Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şanlıurfa

AGRONEWS - Şanlıurfa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şanlıurfa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kahramanmaraş Tarım Fuarı yeniden ziyaretçilerini ağırlayacak Haber

Kahramanmaraş Tarım Fuarı yeniden ziyaretçilerini ağırlayacak

Kahramanmaraş’ta tarım ve hayvancılık sektörünün önemli buluşmalarından biri haline gelen Kahramanmaraş Tarım, Gıda ve Hayvancılık Fuarı (KTF), uzun bir aranın ardından yeniden düzenleniyor. İlk kez 2013 yılında gerçekleştirilen ve bölge tarımı açısından önemli bir ticaret zemini oluşturan fuar, deprem süreci nedeniyle verilen 4 yıllık aranın ardından 7-11 Ekim 2026 tarihlerinde yeniden ziyaretçilerini ağırlayacak. Bu yıl organizasyonun en dikkat çeken yeniliklerinden biri ise fuarın ilk kez Kahramanmaraş EXPO 2023 Alanı’nda gerçekleştirilecek olması olacak. Geniş açık ve kapalı alanlarıyla dikkat çeken EXPO 2023 Alanı’nda düzenlenecek fuarın, hem katılımcı firmalar hem de ziyaretçiler açısından daha verimli bir organizasyon ortamı sunması hedefleniyor. Kahramanmaraş İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün desteğiyle gerçekleştirilecek KTF 2026; Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, Onikişubat Belediyesi, Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Doğu Akdeniz Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Ziraat Odaları ve ilgili sektör kurumlarının iş birliğiyle düzenlenecek. Bölge Tarımı Yeniden Aynı Çatı Altında Buluşacak Çevre illerden de yoğun ziyaretçi ağırlayan KTF, üretici ile alıcıyı doğrudan buluşturan yapısıyla bölgenin önemli ticaret organizasyonlarından biri olarak gösteriliyordu. Fuarın yeniden başlamasıyla birlikte tarım ve hayvancılık sektöründeki ticari hareketliliğin yeniden sahaya yansıması bekleniyor. Tarım makineleri, traktör ve ekipman teknolojileri, sulama sistemleri, sera çözümleri, hayvancılık ekipmanları, yem ve veterinerlik ürünleri, tohum, gübre, tarımsal ilaçlama, hasat sonrası depolama ve gıda işleme teknolojileri fuarın öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Üretici, Yatırımcı ve Sektör Profesyonelleri Bir Araya Gelecek KTF 2026’nın; Kahramanmaraş başta olmak üzere Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Şanlıurfa, Hatay ve çevre illerden sektör profesyonellerini bir araya getirmesi hedefleniyor.Katılımcı firmalar ürünlerini doğrudan hedef kitleye ulaştırma fırsatı bulurken, ziyaretçiler de ihtiyaç duydukları ürün ve teknolojileri yerinde inceleme ve farklı markaları karşılaştırma imkânı elde edecek.Deprem sonrası yeniden toparlanma sürecini sürdüren Kahramanmaraş’ta düzenlenecek organizasyonun, hem bölge ekonomisine hem de sektörün ticari dinamizmine katkı sağlaması bekleniyor. Kahramanmaraş Tarım, Gıda ve Hayvancılık Fuarı (KTF 2026), 7-11 Ekim 2026 tarihleri arasında Kahramanmaraş EXPO 2023 Alanı’nda gerçekleştirilecek.

