TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanayi

AGRONEWS - Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Elektrik ve doğalgaza %25 zam, tarifeler değişti Haber

Elektrik ve doğalgaza %25 zam, tarifeler değişti

Enerji piyasalarında beklenen fırtına koptu. 4 Nisan 2026 itibarıyla geçerli olacak yeni tarifeye göre; konutlarda elektrik ve doğal gaza %25 zam geldi. Ancak en ağır darbe tarımsal sulamaya vuruldu: Tarımsal faaliyetlerde elektrik fiyatı %24,8 artırıldı. Tarımda Üretim Maliyeti Arttı Üretim maliyetlerindeki artış gerekçe gösterilerek yapılan düzenlemede, tarımsal faaliyetler abone grubu için elektrik fiyatlarına yapılan %24,8’lik artış, sulama sezonuna hazırlanan çiftçinin maliyetlerini artıracak. Gübre ve mazot fiyatlarıyla boğuşan üretici, şimdi de tarlasını sularken %25 daha fazla fatura ödeyecek. Konutlarda %25, Sanayide Kademeli Artış Açıklanan yeni tarifeye göre enerji kalemlerindeki artış oranları şöyle: Mesken (Konut): Elektrikte %25, Doğal gazda ortalama %25 zam. Tarımsal Faaliyetler: Elektrikte %24,8 zam. Sanayi: Elektrikte %5,8, Doğal gazda %18,61 zam. Hizmet Sektörü (Esnaf): Elektrikte %17,5 zam. Elektrik Santralleri: Doğal gazda %19,42 zam. Doğal Gazda Yeni Dönem: Kademeli Fiyat Uygulaması BOTAŞ’ın ilan ettiği yeni fiyatlarla birlikte konut tüketicileri için sadece zam gelmedi, aynı zamanda "Kademeli Fiyat Uygulamasına" da geçildi. Bu, çok tüketenin çok daha fazla ödeyeceği bir dönemin kapısını aralıyor. 100 kWh Elektrik Artık 323,8 TL Yapılan artışla birlikte, aylık 100 kWh elektrik tüketen en düşük mesken abonesinin ödeyeceği tutar 323,8 TL'ye yükseldi. Yeni tarifeler 4 Nisan 2026 sabahı itibarıyla faturalara yansımaya başlayacak.

