TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Kaynakları

AGRONEWS - Su Kaynakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kaynakları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Growtech Antalya, 135 Ülkeden 40 Bini Aşkın Ziyaretçi Ağırladı Haber

Growtech Antalya, 135 Ülkeden 40 Bini Aşkın Ziyaretçi Ağırladı

Dünyanın en büyük örtü altı tarım fuarı Growtech Antalya 4 gün boyunca 135 ülkeden 40 bini aşkın ziyaretçi ağırladı; dünyanın farklı coğrafyalarından bu organizasyona katılan 725 firma önemli iş bağlantıları gerçekleştirerek yüksek satışlara imza attı. Bu yıl 24'üncüsü düzenlenen ve 65 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen Growtech Antalya'nın yüzde 20'si yabancı olmak üzere; 40 bini aşkın ziyaretçiye ev sahipliği yaptığını dile getiren Fuar Direktörü Engin Er, fuara yurt dışı ilgisinin de rekor seviyeye ulaştığını söyledi. Tarım sektöründe verimlilik konusunda atılması gereken adımlar olduğunu belirten Er, "Dünya var oldukça üretmek, tüketmek ve yemek zorundayız. Ama bunu da en verimli şekilde yapmak zorundayız. Türkiye, bitkisel üretimde dünyada 7., Avrupa'da ise ilk sırada. Bu oldukça büyük ve önemli bir rakam. Ama günümüz şartlarında bitkisel verimliliği artırmak gerekiyor. Küresel iklim krizi nedeniyle su kaynakları giderek azalıyor. Ayrıca miras gibi nedenlerle tarlalar küçülüyor ve imara açılıyor. Aynı alanda daha verimli üretebilmek için de çiftçilerin bu tür fuarlara gelerek yenilikleri görmesi ve incelemesi gerekli. Çünkü çiftçi aslında görerek ikna oluyor. Birçok firma yeni ürünlerinin lansmanını yapmak ve 2026 yılı için yeni siparişler ve bağlantılar sağlamak için bu fuarı bekliyor. Growtech Antalya 4 gün boyunca 135 ülkeden 40 bini aşkın ziyaretçi ağırladı sadece ürün tanıtımı için değil, yeni işbirliklerinin geliştirilmesi, ülkelerin kendini tanıtması ve global ölçekte tarımsal bilgi ve yeniliklerin paylaşılması için de büyük imkanlar sunuyor" diye konuştu. Türk tarımı üretimde devler liginde Türkiye'nin tarım ticaretinde önemine dikkat çeken Fuar Direktörü Engin Er, sözlerine şöyle devam etti: "Özellikle sebze meyve tohumculuğu konusunda önde gelen ülkeler arasındayız. Türkiye önemli ticari bir bağlantı noktası haline geldi. Çin ve Hindistan başta olmak üzere; tüm katılımcı ülkeler yalnızca Türk firmalarıyla değil farklı ülkelerle de iş geliştirme ve anlaşmalar sağlamak için Growtech Antalya'yı tercih ediyor. Bu yıl da dünya tarım sektörü Antalya'da buluştu, fuara 135 ülkeden ziyaretçi geldi. Bu onlar için de bulunmaz fırsatlar sunuyor. Burası sadece stantlardan oluşan bir fuar değil, tüm sektör paydaşlarının buluşma noktası. Hem katılımcılar, hem ziyaretçiler yıl boyunca bu buluşmayı beklediklerini söylüyorlar. 24'üncüsü düzenlenen Growtech Antalya'yı en yüksek katılım, en yüksek ziyaretçi sayısı ve en geniş fuar alanıyla gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadık. Önümüzdeki yıl da yine rekorlarla dolu bir fuar için şimdiden hazırlıklara başladık."