Kar ve don tarımı vurdu: Sebze ve meyvelerde fiyat artışı Haber

Kar ve don tarımı vurdu: Sebze ve meyvelerde fiyat artışı

Tarım yazarı ve gazeteci Ali Ekber Yıldırım, mayıs ayında yaşanan kar ve don olaylarının gıda fiyatlarını etkileyeceğini söyledi ve "Önümüzdeki dönemde özellikle meyvelerde ve bazı sebzelerde fiyat artışı mutlaka olacaktır” şeklinde konuştu. Gaziantep ve Şanlıurfa'da başta olmak üzere Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde bu ay etkili olan sel, dolu ve fırtına, tarımsal üretimi ve üreticileri etkiledi. Bazı bölgelerde meyve ağaçları zarar görürken bazı illerde seralar ve tarla ürünleri hasar aldı. Mersin'de kiraz, erik ve şeftali ağacı zarar gördü Yaşanan kar ve don olaylarından farklı bölgelerde farklı ürünlerin etkilendiğini belirten Yıldırım, “Türkiye'nin farklı bölgelerinde, farklı illerinde bazılarında kar yağdı, bazılarında don oldu, bazılarında aşırı yağmur oldu. 2025'te yaşadığımız uzun süren zirai don gibi ve üç defa yaşanan zirai don gibi çok büyük bir etkisi olmadı. Ama yine de lokal düzeyde baktığımızda Mersin'de kiraz, erik ve şeftali ağacı gibi meyveler daha çok zarar gördü. Antalya tarafında seralar, Adana'da mısır, patates gibi diğer ürünler gibi her ilde, her bölgede farklı bir etkilenme oldu” dedi. Don ve karın, meyve-sebze fiyatlarına etkisinin olacağını kaydeden Yıldırım, fiyatlarda artış olabileceği mesajını verdi ve şunları söyledi: “Tabii ki bunun mutlaka gıda fiyatlarına bir etkisi olacak. Zaten Türkiye'de bir fırtına esince, bir kar yağdığında mutlaka psikolojik olarak da hemen fiyatlarda bir artış olduğunu görüyoruz. Yani normalde şu an yaşanan bu kar, dolu, fırtına tarım ürünlerini çok fazla da arttıracak bir etki değil. Ama biraz kar düşünce hemen ‘ürün gelmedi’ denilerek fiyatlar artıyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde özellikle meyvelerde ve bazı sebzelerde fiyat artışı mutlaka olacaktır. Gıda enflasyonuna da etkisi mutlaka olacak ama bir yandan da haziran ayına geliyoruz. Tarla ürünleri çıkacak. Bu nedenle fiyatlarda bir düşüş beklentisi var. Bu onu biraz frenleyebilir. Ayrıca bu dönemdeki fiyat artışı zaten halkın yaşadığı enflasyonla TÜİK’in açıkladığı enflasyon arasında ciddi bir fark oluyor. Dolayısıyla biz bunu pazarda hissedeceğiz ama rakamlara yansıması mutlaka daha sınırlı olacak. Nisan ayı enflasyonu açıklandı. TÜİK, sebzelerdeki fiyat artışı yüzde 6,7 dedi. Domates, biber, salatalık, kabak fiyatları yüzde 6,7 mi arttı? Çok daha fazla arttı. Bu nedenle rakamlara yansıması farklı olacak. Biz çarşı pazardaki yansımalarını daha fazla hissedeceğiz. Yani sebze ve meyvede artık piyasa öyle bir noktaya geldi ki bunun maliyetle, iklimle çok fazla bağlantısı kalmamaya başladı. Üretici zaman zaman çok fiyatlar yükselse de bundan yeterince yararlanamıyor veya o üreticiye yansımıyor. Yani biz tüketici olarak ödediğimiz para ne yazık ki üreticiye gitmiyor çoğu zaman. İşte bazen iklim, bazen zirai don, kuraklık birçok sorun oluyor. Bunların her birinde fiyatlar artıyor. Biz tüketici olarak pahalıya tüketiyoruz. Üretici de ucuza satmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla son yağışlarla birlikte üreticideki fiyat çok düşük olsa da tüketiciye yansıması yüksek olacak”. İklim krizinin tarımdaki etkisinin azaltılması için etkili üretim stratejisi uygulanması gerektiğini belirten Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: “Tarımda özellikle yapısal sorunların mutlaka çözülmesi gerekiyor. Bu sadece iklime bağlı değil. Bir yandan İran Savaşı ile birlikte gübre fiyatlarının fırlaması, diğer taraftan mazot fiyatının çok artması. Yani maliyetler artarken buna bir reaksiyon gösterilmesi ve üreticinin üretime devam edebilecek şartların sağlanması lazım. Üretici üretime devam edecek bir para kazanabilirse bu üretim sürdürülebilir. Burada yapılması gereken tarladan sofraya kadar olan sürecin tüm ürünün iyi yönetilmesi lazım”.