Milas’ta uluslararası tarım ve yatırım zirvesi Haber

Milas’ta uluslararası tarım ve yatırım zirvesi

Tarım ve tarıma dayalı sanayi alanlarında faaliyet gösteren temsilcileri bir araya getirmek amacıyla gerçekleştirilen temaslar, yerel kalkınma için kritik önem taşıyor. Milas Ziraat Odası'nda Başkurdistan Cumhuriyeti ile gerçekleştirilen buluşma; iki ülke arasında ihracat olanaklarının artırılması ve sürdürülebilir ticari ilişkilerin kurulmasını hedefliyor. Milas Ziraat Odası Başkanı Kahraman Akar, Başkurdistan Cumhuriyeti Türkiye Temsilcisi Marat Tansykkuzhin, Başdanışman Kaan Kenan Özyurt, Yeniköy Kemerköy Enerji yetkilileri, Pobeda Tarım Yönetim Kurulu Başkanı İlgiz Khannanov ve iş dünyasından temsilcilerin katıldığı toplantıda iş birliği olanakları ele alındı. "Milas tarımı uluslararası iş birliklerine hazır" Milas Ziraat Odası Başkanı Kahraman Akar, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Milas'ın güçlü tarımsal potansiyeline dikkat çekerek şunları söyledi: "Milas, sadece bölgesel değil, ulusal ölçekte de önemli bir tarım merkezidir. Zeytinden hayvancılığa kadar geniş bir üretim yelpazemiz var. Bu gücü uluslararası iş birlikleriyle daha ileri taşımak istiyoruz. Başkurdistan ile kurulacak ilişkilerin hem üreticilerimiz hem de bölgemiz açısından yeni fırsatlar oluşturacağına inanıyoruz." "Milas, tarım ve sanayinin birlikte güçlendiği bir merkez" Milas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Reşit Özer ise Milas'ın çok yönlü ekonomik yapısına vurgu yaparak, "Milas, güçlü tarımsal üretiminin yanı sıra gelişen sanayi altyapısıyla da dikkat çeken bir bölge. Tarım ve sanayinin birlikte geliştiği bu yapı, yatırımcılar için önemli fırsatlar sunuyor. Uluslararası iş birlikleriyle bu potansiyelin daha da büyüyeceğine inanıyoruz. Bugün gerçekleştirilen bu toplantı, Milas'ın üretim gücünü küresel ölçekte daha görünür kılmak adına önemli bir adımdır" ifadelerini kullandı. "Türkiye ile iş birliğimizi sahada güçlendirmek istiyoruz" Başkurdistan Cumhuriyeti Türkiye Temsilcisi Marat Tansykkuzhin, "Türkiye, Başkurdistan için stratejik öneme sahip bir ticaret ortağıdır. Bu ziyaretin amacı, yalnızca temas kurmak değil, somut iş birliklerinin temelini atmaktır. Tarım ve gıda sektöründe karşılıklı ticaretin artırılması ve yeni yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi için önemli bir adım attığımıza inanıyoruz" açıklamasında bulunarak iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin gelişim potansiyeline dikkat çekti. "Enerji ve tarım birlikte büyüyebilir" Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, şirketin faaliyet alanını yalnızca enerji üretim sahası değil, birlikte değer oluşturulan bir ekosistem olarak gördüklerinin altını çizdi. Işık, "Yeniköy Kemerköy Enerji olarak, attığımız her adımda, bölgemizin ekonomik ve sosyal gelişimine nasıl daha fazla katkı sağlayabileceğimizi önceliklendiriyoruz. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu toplantı da bu yaklaşımımızın somut bir yansıması. Milas Ziraat Odamızın ev sahipliğinde ve Rusya Federasyonu'nun bir parçası olan Başkurdistan'dan gelen değerli heyetin katılımıyla gerçekleşen bu buluşmanın, tarım ve yatırım alanında yeni iş birliklerine kapı aralayacağına inanıyoruz. Bu sürece katkı sunabilmek bizim için ayrıca kıymetli" dedi. İkili görüşmelerle somut adımlar atıldı Toplantı kapsamında gerçekleştirilen karşılıklı görüşmelerle Milas'ta faaliyet gösteren şirket temsilcileri ve Başkurdistan Cumhuriyeti heyeti doğrudan temas kurma imkânı buldu. Görüşmelerde tedarik süreçleri, ihracat imkanları ve ortak yatırım fırsatları ele alınırken, iki taraf arasında sürdürülebilir ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik önemli adımlar atıldı.

