TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su

AGRONEWS - Su haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

99,8 milyon metreküp atık su bir yılda arıtıldı Haber

99,8 milyon metreküp atık su bir yılda arıtıldı

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 2025 yılı içerisinde Ilgın, Çumra, Doğanhisar, Derebucak ve Taşkent İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesislerinin tamamlanarak hizmete alındığını belirtti. KOSKİ’nin Konya genelinde 2018 yılından bu yana toplam 14 atık su arıtma tesisi inşa ettiğine vurgu yapan Başkan Altay, "Tamamlanan son yatırımlarla birlikte il genelindeki toplam atık su arıtma tesisi sayısı 49’a ulaştı. İleri biyolojik arıtma teknolojileriyle donatılan tesisler, atık suların çevreye zarar vermeden arıtılmasını sağlarken, suyun yeniden kullanımına da imkan tanıyor" dedi. Hayata geçirilen bu yatırımlarla hem çevreyi korumayı hem de su kaynaklarının verimli ve bilinçli kullanılmasını hedeflediklerini dile getiren Başkan Altay, Konya’nın geleceğine değer katmaya devam ettiklerini ifade ederek, "2025 yılı içerisinde Konya’daki atık su arıtma tesislerimizde toplam 99 milyon 839 bin 191 metreküp atık su arıtılarak yeniden kullanıma kazandırıldı. Ayrıca atık çamurlardan 4 milyon 476 bin 286 kilowatt saat elektrik enerjisi üretildi. Özellikle tarımsal sulama amaçlı değerlendirilebilen arıtılmış su, mevcut su rezervlerinin korunmasına önemli katkı sağlarken, kuraklık riskine karşı da sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. İhtiyaç duyulan bölgelerde çevre yatırımlarımıza devam edeceğiz" cümlelerine yer verdi. Konya genelinde hizmet veren 31 biyolojik ve 18 doğal olmak üzere toplam 49 atık su arıtma tesisi, günlük 328 bin 477 metreküp arıtım kapasitesiyle çevrenin korunmasına ve sürdürülebilir su yönetimine önemli katkı sağlıyor.

