TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık

AGRONEWS - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ZONGULDAK, KESTANE BALINDA İKİ YIL ÜST ÜSTE ALTIN ÖDÜL ALDI Video Galeri

ZONGULDAK, KESTANE BALINDA İKİ YIL ÜST ÜSTE ALTIN ÖDÜL ALDI

Zonguldak'ta yaşayan Akosman çifti, 9 yıl önce 40 kovanla başladıkları arıcılık yolculuğunda "Kestane balının diyarı Zonguldak" sözünü uluslararası arenada kanıtladı. Saflık ve kalite göstergesi olan prolin değeri dünya standartlarının üzerinde çıkan Zonguldak kestane balı, önce Londra'da ardından Paris'te düzenlenen uluslararası yarışmalarda iki yıl üst üste ‘altın bal' ödülüne layık görüldü. Kilimli ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Muhammet Akosman, dedesinden ve ailesinden devraldığı arıcılık mesleğini akademik eğitimle birleştirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arıcılık Bölümü'nden mezun olan Akosman, 2016 yılında kendi işletmesini kurdu. Devlet desteğiyle 40 kovanla başladığı üretimini, eşiyle birlikte her yıl büyüttü. Muhammet Akosman, üretim sürecini ve elde edilen başarıyı şu sözlerle anlattı: "Zonguldak bölgesinde kestane balı ve arı ürünleri üreticisiyim. Dededen gelen bir mesleğimizi devam ettiriyoruz. Zonguldak bölgesi endemik bitkiler var. Özellikle kestane balı dünya standartlarının üzerinde bir bal ve kalitesi de bu kadar yüksek. Biz bu balı iyi bir şekilde üretmeye çalışıyoruz. Arıcılığa çok önem veriyoruz. Önem verdiğimiz için en iyi sonuçları elde ettik. 2024 senesinde Londra'da Altın Bal Ödülü almıştık. 2025 üretimi üretimde ise bu sefer Paris'e Uluslararası Bal Yarışması'na katıldık." "İki sene peş peşe ödül almak gurur verici" Akosman, iki yıl üst üste kazanılan altın ödüllerin kendileri ve Zonguldak için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. 2024 yılında Londra, 2025 yılında da Paris'te ödül aldıklarını söyleyen Akosman, "Bu yarışmayla da birlikte yine iki sene iki üst üste altın balı ödülünü almış olduk. Yani bu konuda çok mutluyuz, gururluyuz hatta. 2025 senesinde ürettiğimiz kestane balıyla Paris'e bu sefer yarışmaya katıldık. Yine uluslararası arenada Paris'te altın ödülünü aldık. 2 sene peş peşe altın ödülünü almak, Zonguldak'a bu ödülü getirmek çok güzel. Bizim için çok gurur verici bir olay." "Bu bal antioksidan bakımından çok zengin" Zonguldak kestane balının farkını analiz sonuçlarının net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Akosman, balın sağlık açısından da çok özel bir ürün olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bu balı almamızın, bu ödülü almamızın sebeplerinden biri Zonguldak'ın dünya standartlarının üzerinde bir kestane balının olması. Bu bal antioksidan bakımından çok yüksek. Hatta dünya standartlarında en üstün en fazla antioksidan kestane balında var. Bunun yanında kestane balı bağışıklığı yükseltir. Akciğer rahatsızlıklarında ve üst solunum rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinmektedir." "Yer altı elması kömür, yer üstü elması kestane balı" Zonguldak'ın hem yeraltı hem de yerüstü