TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Pandemi

AGRONEWS - Pandemi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pandemi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İzmir’de Tarım Örgütlerinden Su Krizi Tepkisi Haber

İzmir’de Tarım Örgütlerinden Su Krizi Tepkisi

İzmir’deki ziraat ve tarım örgütleri, son dönemde artan kuraklık ve su krizi tartışmalarında tarımın haksız bir şekilde hedef gösterilmesine dikkat çekti. Ziraat Odaları İzmir Koordinasyon Kurulu, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Sulama Kooperatifleri İzmir Birliği, Ziraatçılar Derneği İzmir Şubesi, İzmir Tarım Grubu, Kent Konseyi Tarım Çalışma Grubu ve Türkiye Ziraatçılar Derneği ortak basın açıklaması yaptı. Türkiye Ziraatçılar Derneği MYK Üyesi İzmir Şube Başkanı İlker Ağın ise su varlıklarının korunmasının zorunluluk olduğunu belirterek, “Ne kadar su varsa o kadar tarım var. Bunu unutmamak gerekiyor” ifadelerini kullandı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Hakan Çakıcı da arazi kullanım planlamasının önemine dikkat çekerek, “Her zaman suya ulaşmak, sağlıklı suya ulaşmak ve sağlıklı gıdaya ulaşmak üstün kamu yararı terimiyle ön plana çıkmalıdır” diye konuştu. "YAKLAŞIM EKSİK VERİYE DAYALI" İzmir Kent Konseyi Tarım Çalışma Grubu’ndan Ahmet Tomar, yaptığı açıklamada, “Son yıllarda artan kuraklık, iklim değişikliği ve su krizi tartışmalarında tarım sektörü sıklıkla su tüketiminin başlıca sorumlusu olarak gösterilmektedir. Ancak bu yaklaşım eksik veriye dayalı, bütüncül bakıştan uzak ve stratejik açıdan sakıncalıdır” dedi. Tomar, tarımda kullanılan suyun büyük kısmının doğal su döngüsüne geri döndüğünü vurgulayarak, “Dünya genelinde su kullanımının yaklaşık %70’i tarımsal üretimde gerçekleşmektedir. Türkiye’de ise bu oran %75’dir. Tarımda kullanılan suyun önemli bir bölümü toprak, yeraltı suyu ve atmosfer sistemi içinde yeniden dolaşıma katılmaktadır” ifadelerini kullandı. Ayrıca sulanan alanların dünya tarımsal üretiminde kritik rol oynadığını belirten Tomar, “Dünya toplam işlenen tarım alanlarının yaklaşık %20’si sulanmaktadır. Sulanan alanlar, dünya tarımsal üretiminin yaklaşık %40’ını sağlamaktadır. Bitkisel üretim değerinin yaklaşık %50–55’ini, sebze üretiminin %70’ten fazlasını, meyve üretiminin büyük bölümünü, pamuk, mısır, çeltik gibi stratejik ürünlerin neredeyse tamamını sulanan alanlar karşılamaktadır” dedi. "TARIM GIDA GÜVENLİĞİNİN TEMELİDİR" Tomar, Türkiye’nin kişi başına düşen su miktarının yaklaşık 1.300 m³ olduğunu ve önümüzdeki yıllarda bunun 1.000 m³’ün altına düşme riskine dikkat çekerek, “Bu gerçek, suyun her sektörde daha verimli yönetilmesini zorunlu kılmaktadır. Ancak çözüm; tarımı ötekileştirmek, üreticiyi suçlamak ya da tarımsal üretimi kısmak değildir” ifadelerini kullandı. Tarımın stratejik önemini vurgulayan Tomar, “Tarım; gıda güvenliğinin temelidir. Milli güvenlik açısından stratejik bir sektördür. Kırsal istihdamın ve sosyal dengenin ana unsurudur” diyerek pandemi