Bakanlıktan atık su planı: Tarım ve sanayide yeni dönem Haber

Bakanlıktan atık su planı: Tarım ve sanayide yeni dönem

TARIM ve Orman Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanan “Ulusal Su Planı” ile özellikle atık suların yeniden kullanımı konusuna hız vermeye hazırlanıyor. Buna göre önümüzdeki günlerde “Ulusal Atıksuların Yeniden Kullanımı Master Planı” hazırlanacak. Atık su arıtmada altyapı envanteri için 200 arıtma tesisi seçilecek, araştırma başlayacak. Hedef, tarım ve sanayide atık su dönemini başlatmak. Tarım ve Orman Bakanlığı, süreçle ilgili Hürriyet’in sorularını yanıtladı. SU KAYNAKLARI KORUNACAK Bakanlık yetkilileri öncelikle “Ulusal Su Planı”na giden yolda ihtiyaçları sıraladı: “Küresel iklim değişikliğinin etkileri ile su kaynakları üzerindeki baskıların giderek atrması, iklim değişikliğinin etkileri, hızlı nüfus artışı ve kentleşme gibi faktörler su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini her zamankinden daha önemli hale getirdi. Bu çerçevede, atık su yönetimi, su kaynaklarının korunması ve suyun verimli kullanılması açısından kritik bir rol oynuyor. Atık suların uygun şekilde toplanması, arıtılması ve çevreye zarar vermeden yönetilmesi hem su kalitesinin korunması hem de su kaynaklarının sürdürülebilir yönetiminde önemli bir araç. Arıtılmış atık suların tarımsal sulama, sanayi kullanımı, peyzaj sulaması ve benzeri alanlarda yeniden kullanılması ile tatlı su kaynakları üzerindeki baskının azaltılması da hedefleniyor.” 200 ARITMA TESİSİ SEÇİLECEK Bakanlık sürecin aşamaları hakkında da bilgi verdi. Plana göre takvim şöyle işleyecek: “Önümüzdeki günlerde Türkiye genelinde atık su arıtma altyapısına ilişkin veriler derlenerek seçilecek 200 atıksu arıtma tesisine yönelik teknik ve idari bilgiler toplanacak ve değerlendirmeler yapılacak. Bu değerlendirmelerde tesislerin kapasitesi, kullanılan arıtma teknolojileri, hizmet verilen nüfus ve işletme durumları incelenecek Arıtılmış atık suların yeniden kullanımına yönelik ulusal ölçekte talep ve ihtiyaç analizleri yapılacak. Farklı uygulama senaryoları değerlendirilerek sektörel bazda yeniden kullanım potansiyeli ortaya konulacak. Bölgesel su stresi, su talebi, iklim verileri ve mevcut su kaynakları dikkate alınarak öncelikli kullanım alanları belirlenecek. Daha sonra yeniden kullanımına yönelik uygulanabilir modeller geliştirilecek. YOL HARİTASI BELİRLENECEK Son aşamada elde edilen analizler doğrultusunda ‘Ulusal Atık Suların Yeniden Kullanımı Master Planı’ hazırlanacak. Plan kapsamında kısa, orta ve uzun vadeli hedefler, öncelikli yatırım alanları ve uygulama stratejileri belirlenerek uygulamaya yönelik yol haritası ortaya konulacak. Özellikle endüstriyel süreçlerde su kaynaklarının verimli kullanılması, kullanıldıktan sonra uygun işlemlerden geçirilip yeniden kullanılarak suyun kullanım döngüsünde tutulması, geleneksel olmayan su kaynaklarından azami ölçüde yararlanılması şart. Hazırlanan Ulusal Su Planı ile sanayi bölgelerinde atık su geri kazanımı ve yeniden kullanım uygulamaları ile suyun döngüsel kullanımının artırılmasına yönelik önemli çalışmalar yapılacak.” GÜVENİLİR GIDA UYGULAMASI DEVREDE ATIK su alanında çalışmalarını hızlandıran bakanlık güvenilir gıda ile ilgili önemli bir uygulamaya devreye aldığını da duyurdu. Bakanlığın geliştirdiği “Güvenilir Gıda” mobil uygulaması sayesinde kullanıcılar, denetlenen işletmelerin bilgilerine kolayca ulaşabilecek ve gıda güvenilirliğine ilişkin detayları şeffaf şekilde görebilecek. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, NSosyal hesabında yaptığı paylaşımda konuyla ilgili olarak, “Mobil uygulamamızla, toplu tüketim ve ürün satış yerlerinde gıda ile ilgili uygunsuz gördüğünüz durumları ‘çek-gönder’ ile bize bildirebilir, taklit-tağşiş listelerine anında ulaşabilirsiniz. Bu uygulama ile devletimizin denetim gücü, milletimizin bilinciyle birleşiyor, vatandaşlarımız denetim sürecinin aktif paydaşı oluyor” dedi.