Çiftçilere 300 ton tohum desteği verildi Haber

Çiftçilere 300 ton tohum desteği verildi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Kayseri Valiliği ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle yürütülen 'Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi' çerçevesinde düzenlenen törende, 660 ton tohum çiftçilere teslim edildi. Kur’anı Kerim tilaveti ve dualarla başlayan Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi Tohum Temin Töreni’ne Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın yanı sıra Kayseri Vali Vekili Adnan Türkdamar, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Akkışla Belediye Başkanı Mustafa Dursun, Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hüseyin Beyhan, Genel Sekreter Yardımcıları, daire başkanları, Kayseri Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlik Başkanı Günay Çakı, ziraat odası başkanları, muhtarlar ve çiftçiler katıldı. Kadir Has Kültür Merkezi otoparkında düzenlenen törende konuşan Başkan Büyükkılıç; Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim olaydan dolayı hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, Türk milletine ve acılı ailelere baş sağlığı temenni edip, yaralılara acil şifalar diledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çıkartmış olduğu yasa ve yetkilerle, sadece belediye hizmetlerinin dışında diğer alanlarda da ülkenin kalkınmasına yönelik hizmetler gerçekleştirdiğini ifade eden Büyükkılıç, Kayseri’nin tarım ve hayvancılık şehri olduğunu kaydetti. Tarım ve hayvancılığın yanı sıra Kayseri’nin turizm alanında da kendisinden söz ettirdiğini, bu sezon Erciyes Kayak Merkezi’ne 3 milyon 300 bin ziyaretçi ağırladığını belirten Başkan Büyükkılıç, sözlerini şöyle sürdürdü; "Daha önce Avrupa’nın en iyi şehri ünvanı ile Altın bayrak ödülünü almıştık. Bu defa Dünya Spor Başkentliği olma yolunda başvurumuzu yapmıştık, Avrupa’dan heyet incelemek üzere geldi, Kayseri’mizde misafir ediliyor, spor yazarlarımız şehrimizi en güzel şekliyle tanımlıyor. Bu da yetmiyor, şehrimizi Türk Cumhuriyetleri arasında kültürün başkenti olma yönünde çabalarımızı sürdürüyoruz. Yatırımdan yatırıma, hizmetten hizmete koşan, 16 ilçemizi de ayrıştırmayan bir anlayış ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla insanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesiyle ötekileştirmeden hizmet ediyoruz." Büyükkılıç, Kartal Katlı Kavşağı projesinden de bahsederek, 9 ay gibi süre içerisinde projenin tamamlanacağını belirterek, kent genelinde gerçekleşen ulaşım yatırımlarını da anlattı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın selamlarını ileten Başkan Büyükkılıç, "Arı, tavuk, manda, koyun veriyoruz, Mevla’m bereketleniyor. Binlerce koyunu verdik, koyunların 150 bini aştığı söyleniyor. Tarım İl Müdürlüğümüz ile uyum içerisinde Bakanlığımız ve Valiliğimiz önderliğinde her projede ‘biz de varız’ diyoruz" ifadelerini kullandı. Büyükkılıç; Sultan Sazlığı Kuş Cenneti’ni canlandıracak hem de sazlık çevresindeki mahallelerde tarımsal üretime güç katacak önemli bir projeyi de hayata geçirdiklerini vurgulayarak, "Biriz, beraberiz, hep beraber Kayseri, hep beraber Türkiye’yiz" dedi. Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav da Kayseri ekim alan büyüklüğünde Türkiye’de 5’inci sırada olduğunu, üretim miktarında Kayseri’nin yine 5’inci sırada olduğunu, ilk 10 içerisinde 24 tane ürün olduğunu ve 32 tane de coğrafi işaretli ürünleri olduğunu anlattı. Saklav, yaklaşık 500 bin dekar atıl olan nadas araziyi tarımsal üretime kazandırdıklarını söyleyerek, "Bakanlığımız olarak 2026’da bugün yaklaşık 300 ton, Büyükşehir Belediyemiz olarak da 365 ton nohut, aspir, yeşil mercimek, kuru fasülye ve dörtlü karışım tohumu dağıtacağız" dedi. Büyükşehir belediyesine ayrı bir sayfa açmak gerektiğine vurgu yapan Müdür Saklav, şöyle konuştu; "Büyükşehir Belediyemiz son 5 yılda Kayserili çiftçilere 1 milyar 200 milyon TL’lik destek gerçekleştirdi, canlı hayvan, tohum, makine ekipman, gübre, arı, kanatlı hayvan vermiş, mera ıslahında bulunmuş, tarımsal destekleri çiftçilere aktarmış, Başkanımız Memduh Büyükkılıç’a ve tüm ekibine teşekkür ediyoruz." "Çiftçi sizinle gurur duyuyor" Kayseri Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Abdulkadir Güneş ise Kayseri’nin sanayi ve ticaret şehri olarak bilindiğini son yıllarda artık tarım ve hayvancılık alanında da ilk 5’te olduklarını kaydetti. Başkan Büyükkılıç’a ‘iyi ki varsınız’ diyen Güneş, "Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz. Çiftçi sizinle gurur duyuyor. Her yerde emeğiniz var, sadece tohum değil, arazi yollarında, ekipmanlarda her yerde emeğiniz var. Türkiye’de en çok tarıma destek veren Kayseri Büyükşehir Belediyesi’dir" diye konuştu. Konuşmaların ardından çiftçilere tohum dağıtımı gerçekleştirilirken, üreticiler de bu projeden dolayı Başkan Büyükkılıç’a teşekkür ettiler. Proje kapsamında dağıtılan tohumlar; 200 ton nohut, 100 ton aspir, 60 ton yem bitkisi karışımı olmak üzere toplam 360 tona ulaştı. Bu destekle yaklaşık 45 bin dekar tarım arazisinin yeniden üretime kazandırılması hedefleniyor. Toplam maliyeti 19 milyon 320 bin TL olan projenin yarısı Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından hibe olarak karşılanırken, kalan yüzde 50’lik kısım üreticiler tarafından üstlenildi. Destekler, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen "Planlı Ekim Projesi" kapsamında, ÇKS’ye kayıtlı çiftçilere verildi. Bu sayede hem planlı üretimin yaygınlaştırılması hem de tarımsal verimliliğin artırılması amaçlanıyor.