süreci, Rusya-Ukrayna savaşı ve küresel krizlerin, gıda arzının enerji ve savunma sanayi kadar kritik olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. "TARIM SEKTÖRÜ SUYU İSRAF EDEN BİR ALAN DEĞİL" Tomar, su sorunlarının kaynağını havza bazlı üretim planlamasının yetersizliği, su tüketimi yüksek ürünlerin yanlış bölgelerde yetiştirilmesi, açık kanalet sistemi ve vahşi sulama yöntemleri ile yeraltı suyunun kontrolsüz kullanımı olarak özetledi. Çözüm önerilerini de sıralayan Tomar, “Havza bazlı üretim planlaması yapmak, modern basınçlı sulama sistemlerini yaygınlaştırmak, su verimliliği yüksek üretim modellerine geçmek, arıtılmış atık suların tarımda kullanımını artırmak ve çiftçiyi teknoloji ile desteklemek doğru yaklaşımdır. Tarım sektörü ‘su israf eden bir alan’ değil, doğru yönetilmediğinde risk oluşturan bir alandır. Çözüm; üretimi azaltmak değil, verimliliği artırmaktır. Su politikaları ile tarım politikaları birlikte ele alınmalı; sürdürülebilir, bilimsel ve stratejik bir yönetim anlayışı benimsenmelidir” dedi. İLKER AĞIN: "SADECE ÜRETİM İLİŞKİLERİNİ DEĞİL, KAR VE ÇEVRENİN İLİŞKİLERİNİ DE BİRLİKTE DÜŞÜNMEK DEMEKTİR” Türkiye Ziraatçılar Derneği MYK Üyesi İzmir Şube Başkanı İlker Ağın, Bozdağ ve çevresinde altın aranmasının önünü açan ihaleye tepki gösterdi. Ağın, Tarım Bakanlığı’nın geçen yıl teoride kalan su merkezli tarım planlamasına işaret ederek, “Biz kuyularımızın ne kadar kaçak olduğunu, o kuyularda ne kadar su çekildiğini bilmeden, böyle sıcak bir iklimde Türkiye’nin Hollanda’sı olma iddiasındaki Küçük Menderes’e teslim etmenin nedenlerini ortadan kaldırmadan, aynı zamanda sularımızı kontrolsüzce ve hunharca tüketirken bir taraftan kirleterek ama bir taraftan da su fakirliğine doğru hızla ilerlediğimiz bir dönemde su varlıklarımız olan dağlarımızı, ovalarımızı, ormanlarımızı, özellikle madencilik faaliyetleri adı altında talan ederken bir taraftan kirletirken böyle bir planlamadan üretmek mümkün değil” ifadelerini kullandı. “SU VARLIKLARIMIZ HER YÖNÜYLE KORUNMALI” Ağın, madencilik faaliyetlerinin su kaynaklarını tahrip ettiğini vurgulayarak, “Su varlıklarımız her yönüyle korunmalı. Özellikle madencilik faaliyetleri adı altındaki su varlıklarımızın tahribatını hızla önüne geçirmeliyiz." dedi. “NE KADAR SU VARSA O KADAR TARIM VAR” Kuraklığa dayanıklı ürünlerin önemine dikkat çeken Ağın, “Hiçbir ürün birbirinin yüzde yüz ikamesi değildir. Su alabilen bir çiftçiden 11 birim ürün alabilirsiniz, kuraklığa dayanıklı ektiğiniz bir çeşit ise 5 birim verir. Ne kadar su varsa o kadar da tarım var. Bunu unutmamak gerekiyor” ifadelerini kullandı. “ÇİFTÇİ ÖRGÜTLÜ YAPILARLA DESTEKLENMELİ” Ağın, tarım planlamasında çiftçilerin örgütlü yapılarla desteklenmesinin önemini şöyle açıkladı: “Çiftçi ancak örgütlü bir yapı içerisinde hem kontrol edilebilir, hem planlanabilir, hem de her şey denetlenebilir. En başta bizim tarımda üreticilerimizin sağlıklı örgütlerle bu süreç üzerinden planlama yapması gerekiyor.” HAKAN ÇAKICI: “KAYNAKLAR DOĞRU KULLANILMIYOR” TMMOB Ziraat mühendisleri odası İzmir şube başkanı Hakan Çakıcı, arazi kullanım planlamasının Türkiye’de ihmal edildiğini belirterek, suya ve sağlıklı gıdaya erişimin üstün kamu yararı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çakıcı, yerleşim alanları, tarım arazileri, sanayi bölgeleri ve maden sahalarının bilimsel esaslara göre planlanmamasının ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti. “ARAZİ PLANLAMASI TÜRKİYE’DE YOK SAYILIYOR” Türkiye’de arazi planlamasına ilişkin bütüncül bir çalışma yapılmadığını dile getiren Çakıcı, “Bizim temelde anlattığımız konu arazi planlamasıdır. Suyun dağılımının planlanması, ürün desenlerinin hazırlanması gibi konular bunun içindedir. Ancak Türkiye’de maalesef arazi planlaması ile ilgili ciddi ve kapsamlı bir çalışma yapılmıyor” dedi. Arazi planlamasının; yerleşim alanlarının, tarım alanlarının ve sanayi bölgelerinin doğru konumlandırılmasını kapsadığını söyleyen Çakıcı, bu alanların birbirine karıştığını ve bunun da çevresel ve ekonomik sorunları büyüttüğünü belirtti. “TARIM ALANLARINA MADEN BASKISI PLANLAMA EKSİKLİĞİNİN SONUCUDUR” Özellikle altın madenleri üzerinden yaşanan tartışmalara dikkat çeken Çakıcı, “Tarım alanlarına madenlerin verdiği zarar gündeme geldiğinde, aslında planlama eksikliğiyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz” diye konuştu. Bu noktada kamu yararı kavramının doğru yorumlanması gerektiğini vurgulayan Çakıcı, sağlıklı suya ve sağlıklı gıdaya erişimin “üstün kamu yararı” olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “SAĞLIKLI SU VE GIDAYA ERİŞİM ÜSTÜN KAMU YARARIDIR” Çakıcı, “Her zaman suya ulaşmak, sağlıklı suya ulaşmak ve sağlıklı gıdaya ulaşmak üstün kamu yararı terimiyle ön plana çıkmalıdır. Planlamayı bu önceliğe göre yapmak zorundayız” ifadelerini kullandı. Enerji ve maden ihtiyacı gibi gerekçelerle kısa vadeli çözümlere yönelmenin uzun vadede daha büyük sorunlar doğurduğunu belirten Çakıcı, vatandaşın sağlıklı yaşam hakkının göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi. “BAKANLIKLAR ARASI KOORDİNASYON YETERSİZ” Çevre, şehircilik ve iklim politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade eden Çakıcı, geçmişte bu başlıkların bir araya getirilmesi yönünde adımlar atıldığını ancak uygulamada beklenen bütüncül yaklaşımın sağlanamadığını söyledi. “Çevreye zarar vermeden, iklim değişikliğini de dikkate alarak tüm sürecin organize edilmesi gerekir” diyen Çakıcı, yanlış tarım politikaları ve günübirlik enerji çözümlerinin arazi kullanım planlamasını ikinci plana ittiğini kaydetti. Gelinen noktada temel sorunun kaynakların doğru planlanmaması olduğunu belirten Çakıcı, “Temelde kaynakların doğru kullanılmaması, planlamanın doğru yapılmamasından kaynaklanıyor. Bu nedenle hem su hem toprak hem de tarım alanları üzerindeki baskı artıyor” dedi. Çakıcı, arazi kullanım planlamasının bilimsel veriler ışığında ve kamu yararı öncelenerek yapılması gerektiğini söyledi.

