Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sencer Solakoğlu

AGRONEWS - Sencer Solakoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sencer Solakoğlu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Zeytin sektörü buluşması İzmir’de başladı Haber

Zeytin sektörü buluşması İzmir’de başladı

İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech-12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı, 100'ün üzerinde katılımcı ve 5 ülkeden sektör temsilcilerinin katılımı ile Fuar İzmir'de başladı. 2 Mayıs'a kadar çeşitli etkinliklerle devam edecek olan fuarın açılışına CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İzmir Ticaret Borsası (İTB) Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, EBSO Yönetim Kurulu Üyesi İdil Yiğitbaşı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Başkan Yardımcısı İzzet Şanlı, bürokratlar, akademisyenler, sektör profesyonelleri katıldı. "Değerini bulmasını sağlamamız gerekiyor" Dünyanın en güzel zeytinyağının bu topraklarda üretildiğini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "İnsanların ilk yerleşik düzene geçtiği, tarım yapmaya başladığı toprakların mirasçılarıyız. Sahip olduğumuz bu değeri anlamak, bilmek, hakkını vererek bunu işlemek, emeğe, ürüne, markaya dönüştürmek ve değerini bulmasını sağlamak gerekiyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bir anlamda İzmir'e görev olarak verdiği fuarlar şehri kimliğini düşününce böyle bir fuara ev sahipliği yapmak da en çok şehrimize yakışırdı. Görevimizi yapmış olmanın huzurunu yaşıyoruz" dedi. "Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz" Fuarların zorlu şartlarda gerçekleştiğini söyleyen Tugay, başarılı bir katılım olduğunu ifade etti. Çok katmanlı ve paydaşlı bir fuar düzenlendiğini kaydeden Tugay, markalaşmaya, teknolojiye, pazarlamaya vurgu yaparak, "Türkiye'de 200 milyondan fazla zeytin ağacımız, 3 milyon 750 bin ton zeytin üretimimiz var. Yılda ortalama 300 bin ton zeytinyağı, 700 bin tonun üzerinde sofralık zeytin üretiyoruz. 400 bin ailemiz geçimini doğrudan zeytinden sağlıyor. Dünya sıralamasına baktığımızda sofralık zeytinde üretim ve ihracatta ilk üçteyiz. İspanya ve Mısır ile rekabet halindeyiz. Zeytinyağında aynı şekilde hem üretimde hem ihracatta ilk beş içindeyiz. 120 ülkeye zeytinyağı, 130 ülkeye sofralık zeytin ihraç ediyoruz. Zeytin sektörünün dünyadaki ana aktörlerinden birisidir Türkiye. Bu bilinçle hem gurur duymalı hem de bu sorumluluğun ağırlığını hissetmeliyiz diye düşünüyorum. İzmir, bu sorumluluğun altından kalkmak için çok çalışan, çaba gösteren şehirlerimizden biridir. Yağlık zeytin üretiminde Türkiye'nin birinci kenti. Türkiye genelindeki zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 14'ünü, yağlık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 18'ini tek başımıza karşılıyoruz. 20 milyonun üzerinde zeytin ağacı, yaklaşık 520 bin ton toplam zeytin üretimimiz var. Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz" dedi. "Bunlar boş sözler değil" Zeytin Konseyi'ne sahip olduklarını, herkesin destek olabileceğini söyleyen Tugay, markalaşmanın da irdelenmesi gerektiğini söyledi. Tugay, "Ürettiğimiz ürünleri başka ülkelere markasız olarak toplu ihraç ediyoruz. Onlar marka haline getiriyor. Kendi ürünleri olarak satıyor. Bizim 1 liraya sattığımız şeyi onlar 5-10 liraya satıyor" dedi. Geçen yıl kooperatiflere 694 milyon lira destek verdiklerini söyleyen Tugay, "Geleceğin tarımını, ülkesini birlikte kuracağız. Bunlar asla boş sözler değil. Ben bu ülkenin bir evladı olarak bu görevin başındayım. İnsanlarımız istediği sürece bu görevi yapmaya devam edeceğim. Benim olmadığım zamanlar bu ülkenin başka evlatları burada olacaklar. Bu ülkenin evlatları bu ülkenin kurtuluşunu sağlayacaklar. Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak" şeklinde konuştu. "Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz" CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ise, "Türkiye'de zenginliği yerin altında aramayın: En büyük zenginliğimiz yeşil altın zeytin" başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Türkiye'de üretilen ancak markalaşamayan ürünlere vurgu yapan Solakoğlu, "Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz. Çok çalışıp para kazanmamamızın da en büyük sebebi, biz hiçbir zaman desteklenmiyoruz. Zeytinyağımızı, peynirimizi markalaştıramamışız, hep fasonculuğa kaçmışız. Standardın olmadığı yerde markalaşmanın olması mümkün değil. Bu konuda hiçbir destek yapılmıyor" diye konuştu. Solakoğlu, Türk mutfağının dünyada tanıtılması gerektiğini söyledi. 100'ün üzerinde katılımcı Olivtech Fuarı, sektördeki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri sergilemek, sektör profesyonellerini bir araya getirerek iş birliği olanakları oluşturmak amacıyla düzenlenirken, üretimden işleme ve tüketime uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren paydaşları aynı çatı altında buluşturmayı hedefliyor. 100'ün üzerinde katılımcının yer aldığı fuarda, Türkiye'nin 19 farklı şehrinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya'dan katılımcılar da bulunuyor. Zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere süt ürünleri ve tarım teknolojilerine odaklanan fuar, katılımcılara güncel trendleri takip etme, yeni iş bağlantıları kurma ve sektörel gelişmelere dair kapsamlı bir perspektif kazanma imkanı sunuyor. Fuarı ülkemizin yanı sıra Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalardan sektör profesyonellerinin ziyaret etmesi bekleniyor. Fuar, zengin etkinlik programıyla da dikkat çekiyor. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar, deneyim alanları ve sergi ile zenginleşen program kapsamında üretimden tüketime uzanan süreç farklı başlıklar altında ele alınacak. Tarımda dönüşüm, gıdada kalite, üretim süreçleri, markalaşma, sürdürülebilirlik, değer zinciri, tüketim alışkanlıkları ve gastronomi gibi konuların değerlendirileceği etkinlikler, sektörün güncel dinamiklerine ışık tutacak.