Türkiye’nin tarım kenti Şanlıurfa, bu yıl bol yağış aldı Haber

Türkiye’nin tarım kenti Şanlıurfa, bu yıl bol yağış aldı

Hububat tarımının önemli kentlerinden biri olan Şanlıurfa'da, bu yıl hiç sulama yapılmaya gerek kalmadan ekimi yapılan buğday, arpa ve mercimek gibi ürünlerin hasadı yapılacak. Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, tarlada yağan yağış miktarı ve faydaları ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. "Oldukça bereketli bir yıldayız" Öztürkmen, "2026 yıllı bereketli ve bol yağmurlu bir yıl oldu. Geçen yıl yaşadığımız kurak bir yılın ardından 2026 yılı bize çok ümit verdi. Geçtiğimiz yıl normal şartlar altında Ocak ayından Mart ayına kadar yağın yağış miktarı 160 kilogram iken, yağış miktarı bu yıl 300 kilograma yaklaştı. Bizim Şanlıurfa ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin tamamında da aynı ortalama elde edildi. 2025-2026 su yıllı diyoruz. Ekim ayından itibaren ilimize yağan yağmur miktarı 490 milimetre yani geçmiş yılları biz çoktan geçtik, yüzde 25 ile geçtik. Yine aynı şekilde bu yıl, geçen yıl Ocak'tan Mart ayına kadar yağan yağmur miktarını 2 katını elde ettik. Oldukça bereketli bir yıldayız. Çünkü geçen yıl çiftçimiz, yaşanan kurallık nedeniyle büyük sıkıntı yaşadı. Bu kuraklık bütün toplumu da etkiledi. Bu yaşlılar ümit ediyorum, kuru tarım arazilerinde olduğu gibi sulu tarım arazilerinde de yüzümüzü güldürecek" dedi. Suruç Ovası çiftçilerinden Mehmet Dindar Yıldız, geçen yılla göre çok yağışlı, bereketli bir yıl yaşadıklarını belirterek, "Geçtiğimiz yıl kurak, sıkıntılı bir dönem yaşadık. Çok şükür bu yıl Allah’ın bereketi bayağı fazlaydı. Ekinler de baya iyi oldu. Çok şükür bu yıl baraj suyuna gerek kalmadan ekinler büyüdü. Allah’ın rahmet ve bereketi hepimizin gözünü doyurdu" diye konuştu. Meteorolojik verilere göre, 2026 yılının ilk dört ayında metrekareye 490 kilogram yağış düştü. Uzmanlar, bu yağış miktarı ile tarımsal üretimde yüksek rekolte beklendiğini bildirdi.