Hisarcıklıoğlu, Elazığ’da Tarım Ve Hayvancılığa Sahip Çıkın Haber

Hisarcıklıoğlu, Elazığ’da Tarım Ve Hayvancılığa Sahip Çıkın

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, "Tarım ve hayvancılıktan vazgeçmeyin. Zor zamanlar olabilir ama gördüğümüz iki şey, pandemi ve Rusya ve Ukrayna savaşında gördük ki tarım ve hayvancılık dünyanın olmazsa olmazıdır" dedi. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası tarafından açılan TSO Genel Ticaret Fuarının açılışına katılmak için Elazığ’a geldi. Burada fuarı inceleyen Hisarcıklıoğlu daha sonra Elazığ Ticaret Borsasına gelerek Başkan Mehmet Ali Dumandağ ve yönetimiyle buluşup açıklamalarda bulundu. "Dünya’da son 10-15 yılda fiyatı en çok artan ürünler tarım ve hayvancılık fiyatları oldu" Tarım ve hayvancılığın Elazığ ekonomisinin can damarı olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, "Tarım ve hayvancılık sanayiye de girdi sağlayan bir sektördür. 85 ton üzüm öküzgözü ve boğazkere üzüm üretimiyle, 19 bin ton alabalık, büyükbaş hayvancılıkta da Elazığ merkez durumda. Arıcılıkta çok güçlü, tarıma dayalı sanayi gelişmiş durumda. Borsamız da 1937’den bu tarafa Elazığ’ımızın tüccarı ve sanayicinin hizmetinde. İnşallah gelecek yıl 90 yaşını kutlayacak. Borsamız akredite bir borsa. 5 yıldızlı bir borsa. YÖK ile imzaladığımız protokol kapsamında Fırat Üniversitesi Baskil Meslek Yüksek Okuluna hamilik yapıyorsunuz. Ticaret Borsa ve Konseyinde Mehmet Ali Dumandağ ile beraber çalışıyoruz. Ben orada onun bilgisi ve tecrübesinden istifade ediyorum. TOBB olarak LİDAŞ ve Türkiye Ürün İhtisas Borsasını kurduk. Burada hizmet ediyoruz. Sakın ha sakın tarım ve hayvancılıktan vazgeçmeyin. Zor zamanlar olabilir ama gördüğümüz iki şey, pandemi ve Rusya ve Ukrayna savaşında gördük ki tarım ve hayvancılık dünyanın olmazsa olmazıdır. Çünkü dünyaya iki Türkiye nüfusu ilave oluyor. Her yıl dünyada da yaklaşık bir Türkiye nüfusu kadar az gelirliden orta gelirli gruba insan geçiyor. Bunlar hep tüketecek. Nüfus arttıkça tüketim artacak. Son 10-15 senede dünyada fiyatı en çok artan ürünler tarım ve hayvancılık ürünlerinin fiyatı artmış. İnsan çoğalıyor, insan tarımdan kopuyor. Kopunca da tüketmek durumunda kalıyor. Köyden kopup kente geldi mi tüketmek durumunda kalıyor. Onun için yaptığınız meslek doğru meslektir. Buradan vazgeçmeyin diyorum" ifadelerini kullandı. "Bizim yaptığımız her işte başkanımızın büyük emekleri var" Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ, "Başkanımız sadece Elazığ’ı değil tüm Türkiye ve Avrupa’yla ilgileniyor. Kendileriyle Mısır’da beraberdik. Çok güzel toplantılar yapıldı. Mısır’ın odalar birliği başkanı ve cumhurbaşkanımızla birlikte çok dolu günler geçti. Başkanımıza çok teşekkür ederim. Bizim yaptığımız her işte kendilerinin büyük emekleri var. Şu an besi OSB projesine 2017’de başladık. Şu anda orada 61 parselimiz var. Besi OSB’nin bir kısmının tahsisleri yapıldı. Geri kalan kısmı da 2026 yılında yapılacak. Orada 8 bin büyükbaş hayvan barınabilecek. Yeni hayvan pazarı için de yeni bir yaptık sağ olsun başkanımız bizlere yine destek oldu. Biz cesareti sizden alıyoruz. Bu cesaretle de çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Bugün Elazığ Ticaret Borsası olarak coğrafi açıdan en büyük alana hizmet veriyoruz. Tunceli, Bingöl ve Muş’a hizmet veriyoruz. Tunceli’nin geliri artarsa orada da temsilcilik açacağız" dedi.

