TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su

AGRONEWS - Su haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Afşar ve Buldan barajları yüzde 75 dolulukta Haber

Afşar ve Buldan barajları yüzde 75 dolulukta

MANİSA'nın Alaşehir ilçesi Bağ Sulama Birliği sorumluluk alanındaki Afşar ve Buldan barajlarında doluluk oranı, son yağışlarla birlikte 10 yıl aradan sonra ilk kez yüzde 75 seviyelerine ulaştı. Alaşehir Bağ Sulama Birliği Başkanı Hüseyin Alagöz, Afşar Barajı'ndaki bu suyla 120 bin dönüm alanda, Buldan Barajı'ndaki suyla ise 23 bin dönüm alanda iki sulama yapılabileceğini söyledi. Manisa'nın Alaşehir ilçesinde çiftçiler, 2026 üretim sezonu öncesinde barajların dolması ve kış yağışlarının etkisiyle büyük sevinç yaşıyor. Yağışlarla birlikte toprak suya doyarken, uzun süredir kuruyan dereler yeniden akmaya başladı. Barajlardaki doluluk oranları ise son 10 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Alaşehir'de bulunan Afşar Barajı, yaklaşık 10 yıl aradan sonra ilk kez 56 milyon metreküp su kapasitesine ulaştı. Barajda doluluk oranı yüzde 75'i aşarken, geçen yıl su seviyesinin düşük olması nedeniyle sulama yapılamayan birçok bölgede bu yıl rahatlama yaşandı. Yetkililer, 120 bin dönüm tarım arazisinin bu sezon en az iki kez sulanabileceğini belirtirken, üreticiler bu gelişmenin verime olumlu yansıyacağını ifade etti. BULDAN BARAJI DA DOLDU Bölgedeki bir diğer önemli su kaynağı olan ve Sarıgöl Ovası'nın yaz aylarında büyük bölümünü sulayan Buldan Barajı da bu yıl yaklaşık 6 milyon metreküp su kapasitesine ulaştı. Baraj sayesinde yaklaşık 23 bin dönüm tarım arazisinin iki kez sulanabilecek olması çiftçilerin yüzünü güldürdü. 'SU DEMEK BEREKET DEMEK' Yağışların çok iyi olduğunu belirten Çiftçi Selim Aktürk, "Yağışlar bu sene çok güzel oldu. Baraj kapaklarının açılmasına az kaldı. İnşallah birkaç gün daha su akar, yer altı sularımız da güçlenir. Geçen yıl susuzluktan mahsullerimiz kurudu, büyük zarar ettik. Bu sene su var, su demek bereket demek" dedi. Çiftçi Yakup Ok ise su sorununun büyük ölçüde çözüldüğüne dikkat çekip, "Geçen yıl ciddi kuraklık yaşadık. Bu yıl barajların dolmasıyla su sıkıntısı yaşamayacağız. Ancak ürettiğimiz ürünün değerinde satılması önemli. En büyük sorunumuz pazar ve fiyat. Devletimizden bu konuda destek bekliyoruz" diye konuştu. 'TOPRAĞIMIZ SUYA DOYDU' Üzüm bağında çalışan Hülya Kocaman da yağışlardan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Barajlarımız doldu. Toprağımız suya doydu. İnşallah bundan sonra da yağmurlar böyle devam eder! dedi., SULAMA BİRLİĞİNDEN BEREKET VURGUSU Alaşehir Bağ Sulama Birliği Başkanı Hüseyin Alagöz, barajlardaki doluluk oranlarının yıllar sonra yüksek seviyelere ulaştığını belirtip, "Afşar Barajı'nda yüzde 75 doluluk oranına ulaştık. Yaklaşık 56 milyon metreküp kullanılabilir suyumuz var. Bu suyla 120 bin dönüm alanda iki kez sulama planlıyoruz. Son yıllarda yüzde 20-25 seviyelerinde kalan doluluk oranları bu yıl oldukça yükseldi" dedi. Buldan Barajı'nda da yaklaşık 6 milyon metreküp su bulunduğunu ifade eden Alagöz, 23 bin dönüm alanda iki sulama yapılabileceğini kaydetti. BORULU SİSTEMLE VERİMLİ SULAMA Devlet Su İşleri'nin bölgede borulu sisteme geçiş çalışmalarının sürdüğünü belirten Alagöz, sistemin 2028 yılında tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi. Alagöz, "Borulu sistemle birlikte su daha verimli kullanılacak. Vatandaşlar kartlı sistemle damla sulama yapabilecek. Sulanmadık alan bırakmamayı hedefliyoruz" diye konuştu. SEZON ÖNCESİ YOĞUN HAZIRLIK 2026 sulama sezonu öncesinde sahada yoğun bir hazırlık sürecine girildiğini belirten Alagöz, "Kanallarda biriken rusubatların temizliğine başladık. Kış suyu talep eden bölgelerde sulama devam ediyor. Sezon başladığında tüm şebekeyi hazır hale getireceğiz" dedi.