2026-2035 Ulusal Su Planı yürürlükte: 10 yıllık hedefler Haber

2026-2035 Ulusal Su Planı yürürlükte: 10 yıllık hedefler

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Türkiye'nin su kaynaklarının yönetimi için hazırlanan en üst ölçekli strateji belgesi olan Ulusal Su Planı (2026-2035) uygulamaya konuldu. Plan, iklim değişikliği ve artan su talebi baskısı altında, suyun tüm sektörlerdeki (tarım, içme suyu, sanayi) kullanımını "su-gıda-enerji-ekosistem" bağı çerçevesinde ele alıyor. Planda Öne Çıkan Temel Stratejiler ve Hedefler: Tarımsal Sulamada Dönüşüm: Planda, tarımsal sulama randımanının artırılması temel hedef olarak belirlendi. Mevcut açık sistemlerin kapalı sistemlere dönüştürülmesi, modern sulama yöntemlerinin (basınçlı sulama) yaygınlaştırılması ve sulama birliklerinin teknik kapasitelerinin artırılması öngörülüyor. Arıtılmış Atık Suların Kullanımı: Kısıtlı olan su kaynaklarına alternatif olarak, kentsel ve endüstriyel arıtılmış atık suların tarımsal sulamada ve sanayide kullanımının artırılmasına yönelik teknik ve yasal altyapı çalışmalarına hız verilecek. Kuraklık ve Risk Yönetimi: İklim değişikliği senaryoları baz alınarak havza bazlı "Kuraklık Yönetim Planları"nın etkinleştirilmesi hedefleniyor. Plan kapsamında, su kısıtı bulunan havzalarda suyun tahsisinin önceliklendirilmesi ve kriz anlarında uygulanacak protokoller netleştirildi. Yasal ve Kurumsal Yapı: Su yönetimi alanındaki çok başlılığın giderilmesi amacıyla mevzuatın sadeleştirilmesi, "Su Kanunu" çalışmalarının plan dönemi içerisinde tamamlanması ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi stratejik amaçlar arasında yer alıyor. Su Verimliliği Seferberliği: Endüstriyel tesislerde su geri kazanımı, içme suyu şebekelerindeki kayıp-kaçak oranlarının kademeli olarak düşürülmesi ve kamuoyunda su tasarrufu bilincinin oluşturulması için izlenecek takvim planda yer aldı. Uygulama ve İzleme Süreci Ulusal Su Planı (2026-2035) kapsamındaki tüm faaliyetler, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, ilgili tüm bakanlıklar ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle takip edilecek. Plan, her yıl sonunda yapılacak değerlendirmelerle güncel ihtiyaçlara göre revize edilebilecek.