Genç Çiftçi Gül Dural, Yatağan’da Zeytincilikle Yeni Bir Hayat Kurdu Haber

Genç Çiftçi Gül Dural, Yatağan’da Zeytincilikle Yeni Bir Hayat Kurdu

Muğla'nın Yatağan ilçesinde üniversiteden müzik öğretmeni olarak mezun olduktan sonra baba ocağına dönen 28 yaşındaki Gül Dural, pandemide başladığı baba mesleğinde huzuru buldu. Sosyal medyadan etkilenerek tarıma yönelen Dural, "Genç Çiftçi" olarak üretime katkı sağlarken, toprağı olan herkese "Üretin" çağrısında bulundu. Zeytin hasadının yoğunlaştığı şu günlerde, tarlada sadece ürün değil, hayat hikayeleri de toplanıyor. Müzik öğretmenliği bölümünden mezun olan 28 yaşındaki Gül Dural, rotasını memleketindeki zeytin bahçelerine çevirdi. Pandemi sürecinde ailesine yardım etmek için girdiği tarlada, toprağı yeniden keşfeden Dural, şimdilerde "Genç Çiftçi" olarak ailesinin en büyük destekçisi oldu. Baba Dural: "Kızım genç çiftçi olarak bize güç veriyor" Yıllardır zeytincilikle uğraşan baba İbrahim Dural, bu yılki hasat dönemi ve kızının desteği hakkında konuştu. Zeytinlerin bu yıl ne çok iyi ne de çok kötü olduğunu, kendi yağlarında kavrulduklarını belirten baba Dural, "İdare ediyoruz, 250-300 TL arasında yağ fiyatları oluyor. Kızım müzik öğretmeni, burada bize yardımcı oluyor. İşte 'Genç Çiftçi' olarak yanımızda, bize destek veriyor" ifadelerini kullandı. "Pandemide kendimi yeniden keşfettim" Müzik öğretmenliği mezunu olan Gül Dural, tarladaki serüveninin pandemiyle başladığını anlattı. Başlangıçta tarım işlerini pek sevmediğini itiraf eden Dural, sürecin nasıl değiştiğini şu sözlerle aktardı: "Atanamadığım için burada aileme yardım ediyorum. Genç bir kadın çiftçi olarak bu zorlu bir süreç. Normalde yaşım daha küçükken ben bu işleri çok sevmiyordum. Ama insan zamanla kendini tekrar keşfediyor ve yeni şeyler öğreniyor. Pandemi sürecinde üniversite okuduğum için hasat zamanlarında burada değildim. Ancak pandemi nedeniyle buraya gelip, hiçbir yere çıkamayınca aileme yardım etmeye başladım. Zeytinde, sebze yetiştiriciliğinde, babamın ektiği arpa ve buğdayda çalıştım. Açıkçası tarımla uğraşmak, işin mutfağında olmak hoşuma gitti" İlham kaynağı sosyal medya oldu Bu yola girmesinde sosyal medyanın da etkisi olduğunu belirten Dural, İstanbul'dan gelip organik tarım yapan bir kadının hikayesinden esinlendiğini söyledi. Dural, "Sosyal medyada İstanbul'dan gelmiş bir hanımefendi karşıma çıktı. Kendi organik tarım yapıyormuş ve başlarken bu işlerle alakalı hiçbir şey bilmiyormuş. Bayağı da başarı kazanmış. Ondan esinlendim ve 'Niye ben de yapamayayım?' dedim. Bu yola baş koydum. Umarım ilerleyen süreçlerde daha da başarılı olurum" dedi. "Toprağı olan herkes ekmeli" Zeytin veriminin geçen seneye göre çok daha iyi olduğunu, geçen yıl neredeyse hiç verim alamadıklarını belirten genç girişimci, toprağı olan herkese de önemli bir çağrıda bulundu: "Bu işte ilerlemek istedim, tercihim bu yönde oldu. Sadece iş arayanlara değil, herkese çağrım var. Bence toprağı olan herkes ekmeli. O toprak orada boşuna kalmamalı. Çünkü üretmeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Toprağı olan herkes üretsin"