2026-2035 Ulusal Su Planı yürürlükte: 10 yıllık hedefler Haber

2026-2035 Ulusal Su Planı yürürlükte: 10 yıllık hedefler

Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Türkiye'nin su kaynaklarının yönetimi için hazırlanan en üst ölçekli strateji belgesi olan Ulusal Su Planı (2026-2035) uygulamaya konuldu. Plan, iklim değişikliği ve artan su talebi baskısı altında, suyun tüm sektörlerdeki (tarım, içme suyu, sanayi) kullanımını "su-gıda-enerji-ekosistem" bağı çerçevesinde ele alıyor. Planda Öne Çıkan Temel Stratejiler ve Hedefler: Tarımsal Sulamada Dönüşüm: Planda, tarımsal sulama randımanının artırılması temel hedef olarak belirlendi. Mevcut açık sistemlerin kapalı sistemlere dönüştürülmesi, modern sulama yöntemlerinin (basınçlı sulama) yaygınlaştırılması ve sulama birliklerinin teknik kapasitelerinin artırılması öngörülüyor. Arıtılmış Atık Suların Kullanımı: Kısıtlı olan su kaynaklarına alternatif olarak, kentsel ve endüstriyel arıtılmış atık suların tarımsal sulamada ve sanayide kullanımının artırılmasına yönelik teknik ve yasal altyapı çalışmalarına hız verilecek. Kuraklık ve Risk Yönetimi: İklim değişikliği senaryoları baz alınarak havza bazlı "Kuraklık Yönetim Planları"nın etkinleştirilmesi hedefleniyor. Plan kapsamında, su kısıtı bulunan havzalarda suyun tahsisinin önceliklendirilmesi ve kriz anlarında uygulanacak protokoller netleştirildi. Yasal ve Kurumsal Yapı: Su yönetimi alanındaki çok başlılığın giderilmesi amacıyla mevzuatın sadeleştirilmesi, "Su Kanunu" çalışmalarının plan dönemi içerisinde tamamlanması ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi stratejik amaçlar arasında yer alıyor. Su Verimliliği Seferberliği: Endüstriyel tesislerde su geri kazanımı, içme suyu şebekelerindeki kayıp-kaçak oranlarının kademeli olarak düşürülmesi ve kamuoyunda su tasarrufu bilincinin oluşturulması için izlenecek takvim planda yer aldı. Uygulama ve İzleme Süreci Ulusal Su Planı (2026-2035) kapsamındaki tüm faaliyetler, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, ilgili tüm bakanlıklar ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle takip edilecek. Plan, her yıl sonunda yapılacak değerlendirmelerle güncel ihtiyaçlara göre revize edilebilecek.

99,8 milyon metreküp atık su bir yılda arıtıldı Haber

99,8 milyon metreküp atık su bir yılda arıtıldı

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 2025 yılı içerisinde Ilgın, Çumra, Doğanhisar, Derebucak ve Taşkent İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesislerinin tamamlanarak hizmete alındığını belirtti. KOSKİ’nin Konya genelinde 2018 yılından bu yana toplam 14 atık su arıtma tesisi inşa ettiğine vurgu yapan Başkan Altay, "Tamamlanan son yatırımlarla birlikte il genelindeki toplam atık su arıtma tesisi sayısı 49’a ulaştı. İleri biyolojik arıtma teknolojileriyle donatılan tesisler, atık suların çevreye zarar vermeden arıtılmasını sağlarken, suyun yeniden kullanımına da imkan tanıyor" dedi. Hayata geçirilen bu yatırımlarla hem çevreyi korumayı hem de su kaynaklarının verimli ve bilinçli kullanılmasını hedeflediklerini dile getiren Başkan Altay, Konya’nın geleceğine değer katmaya devam ettiklerini ifade ederek, "2025 yılı içerisinde Konya’daki atık su arıtma tesislerimizde toplam 99 milyon 839 bin 191 metreküp atık su arıtılarak yeniden kullanıma kazandırıldı. Ayrıca atık çamurlardan 4 milyon 476 bin 286 kilowatt saat elektrik enerjisi üretildi. Özellikle tarımsal sulama amaçlı değerlendirilebilen arıtılmış su, mevcut su rezervlerinin korunmasına önemli katkı sağlarken, kuraklık riskine karşı da sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. İhtiyaç duyulan bölgelerde çevre yatırımlarımıza devam edeceğiz" cümlelerine yer verdi. Konya genelinde hizmet veren 31 biyolojik ve 18 doğal olmak üzere toplam 49 atık su arıtma tesisi, günlük 328 bin 477 metreküp arıtım kapasitesiyle çevrenin korunmasına ve sürdürülebilir su yönetimine önemli katkı sağlıyor.