Mazıdağı Mazrone Üzüm Pekmezi Coğrafi İşaret Yolunda Haber

Mazıdağı Mazrone Üzüm Pekmezi Coğrafi İşaret Yolunda

Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı kırsal mahallelerde mazrone ismi verilen üzümden yapılan ve beyaz toprakla mayalanan meşhur pekmez, şifası ve lezzetiyle mutfakların vazgeçilmezi oluyor. Kış aylarında sofraların vazgeçilmezi olan pekmez, üzüm hasadı ile kazanlarda kaynamaya başladı. Türkiye’nin en fazla üzüm bağı bulunan Mardin'de bağ bozumu ile dallardan toplanan üzümler, zorlu ve uğraş isteyen çalışmanın ardından pekmeze dönüşüyor. Mazrone üzümü şırasından oluşan şifa kaynağı pekmez için Türkiye'nin birçok ilinden siparişler alınıyor. Mardin bölgesinde bu sene kuraklıktan dolayı verimin düşük olduğunu belirten çiftçiler, fiyatların da geçen seneye göre yüksek olduğunu dile getirdi. Mazıdağı Kaymakamlığı ve Mazıdağı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından mazrone üzüm pekmezi coğrafi işareti için başvuru yapıldığı ve onay aşamasında olduğu öğrenildi. Yetkililer, tescil sürecinin tamamlanmasıyla birlikte mazrone üzüm pekmezinin hem yerel ekonomiye katkı sağlayacağını hem de uluslararası pazarda tanınırlığını artıracağını belirtti. Mazıdağı’ndaki üreticiler de bu gelişmeden memnun. Pekmez üreticileri, coğrafi işaretin sadece bir belge olmadığını, aynı zamanda bölgenin kültürel mirasının korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. ''50 yıldır pekmez kaynatıyorum'' Mazıdağı mazrona üzümünün genetiği değiştirilmemiş bir üzüm çeşidi olduğunu belirten üzüm üreticisi Faruk Titiz, "Bu üzüm, Sümerlerden beri aynı üzüm, biz Mazıdağı mazrone üzüm pekmezini kaynatmayı yüzyıllardır sürdürüyoruz. Ben de rahmetli dedem ve ninemle birlikte çocukluğumdan beri bu işin içerisindeyim. Yani yaklaşık olarak diyebilirim ki 50 yıldır her sene pekmez kaynatıyorum. Mazıdağı pekmezi, mazrona üzümünden elde ediliyor. Mazrone üzümü bağlardan toplandıktan sonra özel çizmeleri giyip ayakla eziyoruz. Daha önce mekanizasyon denendi; makineyle sıkma işlemi denendi ancak üzümün posası da ezildiği için acımtrak bir tat bıraktı ve kalitesini bozdu. Bu yüzden makineden vazgeçtik ve tekrar ayakla ezmeye devam ediyoruz. Üzüm ayakla ezildikten sonra elde edilen şıra, beyaz toprakla mayalanır. Beyaz toprağın özelliği şudur bazik özelliklidir ve Mazıdağı’nda otoyollardan, tarım alanlarından uzak alanlardan elde edilir. Bu da toprağın tarım ilaçlarıyla kirlenmemiş olmasını sağlar. Bu detay oldukça önemlidir. Beyaz toprak, hem köpürerek şıranın içindeki kir ve pası dışarı atar, böylece berrak bir şıra elde edilir. Ayrıca bazik olduğu için meyve asidinin PH’ını düşürür. Böylece boğazı yakan o acı, yakıcı tat çıkmış oluyor. Büyük kazanda bir süre kaynayıp köpürdükten sonra, kirleri attıktan sonra küçük kazanlara alınır. Mazıdağı’ndaki ormanlık alanlardan elde edilen mazi odunu ile saatlerce kaynatılır. Yaklaşık 4–5 saat boyunca, 400 derecede kaynıyor. Kıvamını yakalayınca soğumaya alıyoruz. Burada bahsetmek istediğim bir diğer konu, pekmezin kaynadığı metal kaplardır. Daha önce bakır kaplarda kaynatıyorduk şimdi artık bakır kaplardan vazgeçtik. Çünkü her sene bakır kapların kalaylanması gerekiyor ve artık kalay ustası bulamadığımız için alüminyum kaplara geçtik. Alüminyum kaplar da aynı işi çok güzel yapıyor. Kalay ihtiyacı da olmuyor. Ayrıca bu kapların dış yüzeyleri tamamen çamurla sıvanır. Bunun sebebi, ateşin yakıcı özelliği metal ile doğrudan temas etmemesidir. Böylece metalden pekmeze geçebilecek muhtemel partiküllerin böylece önüne geçilmiş olur. Mazı odununun ateşi harareti çok yüksek olduğu için, direkt metalle temas etmemesi için dış yüzeyin çamurla sıvanması önemlidir. Mardin, Diyarbakır, Viranşehir ve Şanlıurfa çevresinde Mazıdağı pekmezi olduğu sürece başka pekmez satılmaz. Şu anda da Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa’nın bu taraftaki ilçelerinde 'Mazıdağı mazrona pekmezi' deyin, fiyatı ne olursa olsun kimse fiyatına bakmadan eldeki bütün malı alır. Çok rağbet gören bir üründür. Türkiye’nin çeşitli illerine, otobüslerle, kargolarla gönderdiğimiz müşterilerimiz var. Ürünümüz oldukça yoğun talep görüyor. Bu yılki verim ise kuraklıktan dolayı düşük oldu. Geçen seneki rekoltenin yaklaşık beşte biri kadar. Mart ayının sonunda dolu vurdu, don oldu. Ayrıca geçen senenin sonbaharından bu yana hemen hiç yağmur yağmadı. Bu nedenle rekolte çok düşük oldu. Şu anki pekmezi de damlarımızda kurduğumuz sulama sistemi sayesinde sulama yaparak kurtarabildik. Mazıdağı Kaymakamlığı ve Mazıdağı Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle coğrafi işaret talebimiz var. Bu talebimizi yetkililere ilettik, gerekli çekimlerimizi ve bilgilendirmelerimizi yaptık. İnşallah coğrafi işaretimizi de alıp Mazıdağı'mıza bir değer kazandırmış olacağız" dedi.