Antalya, Gıda İsrafına Karşı Bilinçlendirme Toplantısı Düzenledi Haber

Antalya, Gıda İsrafına Karşı Bilinçlendirme Toplantısı Düzenledi

Antalya'da düzenlenen 'Tarım Gündem' toplantısında israfa dikkat çekildi. Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, üretilen gıdanın 3'te 1'i çöpe giderken, dünyada 1 milyar insanın yatağa aç girdiğini söyledi. Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) iş birliğinde düzenlenen "Tarım Gündem" programının konukları Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu ile Tüketici Konfederasyonu Başkan Vekili ve Tüketici Merkezi Başkanı İbrahim Güllü oldu. Antalya Ticaret Borsası Basın Danışmanı Vahide Yanık'ın sunduğu programda, 16 Ekim Dünya Gıda Günü nedeniyle gıda üretimi, güvenli gıda, gıdaya erişim konuları gündeme geldi. Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, FAO'nun Dünya Gıda Günü'nün bu yılki temasını "Daha iyi gıdalar ve daha iyi bir gelecek için el ele" olarak belirlediğini belirterek, sadece gıdaya değil iyi gıdaya erişimin önemine dikkat çekti. Türkiye'nin tarım potansiyelinin yüksek olduğunu ancak sürdürülebilirlik politikalarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Manavoğlu, "Mesela su kaynaklarımızı bilinçsizce tüketiyoruz. Sulama sistemlerinde teknolojiyi yeterince kullanmıyoruz. Bu durum gelecekte gıda üretimimizi olumsuz etkileyecek" dedi. "Sağlıklı beslenme bir insan hakkıdır" diyen Manavoğlu, pandemi, iklim değişikliği ve savaşlar nedeniyle gıdanın öneminin daha fazla hissedildiğini, üretimin teşvik edilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini ifade etti.

Bakan Bolat: Haber

Bakan Bolat: "İhracatçılara Yeni Destekler Yolda"