Beypazarı, Kışlık Havuç Hasadında Verim Yükseldi Haber

Beypazarı, Kışlık Havuç Hasadında Verim Yükseldi

Ankara'nın Beypazarı ilçesinde kışlık havuç hasadı başladı. Çiftçi Sezai Aydoğan, dönüm başına yaklaşık 10 ton ürün beklediklerini söyledi. Ankara'nın Beypazarı ilçesinde kışlık havuç hasadı başladı. Günün ilk ışıklarıyla çalışmaya başlayan işçiler, topraktan sökülen havuçları torbalara dolduruyor. Toplanan havuçlar daha sonra yıkama tesislerine götürülüyor. İlk olarak büyük havuzlarda kaba temizliği yapılan havuçlar, yıkama makinelerinden geçirilerek paketleme bölümüne aktarılıyor. İri, ince, kıtır ve kırık olmak üzere ayrılan ürünler, kullanım amacına göre farklı kasalarda sınıflandırılıyor. Üreticiler, hasat edilen havuçları talebe göre piyasaya sunmak üzere soğuk hava depolarında muhafaza ederken, Beypazarı havucu yıl boyunca Türkiye'nin dört bir yanındaki sofralara ulaştırılıyor. "Şu an tahmini verim dönüme 10 ton" Çalıştıkları arazinin 180 dönüm olduğunu belirten çiftçi Sezai Aydoğan, "Şu anda kazım zamanına geldik, işleme yapıyoruz. Haziranda ekiyoruz. Tabii işlerken toprak işlemesine çok dikkat ediyoruz. Sulama, gübreleme, ilaçlama, ot ayıklama, bunları yapa yapa 120 gün falan sürüyor. Şu an tahmini verim dönüme 10 ton. Geçen sene bir tık bundan düşüktü, 8 ton falandı. Bu seneki daha kaliteli. Susuzluk var bizde. Sondajlardan topluyoruz. Sular parmak kadar akıyor. Sıkıntımız o bizim. Su olmadığı için bu kadar ekebiliyoruz. Sondajlar var, köyün her tarafından toparlayıp buraya getiriyoruz. 10 tane göl var, 10 tane göle topluyoruz. Aktara aktara buraya geliyor. Susuzluk sene geçtikçe artıyor. Daha önce mesela başlayalı 10 sene olduysa 10 sene öncesi iki gölle iş görüyorduk, şimdi 10 göle çıkarttık ama o suyu yine bulamıyoruz. İlkbahar biraz birikim oluyor, 1 ay sonrası çok azalıyor" diye konuştu. "Kalitesi, albenisi, tadı bunlar çok farklı" Beypazarı havucunu diğer havuçlardan ayıran özelliklerine değinen Aydoğan, "Kalitesi, albenisi, tadı bunlar çok farklı. Bunun hazırlamasında, gübresinde, ilacında, su oranına yeterli derecede olacak şekilde ekilmesi gerekiyor. Su yetersiz geldiği zaman sen bunu zaten 10 alamazsın, 3 alırsın, 5 alırsın. O zaman da zarar edersin, kazanamazsın. Dikkat edilmesi gerekenler bunlar" şeklinde konuştu. Aydoğan, "Araç olarak 5-6 tane traktör var, tır var, iki tane kamyon var. İşçi olarak en az 10 kişi sabit burada var. Buranın yerli adamı. Artı 70-80 kişilik işçi geliyor ama 10 kişi buranın sabit, devamlı elemanı. Traktörü kullanıyor, kamyonu kullanıyor, sulamasına bakıyor" ifadelerini kullandı. "Burada günlük 60-70 ton havuç üretimi olur" Taşkıran Tarım firmasında havuçların yıkandığı tesiste çalışan Yahya Göktaş ise "Burada günlük 60-70 ton havuç üretimi olur. Tarladan gelir, burada yıkarız, İstanbul'a yollarız. Her tarafa yollarız. Burada 12 ay devamlı havuç var. Marul olur yazın, soğan, ıspanak. Şimdi kış mevsimi, havuç olur. Bu makine kalibre. İriyi, inceyi ayırır. Yukarıdaki havuza dökülüyor, havuzdan kazanlara geliyor ve oradan temiz suyla yıkanıyor, çamuru akıyor. Temizi bu yana geliyor. Sonra paketleniyor ve ihraç oluyor. Bunlar 25'er kilo, iri ve ince olarak ayrılıyor" dedi. Hasadın devam ettiği Beypazarı'nda üreticiler, hem iç piyasaya hem de dış pazara yıl boyunca kaliteli havuç tedarik etmeyi hedefliyor.