Beypazarı, Kışlık Havuç Hasadında Verim Yükseldi Haber

Beypazarı, Kışlık Havuç Hasadında Verim Yükseldi

Ankara'nın Beypazarı ilçesinde kışlık havuç hasadı başladı. Çiftçi Sezai Aydoğan, dönüm başına yaklaşık 10 ton ürün beklediklerini söyledi. Ankara'nın Beypazarı ilçesinde kışlık havuç hasadı başladı. Günün ilk ışıklarıyla çalışmaya başlayan işçiler, topraktan sökülen havuçları torbalara dolduruyor. Toplanan havuçlar daha sonra yıkama tesislerine götürülüyor. İlk olarak büyük havuzlarda kaba temizliği yapılan havuçlar, yıkama makinelerinden geçirilerek paketleme bölümüne aktarılıyor. İri, ince, kıtır ve kırık olmak üzere ayrılan ürünler, kullanım amacına göre farklı kasalarda sınıflandırılıyor. Üreticiler, hasat edilen havuçları talebe göre piyasaya sunmak üzere soğuk hava depolarında muhafaza ederken, Beypazarı havucu yıl boyunca Türkiye'nin dört bir yanındaki sofralara ulaştırılıyor. "Şu an tahmini verim dönüme 10 ton" Çalıştıkları arazinin 180 dönüm olduğunu belirten çiftçi Sezai Aydoğan, "Şu anda kazım zamanına geldik, işleme yapıyoruz. Haziranda ekiyoruz. Tabii işlerken toprak işlemesine çok dikkat ediyoruz. Sulama, gübreleme, ilaçlama, ot ayıklama, bunları yapa yapa 120 gün falan sürüyor. Şu an tahmini verim dönüme 10 ton. Geçen sene bir tık bundan düşüktü, 8 ton falandı. Bu seneki daha kaliteli. Susuzluk var bizde. Sondajlardan topluyoruz. Sular parmak kadar akıyor. Sıkıntımız o bizim. Su olmadığı için bu kadar ekebiliyoruz. Sondajlar var, köyün her tarafından toparlayıp buraya getiriyoruz. 10 tane göl var, 10 tane göle topluyoruz. Aktara aktara buraya geliyor. Susuzluk sene geçtikçe artıyor. Daha önce mesela başlayalı 10 sene olduysa 10 sene öncesi iki gölle iş görüyorduk, şimdi 10 göle çıkarttık ama o suyu yine bulamıyoruz. İlkbahar biraz birikim oluyor, 1 ay sonrası çok azalıyor" diye konuştu. "Kalitesi, albenisi, tadı bunlar çok farklı" Beypazarı havucunu diğer havuçlardan ayıran özelliklerine değinen Aydoğan, "Kalitesi, albenisi, tadı bunlar çok farklı. Bunun hazırlamasında, gübresinde, ilacında, su oranına yeterli derecede olacak şekilde ekilmesi gerekiyor. Su yetersiz geldiği zaman sen bunu zaten 10 alamazsın, 3 alırsın, 5 alırsın. O zaman da zarar edersin, kazanamazsın. Dikkat edilmesi gerekenler bunlar" şeklinde konuştu. Aydoğan, "Araç olarak 5-6 tane traktör var, tır var, iki tane kamyon var. İşçi olarak en az 10 kişi sabit burada var. Buranın yerli adamı. Artı 70-80 kişilik işçi geliyor ama 10 kişi buranın sabit, devamlı elemanı. Traktörü kullanıyor, kamyonu kullanıyor, sulamasına bakıyor" ifadelerini kullandı. "Burada günlük 60-70 ton havuç üretimi olur" Taşkıran Tarım firmasında havuçların yıkandığı tesiste çalışan Yahya Göktaş ise "Burada günlük 60-70 ton havuç üretimi olur. Tarladan gelir, burada yıkarız, İstanbul'a yollarız. Her tarafa yollarız. Burada 12 ay devamlı havuç var. Marul olur yazın, soğan, ıspanak. Şimdi kış mevsimi, havuç olur. Bu makine kalibre. İriyi, inceyi ayırır. Yukarıdaki havuza dökülüyor, havuzdan kazanlara geliyor ve oradan temiz suyla yıkanıyor, çamuru akıyor. Temizi bu yana geliyor. Sonra paketleniyor ve ihraç oluyor. Bunlar 25'er kilo, iri ve ince olarak ayrılıyor" dedi. Hasadın devam ettiği Beypazarı'nda üreticiler, hem iç piyasaya hem de dış pazara yıl boyunca kaliteli havuç tedarik etmeyi hedefliyor.

Şeker Dairesi Başkanı Sinan: Pancar Üretiminde Kısıtlama Gündemde Değil Haber

Şeker Dairesi Başkanı Sinan: Pancar Üretiminde Kısıtlama Gündemde Değil

Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanı Mümtaz Sinan, pancarda kuraklığa bağlı üretim kısıtlamasının olmayacağını belirterek, "Birkaç yıl içinde pancarla ilgili bir kısıtlama, üretiminin azaltılması gibi bir politika gündemimizde yok. İklime bağlı kısıtlamamın, pancar üretiminin azaltılması söz konusu değil." dedi. Sinan, katıldığı bir programda, şeker ithalatı yapılmadığını ve yurt içi ihtiyacın tamamının şeker pancarı üretimiyle karşılandığını kaydetti. Türkiye'nin yıllık 22,5 milyon tonla pancar üretiminde Avrupa'da dördüncü sırada olduğunu dile getiren Sinan, yıllık 3 milyon ton şeker üretildiğini ve bunun 2 milyon 700 bin tonunun iç piyasa kullanıldığını geriye kalan kısmının ihracatta değerlendirildiğini anlattı. Bu yıl iklim şartları nedeniyle üretimde bir miktar azalma beklendiğini vurgulayan Sinan, "Geçen yıldan 560 bin ton şekerimiz var. Bu stok ve gelecek üretimle önümüzdeki yıl piyasada arz sıkıntısı ya da bir dalgalanma beklemiyoruz" diye konuştu. Sinan, şeker pancarı üretiminin sözleşmeli yapıldığını belirterek, üretimde bütün ürün verilerinin dikkate alınarak hareket edildiğini aktardı. Tarımda suyun önemine işaret ederek "su olmazsa olmaz" diyen Sinan, "Şeker pancarı çok su isteyen bir ürün. Bu nedenle de münavebe yapılarak üretim yapılan ürün." ifadesini kullandı. Sinan, Tarım ve Orman Bakanlığınca başlatılan üretim planlaması içinde pancarın da ayrı ve önemli bir yer tuttuğuna dikkati çekerek, şunları söyledi: "Bu birinci öncelik olmakla birlikte suya ihtiyaç duyulmayan alanlarda üretim çalışması içindeyiz. Doğu bölgesindeki pancar üreticisine üretim yapabilmeli için ayrıcalıklı öneriler getiriliyor. Su birinci öncelik olmak üzere yeni alınan karar gereği 4 yılda bir münavebe yapılma planları var. Halihazırda 3 yılda bir münavebe yapılıyor. Su birinci derecede önemli olduğu için bu yapılıyor." Ülkenin farklı noktalarında üretimin yapılmasına ilişkin çalışmaların olduğunu belirten Sinan, "Birkaç yıl içinde pancarla ilgili bir kısıtlama, üretiminin azaltılması gibi bir politika gündemimizde yok. İç piyasadaki tüketimin tamamını iç üretimle karşılamak zorundayız. İklime bağlı kısıtlamamın, pancar üretiminin azaltılması söz konusu değil." dedi. Sinan, kamış üretiminin Türkiye'de denendiğini ancak verimli sonuç alınmadığı için yapılmadığını hatırlatarak, bundan sonra da yapılacağını sanmadığını sözlerine ekledi.