Antep Fıstığında Hasat Tamamlandı, Rekolte Düşüşte Haber

Antep Fıstığında Hasat Tamamlandı, Rekolte Düşüşte

Gaziantep'te 'yeşil altın' olarak bilinen Antep fıstığında hasat sezonu son toplanan fıstıklarla birlikte sona erdi. İlkbaharda yaşanan zirai don, büyüme döneminde kuraklık ve son olarak meyvenin gelişme sürecindeki yüksek sıcaklığın vurduğu Antep fıstığında yok yılının da etkisiyle rekolte büyük oranda düştü. Gaziantep'te fıstık yetiştiricilerinin bin bir zahmetle yetiştirdikleri Antep fıstığı hasadı son toplanan fıstıklarla birlikte sona erdi. Antep fıstığı üretiminde önemle bir yere sahip olan Gaziantep'te fıstık bu yıl rekoltesiyle çiftçileri üzdü. Türkiye genelinde yaşanan kuraklıktan dolayı yeterli yağış düşmediği için yaşanan verim ve rekolte kaybı zirai don etkisi ile birlikte üreticileri daha çok endişelendirdi. Yok yılını yaşayan Antep fıstığını zirai don ve aşırı sıcaklık da vurdu Bu sene ‘yok yılı'nın yanı sıra son yıllarda yaşanan kuraklığın etkilediği Antep fıstığını zirai don ve aşırı sıcaklık da vurdu. Fıstık yetiştiricilerinin bin bir emek ve zahmetle yetiştirdikleri, kentin önemli geçim kaynaklarından olan ve "yeşil altın" olarak da adlandırılan Antep fıstığında yapılan son hasatla sezon tamamlandı. Vazgeçilmez lezzetler arasında Geçtiğimiz yıllarda yüksek getirisi nedeniyle üreticinin büyük rağbet gösterdiği başta Gaziantep, Kilis ve Şanlıurfa olmak üzere Türkiye'deki birçok ilde yetiştirilen Antep fıstığı, baklava başta olmak üzere bölgeye ait birçok yemekten tatlıya kadar hemen her alanda mutfakların değişmez lezzetleri arasında yer alıyor. Kullanım amacına göre farklı dönemlerde hasat edilen, Temmuz ayının ortalarında başlayan ve eylül ayının sonuna kadar devam eden Antep fıstığı hasadını ekim ayına bırakan çiftçiler de oldu. Temmuz ayında başlayan hasat sezonu Ekim ayı ile sona erdi Bu yıl "yok yılı" olduğundan dolayı geçen yıla göre rekoltede yüzde 80 civarında bir düşüşün yaşandığı tahmin edilen Antep fıstığında hasat dönemi toplanan fıstıkların ardından sona erdi. Hasada temmuz ayında baklava yapımında kullanılan "boz" fıstığın hasadı ile başlayan üreticiler, Eylül ayının başından itibaren başladıkları "kırmızı ben" fıstığı hasadını tamamlayarak sezonu tamamladı. "Tekin Antep fıstığı" çeşidinde son hasat yapıldı Oğuzeli ilçesinin kırsal Uğurova Mahallesi'nde "tekin Antep fıstığı" çeşidi yetiştiriciliği yapan Ali Rıza Özdemir de son hasadını yaptı. Antep fıstığı çeşitlerinden en erken olgunlaşan çeşit olan, yazı uzun ve sıcak olan bölgelerde yetişen "tekin Antep fıstığı" çeşidinin hasadı için işçiler sabah saatlerinde gruplar halinde bahçelere giderek ağaçların altlarına branda açıp, dallardan elleriyle tek tek fıstıkları salkımıyla birlikte topladı. "Kuraklık verimi düşürdü" Son Antep fıstığı hasadını yapan çiftçileri ziyaret eden Gaziantep Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, geçen yıla oranla Antep fıstığında bu yıl rekoltenin düşük olduğunu söyledi. Bu yılın çok kurak geçtiğini belirten Sağlam, "Gaziantep ilimizde biliyorsunuz 3 milyon 468 bin dekar bir tarımsal alanımız var. Bunun 2 milyon 200 bin dekarı meyvecilikle kaplı. Bu 2 milyon 200 bin dekar alanın 1 milyon 430 bin dekarı da Antep fıstığıyla tarım yapılmaktadır. Dolayısıyla geçtiğimiz yıl 1 milyon 430 bin dekar da yaklaşık 175 bin ton civarı bir rekoltemiz gerçekleşmişti. Oğuzeli ilçesinde ve Gaziantep genelinde 2025 yılı biraz kurak geçti ama bu hasat yaptığımız bahçe şu anda sulanabilen bir bahçe ve bundan dolayı maşallah meyvelerde de verimliyiz. Ama geçtiğimiz yıla göre bu yıl yağış rakamlarına baktığımızda bugüne kadar yağan yağış miktarımız 199 kilo ve bu çok anormal bir kuraklık. Geçtiğimiz yıl 700 mililitre bir yağış varken bir önceki yılların ortalamasına baktığımızda 400-450 kilo olan bir yağış varken 2025 yılı içerisinde şu anda 199 mililitredir" dedi. "Kuraklıktan dolayı 50 bin ton gibi bir rekolte tahmin ediyoruz" Fıstık hasadının tamamlandığını söyleyen Sağlam, "Antep fıstığında bu yıl kuraklıktan dolayı rekolte düşüklüğü bekliyoruz. Fiyatlarda da bir yükselme olacak. 2025 rekoltesinde 50 bin ton gibi bir rekolte tahmin ediyoruz ama hasat tamamlandığında rekolte o zaman tam net çıkacak. Antep fıstığı ilimiz için önemli bir üründür. Buğdayın konumu nasıl önemliyse Antep fıstığı da Gaziantep için o kadar önemli ve sadece üretimde değil sanayide de fabrikalarda hem işleniyor, pazarlanıyor. Şanlıurfa'da, Siirt'te de Antep fıstığı var ama Gaziantep'ten pazarlanması önemli ve kentin genel geçim kaynağı Antep fıstığı üzerinden yapılmaktadır" diye konuştu. Kuraklık yetiştiriciyi sulu tarıma yönlendirdi Fıstık yetiştiricisi Ali Rıza Özdemir ise Antep fıstığında normalde iki yılda bir ürün alındığını, yaşanan kuraklık nedeniyle yeni çeşit arayışına girdiklerini ve kuraklık nedeniyle sulu tarıma geçtiklerini ifade etti.