zenginliklerine dikkat çeken Akosman, şu ifadeleri kullandı: "Hatta ben her zaman şu cümleyi kullanıyorum. Bizim Zonguldak'ın yeraltı elması kömürse yerüstü elması da kestane balıdır. Yani bu cümleyi her yerde vurguluyoruz. Çünkü Zonguldak bizim için çok değerli. Kestane balımız da değerli. Bu şekilde üretime güzel bir şekilde devam etmeye çalışıyoruz." Bal analizlerinde özellikle prolin ve diastaz değerlerine önem verdiklerini belirten Akosman, elde edilen sonuçları da ayrıntılarıyla paylaştı. Akosman, "Biz tahlile bal gönderdiğimizde analizi okumak çok önemli. Analizde dikkat ettiğimiz konular var. Prolin ve diastaz sayıları. Yani bunlar arının bal attığı değerdir. Yani insanın baldan aldığı faydadır. Bunlar dünya standartlarının çok üstünde çıkıyor bizim kestane balında. Ortalama 1.500 üstü. Hatta Londra'da ödül aldığımızda 1.980 rakamlarını yakaladık. 2025'te ise 1.500 üzeri prolin değerleri 45-50 arası diastaz. Yani baldan aldığımız kalite ve fayda çok üst seviyeler seviyelerde" dedi. "Hedefimiz Zonguldak kestane balını tanıtmak" Geleneksel arıcılıkla modern yöntemleri birleştirdiklerini belirten Akosman, hedeflerini şu sözlerle anlattı: "Biz dededen gelen arıcılığı devam ettiriyoruz. Şu an Muğla Üniversitesi Arıcılık bölümünden mezun oldum. Yani kültürel yöntemle bir yandan şu anki modern arıcılığı birleştirip en kaliteli arı ürünlerini üretmeye özen gösteriyorum. Bundan sonraki sürecimiz Zonguldak kestane balını bir yerlere taşımak, tanıtmak ve diğer arı ürünleriyle birlikte Zonguldak'ta güzel bir marka olmak." Piyasada balda tağşişin yaygın olduğuna da dikkat çeken Akosman, üretim anlayışlarını şu sözlerle ifade etti: "Çünkü biliyorsunuz şu an birçok yerde balda tağşiş yani kalitesizlik çok var. Biz en iyi ürünü üretip kendi çocuklarımıza getirebildiğimiz balları ve arı ürünlerini birçok ailenin sofrasına getirmek. Çünkü kestane balı normal sofralık bir bal değildir. Sabah aç karnına tatlı kaşığı yenen yani sağlık amacıyla tüketebileceğimiz bir üründür. En iyi bir şekilde yapıp arıcılığımızı en iyi bir şekilde balımızı üretip bunu bu şekilde müşterimize ve piyasaya sunmaya çalışıyoruz." Eşi Sevgi Akosman da arıcılığın yaşamlarının merkezinde olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Arının içerisindeyiz. Kestane balı üretimi yapıyoruz. Eşimle tanıştığımdan beri arıcılığın içerisindeyim. Gezginci arıcılık yapıyoruz aslında ama asıl mesleğimiz kestane balı. Kestane balının şifalarından biraz bahsetmek istiyorum. Antioksidan etkisi var, bağışıklık etkisi var. O yüzden kestane balını tüm dünyaya tavsiye ediyoruz." Zonguldak kestane balının farkını vurgulayan Sevgi Akosman, iki yıl üst üste alınan ödüllerin önemine dikkat çekerek konuşmasını şöyle tamamladı: "Bizim kestane balımızın diğer kestane bağlarından farkını söylemek istiyorum. 2024 yılında Londra'da 2025 yılında da Paris'te ödül aldık. Dünyanın en iyi kestane balını ürettik. Eşimle birlikte arıcılığı severek yapıyoruz. Tüm kadın üreticilere arıcılığı tavsiye ediyorum. Kadınların yapamayacağı hiçbir şey yoktur."