Amasya'da baraj ve göletlerdeki su yüzde 10'a kadar düştü Haber

Amasya'da baraj ve göletlerdeki su yüzde 10'a kadar düştü

Amasya'da bu kış beklenen yağışların azlığı kuraklık belirtilerini ortaya çıkardı. İldeki barajlar ve göletlerdeki su seviyeleri ortalama yüzde 10 oranına geriledi. Tarım alanlarının sulanmasında kullanılan Yedikır Baraj Gölü, su seviyesinin azalmasıyla üç parçaya bölündü. İlkbaharı hatırlatan günler yaşanıyor Sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği kentte, ilkbahar günleri yaşanıyor. Dağların tepelerindeki kardelen çiçekleri karsız açarken, çiftçiler umutlarını Şubat ve Mart aylarına taşıdı. "Baraj su seviyelerimiz ortalama yüzde 10-15 civarına geriledi" Amasya Ziraat Odası Başkanı Mustafa Cebeci, "Önceki senelerde bu dönemde barajların su seviyeleri ortalama yüzde 65-70 iken, şu an yüzde 10-15 seviyesine çekildi. Akdağ'da bu aylarda 2 metre kalınlığında kar olurdu. Şu anda kar yok" dedi. "Umutlarımız Şubat ayına" Bölgedeki çiftçilerin son 2 yıldır kuraklığın getirdiği zorluklarla mücadele ettiğini aktaran Mustafa Cebeci, "Şu ana kadar istediğimiz ölçüde yağış almadık. Bu yıl da kurak geçti. Umutlarımız Şubat ayında. Güncel hava raporlarını sürekli takip ediyoruz. Önümüzdeki hafta kar yağışının öngörüldüğünü görüyoruz. Ancak yeterli olacağını düşünmüyorum" diye ekledi. Cebeci, zor bir sene geçireceği öngörülen çiftçilere, bahar ayları için susuzluğa dayanıklı ürünler ekmelerini tavsiye etti.