Şeker Dairesi Başkanı Sinan: Pancar Üretiminde Kısıtlama Gündemde Değil Haber

Şeker Dairesi Başkanı Sinan: Pancar Üretiminde Kısıtlama Gündemde Değil

Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanı Mümtaz Sinan, pancarda kuraklığa bağlı üretim kısıtlamasının olmayacağını belirterek, "Birkaç yıl içinde pancarla ilgili bir kısıtlama, üretiminin azaltılması gibi bir politika gündemimizde yok. İklime bağlı kısıtlamamın, pancar üretiminin azaltılması söz konusu değil." dedi. Sinan, katıldığı bir programda, şeker ithalatı yapılmadığını ve yurt içi ihtiyacın tamamının şeker pancarı üretimiyle karşılandığını kaydetti. Türkiye'nin yıllık 22,5 milyon tonla pancar üretiminde Avrupa'da dördüncü sırada olduğunu dile getiren Sinan, yıllık 3 milyon ton şeker üretildiğini ve bunun 2 milyon 700 bin tonunun iç piyasa kullanıldığını geriye kalan kısmının ihracatta değerlendirildiğini anlattı. Bu yıl iklim şartları nedeniyle üretimde bir miktar azalma beklendiğini vurgulayan Sinan, "Geçen yıldan 560 bin ton şekerimiz var. Bu stok ve gelecek üretimle önümüzdeki yıl piyasada arz sıkıntısı ya da bir dalgalanma beklemiyoruz" diye konuştu. Sinan, şeker pancarı üretiminin sözleşmeli yapıldığını belirterek, üretimde bütün ürün verilerinin dikkate alınarak hareket edildiğini aktardı. Tarımda suyun önemine işaret ederek "su olmazsa olmaz" diyen Sinan, "Şeker pancarı çok su isteyen bir ürün. Bu nedenle de münavebe yapılarak üretim yapılan ürün." ifadesini kullandı. Sinan, Tarım ve Orman Bakanlığınca başlatılan üretim planlaması içinde pancarın da ayrı ve önemli bir yer tuttuğuna dikkati çekerek, şunları söyledi: "Bu birinci öncelik olmakla birlikte suya ihtiyaç duyulmayan alanlarda üretim çalışması içindeyiz. Doğu bölgesindeki pancar üreticisine üretim yapabilmeli için ayrıcalıklı öneriler getiriliyor. Su birinci öncelik olmak üzere yeni alınan karar gereği 4 yılda bir münavebe yapılma planları var. Halihazırda 3 yılda bir münavebe yapılıyor. Su birinci derecede önemli olduğu için bu yapılıyor." Ülkenin farklı noktalarında üretimin yapılmasına ilişkin çalışmaların olduğunu belirten Sinan, "Birkaç yıl içinde pancarla ilgili bir kısıtlama, üretiminin azaltılması gibi bir politika gündemimizde yok. İç piyasadaki tüketimin tamamını iç üretimle karşılamak zorundayız. İklime bağlı kısıtlamamın, pancar üretiminin azaltılması söz konusu değil." dedi. Sinan, kamış üretiminin Türkiye'de denendiğini ancak verimli sonuç alınmadığı için yapılmadığını hatırlatarak, bundan sonra da yapılacağını sanmadığını sözlerine ekledi.