Hisarcıklıoğlu, Elazığ’da Tarım Ve Hayvancılığa Sahip Çıkın Haber

Hisarcıklıoğlu, Elazığ’da Tarım Ve Hayvancılığa Sahip Çıkın

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, "Tarım ve hayvancılıktan vazgeçmeyin. Zor zamanlar olabilir ama gördüğümüz iki şey, pandemi ve Rusya ve Ukrayna savaşında gördük ki tarım ve hayvancılık dünyanın olmazsa olmazıdır" dedi. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası tarafından açılan TSO Genel Ticaret Fuarının açılışına katılmak için Elazığ’a geldi. Burada fuarı inceleyen Hisarcıklıoğlu daha sonra Elazığ Ticaret Borsasına gelerek Başkan Mehmet Ali Dumandağ ve yönetimiyle buluşup açıklamalarda bulundu. "Dünya’da son 10-15 yılda fiyatı en çok artan ürünler tarım ve hayvancılık fiyatları oldu" Tarım ve hayvancılığın Elazığ ekonomisinin can damarı olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, "Tarım ve hayvancılık sanayiye de girdi sağlayan bir sektördür. 85 ton üzüm öküzgözü ve boğazkere üzüm üretimiyle, 19 bin ton alabalık, büyükbaş hayvancılıkta da Elazığ merkez durumda. Arıcılıkta çok güçlü, tarıma dayalı sanayi gelişmiş durumda. Borsamız da 1937’den bu tarafa Elazığ’ımızın tüccarı ve sanayicinin hizmetinde. İnşallah gelecek yıl 90 yaşını kutlayacak. Borsamız akredite bir borsa. 5 yıldızlı bir borsa. YÖK ile imzaladığımız protokol kapsamında Fırat Üniversitesi Baskil Meslek Yüksek Okuluna hamilik yapıyorsunuz. Ticaret Borsa ve Konseyinde Mehmet Ali Dumandağ ile beraber çalışıyoruz. Ben orada onun bilgisi ve tecrübesinden istifade ediyorum. TOBB olarak LİDAŞ ve Türkiye Ürün İhtisas Borsasını kurduk. Burada hizmet ediyoruz. Sakın ha sakın tarım ve hayvancılıktan vazgeçmeyin. Zor zamanlar olabilir ama gördüğümüz iki şey, pandemi ve Rusya ve Ukrayna savaşında gördük ki tarım ve hayvancılık dünyanın olmazsa olmazıdır. Çünkü dünyaya iki Türkiye nüfusu ilave oluyor. Her yıl dünyada da yaklaşık bir Türkiye nüfusu kadar az gelirliden orta gelirli gruba insan geçiyor. Bunlar hep tüketecek. Nüfus arttıkça tüketim artacak. Son 10-15 senede dünyada fiyatı en çok artan ürünler tarım ve hayvancılık ürünlerinin fiyatı artmış. İnsan çoğalıyor, insan tarımdan kopuyor. Kopunca da tüketmek durumunda kalıyor. Köyden kopup kente geldi mi tüketmek durumunda kalıyor. Onun için yaptığınız meslek doğru meslektir. Buradan vazgeçmeyin diyorum" ifadelerini kullandı. "Bizim yaptığımız her işte başkanımızın büyük emekleri var" Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ, "Başkanımız sadece Elazığ’ı değil tüm Türkiye ve Avrupa’yla ilgileniyor. Kendileriyle Mısır’da beraberdik. Çok güzel toplantılar yapıldı. Mısır’ın odalar birliği başkanı ve cumhurbaşkanımızla birlikte çok dolu günler geçti. Başkanımıza çok teşekkür ederim. Bizim yaptığımız her işte kendilerinin büyük emekleri var. Şu an besi OSB projesine 2017’de başladık. Şu anda orada 61 parselimiz var. Besi OSB’nin bir kısmının tahsisleri yapıldı. Geri kalan kısmı da 2026 yılında yapılacak. Orada 8 bin büyükbaş hayvan barınabilecek. Yeni hayvan pazarı için de yeni bir yaptık sağ olsun başkanımız bizlere yine destek oldu. Biz cesareti sizden alıyoruz. Bu cesaretle de çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Bugün Elazığ Ticaret Borsası olarak coğrafi açıdan en büyük alana hizmet veriyoruz. Tunceli, Bingöl ve Muş’a hizmet veriyoruz. Tunceli’nin geliri artarsa orada da temsilcilik açacağız" dedi.