Yumurta İhracatına Fon Kesintisi Getirildi Haber

Yumurta İhracatına Fon Kesintisi Getirildi

Ticaret Bakanlığı, yumurta fiyatlarındaki artışı önlemek ve iç piyasa dengesini korumak amacıyla yeni bir karar aldı. Yapılan açıklamada, kuş gribi nedeniyle üretimin azaldığı ve talebin yükseldiği belirtilerek, sofralık yumurta ihracatında kilogram başına 50 Cent Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) kesintisi uygulanacağı bildirildi. "Kuş Gribi Yumurtada Arz Sorunu Yarattı" Bakanlık açıklamasında, 2024 yılının son çeyreğinde görülen kuş gribi salgınının yumurta üretimini düşürdüğüne dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: "Yumurta, uygun fiyatlı bir protein kaynağı olup, dünya genelinde temel besinler arasında yer almaktadır. Ancak salgın nedeniyle azalan üretim ve ülkemiz menşeli yumurtaya yönelik talep artışı, iç piyasadaki fiyatları yukarı yönlü etkilemiştir." Karar Resmi Gazete'de Yayımlandı Bakanlık, uluslararası fiyat dalgalanmalarının iç piyasaya olumsuz yansımalarını önlemek amacıyla alınan kesinti kararının 25 Şubat 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini duyurdu. "Gıda Arz Güvenliği İçin Önlemler Sürecek" Bakanlık, ilerleyen dönemde de gıda güvenliği ve fiyat istikrarını sağlamak amacıyla önlemler almaya devam edeceğini belirterek, şu açıklamayı yaptı: "İlgili devlet kurumları ve özel sektör kuruluşları ile işbirliği içinde çalışarak, halkımızın gıdaya makul fiyatlarla ulaşımını kolaylaştırmak ve spekülasyonları önlemek için gerekli tüm politika ve denetim araçlarını kararlılıkla kullanacağız."

Kaktüsler Geleceğin Gıdası Olabilir Haber

Kaktüsler Geleceğin Gıdası Olabilir

İklim değişikliği, su kaynaklarının azalması ve artan dünya nüfusu gibi küresel sorunlar, tarımda sürdürülebilir ve dayanıklı bitkilerin önemini artırdı. Bu kapsamda, Dr. Ayla Ünver Alçay, kaktüslerin geleceğin gıdası olabileceğini vurgulayarak, bu bitkinin sunduğu çevresel ve ekonomik avantajlara dikkat çekti. Kuraklığa Dayanıklı ve Besleyici Dr. Alçay, kaktüslerin suya çok az ihtiyaç duyan, sert iklim koşullarına uyum sağlayabilen ve hızlı büyüyebilen bitkiler olduğunu belirtti. Özellikle Opuntia cinsi kaktüslerin Türkiye’de "Hint inciri" veya "dikenli incir" olarak bilindiğini ve gıda olarak tüketildiğini söyledi. Besin değeri açısından oldukça zengin olan bu meyvenin, A ve C vitaminleri ile kalsiyum, magnezyum, potasyum ve demir bakımından yüksek içeriğe sahip olduğunu ifade eden Alçay, ayrıca lif ve antioksidan açısından da son derece faydalı olduğunu vurguladı. Dikenli incirin, elma, muz ve üzüm gibi meyvelere kıyasla iki kat daha fazla antioksidan içerdiğini belirterek, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve kan şekerini dengeleyici etkisi bulunduğunu söyledi. Sürdürülebilir Tarım İçin Önemli Bir Alternatif Dr. Alçay, kaktüslerin tarımsal sürdürülebilirlik açısından büyük avantajlar sunduğunu belirterek, düşük su tüketimi sayesinde su kaynaklarının korunmasına katkı sağladığını ifade etti. Ayrıca, kimyasal gübre ve pestisit kullanımını azaltarak çevre dostu bir tarım alternatifi sunduğunu vurguladı. Toprak erozyonunu önleyerek çölleşmeyle mücadelede de etkili bir rol oynayan kaktüslerin, düşük karbon ayak izi sayesinde ekolojik dengeyi korumaya yardımcı olduğunu belirten Alçay, biyolojik çeşitliliği artırarak tarımsal ekosistemlere katkı sunduğunu söyledi. Türk Mutfağına Uyarlanabilir mi? Türkiye’de özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde kendiliğinden yetişen kaktüslerin mutfakta daha yaygın kullanılabileceğini belirten Dr. Alçay, bazı restoranların menülerine kaktüs bazlı yemekler eklemeye başladığını söyledi. Kaktüs salataları, mezeleri ve içeceklerinin Türk mutfağına uyarlanmasının mümkün olduğunu ifade ederek, lezzetli ve sağlıklı bir alternatif sunduğunu vurguladı. Tüketimde Dikkat Edilmesi Gerekenler Kaktüs meyvesinin yüksek lif içeriği nedeniyle aşırı tüketimin sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirten Dr. Alçay, fazla tüketildiğinde karın ağrısı, kabızlık veya ishal gibi yan etkiler oluşabileceğini ifade etti. Ayrıca, bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini belirterek, özellikle alerji öyküsü olanların dikkatli olması gerektiğini söyledi. Geleceğin Tarımında Önemli Bir Rol Oynayabilir Dr. Alçay, kaktüslerin hem besleyici özellikleri hem de çevreye duyarlı tarıma katkıları nedeniyle geleceğin gıdası olarak büyük bir potansiyele sahip olduğunu ifade etti. İklim değişikliği ve su kıtlığı gibi sorunlarla mücadelede önemli bir çözüm olabileceğini belirterek, ilerleyen yıllarda kaktüslerin Türk mutfağında ve market raflarında daha fazla yer bulmasının beklendiğini söyledi.