Giresunlu Baba Oğul, Sudan Elektrik Üreterek Köylere Enerji Sağlıyor Haber

Giresunlu Baba Oğul, Sudan Elektrik Üreterek Köylere Enerji Sağlıyor

Kendi elektriğini kendi üretme düşüncesi ile başlayan arayış, Karadeniz’in derelerinden doğan bir enerji hikayesine dönüştü. Topraksız tarım için çözüm ararken mikro HES sistemini keşfeden Ahmet Ayvaz, şimdi oğlu coğrafya öğretmeni Ömer Şamil Ayvaz’la birlikte sudan elektrik tribünü üreterek Türkiye’ye pazarlıyor. Giresunlu Ahmet Ayvaz, topraksız tarım çalışmaları sırasında artan elektrik giderlerini karşılamak amacıyla yaptığı araştırmalar sonucu kendi mikro HES (hidroelektrik santrali) sistemini kurdu. Amatör denemelerle başladığı bu süreç, kısa sürede çevre köylerin de ilgisini çeken bir enerji üretim projesine dönüştü. Ayvaz, 2012 yılında topraksız tarım üzerine çalışırken elektrik faturalarının yüksek gelmesiyle çözüm arayışına girdiğini belirterek, "Amatör de olsa mikro HES konusunda araştırmaya başladım. Küçük çaplı denemeler yaptım ve verimliliğini görünce çalışmaları ilerlettim. 2022’den itibaren de bu işi oğlum devraldı. Karadeniz bu konuda çok zengin, çünkü su kaynakları ve eğimli araziler çok. Akü depolama sistemiyle dört evin elektrik ihtiyacını karşılayabiliyoruz" dedi. Öğretmenlik yerine, sudan enerji üretiyor Ayvaz’ın başlattığı bu girişim, oğlu Ömer Şamil Ayvaz’ın üniversite eğitimiyle birleşince profesyonel bir üretim alanına dönüştü. Coğrafya öğretmenliği bölümünden mezun olan Ömer Şamil Ayvaz, babasının başlattığı mikro HES projesini coğrafya bilgileriyle geliştirerek Türkiye’nin dört bir yanına türbin üretimi ve satışı yapmaya başladı. Ömer Şamil Ayvaz, öğretmenlik mesleği yerine üretim yapmayı tercih ettiğini belirterek, "Üniversiteden sonra iş belirli bir noktaya gelmişti. Talebe yetişemediğimizi fark edince tamamen bu işe yöneldim. Derelerden boşalan suyu borular aracılığıyla türbine getiriyoruz ve elektriğe çeviriyoruz. Bu sistemle bir evin tüm elektrik ihtiyacı akü destekli olarak rahatlıkla karşılanabiliyor. Bazı müşterilerimiz akü depolamalı sistemlerle elektrikli araç bile şarj edebiliyor" ifadelerini kullandı. Eski su değirmenleri elektrik üretecek Ayvaz, ayrıca kullanılmayan eski su değirmenlerinin de elektrik üretimi için dönüştürülebileceğini vurgulayarak, "Eskiden un öğütmek için kullanılan bu değirmenler şimdi elektriğe çevrilebilir. Bu konuda Ar-Ge çalışmalarımız sürüyor. Hem enerji üretimi hem de bölgesel kalkınma açısından büyük bir potansiyel var" şeklinde konuştu. Köy evinde faturasız elektrik dönemi Mikro HES sistemini kullanan vatandaşlardan Emin Öztürk ise köy dışında bulunan mera evine elektrik hattı çekilemeyince çözümü bu projede bulduğunu ifade eden Öztürk, "Şimdi fatura derdi olmadan, kendi elektriğimi üreterek evimin tüm ihtiyaçlarını karşılıyorum. Evin etrafını ışıklandırıp gece gündüz yakınca bana "Fatura derdin yok, yakarsın tabi" diye takılanlar dahi oluyor. Birçoklarına örnek oldu gelip görenler oluyor. Bazen köyün elektriği kesiliyor ama benim elektriğim yanmaya devam ediyor" diye konuştu.