Yumurta kabuğu deyip geçmeyin sanayide çok değerli Haber

Yumurta kabuğu deyip geçmeyin sanayide çok değerli

Akman, yaptığı açıklamada, dünyanın en stratejik protein kaynaklarından olan yumurtanın BM'nin de en önemli konu başlıkları arasında yer aldığını belirtti. Yıldız bileşen olarak tanımlanan yumurtanın, hayvansal protein kaynakları içinde besin değerleriyle anne sütüne en yakın olduğunu dile getiren Akman, yumurtanın fonksiyonel özellikleri en yaygın kullanılan hayvansal protein olduğuna dikkati çekti. Gıdayı toparlayıp yapıştırıyor Fonksiyonel özelliklerinin, yumurtanın tüm gıda sanayinde kullanılmasını sağladığını anlatan Akman, şöyle konuştu: "Köfte, kek, krema, çikolata, tatlılara kadar er türlü gıda ürününde yumurtayı kullanabiliyorsunuz. Kabarma, toparlama, yapıştırma özelliği var. Karbon ayak izi ne düşük proteni kaynağı. En ekonomik ve en rahat ulaşılabilen olanı. Türkiye dünyanın en önemli üreticilerinde ilk 10 arasında. Çok stratejk bir ürün. Yumurta üreticilerine çok değer vermeli ve onları iyi anlamalıyız." "Türkiye ilk 10 arasında yer almalı" Akman, yumurta sanayisinde Türkiye'nin gidecek çok yolunun bulunduğunu belirterek, "Yumurta sanayisinde Türkiye dünyada ilk 50 ülke arasına bile giremiyor. Dünyanın ilk 10 arasındaki üreticilerine bakarsanız hepsi yumurta sanayisinde de ilk 10 arasında ama biz 50 arasında değiliz." dedi. Gelecek 5-10 yıl arasında sadece 30 üreticinin Türkiye toplam yumurta üretiminin yüzde 75'ini yapacak gibi göründüğünü aktaran Akman, yumurta üretimi kadar ihracatının da çok önemli olduğunu söyledi. Gıda güvencesi bakımından korumacı politikaların hiçbir faydasının olmadığını vurgulayan Akman, "Korumacı politikalar, arz ve talep şoklarını artırıyor ve uzun vadede piyasanın dengesizliğini artıyor. İhracatın artması arz ve talep dengesini uzun vadede dengeler." diye konuştu. Akman, yumurtanın kırıldığı andan itibaren sanayisinin başladığını dile getirerek, şöyle devam etti: "Sanayi, yumurtayı kırar pastörize sıvı yumurta üretir. Arkasından bu ürünlerin türevlerine doğru hızlı gider. Raf ömrünü 1-2 yıla kadar uzatabilir. Yumurta tozu, diğer ülkelerdeki gibi süt tozuna benzer lisanslı depoculuk kapsamına alınabilir. Yumurta tozu üretimi arttığı zaman çiftçinin refahını kesinlikle artırır, arz ve talep esnekliği artar, fiyat istikrarı sağlanır. Yumurta sanayisinin gelişimi bu yüzden çok önemli. 10 yıl önce toplam üretimin sadece yüzde 1'i yumurta sanayisinde işleniyordu. Gelişmiş pazarlarda yüzde 25-30 arasında. Günümüzde ise Türkiye'de yüzde 8'e ulaştı. 25 ve 30'lara çıkması lazım ve gidecek daha çok yolumuz var." "Kabuk deyip geçmeyin" Yumurtanın pastörize sıvısı ve tozunun yanı sıra kabuğunun da sanayi açısından çok değerli olduğuna dikkati çeken Akman, "Yumurta kabuğundaki zardan kolojen üretilir. Yumurta kabuğundan biyoplastik elde edilebilir. Polipropilenin en önemli dolgu maddesidir. Yumurta kabuğu, boya sanayisinde ve inşaatta kullanılır. Gübre olarak değerlendirilebilir. Asidik topraklarda asidin düşürülmesi için kirecin ikamesi olarak kullanılabilir. Yemde değerledirilebilir. Haşlanmış yumurtanın kabuğu çok çok değerlidir, haşlanmış zar çok daha yüksek değerlere satılabilir" dedi. Sanayinin yumurtayı daha değerli hale getireceğini belirten Akman, "Yumurtanın fiyatı 1 lira ise sanayisindeki ürünlerle yumurtayı en az 4 liraya satabilirsiniz. Yani 4 kat katma değer sağlayabilirsiniz. Potansiyelimiz var, üretimimiz bol." diye konuştu.