Şanlıurfa’da isotun yolculuğu başladı Haber

Şanlıurfa’da isotun yolculuğu başladı

Şanlıurfa'nın vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan isotun üretimi başladı. Kadınların ellerinde birçok aşamadan geçen isot, mutfaklarda birçok yemeğe lezzet katıyor. Şanlıurfa'da eylül aynın gelmesiyle birlikte biber hasadı ve isot üretimi de başladı. Urfa yemeklerine tat, koku ve lezzet veren isot, zorlu bir üretim serüveninin ardından sofralara ulaşıyor. İsot, günün her öğününde farklı şekillerde tüketiliyor. İsot, kentin vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan çiğköfte başta olmak lahmacun ve tepsi yemekleri gibi birçok yemeğin olmazsa olamazları arasında yer alıyor. Büyük emek kadınların Şanlıurfa, Türkiye'nin pul biber ihtiyacının önemli bir kısmını karşılarken kadın işçiler de üretimde büyük rol oynuyor. İsot üretimi için sabahın ilk ışıklarıyla üretim tesislerine giden kadın işçiler, biberlerin ayıklanma aşamasından son aşamasına kadar birçok görevi yerine getiriyor. Kadınların ellerinde işlem gören biberler, salça ve isot haline getiriliyor. Kadın işçiler isotun acısı ve hava sıcaklığının verdiği zorluklar altında çalışarak ailelerinin geçimine katkı sağlıyor. Kadın işçiler, çuvalı 20 liradan temizlenen biber ile günlük ortalama bin lira kazanıyor. Üreticiler ise biberin sofralara ulaşan son hali olan isotun (pul biber) kilosunu 350 ile 400 lira arasında satışa sunuyor. "Bu yıl sezona verimli başladık" Sezona verimli bir şekilde başladıklarını aktaran üretici Mehmet Polat, "Şanlıurfa'da 8'inci ayda biber sezonu başlar, 11'inci ayda biter. Toplam 3 aylık bir biber sezonumuz var. Üretim sürecinde kadınlar biberin yeşilini, çöpünü, sapını temizlerler. Kırmızı olan kısmını da makinalara atarız. Burada biberler parçalanarak tohumları bir tarafa, biberi ise bir tarafa ayıklanarak 3 çeşit biber çıkarılır. Kırmızı olan çeşidinde ter işlemi olmaz. Mor ve siyah olanda ise talebe göre 3 ve 4 gün olacak şekilde ter işlemi yapılır. Ter işleminden sonra da makinalardan geçip hazır halde sofralara gelir. Burada günlük çalışan kadınlar var. Bu 3 aylık sezonda kadınlar çalışmaya devam eder. Burada 20 ila 30 arasında çalışan kadın var. Onlar da evlerine bir katkı, kendilerine fayda olsun diye devamlı yanımızda çalışan ablalarımızdır. Geçen sene bu tarihlerde kilosunu 16 ila 17 liraya aldığımız biberleri bu sene 13 ila 14 liraya alıyoruz. Birinci sınıf kalitede biberler geliyor fakat işçiliğimizde yüzde 40 artış oldu. Şu anda 1 kilogram pul biber toptan 350 ila 450 lira arasında satılıyor" dedi. Sıcak havanın etkisi ve biberin acı olmasının işlerinin en zor yanı olduğuna değinen Zübeyyir Polat, "Bu sene de hayırlısıyla biber sezonunu açtık. Urfa sıcağı altında ve biberin de acı olması işimizi daha da zorlaştırıyor. Sıcak hava biber için çok faydalı, sıcak olmazsa biberimiz kurumaz. Gün oluyor hava sıcaklığı 45 ila 50 dereceye kadar ulaşıyor. Emeğimizin karşılığında tam istediğimiz maddi karşılığı da alamıyoruz. Biraz daha zor ve zahmetli bir iş. Ev yapımı biber satışımızı 400 liradan satışa sunduk. İlk hasadımızın fiyatı bu şekilde. İlerleyen süreçte rekolteye göre bu fiyatlar değişebilir" şeklinde konuştu. İsot temizliğinde çalışan işçilerden Zehranur Baynal ise "Sabah erken saatlerde geliyoruz. Birinci zorluğumuz bu. Emeğimizle çalışıyoruz. Bazen akşam saatlerine kadar çalışıyoruz. Bazen de daha erken saatlerde işimizi bitirip eve gidiyoruz. Ellerimizin biberin acısından dolayı yandığı çok oluyor. Bu şekilde ailemize destek olmaya çalışıyoruz. Emeğimizin karşılığını alıyor muyuz, 1 çuval biberin yapımı karşılığında 20 lira veriyorlar. Günde tek başıma olsam 50 çuval çıkarabilirim" diye konuştu.