Depremden sonra köy evine sığındılar Haber

Depremden sonra köy evine sığındılar

NB EKONOMİ gazetesinin ünlü tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım köşesinde köylerde yaşananlar ve ihtiyaçları yazdı. Yazısında şunlara yer verdi: Köylerde, kırsalda özellikle hayvancılık yapanlar için öne çıkan temel sorunları şöyle sıralayabiliriz: 1- Kırsalda yaşamanın bazı dezavantajları var. Bu depremde de bunu bir kez daha gördük. Kurtarma ekipleri, yapılan yardımlar en son köylere ulaştı. Köylerde yaşayanlar yakınlarını enkaz altından kendi çabaları ile çıkarmaya çalıştı. Köylere yönelik bir yardım birimi olsa daha hızlı müdahale edilebilirdi. 2- Tamamen yerle bir olan köyler de var. Neredeyse hiçbir evi yıkılmamış köyler de var. Yerle bir olan köylerde şehirde olduğu gibi gıda ihtiyacı, sağlık hizmeti, tuvalet, çadır, battaniye, ısıtıcı gibi ihtiyaçlar doğdu. Bir bölümü karşılandı. Bir bölümü hala bekleniyor. 3- Hayvancılık yapanlar için, enkazda kalan hayvanların kurtarılması, ölen hayvanların gömülmesi, yaşayanların bakımı, beslenmesi, ürettikleri sütün toplanması öne çıktı. Hayvanların yem ihtiyacı belli bir dönem düzenli olarak sağlanması gerekir. Bunun için desteğe ihtiyaç var. 4- Bitkisel üretimle ilgili şu günlerde yapılacak çok fazla bir şey yok. Ancak baharda havaların ısınması ile birlikte bitkisel üretim faaliyetleri başlayacak. 5- Yaşanan sorunların yanında köylerin önemi de bir kez daha görüldü. Depremde şehirdeki evi yıkılanlar için köylerdeki sağlam evler sığınma yeri oldu. Konuştuğum birçok kişi şehirdeki evlerine giremeyince köylerine gittiklerini söyledi. Süt ve yem için atılan olumlu adımlar           Kırsalda yaşayanlar için neredeyse aynı gün insanlar zorunlu olarak işlerine dönmek zorunda kaldı. Bir yandan cenazelerini kaldırırken, yaralarını sarmaya çalışırken bir yandan da enkazdaki hayvanlarını kurtarmaya, beslemeye başladı. Anadolu’da bir söz var: “Cenaze bekler süt beklemez.” Hayvanlar sağılıyor. Sütün bölgeden toplanması, alınması için Hatay Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Lütfi Danahaliloğlu’nun çağrısını paylaştık. Sütaş Yönetim Kurulu Başkan Vekili Tarık Tezel hemen telefonla arayarak Lütfi Bey ile iletişime geçtiklerini ve bölgeden süt alımına başladıklarını söyledi. Lütfi Danahaliloğlu’da arayarak sütün toplanmaya başlandığını belirterek teşekkür etti. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Sencer Solakoğlu da süt konusunda bir çalışma başlattıklarını söyledi. TÜSEDAD Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada ise, Gıda Federasyonu Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği’nin deprem bölgesindeki 10 ilde kuracağı dayanışma mutfaklarına iki haftada bir 23 bin 760 litre uzun ömürlü süt dağıtımı için çalışma başlatıldığı duyuruldu. Bölgede hayvan yetiştiriciliği yapanlar, hayvanları için yem istiyor. Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, Pazar günü Adana’da yaptığı basın toplantısında bölgeye 984 ton yem gönderdiklerini ayrıca 1000 hayvan çadırı gönderdiklerini söyledi. Sonrasında da Bakanlıktan, yem sevkiyatının aralıksız devam ettiği açıklaması yapıldı. Edirne’den Öztürk Yem ve diğer bölgelerden de yem desteği sağlayanlar oldu. Yem desteğinin aralıksız devam etmesi ve her köye ulaştırılması gerekiyor. Depremin yıktığı 10 ilin ekonomisinde tarımın önemi Depremin yıktığı 10 ilin ekonomik yapısına bakıldığında öncelikli sektörün tarım ve tarıma dayalı sanayi, gıda sektörü olduğu görülüyor. Devlet Planlama Teşkilatı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Merkez Bankası’nda önemli görevlerde bulunan Ercan Türkan “Deprem Bölgesinin Ekonomik Göstergeleri ve Ülke Ekonomisine Katkıları” başlığı ile bir çalışma yayınladı. Çalışmada özetle şu bilgilere yer veriliyor: “Deprem çok büyük maddi ve manevi bir kayba sebebiyet vermiştir. Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Malatya, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Kilis, Osmaniye deprem felaketinden en çok etkilenen illerimiz olmuştur. Depreme ilk müdahale sonrasında, bölgenin Türk ekonomisi açısından önemi ve depremin kalıcı ve uzun vadeli sonuçları, gündemi belirleyen en önemli konular olacaktır. Bölgedeki ekonomik aktivitenin boyutlarının ve ekonomik yapısının bilinmesi, geliştirilecek ekonomik ve sosyal rehabilitasyon proje tasarımı açısından da önemli bir girdi olacaktır. Diğer taraftan yaşanan depremlerin ekonomik etki boyutlarının, veriye dayalı olarak yapılması, ekonomik hasarın gerçekçi bir şekilde tespit edilebilmesi, spekülatif değerlendirmelerin önüne geçilmesi açısından da önemli görülmektedir. Sağlıklı ve veriye dayalı değerlendirme, potansiyel ekonomik hasarı sınırlamak açısından da kritik önemdedir.” Bitkisel üretim ve hayvancılık öne çıkıyor Ercan Türkan’ın 2021 verilerinden yararlanarak yaptığı tespitlere göre; depremin yıktığı 10 ilin bitkisel üretim değeri ülkenin toplam bitkisel üretim değerinin yüzde 20’sini oluşturuyor. Tahıllar ve diğer bitkisel üretim miktarı yüzde 12, işlenen tarım alanı yüzde 14,5 civarında. Büyükbaş hayvan varlığı ülkedeki büyükbaş hayvan varlığının yüzde 12’sini, küçükbaş hayvan varlığının yüzde 16,3’ünü oluşturuyor. Ziraat ve balıkçılık sektörü kredilerinin yine yüzde 15,5’i bu 10 ile ait. Özetle, bu kadar büyük bir felaketten sonra yaraları sarmak, normal yaşama dönmek hiç de kolay değil. Her zamankinden daha büyük dayanışmaya, bilimin ışığında çalışmaya ve bundan sonrası için dersler çıkarmaya ihtiyaç var. Kaynak : NB EKONOMİ 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.