Kayseri İhracat Rakamlarında Yükselişte Haber

Kayseri İhracat Rakamlarında Yükselişte

KAYSERİ (İHA) - Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, TÜİK verilerine göre Kayseri’nin Ocak ayında 310 milyon 422 bin dolar ihracat gerçekleştirdiğini ve geçen yıla oranla yüzde 7,99 artış kaydedildiğini açıkladı. "2025 yılının ikinci yarısından umutlu olmakla beraber inanıyorum ki ihracatçı üyelerimiz ve iş insanlarımız azim ve gayretle çalışmaya, bizleri gururlandırmaya devam edecek. Her birine şehrimize ve ülkemize olan katkılarından dolayı şükranlarımı sunuyorum" diye ekledi. Gülsoy, Kayseri'nin 2025 yılına güçlü bir başlangıç yaptığını belirterek, sanayicilerin ve ihracatçıların azmi sayesinde büyümenin süreceğini ifade etti. Ocak ayında ithalatın ise yüzde 86,12 artışla 163 milyon 584 bin dolara ulaştığını dile getiren Gülsoy, en fazla ihracat yapılan ülkelerin Irak, Almanya, ABD, İtalya, Avusturya, Fas, Belçika, Cezayir, Romanya ve Fransa olduğunu söyledi. Sektörel bazda Elektrik ve Elektronik, Mobilya, Çelik ve Kimyevi Maddeler ihracatında artış yaşanırken, Demir ve Demir Dışı Metaller, Madencilik ürünleri, Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri gibi alanlarda düşüş kaydedildi. Küresel ekonomik gelişmelere de değinen Gülsoy, ABD’nin yeni ek vergileri ve AB’nin 2026’da devreye girecek Yeşil Mutabakat düzenlemesinin ticaret üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, yeşil dönüşüm ve teknoloji odaklı üretimin önemini vurguladı. Kayseri Ticaret Odası’nın ihracatçıları desteklemek için projeler ürettiğini belirten Gülsoy, "İhracatçı üyelerimiz ve iş insanlarımız her ne olursa olsun toparlanmak, üretim ve istihdam için canla başla çalışıyor. İhracatçı firmalarımızın yönetim kademesinden tüm personeline kadar herkesi can-ı gönülden tebrik ediyorum. Kayseri Ticaret Odası olarak ihracatçı üyelerimizin yanında olacak ürettiğimiz projelerle dış ticaretlerine katkı sağlayacak, lobi faaliyetlerimizle de önlerindeki engelleri aşmalarına yardımcı olacağız. Ben inanıyorum ki 2025 yılında üyelerimizle, iş insanlarımızla el ele vererek, projeler geliştirip ihracat açıklarımızı kapatacak ve ülkemizin gelişimine katkı sağlamaya devam edeceğiz" dedi.

İşsizlik Ocak’ta Yüzde 8,4’e Geriledi Haber

İşsizlik Ocak’ta Yüzde 8,4’e Geriledi

İSTANBUL (İHA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Ocak ayına ilişkin İşgücü İstatistikleri’ni açıkladı. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre, Ocak ayında işsiz sayısı bir önceki aya kıyasla 25 bin kişi azalarak 3 milyon 2 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık düşüşle yüzde 8,4 seviyesine geriledi. Erkeklerde işsizlik oranı yüzde 6,5 olarak hesaplanırken, kadınlarda bu oranın yüzde 12,1 olduğu tahmin edildi. İSTİHDAM ORANI YÜZDE 49,2’YE DÜŞTÜ Ocak ayında istihdam edilenlerin sayısı 195 bin kişi azalarak 32 milyon 531 bin kişiye geriledi. Buna bağlı olarak istihdam oranı da 0,3 puan azalarak yüzde 49,2 oldu. Erkeklerde istihdam oranı yüzde 66,4 seviyesinde gerçekleşirken, kadınlarda yüzde 32,3 olarak kaydedildi. İŞGÜCÜNE KATILIM ORANI YÜZDE 53,7’YE GERİLEDİ Ocak ayında işgücü, bir önceki aya göre 219 bin kişi azalarak 35 milyon 534 bin kişi oldu. İşgücüne katılım oranı ise 0,4 puanlık düşüşle yüzde 53,7 olarak gerçekleşti. Erkeklerde işgücüne katılım oranı yüzde 71 seviyesinde ölçülürken, kadınlarda yüzde 36,7 olarak belirlendi. GENÇ İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 14,9 OLDU 15-24 yaş grubundaki genç nüfusta işsizlik oranı, Ocak ayında 0,8 puanlık azalışla yüzde 14,9’a geriledi. Bu yaş grubunda işsizlik erkeklerde yüzde 10,6, kadınlarda ise yüzde 22,7 olarak hesaplandı. ORTALAMA HAFTALIK ÇALIŞMA SÜRESİ 43,4 SAATE ÇIKTI Ocak ayında istihdam edilenlerin haftalık ortalama fiili çalışma süresi, bir önceki aya göre 0,8 saat artarak 43,4 saate yükseldi. ATIL İŞGÜCÜ ORANI YÜZDE 28,1’E YÜKSELDİ Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizleri kapsayan atıl işgücü oranı Ocak ayında 0,1 puan artarak yüzde 28,1 olarak ölçüldü. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,8, işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı ise yüzde 18,9 olarak kaydedildi.