Gölbaşı Göleti Beş Ayda Kurudu, Çiftçi Krizle Karşı Karşıya Haber

Gölbaşı Göleti Beş Ayda Kurudu, Çiftçi Krizle Karşı Karşıya

Bursa'nın Kestel ilçesindeki Gölbaşı Göleti, sadece 5 ay içinde tamamen kuruyarak tarım alanlarında büyük bir krize yol açtı. Göletin önceki doluluk haliyle bugünkü çatlamış zemini arasındaki fark, bölge halkını ve çiftçileri derinden sarstı. Bursa'nın Kestel ilçesinde tarım sulamasında hayati öneme sahip olan Gölbaşı göleti, son beş ayda yaşanan aşırı kuraklık nedeniyle tamamen kurudu. 1938 yılından bu yana Bursa Ovası'ndaki birinci sınıf tarım arazilerine su sağlayan gölet, bugün çatlamış zeminiyle adeta bir kuraklık sembolüne dönüştü. Göletin gövde hacmi 320 bin metreküp olup, yaklaşık 2 bin 100 hektarlık alanın sulamasında kullanılıyordu. Deveci ve Santa Maria armudu, Bursa şeftalisi ve Bursa siyah inciri gibi coğrafi işaretli ürünlerin yetiştirildiği bu verimli topraklar, su kaynağının yok olmasıyla büyük bir tehdit altında kaldı. Görüntüler şoke etti Beş ay önce çekilen görüntülerde suyla dolu olduğu görülen göletin bugünkü hali, bölge halkını derinden sarstı. Göletin yüzeyinde derin çatlaklar oluştu; su seviyesi neredeyse sıfıra indi. Çiftçiler, tarlalarını sulayamadıkları için ürün kayıplarıyla karşı karşıya kaldı. Bazı üreticiler, alternatif su kaynakları arayışına girerken, bir kısmı üretimi durdurmak zorunda kaldı. Bölgedeki çiftçiler, tarım politikalarının acilen ele alınıp altyapı yatırımlarının biran önce yapılarak yetkililerden acil önlem alınmasını talep etti. Meteoroloji verilerine göre, bölgede son yıllarda yağış miktarında ciddi azalma yaşanıyor. Uzmanlar, bu tür kuraklıkların daha sık yaşanabileceğini ve su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde yönetilmesinin artık bir zorunluluk olduğunu belirtti.

Türkiye Tarımsal Verimlilikte Öne Çıkıyor Haber

Türkiye Tarımsal Verimlilikte Öne Çıkıyor

SAMSUN (İHA) - Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu, Samsun’da düzenlenen "Çeltikte Sözleşmeli Üretim Sektör Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin tarımsal alan sıralamasında 31. olmasına rağmen tarımsal hasıla bakımından 9. sırada yer aldığını vurguladı. Emiralioğlu, "Biz tarımsal verimlilik anlamında ülkemiz topraklarını dünya ölçeğinde iyi kullanan bir ülkeyiz. Bu bizim çiftçi ve üreticimizin başarısı. Toplam tarım alanına göre arazilerimizden aldığımız verim dünya ortalamasının üzerinde" dedi. Çeltik tarımının önemine değinen Emiralioğlu, son 20 yılda üretimde yüzde 180’in üzerinde artış sağlanmasına rağmen hâlâ yeterli seviyeye ulaşılamadığını belirtti. Üretimi artırmak için teşvikler, destekler ve sözleşmeli üretim modelleri üzerinde çalıştıklarını ifade etti. Dünya nüfusunun hızla arttığını, küresel iklim krizinin tarımı olumsuz etkilediğini ve doğal afetlerin zararlarının yüzde 50’sinin tarım sektöründe gerçekleştiğini dile getiren Emiralioğlu, "2050’de dünya nüfusunun 10 milyara, ülkemiz nüfusunun 105 milyona çıkması bekleniyor. Bu, gıda talebine dayalı üretim artışı demek oluyor. Bu da üretimi artırmak için daha fazla su kullanmamız anlamına geliyor. Daha çok üretip, daha çok su kullanmamız gerekiyor. Gelişen nüfus artışı ve gıda talebine karşı insanlar kendi ülkelerinin gıda arzını karşılamaya yönelik bir takım makro tedbirler alıyor. Biz de öncelikle ülkemizin kendi kendine yeterlilik anlamında öncelikle kendimizin temel gıda ihtiyaçlarının karşılanması ve ihracat sürecimizi geliştirmek için birtakım üretim tedbirleri almak zorundayız" diye konuştu. Toplantıda ayrıca Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Sağlam, çeltik tarımında yeni üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması için yapılan çalışmaları ve Bakanlık destekli çeltik tohumu dağıtımı sürecini anlattı. Projeler kapsamında basınçlı sulama sistemleriyle üreticilere destek sağlanarak çeltik tarımı yapılan alanların artırılması hedefleniyor. Etkinlik, üreticilerin sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.