Amasya'da baraj ve göletlerdeki su yüzde 10'a kadar düştü Haber

Amasya'da baraj ve göletlerdeki su yüzde 10'a kadar düştü

Amasya'da bu kış beklenen yağışların azlığı kuraklık belirtilerini ortaya çıkardı. İldeki barajlar ve göletlerdeki su seviyeleri ortalama yüzde 10 oranına geriledi. Tarım alanlarının sulanmasında kullanılan Yedikır Baraj Gölü, su seviyesinin azalmasıyla üç parçaya bölündü. İlkbaharı hatırlatan günler yaşanıyor Sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği kentte, ilkbahar günleri yaşanıyor. Dağların tepelerindeki kardelen çiçekleri karsız açarken, çiftçiler umutlarını Şubat ve Mart aylarına taşıdı. "Baraj su seviyelerimiz ortalama yüzde 10-15 civarına geriledi" Amasya Ziraat Odası Başkanı Mustafa Cebeci, "Önceki senelerde bu dönemde barajların su seviyeleri ortalama yüzde 65-70 iken, şu an yüzde 10-15 seviyesine çekildi. Akdağ'da bu aylarda 2 metre kalınlığında kar olurdu. Şu anda kar yok" dedi. "Umutlarımız Şubat ayına" Bölgedeki çiftçilerin son 2 yıldır kuraklığın getirdiği zorluklarla mücadele ettiğini aktaran Mustafa Cebeci, "Şu ana kadar istediğimiz ölçüde yağış almadık. Bu yıl da kurak geçti. Umutlarımız Şubat ayında. Güncel hava raporlarını sürekli takip ediyoruz. Önümüzdeki hafta kar yağışının öngörüldüğünü görüyoruz. Ancak yeterli olacağını düşünmüyorum" diye ekledi. Cebeci, zor bir sene geçireceği öngörülen çiftçilere, bahar ayları için susuzluğa dayanıklı ürünler ekmelerini tavsiye etti.

Nilüfer Çayı’ndaki Kirlilik Halk Sağlığını Tehdit Ediyor Haber

Nilüfer Çayı’ndaki Kirlilik Halk Sağlığını Tehdit Ediyor

Marmara Denizi ve Nilüfer Çayı Arasındaki Bağlantı Nilüfer Çayı'nın, Bursa’nın yaz kış denize akan tek akarsuyu olduğunu vurgulayan Bursa Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Özge Sivrioğlu, çayın kirliliğinin Marmara Denizi'nde artan müsilaj sorununu beslediğini ifade etti. Çayın kirlenmesinin son 40 yıl içinde kontrolsüz sanayileşme, çarpık kentleşme ve yetersiz denetim nedeniyle hızlandığını belirten Sivrioğlu, “Bir zamanlar hayat dolu olan Nilüfer Çayı, şimdi adeta bir atık kanalına dönüşmüş durumda” dedi. Sanayileşme ve Yanlış Planlamalar Çayı Ölüme Terk Etti Sivrioğlu, endüstriyel ve evsel atıkların arıtılmadan dereye deşarj edilmesi, tarımda bilinçsiz uygulamalar ve iklim krizi gibi nedenlerin Nilüfer Çayı’nı yok olma noktasına getirdiğini söyledi. Çayın ekosisteminin tamamen bozulduğunu belirterek, “Bir zamanlar balıklar, su kuşları ve bitkilerle dolu olan Nilüfer Çayı, şimdi siyah renkli akıyor ve çevreye ağır kokular yayıyor” diye konuştu. Acil Eylem Planı Şart Sivrioğlu, Nilüfer Çayı’ndaki kirliliğin önlenmesi için bilim insanları, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerin işbirliğiyle kapsamlı bir Acil Eylem Planı hazırlanması gerektiğini vurguladı. Sanayi tesislerinin sıfır sıvı deşarjı gibi ileri teknoloji sistemlere geçmesinin, deşarj kısıtlamalarının artırılmasının ve bölge halkının çevre bilinciyle ilgili eğitilmesinin önemine dikkat çekti. Su Stresi ve Türkiye’nin Geleceği Türkiye'nin su zengini bir ülke olmadığına dikkat çeken Sivrioğlu, iklim krizinin etkisiyle su kaynaklarının daha da azalacağını belirtti. “Önlem alınmazsa, Türkiye 2030 yılında su fakiri ülkeler arasına girebilir. Nilüfer Çayı’nın mevcut durumu, bu krizin bir yansımasıdır” dedi. Sivrioğlu, Marmara Denizi ve Nilüfer Çayı'nın kirliliğiyle ilgili şeffaf çalışmaların yapılması gerektiğini ve suyun sürdürülebilir şekilde yönetilmesi için bölgesel politikaların oluşturulmasının önemini vurguladı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.