Siverek kuru domatesleri dünya sofralarına ulaşıyor Haber

Siverek kuru domatesleri dünya sofralarına ulaşıyor

Siverek'in verimli arazilerinde yetiştirilen organik domatesler, Temmuz ve Ağustos aylarında dallarından özenle toplanıyor. Beyaz çadırların üzerinde parçalanarak serilen domatesler, sıcaklığın 60 dereceyi bulduğu kavurucu güneş altında günlerce kurutuluyor. Doğal yöntemlerle kurutulan domatesler, İzmir ve Manisa'daki işleme tesislerine gönderiliyor. Buradan da başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Amerika, Rusya ve Orta Doğu'ya ihraç edilerek sofralara ulaştırılıyor. Üretici aileler için önemli bir geçim kaynağı olan kuru domates, Siverek'te son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. Yöre çiftçileri, kurutmalık domatesin hem ürün çeşitliliğini artırdığını hem de tarımsal gelirlerine büyük katkı sağladığını belirtiyor. Ziraat Mühendisi Mehmet Hanifi Torpil, bölgedeki üretimin önemine dikkat çekerek, "Siverek'te Nisan ayında domates ekimi başlar, temmuz ve ağustos aylarında hasat başlar. Topladığımız domatesleri beyaz çadırlar üzerinde parçalayarak, tuzlayarak güneş altında kurutmaya bırakıyoruz. Bir araba yükü kurutulduğunda İzmir ve Manisa'daki gıda fabrikalarına gönderiyoruz. Bu yıl ortalama 10 bin ton domates ekildi, bu yıl Siverek'ten elde etmesini amaçladığımız kuru domates 5 Bin tondur" dedi. Üretici Erdal Vurgun ise ailecek bu işten geçimlerini sağladıklarını belirterek, "Yıllardır domates ekiyoruz. Eskiden sadece yaş olarak satardık ama şimdi kurutarak daha fazla kazanç elde ediyoruz. Bu ürünün hem ülkemizde hem de yurtdışında değer görmesi bizi mutlu ediyor. Siverek'in adını dünyaya duyurmak bizim için gurur verici" diye konuştu. Kuru domates üretimi, Siverek'te tarımsal çeşitliliğin artmasına katkı sağlarken, bölge çiftçileri de her yıl daha fazla alanda üretim yapmayı hedefliyor.

Şanlıurfa’da fıstık bahçelerinde büyük tehlike: Fitoplazma Haber

Şanlıurfa’da fıstık bahçelerinde büyük tehlike: Fitoplazma

Şanlıurfa’da son yıllarda yaşanan iklim değişikliği, bunaltıcı sıcaklar ve düşük yağış fıstık bahçelerini olumsuz etkiliyor. Önceki yıllarda fıstık ağaçlarının dal ve yapraklarında yaşanan kuruma, bu yıl birçok bölgeye yayıldı. Ağaçların yüzde 30’u kuruyabilir Ağaçların dal ve yaprak kısımlarının kurumasıyla başlayan fitoplazma hastalığının önüne geçilmediği takdirde 5 yıl içerisinde ağaçların yüzde 30’unun kuruyabileceği belirtildi. Yaygın bir şekilde görülmeye başlayan hastalık, üreticiye de büyük zarar veriyor. Genelde kurak ve yağışın az olduğu yıllarda daha fazla görülen hastalığı önlemek için herhangi bir ilaç da bulunmuyor. Çiftçiler, bu hastalığa karşı sadece kültürel mücadele yöntemlerini uygulayabiliyor. Bahçesinde gözle görülür bir kuruma başlayan çiftçi Güli Akdemir, fıstık ağaçlarında kuruma olduğunu söyledi. Bir çok ağaçta kurt, yaprak biti olduğunu ve ağaçların pas tuttuğunu da aktaran Akdemir, bu durumun ağaçların büyümesini ve gelişmesini engellediğini belirtti. Çiftçileri büyük bir tehlike bekliyor Fıstık bahçelerinde inceleme yapan Ziraat Mühendisi Mehmet Bilgin, önlem alınmadığı takdirde 5 yıl sonra ağaçların yüzde 30’una yakınının kuruyabileceğini söyledi. Hastalığın sıcak ve kurak geçen yıllarda daha fazla görüldüğünü dile getiren Bilgin, "Fitoplazma hastalığı fıstık bahçelerinde yaprakların sararması ve dalların kurumasıyla meydana gelen bir hastalıktır. Bitki fluemlerinin yani soymuk borusundaki organik maddelerin bitki özüne taşındığı kısımda ortaya çıkardığı hastalık. Özellikle kurak ve yağışın az olduğu senelerde çok fazla yaygınlık gösteriyor. Şanlıurfa ilimizin 2022 yılındaki fıstık üretimini baz aldığımızda 239 bin ton üretimden yaklaşık 107 bin tonluk bir kısmıyla ilk sırada yer almaktadır. Bu hastalığın önüne geçilmezse yaklaşık 5 sene içerisinde fıstık bahçelerimizin yüzde 30’unu kurutabilir. Verimde ve rekoltede düşüş meydana getirecektir. Özellikle budama yapılırken aletlerin hipoklor su ile yıkanması ve steril edilmesi gerekiyor" diye konuştu. Öte yandan Harran Üniversitesi'ndeki akademisyenlerin de hastalığın önlenebilmesine yönelik çalışma yürüttüğü belirtildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.