Kist Hidatik Enfeksiyonuna Karşı Kontrol Önlemleri Artırılmalı Haber

Kist Hidatik Enfeksiyonuna Karşı Kontrol Önlemleri Artırılmalı

Kist Hidatik Nasıl Yayılıyor? Prof. Dr. Füsun Cömert, kist hidatik hastalığının, Echinococcus granulosus parazitinin neden olduğu bir enfeksiyon olduğunu ve köpeklerin bu parazitin temel kaynağı olduğunu vurguladı. Enfeksiyonun, köpek dışkısıyla yayılan yumurtaların insan ve otçul hayvanlar tarafından ağız yoluyla alınmasıyla bulaştığını belirten Cömert, bu durumun karaciğer ve akciğerde kist oluşumuna yol açtığını ifade etti. Kontrolsüz Kesimler Enfeksiyon Riskini Artırıyor Kist hidatik enfeksiyonunun yayılmasında, kesilen hayvanların organlarının yeterince derine gömülmemesi ve sahipsiz köpeklerin bu atıklara ulaşmasının önemli bir risk faktörü olduğunu belirten Cömert, özellikle Kurban Bayramı'nda bu konuda daha fazla önlem alınması gerektiğini söyledi. Enfeksiyonun Ciddi Sonuçları Olabilir Hastalığın yavaş geliştiğini ancak zamanla safra kanallarına basınç yaparak karaciğer yetmezliğine yol açabileceğini ifade eden Cömert, kistin patlamasının alerjik şok sendromu ve ölüm riski oluşturabileceğini vurguladı. Önlemler ve Çözüm Önerileri Prof. Dr. Cömert, kist hidatik enfeksiyonunun kontrol altına alınabilmesi için şu önlemlerin alınması gerektiğini belirtti: Veteriner kontrolü: Kesilen hayvanların mezbahalarda veteriner kontrolünden geçirilmesi. Doğru atık yönetimi: Hayvan organlarının uygun şekilde bertaraf edilmesi. Aşılama: Köpeklerin ve otçul hayvanların düzenli olarak aşılanması. Hijyen önlemleri: Özellikle toprakla temas sonrası ellerin dikkatlice yıkanması. Eğitim ve farkındalık çalışmaları: Kurban Bayramı gibi dönemlerde bilgilendirme afişleri ve broşürlerin hazırlanması. Cömert, bu önlemlerin hayata geçirilmesiyle kist hidatik hastalığının yayılmasının önüne geçilebileceğini ve toplum sağlığının korunabileceğini belirtti.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.