Nilüfer Çayı’ndaki Kirlilik Halk Sağlığını Tehdit Ediyor Haber

Nilüfer Çayı’ndaki Kirlilik Halk Sağlığını Tehdit Ediyor

Marmara Denizi ve Nilüfer Çayı Arasındaki Bağlantı Nilüfer Çayı'nın, Bursa’nın yaz kış denize akan tek akarsuyu olduğunu vurgulayan Bursa Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Özge Sivrioğlu, çayın kirliliğinin Marmara Denizi'nde artan müsilaj sorununu beslediğini ifade etti. Çayın kirlenmesinin son 40 yıl içinde kontrolsüz sanayileşme, çarpık kentleşme ve yetersiz denetim nedeniyle hızlandığını belirten Sivrioğlu, “Bir zamanlar hayat dolu olan Nilüfer Çayı, şimdi adeta bir atık kanalına dönüşmüş durumda” dedi. Sanayileşme ve Yanlış Planlamalar Çayı Ölüme Terk Etti Sivrioğlu, endüstriyel ve evsel atıkların arıtılmadan dereye deşarj edilmesi, tarımda bilinçsiz uygulamalar ve iklim krizi gibi nedenlerin Nilüfer Çayı’nı yok olma noktasına getirdiğini söyledi. Çayın ekosisteminin tamamen bozulduğunu belirterek, “Bir zamanlar balıklar, su kuşları ve bitkilerle dolu olan Nilüfer Çayı, şimdi siyah renkli akıyor ve çevreye ağır kokular yayıyor” diye konuştu. Acil Eylem Planı Şart Sivrioğlu, Nilüfer Çayı’ndaki kirliliğin önlenmesi için bilim insanları, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerin işbirliğiyle kapsamlı bir Acil Eylem Planı hazırlanması gerektiğini vurguladı. Sanayi tesislerinin sıfır sıvı deşarjı gibi ileri teknoloji sistemlere geçmesinin, deşarj kısıtlamalarının artırılmasının ve bölge halkının çevre bilinciyle ilgili eğitilmesinin önemine dikkat çekti. Su Stresi ve Türkiye’nin Geleceği Türkiye'nin su zengini bir ülke olmadığına dikkat çeken Sivrioğlu, iklim krizinin etkisiyle su kaynaklarının daha da azalacağını belirtti. “Önlem alınmazsa, Türkiye 2030 yılında su fakiri ülkeler arasına girebilir. Nilüfer Çayı’nın mevcut durumu, bu krizin bir yansımasıdır” dedi. Sivrioğlu, Marmara Denizi ve Nilüfer Çayı'nın kirliliğiyle ilgili şeffaf çalışmaların yapılması gerektiğini ve suyun sürdürülebilir şekilde yönetilmesi için bölgesel politikaların oluşturulmasının önemini vurguladı.

