bir konumda bulunan Trablusşam kentinde de halk sokaklara döküldü. Birçok eski yapının bulunduğu şehirde vatandaşlar Reşid Kerame Fuar Alanı’nda toplandı. Kıyı şeridindeki Trablusşam ve Beyrut’un yanı sıra Akkar, Sayda ve Sur kentlerinde de vatandaşların evlerinden çıkarak arabalarının içinde beklediği kaydedildi. Ayrıca stadyumlar halkın toplanması için açıldı. Lübnan'da depremin can kaybı ya da hasara yol açmadığı ifade edildi.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.