Nilüfer Çayı’ndaki Kirlilik Halk Sağlığını Tehdit Ediyor Haber

Nilüfer Çayı’ndaki Kirlilik Halk Sağlığını Tehdit Ediyor

Marmara Denizi ve Nilüfer Çayı Arasındaki Bağlantı Nilüfer Çayı'nın, Bursa’nın yaz kış denize akan tek akarsuyu olduğunu vurgulayan Bursa Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Özge Sivrioğlu, çayın kirliliğinin Marmara Denizi'nde artan müsilaj sorununu beslediğini ifade etti. Çayın kirlenmesinin son 40 yıl içinde kontrolsüz sanayileşme, çarpık kentleşme ve yetersiz denetim nedeniyle hızlandığını belirten Sivrioğlu, “Bir zamanlar hayat dolu olan Nilüfer Çayı, şimdi adeta bir atık kanalına dönüşmüş durumda” dedi. Sanayileşme ve Yanlış Planlamalar Çayı Ölüme Terk Etti Sivrioğlu, endüstriyel ve evsel atıkların arıtılmadan dereye deşarj edilmesi, tarımda bilinçsiz uygulamalar ve iklim krizi gibi nedenlerin Nilüfer Çayı’nı yok olma noktasına getirdiğini söyledi. Çayın ekosisteminin tamamen bozulduğunu belirterek, “Bir zamanlar balıklar, su kuşları ve bitkilerle dolu olan Nilüfer Çayı, şimdi siyah renkli akıyor ve çevreye ağır kokular yayıyor” diye konuştu. Acil Eylem Planı Şart Sivrioğlu, Nilüfer Çayı’ndaki kirliliğin önlenmesi için bilim insanları, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerin işbirliğiyle kapsamlı bir Acil Eylem Planı hazırlanması gerektiğini vurguladı. Sanayi tesislerinin sıfır sıvı deşarjı gibi ileri teknoloji sistemlere geçmesinin, deşarj kısıtlamalarının artırılmasının ve bölge halkının çevre bilinciyle ilgili eğitilmesinin önemine dikkat çekti. Su Stresi ve Türkiye’nin Geleceği Türkiye'nin su zengini bir ülke olmadığına dikkat çeken Sivrioğlu, iklim krizinin etkisiyle su kaynaklarının daha da azalacağını belirtti. “Önlem alınmazsa, Türkiye 2030 yılında su fakiri ülkeler arasına girebilir. Nilüfer Çayı’nın mevcut durumu, bu krizin bir yansımasıdır” dedi. Sivrioğlu, Marmara Denizi ve Nilüfer Çayı'nın kirliliğiyle ilgili şeffaf çalışmaların yapılması gerektiğini ve suyun sürdürülebilir şekilde yönetilmesi için bölgesel politikaların oluşturulmasının önemini vurguladı.

Ağrı’ya 11 Milyar TL’lik Su ve Tarım Yatırımı Haber

Ağrı’ya 11 Milyar TL’lik Su ve Tarım Yatırımı

Ağrı’da Tarımsal Kalkınma İçin Büyük Hamle Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), Ağrı’da tarım arazilerinin sulanması, taşkın risklerinin azaltılması ve enerji üretimi için yatırımlarını hızlandırdı. Genel Müdür Balta, 22 yılda yapılan 61 tesisle bölgeye 11,9 milyar TL’lik yatırım yapıldığını duyurdu. Sulama ve Depolama Tesisleriyle Verimlilik Artıyor Ağrı’da su kaynaklarının etkin kullanımı için 223 bin 580 dekar tarım arazisi sulamaya açıldı. Ayrıca, iki baraj ile 205,48 milyon metreküp su depolama kapasitesine ulaşıldı. İnşaatı devam eden bir barajla 3 bin 340 dekar tarım arazisinin daha suya kavuşması hedefleniyor. Taşkın Kontrol Projeleri ve Arazi Toplulaştırma Taşkın riskini azaltmak için son 22 yılda 54 taşkın koruma tesisi tamamlandı, 50 yerleşim birimi ve 37 bin 310 dekar arazi taşkınlardan korundu. Arazi toplulaştırma projeleriyle 475 bin 670 dekar alanın tescili yapıldı ve sahada 472,6 kilometre yol inşa edildi. Hidroelektrik Enerji ile Güç Üretimi Ağrı’da bir hidroelektrik santraliyle yıllık 14,3 milyon kWh enerji üretimi sağlandı. Planlama aşamasındaki yeni HES projeleriyle enerji üretiminin artırılması hedefleniyor. Suyun Stratejik Önemi DSİ’nin modern sulama tekniklerini ve yapay zeka destekli otomasyon sistemlerini devreye aldığını belirten Balta, “Suyumuzdan aldığımız güçle enerjiye, toprağımıza berekete dönüştürüyoruz. Her damlanın stratejik bir öneme sahip olduğu bu süreçte çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi. Ağrı’nın su ve tarım potansiyelini en üst düzeye çıkarmayı hedefleyen yatırımlar, bölge çiftçilerinin memnuniyetini artırırken, Türkiye’nin tarım sektöründeki güçlü konumunu da pekiştiriyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.