Çanakkale Barajlarında Su Seviyesi Yükseliyor Haber

Çanakkale Barajlarında Su Seviyesi Yükseliyor

Bayramiç ve Atikhisar Barajları Doluluk Oranlarını Arttırdı Çanakkale'nin su kaynaklarıyla ünlü Kaz Dağları'ndan beslenen Bayramiç Barajı, son yağışlarla birlikte ciddi bir toparlanma yaşadı. Kuraklık nedeniyle doluluk oranı yüzde 8'e kadar düşen baraj, şu anda yüzde 36 seviyesine ulaştı. 96 milyon 500 bin metreküp su kapasitesine sahip olan Bayramiç Barajı, şu an 35 milyon 64 bin metreküp su tutuyor. Kent merkezinin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayan Atikhisar Barajı da doluluk oranını yüzde 69’a çıkardı. 54 milyon 115 bin metreküp kapasitesi bulunan barajda, 37 milyon 576 bin metreküp su birikti. Çiftçilerin Umudu Artıyor Çanakkale Ziraat Odası Başkanı Ufuk Ünver, son yağışların çiftçileri sevindirdiğini belirterek, "2025 yılına iyi bir başlangıç yaptık. Çiftçilerimizin ektiği tohumlar yağış sayesinde güzel sonuçlar verdi. Barajlarımızdaki doluluk oranları da hızlı bir şekilde artıyor. Atikhisar Barajı’nın doluluk oranı neredeyse üçte ikisini geçti, bu durum hem içme suyu hem de tarımsal sulama açısından rahatlama sağladı" dedi. Biga Barajlarında Endişe Devam Ediyor Biga bölgesindeki Bakacak ve Bayramdere Barajları’nda doluluk oranlarının yüzde 12-20 seviyelerinde kalması endişe yaratıyor. Ünver, "Biga’da tarımsal faaliyetler için yağışların artmasını bekliyoruz. Bayramiç Barajı gibi diğer barajlarımızda da toparlanma var, ancak Biga’daki durum bizi düşündürüyor" ifadelerini kullandı. Kaz Dağları Kar Suları Barajlara Can Veriyor Kaz Dağları’na düşen yoğun kar yağışı, özellikle Bayramiç Barajı için büyük bir su kaynağı sağladı. Karların erimesiyle baraja hızlı bir şekilde su girişi oldu. Ünver, "Kaz Dağları'ndan gelen bu kar suları, hem tarımsal faaliyetleri hem de üç ilçemizi olumlu yönde etkiliyor. Önümüzdeki aylarda daha fazla yağış almayı umuyoruz" dedi. Çanakkale'deki barajlar, ocak, şubat ve mart aylarında beklenen kış yağışlarıyla daha da dolabilir. Ancak özellikle Biga bölgesindeki barajlar için ek yağışlar büyük önem taşıyor.

Haber

"Tarım Arazileri Betonlaşmaya Kurban Gitmeden Korunmalı"

Gıda Güvencesi İçin Sabit Tarım Politikası Şart 16 Ekim Dünya Gıda Günü'nde yayımladığı mesajda Uluçam, bu yılın temasının "Daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için gıda hakkı" olduğunu hatırlatarak, gıdanın yaşamın temeli olduğunu vurguladı. Uluçam, hızlı nüfus artışı, kentleşme ve iklim değişikliği gibi faktörlerin gıda güvenliğini tehdit ettiğini, bu nedenle yerel üretimin korunarak tüketicilere uygun fiyatlı gıdaların sunulabileceği bir tarım politikasının şart olduğunu dile getirdi. Azalan Su Kaynakları ve Gıda Güvencesi Erkut Uluçam, tarımsal üretime artan talebe karşı azalan su kaynaklarının gıda güvencesi için büyük bir risk faktörü oluşturduğunu belirtti. Uluçam, "Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü'nün (IFPRI) araştırmasına göre, iklim krizi nedeniyle dünya genelinde kişi başı gıda tüketimi yüzde 4.6 oranında azalabilir," dedi. Bu durum, gelecekte daha az gıda arzıyla daha fazla insanı beslemek zorunda kalınacağı anlamına geliyor. Tarım Arazilerinin Betonlaşmadan Korunması Gerekiyor Tarım topraklarının korunması gerektiğine dikkat çeken Uluçam, "Ülkemiz beton yığınına dönmeden tarım arazilerimizin korunabileceği yasal bir düzenlemenin en kısa zamanda ortaya konulması gerektiğini" belirtti. Ayrıca, gıda güvencesini sağlamak için iklim krizi ve çölleşme gibi tehditlerle mücadeleye yönelik acil çözümler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Kaynak: Yeni Düzen

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.