Antalya Tarım İhracatında Rekor Kırdı Haber

Antalya Tarım İhracatında Rekor Kırdı

ANTALYA (İHA) - Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ocak ayı ihracat verilerine göre Antalya’nın toplam ihracatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 azalarak 181,4 milyon dolara düştüğünü, ancak tarım ihracatının yüzde 5,4 artışla 119 milyon dolara yükseldiğini açıkladı. 2025 Ocak ayı verilerine göre, Antalya’nın yaş meyve sebze ihracatı geçen yıla kıyasla yüzde 2,8 artarak 75,3 milyon dolara ulaşırken, süs bitkileri ve mamulleri ihracatı yüzde 13,3 artarak 6,7 milyon dolara çıktı. Çandır, Antalya’nın tarım ihracat performansının Türkiye geneline göre daha iyi olduğunu belirterek, Türkiye’de yaş meyve sebze ihracatı yüzde 3,4 azalırken Antalya’da yüzde 2,8 arttığını, Türkiye genelinde süs bitkileri ihracatının yüzde 31,4 artmasına rağmen Antalya’daki artışın yüzde 13,3’te kaldığını ifade etti. Türkiye’de toplam tarım ve gıda ihracatı yüzde 2,4 azalırken, Antalya’da yüzde 5,4 artış yaşandığını ekledi. SANAYİ VE MADENCİLİKTE GERİLEME Sanayi sektörünün ihracatı Antalya’da yüzde 4,8 düşerek 38,7 milyon dolara, madencilik ihracatı ise yüzde 23,4 düşerek 23,2 milyon dolara geriledi. Türkiye genelinde sanayi ihracatı yüzde 9,8 artarken, Antalya’da düşüş yaşandı. Madencilik sektörü ise Türkiye’de yüzde 2,8 artarken, Antalya’da önemli bir düşüş kaydetti. Çandır, Antalya’nın toplam ihracatının bir önceki aya göre yüzde 10,7 azaldığını ancak tarım ihracatının yüzde 5,3 arttığını belirtti. Yaş meyve sebze ihracatında yüzde 9,1, süs bitkileri ve mamullerinde ise yüzde 90,5’lik artış yaşanırken, sanayi ihracatının yüzde 33,9, madencilik ihracatının ise yüzde 26,2 oranında gerilediğini açıkladı. ANTALYA’NIN ÜLKE İÇİNDEKİ PAYI Antalya, Türkiye’nin toplam tarım ihracatının yüzde 3,9, yaş meyve sebze ihracatının yüzde 21,3, süs bitkileri ve mamulleri ihracatının ise yüzde 36,4’lük payını tek başına gerçekleştirdi. Tarımın toplam ihracattaki payı yüzde 5 artarak yüzde 66’ya yükselirken, sanayinin payı yüzde 1 azalarak yüzde 21’e, madenciliğin payı ise yüzde 3 düşerek yüzde 13’e geriledi. Çandır, ihracatta katkısı bulunan üreticilere, tüccarlara ve ihracatçılara teşekkür ederek, Antalya’nın tarım sektöründe güçlü bir büyüme sergilediğini vurguladı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.