KOCAELİ (İHA) - Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ihracatçılar için önemli finansman desteklerini açıkladı. Bolat, ihracat reeskont kredi limitlerinin 4 milyar liraya yükseltildiğini, Merkez Bankası'nın sağladığı kredilerin maliyetinin ise 6 puan düşürülerek yüzde 29,93'e indirildiğini belirtti. Ayrıca, ihracatçılara aylık 150 milyon dolara kadar döviz reeskont kredisi tahsis edileceğini duyurdu. Gebze'de Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile bir merkezin açılışında konuşan Bolat, Türkiye'nin 140 bin ihracatçıyla 240 noktaya ticaret yaptığını belirtti. "Türkiye olarak ticaretimizi arttırmak için ihracatımızı arttırıp, döviz kazanmak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Dün Kuzey Makedonya'da da iş insanlarımızı görünce, ihracatçılarımızı görünce iftihar ettik. Balkanlar deyip geçmeyelim. Balkanlarla bizim 35 milyar dolar ticaretimiz var. Bunun içinde yaklaşık 23 milyar doları ihracatımız, 12 milyar doları ithalatımız. Cari fazla veriyoruz ve Avrupa pazarlarına oralardan açılıyoruz. Ulaşamadığınız yer sizin değildir. O yüzden dünyanın her noktasına, 240 ihracat noktasına gitmek için 140 bin ihracatçıyla bu çabaları gösteriyoruz" dedi. "REEL BÜYÜME 9 AYDA 103.2'YE ULAŞTI" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ihracatçıların yanında olduklarını belirterek, "Covid gibi, Ukrayna-Rusya savaşı gibi, İsrail'in soykırımının devam etmesi gibi, Suriye'deki sıcak hava gibi çok çalkantılı süreçleri ve tabii ki iki büyük deprem gibi felaketleri en az hasarla Cumhurbaşkanımızın vizyonu ve liderliğiyle atlatmayı başardık" diyen Bolat, yeni dönemde dayanışma içinde çalışarak bu zorlukları aşmayı hedeflediklerini ekledi. "Sabırla ve fedakarlıkla zorlu bir süreçte depremin yaralarını hızla sararken, ekonomimizin de büyüme, istihdam, ihracat artışı gibi ana makro göstergelerde 2024'ü başarıyla geçirmesini sağladık" dedi. 2023’ün ilk 9 ayında reel büyümenin 103.2 olduğunu ifade eden Bolat, "1.9 puanlık katkı net mal ve hizmet ihracatından geldi. İhracatımızın yüzde 93'ü sanayi ürünlerimiz, 31 milyar dolar da tarım ürünlerimizden geldi. Madencilerimiz de 5.5 buçuk milyar dolarla katkı yapıyorlar" diyerek bu başarıda emeği geçen herkese teşekkür etti. "EXİMBANK SERMAYESİ 4 KAT ARTIRILDI" Bakan Bolat, "Dün Merkez Bankamız biliyorsunuz politika faiz oranını 2.5 puan düşürdü. Tam 22 ay ay sonra iş yapan düşüş trendi başladı. Bu gerçekten gelecek adına iyimser beklentileri arttıracak bir gelişme olacaktır. Enflasyondaki düşüş hızlandıkça önümüzdeki aylarda inşallah Merkez Bankası da bu durumu görerek gerekli aksiyonları alacaktır" dedi. Son 19 ayda Eximbank'ın sermayesinin 13,8 milyar liradan 55,3 milyar liraya çıkarıldığını açıklayan Bolat, reeskont kredilerinin emek yoğun sektörlere yönlendirileceğini ifade etti. Döviz kredisi imkânının KOBİ'lere de öncelikli olarak sunulacağını vurguladı. "DIŞ TİCARET AÇIĞINI 27 MİLYAR DOLAR AZALTTIK" Türkiye'nin 11 ayda dış ticaret açığını 27 milyar dolar azalttığını söyleyen Bolat, "Türkiye ekonomisinde döviz konusu her zaman en ciddi konudur. Dövizdeki istikrarlı süreç ve döviz yeterliliğinin artması, para ve mali piyasalarda öngörülebilirliği arttırmakta, fiyatlama davranışlarında daha uzun vadeli bakışları ve öngörülebilecekleri arttırmakta ve bu anlamda da dünya piyasaları açısından da firmalarımızın rekabetinin artması için, ihracat pazarlarını kovalamaları için önemli fırsatlar sağlamaktadır. Biz Ticaret Bakanlığı olarak bütçemizin yüzde 60'ını ihracatçılarımıza destek olarak tahsis ediyoruz. Geçen yıl 38 milyar liralık bütçemizde 21.5 milyar lira belirlenmiş destek limitini dahi aşarak ihracatçılarımızı son nefesine kadar destekledik" dedi. Suriye ile ticari ilişkiler konusunda değinen Bolat, "Hazırlıklarımızı tam gaz ilerletiyoruz. Zaten ihracat bazı ürünler hariç serbestti. Biz Suriye'ye 2 milyar dolara yakın ihracat yapıyorduk. Yeni dönemde inşallah Suriye'de yeni yönetimin de ülkeyi ayağa kaldırması noktasında Türk sanayicileri ve ilaççıları, ihracatçıları, yatırımcılar olarak hep birlikte bir takım çalışması yapacağız. Gümrük rejimlerimiz ona göre hazırlanıyor" diyerek sözlerini tamamladı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.